T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/383
KARAR NO : 2025/255
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 01/06/2022
KARAR TARİHİ : 20/03/2025
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ---- Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ----- babaları,---- eşi ve diğer davacıların kardeşleri olan müteveffa ----, bir yakınlarının defnedilmesi için ---- Belediyesi tarafından tutulan otobüs ve Belediyece tayin edilen söforler ile ölen kimsenin akraba ve yakınları ile beraber-----Köyüne gitmek üzere yola çıktığını, defin işlemlerinin ardından aynı gün ----- gelmek üzere tekrar yola çıkıldığını ancak otobüsün yola çıkışından yaklaşık 20 -25 dakika sonra, kazada asli kusurlu tayin edilen davalı şoförün tedbirsiz ve dikkatsiz hareketleri nedeni ile 7 kişinin feci şekilde ölümü ve 30 kişinin de yaralanmasına sebep olan kaza meydana geldiğini, yaşanan bu talihsiz kazaya ilişkin ---- Savcılığının -----Soruşturma sayılı dosya ----- Soruşturma numarasına kaydedildiğini ve yapılan inceleme neticesinde şüpheliler hakkında cezalandırılmalarına karar verilmek üzere iddianame düzenlendiğini ve dosya yargılamanın başlatılması için---- Agır Ceza Mahkemesine gönderildiğini, dava konusu kazaya ilişkin yargılama ---- Ağır Ceza Mahkemesi'nin ---- esas numaralı dosya ile hala devam ettiğini, işbu kazada araç sahibi sıfatına haiz olan -----, aracı, 01.06.2018-31.12.2019 tarihleri arasında uzun süreli kira sözleşmesi ile ---- devrettiğini ve ----- ----- Belediyesine aracı uzun süreli kira sözleşmesi ile kiralamış olduğundan; huzurdaki dava kaza sırasında araç işleten sıfatına haiz olan ----- Belediyesine ve Belediyenin ----- bağlı olarak çalışan ve belediye tarafından görevlendirilen, kazaya da asli kusurlu hareketleri ile sebep olan Şoför ---- aracın sigortalandığı -----. şirketine de poliçede taahhüt ettikleri limitlerle sınırlı sorumlu olmak üzere açıldığını, kazaya sebebiyet veren araç, ---- Belediyesi tarafından tahsis edilmiş olup, araç sahibi ---- olduğunu, ancak ----- ve diğer davalıların sundukları evraklarda, söz konusu aracın ---- tarafından ----- Şirketine uzun süreli kira sözleşmesi ile kiralandığı ve ----- Şirketinin ise kaza tarihini kapsayan dönemde ----- Belediyesine uzun süreli araç kiralama sözleşmesi ile kiraladığı anlaşıldığından kaza sırasında aracı işleten ----- belediyesine huzurdaki dava yöneltildiğini, kazaya karışan araç ------ Belediyesi kazazedelerin taziyeye gidip gelmeleri için bu aracı tahsis edildiğini, bu nedenle üçüncü kişilere verilen zararlardan davalı belediyenin sorumluluğu bulunduğunu, 03.05.2019 tarihinde meydana gelen ölümlü trafik kazasında, henüz 55 yaşında iken yaşamını yitiren ----- veraset ilamına göre; kendisinin 03.05.1964 doğumlu olduğu, geride mirasçı olarak 20.03.1965 doğumlu eş ----- 25.02.1992 doğumlu oğlu -----, 01.04.1994 doğumlu oğlu -----, 10.05.1995 doğumlu oğlu ------ mirasçı olarak tayin edildiğini, davacının müteveffanın mirasçıları ve kardeşleri adına açılmış olup, davacı oğullar ve davacı kardeşler için sadece manevi tazminat talebi ile açıldığını, maddi zararlarının tam olarak hesaplanması mümkün olmadığından sadece maddi tazminat bakımından 6100 sayılı yeni Hukuk Yargılama Yasası’nın 107.maddesine göre “belirsiz alacak davası” olarak açıldığını, HMK 107 Maddesi uyarınca, fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak şartıyla, şimdilik; 25.000,00 TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketi bakımından-----numaralı kasko ve diğer poliçelerdeki limitler ile sınırlı olmak kaydıyla kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsil edilerek müvekkillerime ödenmesine karar verilmesini, müteveffanın ölümü ilen sonuçlanan trafik kazası nedeni ile geride kalan tüm davacıların uğradığı manevi zararlar;Eş; ---- adına; 150.000TL, oğlu; -----adına;100.00,00TL, oğlu ----- adına; 100.000TL, oğlu ---- adına 100.000TL kardeşi ---- adına 75.000TL ve diğer kardeşi ------ adına; 75.000TL olmak üzere 600.000,00 TL manevi tazminat bedelinin davalı sigorta şirketi bakımından -----numaralı kasko ve diğer poliçelerdeki limitler ile sınırlı olmak kaydıyla kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tazminine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin tüm davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP:
Davalı -----vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı şirkete davadan önce yapılan başvuru üzerine Şirketimiz nezdinde ---- numaralı hasar dosyası açıldığını ve tazminat hesabı için aktüer raporu hazırlandığını, dava konusu kazada TRH-2010 yaşam tablosuna göre hesaplama yapılarak müteveffa için toplamda 189.180.TL destekten yoksun kalma tazminatı 26.07.2019 tarihinde ödendiğini, davacı tarafın zararı tamamen karşılandığını, davalı şirket aleyhine açılan haksız davanın reddi gerektiğini, davalı şirket tarafından ödeme yapıldığı halde aleyhimize dava açıldığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte evvela davacılara ödenen tazminatın güncellemesi yapıldığını, davacının talep etmiş olduğu manevi tazminat talebi fahiş olduğunu, ferdi kaza poliçesi içinde vefat sebebiyle teminat mevcut olduğunu, ferdi kaza poliçesi teminatında maluliyet sebebiyle ödenmesi gereken tazminat tutarı maksimum 10.000 -TL olarak belirlendiğini, işbu tutar 26.07.2019 tarihinde davacı tarafa ödendiğini, davalı şirket aleyhine açılmış davanın tümden reddini, kusur durumunun tespiti açısından ceza davası sonucunun bekletici mesele yapılmasını, davacının davasının ispatı halinde; davalı şirketin öncelikle ferilerden sorumlu tutulmaması, olmaz ise, asıl alacak, yargılama giderleri ve avukatlık ücreti açısından ayrı ayrı poliçe limiti ile sorumlu tutulmasını, faizin en erken dava tarihinden başlatılmasını, davanın reddedilen kısmı açısından yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmilini beyan ve talep etmiştir.Davalı ----- Belediye Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu edilen talep, ticari işten kaynaklanmadığı gibi belediye de tacir olmadığını, dolayısıyla davalı belediye yönünden huzurdaki davada görevli mahkeme ticaret mahkemeleri değil asliye hukuk mahkemeleri olduğunu, bu nedenle mahkemece görevsizlik kararı verilmesini talep ettiklerini, davacı tarafça, 2918 Sayılı Yasanın 85.maddesi uyarınca Belediyenin de işleten sıfatıyla sorumlu olduğu iddia edilmiş ise de davacı tarafın iddialarının kabulü mümkün olmadığını, olaya karışan ----- plaka sayılı otobüs, diğer davalı -----Şirketi’nin aracı olmakla birlikte ekte sunulan kira sözleşmesi ile ------Şirketine kiralandığını, sonrasında da söz konusu otobüsün de dahil edildiği ---- ihale kayıt numaralı ihale kapsamında müvekkil Belediye ile ------- Şirketi muhtelif cins ve miktarlarda araç ve iş makinesi kiralama ile şoför çalıştırılması hizmeti alımına ait sözleşme akdedildiğini, sözleşme kapsamında 2918 sayılı Yasanın 85.maddesi uyarınca sorumluluk Belediyede değil işleten sıfatıyla ----Şirketinin olduğunu, bu nedenle davanın-----Şirketi’ne ihbarı gerektiğini, davalı belediyenin 2918 Sayılı Yasanın 85.maddesi uyarınca da sorumluluğu bulunmadığını, olay tarihinde diğer davalı ---, 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile -----Şirketi bünyesinde şoför olarak çalışmakta olup iş bu davanın -----Şirketi’ne de ihbar edilmesi gerektiğini, belediyenin sorumlu olduğunun mahkemece kabulü halinde belediyece davacılara ve müteveffaya tahsis edilen otobüs nedeniyle herhangi bir ücret alınmadığı, hatır taşımacılığı yapıldığı hususları da dikkate alınması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla tazminata hükmedilmesi halinde tarafların kusurları dikkate alınmalı ve kusur oranlarına göre tazminata hükmedilmesi gerektiğini, davacılar tarafından her ne kadar maddi tazminat talebinde bulunulmuş ise de maddi tazminat istemlerinin neye ilişkin olduğu da belirsiz olduğunu, maddi tazminat istemi belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, açıklanan haklı, yasal ve resen gözetilecek nedenlerle, mahkemenin görevsizliğine, yetkisizliğine, davanın davalı belediye yönünden husumetten reddine, davanın ----- Şirketi’ne , -----Şirketine ve------Şirketi’ne ihbarına, davanın esastan reddine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacılara yükletilmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir. Davalı----- tarafından 6100 Sayılı HMK'nin 322/1 maddesi atfıyla aynı yasanın 126-131 maddeleri kapsamında cevap dilekçesi verilmemiştir. Davalı gerçek kişi duruşmalara katılmamış; kendisini vekille temsil de ettirmemiştir.
İhbar olunan -----. vekili beyan dilekçesinde özetle; Kabul manasına gelmemek üzere, davalının bahsi geçen kazadan sorumluluğu, kusuru ispatlanabildiği takdirde kusura isabet eden oran ile sınırlı olduğunu, davacı taraf kaza tespit tutanağını esas almak suretiyle tüm kusuru davalılara yükleme gayreti ve çabası içerisinde olduğunu, kusura itiraz ettiklerini, Mahkeme tarafından söz konusu kaza hakkında kusur raporu aldırılmasını talep ettiklerini, ---- plakalı araç-----nezdinde Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile teminat altına alındığını, kasko poliçesi kapsamında yer alan, ihtiyari mali sorumluluk sigortası ile poliçede gösterilen aracın kullanılmasından doğan ve aracın işletenine genel hükümler uyarınca ait olan hukuki sorumluluk ile Karayolları Trafik Kanunu uyarınca ait olan hukuki sorumluluk maddi ve bedeni sınırsız olarak poliçe teminatına dahil olduğunu, İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarının 1 maddesinde yer alan umumi hükümlerin 6098 sayılı TBK’nın sorumluluğa ilişkin hükümleri olup TBK’nın 49.maddesi ve İMMS poliçesi genel şartları uyarınca başvuru sahibinin dava konusu kaza nedeniyle uğramış olduğu araç mahrumiyet bedelinden ihbarını talep ettikleri ----- poliçe limitleri dahilinde sorumlu olması gerektiğini, bu itibarla huzurda bulunan davanın davalı şirket yönünden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davalı şirketin kiralamış olduğu----plakalı araç müvekkil şirket tarafından diğer davalı ----- Belediyesi Ulaşım Hizmetleri Müdürlüğü'ne kiralandığını, Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere uzun süre kavramı belirli bir gün sayısı ile sınırlamak doğru olmayıp kiralamanın mahiyeti dikkate alındığında davalı şirket ile ---- Belediyesi Ulaşım Hizmetleri Müdürlüğü' arasındaki kiralamanın uzun süreli kiralama olduğu açıktır. Araç kiralaması sebebiyle müvekkil şirketin araç üzerindeki zilyetlik ve istifade hakkı ortadan kalktığını, kiralamanın mahiyeti dikkate alındığında davalı şirket ile ----- Belediyesi Ulaşım Hizmetleri Müdürlüğü arasındaki kiralamanın uzun süreli kiralama olduğu açık olduğunu, kazaya sebebiyet veren aracın mülkiyeti davalı şirket üzerinde olmasına rağmen uzun süreli araç kiralama sözleşmesi ile kullanımının ve tasarrufunun diğer davalı ---- Belediyesi Ulaşım Hizmetleri Müdürlüğün'de olduğu açık olduğunu, yani işleten sıfatına ------ Belediyesi Ulaşım Hizmetleri Müdürlüğü sahip olduğunu, bu sebeple davalının işbu dava kapsamındaki taleplerden sorumlu tutulabilmesi mümkün olmadığını, açıklanan ve resen nazara alınacak nedenler ışığında davacı tarafın hukuki dayanaktan yoksun, mesnetsiz taleplerinin reddine yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER: Trafik Kazası Tespit Tutanağı, ----Noterliğinin 17/05/2019 tarih ve ----- yevmiye numaralı Mirasçılık Belgesi , Nüfus Kayıt Örneği, SGK Kayıtları, ----- Noterler Birliği Trafik Tescil Kayıtları, Polis Tutanakları ve İfadeleri, Kaza yeri fotoğrafları, Zorunlu ve İhtiyari Sigorta Poliçeleri, Genişletilmiş Filo Kasko Poliçesi, Hasar dosyası ve ödeme belge ve dekontları, ---- Ağır Ceza Mahkemesi'nin ------ esas numaralı dosyası, ------ Belediye Başkanlığı Müzekkere cevabı, ATK ve Bilirkişi Kusur Raporları, Bilirkişi Hesap Raporu, ESD araştırma tutanakları ve buna ilişkin UYAP veri sonuçları, Dosyadaki diğer tüm bilgi ve belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ, VAKIALAR, DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI:
Davalar, trafik kazası sonucunda araçta yolcu olarak bulunan murisin/desteğin/yakının ölümü nedeniyle 6100 Sayılı HMK'nin 57,58 maddeleri (ihtiyari dava arkadaşlığı) ile davacı ----- yönünden 110.maddesine göre (davaların yığılması- objektif dava birleşmesi) 6098 Sayılı TBK'nin 53/3 maddesi gereğince destekten yoksun kalan eş tarafından HMK'nin 107.maddesince belirsiz alacak davası şeklinde açılmış maddi tazminat ve 6098 Sayılı TBK'nin 56/2 maddesi gereğince ölenin eşi, çocukları ve kardeşleri tarafından açılmış manevi tazminat davalarına ilişkindir.
6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda ön inceleme duruşması açılarak resen değerlendirmeye tabi başta arabuluculuk dava şartı olmak üzere HMK'nin 114. maddesi gereğince genel ve özel dava şartları incelenmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş ve uyuşmazlık belirlenmiştir. Akabinde daha önce arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığından bu kez esasları, süreci ve hukuki sonuçları açıklanarak taraflar sulh olmaya davet ve teşvik edilmelerine karşın karşın duruşmaya katılan davacı vekilinin ve davalı belediye vekilinin beyanlarına göre tarafların sulh yoluyla çözüme gitmek istemediklerinin anlaşılması üzerine tahkikata geçilerek tahkikat işlemleri yerine getirilmiş, deliller incelenmiş ve karar duruşmasına katılan davacılar vekilinin ve davalı belediye vekilinin son sözleri dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır. Yukarıda yapılan açıklamalar kapsamında başvuru belgelerine /hasar dosyası 2918 sayılı KTK'nin 97 ve 99.maddeleri kapsamında sigortaya başvuru ve Hukuk Uyuşmazlıklarda Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağına göre de zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği ve anlaşmazlık üzerine işbu davanın açıldığı kaydedilmelidir.
Somut olaya geçmeden önce dava konusu olayın hukuki temeli ve uyuşmazlığın çözümüne etki edecek yasal düzenlemelere ve uygulamaya kısaca değinmekte yarar vardır.
İşleten tanımı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. Maddesinde “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır” şeklinde yapılmıştır. 2918 sayılı KTK'nın 3. maddesinde işleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçüden yararlanılmıştır. Şekli ölçüye göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Maddi ölçüye göre ise, trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup, önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. İşletenin belirlenmesinde doktrin ve Yargıtay'ın kabul ettiği görüş maddi ölçüdür. Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının uzun süreli olarak bir başka kimseye devir edilmesi halinde, artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında işleten sıfatının belirlenmesinde araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması ve fiili hakimiyetin uzun süreli olması gerekmektedir. Ancak bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını halele uğratacak bir sonuç yaratmaması şarttır. Diğer yandan, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 104. maddesi gereğince, motorlu araçlarla ilgili mesleki faaliyette bulunan kişiler, bu tür araçların gözetim, onarım, bakım, alım-satım, araçta değişiklik yapılması amacı ile veya benzeri amaçla kendisine bırakıldığı durumlarda, aracın fiili hakimiyetlerinde bulunduğu zamanda sebep olduğu zararlardan dolayı işleten gibi sorumludur.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında Davalı ----- Belediye Başkanlığının dava konusu olayda kazaya sebep olan ----- plaka sayılı aracın Belediye tarafından gönderilen müzekkere yanıtına ve ekinde bir örneği bulunan sözleşme gereğince dava dışı -----ihale yöntemiyle uzun süreli kiralandığı ve kaza sırasında da belediye tarafından sosyal işler kapsamında görevlendirildiği açık olup davalı belediyenin kaza tarihinde kiralayan ve görevlendiren konumunda olduğunun anlaşılması karşısında işleten sıfatına sahip olduğu ve davada davalı sıfatının (pasif husumet ehliyeti) bulunduğu açıkça anlaşılmıştır. Böylece sigorta poliçesi kapsamında davalı sigorta şirketinin ;haksız fiil sorumlusu olarak da davalı şoför sorumlu tutulabileceğinden davalı sıfatlarının bulunduğu, davanın temelde sigorta hukukundan kaynaklanması ve davalılardan birinin sigorta şirketi olaması nedeniyle bütün davalılar yönünden özel mahkeme niteliği taşıyan mahkememizin görevli ve aynı zamanda davalı sigorta şirketinin yerleşim yerinin mahkememiz yargı çevresinde olduğu açık olduğundan 6100 Sayılı HMK'nin 7/1 maddesi gereği mahkememizin yetkili olduğu, Belediye tarafından öne sürülen yetki ilk itirazının yersiz olduğu ifade edilmelidir. Öte yandan davalı belediye başkanlığı vekilin talebi gereği davanın 6100 Sayılı HMK'nin 61 vd. maddeleri gereğince ihbar istenen şirketlere ihbar edildiği de dosya muhteviyatında görülmektedir. Ancak davalı belediye vekili tarafından gösterilen tanıklanın davalının işleten sıfatına ilişkin dinletileceği anlaşıldığından ve işleten sıfatı konusunda bizzat Belediye Başkanlığı müzekkeri gibi (ikrar) kesin deliller bulunduğundan dinlenmesine gerek görülmediği ifade edilmelidir.6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür", yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir. Bilindiği üzere Haksız fiil ise öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Haksız fiilin unsurları ise eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak gösterilmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğmalı, zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ile zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır.
6098 sayılı TBK'nin 61 ve 62. maddelerinde düzenlenen müteselsil sorumluluk esaslarına göre ise; birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır. Müteselsil sorumlulukta, kural olarak borçlulardan her biri 6098 sayılı TBK'nin 162 ve 163. maddelerine göre, borcun tamamından sorumludur. 6098 sayılı TBK'nin 167 maddesi uyarınca, sorumluların iç ilişkide kusur oranına göre, birbirlerine rücu hakları da mevcuttur. 6098 sayılı TBK'nin 168 maddesi uyarınca ise diğerlerine rücu hakkına sahip olan borçlulardan her biri ,tediye ettiği miktar kadar alacaklının haklarına halef olmaktadır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur” aynı Yasa'nın 85/1. Maddesinde“bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı Yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiştir. 86/1. Maddesi “işletenin, mücbir sebepten veya zarar görenin ya da üçüncü kişinin ağır kusurundan, zararlı sonucun ileri geldiğini ispat etmesi şartıyla sorumluluktan kurtulacağı" hükümlerini içerdiği, aynı yasanın 88. maddesinde ise “Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.” düzenlemesi ile motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, ayrıca birden fazla kişinin zararı tazminat ile yükümlü olması durumunda zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir. Yine TBK'nin 61. maddesinde “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” demekle birden çok kişi aynı zarardan aynı sebeple ya da çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır. Buna göre, araç işletenin sorumluluğunun dayanağı 2918 sayılı KTK'nin 85. maddesi ve sürücünün sorumluluğu ise TBK'nin 49. maddesidir ve aralarındaki ilişki, aynı zarardan çeşitli nedenlerden dolayı sorumlu olma halidir. Zarar gören, zarar miktarının tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların tamamından, dilerse yalnız birinden isteyebilecektir.Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ise, motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin, zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir sorumluluk sigortası türüdür. Bu sebepledir ki, sigorta şirketinin sorumluluğu, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunması halinde sözkonusu olup poliçe limitiyle sınırlıdır. Zira, kanunun emredici hükmü gereği yaptırılan zorunlu trafik sigortalarında sigortacı, işletene düşen hukuki sorumluluğu teminat altına aldığına göre, ancak işletenin sorumlu olduğu oranda zarardan sorumlu olacaktır. İşletene hukuken yükletilemeyen zarardan, onun sorumluluğunu teminat altına alan sigortacının sorumlu tutulması da mümkün değildir. Zira sigorta şirketinin sorumluluğu 2918 Sayılı KTK'nin 86/1 maddesi gereğince işletenin eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusuru oranında poliçe limitiyle sınırlıdır. Kaza tarihinde yürürlükte olan Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir.
Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında,bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.
Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir ------ 2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir. Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi,kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim,durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir. Burada kanun koyucu zarar görenin kusuru nispetinde indirim yapılabileceğini öngörmüş ve indirimi zorunlu tutmayarak hâkimin taktirine bırakmıştır. Destekten yoksun kalma tazminatı ise; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 53/3 maddesinde düzenlenmiş olup, “Ölüm halinde ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıpların tazmini gerekmektedir”. Bu maddeye göre, haksız fiilin doğrudan doğruya muhatabı olmayan, ancak bu haksız fiil nedeniyle ortaya çıkan ölüm olayından zarar gören ya da ileride zarar görmesi güçlü olasılık içinde bulunan kimselere tazminat hakkı tanınmıştır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 22/06/2018 tarih ve ----- sayılı kararında, ana ve/veya babanın çocuğunun haksız fiil ve/veya akde aykırılık sonucu ölmesi nedeniyle açtığı destekten yoksun kalma tazminatı davalarında, destek ilişkisinin varlığının ispatı için Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığından gelir bağlanması şartının aranmayacağı, destekten yoksun kalma tazminatı davalarında çocukların ana ve/veya babaya destek olduklarının karine olarak kabulünün gerektiği kabul edilmiştir. İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesine göre; ''Destekten yoksun kalma tazminatının doğumu için destek ile tazminat talebinde bulunan kişi arasında bir destek ilişkisi bulunmalıdır. Burada bahsedilen destek ilişkisi hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar. Destek ilişkisinin varlığında destek olunanın ihtiyaçlarının sürekli ve düzenli olarak karşılanması yer almaktadır. Burada ifade edilmek istenen süreklilik ve düzenlilik hali yardımın belirlenen zamanlarda ve belirli miktarlarda yapılması değil, eğer destek ölmeseydi yardımların devam edeceğine dair bir beklentinin bulunmasıdır. Eğer yardım devamlı destek saiki ile değil de, tek seferlik, geçici, düzensiz ya da gelişigüzel zamanlarda yapılıyor ve ileride yardımın devam edeceğine dair bir beklenti yaratmıyorsa, bu durumda desteğin sürekli ve düzenli olduğundan bahsetmek mümkün olmayacaktır". Türk Borçlar Kanunu'nun ilgili hükümlerinden anlaşıldığı üzere; destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan yardımdır. Bu tazminatın amacı, ölüm olayı olmasaydı ölenin yardımda bulunduğu kimselere yardımda bulunmaya devam edeceğinin düşünülmesi ve ölüm olayının bu süreci kesmesi sonucu destekten yararlanan kimselerin uğradıkları zararın peşin ve toptan şekilde tazmin edilmesi, bu kimselerin ölüm olayından önceki durumlarına kavuşturulmasıdır. Eş deyişle amaç; destekten yoksun kalanların, desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Burada önemle üzerinde durulması gereken husus, ölenin destek gücünün, eş ve çocuğun destek ihtiyacı ile beklenilen destek şeklinin ve miktarının yaşam deneylerine uygun olması gereğidir.
Yukarıda gösterilen yasal düzenlemeler ve yapılan açıklamalar ışığında somut olaya gelince; 03/05/2019 tarihinde davalı ------ sevk ve idaresindeki ----- plaka sayılı otobüsün ------sınırlarında karayolunda hareket halindeyken davalı şoförün direksiyon hakimiyetini kaybettiği ve aracın devrilmesi şeklinde yaşanan tek taraflı ölümlü/yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği ve kazada araçta yolcu olarak bulunan davacıların murisi ----- ile birlikte birden çok yolcunun öldüğü ve yaralandığı tartışmasızdır. Dosyada bulunan nüfus kayıtlarına ve----- Noterliğinin 17/05/2019 tarih ve ------ yevmiye numaralı Mirasçılık Belgesine göre davacıların müteveffanın eş, çocukları ve kardeşleri olduğu da bedihidir. Davada sadece davacı eş ------ yönünden destekten yoksun kalma tazminatı talep edilmiş olup, diğer davacıların talebinin yalnızca manevi tazminata ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Bu açıdan öncelikle destekten yoksun kalmaya dayalı maddi tazminat talebinin irdelenmesi gerekecektir. Yukarıda açıklanan yasal nedenlere ve ilkelere göre eşin destekten yoksun kalma tazminatı talep etmesi mümkündür. Dosyada mevcut kaza tespit tutanağı ve poliçeye göre kazaya ve ölüme sebebiyet veren ----- plaka sayılı otobüsün kaza tarihi olan 03/05/2019 gününü kapsar şekilde 15/09/2018-15/09/2019 başlangıç ve bitiş tarihli şahıs başına sakatlanma ve ölüm halinde 360.000 TL limitli olarak davalı sigorta şirketine ZMMS poliçesi bulunduğu tespit edilmiştir. Buna göre davalı sigorta şirketinin 2918 sayılı KTK'nin 91/1,85/1,85/son ve Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesine göre aracın sürücüsünün ve eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi poliçe limitiyle sınırlı olarak sorumlu tutulması mümkün olduğu ve böylece doğan zarardan poliçe limitlerine kadar müteselsil olarak sorumlu tutulabileceği kabul edilmiştir. Mahkememizce uyuşmazlığın çözümü için kendisini vekille temsil ettiren taraf vekillerince gösterilen tüm deliller toplanmış ve ilgili yerlerden getirtilmesi gerek bilgi ve belgeler celp dilmiştir. Davalı gerçek kişi tarafından davaya cevap verilmediğinden bu davalının iddiayı inkar ettiği kabul edilerek tahkikat yürütülmüştür. Bu kapsamda öncelikle dosyada bulunan kaza tespit tutanağı ve diğer bilgi ve belgeler nazarında kazanın tek taraflı meydana geldiği destek müteveffanın araçta yolcu konumunda bulunduğu, aynı kazaya ilişkin bir başka Mahkemenin istemi üzerine düzenlenen ------ ATK Trafik İhtisas Dairesinin 13/06/2022 tarihli raporu ve yine bir başka mahkemeye sunulan ----- Makine Mühendisliği Otomotiv Biriminden Emekli Prof.----- raporu ile yine farklı mahkemelere sunulan bilirkişi heyet raporlarına göre kazada kusurun % 100 oranında sürücüde olduğu, davacı yolcuya atfedilebilecek bir kusur tespit edilemediğinden mahkememizce de müteveffaya atfı kabil bir kusur görülmemiştir. Dolayısıyla işin niteliği, kazanın meydana geliş şekli, davacı murisinin araçta bulunma sebebi ve olaya özgü objektif tüm yaklaşımlar neticesinde kusurun tamamen davalı sürücü üzerinde olduğu kabul ve takdir edilmiştir. (HMK,187/1,30,52/1,74/1) Öte yandan olayda davalı Belediye vekili tarafından hatır taşıması bulunduğuna ilişkin defi öne sürülmüş olup, kazaya/zarara sebebiyet veren aracın davalı Belediye tarafından kamu hizmeti kapsamında bir cenaze töreni için ---- ilinden ---- iline görevlendirildiği, davacının da memleketi olduğu anlaşılan ------ ilinde gerçekleştirilecek bir cenaze törenine katılmak için otobüste yolcu olarak bulunduğu, müteveffa yolcunun ücretsiz taşındığı anlaşılmakla birlikte; işin niteliği gereği kamu kurumu olan belediye tarafından hatır için değil, sosyal işler kapsamında kamu hizmeti nedeniyle taşımanın gerçekleştirildiği ve esasen hizmet kusuru sonucunda vaki zararın meydana geldiği anlaşılmakla yerinde görülmemiş ve hatır taşıması indirimi yapılamayacağı değerlendirilmiştir. (TBK,51/1) Bu kabullerden hareketle zarara gelince; Mahkememizce dava konusu olayda tazminat hesabının teknik bilgi gerektirdiğinden dosya ------ Bilirkişilik Bölge Kurulu Listesinden resen seçilen bir nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişiye verilerek tazminat yönünden rapor düzenlemesi istenmiştir. Bu kapsamda bölge listesinden resen seçilen Nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişi ----- tarafından düzenlenen 04/07/2024 tarihli rapora göre, davacı eşin destek zararının yapılan kısmı ödeme tenzil edildiğinde toplam 1.621.001,76 TL olduğu tespit ve hesap edilmiştir. Dava HMK'nin 107.maddesi kapsamında belirsiz alacak davası olarak açıldığından davacı vekili tarafından talep artırım işlemi yapıldığının tespit edilmesi üzerine mahkememizce anılan raporun Yargıtay uygulamasına uygun olarak TRH 2010 yaşam tablosu esas alınarak hazırlandığı, gerekçeli , hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu değerlendirilerek hükme esas alınabileceği sonucuna ulaşılmıştır. Binaenalehy, davacıların haksız eylemi , eylemin hukuka aykırılığını, eylem ile zarar arasındaki illiyet bağını, kusuru ve nispeten zararlarını ispat ettikleri gibi, davacı eşin müteveffanın desteğinden yoksun kaldığının da sabit olduğu ve davacı eş yönünden maddi tazminat davasının sübut bulduğu sonuç ve kanaatiyle ; 4721 Sayılı TMK'nin 6 ve 6100 sayıl HMK'nin 190. maddelerine göre davacı eş yönünden ispat edilen davanın ihtiyari dava arkadaşlığı ve belirsiz alacak davası niteliği yanında taleple bağlılık ilkesi temelinde her bir davalı yönünden oluşan temerrüt tarihleri, aracın ticari niteliğine rağmen kaza sırasındaki ve genel kullanım amacının kamu hizmeti olmasına göre yasal faiz uygulanması ile poliçe limiti ve ödemeye göre kalan limit gibi hususlar da gözetilmek suretiyle; davacı (EŞ) ----- maddi tazminat (DYK) davasının kabulü ile; toplam 1.621,001,76 TL maddi tazminatın; davalılar ----- Belediye Başkanlığı ve ------ yönünden haksız fiil/kaza tarihi olan 03.05.2019 tarihinden itibaren; davalı sigorta şirketi yönünden ise 2918 sayılı KTK'nin 97 ve 99/1 maddelerine göre temerrüt tarihi olarak belirlenen 16.07.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte, davalılardan (davalı sigorta şirketin, zmms trafik sigorta poliçesi limiti bakiyesi olan 170.820,00 TL ile sınırlı ve sorumlu olması ve tüm davalılar yönünden tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ----- verilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
Davacıların Manevi Tazminat davalarına gelince ; bilindiği üzere 6098 Sayılı TBK'nin 56/2 maddesinde " Ağır bedensel zarar veya ölüm halinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir." hükmüne yer verilmiştir.
4721 Sayılı TMKnin 4.maddesinde ise ' Kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hakim, hukuka ve hakkaniyete göre karar verir' düzenlemesi bulunmaktadır.
6098 sayılı TBK'nin 56. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, Türk Medeni Kanununun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hükmedeceği öngörülmüştür. Bu açıklamalar ışığında tekrar somut olayımıza döndüğümüzde ; davacıların ölenin eşi, çocukları ve kardeşleri olması, aile babasının ve aile büyüğünün kaybedilmesinin davacılarda yarattığı ve yaratacağı manevi zararın ağırlığı ve sürekliliği, dava konusu trafik kazasında davalı gerçek kişinin tam ve ağır kusurlu olmasına göre doğan ceza ve hukuki sorumluluğu, olaydan ve davadan sonraki tutum ve davranışları, davanın taraflarının ekonomik ve sosyal durumları, olay ve dava tarihindeki ekonomik ve sosyal şartlar, anılan dava tarihindeki paranın satın alma gücü, manevi tazminatın bir sebepsiz zenginleşme aracı olmaması ilkesi nazarında zarar veren/ler açısından da her halükarda caydırıcılık etkisine sahip olmasının gerekmesi, belirlenen tazminatın davacılarda yaratacağı huzur ve tatmin duygusu ve benzer olaylara ilişkin güncel içtihat ve yargısal uygulamalar ve kararlar ışığında Mahkememizin somut olaya ilişkin hukuki ve vicdani kanaati sonucunda davacıların manevi tazminat taleplerinin esastan haklı ve yerinde olduğu sonuç ve kanaatiyle; davacı eş için 50.000.00 TL , davacı çocuklar için ayrı ayrı 40.000,00 TL ve davacı kardeşler için ayrı ayrı 25.000,00 TL, manevi tazminatların hakkaniyete ve adalete uygun olacağı tespit ve tayin edilerek davalı sigorta şirketinin poliçedeki manevi tazminat klozu ve miktarı da (50.000,00 TL )gözetilmek kaydıyla davalılardan anılan miktarların manevi tazminat olarak müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara ayrı ayrı verilmesine, yukarıdaki ilkeler çerçevesinde fazlaya ilişkin taleplerin ise reddine hükmedilmiştir.
6100 Sayılı HMK'nın 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden sorumluluk ise; manevi tazminat yönünden davacıların reddedilen davalarının değerine göre , toplam kabul edilen miktarlar ve işin niteliği gereği reddedilen manevi tazminatlar yönünden kendisini vekille temsil ettiren davalılar lehine sorumluluk tutarları ve poliçe limiti de gözetilerek vekalet ücreti hesap edilmesi dışında ; dürüstlük kuralı tamelinde yargılamaya matuf giderlerin dosya bütünü için yapılmış olması, davadaki ihtiyari dava arkadaşlığı ve davaların yığılması gibi hukuki durumlar da nazara alındığında az önce açıklanan vekalet ücreti hesabı dışında tüm yargılama giderlerinden davalı sigorta şirketi poliçe limitleri oranında olmak kaydıyla( infazda tereddüt oluşmaması için manevi tazminata ilişkin vekalet ücretlerinde davalı sigorta şirketinin aleyhindeki ve lehindeki miktarlar ayrıca ve açıkça gösterilmiştir.) HMK'nin 326/1,2,3,327/1 maddeleri gereğince tüm davalılar müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmuştur. Bu kapsamada Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de son tutanağa ve sarf kararına göre davalılardan doğrudan doğruya müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irad kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın KISMEN KABUL; KISMEN REDDİNE,
2-)Davacı (EŞ) -----maddi tazminat (DYK) davasının kabulü ile; toplam 1.621,001,76 TL maddi tazminatın; davalılar ---- Belediye Başkanlığı ve ----- yönünden haksız fiil/kaza tarihi olan 03.05.2019 tarihinden itibaren; davalı sigorta şirketi yönünden ise 2918 sayılı KTK'nin 97 ve 99/1 maddelerine göre temerrüt tarihi olarak belirlenen 16.07.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte, davalılardan (davalı sigorta şirketin, zmms trafik sigorta poliçesi limiti bakiyesi olan 170.820,00 TL ile sınırlı ve sorumlu olması ve tüm davalılar yönünden tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ----- verilmesine,
3-)Davacı (EŞ) ------ manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile; 50.000,00 TL manevi tazminatın; davalılar ---- Belediye Başkanlığı ve ------ yönünden haksız fiil/kaza tarihi olan 03.05.2019 tarihinden itibaren; davalı sigorta şirketi yönünden ise dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ----- verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
4-)Davacı (oğlu) ---- manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile; 40.000,00 TL manevi tazminatın; davalılar ----- Belediye Başkanlığı ve ---- yönünden haksız fiil/kaza tarihi olan 03.05.2019 tarihinden itibaren; davalı sigorta şirketi yönünden ise dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ----- verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
5-)Davacı (oğlu) ----- manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile; 40.000,00 TL manevi tazminatın; davalılar ---- Belediye Başkanlığı ve ----- yönünden haksız fiil/kaza tarihi olan 03.05.2019 tarihinden itibaren; davalı sigorta şirketi yönünden ise dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ----- verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
6-)Davacı (oğlu) ------ manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile; 40.000,00 TL manevi tazminatın; davalılar ----- Belediye Başkanlığı ve---- yönünden haksız fiil/kaza tarihi olan 03.05.2019 tarihinden itibaren; davalı sigorta şirketi yönünden ise dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ---- verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
7-)Davacı (kardeş) ------ manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile; 25.000,00 TL manevi tazminatın; davalılar ---- Belediye Başkanlığı ve -----yönünden haksız fiil/kaza tarihi olan 03.05.2019 tarihinden itibaren; davalı sigorta şirketi yönünden ise dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ------ verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
8-)
Davacı (kardeş) ------ manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile; 25.000,00 TL manevi tazminatın; davalılar ---- Belediye Başkanlığı ----- yönünden haksız fiil/kaza tarihi olan 03.05.2019 tarihinden itibaren; davalı sigorta şirketi yönünden ise dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ----- verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
9-)Harçlar Kanunu gereğince kabul edilen miktarlar (1.841.001,76 TL) üzerinden alınması gereken 125.758,83 TL karar ve ilam harcından; peşin alınan 2.134,69 TL harç ile talep artırım gereği yatırılan 27.255,72 TL tamamlama harcın mahsubuyla bakiye 96.368,42 TL karar ve ilam harcının davalılardan ( davalı sigorta şirketinin 7.709,47 TL kısmı ile sınırlı sorumlu olması kaydıyla) müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye gelir kaydına,
10-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.360,00 TL arabuluculuk ücretinin davalılardan ( davalı sigorta şirketinin 108,80 TL kısmı ile sınırlı sorumlu olması kaydıyla) müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irad kaydına,
11-)Davacılar tarafından yapılan 80,70 TL başvurma harcı 2.134,69 TL peşin harcı, 27.255,72 TL ıslah harcı, 11,50 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 29.482,61 TL harcın davalılardan ( davalı sigorta şirketinin 2.358,61 TL kısmı ile sınırlı sorumlu olması kaydıyla) müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara müştereken verilmesine,
12-)Davacı tarafından yapılan 1.273,50 TL posta ücreti, 4.250,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 5.523,50 TL davalılardan ( davalı sigorta şirketinin 441,88 TL kısmı ile sınırlı sorumlu olması kaydıyla) müştereken ve müteselsilen alınarak bu davacıya verilmesine,
13-)Davacı (EŞ) ----- maddi tazminat (DYK) davasında kendini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre anılan davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 238.310,19 TL nispi vekalet ücretinin davalılardan ( davalı sigorta şirketinin 19.064,82 TL kısmı ile sınırlı sorumlu olması kaydıyla) müştereken ve müteselsilen alınarak bu davacıya verilmesine,
14-)Davacı (EŞ) ------ manevi tazminat davasında kendini vekille temsil ettirdiğinden, Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 10/1,10/4 maddesi uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 30.000,00 TL nispi/ maktu vekalet ücretinin davalılardan ( davalı sigorta şirketinin poliçe limiti gereği 13,000,00 TL kısmı ile sınırlı sorumlu olması kaydıyla) müştereken ve müteselsilen alınarak bu davacıya verilmesine,
15-)Davacı (oğlu) ----- manevi tazminat davasında kendini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 10/1,10/4 maddesi uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 30.000,00 TL nispi/ maktu vekalet ücretinin davalılardan ( davalı sigorta şirketinin poliçe limiti gereği 9.000,00 TL kısmı ile sınırlı sorumlu olması kaydıyla) müştereken ve müteselsilen alınarak bu davacıya verilmesine,
16-)Davacı (oğlu) ----- manevi tazminat davasında kendini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 10/1,10/4 maddesi uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 30.000,00 TL nispi/ maktu vekalet ücretinin davalılardan ( davalı sigorta şirketinin poliçe limiti gereği 9.000,00 TL kısmı ile sınırlı sorumlu olması kaydıyla) müştereken ve müteselsilen alınarak bu davacıya verilmesine,
17-)Davacı (oğlu) ------ manevi tazminat davasında kendini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 10/1,10/4 maddesi uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 30.000,00 TL nispi/ maktu vekalet ücretinin davalılardan ( davalı sigorta şirketinin poliçe limiti gereği 9,000,00 TL kısmı ile sınırlı sorumlu olması kaydıyla) müştereken ve müteselsilen alınarak bu davacıya verilmesine,
18-)Davacı (kardeş) ------- manevi tazminat davasında kendini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 10/1,10/4 maddesi uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 25.000,00 TL nispi/ maktu vekalet ücretinin davalılardan ( davalı sigorta şirketinin poliçe limiti gereği 5.000,00 TL kısmı ile sınırlı sorumlu olması kaydıyla) müştereken ve müteselsilen alınarak bu davacıya verilmesine,
19-)Davacı (kardeş) ------ manevi tazminat davasında kendini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 10/1,10/4 maddesi uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 25.000,00 TL nispi/ maktu vekalet ücretinin davalılardan ( davalı sigorta şirketinin poliçe limiti gereği 5.000,00 TL kısmı ile sınırlı sorumlu olması kaydıyla) müştereken ve müteselsilen alınarak bu davacıya verilmesine,
20-)Davalılardan---- Şirketi ve-----Belediye Başkanlığı kendilerini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre işbu davalı vekilleri için; davacıların manevi tazminat davasında reddedilen miktarlar yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 10/1, 10/2, 3/2 maddeleri uyarınca hesaplanan başlıktaki sıraya göre 1,2,3,4, numaralı davacılar yönünden ayrı ayrı 30.000 TL,şer 5 ve 6 numaralı davacılar yönünden ise ayrı ayrı 25.000,TL' şer vekalet ücretinin işbu davacılardan ayrı ayrı alınarak davalılar ----Şirketi ve ----- Belediye Başkanlığına ( davalı sigorta şirketinin/vekilinin poliçe limitine göre 1 numaralı davacı yönünden 13.000,00 TL, 2,3,4 numaralı davacılar yönünden 9.000.TL,şer 5 ve 6 numaralı davacılar yönünden 5.000,TL şer kısmı TL kısmından yararlanması kaydıyla ) verilmesine,
21-)Davalılar tarafından yapılan sair tüm yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,
22-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, ) Dair, davacılar vekilinin ve davalı ----- Belediye Başkanlığı'nın yüzlerine karşı, davalı sigorta şirketi vekilinin ve davalı ----- yokluklarında ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle ----- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.