T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/46
KARAR NO : 2025/110
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 07/01/2020
KARAR TARİHİ : 28/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 13/02/2019 tarihinde davalı -----poliçe numarası ile Zorunlu Mali Sorumluluğunu üstlendiğini, diğer davalı ----. adına kayıtlı, ----- plakalı araç, maddi hasarlı yaralamalı trafik kazasına karıştığını, bu kaza sırasında araçta yolcu konumunda bulunan davacı ...'ın ciddi şekilde yaralandığını, tedavisinin tamamlanmasından sonra, 09.08.2019 tarihinde, ----Hastanesine başvurarak kaza sonucunda vücudunda meydana gelen malûliyetin tespiti için yönetmeliğe göre düzenlenen, ekteki sağlık kurulu raporunu aldığını, iş bu rapora göre vücudunda kazadan kaynaklı %26 oranında maluliyet meydana geldiğini, yolcu konumunda bulunması nedeniyle kendisine atfedilecek herhangi bir kusur bulunmadığını, müvekkilinin kazadan evvel kaynak ustası olarak çalıştığını, aylık 5.000-6.000 TL civarında maaş aldığını, kaza sonucu müvekkilinin vücut bütünlüğünün bozulduğunu, meydana gelen güç kaybı nedeniyle eskisine nazaran işlerini yapmakta zorlanmaya başladığını, davalı ---- taraflarınca kanunun aradığı usulde başvuru yapıldığını, yapmış oldukları başvuruya karşı sigorta şirketi tarafından olumsuz yanıt verildiğini, devamla ---- Arabuluculuk Bürosu'nun ----- başvuru sayılı dosyasıyla iki davalı aleyhine dava şartı arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, davalı ---- Nakliyat usulüne uygun davete rağmen görüşmeye hiç katılmadığını beyan ederek meydana gelen trafik kazası sonucu davacının uğradığı cismani zarar için davalı --- Sigorta için temerrüt, davalı ----- Nakliyat için kaza tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte şimdilik 5.000 TL maddi tazminatın davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline, meydana gelen trafik kazası nedeniyle 25.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ----- tahsiline, yargılama harç ve giderleri ile avukatlık ücretinin davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ---- vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin, kazaya karışan aracı ----- uzun süreli olarak kiraladığını, müvekkili şirket kazaya karışan aracı dava dışı üçüncü kişiye uzun süreli olarak kiraladığından işleten sıfatı olmadığını, yargılamaya konu kaza ve kazaya karışan araç kiralanan dava dışı üçüncü kişinin çalışanı olan ... tarafından - ----- çalışanlarını iş çıkışı evlerine taşıdığı esnada meydana geldiğini, bu sebeple bu araçla meydana gelen kazada müvekkilinin sorumluluğu olmadığını, Yargıtay ---- Hukuk Dairesi'nin----- Sayılı kararında kararında da bu hususun belirtildiğini, kaza sebebiyle müvekkiline kusur atfedilemeyeceğinden davanın reddi gerektiğini, Araç, kaza meydana geldiğinde ---- kiralandığını ve kaza ---- çalışanlarını iş çıkışı evlerine bırakırken----- çalışanı olan ... T. C. Kimlik numaralı ... tarafından kullanılan araç ile meyadana geldiğinden davanın------) ve ... T. C. Kimlik numaralı ...'a ihbar edilmesini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ----- Sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü hususları kabul etmediklerini, Karayolları Trafik Kanunu gereğince davacı usuli yükümlülüğü olan başvuru şartını yerine getirmeksizin dava açtığından, davanın usulen reddi gerektiğini, müvekkili şirket söz konusu zarardan poliçe teminat limitleri dahilinde sorumlu olduğunu, iş bu dava tarihine kadar herhangi bir ihbar bulunulmadığını, davayı kabul manasında olmamak üzere faizin dava tarihinden itibaren yasal faiz olması gerektiğini, davanın zaman aşımına uğradığını beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İhbar olunanlara HMK 61 ve devamı maddeleri uyarınca tebligat yapılmıştır.
İhbar olunan ... 15.06.2021 tarihli duruşmada alınan beyanında; "Benim bu davada herhangi bir kusurum ve sorumluluğum yoktur, ben aracın muayenesinin olmadığını, lastiklerinin kötü olduğunu söyleyerek trafiğe çıkmak istemediğimi belirttim, ---- ise bütün sorumluluğun kendilerine ait olduğunu söylediler, kaza olduktan sonra ben kimseden haber alamadım, kimse geçmiş olsun bile demedi, olay sırasında kazaya sebebiyet veren aracı ben kullanıyordum, benim kullandığım aracın sadece sol farı yanıyordu, hava yağışlıydı ve akşam karanlığıydı, ben aracın sol farı yandığı için sol tarafı takip ediyordum, yanımdan geçen tır viraja girerken beni fark etmeyip sıkıştırdı ve ben sola doğru kırınca lastik kaydı ve bariyerlere çarptım, kaza bu şekilde meydana geldi, ben davacı ...'ı birlikte çalıştığımız için tanırım, kendisi kaza sırasında benim arkamda oturuyordu, aracın emniyet kemeri çalışmadığı için davacı emniyet kemerini takamamıştı, hatta ben emniyet kemerinin çalışmadığını ---- Nakliyata öncesinde söylemiştim, kaza sonrasında ben ceza aldım ve cezaevindeydim, davacının sağlık durumu hakkında ayrıntılı bilgim yoktur." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Deliller
---- Emniyet Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabı dosya arasına alınmıştır.----Ağır Ceza Mahkemesinin ---- esas sayılı dosyasının uyap kayıtları dosya arasına alınmıştır. ----Araştırma Hastanesine yazılan müzekkere cevapları dosya arasına alınmıştır.SGK'ya yazılan müzekere cevabı dosya arasına alınmıştır. Trafik kusuru konusunda uzman bilirkişi ile sigorta hukuku alanında uzman aktüer bilirkişi heyet raporu dosyaya sunulmuştur.
Delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe:
Dava, 13.02.2019 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle davalı şirket nezdinde sigortalı bulunan ----- plakalı araçta yolcu olarak bulunan davacı yönünden, manevi tazminat ve HMK 107.maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak geçici ve kalıcı iş göremezliğe ilişkin maddi tazminat davasıdır.Dava dilekçesi, cevap dilekçeleri, gelen müzekkere cevapları ve taraflarca sunulan deliller hep birlikte değerlendirilmiştir.
Dosyada, davalı sigorta vekilinin zaman aşımı ilk itirazı ön inceleme duruşmasında değerlendirilmiş, davanın süresinde açıldığı kabulüyle yargılamaya devam olunmuştur.Dosyada, davalı sigorta vekili tarafından sunulan 19.07.2024 tarihli beyan dilekçesi ile davacı taraf ile sulh olunduğuna ve karşılıklı olarak yargılama gideri ve vekalet ücreti talepleri olmadığına ilişkin sulh ve ibra protokollü sunulduğu, davacı vekili tarafından sunulan 30.10.2024 tarihli beyan dilekçesi ile maddi tazminat yönünden sulh olunduğuna ve diğer davalıya karşı manevi tazminat taleplerinin devam ettiğine dair beyan dilekçesi sunduğu görüldü.
6100 sayılı HMK 313.maddesinde:"(1) Sulh, görülmekte olan bir davada, tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla, mahkeme huzurunda yapmış oldukları bir sözleşmedir.
(2) Sulh, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri uyuşmazlıkları konu alan davalarda yapılabilir.
(3) Dava konusunun dışında kalan hususlar da sulhun kapsamına dâhil edilebilir.
(4) Sulh, şarta bağlı olarak da yapılabilir."
6100 sayılı HMK 314.maddesinde:"1) Sulh, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir."
6100 sayılı HMK 315.maddesinde:"(1) Sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verir.
(2) İrade bozukluğu ya da aşırı yararlanma hâllerinde sulhun iptali istenebilir." denmektedir.
Dava dilekçesi, cevap dilekçeleri, beyan dilekçeleri ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; maddi tazminat davası yönünden tarafların sulh olduklarının anlaşıldığı, 6100 sayılı HMK 313 ve devamı maddeleri gereği sulhün hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabileceği, sulhün, ilgili bulunduğu davayı sona erdirdiği ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurduğu, mahkemenin taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre karar vereceği, tarafların sulh sözleşmesine göre karar verilmesini talep etmedikleri anlaşılmakla konusuz kalan maddi tazminat davası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Ayrıca maddi tazminat davası bakımından tarafların birbirinden yargılama gideri ve vekalet ücreti talepleri olmadığından yargılama giderleri, yapan üzerinde bırakılmış, taraf vekilleri lehine vekalet ücreti takdir edilmemiş, yargılama gideri kapsamında arabuluculuk ücreti de davacı üzerinde bırakılmıştır.Davacının ayrıca davalı-----manevi tazminat talebi mevcuttur.
Manevi tazminat konusunda belirtmek gerekir ki; Anayasanın güvence altına aldığı hak arama özgürlüğünün yanında, yine Anayasanın "Temel Haklar ve Hürriyetlerin niteliği" başlığını taşıyan 12. maddesinde herkesin kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu belirtildikten başka, 17. maddesinde de, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip bulunduğu da düzenleme altına alınmış bulunmaktadır. Türk Medeni Kanunu'nun 24. maddesinde, kişilik haklarına yapılan saldırının unsurları belirtilmiş ve hukuka aykırılığı açıklanmıştır. 25.maddesinde ise, kişilik haklarına karşı yapılan saldırının dava yolu ile korunacağı açıklanmıştır. Türk Borçlar Kanunu m. 56 gereği de ; Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.Manevi tazminat sade bir ifade ile, zarar görenin kişilik değerlerinde iradesi dışında meydana gelen eksilmenin (manevi zararın) giderilmesi, tazmin ve telafi edilmesidir----, ----)Manevi tazminatta zarar, kişinin iç huzuru ve manevi bütünlüğüne yapılan saldırının mecazi ifadesidir(-----
Manevi tazminata hükmedilirken uygulamaya 22/06/1966 gün 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararındaki (Belirtilmelidir ki; Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararları konularıyla sınırlı, sonuçlarıyla bağlayıcıdırlar, bkz: 2797 saıyılı Yargıtay kanunu m. 45;"İçtihadı birleştirme kararları benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar.)ilkeler ışık tutmaktadır. Manevi tazminat uygulamadaki yerleşen ilkeler ve tarafların sosyal ve ekonomik durumları da gözetilerek, hakimin takdirinde bir husustur. Mahkemeler kanunen kendilerine tanınan takdir haklarını dikkatlı kullanmalıdırlar. Takdir yetkisi, kanun koyucunun bilerek ve isteyerek, yani bilinçli olarak bıraktığı kural-içi (intra legem) boşlukların; hukuk kurallarını uygulamakla yükümlü olanlarca, olaylardaki özelliklerle toplumdaki ahlâkî düşünceler, hukukun birliği, takdir yetkisini tanıyan kuralın amacı, sosyal adalet gibi hususlar göz önünde tutularak ferdîleştirilip doldurulması yetkisidir. Hukukî niteliği bakımından, MK. m. 4'de tanınmış olan bu yetki, kural-içi boşluğu doldurup doldurmamak bakımından yargıca bir « s e r b e s t i » (ihtiyar) vermemiş; tersine, bir ödev yüklemiştir. Gerçekten, MK. m. 4'e göre, «hâkim ... hükmeder». Bu ibareden ödev niteliği kolaylıkla anlaşılmaktadır. Şu halde, hakim, takdirle ilgili şartların gerçekleşmesi halinde, takdir yetkisini kullanmakla yükümlüdür. Aksi takdirde, hakkın dağıtımından kaçınmış olur-----
Mahkememiz anılan hususların da farkında olarak, dosyaya dönüldüğünde, Manevi tazminatın amaçlarından biri caydırıcılık olmakla beraber diğeri manevi tatmin duygusudur. Manevi tazminat miktarı amacından çıkacak şekilde, tarafın maddi olarak çöküşüne neden olacak miktarda da olmamalıdır. Davacı tarafın sebepsiz olarak zenginleşmesine neden olmayacak, zarara uğrayanda manevi huzur doğuracak ve hükmedilecek tazminat miktarının cezalandırmaya veya malvarlığına ilişkin bir zararı gidermeye yönelik olmayacak şekilde olmasının Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında kabul edilmiş olduğu, iş bu davada manevi tazminat talebinin tamamının kabul edilmesinin davalıların ekonomik olarak çöküşüne sebep olacağı, tüm hususlar, yukarıdaki açıklamalar, 22/06/1966 gün 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararındaki (Belirtilmelidir ki; Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararları konularıyla sınırlı, sonuçlarıyla bağlayıcıdırlar, bkz: 2797 saıyılı Yargıtay kanunu m. 45;"İçtihadı birleştirme kararları benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar.) ilkeler göz önünde tutarak, davacının, yaralama sebebiyle vücut engellilik oranının %8 olduğu, altı ay iş göremez hale geldiği, alınan kusur raporuna göre ----- plakalı araç sürücüsünün olayda asli ve %100 kusurlu olması bir bütün olarak değerlendirilip hükümde gösterildiği şekilde, davacının manevi tazminat talebinin makul bulunması sebebiyle, manevi tazminat davasının kabulüne karar vermek gerekmiş, kazaya neden olan araç ticari araç olduğundan avans faize hükmetmek gerekmiş, davalı -----yönünden 13.02.2019 kaza tarihinde temerrüdün gerçekleştiği kabul edilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının maddi tazminat davası yönünden, HMK 315. maddesi uyarınca sulh olunduğu anlaşılmakla KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2-Davacının manevi tazminat davası yönünden, davanın KABULÜ ile toplam 25.000,00 TL'nin 13.02.2019 kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ---- tahsili ile davacıya verilmesine,
3-Maddi tazminat davası yönünden davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Maddi tazminat davası yönünden Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
5-Maddi tazminat davası yönünden gerekçede açıklanan sebeplerle taraflar lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
6-Manevi tazminat davası yönünden karar tarihi itibariyle alınması gereken 1.707,75 TL harçtan peşin alınan 88,81 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.618,94 TL harcın davalı----- tahsili ile hazine adına irad kaydına,
7-Manevi tazminat davası yönünden davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 25.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ----- tahsili ile davacıya verilmesine,
8-Davalı taraflarça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
9-Karar kesinleştiğinde varsa bakiye gider avansının yatırana iadesine,Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ---- Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesi nezdinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. E-duruşmaya son verildi.