T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/8
KARAR NO : 2025/10
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 03/01/2024
KARAR TARİHİ : 13/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davanın kabulü ile şimdilik; 100 TL Hasar Farkı bedeli ve 100 TL Araç mahrumiyet bedelinin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizle birlikte davalılardan alınarak müvekkile ödenmesini, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı taraflara yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ----- Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket tarafından 5684 sayılı kanun’un 22. maddesi uyarınca tespit edilen gerçek hasar tazminatı dava öncesinde ödenmiş olduğundan müvekkilİ şirket üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmiş olup mükerrer talepleri içeren davanın reddi gerektiğini, davacı tarafından araç mahrumiyet bedeli talep edilmişse de poliçe teminatı kapsamında olmadığından talebin kabul edilmesi mümkün olmayacağını, bu nedenlerle davanın reddine, yargılama masrafı ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ----- vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın tümden reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı -----Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu aracı davalı müvekkil şirket işleten sıfatı olmadığından esastan reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
-----Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezine yazılan müzekkere cevapları, bilirkişi raporları.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, trafik kazası sonucu davacı tarafa ait araçta meydana gelen hasar ve araç mahrumiyet bedelinin davalı araç maliki, araç sürücüsü ve kazaya karışan aracın ZMMS sigortacısından tahsili talebine ilişkindir.Arabuluculuk dava şartı bakımından yapılan değerlendirmede;
---- BAM-----. HD nin---- Esas ----- Karar sayılı ilamı; "Dava şartı olan zorunlu arabuluculuk hükümlerinin uygulanabilmesi için taraflar arasındaki uyuşmazlığın ticari dava olması gerekir.
Ticari dava ile ilgili düzenleme TTK'nun 4. maddesinde yapılmıştır. TTK'nun 4/1 maddesine göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın bu Kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Sigorta hukuku 6102 sayılı TTK'nın 1401 vd. maddelerinde, zorunlu sorumluluk sigortası ise 1483 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Davacı da zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesine dayanarak davalıdan rücuen tazminat talep etmektedir. Bu durumda dava, TTK'da düzenlenmiş olan sigorta hukukuna dayandığından TTK' nın 4/1. maddesine göre mutlak ticari dava niteliğindedir.Somut uyuşmazlıkta; davalı sürücü ve işleten ile davacı gerçek kişi olup aralarındaki uyuşmazlık, haksız fiil niteliğindeki trafik kazasından kaynaklandığından ticari dava olarak nitelendirilemez.
Bu nedenle davalı gerçek kişilere yöneltilen davada zorunlu arabuluculuk dava şartına tabii olmadığı gözetilmeden yazılı olduğu şekilde usulden red kararı verilmesi doğru olmamıştır." şeklindedir.
Davalı ----- vekili tarafından müvekkili bakımından davacı tarafça arabuluculuk yoluna başvurulmadığı, bu nedenle davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi talep edilmiş ise de huzurdaki davada yalnızca sigorta şirketi bakımından arabuluculuk kanun yoluna başvuru zorunluluğu olduğundan ve diğer davalılar ile davacı taraf arasındaki ilişki ticari ilişki olmayıp haksız fiilden kaynaklandığından davalı tarafın bu yöndeki itirazları yerinde görülmemiştir.
Somut olayda; 16/04/2023 tarihindesürücü ---- sevk ve idaresindeki ---- plakalı aracı ile seyir halinde iken aracının ön kısımlarını sürücü ---- sevk ve idaresinde bulunan ----- plakalı aracın arka kısımlarına çarpması ve çarpmanın etkisiyle ----plakalı araç sağ yan kısımları ile sürücü ---- sevk ve idaresinde bulunan----- plakalı aracın sol yan kısımlarına çarpması neticesi maddi hasarlı 3 araçlı trafik kazasının meydana geldiği, meydana gelen kaza nedeniyle hasar onarım bedelinin kazada kusurun sigortalı araç sürücüsünün sorumluluğunda bulunan araç sürücüsünde olduğu iddiası ile huzurdaki davanın ikame edildiği görülmüştür.
Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; yargılama sırasında kusur ve hasar alanında uzman makine mühendisinden alınan rapor ile davalı sigorta şirketi nezdinde trafik sigortalı ----- plakalı aracı sevk ve idare eden sigortalı sürücünün dava konusu kazanın oluşumunda asli ve %100 oranında kusurlu olduğu, davacıya ait bulunan ----plakalı araç sürücüsünün herhangi bir kusurunun bulunmadığı tespit edilmiştir.
Hasar tazminatı talebi bakımından yapılan değerlendirmede;
Yargıtay ----. HD ----- sayılı ilamı; “Yargılama sırasında alınan …’nın 20.01.2015 tarihli raporu ile; davacı aracında oluşan hasar bedeli, anlaşmalı servis tarafından uygulanan iskontonun uygulanıp uygulanmamasına göre alternatifli olarak belirlenmiştir. Bu raporda, anlaşmalı servis tarafından yapılan parça bedellerindeki iskonto uygulanmadığında, davacı aracındaki hasar bedelinin 42.395,83 TL. olacağı, denetime açık şekilde saptanmıştır. Bu durumda mahkemece, davacının onarımı yaptıracağı yeri belirleme konusunda serbest olduğu, onarımı yapan servisin sigortacının anlaşmalı servisi olmadığı, bu sebeple anlaşmalı servisin yaptığı iskontonun yapılmadığı, anlaşmalı servis iskontosu uygulanmadığında davacının talep edebileceği hasar bedelinin… Başkanlığı’nın 20.01.2015 tarihli raporuyla 42.395,83 TL. Saptandığı, bu bedelin davacının talep edebileceği gerçek zarar olduğu hususları gözetilerek rapor doğrultusunda davacı lehine tazminata hükmolunması gerekirken, yazılı olduğu biçimde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.” şeklindedir.
Aktarılan Yargıtay kararında ve sair müstakar Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere, davacının davalının anlaşmalı ya da yetkili servislerinde hasar gören aracını tamir ettirme zorunluluğunun bulunmadığı, bununla birlikte davalı sigortacı ile anlaşmalı veya yetkili servisleri arasında yapılan anlaşmalara göre iskonto uygulamasının da davacıyı bağlamayacağı, ancak bu durumun davacının aracını sigortacının anlaşmalı ya da yetkili servislerinde aracını tamir ettirmeyip kendi bulacağı bir serviste aracını tamir ettirmesi halinde geçerli olacağı, somut olayda davacının aracını sigortacını anlaşmalı ya da yetkili servislerinde tamir ettirdiği, hasar bedelinin anlaşmalı servise ödendiği, rapor ile değşimi yapılan parçaların orjinal olduğunun ancak sigorta ile anlaşmalı servis arasındaki ticari ilişki kapsamında indirimli fiyatlar üzerinden ücretlendirme yapıldığının tespit edildiği, aracın çalışır vaziyette davacı tarafa teslim edildiği hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, bu haliyle davacının karşılanmayan bir zararının bulunmadığı, davacının aracının tamir ettirilip zararının karşılanmış olmasına rağmen, 10.12. 2024 tarihli ıslah dilekçesi ile ileri sürdüğü, muhtemel (iskontosuz+KDV dahil) araç tamir ücreti üzerinden bakiye alacak talebinde bulunmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olacağı ve davalı taraf bakımından hakkaniyete aykırılık teşkil edeceği, bununla birlikte davacı tarafça dava konusu araçta onarılmayan ya da gereği gibi onarımı yapılmayan bir kısım olduğuna dair herhangi bir delilin dosyaya ibraz edilemediği anlaşılmakla davanın hasar tazminatı talebi bakımından tüm davalılar yönünden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Araç mahrumiyet talebi bakımından yapılan değerlendirmede;
Davaya konu kaza nedeniyle davacının aracında oluşan hasarın onarımı için gerekli makul sürede, davacının ikame araç temin etmek ve bu suretle masraf yapmak zorunda kalacağı, bu zararının da tazmininin gerektiği açık olmakla birlikte bu zararın, kazadan kaynaklanan dolaylı zarar mahiyetinde olduğu ve davalı trafik sigortacısının sadece doğrudan zararlardan sorumlu olduğu, bu zararın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ve poliçe özel şartları uyarınca teminat kapsamında bulunmadığından araç mahrumiyet zararına yönelik davacı isteminin davalı sigorta şirketi yönünden reddine (Yargıtay ----Hukuk Dairesinin ---- Esas ve ----- Karar sayılı), diğer davalılar bakımından kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Yargılama giderleri bakımından yapılan değerlendirmede;
Tarafların talepleri dikkate alınarak 6100 sayılı HMK'nin 331/1, 332/1 maddeleri gereğince aynı yasanın 323.maddesinde sayılan yargılama giderlerine kabul red oranına göre karar verilmiştir.
Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretine ilişkin yargılama giderine de davalı sigorta şirketi bakımından dava tümden reddedilmiş olduğundan davacı taraftan tahsili ile hazineye gelir kaydına şeklinde karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın Araç Mahrumiyet Bedeli talebi bakımından ----. ve davalı ----- bakımından KABULÜ ile 30.000 TL araç mahrumiyet bedelinin kaza tarihi olan 16.04.2023 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılar ------ müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
Davalı sigorta şirketi bakımından Araç Mahrumiyet Bedeli talebinin REDDİNE,
Davanın hasar tazminatı alacağı talebi bakımından REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.049,30 TL karar ve ilam harcından baştan alınan 427,60 TL peşin harç ve 1.866,78 TL ıslah harçtan mahsubuyla fazladan yatırıldığı anlaşılan 245,08 TL nin kararın kesinleşmesi halinde davacı tarafa iadesine,
3-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL başvurma harcı, 427,60 TL peşin harç ve 1.866,78 TL ıslah harcının davalı ---- ve davalı ----- müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
4-Davacı tarafından yargılama gideri olarak yapılan 4.609,50 TL nin kabul red oranına göre 1.262,73 TL lik kısmının davalı ----ve davalı ----- müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca hesaplanan 30.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalı ----- müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
6-Davalılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 3/2, 13/1 maddesi uyarınca hesaplanan 30.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara ödenmesine,
7-Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3120 TL nin davacı taraftan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
8-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına,)
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, davalı sigorta şirketinin yokluğunda; 6100 sayılı HMK 341/2 maddesi uyarınca miktar itibarıyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
MADDİ HATANIN DÜZELTİLMESİ
6100 sayılı HMK'nn 304.maddesinde 'Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir. Hüküm tebliğ edilmişse hâkim, tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez. Davet üzerine taraflar gelmezse, dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilebilir. (2) Tashih kararı verildiği takdirde, düzeltilen hususlarla ilgili karar, mahkemede bulunan nüshalar ile verilmiş olan suretlerin altına veya bunlara eklenecek ayrı bir kâğıda yazılır, imzalanır ve mühürlenir.” düzenlemesi vardır.
İnfazda tereddüt oluşturmaması amacıyla ve usul ekonomisi gereği mahkememizin ----- Esas ---- Karar sayılı ilamının hüküm kısmının yasa yolunu gösteren son kısmında reddedilen kısım bakımından dava değeri kesinlik sınırının üzerinde olmasına rağmen kararın kesin olarak verildiği, bu haliyle maddi hata yapıldığı açık olduğundan hükmün yasa yolunu gösteren son kısmının;
"Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, davalı sigorta şirketinin yokluğunda; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince, reddedilen kısım bakımından gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle; ---- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.13/01/2025"şeklinde tashihine hükmün devamının aynı şekilde teselsül ettirilmesine karar verildi.
Dair, tarafların yokluğunda; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle; ---- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere mahkememizce resen karar verildi.