T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/63
KARAR NO : 2024/887
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 25/01/2024
KARAR TARİHİ : 12/12/2024
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan---- Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı tarafından davalıya verilen malzeme ve sunulan tamir, bakım hizmetleri kapsamında toplam 25.283,61 TL için faturaları düzenlendiği, bu faturalardan da anlaşılacağı üzere müvekkilinin davalıya düzenli olarak mal ve hizmet verildiği, müvekkil ile davalı aralarında cari hesap olarak çalıştıklarını, davalı tarafından düzenlenen faturalar davalı tarafından ödenmeyince tarafımızca ----. İcra Dairesi Müdürlüğünde ---- Esas numarası ile 25.527,23 TL (25.283,61 TL + Takip tarihine Kadar İşlemiş Faizler) toplam alacak için ilamsız icra takibi başlatıldığını, borçlu yasal süre içerisinde itiraz ederek; alacaklıya borçlu olmadığını iddia ederek söz konusu borcun tamamına, faizlerine ve ferilerine itiraz ettiği, taraflara ait ticari defterler incelendiğinde de davalının mal ve hizmet aldığının anlaşılacağı, yukarıda arz ve izah edilen nedenler ve fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla; davalı tarafın ---- İcra Dairesi ----- Esas nolu icra takip dosyasına ilişkin haksız ve hukuki dayanaktan yoksun tüm itirazlarının iptali icra takibinin devamına, davalı tarafın hükmedilecek meblağın üzerinden %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve arabuluculuk ile dava vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Hukuki ve maddi dayanaklardan yoksun işbu davanın reddi gerektiği, taraflar arasında hizmet sunumu ya da mal alımına ilişkin herhangi bir sözleşme mevcut olmadığı, davacı taraf salt müvekkile mal ve hizmet satışı gerçekleştirdiğini beyan etmiş ise de bu hususa ilişkin herhangi bir sözleşme sunmadığı gibi iddiasını aydınlatan beyanda dahi bulunmadığı, bu sebeple salt müvekkile hizmet sağladığı yönünde beyan ile taraflar arasında ticari sözleşme kurulduğu veyahut ticari ilişkinin gerçekleştirildiği iddiasının kabulü mümkün olmadığı, müvekkil, ticari faaliyet gösterdiği dönem boyunca borçlanmış olduğu edimlerini gereği gibi yerine getirdiği, ancak müvekkil firmanın davacı firmaya ödemekle yükümlü olduğu herhangi bir borç bulunmadığı, davacı taraf, haksız ve kötü niyetli olarak müvekkile fatura keşide etmiş ve hukuki dayanaktan yoksun icra takibinin devamı amacıyla huzurdaki davayı ika davacı tarafın dava dilekçesinin ekinde sunmuş olduğu faturaların davanın ispatı olarak kabulü olmadığı, davacının alacak iddiasına dayanak olarak sunduğu faturaların müvekkile tebliğ ettiğine ve müvekkilin fatura içeriğine 8 gün içerisinde itiraz etmediğine ilişkin herhangi bir delil sunulmadığı, TTK 21/2 maddesi uyarınca faturaların tek başına ispat gücü bulunmadığı, davacı taraf iddiasını ispata yarar başkaca herhangi bir delil de ibraz etmediğinden ispat bulmayan davanın reddine karar verilmesi gerektiği, davacı tarafın alacak iddiasıyla haksız yere ikame ettiği ---. İcra Müd. ----. Sayılı dosyaya müvekkil firma tarafından yapılan itiraz isabetli ve hukuki dayanaklar içerdiğinden ve alacak likit durumda olmadığından davacı tarafın kötü niyet iddialarıyla icra inkar tazminatı talep etmesi hukuka aykırıdır ve reddi gerektiği, yukarıda izah edilen ve resen tetkik edilecek sebeplerle; davalı aleyhine açılan işbu davanın reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini beyan talep etmiştir.
DELİLLER: ---- İcra Dairesinin ---- Esas sayılı dosyası, Ticaret Sicili Kayıtları, Tarafların Vergi Mükellef Kayıtları ve 2023 yılı BA-BS Formları, Faturalar, Ticari Defter ve Belgeler, Bilirkişi Raporu, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ VE VAKIALARA GÖRE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI :
Dava, 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince ticari satımdan kaynaklanan alacağın tahsili için açılmış itirazın iptali, takibin devamı ve tazminat istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle dava şartı zorunlu arabuluculuk başta olmak üzere HMK'nin 114.maddesinde sayılan genel ve özel dava şartları, taraf sıfatı, harç ve hak düşürücü süre gibi hususlar incelenmek ve değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş ve uyuşmazlık belirlenmiştir. Akabinde daha önce arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığı anlaşılmakla bu kez, esasları, süreci ve hukuki sonuçları açıklanarak taraflar sulh olmaya davet ve teşvik edilmelerine karşın, duruşmada hazır bulunan taraf vekillerinin sulh yoluyla çözüme gitmek istemediklerine yönelik beyanı üzerine tahkikata geçilerek deliller toplanıp incelenmiş, değerlendirilmiş, tahkikat işlemleri yerine getirilip bitirilmiş ve son celse duruşmada hazır bulunan taraf vekillerinin tahkikata ve esasa ilişkin son sözleri dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.
Öncelikle davaya esas ----- İcra Dairesinin ----- Esas sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden dosyaya eklenmiş ve bir örneği çıkarılarak incelenmiştir. Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu, itiraz üzerine takibin durdurulduğu görülmüştür. Ayrıca tarafların ticaret sicili kayıtları dosyaya kazandırılmış ve bağlı bulundukları vergi dairelerine ayrı ayrı müzekkereler yazılarak tarafların vergi mükellefi kayıtları ve uyuşmazlığın doğduğu 2023 yılına ilişkin BA-BS formları celbedilmiştir.
2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; "(Değişik fıkra: 17/07/2003-4949 S.K./15. md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik fıkra: 09/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga fıkra:17/07/2003-4949 S.K./103.md.)Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (Ek fıkra:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu hükümden haretketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir...İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.6098 sayılı TBK'nin 207.maddesinde ise - Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir adet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Durum ve koşullara göre belirlenmesi mümkün olan bedel, kararlaştırılmış bedel hükmündedir.
6100 Sayılı HMK'nin Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı
MADDE 222 - (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya (DEĞİŞİK İBARE ----: 28.07.2020 ---- NO: --- KANUN NO: ---) (KOD ----- diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (EKLENMİŞ CÜMLE -----: 28.07.2020 ---- NO: ----- KANUN NO: -----) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır, düzenlemesine yer verilmiştir.
Yapılan açıklamalar, anılan yasal düzenlemeler, toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda somut olaya bakıldığında; -----İcra Dairesinin ----- Esas sayılı dosyasından davalı-borçlu hakkında satış sözleşmesi kapsamında düzenlenen faturalara dayalı olarak icra takibi başlatıldığı ,icra takibe yapılan itiraz üzerine icra takibinin durdurulduğu ve bir senelik yasal hak düşürücü süre içinde işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Zira 2004 sayılı İİK'nin 67/1. maddesine göre alacaklı, itirazın iptali davasını itirazın kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde açabilir. Hükümde öngörülen bir yıllık süre, hak düşürücü süre niteliğinde olup, hükmün açık lafzı gereği itirazın alacaklıya tebliğ edilmesi ile başlar. Diğer bir ifade ile, itiraz alacaklıya Tebligat Kanunu hükümlerine göre usulüne uygun olarak tebliğ edilmemiş ise bir yıllık süre başlamaz. Alacaklının itirazı bir şekilde öğrenmiş olması ve dahi (icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasının talep edilmesi dışında) bir takım icra işlemleri yapmış olması da bir yıllık süreyi başlatmaz. (Bkz. Yargıtay ---- HD'nin 18/11/2021 tarih ve ----- sayılı ilamı). Dava konusu olayda dosyada itiraz dilekçesinin davacı tarafa/vekiline tebliğine rastlanmadığındın davanın bir yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı kabul edilmiştir. Bilindiği üzere itirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. Dolayısıyla eldeki somut uyuşmazlığın da dosyada bulunan faturalar kapsamında çözülmesi gerekmektedir. Faturadan kaynaklanan itirazın iptali davalarında ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerindedir. Mahkememizce bu şartlara göre açılan işbu dava üzerine taraf teşkili sağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiş, davalı davaya yanıt vermediğinden yasa gereği münkir kabul edilerek davacı vekili tarafından gösterilen deliller toplanmış, tarafların bağlı bulunduğu vergi dairelerinden uyuşmazlığın tabi olduğu 2023 yılına ait BA-BS formları getirtilmiştir. Taraflar arasında ticari satım ilişkisi bulunduğu ve bu kapsamda faturalar düzenlendiği ,takibin temelinin de fatura alacağından kaynaklandığı anlaşılmakla HMK'nin 266 maddesi gereği uyuşmazlığın çözümünün teknik bilgi gerektirmesi karşısında 6102 Sayılı TTK'nin 83-85 ve 6100 Sayılı HMK'nin 222. maddeleri kapsamında inceleme gün ve saati belirlenerek davacının ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak rapor alınmasına karar verilmiş ve bu minvalde dosya ---- Bilirkişililik Bölge Kurulundan resen seçilen bir bilirkişiye tevdi ve teslim edilmiştir. Bilirkişi SMMM ----- tarafından davacının ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda hazırlanan 12.09.2024 tarihli raporda özetle; davacının ticari defterleri usul yönünden incelenmiş olup; 2023 dönemi Envanter defterinin açılış tasdikinin Vergi Usul Kanunu’nun “Tasdik Zamanı” başlıklı 221. maddesine göre; süresinde alınmış olduğu, davacının 2023 döneminde e-defter mükellefi olduğu, 2023 dönemi Gib onaylı Ocak ayı açılış ve Aralık ayı kapanış Yevmiye ve Defteri Kebir beratlarının süresi içerisinde alındığı, davacının incelenen 2023 dönemi ticari defterlerinin V.U.K’nu ve TTK’nuna uygun tutulduğu, davacının ticari defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, davalının ara kararlar uyarınca belirlenen inceleme günü ve saatinde hazır olmaması yerinde inceleme talebinde bulunmaması nedeniyle dava konusu ile ilgili ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılamadığı, dava dilekçesi ekinde sunulan takibe dayanak faturaların ticari fatura senaryosu ile düzenlenmiş e- faturalar olduğu, ilgili faturaların davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının kendi ticari defter kayıtlarına göre davalı tarafından yapılan kısmi ödemeler sonrasında 06.11.2023 tarihi itibariyle davalıdan takipteki asıl alacak talebi kadar 25.283,61 TL alacaklı gözüktüğü , davalıdan öncesinde tahsili yapılan 20.11.2023 vadeli 111.686,65 TL tutarlı çekin karşılıksız işlemi görmesi nedeniyle davalı aleyhine borç yazılması, bankaların sorumluluğu kapsamındaki karşılıksız çek bedeli olarak tahsili yapılan 6.000,00 TL’nin davalı lehine alacak yazılması sonucunda takip tarihi (21.11.2023 ) itibariyle davalıdan (25.283,61+111.686,65-6.000,00) = 130.970,26 TL alacaklı gözüktüğü yönünde tespit, hesap ve görüşler bildirilmiştir. Mahkememizce işbu rapor taraf vekillerine usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. Taraf vekillerince sunulan beyan ve itirazlar değerlendirilmiştir. (HMM,281) Mahkememizce bu kapsamda yapılan değerlendirmede somut olayda öncelikle taraflar arasındaki satış sözleşmesi ilişkisinin sabit olduğu, takip konusu faturaların ve bunlardan doğan alacağın davacının ticari defter ve belgelerinde aynen kayıtlı olduğu ve davacı defterlerinin HMK'nin 222.madesi gereği delil niteliği taşıdığı anlaşılmıştır. Davalı tarafın ise duruşmada usulüne uygun olarak gerekli ihtar şerhi içeren ara kararlar verilmesine rağmen ticari defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmediği ve dolayısıyla üzerinde bilirkişi incelemesi yapılamadığı anlaşılmıştır. Filhakaka, davalı tarafça gerek takibe itirazda gerekse cevap dilekçesinde oldukça genel itiraz ve savunmalarda bulunulduğu somut hiçbir delil de gösterilmediği görülmüştür. Bu durumda, 61010 Sayılı HMK'nin 222/3 hükmüne göre davacının ticari defterlerinde aynen kayıtlı olan ve işbu bedelinin ödendiğine ilişkin bir savunma; bilgi, belge ve delil de sunulmayan takip ve dava konusu alacağın varlığının ve miktarının 25.283,61 TL yönünden sübut bulduğunun kabul edilmesi gerekmiştir.(HMK.222/3) Ancak bilindiği üzere temerrüt, alacaklı tarafından muaccel hale gelmiş bir borcun ifasındaki gecikme olup, kural olarak bu tür bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarı ile temerrüde düşer. Alacağın muaccel olması ile temerrüt birbirinden farklı olgulardır. 6102 sayılı TTK'nin 1530. Maddesi de sadece mal ve hizmet tedariki amacıyla akdedilen sözleşmelerde, mal veya hizmet karşılığı ödenecek bedelde temerrüde düşüldüğü durumda ve iki ticari işletme arasında akdedilen sözleşmeler bakımından uygulanır. Maddede, borcunu zamanında ödemeyen borçlunun ihtara gerek olmadan temerrüde düşmesi ve alacaklının faize hak kazanması öngörülmüştür. Ancak söz konusu hüküm mal tedarik sözleşmesine ilişkin olup, satış sözleşmelerinde uygulanması mümkün değildir.Temerrüt faizine hükmedilmesi için davalıya temerrüt ihtarı gönderilmesi gerekir. VUK'un 230. Maddesinde ise fatura içeriği belirtilmiş olup, faturada bulunan vadenin alacağın muaccel olduğu tarihi göstermesi ve faturaya itiraz edilmemesi sebebiyle, kararlaştırılan kesin vade olarak kabulü mümkün değildir. Somut olayda vade farkına ilişkin bir sözleşme hükmü veya teamül bulunmadığı gibi, davacının temerrüt ihtarı da bulunmadığından, davacının vade farkı, işlemiş faiz talep etmesi mümkün değildir. Bu açıdan somut olayda faturalara dayalı alacak yönünden takipten önce davacı tarafından keşide edilen bir ihtarname bulunmadığına göre davalı şirket takip öncesinde temerrüte düşmediğinden ondan işlemiş faiz talep edilmesi mümkün görülmemiştir. Binaenaleyh; davacı şirketin yukarıda gösterilen asıl alacağa ilişkin davasını; yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde TMK'nin 6 ile HMK'nin 190 ve 222/3 maddeleri kendi ticari ticari defterlerindeki kayıtlar, faturalar , mevcut bilirkişi raporu ve dosyaya mübrez tüm deliller de gözetildiğinde asıl alacak yönünden ispatladığı sonuç ve kanaatiyle; dosyaya sunulan sözü geçen bilirkişi raporunun da gerekçeli, denetime açık, hüküm kurmaya elverişli, yeterli ve yerinde olduğu kabul ve takdir edilerek davacının davasının kısmen kabulü ile, icra takip dosyası ve taleple bağlılık ilkesi, TBK'nin 117/1 maddesi gereğince temerrütün icra takibiyle oluşması ve takipte yukarıda açıklandığı üzere işletilen reeskont faizinin dışlanması yanında; TTK'nin 16/1 maddesine göre tarafların tacir sıfatı taşımalarına rağmen taleple bağlılık ilkesi gereği takip talebinin sonuç ve talep kısmında da yalnızca faiz istendiği ve bu ifadeden yargısal uygulamaya göre yasal faizin anlaşılmasının gerekmesi karşısında varlığı ve miktarı kabul edilen asıl alacağa yasal faizi uygulanması gerektiği de denetlenip gözetilmesi sonucunda davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile; davalı-borçlunun ----İcra Dairesinin ----- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının 25.283,61 TL asıl alacak kısmı yönünden iptali ile takibin işbu miktara takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek suretiyle 25.283,61 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin (243,62 TL) talebin reddine karar verilmiştir. (AY.9, 36 ,138, 141, TMK, 1/1,2, 6 , İİK, 67/1,2, TBK, 1 vd.117/1 ,207 vd, TTK, 16/1,18/2, 21,23, 83,85,89, HMK, 25,26,27,29,30,31, 33, 222/3 , 146, 187/1, 190, 198, 266 vd, 282, Av.Kanunu 2/1,2 )Davacı tarafın İcra İnkar Tazminatı İsteğine ilişkin yapılan değerlendirmede ise; Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında İİK’nin 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada borçlunun itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Somut olayda davanın kısmen kabulüne karar verilmesi , davacının ticari defterlerinde dava edilen alacaktan fazla kayıt bulunmasına ve davalının defterlerinin incelenememesine göre sonuca yapılan yargılama ve bilirkişi raporuna göre yapılan değerlendirmeye göre ulaşılması karşısında alacağın davalı şirket yönünden dava konusu asıl alacak/borç likit/muayyen olmadığı kanaatiyle İcra İflas Kanunu'nun 67/2.maddesi gereğince şartları oluşmayan tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Davalı tarafın 2004 sayılı İİK'nin 67/2 maddesi gereğince kötüniyet tazminatına yönelik talebinin de ; davanın asıl alacağa ilişkin olarak haklı olması ve davanın kısmen kabulüne karar verilmesi, tazminatın asıl alacağa göre belirlenmesi ilkesi yanında davacının davalıya ızrar kastıyla ve kötü niyetle takip yaptığına yönelik davalının soyut beyanı ve talebi dışında hukuki bir tespit ve beyyine bulunmadığından reddine karar verilmiştir.6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinin tamamından; dürüstlük kuralı temelinde reddedilen kısmın işlemiş faize ilişkin olduğundan yargılamaya ve esasa bir etkisi görülmediğinden aynı yasanın 29, 33, 327/1 ve 326/1 maddeleri gereğince tamamından davalı şirket sorumlu tutulmuştur. Bu kapsamda ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2. Maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin tamamının da, davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın KISMEN KABUL; KISMEN REDDİNE,
2-)2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçlunun ---İcra Dairesinin ------ Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının 25.283,61 TL asıl alacak kısmı yönünden iptali ile takibin işbu miktara takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek suretiyle 25.283,61 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin ( 243,62 TL) talebin reddine,
3-)Davacının,2004 sayılı İİK'nın 67/II maddesi gereğince icra inkar tazminatı talebinin reddine,
4-)Davalının,2004 sayılı İİK'nın 67/II maddesi gereğince davacı/ alacaklının takibinde haksız ve kötü niyetli olduğuna yönelik tazminat talebinin reddine,
5-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.727,12 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubuyla bakiye 1.299,52 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
6-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
7-)Davacı tarafından yapılan 427,60 TL başvurma harcı, 427,60 TL peşin harç olmak üzere toplam 855,20 TL harçtan oluşan yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-)Davacı tarafından yapılan 82,00 TL posta ücreti ve 3.750,00 TL Bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.832,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 ve 13/2 maddeleri uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 25.283,61 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
10-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avanslarının yatıran tarafa iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, )Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı ; 6100 sayılı HMK'nin 341/2. maddesi gereğince karar tarihi itibariyle kararın kabul ve reddedilen kısımlar yönünden miktar itibarıyla ( 28.250,00 TL ) İstinaf kanun yoluna başvuru sınırının altında kaldığı anlaşılmakla kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.