T.C. İstanbul Anadolu 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/443 Esas
KARAR NO: 2024/546
DAVA: Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 20/06/2023
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
ASIL DAVA
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesi özetle ; Davacı müvekkili ..., ---------Ş.'nin dört ortağından birisi olduğunu, -------- şirketi 102.000,00 TL sermaye değerine sahip olup davacı müvekkili 9620,83 hisse oranı ile ortaklık payına sahip olduğunu, davalılar, davacı müvekkilin kardeşleri ve ----------Ş.'nin yönetim kurulu üyeleri olduğunu, davalı ... 429,17 davalı ... 425 davalı ... 425 hisse oranı ile ortaklık payına sahip olduklarını, --------- şirketi davacı müvekkili ve davalıların babaları --------- tarafından kurulmuş olup eşi ve kızlarının ortağı olduğu bir aile şirketi olduğunu, yönetim kurulu üyeleri davalılar şirketin kurucusu babaları ---------- yaşlılığı döneminde şirketi kendi keyfi yönetimleri altına aldıklarını, bu süreçte davalılar aldıkları kararlarla yaptıkları işlemlerle şirkete zarar verdiklerini, davacı müvekkili, --------- şirketi ortağı olması dolayısı ile şirket yönetim kurulu üyeleri davalıların şirkete vermiş olduğu zararların şirkete ödenmesi amacı ile iş bu davayı ikâme ettiğini, davanın yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu nedeniyle davalılar tarafından şirkete verilen zararların giderilmesinden ibaret olduğunu, davalılar uzun yıllardır. şirketi kendi ablukaları altına almış, şirketin gelirlerini özel harcamalarında kullanmış, aldıkları kararlarla ve yaptıkları işlemlerle şirketi zarara uğrattıklarını, davacı müvekkili iş bu zararlardan şirket yönetiminden ayrık tutulduğu için haberdar olamadığını, ----------- E. sayılı dava dosyası vasıtası ile davacı müvekkili tarafından şirketin feshi konusunda dava ikâme edildiğini, iş bu davada atanan Denetçi Kayyum Bilirkişi Raporlarında yapılan tespitler üzerine davacı müvekkil şirketin yönetim kurulu üyeleri davalılar tarafından zarara uğratıldığından haberdar olunduğunu, bunun üzerine 25.07.2018 tarihli, 15.01.2020 tarihli, 17.08.2020 tarihli, 30.06.2021 tarihli Denetçi Kayyum Bilirkişi Raporları dayanak yapılarak davacı müvekkil tarafından ----------- E. sayılı dava dosyası vasıtası ile yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu konusunda dava ikâme edilmiştir. İş bu davada yönetim kurulu üyesi davalıların 2016, 2017, 2018, 2019 ve 2020 yıllarında dava dışı şirkete vermiş oldukları zararların şirkete geri ödenmesi hususu talep edildiğini, davalıların gerçekleştirmiş olduğu şirkete ait gayrimenkulün satışı işlemi ile -------- şirketi zarara uğradığını, yönetim kurulu üyeleri davalılar 2017 yılında Şirkete ait gayrimenkul ---------- Mah.--------- Pafta, -------- Parsel, --------- m2,--------- bağımsız bölüm,----------blok kagir işyerini --------- şirketine 4.200.000,00 TL bedelle veresiye ile satmışlar, satış bedelinin 3.200.000,00 TL'si bugüne kadar tahsil edilemediğini, davalılar şirkete ait gayrimenkulü veresiye ile satma gafletinde bulunmuşlar, akabinde satış bedelinin bugüne kadar tahsilini yapamadıklarını, 24.06.2022 tarihli Denetçi Kayyum Bilirkişi Raporunda bahsi geçtiği üzere satış bedeli bakiyesi 3.200.000,00 TL'nin tahsili için davalılar tarafından ipoteğin paraya çevrilmesi talepli icra takibi başlatılmıştır. Ancak, şirkete ait gayrimenkulün satışına sebebiyet veren davalılar her ne kadar ipotek ile satış bedelini garanti altına almaya çalışmış olsalar da satış tarihinden, 2017 yılından, bu zamana kadar geçen bunca yıl süre zarfında bakiye satış bedeli tahsil edilemediğini, dolayısıyla davalılar tarafından şirkete ait gayrimenkul başkalarına devredilerek şirket mülkiyetinden çıkarılmış, satış bedeli de uzun dönem tahsil edilemeyerek şirketin nemasız kalmasına sebebiyet verildiğini, ayrıca 2017 yılında gerçekleştirilen satış işleminde taşınmaza 4.200.000,00 TL değer biçilmiştir. İpoteğin paraya çevrilmesi konulu icra takibi sürecinde yapılan kıymet takdirine itiraz neticesinde --------- E. sayılı davada iş bu taşınmaza 18.310.474,60 TL değeri biçildiğini, gayrimenkule biçilen bu değer ile satış bedeli arasında fahiş fark bulunduğunu, dolayısıyla şirketin yönetim kurulu üyeleri davalılar hem taşınmazın satışını yaparak ve satış bedelini bugüne kadar tahsil edemeyerek hem de taşınmazı değerinin çok daha altında bedelle satarak---------Ş.'nin zarara uğramasına sebebiyet verdiklerini, bu zarar kalemi-------- E. sayılı dava dosyasına konu edilmiş olup dava hâlen derdest olduğunu, davalılar şirkete ait gayrimenkulleri kiralama faaliyetinin dışına çıkarak, numunelik tek bir iplik ithalatı ve satışı faaliyetini gerçekleştirerek şirketin. zarara uğramasına sebebiyet verdiklerini, şirkete ait gayrimenkulleri emsal değerlerinin çok altında bedelle kiralayan davalılar şirket gelirlerinin, azalmasına sebebiyet verdiklerini, ayrıca şirkete ait diğer gayrimenkulleri kiraya vermeyen davalılar şirketin zarara uğramasına sebebiyet verdiklerini, şirkete ait gayrimenkuller için 8.505,00 TL bakım ve onarım masrafı yapıldığını, bakım ve onarım masraflarının hiçbiri --------- şirketine ait gayrimenkullerde gerçekleştirilmediğini, bu harcamalar ile şirketi zarara uğratmış olan yönetim kurulu üyeleri davalıların şirkete verilen iş bu zararı gidermeleri gerektiğini, şirketin gerçek faaliyeti olan gayrimenkul kiralama faaliyetiyle doğrudan ilgisi kurulamayan fahiş miktarda restoran/cafe tarzındaki mekânlarda yemek/içmek, araç, yakıt, bakım, araç, kasko, sigorta, otel konaklama, seyahat v.b. harcamalar mevcut olduğunu, keza tek faaliyeti şirkete ait gayrimenkullerin kiralanması olan --------- şirketine ilişkin Denetçi Kayyum Raporunda dökümü bulunan fahiş sayıdaki yurt içi ve yurt dışı yeme içme, konaklama giderlerinin ve diğer harcamaların --------Ş.'nin giderleri olamayacağını, ---------- şirketi sadece şirkete ait gayrimenkullerin kiralanması yönünde ticari faaliyet gösterdiğini, faaliyet konusu itibariyle günlük rutine yansıyan aktif ticari faaliyet söz konusu olmadığını, keza 24.06.2022 tarihli Denetçi Kayyum Bilirkişi Raporunda kira sözleşmelerinin dökümü yapıldığı üzere çoğu eski tarihli kira sözleşmeleri olduğunu, önceki tarihlerde kiraya verilmiş gayrimenkullere ilişkin genel yönetim giderleri altında fahiş tutarlardaki harcamaların yapılmış olması imkansız olduğunu, şirkete fatura edilen araç giderleri davalıların kendi özel yaşam giderleridir. ----------Ş.'nin günlük rutinine yansıyan, araçlar ile gidip gelinecek bir iş akışı bulunmadığını, yönetim kurulu üyeleri davalılar davacı müvekili yanın mali hususlara ilişkin iletmiş olduğu soruları kasıtlı olarak ve kötü niyetle cevapsız bıraktıklarını, tüm bu hususlar, yapılan harcamalar yönetim kurulu üyeleri davalıların kötü niyetli olduklarını, keyfi harcamalar yaparak şirketi zarara uğrattıklarını, keşide edilen ihtarnamelere ve olağan genel kurul toplantısında iletilen soruları kasıtlı olarak cevapsız bıraktıklarını gösterdiğini, açıklanan nedenlerle almış oldukları kararlarla, yapmış oldukları işlemlerle ve harcamalarla ---------Ş.'nin zarara uğramasına sebebiyet veren yönetim kurulu üyeleri davalılar hakkında iş bu sorumluluk davasını açıldığını, Zarar miktarları yapılacak olan bilirkişi incelemeleri neticesinde belirlenecek olduğundan iş bu davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını, davanın kabulü ile, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydı ile, davalıların şimdilik 250.000,00 TL'yi harcama ve/veya zarar tarihlerinden itibaren işleyecek olan ticari faizi ile birlikte müteselsilen --------- şirketine ödemelerine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesi özetle ; Davacı ..., -----------Ş'nin %20,83 hisse oranına, Davalılardan müvekkillerimiz ... %29,17, ----------- %25, ... ise %25 hisse oranları ile ortaklık payına sahiplerdir. Davacı ile Davalılar kardeş olup -------- şirketi Davacı ve Davalıların babaları ----------- tarafından kurulmuş̧ olan bir aile şirketidir. Tarafların aralarında yaşanan sorunlar nedeniyle Davacı taraf sürekli olarak çeşitli dönemlere ait kayyım raporlarına dayanarak davalar açmışlardır. -------- Esas sayılı ile --------- Esas sayılı dava dosyaları benzer davalardır. Nitekim Davacı vekili de dava dilekçesinde her bölümün sonunda “Bu zarar kalemi ---------- Esas sayılı dava dosyasına konu edildiği” hususunu eklediğini, Davanın bu bölümünde ileri sürülen savlar birebir ---------- sayılı dosyasındaki dava dilekçesinin (V.) bendindeki savlarla ve de ---------- Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmış bulunan ------- E Esas sayılı dava dosyasındaki savlarla birebir aynıdır. Daha önceki davalarda da yanıt olarak belirttiğimiz gibi müvekkilimiz şirket yöneticileri tam da sorumlu ve bairetli tacir gibi davranmış ve fakat sonuçta -------- şirketi borcu bütün çabalara karşın ödememiş ve bugüne değin ipotekli alacak tahsil edilememiştir. Burada müvekkilimiz şirket yöneticilerinin ağır kusurlu ya da kasta dayalı bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Ticari hayat içerisinde karşılaşılan bu durum ile ilgili müvekkillerimizin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir. 2017 yılında gerçekleştirilen satış işleminde taşınmaza 4.200.000,00 TL değer biçildiği, ancak ipoteğin paraya çevrilmesi konulu icra takibi sürecinde yapılan kıymet takdirine itiraz neticesinde -------- İcra Hukuk Mahkemesi ----------- E. sayılı Davada iş bu taşınmaza 18.310.474,60 TL değer biçilmiş olduğu, Gayrimenkule biçilen bu değer ile satış bedeli arasında fahiş fark bulunmakta olduğu, dolayısıyla şirketin yönetim kurulu üyeleri olan davalıların hem taşınmazın ödemesini almaksızın satışını yaparak ve satış bedelini bugüne kadar tahsil edemeyerek hem de taşınmazı değerinin çok daha altında bedelle satarak --------Ş'nin zarara uğramasına sebebiyet verdikleri savını kabul etmek mümkün değildir. Bu taşınmazın “kentsel dönüşüm projesi ve kuralları” nedeniyle satılması en iyi yol olarak görüldüğü için iyi bir bedelle satılmıştır. Aşağıdaki kupürlerden de görüleceği gibi --------- şirketi tarafından müvekkilimiz şirkete çekilen ihtarnamede “16.03.2017 tarihinde malik olduğunuz taşınmaza ilişkin riskli yapı kararı alınmış̧ ve kesinleşmiş̧ olması dolayısıyla 6306 sayılı Kanun uyarınca karar toplantısı yapılmıştır. Tarafınıza usulüne uygun bildirim yapılmasına rağmen toplantıya katılmamış ̧bulunmaktasınız. 16.03.2017 tarihli toplantıda alınan karar uyarınca yasanın aradığı çoğunluk olan 2/3 pay oranından daha yüksek bir oranla yeniden yapılandırma yöntemi olarak arsa payı karşılığı inşaat yöntemi seçilmiş,̧ Yüklenici olarak ---------Ş’nin seçilmesine malikler tarafından karar verilmiş̧ ve karar imzalanmıştır” denilmiştir.Ayrıca ihtarnamenin devamında “Alınan karar doğrultusunda ekteki sözleşme ve eki niteliğindeki belgeler 03/05/2017 tarihinde 14:00 saatinde --------- Noterliğinde imzalanacaktır. İş bu ihtarnamenin tarafınıza tebliğinden itibaren, 6306 Sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliğinin 15/2. Maddesi uyarınca 15 gün içinde alınan kararın kabul edilmemesi ve/veya yukarıda belirlenen gün ve saatte Noter huzurunda sözleşmenin imzalanması için hazır bulunmamanız ya da imza için yetkili temsilci bulundurmamanız halinde sahip olduğunuz bağımsız bölüme ilişkin arsa payınızın Bakanlıkça tespit edilecek veya ettirecek rayiç ̧değerden az olmamak üzere anlaşma sağlayan diğer paydaşlara açık artırma usulü ile satılması, paydaşlara satış gerçekleştirilemediği takdirde, bu payların rayiç bedeli Bakanlıkça ödenmek kaydı ile tapuda Hazine adına resen tescil edilmesi için -------- Müdürlüğü nezdinde başvuru yapılacağını ihtaren bildiririz” ihtarı yapıldığından taşınmazın satılması daha uygun bulunmuş ve taşınmazın değeri ilgili kurumlara tespit ettirilerek bu değer üzerinden satıltıldığını, Bununla birlikte 3.200.000,00 TL'nin halen tahsil edilemediği, Şirketin bu alacağı için 2019 Ocak ayında takip başlattığı, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla satışın paraya çevrilmesi işlemleri İcra Müdürlüğünce yürütülmekte ise de, tapu kaydındaki maliklerin çokluğu, kıymet takdirine yapılan itiraz ve diğer maliklerin de ipotek vs. gibi takyidatların çokluğu sebebiyle işlemlerin henüz tamamlanmadığı, Şirkete ait gayrimenkulün satışına sebebiyet veren Davalıların Yönetim Kurulu üyeleri olmaları dolayısıyla şirketi uğratmış̧ oldukları iş bu zararı gidermeleri gerekmekte olduğu her üç davada da mükerrer olarak ileri sürülmüştür. Taşınmazın satış nedenini yukarıdaki paragraflarda ayrıntılı olarak anlatmış bulunmaktayız. Satışın ipotekli yapılması ve taşınmaz değerlerinin de oldukça yüksek oranda artmış olması nedeniyle Şirket yöneticilerinin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir. Ortada ticari yaşamın icaplarına uyun ve alacağı güvence altına alan bir yöntem kullanıldığını, bu yer kentsel dönüşüm prosedürü ile satışa çıkartıldığında yasa ve uygulamaya göre izaleyi şüyu hükümleri gereği dışarıdan alıcılara kapalı sadece mevcut kat malikleri arasında satış olabilme olanağı bulunmaktaydı. Bu nedenle ipotek karşılığı satılması konusunda mecbur kalındığını, İpotek belgesine o tarih itibarı ile oldukça yüksek %20 faiz şartı kararlaştırıldığını, şimdi ipoteğin paraya çevrilmesi konulu icra takibi surecinde yapılan kıymet takdirine davalı ipotek borçlusunun yaptığı itiraz neticesinde --------- E. sayılı davada iş bu taşınmaza 18.310.474,60 TL değeri biçilmiş olması ile satış bedeli arasında fahiş fark bulunmasının öne sürülmesi ve bunun yönetim kurulunun sorumluluğuna bağlanması beyhude bir çaba olduğunu, zira takip devam etmektedir. Satış işlemi sonrasında ipotek bedelinin ödenmemiş olması nedeniyle munzam zarar davası açılması ve borcun tahsilinden sonra satış bedeline ihtiyati tedbir konulması olanağı bulunduğunu, bu bedelin gerçeği yansıtıp yansıtmadığı belli olmadığı gibi, piyasadaki enflasyon oranları ve para değerinin yabancı para birimleri karşısında aşırı düşmesi ile bu farkın oluştuğu ve müvekkillerimizin hareketi ile bu farkın oluşmasında doğrudan bir nedensellik bağı kurulamayacağı açık olduğunu, -------- şirketi, kurucusu ---------- şirket yönetiminde aktif olduğu yıllarda ağırlıklı olarak tekstil işinde faaliyet gösterdiği, uzun yıllardan beri ana sözleşmede yer alan amaç ve faaliyetlerin hiçbirinin gerçekleştirilmemekte olduğu, salt şirkete ait gayrimenkuller kiraya verilmek suretiyle ticari faaliyet gösterilmekte olduğu, 24.06.2022 tarihli Denetçi Kayyum Bilirkişi Raporunun 4. sayfasinda Şüpheli Ticari Alacaklar başlığı altında bahsi geçtiği üzere; 2016 yılında iplik ithalatı yapılmış, ithalatla ilgili diğer masraflarla birlikte toplamda ithal edilen iplik 210.854,02 TL'ye mal edilmiştir. Söz konuşu iplik 231.939,42 TL (kdv hariç) bedelle --------- satılmış, satış bedelinin 34.780,00 TL'si tahsil edilmiş, 215.714,58 TL bakiye halen tahsil edilememiş, şüpheli alacaklar hesabında beklemekte olduğu, Şirketin yönetim kurulu üvesi olan davalılar tarafindan gercekleştirilen 2016 yılındaki iplik ithalatı ve satışı faaliyeti yıllardan beri numunelik tek iplik ithalat ve satış faaliyeti olduğu,--------- şirketi yıllardır sadece gayrimenkul kiralama faaliyeti göstermekte olduğu, Şirketin olağan ticari faaliyet akışının dışına çıkılarak yapılan iplik ithalatı ve satışı faaliyeti akabinde gerçekleşemeyen tahsilatlar sebebi ile ---------Ş’nin zarara uğratıldığı ileri sürülmüştür. Bu bölümde yer alan savlarda --------- E. sayılı dava dosyasına konu edilmiş savlarla aynı olup mükerrer bir talepde bulunulduğunu, bu konuda açılan davalarda aynı konu için üç kez hüküm kurulamayacağından açılan ilk davada ileri sürdüğümüz gerekçeleri burada yinelemekle birlikte esasen TTK 553. madde (1) fıkra “Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, (...) hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar.” hükmünü içerdiğini ve müvekkillerine isabet eden bir kusur bulunmadığını bu konunun ispat yükünün davacıda bulunduğunu tekrar etmekle yetindiğini, bu konuda yukarıdaki diğer konular gibi mükerrer talep olup yukarıda belirttiğimiz iki dava dosyası ile aynı içeriğe sahip bulunduğunu, davacı bu bölümde “24.06.2022 tarihli Denetçi Kyyum Bilirkişi Raoo-runun 5. sayfasinda Özet Gelir Tablosu başlığı altında: "Tamamı kira getirilerinden oluşan esas faaliyet sebebiyle elde edilen faaliyet karı 2014 yılında 692.303 TL, 2021 yılında da 727.882 TL olduğunu, aradaki diğer yıllarda 235 bin TL'den 257,5 bin TL'ye kadar daha küçük tutar yer aimaktadır" hususlarına yer verildiği ve böylece bu durumun ------- şirketine ait gayrimenkullerin değerlerinin çok altında bedellerle kiralanmış bulunduğu, oysaki davalılar yönetim kurulu üyeleri olup şirkete ait gayrimenkullerin dönemin emsal değerlerine yakın bedellerle kiralanması hususunda sorumluluk sahibi oldukları belirtilmiş ve birtakım örnekler verilmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki bu konuda yukarıdaki diğer konular gibi mükerrer talep olup yukarıda belirttiğimiz iki dava dosyası ile aynı içeriğe sahip bulunduğunu, ancak bir kira ilişkisi içerisinde kiracıların özellikle iştigal konuları içinde pandemiden en çok zarar gören sektör olduğu bilinmektedir. Bu süreç içinde, şirketin kiracıları da bu işle iştigal ettiklerinden kira ilişkisini sürdürülebilir kılmak için, eksik kira almaları pandemi sürecinde normal olduğunu, ve bu konunun yönetim kurulu üyelerinin sorumlu tutulmasını gerektirmediği açıktır. Bu nedenle Davacı dava dilekçesinde her ne kadar taşınmazların kira rayiç değerlerinin tespit edilerek davalı müvekkilleri tarafından bu bedellerin şirkete ödenmesini talep etmişlerse de böyle bir uygulamanın hukuken mümkün olmadığını, bu nedenle davacının bu yöndeki taleplerinin reddi gerektiğini, Yapılan tadilatlar ve onarım giderlerinin bir başka taşınmaza ilişkin bulunduğu sonucunun nasıl çıkartıldığı anlaşılamadığını, bu nedenle müvekkilinin şirketin böyle bir ispat yükümü ile karşı karşıya kalması mümkün olmadığını, bu onarım bedellerinin bir başka taşınmazın onarım bedelleri olduğunu söyleyenlerin bunu ispat etmesi gerektiğini, kaldı ki müvekkilinin şirket çok sayıda taşınmazı olan ve bu taşınmazlarından kira geliri elde eden bir şirket olduğunu, işin doğası gereğince bu giderlerin şirkete ilişkin taşınmazlara ait olduğunu, Şirketin yurt içinde gayrimenkul kiralaması yapması yurt dışında faaliyet yapılmasını ve araştırma ve iştigal konusu seçimi için ziyaretleri engellememektedir. Kredi kartı harcamaları sadece şirketin faaliyeti ile ilgili konularda kullanılmış olup davacının bu konudaki iddialarını kesinlikle kabul etmediklerini, bu nedenle bu yöndeki davacının taleplerinin de reddi gerektiğini, Şirketin üzerine kayıtlı araç 2006 yılından bu yana, yani şirketin kurucusu --------- Yönetim Kurulu Başkanı olduğu dönemlerden kalma, aşağıda ruhsat fotoğrafları yer alan araç kullanıldığını, bu aracın bakım ve onarım giderleri benzin paraları vs giderlerin şirket faaliyeti dışında adlandırılması mümkün olmadığını açıklanan nedenlerle davanın reddini istemiştir.
BİRLEŞEN DAVA
DAVA : --------- Esas Sayılı dava dosyası şirket yöneticilerinin 2021 yılına ilişkin verdikleri zararları tazmine yönelik olup henüz ön inceleme duruşmasının yapılmadığını, davanın tarafları aynı olduğundan ve usul ekonomisi açısından fayda sağlayacağından ikame edilen iş bu davanın -------- Esas Sayılı dava dosyası ile birleştirilmesini talep ve dava etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE :Asıl ve birleşen dava; davalı Yönetim Kurulu üyelerinin keyfi yönetimleri ile dava dışı -------- şirketini zarara uğrattığını belirterek şimdilik 250.000 TL'nin zarar tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsili ile dava dışı şirkete ödenmesine ilişkindir.------- E. Sayılı dava dosyası uyap üzerinden celp edilmiş, mahkememiz dosyası ile taraflarının ve dava konusunun aynı olduğu, aralarında hukuki ve fiili bağlantı bulunduğu anlaşılmıştır.HMK 166.maddesi uyarınca; aynı yargı çevresi içinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması halinde davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir. Davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte olması halinde davalar arasında bağlantı var sayılır.Tüm dosya kapsamına göre, Mahkememizin --------- esas sayılı dava dosyası ile --------- Esas sayılı dava dosyası arasında HMK'nun 166. maddesinde ön görülen hukuki bağlantının bulunduğu, birleştirme koşullarının gerçekleştiği belirlendiğinden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere :
1-Mahkememiz dosyasının --------- Esas sayılı dava dosyası ile BİRLEŞTİRİLMESİNE,
Yargılamaya -------- Esas sayılı dosya üzerinden devam edilmesine,
2-Kararın taraflara tebliğine,
3--------- Esas sayılı dava dosyasının duruşmasının 20/11/2024 Tarih ve Saat 13:30 de olduğunun iş bu kararın tebliği ile taraflara ihtarına,
4-Harç ve yargılama giderlerinin birleştirilen dosya üzerinden nihai karar ile birlikte değerlendirilmesine,
Dair hazır olan taraf vekillerinin yüzüne karşı esas hükümle birlikte istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 03/07/2024