T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/655
KARAR NO : 2026/212
DAVA : Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 31/08/2020
KARAR TARİHİ : 02/04/2026
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız -----Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasında yapılan yargılama sonucunda dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ /
DAVA/TALEP ;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 08/02/2020 günü meydana gelen trafik kazasında, davalılardan sürücü ... sevk ve idaresinde bulunan ---- plakalı ------ marka araç, terminal istikametine doğru ilerlerken, o sırada terminal istikametine dönüş yapmak isteyen davacı idaresindeki ---- plakalı ---- marka araca çarptığını, meydana gelen kaza sonrasında davalının ----- Hastanesi'ne kaldırıldığını, cerrahi operasyonla sol koluna ve kalça kemiğine platin takıldığını, davacının operasyon sonrası 10 gün müşahede altında tutulduğunu, davacının hastanedeki tedavisinin ardından taburcu edildiğini, olay sonrası tutulan polis tutanağında davalı ...'in 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu maddesine göre kusurlu olduğu tespit edilip zabta geçirildiğini, davalı ..., idaresindeki aracın aşırı hızlı olması, aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uymaması neticesinde söz konusu kazaya sebebiyet verdiğini, meydana gelen kaza sonucunda hastaneye yatırılarak tedavi altına alındığını, yapılan cerrahi operasyonla, sol koluna ve kalça kemiğine platin takıldığını, tedavi sürecinde yapılan hastane masrafları, ilaç masrafları, medikal masrafları ve yol masraflarına ek olarak fizik tedavi için kendi maddi olanaklarından harcama yapmak zorunda kaldığını, geçirmiş olduğu iş kazası nedeniyle hala çalışabilecek olduğu bir yaşta malul kalması, bunun davalının psikolojisini olumsuz yönde etkilemesi, bu sebeplerle ve ağır ekonomik sıkıntılar yaşaması nedeniyle davacının çektiği acıların, ızdırabın ve sıkıntıların bir nebze de olsa giderilebilmesi için manevi tazminat talep etme gereği de doğduğunu, arz ve izah olunan sebeplerle, H.M.K. 107'ye göre fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; davacının uğramış olduğu zarar sebebiyle, 250,00 TL hastane tedavi ve bakım masraflarının, 250,00 TL tedavi sürecindeki kazanç kaybının, 250,00 TL beden gücü kayıp oranına göre sürekli işgücü kaybı tazminatının, 250,00 TL ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan tazminatın toplamda 1.000,00 TL maddi tazminatın trafik kazasının yaşandığı 08.02.2020 tarihinden itibaren işletilecek reeskont ticari faizi ile tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline ve davacıya ödenmesine, davacının yaşamış olduğu elem ve ızdırabın bir nebze de olsa giderilebilmesi için 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılar ... ve ...'den tahsili ile davacıya ödenmesine, davalıların taşınır, taşınmaz malları ile bankalardaki ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerinde ihtiyati haciz uygulanmasına, adli yardım talebinin kabulüne, her türlü mahkeme masrafları ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP :
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından huzurda görülen davadan önce davalı şirkete başvurulduğunu ve şirket nezdinde ------ numaralı hasar dosyası açıldığını, dosya kapsamında yapılan incelemeler sonucunda sigortalı aracın kusur oranı da dikkate alınarak 17.052,24-TL tazminat tutarı 06.07.2020 tarihinde davacıya ödendiğini, yapılan ödeme ile davalı ... şirketinin davaya konu edilen poliçeden doğan sorumluluğunun sona ermiş olması sebebi ile huzurda görülen davanın öncelikle açıklanan sebeple reddi gerektiğini, meydana gelen kazada sigortalı araç sürücüsünün kusurunun belirlenmesinde hayati önemi olan hususların yeniden değerlendirerek Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’nce bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmesini talep ettiklerini, kalıcı maluliyetin belirlenebilmesi için kaza tarihinden itibaren 18 aylık sürenin geçmiş olması gerektiğini, hastada iyileşmenin durduğu, son bir senedir herhangi bir düzelmenin olmadığı tespit edildiğini, davalı şirketin yaptığı ödeme, bilirkişi incelemesi yapıldığı tarih itibari ile güncellendikten sonra tazminatta indirim sebebi yapılması gerektiğini, davalı şirketin yaptığı ödemeler, bilirkişi incelemesi yapıldığı tarih itibari ile enflasyon ve faiz karşısında değer kaybettiğini ve bu da davacı lehine haksız ve sebepsiz zenginleşme sonucuna ulaşabileceğini, Yargıtay içtihadı gereği bilirkişi tarafından inceleme yapılırken sigorta şirketinin ödemesi üzerinden geçen zaman inceleme tarihi itibari ile faiz eklenmek suretiyle güncelleme yapılması gerektiğini, davacının dava konusu kaza nedeniyle gerek davalı şirketten gerekse de başkaca sorumlulardan almış olduğu tazminat tutarlarının hesaplamalarda dikkate alınması gerektiğini, işbu tutarların güncellenerek hesaplanacak tazminattan indirilmesi gerektiğini, haksız fiil nedeniyle ödenen tazminatlar dışında kazadan sonra davacının çalışması nedeniyle elde ettiği gelirlerin de hesaplanacak tazminattan indirilmesi gerektiğini, davacının aldığı tazminat ve elde ettiği gelirlerin hesaplanacak tazminattan indirilerek bu hususa göre bir değerlendirme yapılması gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte, davalı şirketin sigorta bedelini ödeme yükümlülüğü dava tarihinde muaccel hale geldiğini bu sebeple faize hükmedilmesi halinde hükmedilecek faiz dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiz olması gerektiğini, izah edilen ve re’sen takdir edilecek nedenlerle; itirazlar kapsamında davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava usul ekonomisi ve yaşanan kaza ile var olan delillerin mevcut olduğu yer gereği davacının da açıkça beyan ettiği üzere kaza -- ili ---- İlçesinde ----- istikametinde gerçekleştiğini, davacının ve davalı sürücünün ikamet ettiği adres ile davalı şirketin faaliyet gösterdiği yer ----- olduğunu, gerekli delillerin toplanması, keşfin yapılması ve tanıkların dinlenmesinin olayın vukuu bulduğu yerdeki bir diğer yetkili mahkeme tarafından gerçekleştirilmesi usul ekonomisi ilkesine de uygun olacağını, 08/02/2020 tarihinde gerçekleşen kazada davacı ... idaresindeki --- plakalı otobüs ---- istikametinden ----- istikametine giderken ----- önüne geldiğinde sinyal dahi vermeden bir anda aracı ile geri manevra yaptığını ve geldiği istikamete dönüş yapacağı esnada ön sol kısmını, aynı istikametten düz şekilde seyreden malikinin davalı --- şirketinin olduğu davalı ... idaresindeki ----- plakalı aracın ön sağ ve yan kısmına vurduğunu, kaza esnasında emniyet kemeri takılı olmayan ve kapısı da kilitli olmayan şahıs kendi aracından düşerek yaralandığını, davalı ... ----- kazadan yarasız kurtulması göz önüne alındığında davacının emniyet kemeri kullanmadığı, kapısının kilitli olmadığı bu nedenle kaza anında araçtan düşmek suretiyle zarar gördüğü anlaşıldığını, kaza tespit tutanağı incelendiğinde davacının sola dönmeye çalıştığı ve bu esnada sola dönüş kurallarına riayet etmemesi nedeniyle bu esnada düz istikamette gelen davalı ...'in idaresindeki araca çarptığı açıkça krokiden de anlaşıldığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte; davalı ...'e ilişkin hızını gerekli şartlara uydurmadığından bahsedilse de yol üzerinde buna ilişkin ne bir hız ölçer ne de hızlı geldiğine ilişkin gözle görülür somut bir delil mevcut olmadığını, davalı ... yol üzerinde kendi şeridinde seyir halinde iken bir anda davacının dönüşünü kurallar uygun şekilde yapamamasından kaynaklanan kendi ağır kusuru nedeniyle kaza gerçekleştiğini, davalı ... 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu hükümleri ve trafik kurallarına uygun şekilde aracını yolun ve havanın gerektirdiği koşullara uygun kullandığını, tüm deliller ve araçlarda yer alan hasarlardan anlaşıldığı üzere; davacı sürücü kendi ağır kusuruyla kazaya sebebiyet verdiğini, zarar gören davacının ağır kusuru nedeniyle illiyet bağı kesilmiş olduğundan; gerçekleşen kaza ve sonuçlarından davacının sorumlu tutulamayacağını, davacı tarafından maddi ve manevi tazminata konu edilen olay haksız fiil niteliğinde bir kaza olup; haksız fiilden sorumluluğa ilişkin şartlar sağlanamadığını, haksız fiil ile oluşan netice arasında illiyet bağı mevcut olmalı, gerçekleştirilen eylemde taraf kusurlu olmalı ve zarar bu haksız fiilin neticesi olarak meydana geldiğini, halbuki davacı taraf kazanın gerçekleşmesine ağır kusuru ile sebep olduğundan kendi kusuruna dayanarak hak elde etmesi mümkün olmadığını, zira bu durumda illiyet bağı kesileceğini, Kanunda manevi tazminat talep edilebilmesi için ise kişinin kişilik haklarına bir saldırı olması ve bu saldırı nedeni ile üzülme/elemin yoğunluk arz etmesi şartları öncelikli olarak arandığını, davacı tarafın, psikolojik manada zarara uğradığı iddiaları hakikati yansıtmadığı gibi, buna ilişikin hiçbir emare bulunmadığından afaki ve mesnetsiz olduğunu, dava konusu olayla ilgili olarak ----- Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma tamamlanmamış ve dahi tahkikat aşamasına geçilmediğini, davalı ile diğer davalı şirketin kazada kusurlu olmadığından bu kaza nedeni ile açılan davada yargılama yapılıp maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi hukuka ve hakkaniyete aykırı olacağını, izah edilen nedenlerle; davacının haksız, kötü niyetli, zenginleşme amacı taşıyan ve hukuka aykırı işbu davasının ve 101.000,00 TL maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yana yüklenmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava usul ekonomisi ve yaşanan kaza ile var olan delillerin mevcut olduğu yer gereği davacının da açıkça beyan ettiği üzere kaza ------ ili ---- İlçesinde ---- istikametinde gerçekleştiğini, davacının ve davalı sürücünün ikamet ettiği adres ile davalı şirketin faaliyet gösterdiği yer ----- olduğunu, gerekli delillerin toplanması, keşfin yapılması ve tanıkların dinlenmesinin olayın vukuu bulduğu yerdeki bir diğer yetkili mahkeme tarafından gerçekleştirilmesi usul ekonomisi ilkesine de uygun olacağını, 08/02/2020 tarihinde gerçekleşen kazada; davacı ... idaresindeki --- plakalı otobüs terminal istikametinden ---- istikametine giderken ------ önüne geldiğinde sinyal dahi vermeden bir anda aracı ile geri manevra yaptığını ve geldiği istikamete dönüş yapacağı esnada ön sol kısmını, aynı istikametten düz şekilde seyreden malikinin davalı ---- şirketinin olduğu davalı ... idaresindeki ------ plakalı aracın ön sağ ve yan kısmına vurduğunu, kaza esnasında emniyet kemeri takılı olmayan ve kapısı da kilitli olmayan şahsın kendi aracından düşerek yaralandığını, davalı sürücünün kazadan yarasız kurtulması göz önüne alındığında davacının emniyet kemeri kullanmadığı, kapısının kilitli olmadığu bu nedenle kaza anında araçtan düşmek suretiyle bu nedenle kaza anında zarar gördüğü anlaşıldığını, davacı tarafından maddi ve manevi tazminata konu edilen olay haksız fiil niteliğinde bir kaza olup; olayda haksız fiilden sorumluluğa ilişkin şartlar sağlanamadığını, haksız fiil ile oluşan netice arasında illiyet bağı mevcut olması gerektiğini, söz konusu talep miktarı, manevi tazminatın amacı olan davacıyı tatmin niteliğini aştığını, bu talep ile davacı haksız şekilde menfaat etmeyi amaçladığını, davacının talep ettiği tazminat miktarı davalı aleyhine davacı lehine zenginleşmeye sebep olacak nitelikte olduğunu, izah edilen nedenlerle; davacının haksız, kötü niyetli, zenginleşme amacı taşıyan ve hukuka aykırı işbu davasının ve 101.000,00 TL maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yana yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLER : Hukuk Mahkemeleri Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanakları, Nüfus Kayıtları,----.Asliye Ceza Mahkemesinin ----- esas sayılı dosyası, (CD) Ekonomik Sosyal Durum Araştırma Sonuçları, Araç Tescil Kayıtları, ZMMS Sigorta Poliçesi, Başvuru/ İhtarname ve Hasar Dosyası, Hastane Kayıtları, Bilirkişi Heyet Kusur raporu, ATK Trafik İhtisas Dairesi Kusur Raporu, ATK Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu Kusur Raporu, ATK Maluliyet Raporu, Dernek ve Odalara yazılan müzekkere cevapları, Bilirkişi Hesap Raporu, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİNE GÖRE VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI :
Dava, yaralanmalı trafik kazasından kaynaklanan bedensel zararlar nedeniyle 6098 Sayılı TBK'nin 54. maddesi gereğince (1.Tedavi giderleri. 2. Kazanç kaybı.3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar) doğan zararların 6102 Sayılı TTK'nin 1401 vd. ile 1483. maddeleri gereğince zarara sebebiyet verdiği ileri sürülen motorlu araç için düzenlenen ZMMS poliçesi teminatı kapsamında 2918 sayılı KTK'nin 85/son, 91 ve 86/1, 88/1 maddeleri gereğince davalı ... ile 2918 Sayılı KTK'nin 85/1,son, 86/1, 88/1 maddeleri gereğince zarara sebebiyet verdiği ileri sürülen motorlu aracın malik/işleteni ve aynı zamanda 6098 Sayılı TBK'nin 49 vd maddeleri gereğince haksız fiil sorumlusu sürücüsü tarafından müştereken ve müteselsilen tazmin edilmesi ile işbu olay/kaza nedeniyle TBK'nin 56. maddesi kapsamında manevi zararın ise 2918 Sayılı KTK'nin 85/1,son, 86/1, 88/1 maddeleri gereğince malik/işleten ve 6098 Sayılı TBK'nin 49 vd maddeleri gereğince haksız fiil sorumlusu sürücü tarafından müştereken ve müteselsilen olarak ödenmesi istemlerine ilişkin olarak HMK'nin 107 ve 110.maddeleri gereğince belirsiz alacak ve davaların yığılması şeklinde açılmış tazminat davasıdır. 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi yollamasıyla davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle resen gözetilmesi gereken ZMMS poliçesi yönünden KTK'nin 97.maddesi gereği sigorta şirketine başvuru ve 6100 sayılı HMK'nin 114.maddesinde sayılan dava şartlarının incelenmesi ve değerlendirilmesine müteakip ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve dava şartı zorunlu arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığından bu kez sulh teşviki yapılmasına karşın duruşmada duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin ve davalı malik-işleten şirket ve davalı gerçek kişi vekilinin beyanlarına göre tarafların sulh yoluyla çözümü de tercih etmediklerinin anlaşılması üzerine tahkikata geçilerek delillerin toplanması ve incelenmesi tamamlanarak tahkikat bitirilmiş ve karar duruşmasında hazır bulunan davacı vekilinin ve davalı malik-işleten şirket ve davalı gerçek kişi vekilinin son sözleri de dinlenip zapta yazılmak suretiyle yargılama bitirilmiş ve aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır. Dosyada mukim belgelere göre ZMMS poliçesi yönünden sigortaya başvuru yapıldığı, sigorta şirketi tarafından kısmi ödeme yapıldığı, arabuluculuk tutanağına göre de ihtiyari nitelikteki arabuluculuk sürecinin tamamlanması üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Somut olaya geçmeden önce dava konusu olayın hukuki temeli ve uyuşmazlığın çözümüne esastan etki edecek yasal düzenlemelere genel olarak değinmek gerekecektir. 6102 sayılı TTK'nin 1401. maddesinde ise sigorta sözleşmesi düzenlenmiştir. Aynı yasanın 1483.maddesine göre sigorta şirketlerinin faaliyet gösterdikleri dalların kapsamında bulunan zorunlu sigortaları yapmaktan kaçınamayacakları, 1409. maddede, sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu, 1459. maddede, sigortacının sigortalının uğradığı zararı tazmin edeceği, 1461. maddede, sigortacının sorumluluğunun sigorta bedeli ile sınırlı olduğu hususlarına yer verilmiştir.
Türk Borçlar Kanunu'nun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür", yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir. Bilindiği üzere Haksız fiil ise öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Haksız fiilin unsurları ise eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak gösterilmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğmalı, zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ile zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6 ve 6100 Sayılı HMK'nin 190. maddelerinie göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı, haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır. 6098 Sayılı TBK'nin 50.maddesine göre de zarar gören , zararını ve zarar verenini kusurunu ispat yükü altındadır.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur” aynı yasa'nın 85/1. Maddesinde“bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiştir. 86/1. Maddesi “işletenin, mücbir sebepten veya zarar görenin ya da üçüncü kişinin ağır kusurundan, zararlı sonucun ileri geldiğini ispat etmesi şartıyla sorumluluktan kurtulacağı" hükümlerini içerdiği, aynı yasanın 88. maddesinde ise “Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.” düzenlemesi ile motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, ayrıca birden fazla kişinin zararı tazminat ile yükümlü olması durumunda zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir. Yine TBK'nin 61. maddesinde “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” demekle birden çok kişi aynı zarardan aynı sebeple ya da çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır. Buna göre, araç işletenin sorumluluğunun dayanağı 2918 sayılı KTK'nin 85. maddesi ve sürücünün sorumluluğu ise TBK'nin 49. maddesidir ve aralarındaki ilişki, aynı zarardan çeşitli nedenlerden dolayı sorumlu olma halidir. Zarar gören, zarar miktarının tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların tamamından, dilerse yalnız birinden isteyebilecektir. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ise, motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin, zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir sorumluluk sigortası türüdür. Bu sebepledir ki, sigorta şirketinin sorumluluğu, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunması halinde sözkonusu olup poliçe limitiyle sınırlıdır. Zira, kanunun emredici hükmü gereği yaptırılan zorunlu trafik sigortalarında sigortacı, işletene düşen hukuki sorumluluğu teminat altına aldığına göre, ancak işletenin sorumlu olduğu oranda zarardan sorumlu olacaktır. İşletene hukuken yükletilemeyen zarardan, onun sorumluluğunu teminat altına alan sigortacının sorumlu tutulması da mümkün değildir. Zira sigorta şirketinin sorumluluğu 2918 Sayılı KTK'nin 86/1 maddesi gereğince işletenin eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusuru oranında poliçe limitiyle sınırlıdır.Yine aynı yasanın 88/1 maddesi gereği de bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur. Kaza tarihinde yürürlükte olan Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “Sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir. Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında,bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir (-----). 2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir. Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi,kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim,durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir. Burada kanun koyucu zarar görenin kusuru nispetinde indirim yapılabileceğini öngörmüş ve indirimi zorunlu tutmayarak hâkimin taktirine bırakmıştır. 2918 Sayılı KTK'nin 90. maddesinin yaptığı atıf gereğince uygulanması gereken 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun Bedensel zarar başlıklı 54. Maddesinde ise “Bedensel zararlar özellikle şunlardır:1. Tedavi giderleri. 2. Kazanç kaybı. 3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar. 4. Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar." şeklinde düzenleme bulunmaktadır. '' Buna göre bedensel zarara uğrayan kimse tamamen veya kısmen çalışamamasından ve ilerde ekonomik yönden uğrayacağı yoksunluktan kaynaklanan zarar ve ziyanı ile bütün masraflarını zarar verenlerden isteyebilir. Bunlar doktrin ve Yargıtay uygulamaları ile geçici işgöremezlik nedeniyle iş ve kazanç kaybı, sürekli işgöremezlik, kalıcı sakatlık ya da maluliyet nedeniyle çalışma gücü ve kazanç kaybı, tedavi giderleri ve tüm iyileşme sürecinde yapılan her türlü masraflar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak kabul edilmektedir.
Yukarıda gösterilen yasal düzenlemeler ve yapılan açıklamalar ışığında somut olaya gelince; 08/02/2020 tarihinde saat 06.45 sularında ---- ili, --- İlçesi, ---- sınırları içinde davacının sevk ve idaresindeki----- plakalı ticari nitelikteki araç ile davalı ...'in sevk ve idaresindeki ------ plakalı otobüsün karıştığı yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kaza meydana geldiği ve davacının geçici ve kalıcı şekilde yaralandığının ileri sürüldüğü başta kaza tespit tutanağı ve ceza dosyası olmak üzere tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır. Kazaya ve dava konusu zarara sebep olduğu ileri sürülen ----- plakalı motorlu aracın (otobüs) kaza tarihinde malik- işleteninin davalı şirket olduğu ve aracın kaza tarihi itibarıyla 24/06/2019 - 24/06/2020 başlangıç ve bitiş tarihli kişi başına sakatlanma ve ölüm halinde 360.000,00 TL ve kişi başına sağlık gideri 360.000,00 TL teminat limitiyle davalı ... nezdinde ZMMS sigortalı olduğu tespit edilmiştir. Meydana gelen trafik kazası nedeniyle ----- İlçe Trafik Denetleme Büro Amirliği tarafından düzenlenen Ölümlü/Yaralanmalı Trafik Kazası Tespit tutanağı dosyaya mübrez olup işbu tutanağı göre davacıya asli davalıya tali olmak üzere her iki sürücüye kusur atfedildiği görülmüştür. Ayrıca olaya ilişkin ---- CBS tarafından yapılan soruşturma kapsamında açılan davaya göre ----.Asliye Ceza Mahkemesinin ----- Esas sayılı dosyasından yargılama yapıldığı ve davalının taksirle yaralama suçundan cezalandırıldığı anlaşılmıştır. Buna göre mahkememizce gösterilen tüm deliller ve resen getirtilmesi gereken bilgi ve belgeler dosyaya kazandırılmıştır. Akabinde davalıların hukuki sorumluluğu kusura dayalı olduğundan ve kazada kusuru ilişkin uyuşmazlık bulunduğundan öncelikle kusur durum ve oranının tespiti için dosya ------ ATK Trafik İhtisas Dairesine gönderilmiş ve rapor alınmıştır. Daire tarafından düzenlenen 04.11.2021 tarihli raporda özetle; davacı sürücü ...'ın %-100 kusurlu olduğu mütalaa edilmiştir. ATK raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiş ve vaki beyan ve itirazlar değerlendirilmiş ve buna göre üç kişililik bilirkişi heyetinden yeni bir kusur raporu alınmasına karar verilmiştir. ---- kökenli uzmanlardan teşekkül ettirilen bilirkişi heyeti------ tarafından düzenlenen 31/03/2022 tarihli raporda ise davacı sürücü ...'ın %-80 davalı sürücü ...'in ise %-20 oranında kusurlu olduğu yönünde görüş bildirilmiştir. Bu raporunda tebliği üzerine ileri sürülen beyan ve itirazlar değerlendirilerek bu kez tüm çelişkiler giderilecek şekilde ------ ATK Trafik İhtisas Dairesi Genişletilmiş Uzmanlar kurulundan rapor alınmasına karar verilmiştir. Kurul tarafından düzenlenen 04/08/2022 tarihli raporda ise ----- heyetinin raporuna iştirak edilerek davalı sürücü ...'in ise %- 20 oranında davacı sürücü ...'ın %-80 oranında kusurlu olduğu yönünde kanaat bildirilmiştir. Mahkememizce evvelin kusur üzerinde yapılan inceleme ve değerlendirmede ATK uzmanlar kurulu raporunun, ----- heyet raporu ve kaza tespit tutanağı ile paralel mahiyette olduğu ve esasen birbirlerini teyit ettikleri, bu tespitin dosyadaki bilgi, belge, görüntüler ve ifadelere göre olayın oluş şekline uygun olduğu, anılan raporlarda kazaya karışan sürücülerin kural ihlallerinin gerekçeli olarak isabetli şekilde gösterildiği ve sonuçta kusur oranlarının doğru şekilde tespit ve tayin edildiği anlaşılmakla hükme esas alınması gerektiği anlaşımakla davalı sürücünün kazada % 20 oranında kusurlu olduğu kabul ve takdir edilmiştir. (HMK, 266,281,282,198, vd.TBK,74/1) Davalıları sorumluluğu kusura bağlı olduğundan kusur oranının bu şekilde tespit edilmesine müteakip ise davacının geçici ve kalıcı maluliyet durumunun ve tedavi gideri kapsamında bakıcı ihtiyacının bulunup bulunmadığının tespiti bakımından kazadan itibaren tüm tedavi ve tetkiklere ilişkin sağlık kuruluşlarından bilgi ve belgeler celbedilmiş ve dosya bu kez --- ATK-----İhtisas Dairesine gönderilerek kaza tarihideki yönetmelik hükümlerine göre davacının maluliyet durumu; oranı, süresi ve bakıcı ihtiyacı ve süresine ilişkin rapor tanzim edilmesi istenmiştir. Anılan kurum/daire tarafından düzenlenen 08/11/2024 tarihli raporda özetle; ------ ve ---- oğlu 1995 doğumlu ...'ın 08.02.2020 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanması sebebiyle 20/02/2019 tarihli ---- sayılı ----- Gazetede Yayınlanan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmeliğe göre;1. Kişinin tüm vücut engellilik oranının %0 (yüzdealtı) olduğu,2. İyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 6 (altı) aya kadar uzayabileceği,3. Kişinin başka birisinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı, ancak iyileşme süresi içerisinde 3 (üç) ay boyunca başka birisinin yardımına ihtiyaç duyabileceği oy birliği ile mütalaa olunduğu" yönünde görüş , oran ve süre verilmiştir. Bu rapor da, taraf ve taraf vekillerine tebliğ edilmiş ve rapora karşı özellikle davacı vekili tarafından öne sürülen itirazlar yerinde görülmemiştir. Böylece ATK maluliyet raporunun da usul ve yasaya uygun ve yerinde olduğu kabul ve takdir edildiğinden tazminat hesabı aşamasına geçilmiştir. Dosya , HMK'nin 266 vd maddesi gereğince özel ve teknik bilgi gerektiren tazminat hesabı konusunda ------ Bilirkişilik Bölge Kurulu listesinden resen seçilen nitelikli hesaplamalar uzmanı bir bilirkişiye verilmiş ve kusur ve maluliyet oran, süre ve durumlarına göre tazminat hesabı yapılarak rapor düzenlenmesi istenmiştir. Bilirkişi Aktüerya uzmanı ------ tarafından hazırlanan 09/01/2026 tarihli raporda özetle ;Delillerin ve hukuki durumların takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere; 08.02.2020 tarihinde meydana trafik kazasında davalıların %20 kusur oranındaki sorumluluk durumuna göre davacı ...’ın; 1.Seçenekte; Sendika tarafından bildirilen emsal ücrete göre; -Geçici İş göremezlik döneminde %100 kazanç kaybı nedeniyle maddi zararının = 7.560,00 TL, -Bakıcı gideri nedeniyle maddi zararının =+ 1.765,80 TL. olduğu, TOPLAM = 9.325,80 TL -2.Seçenekte; Asgari ücretlere göre; Geçici İş göremezlik döneminde %100 kazanç kaybı nedeniyle maddi zararının = 2.798,65 TL, -Bakıcı gideri nedeniyle maddi zararının =+ 1.765,80 TL. olduğu, TOPLAM = 4.555,45 TL Davalı ... tarafından davacıya bu olay nedeniyle 06.07.2020 tarihinde ödenen 17.052,24 TL.sı, davacının her iki seçenekte belirlenen maddi zararının üzerinde olduğundan davacının geçici iş göremezlik dönemindeki maddi zararı ile bakıcı gider zararının davalı ... tarafından yapılan ödeme ile karşılanmış olması nedeniyle bakiye zararının söz konusu olmayacağı, ATK tarafından davacının maluliyet oranı %0 olarak belirlendiğinden sürekli iş göremezlik dönemi için maddi zararının bulunmayacağı yönünde tespit, görüş ve hesap içeren rapor verilmiştir. Anılan bilirkişi hesap raporu da taraf vekillerine usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş; kuşkusuz vaki beyan ve itirazlar değerlendirilmekle birlikte sonuca etkili görülmediklerinden yeni bir işlem yapılmasına gerek görülmemiştir. Mahkememizce dosya kapsamı ve taraf vekillerinin işbu davaya ilişkin tüm beyan ve itirazları gözetilerek yapılan inceleme ve değerlendirmede, öncelikle kusur durum ve oranının olaya ve dosya kapsamına uygun bir şekilde belirlendiği ve kusurun sadece % 20 oranında davalı ... şirketine sigortalı davalı araç sürücüsünde olduğu, varsa doğan zarardan, sigortalının kusuru oranında davalı ... şirketinin poliçe limitleriyle sınırlı olmak üzere diğer davalı malik ve sürücü ile birlikte sorumlu tutulmasının yukarıda açıklanan yasal nedenler ve ilkeler uyarınca mümkün olduğu anlaşılmıştır. Yine ATK raporuna göre davacının kalıcı ve geçici maluliyet oranlarının ve bakıcı ihtiyacı hususunun ve süresinin Yargıtay uygulamasına göre kaza tarihinde yürürlükte olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında yönetmelik hükümlerine göre değerlendirildiği ve belirlendiğinden hükme esas alınabileceği anlaşılmıştır. Nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen hesap raporuna gelince; raporun davacının kaza tarihinde elde ettiği asgari ücret geliri ve emsal ücretler esas alınarak ayrı ayrı düzenlendiği ancak her halükarda davalı ... tarafından yapılan önceki ödemeye göre davacının bakiye maddi tazminat alacağı kalmadığı, yapılan bu ödemenin diğer davalılara da sirayet edeceği ve aynı oranda borçtan kurtaracağı tespit edilmiştir. Binaenaleyh, kusur raporları, hasar (maluliyet) ve hesaba (tazminat) ilişkin olarak denetimi yapılan ve hüküm kurmaya yeterli ve elverişli görüldüğü için benimsenen ATK uzmanlar kurulu kusur raporu, ATK maluliyet raporu ve nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişisi tarafından maddi tazminat talepleri için ibraz edilen rapor da gözetildiğinde yapılan ödeme nedeniyle davacının bakiye tazminat alacağının kalmadığı tespit ve tayin edilmiş ve sonuçta davacının davasını yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde TMK'nin 6, HMK'nin 190. maddeleri gereğince maddi tazminat istemleri yönünden usulüne uygun olarak ispat edemediğinden maddi tazminat taleplerinin (kalıcı iş göremezlik,geçici iş göremezlik, geçici bakıcı gideri ve ekonomik geleceğin sarsılması) külliyen reddine karar verilmiştir. (AY.9, 36 ,138, 141, TMK, 1/1, 6 ,KTK. 3, 84, 85, 86, 88, 91, 97, 99, 109/1,2 Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesi, TBK, 49, 50/1 50/2, 51/1, 52, 54, 74/1 117/1,2 TTK,16/1, 1401 vd, 1409, 1459, 1461, 1463 1483 vd, HMK, 25,26, 27, 30,31,33, 107, 146, 187,190, 198, 266 vd,281,282,320,322, ) Davacının tüm davalılar aleyhinde açtığı manevi tazminat davasına gelince ; 6098 Sayılı TBK'nin 56. maddesinde "Hakim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm halinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir." hükmüne yer verilmiştir. 4721 Sayılı TMKnin 4.maddesinde ise ' Kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hakim, hukuka ve hakkaniyete göre karar verir' düzenlemesi bulunmaktadır. 6098 sayılı TBK'nin 56. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, Türk Medeni Kanununun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hükmedeceği öngörülmüştür. B Bu açıklamalar ışığında tekrar somut olayımıza döndüğümüzde; öncelikle davacının maruz kaldığı maluliyet oran ve süresi ile bu durumun davacıda yarattığı ve yaratacağı yaratacağı fiziki ve ruhsal etkiler, kazada davacının asli, davalı sürücünün tali kusurlu oluşu, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, olay ve dava tarihindeki ekonomik ve sosyal şartlar, paranın satın alma gücü, manevi tazminatın bir sebepsiz zenginleşme aracı olmaması ilkesi nazarında zarar veren açısından da her halükarda caydırıcılık etkisine sahip olmasının gerekmesi, belirlenen tazminatın davacıda yaratacağı huzur ve tatmin duygusu ve benzer olaylara ilişkin güncel içtihat ve yargısal uygulamalar ve kararlar ışığında mahkememiz hakiminin somut olaya ilişkin hukuki ve vicdani kanaatine göre davacının manevi tazminat talebinin kısmen de olsa haklı ve yerinde olduğu sonuç ve kanaatiyle davacının, davalılar ------... aleyhinde 6098 sayılı TBK'nin 56/1 maddesi gereğince açtığı manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile, 20.000,00 TL manevi tazminatın TBK'nin 117/2 maddesi gereğince haksız fiil niteliğindeki trafik kazası tarihi itibarıyla temerrüt oluşacağı gözetilerek kaza tarihi olan 08/02/2020 tarihinden itibaren talep gereği işleyecek yasal faiziyle birlikte işbu davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin (80,000,00 TL) talebin ise reddine karar verilmiştir. (TB,.56,117/2, TMK,4,) 6100 Sayılı HMK'nın 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden sorumluluğa gelince; maddi tazminat davasının tamamının reddine, manevi tazminat davasının ise kısmen kabulüne karar verildiğinden yargılama giderlerinin genel olarak esasen maddi tazminat iş ve işlemleri için yapılmış olması gözetilerek manevi tazimatın kısmen kabulü nedeniyle dava açılışındaki başvuru harcı ve kabul edilen manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan nispi ilam harcı dışındaki tüm giderlerden HMK'nin 326/1 maddesi gereğince esasen davacı sorumlu tutulmuştur. Ne var ki sigorta yönünden dava külliyen reddedilmiş olduğundan işbu davalı hiçbir yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamış ve diğer davalıların sorumlu tutulduğu yargılama giderlerinde ise HMK'nin 326/3 maddesi gereği müteselsil sorumluluk esası kabul edilmiştir. Bununla birlikte kabul ve reddedilen miktar ve sorumluluk dağılımı ve talepler gözetilerek karşılıklı vekalet ücretlerine de hükmedilmiştir. Ne var ki , 6100 sayılı HMK'nın 326/2 maddesinde; ''Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır." hükmü gereğince yargılama giderlerinin, haklılık oranına göre taraflara yüklenmesi gerekmekte ise de, 14/03/2025 tarihli ------ Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesi'nin ---- ilamı ile, HMK'nin 326/2 maddesinin manevi tazminat davaları yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş ve işbu iptal kararı yürürlüğe girmiş olup maddi tazminat davalarından farklı olarak manevi tazminat davalarında bir hesaplama yöntemi olmadığı, ödenecek manevi tazminat miktarının belirlenmesinin tamamen hakimin takdirinde olduğu, miktar belirtmek suretiyle manevi tazminat davasını açacak kişinin hâkimin hükmedeceği manevi tazminat tutarını öngörebilmesinin mümkün olmadığı gözetildiğinde ve manevi tazminat miktarının hâkimin takdirine göre belirlendiğinden manevi tazminatın kısmen reddedilen miktarı yönünden davacı taraf aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi hakkaniyete aykırı olacağı değerlendirilmektedir. Ayrıca mahkememizce AAÜT’nin manevi tazminat davalarında ücret başlıklı 10-(2). maddesinde yer alan “(2) Davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez.” hükmü de 08.01.2026 tarihli ve ---- Gazete’de yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tarife ile yürürlükten kaldırılmış olup, Anayasa Mahkemesi kararı ve AAÜT uyarınca, davacının hükmedilecek manevi tazminat miktarını öngörmesi mümkün olmadığından kısmen reddedilen manevi tazminat miktarı yönünden davacı taraf aleyhinde vekalet ücretine hükmedilmemiştir. Bununla birlikte davalılar haksız çıkmış olsayda bile, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinine gelince, işbu dava KTK'nin 97/1.maddesi uyarınca yalnızca sigortaya başvuru şartına tabi olup, ayrıca gerek sigorta gerekse işleten ve/veya sürücü yönünden zorunlu arabuluculuğa tabi bir dava olmadığı, (6325 S. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrası) nitekim ZMMS 2918 sayılı yasada düzenlenmiş olup trafik sigortacısına ve diğer sorumlulara karşı açılacak davaların zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi olmadığı halde davacı tarafça arabuluculuk sürecine başvurulmuş olduğu anlaşılmakla arabuluculuk ücretlerinden davalılar sorumlu tutulamayacağından bu giderlerde davacıya yüklenmiştir. (Bkz; Yargıtay ----- Bu kapsamda bu dava için başvurulan arabuluculuk giderlerinden gerek aleyhinde verilen hüküm gerekse taraflar yönünden ihtiyari nitelikteki arabuluculuk son tutanaklarına göre davacı sorumlu tutulmuştur. Binaenaleyh , 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)DAVANIN KISMEN KABUL; KISMEN REDDİNE,
2-)Davacının maddi tazminat taleplerinin (kalıcı iş göremezlik,geçici iş göremezlik, geçici bakıcı gideri ve ekonomik geleceğin sarsılması) külliyen reddine, 3-)Davacının, davalılar -----ve ... aleyhinde 6098 sayılı TBK'nin 56/1 maddesi gereğince açtığı manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile, 20.000,00 TL manevi tazminatın 08/02/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte işbu davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin (80,000,00 TL) talebin reddine, 4-)Harçlar Kanunu gereğince kabul edilen manevi tazminat değeri üzerinden alınması gereken 1.366,50 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 344,27 TL harcın mahsubuyla bakiye 1.021,93 TL harcın davalılar ---- ve ...----n müteselsilen alınarak Hazineye gelir kaydına, 5-)Davacı vekili tarafından ihtiyari olarak davalı ... ve ... yönünden arabuluculuk başvurusunda bulunduğundan Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.360,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 6-)Davacı vekili tarafından ihtiyari olarak davalı ... yönünden arabuluculuk başvurusunda bulunduğundan, Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.360,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 7-)Davacı tarafından yapılan 59,30 TL başvurma harcı 344,27 TL peşin harç, 11,50 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 415,07 TL harcın davalılar ------ alınarak davacıya verilmesine, 8-)Davacı tarafından yapılan 1.839,50 TL posta ücreti ve 9.750,00 TL bilirkişi ücretleri olmak üzere toplam 11.589,50 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 9-)Davacı manevi tazminat davasında kendini vekille temsil ettirdiğinden, Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 10/1,10/4 maddesi uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 20.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalılar -----alınarak davacıya verilmesine, 10-)Davalılar maddi tazminat davasında kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden Avukatlık Kanunun'nun 164/5 maddesine göre anılan tüm davalılar vekilleri için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 3/2 ve 13/1-2 maddeleri uyarınca ret edilen maddi tazminat miktarları üzerinden hesaplanan 1.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalılara müştereken (1/3) verilmesine, 11-)Davalılar tarafından yapılan sair tüm yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, 12-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avanslarının yatırana iadesine, (Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına ) Dair, Davacı vekilinin ve Davalı ... ve ... vekilinin yüzlerine karşı , davalı ... vekilinin yokluğunda; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle ----- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Full & Egal Universal Law Academy