T.C. İstanbul Anadolu 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2021/676 Esas
KARAR NO: 2023/870
DAVA: Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Kefalet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 05/10/2021
KARAR TARİHİ: 14/11/2023
Mahkememizde görülmekte olan menfi tespit (ticari nitelikteki kefalet sözleşmesinden kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilin------ tarihinde kurulan --------------dönemde temsil ve ilzamıyla mükellef olan şirkette eşit hissedarlığı bulunan kurucularından biri olduğunu, şirketin 2010 yılında anonim şirkete çevrildiğini, şirketin yıllar içerisinde gerek ekonomik şartların zorlaşması, gerekse ortaklar arasındaki anlaşmazlıklar dolayısıyla mevcut borçlarını ödeyemez hale geldiği, bu sebeple ortakların kararıyla konkordato başvurusu yapıldığı ve buna ilişkin ------- dosya ile geçici/kesin konkordato mühleti verilmesi ve konkordatonun onanması istemiyle dava açıldığını, müvekkil ve dava dışı ortaklardan ------- tarafından defalarca ------çağrısı yapıldığı ancak dava dışı ---------tarafından uyulmadığı, tüm uyarılara rağmen 2017 yılı olağan genel kurulunun kanunda belirtilen süre içerisinde gerçekleştirilememesi nedeniyle müvekkil ------ ve dava dışı ----- yönetim kurulundan noter kanalıyla gönderilen istifanameler ile istifa ettiği, bu istifanamelerin gereğinin zamanında yapılmadığı, müvekkil ile ------- arasında ------ tarihli Hisse Devir Protokolünün akdedildiği, bu protokole göre --------- müvekkilin 14.000.000,00 TL nominal bedelli x 33,33333 oranındaki şirket hisselerinin 2.628,33 “ünün dava dışı şirket ortaklarından ------- kararlaştırılan şekil ve koşullarda devredilmesinin düzenlendiği, müvekkile protokol kapsamında verilen çeklerin karşılığı olan edimin yerine getirilmediği ve çeklerin arkasının yazıldığı, bu durumun kendisine ---------- yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ihtar edildiği, diğer ortak dava dışı -------tarafından da, ------- genel kurul çağrısı şirketin mali durumu hakkında bilgi, maaşlarının ödenmesi hususlarında--------- yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiği, Ancak dava dışı şirket ve ----- tarafından işbu ihtarnameye cevaben ------ yevmiye numaralı ihtarnamesi ile cevap verildiği, bu ihtarname ile tarafınca gönderilen ihtarnamedeki birçok hususun ikrar edildiği, ihtarnamede şirketin genel kurulunun yapılmadığı, müvekkile bilgi vermediği, bilgi verme hususunun - hukuken mümkün olmadığı, konkordato dosyasından gerekli bilgilerin alınabileceğin belirtildiği, müvekkil, dava dışı --------- arasında problemlerin giderilmesi çabalarından sonuç alınamayınca ortaklığın giderilmesi hususunda dava yoluna başvurulmasının hasıl olduğu, öncelikle müvekkillere pay bedellerinin ödenmesi suretiyle ortaklıktan çıkmalarına izin verilmesi, aksi halde şirketin feshine karar verilmesi talebiyle taraflarınca 26.06.2019 tarihinde ------ Mahkemesi nezdinde halen görülmekte olan ----- numaralı davanın ikame olunduğu, dava dışı -------alacaklıları ile anlaşması neticesinde ------------ numaralı dosyasındaki konkordato talepli davasından 26.08.2020 tarihinde feragat ettiği, mahkeme tarafından feragat talebinin kabul görülerek ------ tarihinde kararın kesinleştiği, bunun akabinde dava dışı şirket ile ------- tarihinde ---- imzalandığı,------- içeriğine aktarılan hususlar ışığında dava dışı şirkete borçlarını ödemesi için mühlet tanındığının açık olduğu, bundan hareketle taraflarınca---------doğrultusunda borçlu şirkete tanınan mühlet boyunca müvekkil aleyhine başlatılmış olan icra takibinin İK madde 71 uyarınca ertelenmesi adına dava ikame olunduğu, Mahkemece gerekli görülmesi halinde bu dosyanın celbini talep ettikleri, Davanın esasına ilişkin olarak, müvekkilin dava dışı ------ davalı arasında akdedilen ------müteselsilen kefil olduğu, bunun akabinde ------davalı banka arasında detaylı bilgi verilen ------ akdedilerek borçların yeniden yapılandırılması yoluna gidildiği, böylelikle -------- borçlarının taksitlere bölünerek vadelendirildiği, sözleşmedeki birçok bölümde daha evvelki kredi sözleşmelerinde imzası bulunan müteselsil kefile karşı her alacaklı kuruluşun dava/yasal takip başlatmaya, başlatmış olduğu yasal takipleri devam ettirmeye yetkili olduğunun belirtildiği, ancak bir yandan da asıl borçluya karşı başlatılmış takiplerin yalnızca usuli olarak devam ettirileceğinin hüküm altına alındığı, söz konusu hükümlerin hukuki anlamda sonuç doğurmayacağının aşikâr olduğu, her şeyden önce kefalet sözleşmeleri fer 'i ve tali nitelikte olduğundan kefilin asıl borçludan daha ağır bir sorumluluk altına sokulmasının mümkün olmadığı, dava dışı şirkete ödemelerini gerçekleştirmesi için imkân tanınırken ve bu imkân doğrultusunda davalı bankaya ödeme sağlanmaktayken ------- müteselsil kefil olan müvekkilin önceki bundan kaynaklı sorumluluğunun devamının dürüstlük kuralına da aykırılık teşkil edeceği, hal böyleyken sözleşmede borçlunun sorumluluğuna gidilmesi seçeneğinin adeta hiçe sayıldığı, borcun öncelikle asıl borçludan tazmininin sağlanması yerine kefilin sorumluluğuna öncelik verildiği, ------ amacının asıl borçluya ödeme kolaylığı sağlarken kefili dibe batırmak olmadığının aşikâr olduğu, bu bağlamda bu hükümlerin ----amacıyla da bağdaşmadığı, --------- ileri gelen borçlardan kaynaklı olarak müvekkil aleyhine başlatılmış dava ve takiplere devam olunması neticesinde taraflarınca TBK madde 601 “e başvurulması zaruretinin doğduğu, bu maddeden görüldüğü üzere önemle belirtmek gerekirse davalı bankanın öncelikle rehinlerin paraya çevrilmesi yoluyla tahsilat yapması, buradan tahsilat yapılamadığı takdirde kefile müracaat etmesinin gerektiği, bu hususta alacaklı-------tarihinde ------- karşı dava ve rakip haklarını kullanmaları, varsa rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takibe geçmeleri ve ara vermeden takibe devam etmeleri hususunda ----- ihtarnamesinin çekildiği, bu ihtarnamenin davalı ------ tarihinde okundu sayıldığı, okundu sayılmasının üzerinden bir ayı aşkın süre geçtikten sonra davalı tarafından-------numaralı ihtarnamesi ile borçlu şirkete yönelik icra takiplerine tüm hüküm ve sonuçları ile devam edildiğine ilişkin cevap verildiği, ancak davacı banka ile dava dışı şirket arasında akdedilen -----asıl borçluya karşı dava ve rakiplerin sadece usuli olarak devam ettirileceğinin ifade olunduğunun açık olduğu, taraflarınca TBK madde 601 “den hareketle çekilen ihtarın üzerinden 1 ayı aşkın süre geçmesine rağmen davalı bankanın ihtarnamedeki hususlar doğrultusunda hiçbir aksiyon almadığı, TBK madde 601 gereği önemli olanın kefilin alacaklıya yönelteceği tek taraflı ve varması gereken irade beyanı olduğu, nitekim alacaklının varması gereken tek taraflı irade beyanını kabul etmediği takdirde kefil borcundan kurtulacağından davalı ------ itirazlarının hukuken sonuç doğurmasının mümkün olmadığı, Hiçbir suretle kabul anlamına gelmemek kaydıyla, -------- kapsamında yapılandırılan borcun yenileme kapsamında değerlendirilemeyeceği öngörülse dahi taraflarınca çekilen ihtarname gereği, davalı bankanın öncelikle asıl borçluya karşı takip ve dava haklarını kullanması, varsa rehni paraya çevirmesi ve ara vermeden takibe devam etmesinin asıl olduğu, ancak ve ancak tüm bu yolları izledikten sonra kefilin sorumluluğuna başvurulabilmesi mümkün olabilse de akdedilen ------asıl borçluya gidilemeyeceğine yönelik ibarelerin müvekkilin TBK madde 601 “den kaynaklı kanuni haklarına set çekmeye yönelik olduğu, bu bağlamda ------- yer alan hükümlerin geçerli olduğunun kabulü halinde müvekkilin geri dönülemez zararlara uğramasına ve hukuk devleti ilkesinin onarılamaz biçimde zedelenmesine sebebiyet vereceği, ----- yapılandırılan, yeni vadelere bağlanan borçların bir borcu ortadan kaldırmak sureti ile yeniden düzenlenmesi şeklinde algılanmasının gerektiği,--------- kapsamında asıl borçlu ve alacaklı arasında yapılan taahhütname ve ödeme planı ile TBK 133. Madde uyarınca yeni bir borç doğumu gerçekleştiğinden eski borca ilişkin kefaletlerin hükümsüz kaldığı, nitekim tarafların önceki sözleşmeyi feshedip iradeleriyle yenilemeye konu bir kefalet sözleşmeleri kurmadıkları takdirde yenilemeye muvafakat eden önceki kefilin kefalet yükümlüğü altına sokulamayacağı, bu durumda yeni bir kefalet sözleşmesi kurulmadığı sürece kefilin borçtan sorumlu tutulamayacağının açık olduğu, işbu sebebin dahi müvekkilin kefalet sözleşmesinden kaynaklı sorumluluğunun sona ermesi gerekliliğini gözler önüne serdiği, Müvekkilin tamamen tesadüfi bir şekilde dava dışı şirket ile davalı banka arasında akdedilen----- haberdar olduğu, müvekkilin----- müteselsil kefilliğinden dolayı sorumluluğunun devamının bir yandan dava dışı ------ doğrultusunda ödemelerini yapması, bir yandan da müvekkilden müteselsil kefil sıfatıyla borçların tahsil edilmesi anlamına geldiği, bunun da ödemelerde tekerrüre yol açmasının kaçınılmaz olduğu, nitekim bu durumun bile ----- müvekkilin imzasını taşımamasının ehemmiyetini ortaya koyduğu, --------- incelendiğinde söz konusu sözleşmenin müvekkilin imzasından yoksun olduğu ve hiçbir surette yeniden kefil olma durumunun olmadığının görüleceği, detaylıca izah ettikleri hususlar doğrultusunda, müvekkil tarafından davalı bankaya dava dışı ---------- TBK madde 601 kapsamında dava ve takip haklarını kullanması, varsa rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takibe geçmesi ve ara vermeden takibe devam etmesini, aksi takdirde kefaletten kurtulacağına yönelik ihtarname çekildiği ve bu ihtarnamenin — tesliminin üzerinden 30 gün geçmesine rağmen hiçbir. Girişimde bulunulmadığının anlaşıldığı,---------- asıl borçlunun sorumluluğuna gidilemeyeceğine ilişkin hükümlerin hukuken anlam taşımadığı, bu bağlamda TBK madde 601 uyarınca müvekkilin Genel Kredi Sözleşmesine kefilliğinin ortadan kaldırılmasını talep ettikleri,” beyan edilerek; arz ve izah olunan ve Mahkemece re “sen nazara alınacak nedenler doğrultusunda; işbu davanın kabulü ile müvekkilin müteselsil kefaletinin TBK 601 kapsamında sonlandırılmasına karar verilmesi, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesi, talebinde bulunulmuştur.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı -------------------tarafından ---------------- üzerinden 16.11.2021 tarihinde Sayın Mahkemeye sunulan davaya cevap dilekçesinde özetle; “Müvekkil banka tarafından dava dışı borçlu ------------ kullandırılan kredilere ilişkin 09.11.2016 tarihli genel kredi sözleşmesinin ------ ile keza dava dışı ------ tarafından da Mmüşterek borçlu/müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığı, bu kapsamda müvekkil banka tarafından krediler kullandırıldığı, işbu kredi borçlarının ödenmesi hususunda davacı ve dava dışı borçlulara ------- yevmiye numaralı hesap kat ihtarnamesi gönderilmesine rağmen muhatapların herhangi bir itirazda bulunmadığı, bunun üzerine de müvekkil banka tarafından------- sayılı dosyasından ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi ve------Esas nolu dosyasından kambiyo senetlerine özgü icra takibine başlandığı, söz konusu icra takiplerinden önce dava dışı------- sayılı dosyası ile konkordato talep edildiği ve bu çerçevede Mahkeme tarafından icra takiplerinin yapılmaması ve yapılanların durdurulması yönünde tedbir kararı verildiği, devamla dava dışı------ tarihinde kredi alacaklılarından en yüksek alacaklı konumundaki--------- talepli başvuru yapılması üzerine, aralarında müvekkil bankanın da yer aldığı, alacaklı kuruluşlar ile ------- akdedildiği, bu süreçte görüleceği üzere önce konkordato davasında verilen tedbir kararı, akabinde ----- süreçleri nedeniyle takip yapılması yasal olarak mümkün olmayan asıl müşteri------ hakkında kambiyo takibi başlatılamadığını ve devam edilemediğini, keza bu yasal engeller -------- sadece asıl müşteri bakımından mevcut olup müteselsil kefiller ve avalistlerin sorumluluğunu etkilemediği, bu nedenle davacının asıl müşteri yönünden takip yapılmadığına ilişkin iddialarının yasal dayanağının bulunmadığı,-------- hakkında yasal düzenlemelerin çok açık olup ayrıntılı olarak izah edileceği üzere gerek bu düzenlemeyi getiren kanun koyucunun, denetleyici ve düzenleyici kurumların ve gerekse düzenleme kapsamında hareket eden ilgili tarafların tamamının bu sürece ilişkin iradesinin yenileme (tecdit) değil yapılandırma olduğunun açık olduğu, hatta ilgili mevzuatın adının dahi ------ olduğu, bu kapsamda yasadan kaynaklanan bir ödeme kolaylığı içeren düzenlemenin borcun yenilenmesi olarak kabul edilmesine imkân bulunmadığı, davacı yanın kurgu ve taleplerinin ise açık gerçekliğin tam aksine------ bir borç yenilemesi olduğu üzerine kurulu olup -------kapsamında devlet iradesiyle getirilmiş ödeme kolaylığı imkânının alacaklıların hak kayıplarına neden olacağı veya TBK hükümleri ile------hususunda birbiriyle yarışan haklar getirdiği ve yasal bir temele dayanan ---- uygulamaları sebebiyle artık kefile rücu haklarının kaybedildiğini iddia etmenin abesle iştigal olup------- akdedilmesinin bir borç yenilemesi anlamı taşımadığı gibi bu süreçte yapılan işlemlerinde yenileme (tecdit) niteliğinde olmadığından davacının TBK 133. Maddesi kapsamında bu davayı açmasının mümkün olmadığı, öte yandan huzurdaki davada usuli eksiklikler sebebiyle de esas girilmesinin /mümkün olmayıp davanın bu sebeple de reddinin gerektiği, soyut tedbir talebinin açıklattırılmasının gerektiği, Esasa ilişkin olarak, davacının dava dışı ----------- müvekkil bankaya olan borçlarından müteselsil kefil ve avalist sıfatıyla sorumluluğunun bulunduğu, davacı yanın dilekçesindeki beyanları ile kefil ve avalist sıfatıyla borçtan sorumluluğunu inkâr etmemekte olup, sadece kefil olarak---------sebebiyle artık borçtan kurtulmuş olduğu iddiasını dile getirdiği, imzalanan----- yeni bir borç ilişkisi kurulmamış olup davacının müteselsil kefil ve avalist sıfatıyla müvekkil bankaya olan sorumluğunun devam ettiği, davacının delilleri arasında yer verdiği kendisi tarafından huzurdaki dava ile aynı gerekçelerle ------ sayılı dosyası ile açılan diğer bir davasının reddedilmiş olup bu yönüyle takip hukuku açısından da davacının taleplerinin hasız olduğunun açık olduğu, davacının beyanlarının aksine borçlu ile müvekkil banka arasında imzalanmış müstakil bir sözleşme bulunmamakta olup imzalanan sözleşmenin oniki adet alacaklı kuruluş ile borçlu arasında akdedilmiş -------- olduğu, bu sözleşmenin yasal bir düzenleme çerçevesinde imzalanmış - bir yapılandırma - sözleşmesi - niteliğinde olduğu, konuya - ilişkin - yasal düzenlemenin Bankacılık Kanununa eklenen geçici 32. madde ile yapıldığı, bu kapsamda--------- ile kredi ilişkisinde bulunan borçluların bu kuruluşlar nezdindeki kredi borçlarına ilişkin olarak, çerçeve anlaşma ve sözleşmeleri kapsamında alınacak tedbirlerle, geri ödeme yükümlülüklerini yerine getirebilmelerine ve istihdama katkıda bulunmaya devam etmelerine imkân verilmesini sağlamaktır.) şeklinde beyanlarla -------- ne anlama geldiğinin çok ayrıntılı olarak vurgulanmış olduğu, bu yönüyle de--------- imzalanmasının saikinin ne olduğu ve sonuçlarının neler getireceğinin çok açık bir biçimde vurgulandığı halde davacının bu sözleşmeyi kendisini sorumluluğundan kurtardığı şeklindeki iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğu, nitekim ilgili yönetmelik 5. Maddesi 3. fıkrasında; (Çerçeve Anlaşmaları kapsamında sözleşme imzalandığı takdirde, bu sözleşmeleri imzalayan borçlulardan olan alacaklara ilişkin zamanaşımı, sözleşme tarihi itibarıyla kesilmiş sayılır.) şeklindeki düzenleme ile ---------- iradenin bir borç bitirme olmadığı ve alacaklılar yönünden bir hak kaybına imkân bulunmadığının vurgulandığı, yine aynı maddenin 4. fıkrasında (Çerçeve Anlaşmaları kapsamında bir borçluyla yapılan sözleşmenin alacaklı kuruluşların alacaklarının üçte ikisini oluşturan çoğunluğu tarafından imzalanması halinde, alacaklı kuruluşların tamamı tarafından alacakların yeniden yapılandırılması zorunludur) denilmek suretiyle de sözleşme süreçlerinin kollektif ilerlediği ve sözleşme maddelerinin oy çokluğu ile karara bağlandığının belirtildiği, görüldüğü üzere imzalanmış-----, davacı yanın iddia ettiği gibi müvekkil banka ile dava dışı borçlu arasında imzalanmış müstakil bir sözleşme olmadığı ve bu sözleşme ile borçların sona ermediği, davacı yanın birbiriyle çelişen iki yasal düzenleme varmış gibi ortaya koymaya çalıştığı husustaki ima ve beyanlarının da külliyen hatalı olup arz ve izah edildiği üzere -------- bir borç yenilemesi olmadığı gibi kefili sorumluluklarından kurtarmaya yönelik olarak TBK hükümleri ile çelişir bir hüküm de içermediği, nitekim TBK m. 133/f. 1 'nin (Yeni bir borçla mevcut borcun sona erdirilmesi, ancak tarafların bu yöndeki açık iradesi ile olur) demekle, bir borçta değişikliği öngören bir anlaşmanın karine olarak yenileme sayılmayacağını, yenileme nedeni ile anlaşma yapılmasının sabit olması gerektiğini ifade etmek istediği, yenileme niyeti ispat edilmedikçe borcun, yapılan değişiklik esaslarına göre devam ettiğinin kabul edileceği, yenilemeftecdit) için tarafların bu yönde açık iradelerinin gerektiği yani tarafların iradesinin yenileme yönünde birleşmesi gerektiğinin Yargıtay'ın birçok kararında da açıkça belirtildiği, Esasen----- müessesinin bir borç yenilemesi sonucu doğurmadığı amacı ve konuya ilişkin yasal düzenlemeler ortaya konularak yukarıda ayrıntılı olarak arz ve izah edilmiş olmakla birlikte dava dışı----- ile kefil ------- tarafından imzalanan mezkür---------- özelinde de sözleşme maddeleri ayrı ayrı ele alınırsa dahi bu sözleşmenin de borç yenilemesi anlamına gelmediğinin çok açık olarak anlaşılabileceği zira Sözleşmenin Amacı başlıklı maddede çok açık bir şekilde mezkür sözleşmenin Türk Borçlar Kanunu'nun 133. ve 134. Maddeleri kapsamında yenileme iradesi taşımadığının ortaya konulduğu,----------- "Sözleşmenin Amacı" Başlıklı Maddesinin; (İşbu Sözleşme, aşağıda belirtilen Alacaklı Kuruluşlar ile kredi borçlusu ve müteselsil kefil arasında imzalanmış bulunan kredi sözleşmelerinin/ taahhütnamelerin/ finansal kiralama/ faktöring sözleşmelerinin, bunların eklerinin, bu sözleşmelere dayalı hazırlanan ipotek, rehin ve sair teminat belgelerinin eki ve ayrılmaz cüz 'üdür. İşbu sözleşmede hüküm bulunmayan konularda söz konusu kredi sözleşmelerinde/ taahhütnamelerinde/ finansal kiralama/ faktöring sözleşmelerinde bulunan hükümler geçerlidir. İşbu Sözleşmenin imzalanması, kredi borçlusu ve müteselsil kefilin yukarıda belirtilen kredi sözleşmelerinden/taahhütnamelerden/ finansal kiralama/ faktöring sözleşmelerinden doğan borçlarının, hiçbir şekilde ertelendiği (temdit), yenilendiği (tecdit) ve borçların nakledildiği anlamına gelmemektedir. Kredi ilişkilerinin devamı boyunca oluşmuş teminat, sorumluluk ve kefaletlerde erteleme, yenileme ve borcun nakli hukuki sonuçları doğmayacaktır. İşbu Sözleşmede imzası bulunmamakla birlikte, daha önceki tarihlerde imzalanan kredi sözleşmeleri/ taahhütnamelerde imzaları bulunan müteselsil kefiller hakkında her alacaklı kuruluş dava/ yasal takip başlatmaya/ başlatmış olduğu yasal takipleri/ davaları devam ettirmeye yetkilidir.-------- Alacaklı Kuruluşlar ile borçlu ve kefiller arasında akdedilmiş olan kredi sözleşmelerinin/ taahhütnamelerinin/ bu sözleşmelere dayalı hazırlanan ipotek, rehin ve sair teminat belgelerinin geçerliliğini ortadan kaldırmamakta olup, anılan sözleşmelere/ belgelere ek olmak üzere imzalanmıştır. Taraflar anılan kredi sözleşmeleri ile ----- hükümleri arasında çelişen bir hüküm bulunması halinde ----- hükümlerinin uygulanacağını;---- herhangi bir surette -------- konu borçların yenilendiği, mevcut borçların, kefaletlerin sona erdiği, başkaca bir borcun bulunmadığı anlamına gelmediğini, Alacaklı Kuruluşlar bakımından herhangi bir teminattan feragat anlamına da gelmediğini kabul, beyan ve taahhüt ederler.) şeklinde olduğu, Sonuçta söz konusu maddede çok açık bir şekilde, mezkür yapılandırma sözleşmesinin sadece daha önceki genel kredi sözleşmesinin eki ve ayrılmaz bir cüzü olduğu, önceki sözleşmeler kapsamında borçlu ve kefillerin mevcut imzalanmış genel sözleşmelerden doğan borçlarının hiçbir şekilde ertelendiği, yenilendiği ve borcun nakli anlamına gelmeyeceğini kredi ilişkilerinin devamı boyunca oluşmuş teminat, sorumluluk ve kefaletlerde erteleme, yenileme ve naklin hukuki sonuçlarını doğurmayacağı ibarelerinin mevcut olduğunun belirtildiği, netice itibari ile mezkür----- mevcut borcun ortadan kaldırılmasına ilişkin bir iradenin bulunmadığı, yine davacının iddia ettiği gibi-------- ile kefillerin sorumluluklarının arttırılmadığı, tam aksine borçların ödenmesi için bir imkân ve kolaylık tanındığı, davacının farazi gerekçelerden öteye gitmeyen ve somut hiçbir tespite dayanmayan aksi beyanlarının kabulünün mümkün olmadığı, dolayısıyla düzenlenen yeniden yapılandırma sözleşmesi ile önceki sözleşme konusundaki borçların sona erdiğinden ve yenilendiğinden hiçbir şekilde söz edilemeyeceği, tarafların iradelerinin yenileme değil, yeniden yapılandırma olduğunun çok açık olduğu, buna ilişkin hususun istinaf mahkemesinin güncel birçok kararında da açıkça ortaya konulduğu, ezcümle hadisenin ve ilgili yasa hükümlerinin tartışmasız biçimde açıklığı karşısında davacının yorum yoluyla dahi iddiasını hukuk içerisinde savunma olasılığının bulunmadığı, davacının beyanlarının hukuki hiçbir. geçerliliği bulunmadığı gibi kefillik ilişkisinin sona erdiğine ilişkin iddiaları ile buna dayanak teşkil eden takibin ertelenmesine yönelik taleplerinin de ayrıca suiniyetle muallel olduğu, gerçekten de, yeniden yapılandırma sözleşmesi hükümlerini davacının da bilmesine ve hatta dava dilekçesinde bunu açıkça belirtmesine rağmen, soyut değerlendirmelerle borcun yenilendiği anlamına gelen sözde iddiaları olsa olsa ancak yanıltmaya yönelik bir tavrın ürünü olduğu, son olarak bu hususla ilgili olarak, Bankacılık Kanununa eklenen Geçici 32. Madde ile getirilen yasal düzenlemenin, davacı/borçluya borçlarının ödenmesi zımnında tanınan bir imkân olup bu düzenlemenin alacaklı tarafın aleyhine yorumlanmasının ise ayrıca hukuk ve yasal düzenlemenin amacı ile bağdaşmadığı, davacının söz konusu borçtan sorumlu olmadığına ilişkin beyanlarının açıkça hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, mezkür------- paragrafı gereği borçlular tarafından 17.03.2021 tarihine kadar yerine getirilmesi gereken/yükümlü olduğu tutarların yerine getirilmemiş/ifa edilmemiş olduğundan davacı hakkında daha önce açılmış bulunan------ nolu ipotek takibine devam edildiği, ------- maddesinin son paragrafının; “Borçlu ve ipotek verenler tarafından İpotek Alacaklısı Kuruluşlarla söz konusu borcun teminatını teşkil eden ipotekli taşınmazlarla ilgili olarak vefa hakkı ve/veya kesin alım hususunda görüşme yapılmaması, borçlu veya ipotek verenler tarafından görüşmeye yanaşılmaması veya görüşme yapılmasına rağmen anlaşma sağlanamaması halinde sözleşmenin yürürlüğe gireceği tarihten itibaren 6 ay içerisinde ipotek alacaklısı kuruluşlar, ipotek takibine başlayabilecek veya ipotek takibi olanlar takiplerine devam edeceklerdir. Borçlu ve ipotek verenler tarafından ipotek alacaklısı kuruluşlarla söz konusu borcun teminatını teşkil eden ipoteklerin bir kısmı ile ilgili olarak vefa hakkı ve/veya kesin alım hususunda anlaşma olması halinde alacaklı kuruluşlar anlaşma sağlanamayan ipoteklerle ilgili olarak sözleşmenin yürürlüğe gireceği tarihten itibaren 6 ay içerisinde ipotek takiplerine devam edecektir..." şeklinde olduğu, mezkür -------- yürürlük maddesinin----- Protokol ile revize edildiği, mahut Sözleşme'nin -------- son paragrafı gereği, Borçlu tarafından 17.03.2021 tarihine kadar yerine getirilmesi gereken/yükümlü olduğu edimler, yerine getirilmemiş/ifa edilmemiştir. Bu nedenle sözleşme hükümlerine aykırı davranılması nedeni ile daha evvel başlatmış oldukları icra takibine devam edildiği, esasen ayrıntısı yukarıda da açıklandığı üzere, önce konkordato davası ve Mahkemenin tedbir kararı, akabinde ilgili yasa hükmü gereği akdedilen mezkür Sözleşme ve yasal nedenlerle mümkün olmaması nedeni ile dava dişi--------- hakkında kambiyo - takibine başlatılmadığını/devam edilemediğini, bu yönü ile de Davacı'nın icra takibi başlatılmaması ile ilgili iddia ve beyanlarının hukuki, yasal ve sözleşmesel hiçbir geçerliliği olmadığını bir kere daha belirtmek istedikleri, Davacının taraflarına keşide ettiği------- tarihindeki iddialarının doğru olmadığı, mezkür ipotek takiplerine ihtarnamenin keşide tarihinde ve halen devam edilmekte olup bu hususun davacı tarafından da açıkça bilindiği, söz konusu ihtarnameye cevaplarını içeren----------arihli ihtarnamede de bu husus açıkça ifade edilmiş olup davacı yanın aksine iddialarının - işbu dilekçede de ayrıntılı olarak ifade edilen nedenler gereğince de - bir gerçekliği bulunmadığı, mezkür alacağın tahsili amacı ile yıllarca önce 2018 yılından başlayan ve icra takiplerinin de derdest olması nedeni ile de davacının hukuki ve fiili gerçeklikten uzak iddia ve beyanlarını kabul etmedikleri, davacının hukuki ve fiili gerçeklere aykırı mükerrer tahsilat iddiasının, borçlu ile ilgili yapılan tüm tahsilatlar borçlunun borcuna mahsup edildiğinden mesmu olmadığı,------- gereğince de davacının mezkür iddiasının dikkate alınmasının mümkün olmadığı, açıklanan nedenlerle de mezkür Sözleşme gereği yapılan/yapılacak ödemelerin borca mahsup edilecek olması nedeni ile mükerrer tahsilat iddiasının ve davanın reddine karar verilmesinin gerektiği, dava dilekçesinde------ başlığı altında belirtilen hususların; davacı ve dava dışı borçluların aralarındaki iç ilişkiden ibaret olup huzurdaki dava ile bir ilgisinin bulunmadığı, davacının bu başlıklar altındaki beyanları Müvekkil Bankayı ilgilendirmediğinden bu hususta davacı ve dava dışı borçluların aralarındaki ihtilaf/ dava hangi şekilde sonuçlanırsa sonuçlansın bu karardan huzurdaki davanın etkilenmesinin mümkün olmadığı, bu nedenle burada belirtilen hususlara cevap vermeye lüzum görmedikleri,” ifade edilmiş ve sonuç olarak; arz ve izah ettikleri sebeplerle, davacıya dava konusu borç miktarı üzerinden eksik harcın ikmali için kesin süre verilmesine, eksik harcın yatırılmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına, davacının kefaletine dayalı bir icra takibinin söz konusu olmaması nedeni ile de konusu olmayan davanın reddine, davacının, hukuki dayanaktan yoksun ve suiniyetle başlatmış olduğu işbu davanın reddine, yargılama giderleri ve ücreti vekâletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesi talep edilmiştir.Hukuki Nitelendirme, Delillerin Değerlendirilmesi ve NeticeDava, davalı banka ile dava dışı şirket arasında imzalanan ve davacının kefil olduğu genel kredi sözleşmeleri ve yapılan yeniden yapılandırma sözleşmesine göre kefaletinin TBK 601.md kapsamında sona erdiğinin tespitine ilişkin menfi tespit davasıdır.Mahkememizce uyuşmazlık, davalı Banka ile dava dışı şirket arasında imzalanan ve davacının kefil olduğu genel kredi sözleşmeleri ve yapılan yeniden yapılandırma sözleşmesi uyarınca davacının kefaletinin TBK 601.md kapsamında sona erme koşullarının oluşup oluşmadığı olarak belirlenmiş, aynı celsede tahkikat aşamasına geçilerek----------sayılı dosyasının akıbetinin sorulmasına ve verildi ise gerekçeli kararın mahkememize gönderilmesine karar verilmiştir. Müteakip celsede, dosyanın bir bankacı bilirkişi ile nitelikli hesaplama uzmanı bir bilirkişiden oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilerek davacının davalı bankaya dava dışı şirkete olan kefilliğinden kaynaklanan borç miktarının tespiti ile dava dışı asıl borçlu şirket tarafından finansal yönden yeniden yapılandırma sözleşmesi kapsamında yapılan ödemelerin tespiti ve tarafların iddia ve savunmaları kapsamında uyuşmazlık konularına ilişkin rapor alınmasına karar verilerek bankacı bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi verilmiştir.22/03/2023 tarihli heyet raporunun dosyaya sunulduğu taraflara tebliğ edildiği, davacı tarafın 14.04.2023 tarihli dilekçesi ile rapora karşı itiraz ve beyanlarını sunduğu, yeni bir rapor alınmasını talep ettiği; davalı vekilinin ise 18.04.2023 tarihli dilekçesi ile rapora karşı beyanlarını sunduğu anlaşılmıştır.22/3/2023 tarihli raporda, "(...) 1.)Davalı -----dava dışı asıl borçlu------- arasında akdedilen----- dayalı olarak krediler açılarak kullandırıldığı, davacı-------- söz konusu Sözleşmede 2.700.000,00 Euro limit dahilinde müteselsil kefaletinin bulunduğu,
2.)Dava dışı asıl borçlu ile aralarında davalı bankanın da bulunduğu bankalar arasında, 11.06.2020 tarihli----- akdedildiği, ancak-------- davacı kefilin imzasının bulunmadığı,
3.)Bu nedenle davacı kefil açısından yapılandırma işlemleri yok varsayılmak ve dava dışı asıl borçlu ile davacı kefile gönderilen 03.05.2018 tarihli ihtarnamede talep konusu yapılan alacak kalemleri dikkate alınmak suretiyle yapılan hesaplamalar sonucunda;
4.)Dava tarihi itibariyle toplam borç tutarının;
a)1.375.086,18 Euro Asıl Alacak, 181.057,60 Euro Kar Payı olmak üzere toplam 1.562.602,90 Euro olarak hesaplandığı, bu tutarın aynı tarihli --------- döviz satış kurundan karşılığının 16.058.557,50 TL olduğu,
Ancak davalı bankanın Sayın Mahkemeye gönderdiği 16.11.2021 tarihli yazıda, 11.11.2021 itibariyle dava dışı asıl borçlunun borcunun 1.375.202,78 Euro asıl alacak ve 137.770,97 Euro Kar payı mahrumiyeti olmak üzere toplam 1.512.973,75 Euro olduğu,
b)Bunun dışında, ibraz edilen tablolara göre bilirkişiliğimizce 55.807,53 TL olduğu anlaşılan davalı bankanın masraf alacağının (ki bu tutar bankanın yukarıda belirtilen yazısına göre 11.11.2021 itibariyle 20.968,48 TL 'dir) 55.807,53 TL olduğu;
c)Depo talebinde bulunulan çekler ile ilgili olarak Yargıtay'ın yerleşmiş kararları dikkate alındığında, akdedilen sözleşmede davacı kefilin çek depo talebinden sorumlu tutulabileceğine ilişkin açık bir hüküm bulunmaması nedeniyle davacı kefilin bu depo talebinden sorumlu tutulamayacağı,
5.)Davacı kefilin davalı banka İle dava dışı asıl borçlu (şirket) arasındaki------------ 2.700.000,00 Euro tutarındaki kefaletinin varlığı, ayrıca dava dışı asıl borçlu (şirket) lehine verdiği 1.300.000,00 TL ipotek nedeniyle teminat limitleri dahilinde bu borçların ödenmesinden dava dışı asıl borçlu ile birlikte müteselsilen sorumlu olduğu,
6.)Dava dışı asıl borçlu (şirket) tarafından Finansal Yeniden yapılandırma Sözleşmesi kapsamında davalı bankaya 07.06.2021-07.03.2023 tarihleri arasında ödenen toplam 1.581.701,29 TL'nin davacının davalı bankaya olan borcundan düşülmesi hususunun infaz aşamasında dikkate alınmasının yerinde olduğu" tespitlerine yer verilmiştir.
Tüm dosya kapsamı ve denetime ve hüküm tesisine elverişli rapor içeriğine göre; davalı----- dava dışı----- arasında ------ Euro tutarlı ----- akdedildiği; söz konusu sözleşmede dava dışı ----- yanı sıra davacı------ aynı miktar dahilinde müteselsil kefil sıfatıyla imzalarının bulunduğu, 09.12.2016 tarihinde söz konusu sözleşme limitinin---------- Euro'ya yükseltildiği, davacı dahil diğer müteselsil kefillerin de kefalet miktarının 2.700.000,00 Euro 'ya yükseltildiği; akdedilen Genel Kredi Sözleşmesi'nde 20 sayfa ve 42 madde halinde davalı banka tarafından dava dışı---------- kullandırılacak krediler konusunda düzenlemeler yer almakta olup, Sözleşmenin 27.maddesi Kefalet Sözleşmesi başlığı altında Genel Kredi Sözleşmesinde müteselsil kefil sıfatıyla imzaları bulunan kefillerin asıl borçluya açılacak kredilere ilişkin sorumluluklarının düzenlendiği; davacının davalı banka ile akdettiği, 09.11.2016 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinde yer alan 2.700.000,00 Euro ve dava dışı asıl borçlu lehine verdiği 1.300.000,00 TL tutarlı ipotek dahilinde dava dışı asıl borçlu ile birlikte davalı bankaya karşı sorumlu olduğu; davalı/alacaklının (bankanın) söz konusu kredi alacağının teminat altına alınmasına yönelik, “teslime bağlı taşınır rehni” veya “alacak rehni” türünde bir teminat sahip olduğu anlaşılmadığı gibi, davacı/kefilin davalı/alacaklının alacağının muaccel olmasından itibaren 1 ay içinde “teslime bağlı taşınır rehninin” veya “alacak rehninin” paraya çevrilmesi için takipte bulunmasını talep ettiği ve davalı/alacaklının bu talebe uymadığı hususları anlaşılmadığından, davacı/kefilin TBK.md.601 hükmüne istinaden kefaletten kurtulamayacağı anlaşılmıştır.Yapılandırma sözleşmesiyle kefilin durumu ağırlaşmadığından, ayrıca asıl borçlu ile davalı banka arasında akdedilen yapılandırma sözleşmesinde de açıkça bu yapılandırma akdinin borcun yenilenmesi sonucu doğurmadığı kararlaştırıldığından, yapılandırma sözleşmesi yapılmakla davacı kefilin kefaletten dolayı sorumluluğunun sona ermeyeceği değerlendirilmiş ve davanın reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1.-Yasal şartları oluşmayan davanın reddine
2.-Alınması gerekli 269,85.-TL karar ve ilam harcının, davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 59,30.-TL harçtan mahsubu ile artan bakiye 210,55.-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3.-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4.-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 5.-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre belirlenen 1.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
6.-Kullanılmayan gider avansının ilgilisine iadesine,
Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 (iki) hafta içinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile------------ Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olmak üzere karar verildi. 14/11/2023