T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/231
KARAR NO : 2024/718
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 29/03/2024
KARAR TARİHİ : 24/10/2024
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ----Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ----adresinde 07/03/2023 tarihinde davalı ----- kazı çalışması esnasında müvekkil şirkete ait altyapı hasara uğratıldığını, işbu durum davacı şirket personeli tarafından tutulan hasar tespit tutanağı ile kayda alınmış olup hasar mahallinde fotoğraf çekimleri yapıldığını, davacı şirket, yüklenici firması olan -----hasarın giderimini sağlattırmış olup, hasar kapsamında kullanılan malzeme ve işçilik bedelleri ekte sunulan tablolarla belgelendirilmiş ve faturalandırıldığını, davacı şirket hasardan dolayı toplamda 3.951,15-TL zarara uğramış olup zararı giderilmediğini, bu kapsamda davanın hasara sebep olduğu kazı ruhsatı kayıtlarından da anlaşılabilecek olup, ilgili belediyeye müzekkere yazılması durumunda hasara sebebiyet veren failler açığa çıkacağını, arz ve izah edilen nedenler ve resen gözetilecek hususlara binaen; 07/03/2023 tarihli haksız fiil sonucu müvekkil şirketin uğradığı 3.951,15-TL zararın, hasar tarihinden itibaren işleyecek olan reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle ve önemlilikle davaya konu alacaklara karşı zamanaşımı itirazları bulunduğunu, asla davayı kabul etmemek itirazıyla davalı şirket ile ilgili işler yüklenicileri aracılığıyla anahtar teslim götürü usulü yapıldığını, öncelikle belirtmek isteriz ki, davalı şirket davacı tarafından iddia edilen zarardan sorumlu olmadığını, davalı şirketin dava konusu mahalde bir çalışması bulunmadığını, ancak bir an için var olduğunu düşünülse dahi dava konusu çalışmaların tamamı ---- tarafından tüm sorumluluklar kendilerine ait olmak üzere yürütüldüğünü, dolayısı ile ihbar olunanın çalışmalarından doğacak zarar ve ziyandan dava konusu adreste bizzat bulunmayan ve işveren sıfatı olmayan davalı şirketin sorumlu tutulmasının kabulü mümkün olmadığını, davalı ile ----- arasında akdedilen sözleşmenin ilgili maddesi gereğince, çalışmalar sırasında doğacak bütün zarar ve ziyandan yüklenici, ihbar olunan sorumlu olacağını, davalı şirketin asıl iş sahibi olmaması ve hasar verildiği iddia edilen mahalde davalı şirketin bizzat yürüttüğü herhangi bir çalışmanın olmaması, davalı şirketin işbu huzurdaki davada davalı sıfatının olmadığını gösterdiğini, karşı tarafın teknik şartnamede belirtilen kazı derinliğine uygun hareket edip etmediği hususunun araştırılması gerektiğini, ayrıca davacıya ait hattın hiçbir güvenlik olmadan(uyarıcı şerit, ikaz bandı vs) yönetmeliklere aykırı bir şekilde döşendiği görülebileceğini, şantiye defterlerinde ve sahanın genel çalışma durumuna ait fotoğraflarda da davacının bu durumu anlaşıldığını, tüm alt yapı firmaları kendi çalışmalarını ----- yönetmeliklerine göre yapmakla yükümlü olduğunu, yönetmelikler ile açıkça düzenlendiği üzere; alt yapı çalışmalarında , hatların belirlenmesi ve emniyeti için döşenen boruların uygun malzeme ile gömleklemesi yapıldıktan sonra muhakkak suretle kurumun teknik şartnamesine göre ikaz bandı kullanılması gerektiğini, altyapı ve üstyapı çalışmaları esnasında mevcut altyapı tesislerine zarar verilmesi durumunda mevcut altyapının standartlara uygun olup olmadığı kontrol edileceğini, emniyet bandının ve stabilize dolgunun bulunmaması veya hattı olan kurumun sahada tespit için kontrol elemanı görevlendirmemesi durumunda altyapı hattına verilen hasarda çalışmayı yapan kurum sorumlu olmadığını, davacı tarafından davadaki taleplerin ayrı ayrı dökümanlar ile belgelendirilmesi gerekir iken davacı tarafından tek taraflı olarak düzenlenen tutanaklar ile davalı şirketten taleplerde bulunulması kabul edilemeyeceğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için davacını iddia ettiği gibi zararın meydana gelmesinde davalı şirketin bir kusuru varsa bile, davacının da kusur oranının tespitinin yapılması gerektiğini, davacı bu zarara kendisi de sebebiyet vermiş olabileceğini, bu anlamda ayrıntılıca bir araştırma yapılması gerektiğini, tüm bu koşullar illiyet bağının kurulup kurulamayacağı, kurulacaksa ne oranda kurulabileceği ne oranda kusur atfedilebileceğinin anlaşılması noktasında büyük önem arz ettiğini, izah edilen ve Mahkemece re'sen dikkate alınacak sebeplerle; öncelikle davanın pasif husumet yokluğundan müvekkil şirket adına usulden reddine, Mahkeme aksi kanaate ise, işin esasına girildiği takdirde davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER : Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, ---- Yol Bakım ve Altyapı Koordinasyon Dairesi Başkanlığı Altyapı Koordinasyon Şube Müdürlüğü'ne Ait Müzekkere Cevabı, Hasar Tespit Tutanağı, Şantiye Kayıtları, Hasara Ait Resimler , Hasar Keşif Formları, Hasar Giderimine ait fatura ve belgeler, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ VE VAKIALARA GÖRE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI:
Dava; Haksız Fiilden Kaynaklanan zarar nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322. maddeleri gereğince basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak resen değerlendirmeye tabi başta arabuluculuk olmak üzere HMK'nin 114 maddesindeki genel dava şartları, taraf sıfatı ve harç gibi hususlar incelenip değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve vaki davete rağmen duruşmaya katılan taraf vekillerinin sulh olmak istemediklerine yönelik beyanları üzerine; davalı vekili tarafından öne sürülen zamanaşımı definin de değerlendirilmesi ve TBK'nin 72.maddesine göre aşılması sonucunda tahkikata geçilerek deliller toplanmış, tahkikat işlem ve incelemeleri yerine getirilip tamamlanmış ve araştırılacak bir husus kalmadığı tespit edilerek aynı duruşmada hazır bulunan taraf vekillerinin sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.Bilindiği üzere haksız fiil ise öğretide; hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Haksız fiilin unsurları ise eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak gösterilmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğmalı, zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ile zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6 ve 6100 Sayılı HMK'nın 190. maddelerinie göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı, haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır. 6098 Sayılı TBK'nin 50.maddesine göre de zarar gören ,zararını ve zarar verenini kusurunu ispat yükü altındadır.6098 sayılı TBK'nin 61 ve 62. maddelerinde düzenlenen müteselsil sorumluluk esaslarına göre ise; birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır. Müteselsil sorumlulukta, kural olarak borçlulardan her biri 6098 sayılı TBK'nin 162 ve 163. maddelerine göre, borcun tamamından sorumludur. 6098 sayılı TBK'nin 167 maddesi uyarınca, sorumluların iç ilişkide kusur oranına göre, birbirlerine rücu hakları da mevcuttur. 6098 sayılı TBK'nin 168 maddesi uyarınca ise diğerlerine rücu hakkına sahip olan borçlulardan her biri ,tediye ettiği miktar kadar alacaklının haklarına halef olmaktadır.
Yukarıdan beri yapılan açıklamalar, toplanan deliller ve yapılan yargılamaya göre somut olaya bakıldığında ; davacı şirket tarafından -----adresinde 07/03/2023 tarihinde davalı ----- kazı çalışması esnasında davacı şirkete ait altyapı hasara uğratıldığının iddia edilmiş olup dosyaya bu iddiayı tevsik edici bilgi, belgeler ve fotoğraflar da sunulmuştur. Davalı şirket tarafından öncelikle bu tür işlerin ihbar olunan yüklenici firma tarafından yerine getirildiği/ yapıldığından varsa da zarardan kendilerinin sorumlu tutulamayacağı öne sürülmüştür. Ancak olayda öncelikle davalı kurum kazı çalışmalarını alt taşeron başka şirketin yaptığı aralarındaki sözleşme gereğince kendilerine husumet yöneltilemeyeceğine yönelik savunması haksız fiil sorumluluğunun zarara görene karşı sözleşme ile ortadan kaldırılamayacağı , işin asıl sahibinin davalı şirket olduğu, davalı şirket ile haksız eylemi gerçekleştiren şirket arasındaki sözleşme ilişkisinin iç ilişkiye ilgilendirdiği, zarar gören davacı şirketin müteselsil sorumlu olan her iki tarafa da başvurabileceği gibi yalnızca birinden de talepte bulunabileceği anlaşıldığından yerinde görülmemiştir. Mahkememizce haksız eylemin yapıldığı adreste kazı yapılıp yapılmadığı ve kim tarafından ne zaman kazı izni alındığı hususu ---- Büyükşehir Belediyesinden sorulmuş ve ---- Altyapı Koordinasyon Şube Müdürlüğü tarafından zararın meydana geldiği adreste herhangi bir izin de alınmadığı bildirilmiştir. Bu duruma göre dosya kapsamındaki keşif ve hasar tespit tutanaklarından ve fotoğraflardan zararın ve tespit edilen miktarının açık bir şekilde ortada olduğu; davalı şirketin illiyet bağına, zarara ve zarar miktarına ilişkin genel ve soyut şekilde savunmada bulunduğu anlaşılmıştır. Dosyada mukim tüm delillere göre zararın davalı şirketin sözleşme ilişkisi içinde bulunduğu şirket tarafından yapılan müteahhitlik çalışması sırasında meydana geldiği açıktır. Kaldı ki; su, atık su, doğal gaz, telekom, kanalizasyon çalışması gibi altyapı hizmetlerinin ve işlerinin yürütülmesi ve yapılması sırasında yer altında döşeli bulunan kablolara ve yer altı ve üstü altyapı hizmetlerine zarar verilmesi işin niteliğine ve hayatın olağan akışına uygun olarak sıklıkla gerçekleştiği de maruftur. (HMK, 187/1,187/2) Burada tekrar vurgulamak gerekir ki; üçüncü kişilere karşı yapılan haksız fiillerden sorumluluğun sözleşme ilişkisi ile ortadan kaldırılamaz. Zira üçüncü kişilere verilen zararların giderim biçimi sözleşmenin tarafları arasındaki iç ilişki ve rücu ilişkisini ilgilendirmekte olup sözleşmenin taraflarına göre üçüncü kişi konumundaki davacı şirketi bağlamayacağı açıktır. (TBK,61,62,162 vd ) Buna göre davaya konu olaylarda davacı şirketin yer altındaki altyapı kablo ve tesislerine verilen zararların ve miktarlarının davacı şirket tarafından açıkça dökümlerinin gösterildiği, hasarların hizmetin aksamaması için zorunlu olarak hemen giderildiği, sürecin tanık beyanı ile doğrulandığı ve zararlara ilişkin tüm bilgi, belge, resim ve faturaların dosyaya ibraz edilerek zararın, zarar miktarlarının esasen açıkça ortaya konulup ispat edildiğinden uyuşmazlık aydınlanmış olup başkaca delil araştırılmasına ve tartışılmasına gerek görülmemiş; tahkikat bitirilmiştir. (HMK,146,187, TBK, 49,50,51) Mahkememizce yargılamaya hakim olan ilkeler temelinde ; ülkemizde köklü ve kurumsal bir şirket olduğu bilinen davacı şirket tarafından belirlenen ve gösterilen hasar ve hasar onarım bedeli miktarlarının işin niteliğine göre dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerle uyumlu olduğu gibi hakimlik bilgi ve tecrübesine göre günün serbest piyasa koşullarına göre de kadri maruf olduğu sonuç ve kanaati hasıl olmuştur. (AY, 138/1, 141/3-4 ,HMK, 25, 26, 27, 29, 30,33, 266/2.cümle) Bütün bunlara göre davalı şirketin, hukuken kendi sorumluluğunda bulunan haksız fiilden doğan işbu zararı, 6098 sayılı TBK'nin 117/2 maddesi gereğince haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte dava dışı yüklenici firmayla birlikte müştereken ve müteselsilen tazmin etme sorumluluğunun bulunduğu ve davacının bu kapsamda müteselsil sorumlu olarak yalnızca davalıya yönelebileceği de açıktır. Ne var ki, davanın tarafları arasındaki ilişki ticari iş ve dava kapsamında olmadığından olayda yasal faiz uygulanması gerektiği anlaşılmıştır. (Yargıtay -----.HD. -----.) Binaenaleyh; davacı şirket tarafından TBK'nin 49,50/1,51/1 maddeleri esasında hukuka aykırılık, zararlar, kusur ve illiyet bağı yönünden TMK'nin 6 ve HMK'nin 190.maddeleri gereğince esastan ispatlanan davanın kabulü ile; 3.951,15 TL tazminatın 07/03/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden aynı yasanın 326/1 maddesi gereğince tamamen davalı şirket sorumlu tutulmuştur. Yine bu kapsamda Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın kabulü ile, 3.951,15 TL tazminatın 07/03/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcı peşin olarak alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
4-)Davacı tarafından yapılan 427,60 TL başvurma harcı 427,60 TL peşin harç, 60,80 TL vekalet harcı, 909,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.825,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden, Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1-2 maddesi uyarınca hesap ve takdir edilen 3.951,15 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak alınarak davacıya verilmesine,
6-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, )Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı; 6100 sayılı HMK'nin 341(2) maddesi gereğince karar tarihi itibariyle miktar yönünden (3.043,90 TL<28.250,00) İstinaf kanun yoluna başvuru sınırının altında kaldığı anlaşılmakla kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.