T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/673
KARAR NO : 2024/860
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 09/10/2023
KARAR TARİHİ : 05/12/2024
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız -----Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin catering firması olarak faaliyet yürüttüğü, davalı/borçlu şirket müvekkilden yemek alım talebinde bulunduğunu ve davacı şirketin de kendilerine anlaşma dahilinde düzenli olarak yemek dağıtımı yaptığını, davacı şirketin anlaşma gereği üzerine düşen edimleri eksiksiz olarak yaptığını, ancak davalı/borçlu şirket ödemekle yükümlü olduğu bedelleri davacı şirkete ödemediğini, bunun akabinde davalı/borçlu aleyhine ---- İcra Müdürlüğünün ---- Esas sayılı dosyasında takip başlatıldığını, davalı/borçlunun haksız ve mesnetsiz şekilde borca itiraz ettiği ve takibi durdurduğunu, davacı şirket tarafından davalı/borçlu yan adına düzenlenmiş faturalar mevcut olup bunlar tarafların ticari defterlerine de işlendiğini, davalı/borçlu taraf süreci uzatmak adına kötü niyetli bir şekilde itirazda bulunduğunu, taraflarınca arabuluculuk başvurusu yapılmış olup bu süreç olumsuz neticelenmiş ve taraflarca e-imzalı şekilde anlaşmama tutanağı düzenlendiğini, arz ve izah olunan sebeplere binaen; davanın kabulüne itirazın iptaline ve takibin devamına, asıl alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, her türlü yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasını karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP : Davalı şirket tarafından 6100 Sayılı HMK'nin 322/1 maddesi atfıyla aynı yasanın 126-131 maddeleri kapsamında cevap dilekçesi verilmemiştir. Davalı şirket temsilcisi duruşmalara katılmamış; kendisini vekille temsil de ettirmemiştir.
DELİLLER: ---- İcra Dairesinin ------ Esas sayılı dosyası, Ticaret Sicil Kayıtları, Ticari Defter ve Belgeler, Tarafların Vergi Dairesi Mükellef Kayıtları ve 2022 yılı BA-BS Formları, Faturalar, Bilirkişi Raporu, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ VE VAKIALARA GÖRE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI :
Dava, 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince açılmış İtirazın İptali, takibin devamı ve tazminat istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle dava şartı zorunlu arabuluculuk başta olmak üzere HMK'nin 114.maddesinde sayılan genel ve özel dava şartları, taraf sıfatı, harç ve hak düşürücü süre gibi hususlar incelenmek ve değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş ve uyuşmazlık belirlenmiştir. Akabinde daha önce arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığı anlaşılmakla bu kez, esasları, süreci ve hukuki sonuçları açıklanarak taraflar sulh olmaya davet ve teşvik edilmelerine karşın, duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin sulh yoluyla çözüme gitmek istemediklerine yönelik beyanı üzerine tahkikata geçilerek deliller toplanıp incelenmiş, değerlendirilmiş, tahkikat işlemleri yerine getirilip bitirilmiş ve son celse duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin tahkikata ve esasa ilişkin son sözleri dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.Öncelikle davaya esas ---- İcra Dairesinin ------ Esas sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden dosyaya eklenmiş ve bir örneği çıkarılarak incelenmiştir. Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu, itiraz üzerine takibin durdurulduğu görülmüştür. Ayrıca tarafların ticaret sicil kayıtları dosyaya kazandırılmış ve bağlı bulundukları vergi dairelerine ayrı ayrı müzekkereler yazılarak tarafların vergi kayıtları ve uyuşmazlığa ait olduğu 2022 yılına ilişkin BA-BS formları celbedilmiştir.
2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; "(Değişik fıkra: 17/07/2003-4949 S.K./15. md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik fıkra: 09/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga fıkra:17/07/2003-4949 S.K./103.md.)Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (Ek fıkra:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu hükümden haretketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir...İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.
6100 Sayılı HMK'nin Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı
MADDE 222 - (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya (DEĞİŞİK İBARE ----: 28.07.2020 ---- NO: ---- KANUN NO: -----) (KOD -) diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (EKLENMİŞ CÜMLE ---: 28.07.2020 --- NO: ---- KANUN NO: ----) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır, düzenlemesine yer verilmiştir.
Yapılan açıklamalar, anılan yasal düzenlemeler, toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda somut olaya bakıldığında; ----İcra Dairesinin ---- Esas sayılı dosyasından davalı-borçlu hakkında hizmet sözleşmesi kapsamında düzenlenen faturalara dayalı olarak icra takibi başlatıldığı ,icra takibe yapılan itiraz üzerine icra takibinin durdurulduğu ve bir senelik yasal hak düşürücü süre içinde işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Zira 2004 sayılı İİK'nin 67/1. maddesine göre alacaklı, itirazın iptali davasını itirazın kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde açabilir. Hükümde öngörülen bir yıllık süre, hak düşürücü süre niteliğinde olup, hükmün açık lafzı gereği itirazın alacaklıya tebliğ edilmesi ile başlar. Diğer bir ifade ile, itiraz alacaklıya Tebligat Kanunu hükümlerine göre usulüne uygun olarak tebliğ edilmemiş ise bir yıllık süre başlamaz. Alacaklının itirazı bir şekilde öğrenmiş olması ve dahi (icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasının talep edilmesi dışında) bir takım icra işlemleri yapmış olması da bir yıllık süreyi başlatmaz. (Bkz. Yargıtay -----. HD'nin 18/11/2021 tarih ve---- sayılı ilamı). Bilindiği üzere itirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. Dolayısıyla eldeki somut uyuşmazlığın da dosyada bulunan faturalar kapsamında çözülmesi gerekmektedir. Faturadan kaynaklanan itirazın iptali davalarında ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerindedir. Mahkememizce bu şartlara göre açılan işbu dava üzerine taraf teşkili sağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiş, taraf vekillerince gösterilen deliller toplanmış, tarafların bağlı bulunduğu vergi dairelerinden uyuşmazlığın tabi olduğu 2022 yılına ait BA-BS formları getirtilmiştir. Taraflar arasında ticari satım ilişkisi bulunduğu ve bu kapsamda faturalar düzenlendiği ,takibin temelinin de fatura alacağından kaynaklandığı anlaşılmakla HMK'nin 266 maddesi gereği uyuşmazlığın çözümünün teknik bilgi gerektirmesi karşısında 6102 Sayılı TTK'nin 83-85 ve 6100 Sayılı HMK'nin 222. maddeleri kapsamında inceleme gün ve saati belirlenerek taraf şirketlerin ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak rapor alınmasına karar verilmiş ve bu minvalde dosya ----- Bilirkişilik Bölge Kurulu Listesinden resen seçilen alanında yetkin bir bilirkişiye tevdi edilmiştir. Bilirkişi SMMM ----- tarafından davacının ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda hazırlanan 17.10.2024 tarihli raporda özetle; Ticari Defterlerin Usule Uygun Tutulup, Tutulmadığı Yönünden:
Davacı şirketin ibraz ettiği 2022 yılı ticari defterlerinin noter açılış onamaları ile yevmiye
defterinin noter kapanış onamasının sürelerinde yaptırılmış olduğu, defterlerin usulüne uygun
tutulduğu, birbirini teyit ettiği görülmüştür.
Davalı tarafın incelemeye gelmediği ve yerinde inceleme talebinde bulunmadığnı, Davacı tarafından davalı adına düzenlenen aynı zamanda takibe dayanak yapılan
faturaların temel fatura senaryosu ile düzenlenmiş e-faturalar olduğu, davacı tarafından düzenlenen
faturalar üzerinde “İrsaliye yerine geçer” ibaresinin yer aldığı, ilgili faturaların davacının ticari
defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının kendi ticari defter kayıtlarına göre takip tarihi (18.04.2022)
tarihi itibariyle davalıdan 51.408,00 TL alacaklı gözüktüğü Davacı tarafından davalı adına temel fatura senaryosu ile düzenlenen aynı zamanda takibe dayanak açık hesabı oluşturan faturaların tamamının davalının BA formunda yer almasıyla
birlikte bu faturalara karşı yukarıda açıklandığı üzere davalı yanca usulüne uygun süresi
içerisinde iptal itiraz işlemine konu edilmediği sonucunu ortaya koyduğu, ilgili faturalara karşıda
düzenlenmiş herhangi bir iade/fiyat farkı faturasının dosya içeriğine sunulmadığı, harici yollarla da itiraz edildiğine dair dosya içeriğine herhangi bir belge bilgi sunulmadığı, hususları topluca değerlendirildiğinde davacı yönünden takip dayanağı açık hesap bakiyesini oluşturan fatura
içeriği ürünlerin/hizmetin teslimine yönelik karinelerin oluştuğu değerlendirilmiştir. Faiz Yönünden ise tacir olan taraflar arasında düzenlenmiş sözleşme ya da haricen başkaca somut belgede ödeme vadesi bulunmadığı ve davacının davalıyı temerrüde düşürdüğüne ilişkin tebliğ şerhine havi ihtarname ya da eş değer belge bulunmasa da davacı vekili tarafından TTK'nin 1530 madde kapsamında takip öncesinde faiz talep ettiği, davacı şirketin icra takibinde talep etmiş olduğu fatura alacağı yönünde hüküm kurulması halinde, ifası ispatlanan faturaların defter kayıtlarına işlendiği tarihler dikkate alınarak, davacının TTK'nin 1530.kapsamında ayrıca ihtarata gerek kalmadan 30
günlük sürenin tamamlandığı tarihlerden itibaren alacağın muaccel olduğundan az yukarıda hesaplandığı
şekilde 51.408,00 TL asıl alacak için 128,67 TL faiz hesaplandığı, Sayın Mahkeme’nin kısmen ya da
tamamen davacı lehine hüküm kurması halinde; tarafların tacir olması, işin ticari iş olması, temerrüt faiz
oranının önceden kararlaştırılmamış olması münasebetiyle, takip sonrasında davacı alacağı için 3095 sok 2/2 m. kapsamında faiz talep edebileceği yönünde tespit, hesap ve görüşler bildirilmiştir. Mahkememizce işbu rapor davacı vekiline ve davalı şirkete usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. Dosyaya davacı vekili tarafından genel nitelikte beyan dilekçesi verilmiş davayı yönünden ise bilirkişi raporuna karşı herhangi bir beyan veya itiraz yansımamıştır. Mahkememizce bu kapsamda yapılan değerlendirmede somut olayda öncelikle taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin sabit olduğu, takip konusu alacağın davacının ticari defter ve belgelerinde aynen kayıtlı olduğu ve defterlerinin HMK'nin 222.madesi gereği delil niteliği taşıdığı anlaşılmıştır. Öte yandan davalıya usulüne uygun olarak gerekli ihtar şerhi içeren davetiye tebliğ edilmesine rağmen; ticari defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmemiş ve dolayısıyla üzerinde bilirkişi incelemesi yapılamamıştır. Bu durumda 61010 Sayılı HMK'nin 222/3 hükmüne göre davacının ticari defterlerinde aynen kayıtlı olan ve ödemeye ilişkin bir savunma ve belge de sunulmayan takip ve dava kounusu alacağın varlığının ve miktarının sabit kabul edilmesi gerekmiştir.(HMK.222/3) Ancak somut olayda davacı şirket tarafından takip talebinde 6102 sayılı TTK'nin 1530. maddesine dayalı olarak işlemiş faiz talep edildiği görülmüştür. Ancak TTK'nin 1530. maddesi, sadece mal ve hizmet tedariki amacıyla akdedilen sözleşmelerde, mal veya hizmet karşılığı ödenecek bedelde temerrüde düşüldüğü durumda ve iki ticari işletme arasında akdedilen sözleşmeler bakımından uygulanır. Anılan maddede borcunu zamanında ödemeyen borçlunun ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşmesi ve alacaklının faize hak kazanmasını öngörülmüştür. Ancak söz konusu hüküm mal tedarik sözleşmesine ilişkin olup, satış, hizmet ,eser gibi sözleşmelerde uygulanması mümkün değildir. Somut olayda taraflar arasındaki ticari ilişki yemek alım satımına ilişkin olup anılan maddenin olayda yeri yoktur. Temerrüt, alacaklı tarafından muaccel hale gelmiş bir borcun ifasındaki gecikmedir ve kural olarak bu tür bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarı ile temerrüde düşer. Alacağın muaccel olması ile temerrüt birbirinden farklı olgulardır. Somut olayda faturalara dayalı alacak yönünden takipten önce davacı tarafından keşide edilen bir ihtarname bulunmayıp davalı takip öncesinde temerrüte düşmediğinden işlemiş faiz talep edilmesi mümkün görülmemiştir. Binaenaleyh; davacı şirketin davada gösterilen asıl alacağa ilişkin davasını; TMK'nin 6 ile HMK'nin 190 ve 222/3 maddeleri nazarında kendi ticari ticari defterlerindeki kayıtlar, mevcut bilirkişi raporu ve dosyaya mübrez tüm deliller de gözetildiğinde ispatladığı sonuç ve kanaatiyle; dosyaya sunulan sözü geçen bilirkişi raporunun da gerekçeli, denetime açık, hüküm kurmaya elverişli, yeterli ve yerinde olduğu kabul ve takdir edilerek davacının davasının kısmen kabulü ile, icra takip dosyası ve taleple bağlılık ilkesi, TBK'nin 117/1 maddesi gereğince temerrütün icra takibiyle oluşması ve TTK'nin 16/1 maddesine göre tarafların tacir sıfatı taşımaları nedeniyle kabul edilen asıl alacağa avans faizi uygulanması gerektiği de denetlenip ve takip tarihindeki oranı gözetilerek davalı-borçlunun ----- İcra Dairesinin ----- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının asıl alacak olan 51.408,00 TL yönünden iptali ile icra takibinin işbu asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %15,75 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle takibin 51.408,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin (128,67 TL işlemiş faize ilişkin ) davanın/talebin reddine karar verilmiştir. (AY.9, 36 ,138, 141, TMK, 1/1,2, 6 , İİK, 67/1,2, TBK, 1 vd.117/1 TTK, 16/1,18/2, 21,23, 83,85,89, HMK, 25,26,27,30, 33, 222/3 , 146, 187/1, 190, 198, 266 vd, 282, Av.Kanunu 2/1,2 ) Davacı tarafın İcra İnkar Tazminatı İsteğine ilişkin yapılan değerlendirmede ise; Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında İİK’nin 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada borçlunun itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Somut olayda, asıl alacağın gerçek miktarının davacı ticari defterlerine göre açıkça belli olmasının yanında, davalı da, kendi ticari defter ve belgelerine göre de borcunun varlığını ve miktarını açık ve net olarak belirleyip tespit edebilir durumdadır. Buna göre davalının itirazının haksızlığına karar verilmesi ve davalı-borçlu yönünden icra takip dosyası, ticari defter ve belgeler ve mevcut bilirkişi raporu itibariyle dava konusu asıl alacak/borç likit/muayyen olduğundan İcra İflas Kanunu'nun 67/2.maddesi gereğince şartları oluştuğundan takibe konu asıl alacağın ( 51.408,00 TL TL ) % 20'si olan 10.281,60 TL icra inkar tazminatının da davalıdan alınarak davacıya verilmesine hükmedilmiştir.6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden ise; faizden kaynaklı reddedilen miktarın yargılama giderlerine bir etkisi görülmediğinden aynı yasanın 326/1 maddesi gereğince tamamen davalı sorumlu tutulmuştur. Ayrıca bu kapsamda Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yukarıdaki esaslar çerçevesinde davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın KISMEN KABUL;KISMEN REDDİNE,
2-)2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçlunun ----. İcra Dairesinin ----- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının asıl alacak olan 51.408,00 TL yönünden iptali ile icra takibinin işbu asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %15,75 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle takibin 51.408,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin (128,67 TL işlemiş faize ilişkin ) davanın/talebin reddine,
3-)Davacının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince icra inkar tazminatı talebinin kabulüyle, hükmolunan asıl alacağın %20'si olan 10.281,60 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 3.511,68 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 634,32 TL harcın ve icra dosyasına ödenen 262,68 TL harcın mahsubuyla bakiye 2.614,68 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
6-)Davacı tarafından yapılan 269,85 TL başvurma harcı, 634,52 TL peşin harç olmak üzere toplam 904,37 TL harçtan oluşan yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-)Davacı tarafından yapılan 674,00 TL posta ücreti ve 3.250,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.924,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 30.000,00 TL nispi/maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, )Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı şirket temsilcisinin yokluğunda ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle ---- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.