T.C. İstanbul Anadolu 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/516
KARAR NO: 2023/868
DAVA: Alacak (Sözleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 21/07/2023
KARAR TARİHİ: 14/11/2023
Mahkememizde görülmekte olan alacak (sözleşmeden kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;
dava dışı ---- ile ---- arasında 1/8/2017 tarihli sözleşme imzalandığını, bu sözleşmeye göre ---- 8 adet bağımsız bölümün (konut) tapusunu ----- devretme borcu altına girdiğini, ----toplam 2M TL tutarlı yirmi adet sıralı senedi ödeyeceğinin kararlaştırıldığını, ---- bu senetlerden ikisini ifa ettiğini ancak ------ sözleşmeye aykırı fiilleri nedeniyle kalan kısım için ifanın söz konusu olmadığını; Taraflar arasında yapılan müzakereler neticesinde 26/1/2018 tarihli ek sözleşme akdedildiğini, bu ek sözleşme ile ----- ticari ilişkiye dahil edildiğini, sözleşme uyarınca, - ----ilk sözleşme uyarınca aldığı senetleri iade etmesi - Karşılığında ----- 1.8M TL tutarlı çek vermesi ------ borcu üstlenmesine karşılık dava dışı ---- kendisine ----- projesinden birim metrekare değeri 4500,00 TL den olmak üzere toplam 400 metrekare bağımsız bölümün tapusunu devretmesinin kararlaştırıldığını,-----bu ek sözleşme ile yükümlendiği edimi (18 adet sıralı senedin teslimi [iadesi]) ifa etmişse de sözleşmenin diğer tarafları -----edimlerini yerine getirmediğini, nitekim ---- 1.8M TL tutarlı borcunun sadece 550.000,00.-TL sini ödediğini ve bu ödemeyi de çok geç yerine getirdiğini, Dava dışı ----- 10/11/2020 tarihinde alacağını davacı müvekkili ----temlik ettiğini ve aynı zamanda-----ile borç tasfiye sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme uyarınca---- kalan 1.250M TL tutarlı bakiye borcu------belli bir vadede ödeme taahhüdü altına girdiğini ancak bu taahhüdünü de yerine getirmediğini, 10/11/2020 tarihli “Borç Tasfiye Sözleşmesi” nin “Borç Miktarı” başlıklı 3.maddesinde müvekkilinin alacağının borçlunun ticari defterlerinde kayıtlı olduğunun belirtildiğini, “Ödeme Usulü” başlıklı 4 üncü maddesinde ise, alacaklıya olan toplam borcun nasıl ödeneceğinin kararlaştırıldığını, gelinen noktada davalının sözleşme ile yükümlendiği edimi ifa etmediğini, ----.Noterliği’nin ----- yevmiye numaralı ihtarnamesiyle yapılan ihtarın da sonuç vermediğini belirterek 1250M TL alacağın şimdilik 150k TL nin (kısmi dava) 1/8/2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı vekilinin tüm taleplerinin zamanaşımına uğradığını, görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunu, dava konusunun her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olmadığını, müvekkili şirketin sözleşmenin imzalandığı tarihte konkordato sürecinde olduğunu, komiserin onayı olmadan yapılan sözleşmenin geçersiz olacağını, davacının bu davayı açmasında da hukuki yararın bulunmadığını, 10/11/2020 tarihli sözleşme ile taşınmazların müvekkili şirkete devredilmesi gerektiğini, devredilmeyen taşınmazlardan dolayı müvekkili şirketin bir sorumluluğunun bulunmadığını, 26/01/2018 tarihli sözleşmenin 3.6. Md. Belirtilen senetlerin tesliminin gerçekleşmediğini, müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkili şirketin-----. Asliye Ticaret Mah. ----. Sayılı dosyasından konkordato sürecinin devam ettiğini, müvekkili şirket aleyhine ihtiyati haciz ve tedbire hükmedilmesinin mümkün olmadığını, müvekkili şirketin iş bu borçtan sorumlu olduğunu kabul etmemekle birlikte davacı tarafın iş bu davaya konu alacağı ibraname ve 3. Kişiler lehine taahhüt sözleşmesinin akdedildiği, 01/08/2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte tahsilini talep ettiklerini, müvekkili şirketin 01/08/2017 tarihli ibraname ve 3. Kişi lehine taahhüt sözleşmesinin tarafı olmadığını, davanın reddi ile ihtiyati haciz ve tedbir taleplerinin reddine karar verilmesini, talep etmiştir.
Hukuki Nitelendirme, Delillerin Değerlendirilmesi ve Netice
Dava, taraflar arasında düzenlenen sözleşmeden kaynaklanan alacak davasıdır.6100 sayılı Yasanın 115/1 maddesine göre mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Mahkeme duruşma yapmadan, taraflara tebligat yapıp onları dinlemeden dosya üzerinden de görevsizlik kararı verebilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmış ise veya yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip, karara bağlamalıdır.6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-f maddesi "Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır" hükmünü içermektedir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için, uyuşmazlık konusu iş tarafların her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olmalı ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır. Örneğin, ödünç para verme işlemlerine ilişkin uyuşmazlıklar Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca, iflas davaları ise 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 154 ve devamı maddeleri hükmünce ticari dava sayılır. Buna karşılık Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca, tarafların tacir olup olmamasına bakılmaksızın ticari dava sayılan havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin uyuşmazlıklardan doğan davalar herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari dava vasfını kaybedecektir. Yine, 6102 sayılı TTK'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, kanun ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez ----- Bölge Adliye Mahkemesi---- Hukuk Dairesi -----Esas ----- Karar numaralı kararı).Mahkememizce tensip doğrultusunda davacı -----tacir sıfatının bulunup bulunmadığı hususunda ilgili birimlere müzekkere yazılmasına karar verilmiş, bu doğrultuda ----Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanlığı, ---- Ticaret Sicil Müdürlüğü, ---- Vergi Dairesi Başkanlığı,---Mal Müdürlüğü'ne ayrı ayrı müzekkere yazılmış; ---- Ticaret Odası, Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 4/8/2023 tarihli yazı cevabında bahsi geçen şahsın tacir kaydına rastlanılmadığının bildirildiği, Odalar Birliği'nin yazı cevabında davacı ----esnaf ve sanatkarlar sicil kaydına rastlanılmadığının bildirildiği, -----Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 9/8/2023 tarihli yazı cevabında ilgili mükellefin ----- Vergi Dairesi Başkanlığı'nda kaydının bulunduğu belirtilerek gereği için yazının ilgili birime yönlendirildiğinin bildirildiği, ----Mal Müdürlüğü'nün yazı cevabında müzekkerenin ilgisi nedeniyle ----- Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne yönlendirildiğinin bildirildiği, -----Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 15/8/2023 tarihli yazı cevabında ---- - vergi kimlik numarasında 15/5/2018-5/8/2022 tarihleri arasında Radyo, Tv, Posta Yoluyla veya İnternet Üzerinden Yapılan Perakende Ticaret faaliyetlerinden terk vergi kaydının bulunduğunun ve (dava tarihi olan) 21/7/2023 tarihi itibariyle faal herhangi bir vergi kaydının bulunmadığı, terk tarihi olan 2022 yılında işletme esasına tabi bulunduğunun bildirildiği anlaşılmıştır.Tüm dosya kapsamına göre, davacının davanın açıldığı tarih itibariyle tacir olmadığı, iddia edilen alacağın, temlikten kaynaklanan adi bir alacak olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın ticari davaya vücut vermediği, görevli mahkemenin genel görevli mahkeme olan asliye hukuk mahkemesi olduğu anlaşılmakla davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1.-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ nedeni ile davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden REDDİNE,
6100 sayılı Yasanın 20 nci maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip iki haftalık yasal süresinde talepte bulunulduğunda dosyanın görevli -----Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
2.-Yargılama gideri ve vekâlet ücretinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına,Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğden itibaren iki (2) hafta süre içerisinde ----- Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu.