T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/645
KARAR NO : 2024/857
DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşemisnden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 27/09/2023
KARAR TARİHİ : 05/12/2024
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ---- Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket ile davalı borçlu şirket arasında sürdürülen ticari faaliyetleri gereği davacı şirket, davalı/borçluya hizmeti vermiş ve vermiş olduğu hizmete karşılık fatura kestiğini, bahse konu ticari ilişki kapsamında davacı şirket ile davalı borçlu şirket arasında sürdürülen ticari faaliyetleri gereği konu ticari ilişki kapsamında müvekkil şirket tarafından 2023 yılı başından itibaren davalı şirkete; 05.05.2023 tarihli 161.293,95 TL bedelli, 10.05.2023 tarihli 451,35 TL bedelli, 16.05.2023 tarihli 364,75 TL bedelli,30.05.2023 tarihli, 161.000,00 TL bedelli, 13.06.2023 tarihli 637,20 TL bedelli, tutarlı faturalar kestiğini, takip talebindeki alacağa konu faturalar gereği davacı şirket faturalara konu edimlerini, hizmetlerini eksiksiz olarak yerine getirdiğini, ancak davacı şirketin kesmiş olduğu toplam 384.778,47 TL'lik fatura tutarının 84.293,01 TL'lik kısmı davalı şirket tarafından ödenmediğini, davacı şirketin ticari defter ve kayıtları incelendiğinde bu husus görüleceğini, davalı şirket tarafından bakiye borcun ödenmemesi için bir takım iade faturaları kesilmiş olup, ---- Noterliğinin 12.07.2023 tarihli ----- yevmiye numaralı ihtarnamesi ile söz konusu iade faturalarına itiraz edildiğini, davacı şirketin kayıtlarına alınmayacağı, içeriğinin kabul edilmediği davalı şirkete ihtar edildiğini, borçlu ile şifahi görüşmeler yapılmış ise de bir sonuç alınamadığını, borç yine ödenmediğini, işbu nedenle ----İcra Müdürlüğü'nün ----- Esas sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, icra dosyasına itiraz dilekçesi sunularak takip borçlu tarafından durdurulduğunu, söz konusu itiraz asılsız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davalı borçlu şirketin --- İcra Müdürlüğünün ---- sayılı dosyasına yapmış olduğu haksız ve kötü niyetle yapılan (takip tarihine kadar işleyen faiz hariç) itirazın iptali ile takibin devamına, haksız ve kötü niyetle yapılan itiraz nedeniyle davalı (borçlu) aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirketin, davalı şirket aleyhine başlattığı ---. İcra Müdürlüğü ---- Esas sayılı dosyasına 16.08.2023 tarihinde borcun aslına ve tüm ferilerine itiraz ettiklerini, işbu itirazlarını tekrar ettiklerini, davacının ileri sürmüş olduğu ve fazlaya ilişkin saklı tuttuğu hak ve alacak iddialarını fatura alacağı iddiasını kabul etmediklerini, davacı itirazın durmuş olan takibe karşı itirazın iptali davası açtığını, işbu dava davalı şirket aleyhine açılan icra takibi ile sıkı sıkıya bağlı olduğunu, davacının iddiasını genişletmesine muvafakat etmediklerini, davacının ileri sürmüş olduğu alacak borç ilişkisine konu cari ve müvekkil şirketin ticari defterlerine göre davacı şirketin, davalı şirketten herhangi bir alacağı bulunmadığını, davacının dava dilekçesinde dayanak olarak gösterdiği ve mahkeme sunmuş olduğu deliller taraflarına tebliğ edilmediğini, davacının dayanak yapmış olduğu ve müvekkil şirket tarafından kabul edilmeyen faturaların alacak iddiasına konu edilmesini kabul etmediklerini, davacı tarafın borç kaynağı olarak Mahkemeye sunduğu muavin defterinde kayıtlı cari durum gerçeği yansıtmadığını, davacının davalı şirketten herhangi bir alacağı bulunmadığını, davacının davasının asıl ve ferileri bakımından davalının herhangi bir borcu bulunmadığından iş bu konuda ticari defterlere dayanmış olduğumuzdan ticari defterlerin bilirkişi marifetiyle incelenmesine; davacının davasının reddine, davacının kötü niyetli takip yapmasından ötürü %20den aşağı olmamak üzere davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine kötü niyetli takip sebebiyle davacının %10 dan aşağı olmamak üzere idari para cezasına mahkum edilmesine; yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER : ---- İcra Dairesinin ---- Esas sayılı dosyası, ---- Ticaret Odası Ticaret Sicil Kayıtları, Taraf Şirketlerin Vergi Dairesi Kayıtları ve 2023 yılı BA-BS Formları, ---- Araç Bakım ve Onarım Sözleşmesi, Faturalar, İhtarname, Ticari Defter ve Belgeler, Bilirkişi Kök ve Ek Raporu, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİNE GÖRE VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI :
Dava, 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince; eser sözleşmesi niteliğindeki filo araç bakım ve onarım sözleşmesi kapsamında düzenlenen faturalardan kaynaklanan alacağın tahsili için açılmış, itirazın iptali, takibin devamı ve tazminat istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322. maddeleri gereğince basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle resen incelenip gözetilmesi gereken başta arabuluculuk dava şartı olmak üzere HMK'nin 114 ve 115.maddeleri gereğince dava şartları, taraf sıfatı, harç ve hak düşürücü süre incelenmek ve değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve daha önce zorunlu arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığından bu kez takdiren sulh teşvikine ilişkin vaki davete rağmen duruşmaya katılan davacı vekilinin uyuşmazlığı sulh yoluyla çözmek istemediklerine yönelik beyanı üzerine tahkikata geçilerek, deliller toplanmış, tahkikat işlem ve incelemeleri yerine getirilip tamamlanmış ve araştırılacak bir husus kalmadığı tespit edilerek, son duruşmada hazır bulunan taraf vekillerinin sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.Öncelikle davaya esas ---İcra Dairesi'nin ---- Esas sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden getirtilerek, incelenmiştir. Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu görülmüştür. Ayrıca tarafların ticaret sicil kayıtları çıkartılarak/getirtilerek dosyaya konulmuştur. Tarafların bağlı bulunduğu vergi dairelerinden vergi mükelefi kayıtları ve uyuşmazlığın doğduğu 2022 yılına ait BA/BS formları celbedilmiştir.
Bilindiği üzere 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; "(Değişik fıkra: 17/07/2003-4949 S.K./15. md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik fıkra: 09/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga fıkra:17/07/2003-4949 S.K./103.md.)Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (Ek fıkra:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu kuraldan hareketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.6100 Sayılı HMK'nin Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı
Madde 222 - (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya (DEĞİŞİK İBARE ----: 28.07.2020 ---- NO: ---- KANUN NO: ---) (KOD -----) diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (EKLENMİŞ CÜMLE -----: 28.07.2020 --- NO: ---- KANUN NO: -----) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır, düzenlemesine yer verilmiştir.
Görüldüğü üzere; HMK'nin 222. maddesinin ilk dört fıkrası tacirler arasındaki uyuşmazlıklarda ticari defterlerin ibrazı ve delil olması koşullarını düzenlemişken 222. Maddenin 5. Fıkrası taraflardan biri tacir olmasa dahi tacir olan tarafın defterlerine münhasıran delil olarak dayanılması halinde defterlerin ibraz zorunluluğunu ve ibrazdan kaçınma halinde ibrazı talep eden tarafın iddiasını ispat etmiş sayılacağını düzenlemektedir. Bu hüküm, taraflardan birinin ileri sürdüğü hususun ispatında münhasıran karşı tarafın defterlerine delil olarak dayandığı hâllerde uygulanacaktır. Ayrıca ticarî defterlerin ibraz edilmemesi durumunda ibrazı isteyen tarafın iddiasını ispatladığı kabul edilecek olup bu hususta hâkime takdir yetkisi tanınmamıştır.
Yapılan açıklamalar, anılan yasal düzenlemeler, toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda somut olaya bakıldığında; davacı vekili tarafınd----İcra Dairesi'nin----- Esas sayılı sayılı dosyasından davalı-borçlu hakkında filo araç bakım ve onarım sözleşmesi kaynaklı cari/ açık hesap alacağına dayalı olarak icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin tebliğine bağlı olarak davalı borçlunun yasal (7) günlük süresi içerisinde icra takibine/borca tüm faiz ve ferileri ile birlikte itiraz edildiği, takibin 2004 sayılı İİK'nin 66.madde hükmü uyarınca kendiliğinden durduğu, işbu itirazın iptali davasının da, icra dosyasında itiraz dilekçesinin tebliğine rastlanmadığından her halde (1) yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmıştır. Bilindiği üzere itirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan bilgi ve belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. Dolayısıyla eldeki somut uyuşmazlığın da, taraflar arasında bu konuda bir itilaf bulunmadığından temelde satış sözleşmesi ve bu kapsamda düzenlenen faturalara göre çözülmesi gerekmektedir. Mahkememizce açılan dava üzerine taraf teşkili sağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiş; HMK'nin 266.maddesi gereğince uyuşmazlığın çözümü özel ve teknik bilgi gerektirdiğinden ve özellikle davacı vekili tarafından özellikle ve yalnızca davalı şirketin ticari defterlerine dayanıldığından 6102 Sayılı TTK'nin 83-85 maddeleri ve 6100 Sayılı HMK'nin 222. maddeleri kapsamında inceleme gün ve saati belirlenerek davalının ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş ve ara kararlara bağlanan hukuki sonuçları davalı vekiline ihtar edilmiştir. Bu kapsamda dosya belirlenen inceleme günü itibarıyla ---- Bilirkişilik Bölge Kurulu Listesinden resen seçilen SMMM---- tevdi ve teslim edilmiştir. Bilirkişi tarafından düzenlenen 23/05/2014 tarihli raporda özetle; davalı tarafından davacı yana kesilen -----03.07.2023 tarihli kdv dahil 42.000,00TL’Lik ile ----- 03.07.2023 tarihli kdv dahil 42.293,01TL’lik 2 adet iade faturalarının davacı yanın ticari defterlerinde yer almadığı Mahkemenizce celp edilen tarafların BA-BS Formlarında davacı yanın 2023 yılına ait BA Forumda bildirimi yani teslim aldığı her iki tarafında bildiriminde bulunulduğu Mahkemenizce kabul edilmesi halinde Davacı yanın Davalı yandan 84.293,01TL TL Alacaklı olacağı, alacağın cari hesaba dayanması sebebiyle borçluyu temerrüde düşürücü bir ihtar bulunmadığından davacının takipten önce işlemiş faizde bulunamayacağı değerlendirilmiştir. Ancak mahkemenizce 84.293,01TL üzerinden İşlemiş Faiz talebi hak kazandığı kanaati hasıl olursa Davacı yanın cari hesaba konu faturadan dolayı işlemiş faiz alacağının 309,46 TL olduğu, yönünde tespit, hesap ve görüş bildirilmiştir. Mahkememizce bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilerek vaki beyan ve itirazlar değerlendirilmiş ve bu kapsamda bilirkişiden ek rapor düzenlemesi isetinmiştir. (HMK,266,281,282,) Bilirikişi tarafınran düzenlenen 18/08/2024 tarihli ek raporda ise Taraflar arasındaki bakiye uyuşmazlıklarında tespit edilen hususlar yeniden değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki uyuşmazlık 2023 yılında davalı tarafından kesilen ----- 03.07.2023 tarihli kdv dahil 42.000,00tl’lik ile ----- 03.07.2023 tarihli kdv dahil 42.293,01 TL’lik 2 adet iade faturasından kaynaklanmaktadır. söz konusu fatura, davacı tarafından 12.07.2023 tarihinde ihtarname ile de geri iade edildiği,(kanuni süre içerisinde) neticeden; davalı tarafından davacı yana kesilen ----- 03.07.2023 tarihli kdv dahil 42.000,00 TL’lik ile ----- 03.07.2023 tarihli kdv dahil 42.293,01 TL ’lik 2 adet iade davacı yanın davalı yandan 84.293,01tl tl alacaklı olacağı, alacağın cari hesaba dayanması mahkemenizce 84.293,01 TL üzerinden işlemiş faiz talebi hak kazandığı kanaati hasıl olursa davacı yanın cari hesaba konu faturadan dolayı işlemiş faiz alacağının 309,46 TL olduğu yönünde görüş beyan edilmiştir. Mahkememizce bilirkişi raporu ışığında somut olaya bakıldığında öncelilikle taraflar arasında eser sözleşmesi niteliğinde araç bakım ve onarım sözleşmesi bulunduğu sabittir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık iki adet fatura ve bunun iadesinden kaynaklanmaktadır. Bilindiği üzere 6102 sayılı TTK'nin 21/2 maddesinde "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmü yer almaktadır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve----- Esas, ----- Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır (Fatura ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı TTK'nin 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge gerçek anlamda fatura olarak kabul edilemez. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir (Prof. Dr. ------.). Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, ---- yolu ile veya ---- aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde alacaklının HMK'nın 222. maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir. Buna açıklamalara göre somut olayda faturaların niteliği gereği tarafların ticari defterlerine kayıt edilmesi, vergi dairesine beyan edilmesi yanında özellikle yazılı sözleşme de bulunması karşısında taraflar arasında açık/cari hesap ilişkisinin bulunduğunun sabit olduğu, davacı tarafından hizmet/eser ediminin yerine getirildiği, fatura bedellerinin günün piyasa şartlarına göre iddiaya konu hizmet/eser bedellerine uygun olduğu, davalıya düzenlenen faturaların ve davalının önceki ödemelerinin davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının iade faturasını yasal sekiz günlük süre içinde düzenlemediği anlaşıldığından işbu iadeye konu faturalar içeriğindeki eser ve/veya hizmeti almadığını ispat yükünün davalıya geçtiği, davalının yasal delillerle bunu kanıtlayamadığı gibi, fatura bedellerini ödediğine ilişkin savunmasın da bulunmadığı, davalının taraflar arasındaki sözleşme gereği bakım ve onarım hizmetinin verilmediği ve /veya ayıplı ya da eksik yapıldığına ilişkin bir itirazı da bulunmadığı, bu durumda süre geçtikten sonra davalının tek taraflı olarak iade faturası düzenlemesine hukuki sonuç bağlanamayacağı, kaldı ki iade faturasının davacı tarafından kayıtlarına alınmadan geri iade edildiği, davacı şirketin ve iade edilmeseydi aslında davalının ticari defterlerinde de kayıtlı olduğu görülen takip konusu alacağın ve bu kapsamda araç bakım onarım işinin yapıldığının ve faturaların bu kapsamda düzenlendiğinin usulüne uygun olarak tutulan ve delil sayılan her iki tarafın ticari defterleriyle kesin olarak ispat edildiği sonuç ve kanaati hasıl olmuştur. (HMK,222/2,3) Binaenaleyh, davacı şirketin davasını, yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde TMK'nin 6 ile HMK'nin 190, 222/3 maddeleri gereğince mevcut bilirkişi raporu ve anılan diğer durum ve deliller karşısında tam olarak ispatladığı sonuç ve kanaatiyle dosyaya mübrez sözü geçen bilirkişi kök ve ek raporunun da gerekçeli, dosya kapsamıyla uyumlu, denetime açık, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu kabul ve takdir edilerek davanın niteliği gereği icra takip dosyası, TTK'nin 16/1 maddesi gereğince tarafların tacir sıfatına göre avans faiz türü ve takip tarihinde yürürlükte olan oranı da gözetilmesi ve denetlenmesi sonucunda davada sadece 84.293,01 TL asıl alacak dava konusu yapıldığından 6098 sayılı TBK'nin 117/1 maddesi gereğince temerrütün icra takibiyle oluştuğu da tespit edilmek suretiyle davacının davasının asıl alacak üzerinden kabulü ile, davalı-borçlunun ----İcra Dairesi'nin---- Esas sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile icra takibinin asıl alacağa (84.293,01 TL) takip tarihinden itibaren yıllık %16,75 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle aynen devamına karar verilmiştir. (AY.9, 36 ,138, 141, TMK, 1/1, 2, 6, TBK,1 vd, 117/1, 470 vd, TTK, 16/1,18/1,2, 21/2 ,83, 85, İİK,67, HMK, 25, 26, 27, 29, 30,31,33, 146, 187/1, 190,191, 198, 222/5, 266 vd. 282, )
Davacı tarafın İcra İnkar Tazminatı İsteğine ilişkin yapılan değerlendirmede ise; Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında İİK’nin 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada borçlunun itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Somut olayda asıl alacağın gerçek miktarının davacı ticari defterlerine göre açıkça belli olmasının yanında, davalının kendi ticari defter ve belgelerine göre de borcunun varlığını ve miktarını açık ve net olarak belirleyip tespit edebilir durumdadır. Bu nedenlerle, davalının itirazının haksızlığına karar verilmesi ve davalı-borçlu yönünden icra takip dosyası, ticari defter ve belgeler ve bilirkişi raporu itibariyle mevcut asıl alacak/borç likit/muayyen olduğundan İcra İflas Kanunu'nun 67/2.maddesi gereğince şartları oluştuğundan davaya konu asıl alacağın % 20'si olan 16.858,60 TL icra inkar tazminatının da davalıdan alınarak davacıya verilmesine hükmedilmiştir. 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. maddesi gereğince esasa ilişkin aleyhinde hüküm verilen davalı şirket sorumlu tutulmuştur. Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle, 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın KABULÜNE,
2-)2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince, davalı-borçlunun ---.İcra Dairesi'nin ----- Esas sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile icra takibinin asıl alacağa (84.293,01 TL) takip tarihinden itibaren yıllık %16,75 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle aynen devamına,
3-)Davacının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince icra inkar tazminatı talebinin kabulüyle, hükmolunan asıl alacağın %20'si olan 16.858,60 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 5.758,06 TL karar ve ilam harcından, başlangıçta alınan 997,92 TL harç ile icra dosyasına yatırılan 441,60 TL peşin harcın mahsubuyla bakiye 4.318,54 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
5-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
6-)Davacı tarafından yapılan 269,85 TL başvurma harcı 997,92 TL peşin harç, 38,40 TL vekalet harcı, 617,00 TL posta masrafı ve 4.00,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 5.923,17 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden, Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1, 13/2 maddeleri uyarınca hesap ve takdir edilen 30.000,00 TL nispi/maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına,) Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle ---- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.