T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/623
KARAR NO : 2024/856
DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 19/09/2023
KARAR TARİHİ : 05/12/2024
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız------ Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin davalı tarafa vermiş olduğu mal/hizmet neticesinde davacı şirket tarafından 30.05.2023 tarih 29.830,40 EURO bedelli (640.270,76.-TL) ----- numaralı fatura düzenlendiğini, anılan faturaya istinaden, davalı tarafından müvekkili şirkete 07.04.2023 Tarihinde 399.304,00 TL (19.000 Euro karşılığı), 30.05.2023 tarihinde 135.220,33 TL (6.280-Euro karşılığı) ödeme yapıldığını, 16.06.2023 tarihinde 97.668,42TL'lik (3.761,37 Buro karşılığında) ödeme yapıldığını, davalı tarafından 19.06.2023 tarihinde davacı şirkete kur farkı açıklamasıyla 8.078,01 TL'lik fatura kesildiğini, işbu faturaya istinaden 19.06.2023 tarihli 8.078,01 TL bedelli iade faturasının davacı şirket tarafından düzenlendiğini, fazlaya dair hakları saklı olmak üzere, işbu dava konusu bakımından 789,03 Euro bakiye alacağı bulunduğunu, bu alacakla ilgili olarak da davacı şirket tarafından kur farkı faturası düzenlendiği, anılan alacağa istinaden ---- İcra Müdürlüğü'nün -----Sayılı dosyalarıyla icra takibine geçildiğini, icra takiplerine davalı tarafından itiraz edildiği, arabuluculuk sürecinde de anlaşma sağlanamadığını, davalı tarafın, ------ İcra Müdürlüğü'nün ----sayılı icra dosyası ile ---- İcra Müdürlüğü'nün ----sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazların iptaline, takiplerin devamına, alacağın likit olması nedeniyle her iki icra dosyasına konu alacakların % 20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirket ile anlaşmış olduğu zemin işlerine ilişkin, işin bedeli olan 25.280 € (7.4.2023 tarihinde 19.000 € karşılığı 399.304 TL ve 30.5.2023 tarihinde 6.280 € karşılığı135.220,33 TL) banka havalesi ile ödendiğini, davacı tarafın bu zemin işlerini 30.5.2023 tarihli, ----- numaralı e-fatura ile 25.280 € KDV (542.602,34 TL 97.668,42 (KDV) - 640.270,76 TL) olarak kestiğini, faturanın KDV'si olan 97.668,42 TL'nın KDV bildirim/ödeme tarihi olan 28.06.2023 öncesinde (16.6.2023 tarihinde) davalı şirket tarafından davacı tarafa havale edildiğini, davalı şirketin işlemler sonucu doğan kur farkını (KDV dahil 8.078,01 TL) davacı tarafa fatura ettiğini, davacı şirket tarafından iade faturası gönderilmesi üzerine müvekkili şirket tarafından ---Noterliğinin 06.07.2023 tarihli ve ----nolu ihtarnamesi ile faturanın davacı tarafa iade edildiğini ve iade faturasına itiraz edildiğini, yine davacı tarafından kesilerek davalı şirkete gönderilen 12.315,84 TL'lik fatura ve içeriğine de ----.Noterliği'nin---.07.2023 tarihli ve ----- y.nolu ihtarnamesi ile itiraz edilerek faturanın davacı tarafa iade edildiğini, KDV ödemesi, takip eden ayın 28 inci günü sonuna kadar yapılabildiğini, davalı şirket de davacıya olan borcunu vade tarihi olan 30.05.2023 tarihinde tamamen ödediğini, KDV'yi ise izleyen ayda yani 16.06.2023 tarihinde ödediğini, arz ve izah edilen nedenlerle, tamamen haksız, mesnetsiz ve hukuki dayanaktan yoksun olarak açılan işbu davanın reddine karar verilmesini, davacı tarafın %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, masraf ve vekalet ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER: ----. İcra Dairesinin ---- Esas ve --- Esas sayılı dosyaları, ----- Ticaret Odası Ticaret Sicil Kayıtları, Taraf Şirketlerin Vergi Dairesi Kayıtları ve 2023 yılı BA-BS Formları, Faturalar, Tarafların Ticari Defter ve Belgeleri, İhtarname, Bilirkişi Kök ve Ek Raporu, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİNE GÖRE VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI :
Dava, 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince; Eser sözleşmesi kapsamında düzenlenen kur farkı faturalarından dolayı alacağın tahsili için açılmış itirazın iptali, takibin devamı ve tazminat istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322. maddeleri gereğince basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle resen incelenip gözetilmesi gereken başta zorunlu arabuluculuk dava şartı olmak üzere HMK'nin 114 ve 115.maddeleri gereğince dava şartları, taraf sıfatı, harç ve hak düşürücü süre incelenmek ve değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve daha önce zorunlu arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığından bu kez takdiren sulh teşvikine ilişkin vaki davete rağmen duruşmaya katılan taraf vekillerinin sulh olmak istemediklerine yönelik beyanları üzerine tahkikata geçilerek, deliller toplanmış, tahkikat işlem ve incelemeleri yerine getirilip tamamlanmış ve araştırılacak bir husus kalmadığı tespit edilerek, son duruşmada hazır bulunan taraf vekillerinin sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.
Öncelikle davaya esas----- İcra Dairesinin ---- Esas ve ----- Esas sayılı dosyaları UYAP sistemi üzerinden getirtilerek, incelenmiştir. Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu görülmüştür. Ayrıca tarafların ticaret sicil kayıtları çıkartılarak/getirtilerek dosyaya konulmuştur. Tarafların bağlı bulunduğu vergi dairelerinden vergi mükellef kayıtları ve uyuşmazlığın doğduğu 2023 yılına ait BA/BS formları celbedilmiştir.
Bilindiği üzere 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; "(Değişik fıkra: 17/07/2003-4949 S.K./15. md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik fıkra: 09/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga fıkra:17/07/2003-4949 S.K./103.md.)Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (Ek fıkra:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu kuraldan hareketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.6100 Sayılı HMK'nin Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı
Madde 222 - (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya (DEĞİŞİK İBARE ----: 28.07.2020 ----- NO: ---- KANUN NO:--- (KOD ------) diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (EKLENMİŞ CÜMLE -----: 28.07.2020 ---- NO: ---- KANUN NO: ---) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır, düzenlemesine yer verilmiştir.
Yapılan açıklamalar, anılan yasal düzenlemeler, toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda somut olaya bakıldığında; davacı vekili tarafından---- İcra Dairesinin ---- Esas ve ---- Esas sayılı dosyaları üzerinden davalı-borçlu şirket hakkında kur farkından kaynaklı faturalara dayalı olarak olarak icra takibi başlatıldığı, ödeme emirlerinin tebliğine bağlı olarak davalı borçlunun yasal (7) günlük süresi içerisinde icra takibine/borca tüm faiz ve ferileri ile birlikte itiraz edildiği, takiplerin 2004 sayılı İİK'nin 66.madde hükmü uyarınca kendiliğinden durduğu, işbu itirazın iptali davasının da, icra dosyalarına yapılan itiraz dilekçesinin tebliğine rastlanmadığından her halde (1) yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmıştır. Bilindiği üzere itirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan bilgi ve belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. Dolayısıyla eldeki somut uyuşmazlığın da, taraflar arasında bu konuda bir itilaf bulunmadığından temelde satış sözleşmesi ve bu kapsamda düzenlenen kur farkı faturalarına göre çözülmesi gerekmektedir. Mahkememizce açılan dava üzerine taraf teşkili sağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiş; HMK'nin 266.maddesi gereğince uyuşmazlığın çözümü özel ve teknik bilgi gerektirdiğinden 6102 Sayılı TTK'nin 83-85 maddeleri ve 6100 Sayılı HMK'nin 222. maddeleri kapsamında inceleme gün ve saati belirlenerek tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş ve ara kararlara bağlanan hukuki sonuçları taraf vekillerine ihtar edilmiştir. Bu kapsamda dosya belirlenen inceleme günü itibarıyla ---- Bilirkişilik Bölge Kurulu Listesinden resen seçilen SMMM ----- tevdi ve teslim edilmiştir.Bilirkişi tarafından düzenlenen 04/04/2024 tarihli raporda özetle; KDV Uygulama Genel Tebliğinin "III/A-5.3. Kur Farkları" başlıklı bölümünde, "Bedelin döviz cinsinden veya dövize endekslenerek ifade edildiği işlemlerde, bedelin kısmen veya tamamen vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu tarihten sonra ödenmesi halinde, satıcı lehine ortaya çıkan kur farkları KDV matrahına dahildir. Buna göre, matraha dahil olacak kur farklarının hesabında, mal ve hizmet bedeline isabet eden kur farkları dikkate alınır, hesaplanan KDV'ye ilişkin ortaya çıkan kur farkları matraha dahil edilmez.” denilmiştir. Katma değer vergisi açısından bir malın vadeli veya peşin satılması katma değer vergisi açısından sonucu etkilememekte olup davacının davalıdan KDV kur farkı nedeniyle düzenlenen faturalar kapsamında alacağının bulunmadığı tespit edilmiştir şeklinde rapor verilmiştir. Mahkememizce bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilerek vaki beyan ve itirazlar değerlendirilmiştir.(HMK,266,281,282) Bu kapsamda bilirkişiden ek rapor düzenlemesi istenmiştir. Bilirkişi tarafından verilen ek raporda ise ,döviz borcunun bulunmadığı durumlarda kur farkı alacağı da doğmaz. Kur farkı alacağı, genellikle döviz cinsinden borç veya alacak ilişkisi mevcut olduğunda ortaya çıkmaktadır. Somut olayda, davalı şirketin ödemeleri gerçekleştirdiği tarihlerdeki efektif satış kurlarına göre yapılan hesaplamalar sonucunda, 131,41 Euro bakiye kaldığı tespit edilmiştir. Bu tutarın muaccel hale geldiği tarih olan 30.05.2023 itibarıyla geçerli efektif satış kuru (21,8326 TL) ile çarpılması sonucunda, davalının 2.869,02 TL borç bakiyesi bulunduğu yönünde tespitlere yer verilmiştir. Görüldüğü üzere bilirkişi tarafından konu tam anlaşılmamış ve uyuşmazlık yeterli verilerle değerlendirilememiştir. Bu durumda öncelikle kur farkı alacağının hukuki sebep ve sonuçlarının açıklanması gerekecektir. Yabancı para üzerinden kurulan ticari ilişkide, fatura tarihindeki kur ile ödeme tarihindeki kur arasındaki fark varsa bu fark kur farkı alacağıdır. Kur farkı istenebilmesi için ticari satımın yabancı para ile yapılmış olması, taraflar arasında kur farkı istenebileceğine ilişkin yazılı bir sözleşme veya teamül bulunması gerekir. Kur farkı alacağı fatura tarihi ile ödeme tarihi arasındaki kur farkından kaynaklanan bir alacak olduğundan ancak Türk Lirası olarak istenebilir. Somut olayda taraflar arasında yabancı para (Euro) üzerinden ticari ilişki bulunduğu ve dolayısıyla kur farkı istenebileceği sabittir. Davalı vekili tarafından aynen " KDV ödemesi, takip eden ayın 28 inci günü sonuna kadar yapılabilmektedir. (GİB VUK SİRKÜLERİ/149 - 22.12.2022 ). Müvekkil şirket de davacıya olan borcunu vade tarihi olan 30.05.2023 tarihinde tamamen ödemiş KDV'yi ise izleyen ayda yani 16.06.2023 tarihinde ödemiştir şeklinde beyanda bulunulmuştur. Davacı vekili ise; bilirkişi raporunda, hesaplama yapılırken müvekkil şirket tarafından düzenlenen 30.05.2023 tarihli faturaya istinaden 30.05.2023 tarihli efektif satış kuru (21,8326.-TL) esas alınarak hesaplama yapılmış olması hukuka aykırı olduğunu, hesaplamanın fiili ödeme tarihindeki kur esas alınarak yapılması gerektiğini, davacı şirketin kendisine yapılmış olan eksik ödeme nedeniyle, 19.06.2023 tarihinde 8.087,01.-TL ve 11.07.2023 tarihinde 12.315,84.-TL'lik kur farkı alacağına dair faturalar düzenlediğini ,bu çerçevede, bakiye alacak hesap edilirken, müvekkil şirket tarafından düzenlenen kur farkı faturalarının, fatura tarihlerindeki efektif satış kurunun esas alınması gerektiğini ifade etmektedir. Şu halde davalı tarafından borcun KDV dahil 30/05/2023 tarihinde ödenmesi gerekirken KDV miktarının 16/006/2023 tarihinde geç olarak ödendiği sabittir. Bilindiği üzere Türk vergi sistemi, katma değer vergisini mal ya da hizmetin üretiminden tüketiciye intikaline kadar her el değiştirme aşamasında alınan genel bir tüketim vergisi olarak düzenlemek suretiyle satış işlemlerinde bu verginin alıcı tarafından ödenmesini öngörmüştür. Buna göre, alıcı, satış bedelini ve o bedel üzerinden devlete ödenmesi gereken katma değer vergisi tutarını satıcıya verecek; satıcı ise kendisine ait satış bedeliyle birlikte katma değer vergisini alıcıdan tahsil edecek; satış bedelini kendisinde tutup, katma değer vergisini Devlet'e ödeyecek, bu yönde bir aracılık yapacaktır. Eş söyleyişle, alıcının ödediği katma değer vergisini onun asıl sahibi durumundaki Devlet'e intikal ettirmekle yükümlü olan; kısaca bu verginin Devlet'e karşı yükümlüsü durumunda bulunan, satıcıdır. Alıcıya düşen, satış bedelinden ayrı olarak gösterilmesi ve bu şekilde kendisinden istenmesi halinde bedele ek olarak vergi tutarını da satıcıya vermekten ibarettir. Alıcı, sözkonusu verginin yükümlüsü veya sorumlusu değildir. Başka bir ifadeyle katma değer vergisini Devlet'e ödenmek üzere satıcıya vermek alıcıya ait bir görev; bunu satış bedeliyle birlikte alıp, daha sonra Maliyeye yatırmak ise satıcıya ait bir yükümlülüktür. (HGK, 13.10.2004 tarih, ---- Esas----- Karar) Görüldüğü üzere KDV aksine bir sözleşme yoksa mal ve hizmet bedeli ile birlikte aynı anda ödenir. KDV'nin gelecek ayın sonuna kadar devlete ödenmesi hak ve yükümlülüğü satıcıya aittir. Somut olayda KDV geç ödendiğinden bu kapsamda davacı tarafından fatura tarihlerindeki efektif satış kuru üzerinden fatura tarihindeki kur ile ödeme tarihindeki kur arasındaki farkı faturalara yansıtması yukarıdan beri açıklandığı üzere hukuken doğru olup düzenlenen kur farkı faturalarının da bu kapsamda doğru hesap edilip düzenlendiği açıkça tespit ve tayin edilmiştir. Binaenaleyh, davacı şirketin davalarını, yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde TMK'nin 6 ile HMK'nin 190, 222/3 maddeleri gereğince ispatladığı sonuç ve kanaatiyle; tarafların tacir sıfatına göre avans faizi uygulanması ve takip tarihlerindeki oranları da denetlenmek ve gözetilmek suretiyle davanın kabulü ile, a -2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçlunun, ----. İcra Dairesinin----- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile icra takibinin asıl alacağa ( 8.078,01 TL) itibaren takip tarihinden itibaren yıllık %16,75 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle aynen devamına ve 2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçlunun, ----İcra Dairesinin----- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile icra takibinin asıl alacağa ( 12.315,84 TL) takip tarihinden itibaren yıllık %16,75 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle aynen devamına karar verilmiştir. (AY.9, 36 ,138, 141, TMK, 1/1, 2, 6, TBK,1 vd, 117/1, 470 vd. TTK, 16/1,18/1,2, 21/2 ,83, 85, İİK,67, HMK, 25, 26, 27, 29, 30,31,33, 146, 187/1, 190,191, 198, 222, 266 vd. 282, )
Davacı tarafın İcra İnkar Tazminatları İsteğine ilişkin yapılan değerlendirmede ise; Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında İİK’nin 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada borçlunun itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Somut olayda asıl alacağın gerçek miktarının davacı ticari defterlerine göre açıkça belli olmasının yanında, davalının kendi ticari defter ve belgelerine göre de borcunun varlığını ve miktarını açık ve net olarak belirleyip tespit edebilir durumdadır. Bu nedenlerle, davalının itirazlarının haksızlığına karar verilmesi ve davalı-borçlu yönünden icra takip dosyaları, ticari defter ve belgeler itibariyle mevcut asıl alacak/borç likit/muayyen olduğundan İcra İflas Kanunu'nun 67/2.maddesi gereğince şartları oluştuğundan her bir icra dosyasında ayrı ayrı olmak üzere davaya konu asıl alacakların % 20'si olan 1.615,60 TL ve 2.463,16 TL icra inkar tazminatlarının da davalıdan alınarak davacıya verilmesine hükmedilmiştir. 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. maddesi gereğince esasa ilişkin aleyhinde hüküm verilen davalı şirket sorumlu tutulmuştur. Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle, 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın KABULÜNE,
2-) a-2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçlunun, ----İcra Dairesinin ---- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile icra takibinin asıl alacağa ( 8.078,01 TL) itibaren takip tarihinden itibaren yıllık %16,75 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle aynen devamına,
b-)Davacının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince tazminat talebinin kabulüyle; hükmolunan asıl alacağın %20'si olan 1.615,60 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3- a-2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçlunun, ----İcra Dairesinin---- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile icra takibinin asıl alacağa ( 12.315,84 TL) takip tarihinden itibaren yıllık %16,75 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle aynen devamına,
b-)Davacının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince tazminat talebinin kabulüyle; hükmolunan asıl alacağın %20'si olan 2.463,16 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.393,10 TL karar ve ilam harcından, başlangıçta alınan 286,70 TL harç ile icra dosyalarına yatırılan 101,97 TL peşin harcın mahsubuyla bakiye 1.004,43 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
5-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
6-)Davacı tarafından yapılan 269,85 TL başvurma harcı 286,70 TL peşin harç, 38,40 TL vekalet harcı, 95,00 TL posta masrafı ve 4.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 4.689,95 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden, Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1, 13/2 maddeleri uyarınca hesap ve takdir edilen 20.393,85 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansların yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, )Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı ; 6100 sayılı HMK'nin 341/2. maddesi gereğince karar tarihi itibariyle kararın, davaya konu her bir icra dosyası için ayrı ayrı miktar itibarıyla (28.250,00 TL ) İstinaf kanun yoluna başvuru sınırının altında kaldığı anlaşılmakla kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.