T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/810
KARAR NO : 2024/710
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 28/11/2023
KARAR TARİHİ : 24/10/2024
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ----- Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı firma davalı-borçluya ekteki 09.12.2020 tarihli ------ nolu 31.718,40 TL bedelli fatura ile 48.000 adet 50'lik maske kutusunu ve 11.12.2020 tarihli ----- nolu 15.218,22 TL bedelli fatura ile 23.030 adet 50'lik maske kutusunu faturalarıyla birlikte davalının kardeşi ---- imzası karşılığı teslim edildiğini, ancak davalı-borçlu tarafından fatura bedellerinin ödenmediğini, dava dilekçesi ekinde sunulan 02.03.2021 tarihli iade faturası ile 37.269,12 TL tutarında 56.400 adet SOlik maske kutusunu iade edildiği, kalan 9.667,50 TL ödenmenin faturaya konu mallar faturalarıyla birlikte teslim edildiğini, faturaların üzerinde borçlu davalının kardeşi ---- imzası olduğunu, TTK m.21/2 uyarınca; “Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturamı takkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağını, davalı tarafça böyle bir itirazda bulunmadığını, bunun üzerine önce ---- İcra Müdürlüğü ---. Sayılı dosyası 9.667,50-TL asıl alacak, 2.993,61-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 12.661,11-TL takip çıkışı tutarlı icra takibi başlatılmış olup borçlu tarafından yetki itirazı yapılması üzerine dosyanın ------ İcra Müdürlüğünün ---sayılı dosya numarasını aldığını ve borçluya yeniden ödeme emri çıkartılması üzerine 09.08.2023 tarihinde borca ve ferilerine itiraz edildiğini, itiraz üzerine icra dairesince takibin durdurulduğunu beyan ederek, davanın kabulü ile ----İcra Müdürlüğü ----sayılı takip dosyasında borçlu davalının haksız itirazının iptali ile takibin devamına, borcu bile bile itiraz eden davalı aleyhinde %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP :Davalı tarafından 6100 Sayılı HMK'nin 322/1 maddesi atfıyla aynı yasanın 126-131 maddeleri kapsamında cevap dilekçesi verilmemiştir. Davalı duruşmalara katılmamış; kendisini vekille temsil de ettirmemiştir.
DELİLLER : ----İcra Dairesinin -----Esas sayılı dosyası, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, Ticaret Sicil Kayıtları, Ticari Defter ve Belgeler, 2020-2021 yılı BA-BS Formları, Faturalar, Bilirkişi Raporu, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ VE VAKIALARA GÖRE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI :
Dava, 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince açılmış İtirazın İptali, takibin devamı ve tazminat istemine ilişkindir. (Ticari Satımdan Kaynaklanan)6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle arabuluculuk başta olmak üzere HMK'nin 114.maddesinde sayılan genel dava şartları, harç ve hak düşürücü süre gibi hususlar incelenmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş ve uyuşmazlık belirlenmiştir. Akabinde daha önce arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığı anlaşılmakla bu kez, esasları, süreci ve hukuki sonuçları açıklanarak taraflar sulh olmaya davet ve teşvik edilmelerine karşın, duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin sulh yoluyla çözüme gitmek istemediklerine yönelik beyanı üzerine tahkikata geçilerek deliller toplanıp incelenmiş, değerlendirilmiş, tahkikat işlemleri yerine getirilip bitirilmiş ve son celse duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin tahkikata ve esasa ilişkin son sözleri dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.Öncelikle davaya esas ----İcra Dairesinin ----- Esas sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden dosyaya eklenerek içeriği incelenmiştir. Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu, itiraz üzerine takibin durdurulduğu görülmüştür. Ayrıca tarafların ticaret sicil ve nüfus kayıtları dosyaya kazandırılmış ve bağlı bulundukları vergi dairelerine ayrı ayrı müzekkereler yazılarak tarafların vergi kayıtları ve uyuşmazlığa ait olduğu 2020/2021 yıllarına ilişkin BA-BS formları celbedilmiştir. Dosyaya mübrez Arabuluculuk tutanağına göre de hukuk uyuşmazlıklarında dava şartı zorunlu arabuluculuk sürecinin yerine getirildiği ve anlaşma sağlanamaması üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; "(Değişik fıkra: 17/07/2003-4949 S.K./15. md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik fıkra: 09/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga fıkra:17/07/2003-4949 S.K./103.md.)Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (Ek fıkra:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu hükümden haretketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir...İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.6100 Sayılı HMK'nin Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı
MADDE 222 - (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya (DEĞİŞİ----) diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (EKLENMİŞ CÜMLE ----) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır, düzenlemesine yer verilmiştir.
Yapılan açıklamalar, anılan yasal düzenlemeler, toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda somut olaya bakıldığında; ---- İcra Dairesinin ----- Esas sayılı dosyasından davalı-borçlu hakkında satış sözleşmesi kapsamında düzenlenen faturalara dayalı olarak icra takibi başlatıldığı ,icra takibe yapılan itiraz üzerine icra takibinin durdurulduğu ve bir senelik yasal hak düşürücü süre içinde işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Zira 2004 sayılı İİK'nin 67/1. maddesine göre alacaklı, itirazın iptali davasını itirazın kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde açabilir. Hükümde öngörülen bir yıllık süre, hak düşürücü süre niteliğinde olup, hükmün açık lafzı gereği itirazın alacaklıya tebliğ edilmesi ile başlar. Diğer bir ifade ile, itiraz alacaklıya Tebligat Kanunu hükümlerine göre usulüne uygun olarak tebliğ edilmemiş ise bir yıllık süre başlamaz. Alacaklının itirazı bir şekilde öğrenmiş olması ve dahi (icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasının talep edilmesi dışında) bir takım icra işlemleri yapmış olması da bir yıllık süreyi başlatmaz (Bkz. Yargıtay -----. HD'nin 18/11/2021 tarih ve----- sayılı ilamı). Bilindiği üzere itirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. Dolayısıyla eldeki somut uyuşmazlığın da dosyada bulunan faturalar kapsamında çözülmesi gerekmektedir. Faturadan kaynaklanan itirazın iptali davalarında ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerindedir. Mahkememizce bu şartlara göre açılan işbu dava üzerine taraf teşkili sağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiş, taraf vekillerince gösterilen deliller toplanmış, tarafların bağlı bulunduğu vergi dairelerinden uyuşmazlığın tabi olduğu 2020/2021 yıllarına ait BA-BS formları getirtilmiştir. Taraflar arasında ticari satım ilişkisi bulunduğu ve bu kapsamda faturalar düzenlendiği ,takibin temelinin de fatura alacağından kaynaklandığı anlaşılmakla HMK'nin 266 maddesi gereği uyuşmazlığın çözümünün teknik bilgi gerektirmesi karşısında 6102 Sayılı TTK'nin 83-85 ve 6100 Sayılı HMK'nin 222. maddeleri kapsamında inceleme gün ve saati belirlenerek taraf şirketlerin ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak rapor alınmasına karar verilmiş ve bu minvalde dosya ---- Bilirkişilik Bölge Kurulu Listesinden resen seçilen alanında yetkin bir bilirkişiye tevdi edilmiştir. Bilirkişi SMMM ---- tarafından davacının ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda hazırlanan 27.06.2024 tarihli raporda özetle;1. Ticari Defterlerin Usule Uygun Tutulup, Tutulmadığı Yönünden:
Davacı şirketin ibraz ettiği 2020 ve 2021 yılı ticari defterlerinin noter açılış onamaları ile yevmiye
defterinin noter kapanış onamasının sürelerinde yaptırılmış olduğu, defterlerin usulüne uygun
tutulduğu, birbirini teyit ettiği görülmüştür.
Davalı taraf incelemeye gelmemiş ve yerinde inceleme talebinde bulunmamıştır.
2. Takip Konusu Alacak Yönünden:
Davacı tarafından davalı adına yürütülen ----- Kodlu Muavin defter kayıtlarına göre taraflar arasındaki ticari ilişkinin davacının 09.12.2020 tarihli ----- no.lu satış faturası ile başladığı, davacının 09.12.2020 tarihinden 11.12.2020 tarihine kadar davalı tarafa 2 fatura ile 46.936,62 TL bedelli satış yaptığı ve davalının 02.03.2021 tarihli 37.269,12 TL tutarlı iade faturasını
davalı alacağına kayıt ettiği ve buna göre 31.12.2021 tarihi itibariyle davalı taraftan 9.667,50 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir
Takip ve dava konusu alacağı oluşturan, 2 adet 46.936,02 TL tutarlı faturaları a.arşiv fatura olduğu,
dosya kapsamında, faturaların davalı tarafa kağıt ortamında tebliğ edildiğine veya davalının faturaları
elektronik ortamda iletilmesini talep ettiğine dair dayanak belge bulunmadığı, ancak faturalar
üzerinde ----- imzası bulunduğu ve davalı tarafından 02.03.2021 tarihli
----- seri no.lu 37.269,12 TL tutarlı iade faturası düzenlediği, dosya kapsamından
davalı tarafından düzenlenmiş başkaca iade faturası bulunmadığından, davacı tarafından davalı tarafa
9.667,50 TL (46.936,02 – 37.269,12 =) tutarlı malın teslim ediğinin kabulü halinde, davacının
davalıdan 31.12.2021 tarihi itibariyle 9.667,50 TL alacaklı olduğu. 3. Faiz Yönünden:
Sayın Mahkeme tarafından, davacının TTK 1530’a göre faiz talep edebileceğinin kabulü halinde,
davacının 09.12.2020 tarihli 31.718,40 TL tutarlı ve 11.12.2020 tarihli 15.218,20 TL tutarlı
faturalarına, davalı tarafından 02.03.2021 tarihli 37.269,12 TL tutarlı iade faturası düzenlediğinden,
davalı tarafa yapılan mal satış tutarının 9.667,50 TL olduğu dikkate alınarak, davalının 02.03.2021
tarihli iade faturasına 30 günlük sürenin eklenmesi 02.04.2021 tarihi itibariyle temerrüdün oluştuğu
kabul edilerek;02.04.2021 tarihinden 18.05.2023 takip tarihine kadar T.T.K Md.1530 uyarınca belirlenen yıllık
%16,75 oranında ve değişen oranlarda kademeli olarak işlemiş faizin 3.309.60 TL olduğu
hesaplanmış olup, davacı tarafından takipte 2.993,61 TL talep edilmiştir. Taleple bağlı kalarak, davacının davalıdan 9.967,50 TL asıl alacak, 2.993,61 TL faiz olmak
üzere, toplam 12.661,11 TL alacaklı olduğu yönünde tespit, hesap ve görüşler bildirilmiştir. Mahkememizce işbu rapor davacı vekiline ve davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. Dosyaya bilirkişi raporuna karşı herhangi bir beyan yansımamıştır. Mahkememizce bu kapsamda yapılan değerlendirmede öncelikle taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin sabit olduğu, davacının ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu ve delil niteliği taşıdığı, davalı taraf ticari defterlerini ibraz etmediğinden davacının ticari defterlerinde kayıtlı alacağın ispat edilmiş olduğu, davacının ticari defterlerine göre davalıdan takip tarihi itibarıyla alacağının 9.967,50 TL asıl alacağının bulunduğu tespit edilmiştir. (HMK 222/3) Bununla birlikte somut olayda davacı şirket tarafından takip talebinde 6102 sayılı TTK'nin 1530. maddesine dayalı olarak işlemiş faiz talep edildiği görülmüştür. Ancak TTK'nin 1530. maddesi, sadece mal ve hizmet tedariki amacıyla akdedilen sözleşmelerde, mal veya hizmet karşılığı ödenecek bedelde temerrüde düşüldüğü durumda ve iki ticari işletme arasında akdedilen sözleşmeler bakımından uygulanır. Anılan maddede borcunu zamanında ödemeyen borçlunun ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşmesi ve alacaklının faize hak kazanmasını öngörülmüştür. Ancak söz konusu hüküm mal tedarik sözleşmesine ilişkin olup, satış sözleşmelerinde uygulanması mümkün değildir. Temerrüt, alacaklı tarafından muaccel hale gelmiş bir borcun ifasındaki gecikmedir ve kural olarak bu tür bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarı ile temerrüde düşer. Alacağın muaccel olması ile temerrüt birbirinden farklı olgulardır. Somut olayda faturalara dayalı alacak yönünden takipten önce davacı tarafından keşide edilen bir ihtarname bulunmayıp davalı takip öncesinde temerrüte düşmediğinden işlemiş faiz talep edilebilmesi mümkün görülmemiştir. Binaenaleyh; davacı şirketin davada gösterilen asıl alacağa ilişkin davasını; TMK'nin 6 ile HMK'nin 190 ve 222/3 maddeleri nazarında kendi ticari ticari defterlerindeki kayıtlar, mevcut bilirkişi raporu ve dosyaya mübrez tüm deliller de gözetildiğinde ispatladığı sonuç ve kanaatiyle; dosyaya sunulan sözü geçen bilirkişi raporunun da gerekçeli, denetime açık, hüküm kurmaya elverişli, yeterli ve yerinde olduğu kabul ve takdir edilerek davacının davasının kısmen kabulü ile, icra takip dosyası ve taleple bağlılık ilkesi, TBK'nin 117/1 maddesi gereğince temerrütün icra takibiyle oluşması ve TTK'nin 16/1 maddesine göre tarafların tacir sıfatı taşımaları nedeniyle kabul edilen asıl alacağa avans faizi uygulanması gerektiği de denetlenip gözetilerek davalı-borçlunun, ---- İcra Dairesinin ----- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının asıl alacak olan 9.667,50 TL yönünden iptali ile icra takibinin işbu asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık 11,75 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle suretiyle devamına, fazlaya ilişkin ( 2.993,61 TL işlemiş faize ilişkin ) davanın/talebin reddine karar verilmiştir. (AY.9, 36 ,138, 141, TMK, 1/1,2, 6 , İİK, 67/1,2, TBK, 1 vd.117/1 TTK, 16/1,18/2, 21,23, 83,85,89, HMK, 25,26,27,30, 33, 222/3 , 146, 187/1, 190, 198, 266 vd, 282, Av.Kanunu 2/1,2 )Davacı tarafın İcra İnkar Tazminatı İsteğine ilişkin yapılan değerlendirmede ise; Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında İİK’nin 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada borçlunun itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Somut olayda, asıl alacağın gerçek miktarının davacı ticari defterlerine göre açıkça belli olmasının yanında, davalı da, kendi ticari defter ve belgelerine göre de borcunun varlığını ve miktarını açık ve net olarak belirleyip tespit edebilir durumdadır. Bu nedenlerle, davalının itirazının haksızlığına karar verilmesi ve davalı-borçlu yönünden icra takip dosyası, ticari defter ve belgeler ve mevcut bilirkişi raporu itibariyle dava konusu asıl alacak/borç likit/muayyen olduğundan İcra İflas Kanunu'nun 67/2.maddesi gereğince şartları oluştuğundan takibe konu asıl alacağın (9.667,50 TL ) % 20'si olan 1.933,50 TL icra inkar tazminatının da davalıdan alınarak davacıya verilmesine hükmedilmiştir.6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinin tamamından; Arabulucu ----- tarafından düzenlenen 15.09.2023 tarihli Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağı içeriğine göre davalı şirket temsilcisi veya vekilinin toplantıya katılmadığı anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte olan özel yasa niteliğindeki Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-11 maddesi gözetilmiş ve buna göre genel yasa niteliğindeki HMK'nin 326/1. maddeleri gereğince tamamından davalı sorumlu tutulmuştur. Ayrıca bu kapsamda Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2. Maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin tamamının da, davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın KISMEN KABUL;KISMEN REDDİNE,
2-)2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçlunun ---- İcra Dairesinin ----- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının asıl alacak olan 9.667,50 TL yönünden iptali ile icra takibinin işbu asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık 11,75 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle suretiyle devamına, fazlaya ilişkin ( 2.993,61 TL işlemiş faize ilişkin ) davanın/talebin reddine,
3-)Davacının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince icra inkar tazminatı talebinin kabulüyle, asıl alacağın %20'si olan 1.933,50 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 660,39 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 269,85 TL harcın ve icra dosyasına ödenen 63,31 TL harcın mahsubuyla bakiye 327,23 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
6-)Davacı tarafından yapılan 269,85 TL başvurma harcı, 269,85 TL peşin harç olmak üzere toplam 539,70 TL harçtan oluşan yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-)Davacı tarafından yapılan 415,50 TL posta ücreti ve 3.250,00 TL Bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.665,50 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 ve 13/2 maddeleri uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 9.667,50 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, )Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı şirket temsilcisinin yokluğunda; 6100 sayılı HMK'nin 341(2) maddesi gereğince karar tarihi itibariyle kararının kabul ve ret edilen miktarlar yönünden ayrı ayrı (Kabul: 9.667,50 TL // Ret: 2.993,61 TL < 28.250,00 TL ) İstinaf kanun yoluna başvuru sınırının altında kaldığı anlaşılmakla kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.