T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/651
KARAR NO : 2025/190
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 17/09/2024
KARAR TARİHİ : 20/02/2025
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ----Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ /
DAVA/TALEP ;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı -----.İcra Müdürlüğü -----. sayılı dosyası üzerinden davalı borçlu aleyhine icra takibi başlattığını; takibe davalı borçlu tarafından yapılan haksız itirazın iptali ve takibin devamı talebiyle işbu dava ikame edildiğini---- adresinde bulunan dava dışı sigortalı ---- Müvekkil Şirket nezdinde 31.08.2022-31.08.2023 vade tarihli-----numaralı Site Ortak Alan Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, 20.10.2022 tarihinde davalı tarafından sağlanan elektrik hizmetindeki yüksek voltaj arz edilmesi nedeni ile B Blok diafon sisteminde, kat aydınlatma sistemlerinde, A Blok büyük asansör arızası ve asansör sürücüsünde ve diğer bilimum pano ekipmanlarında, su kuyusu pompalarında ve elektrik panolarında, led lambalar ve sensörler, diafon sisteminde ----- ekiplerinin site dahilinde yapmış oldukları bakım çalışmaları esnasında yüksek voltaj nedeniyle hasarlar tespit edilmiş olup , sigortalı site yönetiminde hasara sebebiyet verdiğini, davalı tarafından dava dışı sigortalıya verilen zarar nedeniyle 10.01.2023 tarihinde 72398,91 TL ödeme yapıldığını, meydana gelen hasar ile ilgili yapılan ekspertiz neticesinde hasar hesabı aşağıdaki şekilde yapıldığını, davacı şirket tarafından hasar durumu tespit edilerek sadece poliçe teminat kapsamında kalan hasar tutarları tenzili muafiyet uygulanarak ödendiğini, zarara sebep olan davalı ---- karşı başlatılan -----İcra Müdürlüğü -----sayılı icra dosyası ile rücu edildiğini; borçlunun itirazı üzerine arabuluculuk yoluna başvurulmuş ise de bir sonuç alınamadığını ve huzurdaki davanın ikamesi zaruri olduğunu, dava konusu hasara ilişkin dava dışı sigortalı tarafından ödeme için başvuruda bulunularak, dava konusu talepten haberdar olması sağlandığını, ancak buna rağmen davalı borçlu hem icra takibine itiraz ettiğini hem de arabuluculuk sürecinden sonuç alınamaması sebebiyle işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiğini, Yargıtay içtihatlarında da vurgulandığı üzere borçlunun borçlu olduğu miktarı bilebilecek veya bu miktarı tayin edebilecek durumda olması halinde icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, takibe konu alacak tespit edilebilir nitelikte olup takibin açılmasına ve takibe haksız itirazı neticesinde işbu davanın açılmasına davalı borçlu sebebiyet verdiğini, bu sebeple, davalı borçlu aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Olayın meydana geldiği adres --- Mahallesi ---- Sitesi ---- olduğunu, dosyanın ----- Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesini talep ettiklerini, iddia ve talepleri kabul anlamına gelmemekle birlikte iddia olunan hasarın tazmini için mevzuatta belirtilen şartlar dava konusu talepler yönünden mevcut olmadığını, gerek davacı taraf gerekse dava dışı sigortalı tazmin için müvekkil şirkete süresi içerisinde müracaat etmediğini, gerek davacı taraf gerekse dava dışı sigortalı tazmin için davalı şirkete süresi içerisinde müracaat etmediğini, davacı tarafın halefiyet ilkesi gereği tazmini talebinde bulunduğu zararların giderilmesi ve tazminine ilişkin olarak özel bir başvuru usulü ve süresi öngörüldüğü ilgili Yönetmelik hükmü nazarında görüldüğünü, bu düzenlemedeki sürelerin geçirilmesinden dolayı zararın müvekkil şirket tarafından karşılanması talebi usul ve yasayla uyarlı bir talep olmadığından reddine karar verilmesini talep ettiklerini, iddia olunan hasarın davalı şirketin dağıtım tesisinden kaynaklandığının tespit edilmesi gerekmekte olup dava konusu edilen hasar aşağıda da teferruatlı şekilde açıklanacağı üzere davalı şirket tesislerinden kaynaklı olarak meydana gelmediğini, davacı taraf dava konusu zarara davalı şirketin neden olduğu yolundaki iddialarını ispatlayabilecek nitelikte herhangi bir belge mahkemeye sunamadığını, dosyaya bu konuda sunulan ekspertiz raporu gibi tespit içeren evrakların taraflarınca kabulü mümkün olmadığını, söz konusu süreçlere hiç bir şekilde dahil edilmemiş olup anılan tespitlere ilişkin itiraz ve beyanda bulunma hakları göz ardı edildiğini, bu kapsamda tek taraflı hiç bir tespiti ve iddiayı kabul etmediklerini, söz konusu hasarın müvekkil şirketin dağıtım şebekesinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı davacı tarafça tek taraflı olarak düzenlenen rapor dışında iddia olmaktan öteye geçemediğini, dava konusu hasar davacının sigortalısına ait elektrik tesisatından kaynaklı olarak meydana geldiğini, abonelerin kendi sorumluluk alanı içinde olan dahili elektrik hatlarında kullanılan kablo, sigorta gibi elemanların gerekli olan standartlarda ve ölçümlerde olmaması da arızaların hatta yangınların meydana gelmesinde etkili olabildiğini, elektrik iç tesisatına kaçak akım rölesi gibi kaçak ve aşırı akım korumalarının takılması Elektrik İç Tesisleri Yönetmeliği'ne göre malikinin sorumluluğunda olduğunu, elektrik iç tesisatına takılan kaçak akım rölesi gibi kaçak akım korumaları elektriğin normal akım yolundan herhangi bir nedenle saparak bulunmaması gereken iletkenlere geçmesini önlemekte, yalıtım hatasından kaynaklanan hata akımı olduğu anda devreyi keserek olası hasarların önüne geçtiğini, 300 mA’lik bir kaçak akımının kısa bir süre içerisinde çevresindeki malzemeleri tutuşma sıcaklığına getirerek yangına sebebiyet verdiği bilindiğini, kaçak akım kaynaklı yangınlar çoğunlukla izolasyon hataları ve kablolardaki deformasyondan kaynaklandığını, kaçak veya aşırı akımın, elektrik iç tesisatında gereken tedbirler alınmadığı zaman, sadece yangına sebep olmadığı elektrik tesisatına bağlı emtialarda da çeşitli arıza ve hasarlara yol açtığı da bilindiğini, işbu davaya konu olayda Elektrik İç tesisleri Yönetmeliği'ne uygun olarak gerekli kaçak ve aşırı akım korumalarının dava dışı sigortalının işyerinde var olup olmadığı bilinmediğini, kaçak akım rölesi kullanımı ile kaçak akım sebebiyle oluşabilecek yangın ve hasarın önüne kolaylıkla geçilebildiğini, binanın elektrik kofra ve panosu ile bina içindeki kablolar, müşteri tarafından tesis edildiğini ve müşterinin mülkiyetinde yani sorumluluğunda olan kısımlar olduğunu, bu kısımlarda meydana gelen arıza ve yangın olaylarında davalı şirketin sorumluluğu bulunmadığını, dava konusu olayda davalı şirketin sorumluluğunu doğuracak illiyet bağı mevcut olmadığını, illiyet bağı sorumluluğun temel öğesi olduğunu, davacı tarafın delil olarak dayandığı eksper raporunun yeterliliği ve neye istinaden hazılandığı da belirli olmadığını, bilirkişi incelemesi yaptırılmadan ve buna ilişkin beyan ve itirazlar alınmadan yalnızca tek taraflı düzenlenmiş olan rapora dayanılması da hukuken mümkün olmadığını, davacı sigorta şirketinin müvekkil şirketten, dava dışı sigortalısına ödediği sigorta tazminatının karşılığı olarak talep ettiği rücuen tazminatı talep etmeye hakkı olmamakla birlikte miktar olarak da belirtilen tazminat, hukuka aykırı ve zenginleşmeye yönelik bir talep olduğunu, açıklanan nedenlerle; davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER : ---- İcra Dairesinin ---- Esas sayılı dosyası, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, Site ortak alan sigorta poliçesi, Teknik Raporu, Ekspertiz Raporu, Hasar dosyası ve ödeme belgeleri, Fotoğraflar, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
DEĞERLENDİRME VE SONUÇ :
Dava; davacı sigorta şirketinin, sigortalısı sitenin ortak alanlarında yüksek elektrik voltajı/voltaj dalgalanması nedeniyle meydana gelen hasarların giderilmesi için yapılan bakım, onarım ve değişim için ortak alan sigorta poliçesi kapsamında ödediği maddi tazminatın ; 6102 sayılı TTK'nin 1472. maddesi uyarınca dava dışı sigortalısının haklarının halefi sıfatıyla davalı şirketten tahsili için başlattığı --- İcra Dairesinin ----- Esas sayılı icra takibine karşı davalının yaptığı itiraz nedeniyle, 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi kapsamında açılmış itirazın iptali, takibin devamı ve tazminat istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi yollamasıyla davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce ön inceleme için duruşma açılmış ve taraf teşkili sağlanmıştır. Ancak 6100 sayılı HMK'nin 30, 114, 115, 117/2 ve özellikle 138. maddelerinde bulunan düzenlemeler kapsamında duruşmada; duruşmaya katılan davacı vekili de dinlenmek suretiyle dava şartlarına yönelik yapılan ilk inceleme ve değerlendirme sonucunda somut olay yönünden görev dava şartı eksikliği tespit edilerek aşağıda açıklanan gerekçelerle usule ilişkin karar verilmiştir.2709 Sayılı T.C. Anayasasının 37. maddesine göre "Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz". 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesine göre, "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/(1)-c maddesine göre, mahkemenin görevli olması dava şartıdır. 115. maddesine göre, "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir." Bu yasal çerçevede mahkemelerce görev konusu her aşamada resen gözetilmesi gerekmektedir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak da söz konusu değildir.6102 Sayılı TTK'nin 4.maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlığın konusu işin her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın TTK veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde özel düzenleme olmalıdır. Yine Türk Ticaret Kanunun 19/2.maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri içinde ticari iş sayılmasının görevin belirlenmesi yönünden bir etkisi bulunmamaktadır. Bu durumda somut olayda davanın açıldığı 17/09/2024 tarihinde yürürlükte olan 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamına bakılarak görev hususunun değerlendirilmesi gerekmiştir. 28.11.2013 tarihli ----- Gazetede yayımlanan ve 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun amaç başlıklı 1. maddesinde, "Bu Kanun'un amacı; kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarının koruyucu, zararlarını tazmin edici, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı, tüketiciyi aydınlatıcı ve bilinçlendirici önlemleri almak, tüketicilerin kendilerinin korucuyu girişimlerini özendirmek ve bu konulardaki politikaların oluşturulmasında gönüllü örgütlenmelerini teşvik etmeye ilişkin hususları düzenlemektir. hükmü, (TKHK) 2. maddesinde Kanunun kapsamı “Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır. Aynı kanunun “tanımlar” başlıklı 3. maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde tüketicinin ''Ticari ve mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek ve tüzel kişiyi' ifade edeceği, (l) bendinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukukî işlemi ifade eder” biçiminde tanımlanmıştır.
6502 sayılı TKHK'nin 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanunun 83. maddesinde de taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir. 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunun 38. maddesinde de “ Yönetici, kat maliklerine karşı aynen bir vekil gibi sorumludur, hükmü bulunmaktadır. Bir hukukî işlemin sadece 6502 sayılı Kanunda düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı Kanun kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici olması gerekir.
Yukarıda anılan yasal düzenlemeler ve yapılan açıklamalara göre somut olaya bakıldığında; bilindiği üzere sigortacının halefiyete dayalı olarak açacağı rücuen tazminat davasında, görevli mahkemenin belirlenmesi konusunda; 22.03.1944 tarih, ----- Esas,--- halefiyete dayalı açtığı davanın aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" ilkesi benimsenmiştir. Buna göre; sigortacının halefiyete dayalı olarak açtığı davada, davanın nitelendirmesi yapılırken, davacının sigortalısı ile zarara neden olduğu iddia edilen arasındaki hukuki ilişkiye bakılması gerekmektedir. Somut olayda davacı sigorta şirketi, sigortalısı gerçek kişiye halef olarak açmış olduğu davada görevli mahkeme, sigortalı ile davalı arasındaki ilişkiye göre belirlenecektir. Eldeki olayda uyuşmazlığın temeli davalı şirket ile davacının sigortalısı site yönetimi arasındaki elektrik tedarik/satış sözleşmesine aykırılıktan kaynaklanmakta olup, işbu sözleşmede esasen kat malikleri adına vekaleten hareket eden site yönetimi tüketici konumundadır. Dolayısıyla davacının selefi sigortalısı ----- Site Yönetimi'nin tacir sıfatı bulunmadığından site yönetimi ile davalı şirket arasındaki ilişki yukarıda yapılan açıklamalar gereğince doğrudan tüketici ilişkisi niteliğindedir. Bu tespitlere ve dosya kapsamına göre; 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında dava dışı sigortalı sitenin yönetiminin tüketici sıfatını sahip olması nedeniyle uyuşmazlığın Tüketici Mahkemesi tarafından görülüp sonuçlandırılması gerektiği sonuç ve kanaati hasıl olmuştur. (6502,2-73) Binaenaleyh; 6100 sayılı HMK'nin 114/1-c maddesi uyarınca mahkememizin görevli olmaması nedeniyle; davanın, 6100 sayılı HMK'nin 115/1-2 maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir. (Benzer yönde bkz; Yargıtay ----HD.-----)
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın, 6100 sayılı HMK'nin 114/1-c maddesi uyarınca mahkememizin görevli olmaması nedeniyle; 6100 sayılı HMK'nin 115/1-2 maddesi uyarınca DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN USULDEN REDDİNE,
2-)6100 sayılı HMK'nin 114/1-c ve 6502 sayılı TKHK'nin 3/k,l 73/1,83/2 maddeleri uyarınca görevli mahkemenin ---- TÜKETİCİ MAHKEMESİ OLDUĞUNUN TESPİTİNE,
3-)6100 Sayılı HMK'nin 20/1 maddesi uyarınca taraflardan birininin, süresi içinde Kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; veya Kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize başvurarak talepte bulunması halinde dava dosyasının GÖREVLİ ---- TÜKETİCİ MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE
4-)Yargılama giderlerinin 6100 Sayılı HMK'nin 331/2 maddesi uyarınca görevli ve yetkili mahkemece değerlendirilmesine, görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmezse talep halinde dosya üzerinden davacının yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilmesine,
5-)6100 Sayılı HMK'nin 20/1 maddesi uyarınca taraflardan birininin,süresi içinde Kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde mahkememiz tarafından davanın açılmamış sayılmasına karar verilerek 6100 Sayılı HMK'nin 331/3 maddesi uyarınca yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle ----- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.