T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/410
KARAR NO : 2024/714
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 15/06/2023
KARAR TARİHİ : 24/10/2024
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ---- Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ /
DAVA/TALEP ;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirkete---- Poliçe numaralı Genişletilmiş Kasko Filo Sigorta Poliçesi ile sigortalı ---- plakalı araç ile ----- Adına kayıtlı ---- sevk ve idaresindeki ----- plakalı araç arasında 07.06.2022 tarihinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, taraflar arasında anlaşmalı trafik kazası tespit tutanağı düzenlendiğini, anlaşmalı kaza tespit tutanağına göre, davalı ----- adına kayıtlı ----- plakalı aracın, yolda kayarak yan dönmesi neticesinde sigortalı araçla çarpışmasıyla maddi hasarlı trafik kazası gerçekleştiğini, tramer kayıtlarında davalı taraf adına kayıtlı aracın %100 kusurlu olduğu tespit edildiğini, Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi gereği, davacı şirket tarafından, kazada zarar gören sigortalı aracın onarımı için ekspertiz incelemesi sonucunda 20.07.2022 tarihinde tevkifatlı olarak 57.404,67-TL ödeme yapıldığını, davacı şirket tarafından, karşı araç trafik sigortacısı---- poliçe limitler-i dahilinde 29.09.2022 tarihinde 50.000,00-TL rücu tahsilatı gerçekleştirildiğini, açıklanan hususlar çerçevesinde, davacı şirket tarafından ödenen bedelden karşı araç sigorta şirketinden yapılan tahsilat düşündükten sonra kalan bedelin tahsili amacıyla davalılar aleyhine ---İcra Müdürlüğü'nün-----. Sayılı dosyasıyla icra takibi başlatılmış, ancak davalı tarafların haksız ve hukuka aykırı itirazı nedeniyle takibin durduğunu, açıklanan nedenlerle ve resen dikkate alınacak nedenlerle, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla, davalıların / borçluların haksız ve hukuka aykırı borca itirazının iptali ile itiraz neticesi durmuş olan takibin devamına, Zorunlu Trafik sigortacısı tarafından ödeme yapıldığı göz önünde bulundurularak davalılar /borçlular aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı / borçlu taraflara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP :Davalılar tarafından 6100 Sayılı HMK'nin 322/1 maddesi atfıyla aynı yasanın 126-131 maddeleri kapsamında cevap dilekçesi verilmemiştir. Davalılar duruşmalara katılmamış; kendilerini vekille temsil de ettirmemişlerdir.
DELİLLER :Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağı, ---- İcra Dairesinin -----. dosyası, Ticaret Sicil Kaydı, Nüfus Kaydı, Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağı, ----- Noterler Birliği Trafik Tescil kayıtları, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi Kayıtları, Hasar dosyası ve Kasko Poliçesi, Banka Dekontları, Faturalar, Kaza yeri ve Kazalı Araç Fotoğrafları, Ekspertiz Raporları, Bilirkişi Raporu, ATK Trafik İhtisas Dairesi raporu, Dosyadaki Diğer Bilgi ve Belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ, VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI:
Dava , 6102 sayılı TTK'nin 1472. maddesi uyarınca davacı sigorta şirketinin, genişletilmiş kasko sigorta poliçesi nedeniyle dava dışı sigortalısının haklarına halef olması sebebiyle, dava dışı sigortalısına maddi hasarlı trafik kazasına bağlı olarak meydana gelen hasar için ödediği tazminatın; 2918 Sayılı KTK'nin 85/1,son, 86/1, 88/1 maddeleri gereğince malik/işleten ve 6098 Sayılı TBK'nin 49 vd maddeleri gereğince haksız fiil sorumlusu sürücü sıfatıyla dava dışı gerçek kişiden tahsili için başlatılan ----- İcra Dairesinin ----- Esas sayılı icra takibine karşı davalılarca yapılan itirazlar nedeniyle; 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi kapsamında açılmış itirazların iptali, takibin devamı ve tazminat istemine ilişkindir.6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce taraf teşkili sağlanmış, dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak başta zorunlu arabuluculuk dava şartı olmak üzere 6100 sayılı HMK'nin 114 ve 115. maddeleri gereğince dava şartları , harç, sıfat ve hak düşürücü süre de değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiştir. Ön inceleme duruşmasında daha önce arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığı değerlendirilerek bu kez sulh teşviki yapılmasına rağmen duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin beyanına göre tarafların sulh yoluyla uyuşmazlığı çözmek istemediklerinin anlaşılması üzerine davaya konu uyuşmazlık belirlenmek suretiyle tahkikata geçilerek tahkikat işlemleri yerine getirilmiş, mevcut ve toplanan deliller incelenip değerlendirilerek tahkikat bitirilmiş ve son duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin son sözleri dinlenip tutanağa yazılmak suretiyle aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.Somut olaya geçmeden önce dava konusu olayın hukuki temeli ve uyuşmazlığın çözümüne etki edecek yasal düzenlemelere kısaca değinmekte yarar vardır.Davanın yasal dayanağı olan 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; "(Değişik fıkra: 17/07/2003-4949 S.K./15. md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik fıkra: 09/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga fıkra:17/07/2003-4949 S.K./103.md.)Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (Ek fıkra:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu kuraldan hareketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.Davacının aktif dava ehliyeti yönünden ise 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun "Halefiyet" başlıklı 1472. maddesinde " (1) Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir. (2) Sigortalı, birinci fıkraya göre sigortacıya geçen haklarını ihlal edici şekilde davranırsa, sigortacıya karşı sorumlu olur. Sigortacı zararı kısmen tazmin etmişse, sigortalı kalan kısımdan dolayı sorumlulara karşı sahip olduğu başvurma hakkını korur." hükmü bulunmaktadır. 6102 sayılı TTK'nin 1401. maddesinde sigorta sözleşmesi düzenlenmiştir. 1409. maddede, sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu, 1459. maddede, sigortacının sigortalının uğradığı zararı tazmin edeceği, 1461. maddede, sigortacının sorumluluğunun sigorta bedeli ile sınırlı olduğu hususlarına yer verilmiştir.
Mal sigortaları türünden olan kasko sigortasının teminat kapsamını belirleyen KSGŞ A/1 maddesine göre de ; gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketli bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile 3. kişilerin kötüniyet ve muziplikle yaptıkları hareketler ve fiil ehliyetine sahip olmayan kişilerin yol açacağı zararlar, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bütünü sigortanın teminatı kapsamındadır.Türk Borçlar Kanunun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür", yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir. Bilindiği üzere Haksız fiil ise öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Haksız fiilin unsurları ise eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak gösterilmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğmalı, zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ile zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur” aynı Yasa'nın 85/1. Maddesinde“bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı Yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiştir. 86/1. Maddesi “işletenin, mücbir sebepten veya zarar görenin ya da üçüncü kişinin ağır kusurundan, zararlı sonucun ileri geldiğini ispat etmesi şartıyla sorumluluktan kurtulacağı" hükümlerini içerdiği, aynı yasanın 88. maddesinde ise “Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.”üzenlemesi ile motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, ayrıca birden fazla kişinin zararı tazminat ile yükümlü olması durumunda zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir. Yine 6098 Sayılı TBK'nin 61. maddesinde “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” demekle birden çok kişi aynı zarardan aynı sebeple ya da çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır. Buna göre, araç işletenin sorumluluğunun dayanağı 2918 sayılı KTK'nin 85. maddesi ve sürücünün sorumluluğu ise TBK'nin 49. maddesidir ve aralarındaki ilişki, aynı zarardan çeşitli nedenlerden dolayı sorumlu olma halidir. Buna göre zarar gören, zarar miktarının tamamının veya bir kısmını zarara sebebiyet veren sürücü, işleten ve trafik sigortacısından talep edebilir. Bunlar 6098 sayılı TBK. madde 61. gereğince maddi zarardan müteselsilen sorumludur. Müteselsil borçlulardan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumludur. (TBK 163/1). Borç tamamen ifa edilinceye kadar alacaklıya karşı bütün borçluların sorumluluğu devam eder.(TBK 163/2). Alacaklı, borçluların birinden, bir kısmından veya hepsinden alacağını talep etme ve dava açma hakkına sahiptir. Borçlulardan birinin yaptığı ödeme kadar, müteselsil sorumluların alacaklıya karşı sorumlu oldukları toplam miktar eksilmiş olur (TBK 166/1). Borcun tamamı borçlulardan biri tarafından ödenirse, diğer borçlular da alacaklıya karşı borçtan kurtulur. Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra anlaşması, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun borca katılma payı oranında borçtan kurtarır.(TBK 166/3). Müteselsil borçlu, alacaklıyı tatmin ettiği oranda diğer müteselsil borçlulara karşı alacaklının halefi olur (TBK 168/1) ve alacaklının hakları ona geçer. Alacaklı diğerlerinin zararına olarak borçlulardan birinin durumunu iyileştirirse, bunun sonuçlarına katlanır (TBK 168/2). Borçlu yalnızca kendi payına düşen kısmı ödemişse, diğer müteselsil borçluya rücu edemen ifasını, dilerse borçluların tamamından, dilerse yalnız birinden isteyebilecektir.Yukarıda yapılan açıklamalar, toplanan deliller ve yapılan yargılamaya göre somut olaya gelince ; davacı sigorta şirketi tarafından ---- İcra Dairesinin ----Esas sayılı dosyasından davalı-borçlular hakkında dava dışı sigortalısına maddi hasarlı trafik kazasına bağlı olarak meydana gelen hasar için ödediği tazminatın davalı sigortalısı araç sürücüsünün kusuru gereği rücuen tahsili için icra takibi başlatıldığı ,icra takibe yapılan itirazlar üzerine icra takibinin durdurulduğu ve bir senelik yasal hak düşürücü süre içinde işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Bilindiği üzere itirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. Dolayısıyla eldeki somut uyuşmazlığın da maddi hasarlı trafik kazasında kusur, hasar ve hasar onarım bedeli üzerinden çözülmesi gerekmektedir. Bilindiği üzere itirazın iptali davalarında ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerindedir. Mahkememizce bu şartlara göre açılan işbu dava üzerine taraf teşkili sağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiş, davalılar davaya yanıt vermediğinden yasa gereği münkir kabul edilerek davacı vekili tarafından gösterilen gösterilen deliller toplanmıştır. Olayın temeli dosyada bulunan kaza tespit tutanağına ve diğer delillere göre 07/06/2022 tarihinde ---- ili, ---- İlçesi----- davacı sigorta şirketine 12/04/2022-2023 başlanğıç bitiş tarihli Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalı dava dışı ----- adına kayıtlı dava dışı ---- sevk ve idaresindeki ----- plaka sayılı hususi otomobil ile davalı şirketin malik/işletini diğer davalı ---- sevk ve idaresindeki ----- plaka sayılı ticari nitelikteki araçların karıştığı maddi hasarlı trafik kazasına dayanmaktadır.2918 sayılı KTK'nin 81/2 maddesinde düzenlenen 'Yalnız maddi hasar meydana gelen kazalarda, kazaya dahil kişilerin tümü, yetkili ve görevli kişinin gelmesine lüzum görmezlerse, bunu aralarında yazılı olarak saptamak suretiyle kaza yerinden ayrılabilirler' hükmü gereği kaza sonucunda kazaya karışan araç sürücüleri tarafından Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 152/2 maddesinde açıklanan şekilde görüşlerinin de yazılı olduğu Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağının bir örneği dosyaya mübrezdir. Bu tutanağa göre kazada asli kusurun davacıya sigortalı araç sürücüsünde olduğu anlaşılmaktadır. Ancak davacı sigorta şirketi tarafından tramer kayıtlarında kusurun tamamen davalı sürücüde olduğundan tutanağa itiraz edilmekte olup zararın davalılarca karşılanması gerektiği ileri sürülmektedir. Mahkememizce evveliyetle HMK'nin 266.maddesi gereğince olayın çözümü özel ve teknik bilgi gerektirdiğinden kusur ve hasar onarım bedeli yönünden rapor düzenlenmesi için dosya ----- Bilirkişilik Bölge Kurulu Listesinden resen seçilen Makine Mühendisi bir bilirkişiye tevdi edilmiştir. Bilirkişi Makine Mühendisi ----- tarafından dosya üzerinde üzerinde yapılan inceleme sonucunda hazırlanan 21.01.2024 tarihli raporda özetle; KTK Madde 52 - Sürücüler:
b) Hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak zorundadırlar. KTK Madde 56/c
- Sürücüler aşağıdaki kurallara ve yasaklara uymak zorundadırlar.
c) Araçlar arasındaki mesafe:
Sürücüler önlerinde giden araçları yönetmelikte belirtilen güvenli ve yeterli bir mesafeden izlemek orundadırlar. KTK Madde 84 - Araç sürücüleri trafik kazalarında;
d) Arkadan çarpma halinde asli kusurlu sayılırlar. ---- plakalı araç sürücüsü -----, Karayolları Trafik Kanununun52/b, 56/c ve 84/d
maddelerinde belirtilen kuralları ihlal etmiş olup yakın takip nedeni ile önündeki araca arkadan çarpmıştır. ----, kazanın meydana gelmesinde asli ve %100 kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır.
---- plakalı araç sürücüsü --- nizami olarak şeridinde ilerlerken
kayması şeklinde gelişen olayda, ---- plakalı aracın yakın takip nedeni ile arkadan çarpması ile
meydana gelen kazada, kazayı önleyebilecek şekilde alabileceği bir tedbir olamayacağı nedeni ile
kusursuz olduğu kanaatine varıldığını, davacıya sigortalı araçta oluşan hasar onarım bedelinin ise 57.407,65 TL olduğu yönünde tespit ve görüşlere yer verilmiştir. Bilirkişi raporu davacı vekilini ve davalılara tebliğ edilmiş ve davacı vekili tarafından bilirkişinin belirlediği kusur oranına SBG nezdinde bulunan kusur durum ve oranı ile çelişki oluştuğu ileri sürülerek itiraz edilmiş ve dosyanın ATK'ya gönderilerek rapor alınması istenmiştir. Mahkememizce hukuki dinlenilme ve ispat hakkı kapsamında bu talep yerine getirilmiş ve dosya ---- ATK Trafik İhtisas Dairesine gönderilerek kusur raporu düzenlenmesi istenmiştir. Daire tarafından düzenlenen 16/09/2024 tarihli raporda ise; Mevcut verilere göre; A)-Davalı sürücü ---- sevk ve idaresindeki kamyonet ile seyrini mahal şartlarını dikkate alarak kontrollü ve tedbirli sürdürmesi gerekirken bu hususlara riayet etmediği, sevk ve idare hatasıyla aracının direksiyon hakimiyetini kaybederek sol tarafa doğru kayması ve yola dik vaziyette sola doğru dönmesiyle geriden düz seyirle gelen aracın seyir istikametini kapatarak kazaya sebebiyet verdiği anlaşılmakla meydana gelen olayda kusurludur. B)-Sürücü ----- sevk ve idaresindeki otomobil ile seyir halindeyken yola gereken dikkat ve özeni göstermesi, kendisiyle aynı istikamette ön ilerisinde seyreden aracın seyir durumunu dikkate alması, sola doğru kayarak yola dik bir şekilde yan duran araca karşı zamanında ve yeterli mesafeden etkili tedbir alması gerektiği hususlarına riayet etmediği olayda kusurludur.
SONUÇ: Yukarıdaki hususlar muvacehesinde, olayda; A)-Davalı sürücü ----’in %70 (yüzde yetmiş) oranında kusurlu olduğu, B)-Sürücü -----’in %30 (yüzde otuz) oranında kusurlu olduğu kanaatini bildirir rapor verilmiştir. Mahkememizce ATK kusur raporunun taraflarca düzenlenen kaza tespit tutanağı, önceki bilirkişi raporu ve ona karşı yapılan itirazlar nezdinde kazaya ve tarafların durumuna uygun olduğu gibi, gerekçeli ve hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu kabul ve takdir edilerek aynen benimsenmiştir. (TBK, 74, HMK 266, Yargıtay ----HD.-----.) Buna göre kusur dağılımının % 70 - % 30 olduğu ve bunun üzerinden hasar onarım bedelinden sorumluluk değerlendirmesi yapılması gerekecektir. Makine Mühendisi bilirkişi raporunda da teyit edildiği üzere davacıya sigortalı araçta oluşan hasarın onarım bedeli ve davacının ödediği hasar onarım miktarı 57.407,65 TL olup buna göre davalıların kusur oranı olan % 30 karşılığı sorumlu oldukları para ise 17.222,29 TL'dir. Ne var ki, dava dilekçesinde açıklandığı ve takipte istendiği üzere davacı sigorta şirketi tarafından olayda davalıların sorumluluğunda bulunan aracın ZMMS sigortacı dava dışı şirketten analaşılan odur ki poliçe limitinin tamamı olan 50.000,00 TL tahsil edilmiş durumdadır. İcra takibinde talep edilen bakiye 7.407,65 asıl alacak ve işlemiş faize ilişkin kısımdır. Ancak davacı sigorta şirketinin; sigortalısının % 70 kusur oranını aşacak şekilde müşterek ve müteselsil sorumlu dava dışı sigorta şirketinden yaptığı tahsilat gözetildiğinde TBK'nin 166/1 maddesi gereğince aynı oranda borçtan kurtulan davalılardan bir alacağı kalmadığı hesap, inanç ve sonucuna ulaşılmıştır. Binaenaleyh; yukarıda ayrıntılı olarak yasal nedenleri ve ilkeleri gösterildiği üzere TMK'nin 6 ile HMK'nin 190. maddeleri esaslarına göre ispat edilemeyen davanın esastan reddine karar verilmiştir. (AY.9, 36 ,138, 141, TMK, 1/1, 6 ,KTK. 3, 84, 85, 86, 88, 91, 109/1, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesi, TBK, 49, 50/1,51/1, 61,62,162,166, 74/1 117/1,2, Sigortacılık Kanunu, 2/1,n, 22/13, 22/17 TTK,16/1, 1401 vd,1409,1459,1461,1463 1483 vd, HMK, 25,27, 30,31,33, 146, 187/1-2, 190,194,196, 198, 266, 282 ) 6100 Sayılı HMK'nın 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. maddesi gereğince tamamen aleyhinde hüküm verilen davacı taraf sorumlu tutulmuştur. Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın REDDİNE,
2-)Yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubuyla bakiye 247,70 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
5-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan avansın yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, ) Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı şirket temsilcisi ile davalı ----- yokluğunda ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle; ---- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.