T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/525
KARAR NO : 2025/141
DAVA : 3.şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit ve İstirdat
DAVA TARİHİ : 29/07/2024
KARAR TARİHİ : 06/02/2025
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ----- Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan 3.şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit ve İstirdat davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ---- İcra Müdürlüğü ---- sayılı dosyasında 3. Kişi olarak eklendiğini, söz konusu dosyada 29.08.2023 tarihinde davacı şirket adresine dosya alacaklı vekili tarafınca hacze gelindiğini, davacı şirket yetkili söz konusu dosya borçlusu ile ilgisi ve bağlantısının olmadığını bildirerek yapılan hacize istihkak iddiasında bulunduğunu ve haciz tutanağına da bu işlendiğini, yapılan haciz sonrası taraflarca dosyaya vekalet sunularak yapılan haczin haksız olduğu ve söz konusu dosyadaki borçlu şirket ile bir organik bağın bulunmadığını belirterek söz konusu icra dosyasına itiraz dilekçesi ve ekinde şirkete ait bilgileri sunduğunu, yapılan itiraz neticesinde ---. İcra Hukuk Mahkemesi -----sayılı kararıyla yapılan itirazları reddederek haczin devamına karar verdiğini, verilen bu karar sonrası davacı şirket adresine hacize gelen alacaklı vekilinin haciz baskısı nedeniyle 100.000 TL alacaklı vekil ibanına yatırılarak dosya kapatıldığını, verilen bu haksız karara ve ödemeye karşı istirdat davası açma ve haciz baskısı nedeniyle ödenmiş olan 100.000TL paranın geri iadesini isteme zorunluluğu doğduğunu, yapılan haciz icra dosyasındaki borçlu şirketin göstermiş olduğu adres olmadığı gibi hacze gelinen davacı şirketin adresinde borçlu şirketle organik bağını teşkil edecek hiçbir unsur bulunmadığını, davacı şirket yetkilisi hacze gelen alacaklı vekiline borçluyla alakalı olan evrakları zaten kendisi çıkarıp teslim ettiğini, davacı şirketle icra dosyasında borçlu bulunan şirket arasında sadece ticari iş yapıldığını, davacı şirketin adresinde bulunan evraklar da bu ticari işle alakalı sözleşme ve faturalar olduğunu, bu sözleşme ve faturalar borçlu şirketle alakalı organik bağın oluşacağı anlamına gelmeyeceğini, şirketler her ticari iş yaptığı ve fatura kestiği bir başka şirketle borç anlamında organik bağı olacağı kanısı hukuka aykırı olduğunu, ----. İcra Hukuk Mahkemesinin vermiş olduğu kararın gerekçesinde dosya borçlusuna ait evrakların müvekkil şirket adresinde bulunduğundan haczin devamına demişse de söz konusu evraklar borçluya kesilmiş faturalar ve bu faturalarla alakalı komisyon alacağıyla ilgili ingilizce sözleşmeler olduğunu, yapılan istihkaklı hacizde haciz koyulan malların hepsi davacı şirkete ait olduğunu, Mahkemenin vermiş olduğu haczin devamı kararı sonrası davacı şirkete hacze gelindiğini ve malların kaldırılması yediemine teslimi istendiğini, bu haciz tehditi ve baskısından dolayı davacı şirket, şirket işlerini devam ettirebilmek için söz konusu dosya alacaklı vekilinin hesabına 100.000TL ye anlaşarak yatırdığını, aynı gün içerisinde söz konusu icra dosyası alacaklı vekilinin talebiyle kapatıldığını, haciz baskısı altında yapılmış olan bu ödemenin de Mahkemece yapılacak incelemede borçlu şirketle organik bağın olmadığı anlaşılınca geri iadesini de talep ettiklerini, söz konusu dosyadaki borçlu şirket ile davacı şirket arasında yapılan ticarette zaten borçlu şirket ----Şirketi müvekkil şirkette borçlu durumda olduğunu, bu borçtan dolayı da icra müdürlüklerinde söz konusu borçlu şirkete ilişkin icra takibi başlatıldığını, davacı şirket hem dosya borçlusu şirketinden alacaklı olup hem de bu şirketin başka şirketlere olan borcunu da haciz baskısı nedeniyle ödemek zorunda kaldığını, bu bakımdan davacı şirket bu haksız yapılan istihkaklı hacizden dolayı maddi açıdan mağdur duruma düştüğünü, borçlu şirketin davacı şirket adresinde haciz sırasında hiçbir yetkilisi bulunamadığını, haciz sırasında borçlu şirkete ait davacı şirket adresinde faaliyet gösterdiğine dair bir belgeye rastlanmadığını, dosya borçlusunun farklı adreste faaliyette bulunduğu açık olduğunu, arz ve izah edilen sebeplerle istihkak davasının kabulüne karar verilerek, davacıya ait olduğu halde haczedilerek haciz baskısı altında olan müvekkilimizin ödemiş olduğu 100.000TL tutarında olan bu paranın davacıya iadesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP :
Davalı----Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı/3.şahıs ----- tarafından, 19.09.2023 tarihli haciz esnasında, dosya borcuna mahsuben ihtirazi kayıtsız olarak ödenen 100.000 TL'nin istirdatına yönelik olarak huzurdaki dava ikame edildiğini, davalının haklı alacağının tahsili maksadıyla ----. İcra Müdürlüğü --- Esas sayılı icra dosyasından alınan talimat ile ----. İcra Müdürlüğü ---. sayılı icra dosyası ile 29.08.2023 tarihinde borçlu adına ---- adresine gerçekleştirilen haciz işlemi ile ilgili olarak, sözde üçüncü şahıs----- lehine istihkak iddiasında bulunulduğunu, işbu kötüniyetli istihkak iddiaları karşısında esas icra müdürlüğü tarafından haczin İİK md. 96-97 hükümlerine göre yapılmış sayılmasına karar verildiğini ve takibin devamı veya taliki hususunda karar vermek üzere dosya İcra Hukuk Mahkemesine gönderildiğini,---- İcra Hukuk Mahkemesi ---- Esas ----- Karar sayılı 13.09.2023 tarihli ilamıyla, 29.08.2023 tarihli hacze ilişkin 3. kişinin istihkak talebinin reddine, haczedilen menkuller yönünden takibin devamına karar verdiğini, bahse konu takibin devamı kararı sonrası muhafaza maksadıyla 19.09.2023 tarihinde gidilen hacizde, 3.şahıs şirket yetkilisi tarafından alacaklı vekili olarak hesaplarına, dosya borcu ihtirazi kayıtsız bir şekilde ödendiğini, akabinde sözde 3.şahıs tarafından----İcra Hukuk Mahkemesi ----- Esas sayılı dosya ile istihkak davası ikame edildiğini, ancak icra mahkemesi tarafından aşağıda yer alan gerekçeler ile davanın reddine karar verildiğini, davacı tarafından yerel mahkeme kararı için istinaf kanun yoluna başvurulmuş ancak istinaf tarafından da dava kesin olarak reddedildiğini, akabinde işbu defa, davacı/3.şahıs tarafından huzurdaki dava ikame edildiğini, ancak öncelikle davanın usulden, mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacının istirdat davası açmakta aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, huzurdaki dava, istirdat olarak takip alacaklısı olan davalı şirkete değil, sözde 3.şahıs ---- firması tarafından sebepsiz zenginleşme olarak, icra takibinde borcu ödenen ve pasifinden ödenen para kadar azalma yapan, başka bir deyişle hukuken sebepsiz zenginleşen takip borçlusu ---- firmasına karşı açılması gerektiğini, davalı dava dışı ---- alacaklısı olup borcun davacı tarafından ödenmesi nedeniyle sebepsiz zenginleşen davalı olmayıp bu ödeme nedeniyle borçtan kurtulan dava dışı ---- Olduğunu, bu itibarla davalı hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken işin esasının incelenmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedeni olduğunu, davaya konu icra dosyası olan ----.İcra Müdürlüğü---- Esas sayılı icra dosyası, davacı tarafından yapılan ödeme nedeniyle infaz olduğunu, taraflarınca harcı yatırılarak dosya vazgeçme/feragat olarak kapatıldığını, dolayısıyla davacı taraf dosyayı infazen kapattırak davalının haklı alacağını hukuken öldürdüğünü, tüm hukuki alacak haklarını yok ettiklerini, bu nedenle, işbu davanın taraflarına yöneltilmiş olması kanuni haklarını kullanan alacaklı davalıyı zor durumda bıraktığını, işbu davada davalı aleyhine verilecek her türlü karar hukuka aykırı olacak olup böyle bir durumda, devletin icra organları marifetiyle haklı alacağına kavuşmuş olan davalıdan bu ödeme geri alınacak, ayrıca daha önce takip yapılmış olması nedeniyle yeniden aynı çeke ilişkin takip yapılamayacağını, borçlu hakkında ----İcra Ceza Mahkemesi ----- Esas sayılı karşılıksız çek keşide etmek suçundan açılan ceza davasında, icra dosya borcunun ödenmiş olması nedeniyle karşılıksız çeki keşide eden borçlu şirket yetkilisi hakkında düşme kararı verildiğini, huzurdaki davanın yalnızca takip borçlusuna yöneltilmesi gerekmekte olup mevzuat ve yerleşik Yargıtay içtihatları da bu yönde olduğunu, davalının haklı alacağının tahsili maksadıyla takibin devamı kararı ile gidilen 19.09.2023 tarihli hacizde, dosya borcu ihtirazi kayıtsız olarak alacaklı vekili olarak hesaplarına ödendiğini, 19.09.2023 tarihli haciz tutanağına da dosya borcuna ilişkin herhangi bir itirazda bulunulmadan ve ödemenin ihtirazi kayıt ile yapıldığına dair herhangi bir şerh düşülmeden haciz tutanağı 3.şahıs yetkilisi tarafından imzalandığını, dava dilekçesinde haciz korkusu nedeniyle ödemenin yapıldığına ilişkin beyanlarda bulunulmuşsa da, gerek haciz tutanağına gerekse de, ödeme dekontunda herhangi bir ihtirazi kayıt konulmadığını, bu nedenle somut olayda herhangi bir haciz baskısı ve haciz korkusu söz konusu olmadığını, haciz işlemleri sırasında ilk olarak mahcuzlara ilişkin yalnızca ---- istihkak iddiası bulunduğunu, sonrasında kıymetli evrak araştırması yapıldığını ve borçlu ile istihkak iddiacısı ---- birlikte iş yaptığını kanıtlayacak belgeler bulunduğunu ve bu husus karşı tarafça tespit edildiğini, bu sebeple de haciz mahalli ile hiçbir alakası bulunmayan dava dışı ----- Tekstil kumaşlar için istihkak iddia ettiğini, --- tekstil soyut bir istihkak iddiasında bulunmuş olup sunmuş olduğu vergi levhasındaki adres dahi haciz mahali ile uyuşmadığını, ---- yetkilisi 3 gün içinde mahcuzlara ilişkin faturalarını ve evraklarını sunacağını beyan etse de icra müdürlüğüne herhangi bir beyan sunulmadığını, haciz işlemi esnasında mahalde bulunan borçlu şirkete ait menkuller haczedilmiş olup, bu menkuller için fatura sunulmadığını, ayrıca fatura veya aidiyet belgesinin de üzerinde adı yazılı olan kişiye ait olduğunu göstermeyeceğini, isteyen herkesin beyanı ile her tarihte düzenlenmesi mümkün olan belgelerden sayılacağını, bu yasal karinenin aksinin kanıtlanmasının ancak kesin, güçlü ve inandırıcı delillerle olabileceği bilinmekte olup ayrıca, sunulacak fatura vb. belgeler de alacaklının haklarını etkilemeyeceğini, olayda da haciz sırasında menkullere ilişkin olarak fatura aidiyet belgesi sunulmayıp dava dosyasına sonradan sunulacak fatura ve aidiyet belgesinin mülkiyet karinesinin alacaklı lehine olması durumunu değiştirmeyeceğini, faturalar istihkak iddiasını ispatlayacak nitelikte kesin ve inandırıcı delil olma özelliği taşımadığını, faturaların mülkiyete karine teşkil etmesi için malları ayırt edici özellikleriyle açıklamalı ve ticari defterlere işlenmiş olması gerektiğini, vergi dairesine KDV’si ödenmeli veya KDV indirimi alınmışsa bu belge ibraz edilmesi gerektiğini, faturaların işlendiği ticari defterler usulüne uygun tutulmalı açılış ve kapanış onayları yapılmış olması gerektiğini, karşı dava hakları, fazlaya dair ve diğer hakları saklı kalmak üzere, yukarıda arz ve izah edilen, mahkemece re'sen göz önünde bulundurulacak ve yargılama aşamasında ortaya çıkabilecek nedenlerle; İİK 72/7. Madde gereği İstirdat davasını, cebr-i icra tehdidi altında dosya borcunu ödeyen takip borçlusu açabileceğinden ve huzurdaki davanın takip dışı 3. Şahıs tarafından açılması nedeniyle, davacı tarafın aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, aktif husumet ehliyeti ve sıfat yokluğu HMK 114/1-D. madde kapsamında dava şartı olduğundan HMK 115/2. madde gereği davanın usulden reddini talep ettiklerini, sebepsiz zenginleşme davası ise, icra takibinde borcu ödenen ve pasifinden ödenen para kadar azalma yapan, başka bir deyişle hukuken sebepsiz zenginleşen takip borçlusuna karşı borcu ödeyen 3.şahıs tarafından açılabileceğini, dolayısıyla huzurdaki davada takip alacaklısı davalı şirketin Pasif Husumet Ehliyeti bulunmadığını, pasif husumet ehliyeti ve sıfat yokluğu HMK 114/1-D. madde kapsamında dava şartı olduğundan HMK 115/2. madde gereği davanın usulden reddini, davacı tarafın açmış olduğu işbu haksız davanın, sayın mahkemeniz nezdinde yapılacak yargılama sonucunda, taraflar arasındaki organik bağ dikkate alınarak esastan reddine, davacı sözde 3. Şahıs aleyhine asıl alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.Davalı ----Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafça 31.07.2024 tarihinde -----sayılı dosya numarası ile arabuluculuk yoluna başvurulmuş ve yapılmış olan 06.08.2024 tarihli toplantıda anlaşmaya varılamamış ise de, işbu başvuru huzurdaki dava açıldıktan sonra yapılmış ve neticede dava şartı yerine getirilmediğini, ticari davaya konu istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmayan davacının bu şartın yerine getirmemesi nedeniyle davanın usulden reddi gerekeceği açık olduğunu, davalı şirket "---- adresine kayıtlı olduğunu, dolayısıyla konusu gereği işbu davanın, davalı şirketin kayıtlı adresinin bağlı bulunduğu ---- Asliye Ticaret Mahkemelerinde açılması gerektiğini, davaya konu edilen---- İcra Müdürlüğü'nün----. sayılı dosyasında da diğer davalı şitket ihtiyati haciz talepli olarak açtığını, ancak taraflarınca yapılan yetki itirazı neticesinde ---- Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26.09.2023 tarih ve ----sayılı kararı ile yetki itirazlarının kabul edildiğini, yetkisiz yerde açılan işbu davanın bu bakımdan da reddi gerekeceği açık olduğunu, davalı şirket ile davacı arasında ticari ilişki bulunmadığını, ancak davacının davalı şirketten alacaklı olduğu iddiası doğru olmadığını, aksine davalı şirketin davacı şirketten yüklü miktarda alacağı bulunduğunu, bu itibarla davacının, davalı şirketten alacaklı olduğu yönündeki iddiasını kesinlikle kabul etmediklerini, bu nedenle işbu davanın esastan reddi gerektiğini, istirdat dosyasının davalıya yöneltilmesi için, davalının 3. Kişi (davacının) istihkak iddiasına itiraz etmesi gerektiğini, ancak davalı hiçbir aşamada, davacının istihkak iddiasına itiraz etmediğini, aksine davacı ile davalı şirket arasında organik bir bağ bulunmadığını, taraflar arasında sadece ticari ilişki olduğunu beyan ettiğini, bu itibarla işbu davanın davalı yönünden reddi gerektiğini, davacı ile davalı şirket arasında ticari ilişki mevcut olmakla birlikte, herhangi bir organik bağ bulunmadığını, davalı alacaklı tarafından haczedilen malların da müvekkil şirket ile bir ilgili bulunmadığını, davacı yan, icra dosya borcuna istinaden icra dosya alacaklısına ödeme yaptığını iddia etmiş ise de, davalı şirketin bu konuda bir bilgisi bulunmadığını, açıklanan ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle, davaya cevaplarının kabulü ile, öncelikle davacı tarafça dava şartı yerine getirilmediğinden öncelikle davanın usulden reddine, davacının davalı şirketten alacaklı olmadığı, davacı ile davalı şirket arasında süregelen bir ticari ilişki bulunmakla birlikte, taraflar arasındaki ilişki ticari alışverişten ibaret olup, organik bir bağ veya mal kaçırma ilişkisi bulunmadığından esastan reddine, ayrıca davanın açılmasına davalı şirket sebebiyet vermediğinden, yapılacak yargılama neticesinde davalı şirket aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER: Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı,, Ticaret Sicil Kayıtları, ---9-.İcra Dairesinin --- sayılı dosyası, ---İcra Hukuk Mah----
esas dosyası, Sözleşme, Haciz Tutanağı, Banka Dekontu, Faturalar, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
DEĞERLENDİRME VE SONUÇ :
Dava, 2004 Sayılı İİK'nin 89/3 maddesi gereğince açılmış Menfi Tespit ve İstirdat istemine İlişkindir.( 3.şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit ve İstirdat ) 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi yollamasıyla davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce ön inceleme için duruşma açılmış ve taraf teşkili sağlanmıştır. Ancak 6100 sayılı HMK'nin 27, 30, 114, 115 ve özellikle 138. maddelerinde bulunan düzenlemeler kapsamında duruşmada; duruşmaya katılan taraf vekilleri de dinlenmek suretiyle dava şartlarına yönelik yapılan ilk inceleme ve değerlendirme sonucunda somut olay yönünden görev dava şartı eksikliği tespit edilerek aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. Şöyle ki;
2709 Sayılı T.C. Anayasasının 37. maddesine göre "Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz". 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesine göre, "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/(1)-c maddesine göre, mahkemenin görevli olması dava şartıdır. 115. maddesine göre, "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir." Bu yasal çerçevede mahkemelerce görev konusu her aşamada resen gözetilmesi gerekmektedir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak da söz konusu değildir. Bu kapsamda davanın basit yargılama usulüne tabi olması ve usul ekonomisi ilkesi gözetilerek dosyanın tensiben görev yönünden incelenmesi ve sonuçlandırılması gerekmiştir.6102 Sayılı TTK'nin 4.maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlığın konusu işin her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın TTK veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde özel düzenleme olmalıdır. Yine Türk Ticaret Kanunun 19/2.maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri içinde ticari iş sayılmasının görevin belirlenmesi yönünden bir etkisi bulunmamaktadır.
Yukarıdaki açıklamalar ve alıntılanan yasal düzenlemeler ve dava dilekçesindeki anlatım ışığında dava konusu olaya bakınca; taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davalı (alacaklı) ---- Limited Şirketi tarafından diğer davalı (borçlu) ----- Şirketi hakkında kambiyo senedine (çek) dayalı olarak başlattığı ----İcra Dairesinin ----- Esas sayılı dosyasından davacı şirkete İİK'nin 89/1 maddesi gereğince gönderilen haciz ihbarnamelerine bağlı olarak haciz baskısı altında ödediği paranın takibin borçlusu ve alacaklısı davalılara borçlu olmadığından takip alacaklısına haciz baskısı altında ödemek zorunda kaldığını belirttiği paranın istirdatı talebine ilişkindir. Görüldüğü üzere uyuşmazlığın temeli her halde İİK'nin 89/3 maddesindeki menfi tespit olgusudur. Zira olayda davalı borçlu borcundan kurtulmuş, davalı alacaklı ise alacağını tahsil etmiştir. Burada taraf şirketlerin ticari işletmeleri arasında hiçbir ticari iş bulunmamaktadır. 6102 sayılı TTK'nin temelde ticari işletme esasını benimsediği ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması gerektiği gözden kaçırılmamalıdır. Davada davacı önce davalı takip borçlusuna borçlu olmadığını ispat edecek ki davalı alacaklıdan haciz baskısı nedeniyle ödediği bedeli geri alabilsin. Bir başka anlatımla istirdat isteminin şartı borçsuzluğun tespitine bağlı olup öncü ve asıl olan menfi tespittir. Bilindiği üzere bu konuda ---- Bölge Adliye Mahkemeleri Hukuk Daireleri arasında çıkan uyuşmazlığın giderilmesi için alınan karar uyarınca, uyuşmazlığın Yargıtay ----. Hukuk Dairesi'nin 18/09/2023 tarihli --- Esas ----- karar sayılı kararıyla "Uyuşmazlıkların çözümünde asıl olanın davanın genel mahkemelerde görülmesi olduğu, özel mahkemelerde görüleceğine dair açık bir düzenleme bulunmayan her davanın, genel mahkemelerde görülmesinin esas olduğu, 2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrasına istinaden gönderilen haciz ihbarnamesi nedeniyle ihtarnameye muhatap olan üçüncü kişi tarafından açılan menfi tespit davasında görevli mahkeme konusunda açık bir düzenleme bulunmadığı, buna göre davanın tarafları arasında doğrudan ilişki bulunmaması ve uyuşmazlığın takip hukukundan kaynaklanması nedeniyle görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu, tarafların tacir olmasının veya temel ilişkinin ticari nitelikte bulunmasının veyahut borcun temelini oluşturan ilişkinin kambiyo senedi niteliğinde olmasının mahkemenin görevinin belirlenmesinde bir etkisinin bulunmadığının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemeleri arasındaki uyuşmazlığın bu şekilde giderilmesine" karar verilmiştir. Buna göre işbu uyuşmazlığın 6102 sayılı TTK'nin 4.maddesine göre mutlak ve nispi ticari dava kapsamında kalmadığı, İİK'nin 89/1 maddesi gereğince gönderilen haciz ihbarnamelerinden dolayı İİK'nin 89/3 maddesinden kaynaklanan işbu davada görevli mahkemenin 6100 sayılı HMK’nin 1 ve 2. maddeleri gereğince genel görevli Asliye Hukuk mahkemesi olduğu sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır. Binaenaleyh, 6100 sayılı HMK'nin 114/1-c maddesi uyarınca eldeki dosyada mahkememizin görevli olmaması nedeniyle; davanın, 6100 sayılı HMK'nin 115/1-2 maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir. (Bkz, benzer yönde; ---- BAM ----HD. 13.06.2024 T-----
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-) 6100 sayılı HMK'nin 114/1-c maddesi uyarınca mahkememizin görevli olmaması nedeniyle; davanın 6100 sayılı HMK'nin 115/1-2 maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine,
2-)6100 sayılı HMK'nin 114/1-c ve 1, 2. maddeleri uyarınca görevli mahkemenin ---- Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun tespitine,
3-)6100 Sayılı HMK'nin 20/1 maddesi uyarınca taraflardan birininin, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize başvurarak talepte bulunması halinde dava dosyasının görevli ---- Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine
4-)Yargılama giderlerinin 6100 Sayılı HMK'nin 331/2 maddesi uyarınca görevli ve yetkili mahkemece değerlendirilmesine, görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmezse talep halinde mahkememizce bu durumun tespiti ile dosya üzerinden davacının yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilmesine,
5-)6100 Sayılı HMK'nin 20/1 maddesi uyarınca taraflardan birinin, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde mahkememiz tarafından resen davanın açılmamış sayılmasına karar verilerek 6100 Sayılı HMK'nin 331/3 maddesi uyarınca yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesine, Dair, davacı vekilinin yokluğunda, davalı ---- vekili ve davalı -----vekilinin yüzlerine karşı ; ;6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle; ---- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.