T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/245
KARAR NO : 2024/715
DAVA : İtirazın İptali (Trafik Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan/ Rücuen )
DAVA TARİHİ : 04/04/2024
KARAR TARİHİ : 24/10/2024
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ----- Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali ( (Trafik Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan/Rücuen ) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirkete ---- nolu poliçe ile trafik sigortalı (ZMMS) davalı-sigortalı ----Şirketi'nin maliki bulunduğu ------ plaka no’ lu aracın, alkollü ve kusurlu sürücü ----- sevk ve idaresindeyken 14.01.2022 tarihinde yapmış olduğu kaza neticesinde ------ plaka no’ lu araç nezdinde hasar meydana getirdiğini, kaza sırasında davacı şirkete trafik sigortalı bulunan ---- plaka no’ lu aracı sevk ve idare eden ---- isimli şahsın 1,28 promil alkollü olduğu anlaşıldığını, dava konusu trafik kazası esnasında sigortalı araç sürücüsünün alkollü olduğunun tespiti ile, sigorta şirketi için sigortalısına karşı rücu hakkı doğurduğunu, meydana gelen trafik kazası neticesinde ----- plaka no’ lu araçta kaza sebebiyle oluşan ve ekspertiz incelemesiyle tespit edilen hasar miktarının davalının kusuruna tekabül eden kısmının tamamı olan 50.000,00 -TL müvekkil şirket tarafından karşı tarafa ödendiğini, davalı şirket tarafından dava konusu maddi hasarlı trafik kazasına ilişkin hasar dosya örneği delil listesi ekinde ayrıca mahkemeye sunulduğunu, açıklanan ve re’sen göz önüne alacağınız sair nedenlerle ve fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; borçlunun itirazının iptali ile icra-inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP :Davalı tarafından 6100 Sayılı HMK'nin 322/1 maddesi atfıyla aynı yasanın 126-131 maddeleri kapsamında cevap dilekçesi verilmemiştir. Davalı şirket temsilcisi duruşmalara katılmamış; kendisini vekille temsil de ettirmemiştir.
DELİLLER : ----İcra Dairesi'nin ---- Esas sayılı dosyası, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, ---- Noterler Birliği Trafik Tescil Kayıtları, Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağı ,Poliçe ve Hasar Dosyası, Ekspertiz raporu, Banka Dekontu, Kaza ve Kazalı Araç Fotoğrafları, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİNE GÖRE VAKIALARIN VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI:
Dava , davacı sigorta şirketi tarafından, davalı malik/ işleten adına kayıtlı aracın karıştığı maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle zarar gören dava dışı üçüncü kişiye yaptığı ödemenin ZMMS Sigortalı araç işleteni davalıdan, ZMMS Genel Şartlarının B.4-c maddesi gereğince sigortalı araç sürücüsünün yasal sınırın üstünde alkolü olması nedeniyle kazaya ve zarara sebebiyet verdiği gerekçesiyle rücuen tahsili için başlattığı ----. İcra Dairesinin ----- Esas sayılı dosyasına davalının yaptığı itirazın iptali, takibin devamı ve tazminat istemine İlişkindir.6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce taraf teşkili sağlanmış, dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak başta zorunlu arabuluculuk dava şartı olmak üzere 6100 sayılı HMK'nin 114 ve 115. maddeleri gereğince dava şartları , harç, sıfat ve hak düşürücü süre de değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiştir. Ön inceleme duruşmasında daha önce arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığı değerlendirilerek bu kez sulh teşviki yapılmasına rağmen duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin beyanına göre tarafların sulh yoluyla uyuşmazlığı çözmek istemediklerinin anlaşılması üzerine davaya konu uyuşmazlık belirlenmek suretiyle tahkikata geçilerek tahkikat işlemleri yerine getirilmiş, mevcut ve toplanan deliller incelenip değerlendirilerek tahkikat bitirilmiş ve son duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin son sözleri dinlenip tutanağa yazılmak suretiyle aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.
Somut olaya geçmeden önce dava konusu olayın hukuki temeli ve uyuşmazlığın çözümüne etki edecek yasal düzenlemelere kısaca değinmekte yarar vardır.
Davanın yasal dayanağı olan 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; "(Değişik fıkra: 17/07/2003-4949 S.K./15. md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik fıkra: 09/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga fıkra:17/07/2003-4949 S.K./103.md.)Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (Ek fıkra:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu kuraldan hareketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. 6102 sayılı TTK'nin 1401. Maddesinde ise sigorta sözleşmesi düzenlenmiştir. Aynı yasanın 1483.maddesine göre sigorta şirketlerinin faaliyet gösterdikleri dalların kapsamında bulunan zorunlu sigortaları yapmaktan kaçınamayacakları, 1409. maddede, sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu, 1459. maddede, sigortacının sigortalının uğradığı zararı tazmin edeceği, 1461. maddede, sigortacının sorumluluğunun sigorta bedeli ile sınırlı olduğu hususlarına yer verilmiştir.Davaya konu olayda davacı sigorta şirketi tarafından sigortalısı aracın karıştığı maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle sigortalı araç sürücüsünün alkollü içki alınmak suretiyle araç kullanılması sırasında kazanın meydana geldiği gerekçesiyle trafik kazasında zarar gören üçüncü kişiye ödenen paranın icra takibiyle rücuen tahsili istenmektedir. Dosyaya mübrez Arabuluculuk tutanağına göre de zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği ve anlaşmazlık üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.Davacı, dava dilekçesinde sigortalısı araç malikine/işletene rücu nedeni olarak; ZMMS genel şartları B.4-c maddesi uyarınca, aracın, uyuşturucu madde veya ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelen zararlara göre sigortalı araç sürücüsünün alkollü şekilde araç kullanmasına dayanmaktadır. Bu anlamda taraflar arasındaki uyuşmazlık sigortalı araç sürücüsünün kaza sırasında alkollü olup olmadığı, alkolün kazaya etkisiyle meydana gelip gelmediği ve bu kapsamda gerçekleşen rizikonun ve üçüncü kişiye ödenen zararın davalı sigortalıdan rücuen tahsilinin istenip istenemeyeceği noktasında toplanmaktadır. 2918 sayılı KTK'nin 48. maddesinde 'Alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir. Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin "Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı" başlıklı 97/1. Maddesinde de alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra, bu konu ile ilgili olan "b-2" bendinde, alkollü içki almış olarak araç kullandığı tespit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları belirtilmiştir.
Sigortacının sigortalısına rücu hakkı 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 95-(2) maddesinde düzenlenmiş olup bu maddede "Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabilir." düzenlemesine yer verilmiştir.6102 Sayılı TTK'nin 1409/2 maddesinde de ''Sigortacı ,sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan sorumludur. Sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığını ispat yükü sigortacıya aittir.' düzenlemesi bulunmaktadır. 01 Haziran 2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarının Sigortalıya rücu hakkı " B.4. Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve Sigortanın Sigortalıya Rücu Hakkı" başlıklı maddesinde ise "
Sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez. Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigortalıya rücu edebilir.
Sigortalıya başlıca şu nedenlerle rücu edilir:
a) Tazminatı gerektiren olay, sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmiş ise,
b) Tazminatı gerektiren olay, aracın ilgili mevzuat hükümlerine göre gereken ehliyetnameye sahip olmayan veya geçerliliğini yitirmiş sürücü sertifikasına sahip ya da ehliyetine geçici/sürekli el konulmuş kimseler tarafından sevk edilmesi veya trafik kurallarının ihlali sonucunda meydana gelmiş ise,
c) Aracın, uyuşturucu madde veya ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelen zararlar,
ç) Tazminatı gerektiren olay, yolcu taşımaya ruhsatlı olmayan araçlarda yolcu taşınması veya yetkili makamlarca tespit edilmiş olan istiap haddinden fazla yolcu veya yük taşınması veya patlayıcı, parlayıcı ve tehlikeli maddeleri taşıma ruhsatı bulunmayan araçlarda, bu maddelerin parlama, tutuşma ve infilakı yüzünden meydana gelmiş ise,
d) Sigortalının rizikonun gerçekleşmesi halinde bu genel şartların B.1. maddesinde belirtilen yükümlülükleri yerine getirmemesinden dolayı zarar ve ziyan miktarında bir artış olursa,
e) Tazminatı gerektiren olayın aracın çalınması veya gasp edilmesi sonucunda olması halinde, çalınma veya gasp edilme olayında sigortalının kendisinin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusurlu olduğu tespit edilirse,
f) Bedeni Hasara Neden Olan Trafik Kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinde,
Sigortacı rücu sebeplerine dayanarak tazminat sürecini geciktiremez ve bu sebeplere dayalı bilgi ve belgeyi hak sahibinden talep edemez." denilerek, sigortacının sigortalıya rücu edebileceği durumlar belirlenmiştir. İlgili maddede sayılan rücu sebepleri birbirinden bağımsız sebepler olup, rücu sebeplerinden birinin bulunması halinde sigorta şirketi yapılan zarar ödemesini rücuen tazminini sigortalısından talep edebilir. Yukarıda rücu sebepleri arasında sayılan hususlardan olayımızı ilgilendirme ihtimali bulunanlar koyulaştırılmış durumdadır.
Yukarıda yapılan açıklamalar , gösterilen yasal düzenlemeler ve yapılan yargılama ışığında somut olaya gelince; 14/01/2022 tarihinde ---- İlçesi ---- yolu ---- otoyolu üzerinde davalı şirketin malik/işletini olduğu davacıya ZMMS sigortalı dava dışı ---- sevk ve idaresindeki ---- plakalı hususi otomobilin yine dava dışı ----- sevk ve idaresindeki ---- plakalı otomobile çarpması şeklinde maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir. Kazadan sonra ----- Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü A-Bölgesi Trafik Ekipler Amirligi ekipleri tarafından maddi hasarlı trafik kazası tespit tutanağı düzenlenmiştir. Bu tutanağa göre davacıya sigortalı araç sürücüsünün KTK'nin 56/1,a maddesi gereğince şerit değiştirme kurallarına uymamak kuralını ihlal ettiğinden asli ve tam kusurlu olduğu, diğer araç sürücüsünün herhangi bir kusurunun olmadığı rapor edilmiştir. Ayrıca alkol ölçüm raporuna göre sürücü---- 1.28. promil alkollü olduğu tespit edilmiş olup tutanak ve alkol ölçüm raporu sonucu dosyada mukimdir. Dosya kapsamından ve davacı sigorta şirketinin kayıtlarından anlaşıldığı üzere davalı şirket adına tescilli ----- plaka sayılı hususi otomobilin 26/10/2021 ilâ 26/10/2022 tarihleri arasında araç başına maddi 43.000,00 TL limitle davacı şirket tarafından ZMMS poliçesi ile teminat altına alınmış durumdadır. Davacı sigorta şirketi tarafından kazada zarar gören araç sahibinin başvurusu üzerine hasar ilişkin zararları giderildiği tartışma dışıdır. Zira davacı sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme sabit olup, yapılan ödemeye ve miktarına yönelik bir itiraz da bulunmamaktadır. Yapılan ödemelerin delil niteliğindeki ekspertiz raporuna dayanması ve davacı sigorta şirketinin işin niteliği gereği zarar gören üçüncü kişiye fazla ödeme yapacağı düşünülemeyeceğinden hareketle yapılan ödemenin piyasa rayiçlerine uygun olarak üçüncü kişilerin gerçek zararlarına ilişkin olduğu ve mahkememizce zarar miktarı olarak hükme esas alınabileceği anlaşılmıştır. Bundan sonra davacı sigorta şirketi vekili tarafından ZMMS genel şartları gereğince sigortalı araç sürücüsünün yasal sınırın üzerinde alkolü olması gerekçesiyle ----. İcra Dairesinin ----- Esas sayılı dosyasından davalı-borçlu şirket hakkında genel takip yoluyla icra takibi yapıldığı ve ödeme emri tebliği üzerine davalının borca ve ferilerine itiraz etmesi üzerine işbu davanın açıldığı da bedihidir. Bilindiği üzere itirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan bilgi ve belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. Davalı şirket tarafından davaya cevap verilmediğinden yasa gereği iddianın inkar edildiği kabul edilmiştir. Bununla birlikte davalı şirket tarafından icra takibine yapılan itirazda takibin dayanağı olarak gösterilen hasar dosyasına konu ----- plaka numaralı araç, müvekkil şirket tarafından 01.11.2021 tarihli uzun süreli araç kiralama sözleşmesi ile ----- kiraya verilmiş olduğunun ileri sürüldüğü görülmüştür. Ne var ki; 2918 sayılı KTK'nin 95. maddesinde, sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran hallerin zarar görene karşı ileri sürülemeyeceği, ödemede bulunan sigotacının, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabileceği öngörülmektedir. Görüldüğü üzere davalı şirketin işleten sıfatını taşımaması, onun kiracısıyla arasındaki iç ilişkiye ait bir sorundur ve sigortacının trafik sigortasına dayalı olarak tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda başvurabileceği kimse, aracın gerçek işleteni kim olursa olsun, sadece sigorta sözleşmesinin tarafı (akidi) olan sigorta ettiren olduğundan, davalı şirket sigorta poliçesinin ve sigorta genel şartlarının kendisine yüklediği sorumlulukları yerine getirmekle yükümlüdür. Davacı sigorta şirketi tarafından, kaza nedeniyle 3. kişiye ait araçta meydana gelen hasar bedelinin zarar görene ödendiği iddiasıyla, trafik sigortası genel şartlarının B.4/c maddesi gereğince dava dışı sürücünün yasal sınırın üstünde alkollü olarak araç kullanması nedeniyle sigortalısına rücu şartlarının oluştuğundan bahisle işbu dava açılmıştır. Davalıya ait aracın kiralandığı şirket hukuken 2918 Sayılı KTK'nun 3. maddesine göre aracın işleteni sayılabilir. Ancak KTK'nin 95. maddesi hükmü uyarınca bu dava ZMSS şirketi tarafından sadece sigorta sözleşmesinin tarafı (akidi, sigortalısı) aleyhine açılabilir. (Yargıtay----- Hukuk Dairesi ---- Esas ---- Karar)( Yargıtay ----. HD'sinin -----sayılı kararı) Görüldüğü üzere olayda davalı şirketin işleten sıfatı kalkmadığından davalı şirketin davalı taraf sıfatında ve işleten olarak sorumlu tutulmasında hukuki bir sorun bulunmamaktadır. Bununla birlikte sigorta hukukunda asıl olan, sigorta poliçesi kapsamında kalan rizikonun gerçekleşmesi halinde zararın sigortacı tarafından karşılanmasıdır. Ancak bazı durumlara ilişkin kanuna veya poliçe genel şartlarına hükümler konularak, zarar teminat dışına çıkarılabilmektedir. ZMMS genel şartlarının B.4 maddesinde de teminat harici olan hususlar düzenlenmiş olup, bunlardan bir tanesi de; olayda olduğu gibi 'Aracın, uyuşturucu madde veya ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içkialınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelen zararlar hususudur. Mahkememizce her ne kadar 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren yeni ZMMS genel şartlarında eskiden olduğu gibi güvenli sürüş yeteneğinin kaybetmek, bir başka anlatımla kazanın meydana gelmesinin münhasıran alkolden kaynaklanıp kaynaklanmadığı konusu bulunmasa da, Yargıtay ----Hukuk Dairesi'nin alkollü sürücüyle ilgili yeni genel şartlara göre verilmiş kararlarında mevzuattaki alkol sınırının değil, alkolün kazanın meydana gelmesinde münhasıran etkili olması koşulu aranması gerektiği kabul edilmeye devam edildiği değerlendirilmiştir.(Yargıtay ----.H.D.'nin ----sayılı ve ------sayılı ilamları) Ancak somut olayda aksi ispat edilene kadar geçerli resmi belge niteliğindeki kaza tespit tutanağı, davalının kazanın oluşumuna ve zarara ilişkin somut bir savunmasının bulunmaması da gözetildiğinde; kiralık otomobil kullanan sürücünün orta şeritten sağ şeride geçiş yapmaya çalıştığı, sol şeridin dolu olması nedeniyle önünde seyir halindeki araca çarpması şeklinde gerçekleşen eylemin özellikle ----- çevre yollarında herkesin malumu olan ve sıklıkla yaşanan hadiselerden biri olduğu gibi tam bir alkollü sürücü hareketi olduğu ve somut olaydaki sürüş tarzının ve vaki sonucun da 1,28 promil olarak tespit edilen alkolün etkisine bağlı olduğu konusunda kesin bir inanç ve kabul oluşmuştur. Dolayısıyla usul ekonomisi ilkesi nezdinde tüm deliler ve olayların gerçekleşme biçimi birlikte değerlendirildiğinde; hakimlik bilgi ve tecrübesi ile konu olaya özgü ve objektif olarak çözüldüğünden başta alkolün kazaya etkisi yönünden bilirkişi incelemesi olmak üzere başka delil araştırılmasına ve aranmasına gerek görülmemiştir. (HMK,187/2,266/1.2.cümle) Böylece bu durumun da Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarının B.4/c fıkrası gereğince sigortalıya rücu sebebi olduğu ve yukarıda açıklandığı üzere kazada maddi zarar gören üçüncü kişiye yapılan ödeme miktarına ilişkin davalının somut bir itirazı bulunmamakla birlikte; ödemenin delil niteliğindeki ekspertiz raporuna dayanması karşısında mahkememizce ödemenin gerçek zararı yansıttığı ve piyasa rayiçlerine göre kadri maruf olduğu kabul de edildiğinden sonuçta davacının davasını icra takibinde olduğu gibi ispat ettiği sonuç ve kanaati hasıl olmuştur. Binaenaleyh, taleple bağlılık ilkesi nazarında yasal faiz türü ve oranı ile davacının üçüncü kişiye yaptığı ödeme tarihinden itibaren faiz talep edebileceği hususu ile işlemiş faiz miktarının doğruluğu da denetlenmek ve gözetilmek suretiyle davanın kabulü ile; davalı-borçlunun ----İcra Dairesinin ------ Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile asıl alacağı (50.000,00 TL) takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle takibin aynen devamına karar verilmesi gerekmiştir. (AY.9, 36 ,138, 141, TMK, 1/1, 6 ,KTK. 3, 48, 85, 86, 88, 91,95/2, 97,99, 109/1,2 Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın B-4. maddesi, İİK, 67, TBK, 49, 50/1, 50/2, 51/1, 74/1 117/1,2 TTK,16/1, 1401 vd,1409,1459,1461,1463 1483 vd, HMK, 25, 30, 31, 190,146, 187, 190, 198, 266 vd, ) 2004 Sayılı İİK'nin 67/2 maddesine göre davacının icra inkar tazminatı talebi yönünden yapılan değerlendirmede ise; Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında İİK’nın 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada borçlunun itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Somut olayda davaya konu uyuşmazlığın hukuki dayanağının sözleşmeye aykırılık hususundan ileri gelmekle birlikte olayın temelinin haksız fiil niteliğindeki trafik kazası sonucunda üçüncü kişilere veriler zarardan kaynaklanması ve buna göre uyuşmazlığa konu zararın varlığı ve miktarının yargılama ve hukuki muhakeme sonucunda belirlenmesi nedeniyle takibe konu alacağın davalı şirket yönünden likit/muayyen olmadığı sonuç ve kanaatiyle koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. 6100 Sayılı HMK'nın 332/1 maddesine göre, 323. Maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. maddesi gereğince tamamen aleyhinde hüküm verilen davalı taraf sorumlu tutulmuştur. Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 26, 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın KABULÜNE
2-)2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçlunun ---- İcra Dairesinin ----- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile asıl alacağı (50.000,00 TL) takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle takibin aynen devamına,
3-)Davacının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince icra inkar tazminatı talebinin reddine,
4-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 3.707,74 TL karar ve ilam harcından; peşin alınan 926,94 TL harcın mahsubuyla bakiye 2.780,80 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
6-)Davacı tarafından yapılan 427,60 TL başvurma harcı, 427,60 TL peşin harç, 60,80 TL vekalet harcı, 34,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 950,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca hesap ve takdir edilen 30.000,00 TL nispi/maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, ) Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı şirket temsilcisinin yokluğunda; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle ----- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.