T.C. İstanbul Anadolu 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2021/350
KARAR NO: 2023/722
DAVA: İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 09/10/2014
KARAR TARİHİ: 05/10/2023
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,Yukarıda adı ve adresi yazılı davacı tarafından açılan hukuk davasının 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9. Maddesi gereğince Türk Milleti adına yargılama yapmaya görevli ve yetkili -----Asliye Ticaret Mahkemesince yapılan yargılaması sonucunda aşağıda gerekçesi yazılı hükme ulaşılmıştır.
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: 18/11/2012 tarihinde dava dışı-----yönetimindeki ve müvekkili şirket nezdinde Trafik sigortası ile sigortalı aracın tek taraflı kaza yaptığını, sigortalı araçta yolcu olarak bulunan -----vefat ettiğini ve vefatı nedeniyle 31/12/2013 tarihinde 87.675,00 TL ve 04/02/2014 tarihinde 10.120,00 TL olmak üzere toplam 97.795,00 TL ödendiğini, yapılan bu ödeme ile sigortacı müvekkilinin sigortalısının kanuni halefi olduğunu---- plakalı aracın müvekkili şirketi nezdinde sigortalı olduğunu, ancak aracın minübüs olduğunu, yolcu taşımada kullanılan araçların sorumluluklarını teminat altına almak için Zorunlu Karayolu Taşıyıcı Mali Mesuliyet Sigortası yaptırmak zorunda olduğunu ancak söz konusu aracın sigortasının yaptırılmadığını, bu nedenle zararın müvekkili şirket tarafından ödendiğini, bu nedenle ----- rücu etme zorunluluğu doğduğunu, ----Cumhuriyet Başsavcılığı'na sunulan bilirkişi raporunda davalı Karayolları Bölge Müdürlüğünün dava konusu kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu olduğunu, her iki davalının da meydana gelen zarardan ve kusurdan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, davalılara alacaklarının tahsili için başvruda bulunulduğunu ancak herhangi bir ödeme yapılmadığından bahisle başlatılan----- İcra Müdürlüğü'nün ----esas sayılı dosyasından yapılan takibe davalılarca yapılan itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiş, Mahkememizce yapılan yargılama sırasında dava dilekçesini tekrar etmiştir.
CEVAP:
Davalı -----vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu kazanın -----ilinde meydana geldiğini, zarar görenlerin ikamet adresinin ----- ilinde olduğunu, dolayısıyla davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, her ne kadar dava konusu aracın müvekkili adına kayıtlı ise de aracın 20/10/2010 tarihinde müteveffa-----satıldığını, meydana gelen kazada aracı kullanan kişinin---- olduğundan bahisle öncelikle yetki itirazının kabulü ile davanın usulden reddini, kabul görmediği takdirde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Karayolları vekili tarafından sunulan 28/11/2014 tarihli dilekçe ile cevap süresinin uzatılmasının talep edildiği ve Mahkememizce süre talebinin kabulüne karar verildiği, ancak herhangi bir cevap dilekçesi sunulmamakla birlikte duruşmada alınan beyanında yetki ilk itirazında bulunduklarını ve görev itirazında bulunduklarını bildirmiş, yargılama sırasında vekillikten istifa ettiğini bildirmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Dava, İİK'nun 67/1 maddesinde düzenlenen itirazın iptali davasıdır.
Mahkememizce; tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları resen belirlenerek; taraf vekillerinin vermiş olduğu dilekçeler, ibraz ettikleri tüm deliller,-----İcra Müdürlüğü'nün ----- Esas sayılı dosyası, tüm kayıt ve belgeler tek tek incelenmiştir.
---- İcra Müdürlüğü'nün------Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine 97.795,00-TL Asıl Alacak, 804,87-TL işlemiş Faiz olmak üzere toplam 98.599,87-TL'nin tahsiline yönelik icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı ----- 25/07/2014 tarihinde, davalı Karayolları Genel Müdürlüğü'ne 21/07/2014 tarihinde tebliğ edildiği, davalı ----- tarafından 31/07/2014 tarihinde icra takibine itiraz edildiği, davanın yasal 1 yıllık süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Davacı vekilinin davasına dayanak yaptığı Sigorta Tahkim Komisyonunun 14/10/2013 tarihli-----Karar sayılı kararının incelenmesinde; dava dışı zarar görenler tarafından dosyamız davacısı aleyhine tazminat talebinde bulunulduğu, sigorta tahkim komisyonu tarafından davacının tazminat ödemesine karar verildiği, karara karşı dosyamız davacısı tarafından temyiz yoluna başvuruludğu ve Yargıtay ---- Hukuk Dairesi'nin 25/12/2014 tarihli -----Esas ve Karar sayılı ilamı ile; dava dışı dosyanın davacılarının desteğinin vefatına sebep olan taşımanın----- ilçesinden ----- taşıma sırasında meydana geldiği, 4925 sayılı Kanun uyarınca Karayolu taşımasından doğan sorumluluğun sigorta ettirilmesi gerektiği, 4925 sayılı Kanun'un 19/son maddesi ve Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın B.8.madde hükümlerine göre meydana gelen zararın da öncelikle taşımacılık sigortasından karşılanması gerektiği, ancak sigortanın hiç yapılmaması, yapılmış ama geçersiz hale gelmesi veya süresinin bitmesi yada meydana gelen zararın sigorta teminat miktarını aşması hallerinde sırasıyla zorunlu mali sorumluluk sigortası, ihtiyari mali sorumluluk sigortasına başvurulacağının düzenlendiği, dosya kapsamında kazaya karışan aracın zorunlu taşımacılık mali sorumluluk sigortasını yaptırmadığı, bu halde taşımacılık sigortası yerine Güvence Hesabı Yönetmeliği'nin 9/1-bmaddesi uyarınca rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli olan teminat limitleri dahilinde güvence hesabına başvurulabileceği gerekçesi ile verilen sigorta tahkim kararının bozulmasına karar verildiği, Sigorta Tahkim Komisyon tarafından bozma ilamı uyarınca yapılan inceleme sonucunda 16/09/2015 tarihli ----- Karar sayılı ilamı ile tazminat talebinin güvence hesabına yöneltilmesi gerektiğinden bahisle reddine karar verildiği ve dosyanın saklanmak üzere----- ATM'ye gönderildiği anlaşılmıştır.
Mahkememizce bilirkişiden aldırılan 25/11/2015 tarihli kusur raporunda özetle; mevcut delillere göre Karayolları -----. Bölge Müdürlüğü tarafından kazanın meydana geldiği yerde yolun üçte ikisini kapatacak şekilde 20 ton civarında kumlu çakıl döküldüğü, iki yönlü olan yolda yolun üçte birinin geçiş için açık kaldığı, yolun her iki tarafında kavşağa yaklaşırken anayol-kavşak ikaz levhaları ve gevşek zemin levhalarının,----tarafından girişte ---- köyü yakınlarında ''Dikkat---- yolu trafiğe kapalıdır'' işaretlemesinin bulunduğu, ---- ilçesinden ------ istikametine doğru bu işaretlemelerin olmadığı, mevcut kum yığınının bulunduğu alanda işaretlemelerin yapılmadığı, görüş mesafesinin viraj sebebiyle yaklaşık 200 mt civarında olduğunun anlaşıldığı, davalı Karayollarının kazanın meydana geldiği yerdeki yoldan sorumlu olduğunun açık olduğu, bu durumda sorumlu kuruluş emniyetli mesafeden başlamak üzere sürücüleri ikaz edecek şekilde yolun trafiğe kapalı olduğuna dair ikaz levhalarını koymadığı, bu durumda kazanın meydana gelmesinde esas müessir faktör olduğu, yoldan sorumlu kuruluşun Karayolları trafik Kanunu'nun13.maddesini ihlal ettiği anlaşılmakla kazanın meydana gelmesinde birinci dereceden kusurlu olduğu, yol üzerinde anayol-kavşak ve gevşek zemin ikaz levhalarının konulmasının yeterli görülmediği, dava dışı ----- yönetimindeki minibüsle gündüz şartlarında olay mahalline yaklaşırken anayol-kavşak ve gevşek zemin ikazlarına uyarak yolun icap ve şartlarına uygun süratle seyretmesi lazımken bunlara uymadığı, Karayolları Trafik Kanunun 52/a-b maddelerini ihlal ettiğinden kazanın meydana gelmesinde ikinci dereceden kusurlu olduğu, izah edilen durumlara göre davalı Karayolları Genel Müdürlüğü ----. Bölge Müdürlüğü'nün %75 oranında kusurlu olduğu, dava dışı ----%25 oranında kusurlu olduğu kanaati bildirilmiştir.
Mahkememizce aldırılan 23/11/2016 tarihli aktüer bilirkişi raporunda özetle, davacı sigorta ve davalılar arasındaki uyuşmazlık noktaları yönünden hasara halef olan davacının ödediği tazminatı davalıya rücu edebileceği, dosyada mevcut Sigorta Tahkim Komisyonu ----Esas -----Sayılı kararının kesinleşip kesinleşmediği bilinmediğinden,----- İcra Müdürlüğü'nün----- ESas sayılı ilamsız takipte ödeme emrinde [(87.675,00 TL) + 10.120,00TL] = 97.795,00 TL tutarın asıl alacak olduğu belirtildiğinden icra takibine esas alacak tutarının sadece destekten yoksun kalma maddi tazminat ödemesi olduğu, vekalet ücreti, faiz ve ferileri içermediği kabul edilerek değerlendirme yapıldığı; buna göre,18/11/2012 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu vefat eden----- hak sahiplerine yapılan ödeme sebebiyle davacı ----- 31/12/2013 ödeme tarihi itibariyle asıl alacak yönünden nihai ve gerçek maddi zararının 83.659,38 TL'den ibaret bulunduğu, davacı tarafından 06/02/2014 tarihinde----- İcra Müdürlüğü'nün-----Esas sayılı dosyasından yapılan takiple ilgili davalı tarafından itirazın iptali ile 83.659,38 TL asıl alacak ve 763,25 Tl işlemiş faiz olmak üzere toplam 84.422,63 TL üzerinden icra takibinin devamı gerektiği, davalı Karayolları Genel Müdürlüğü'nün %75 kusuru oranında davalı ----- %25 kusuru oranında davacının maddi zararından sorumlu olduğu kanaati bildirilmiştir.
İLK KARAR;
Mahkememizce 23/10/2018 tarih ve ---- Esas ve -----. sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili ve davalı ----- vekili istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
KALDIRMA KARARI:
---- Bölge Adliye Mahkemesi ---- Hukuk Dairesi'nin 02/04/2021 tarih ve---- Esas ve -----karar sayılı ilamında; '....'Yargı yolu kavramı, bir hukuk sisteminde, herhangi bir davanın, o hukuk sistemine dahil yargı kollarından hangisinde bakılacağını ifade eder. Uyuşmazlığın hangi yargı kolunda bakılacağı hususu, davanın genel koşullarından olup mahkemece resen dikkate alınması gereklidir.
Anayasa'nın 125/1.maddesi ile idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açık olduğu; 2577 sayılı İYUK 2-b bendinde, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan ihlal edilenler tarafından, idari yargı yerinde tam yargı davası açabileceği hüküm altına alınmıştır. 2918 sayılı KTK'nın 110. maddesi ile kamu araçlarının verdiği zararlar nedeniyle işletenin sorumluluğuna ilişkin olarak 2918 sayılı Kanunun amacına uygun biçimde adli yargıda davanın görülmesi esası benimsenmiştir.
Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümünün dosyamıza emsal teşkil edecek-----. sayılı kararında; "2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının iptali istemiyle ----Asliye Hukuk Mahkemesi ve-----.Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itiraz başvuruları üzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, şu gerekçesi ile anılan kuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptal istemini oy birliğiyle reddetmiştir: “… Anayasa Mahkemesi’nin daha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere, tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’da adli ve idari yargı ayırımına gidilmiş ve idari uyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergi mahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır. Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idari yargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargı görevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görev alanına giren bir uyuşmazlığın çözümünde adli yargının görevlendirilmesi konusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir. Ancak, idari yargının denetimine bağlı olması gereken idari bir uyuşmazlığın çözümü, haklı neden ve kamu yararının bulunması halinde kanun koyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafik kazasında zarar görenin asker kişi ya da memur olmasına, aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemin geçitte meydana gelmesi durumlarına göre farklı yargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılı Kanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adli yargıda görüleceğini öngörmektedir. İtiraz konusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idari yargı, idari yargı veya adli yargı kolları arasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilerek söz konusu davalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynı tür davaların aynı yargı yolunda çözümlenmesi sağlanarak davaların görülmesi ve çözümlenmesinin hızlandırıldığı, bu suretle kısa sürede sonuç alınmasının olanaklı kılındığı ve bunun söz konusu davaların adli yargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamu yararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayolu şeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanan sorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda bir tartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamu gücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması söz konusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynı seyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risk üreten araçlar arasında özel-kamu ayırımı yapılmasını gerektiren bir neden de yoktur. Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2.,125. ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir…” (Anayasa Mahkemesinin 26.12.2013 tarih ve-----sayılı kararı; --- Sayı: ----.)
2918 sayılı Kanun’un 110. maddesinin gerekçesiyle Anaya Mahkemesinin 26/12/2013 tarih ve ---- sayılı kararı, Uyuşmazlık Mahkemesinin 11/04/2016 tarih ve ----- sayılı, 24/09/2018 tarihli ve ---- sayılı kararları ile Yargıtay ---- Hukuk Dairesinin----Esas ----- Karar sayılı kararları birlikte değerlendirildiğinde, 2918 sayılı Kanun'dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesi gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Bu doğrultuda yapılan değerlendirmeye göre de davalının 2918 sayılı Kanun’dan kaynaklanan sorumluluğu nedeniyle tazminat talep edilmesine göre uyuşmalığın çözümünde adli yargı görevli olacağından İlk Derece Mahkemesince esastan değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekirken davalı Karayolları Genel Müdürlüğü aleyhine açılan davanın yargı yolu nedeni ile usulden red kararı verilmesi doğru olmamıştır. Davacı vekilinin istinaf itirazı yerindedir.
Kabule göre de reddedilen kısım için kendisini vekil ile temsil ettiren davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken hükmedilmemiş olması doğru olmamıştır.Açıklanan nedenlerle, davacı ---- vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.'' şeklinde karar vererek mahkememiz dosyasını iade etmiştir.---- Bölge Adliye Mahkemesi----. Hukuk Dairesi'nin 02/04/2021 tarih ve ----Esas ve -----karar sayılı ilamı ile mahkememiz kararı kaldırılmakla dosya yukarıdaki esasına kaydolunarak yargılamaya devam olunmuştur.
Mahkememizce davacının davalılardan talep edebileceği miktarın hesaplanabilmesi için dosya aktüer bilirkişiye tevdii edilmiş 05/08/2022 Tarihli bilirkişi raporunda özetle; 18.11.2012 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu vefat eden ----- ölümü sonucunda geride kalan hak sahiplerine davacı sigorta kuruluşu tarafından yapılan ödemenin rücuan tazmini için davalılar aleyhine olarak açılan iş bu davada, Yargıtay----. Hukuk Dairesi’nin 25.12.2014 tarih ve ---- Esas-----Sayılı bozma kararında, hak sahibi----- bakımından talebin Güvence Hesabı’na yöneltilmesi gerektiği gerekçesi ile bozma kararı verilmesi ve bozma kararı kapsamında yapılan yargılama sonucunda, Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti’nin 16.09.2015 tarih ve ------ sayılı karara göre, hak sahibi ---- değil, dava dışı Güvence Hesabı’ndan talep hakkının bulunmasına bağlı davanın reddedilmesi nedeniyle, adı geçen hak sahibine yapılan ödemeyi, ödeme yapılan icra dosyalarından yapılacak işlem ile hak sahibi ---- geri iade talep etme hakkı bulunduğundan, adı geçen hak sahibi ---- için yapılan asıl alacak ve ferileri, davalılardan rücuan talep edemeyeceği, Yargıtay----Hukuk Dairesi’nin 25.12.2014 tarih ve ---- Esas, -----Sayılı bozma kararı ile kesinleşen, bozma kapsamında yapılan yargılama sonucu Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti’nin 16.09.2015 tarih ve ----- sayılı kararında hükmedilen ve Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti’nin 14.10.2013 tarih ve ----- sayılı kararda kesinleşen miktarlara göre, hak sahipleri ------yapılan ödemeler kapsamında, aşağıda tespit edilen miktarlar üzerinden, davalılardan rücuan alacak talebinde bulunabileceği, Davacı - alacaklı ------ tarafından dosya borçlusu Karayolları Genel Müdürlüğü aleyhine olarak 11.07.2014 tarihinde yapılan icra takibinde, davalı Karayolları Genel Müdürlüğü’nün % 75 kusur sorumluğuna göre, -----. İcra Müdürlüğü ----- Esas sayılı dosyasından yapılan icra takibinde, dosya borçlu tarafından asıl alacağa ve faize yapılan itirazın kısmen iptali ile 17.516,66 TL. asıl alacak 829,28 TL. işlemiş yasal faizi olmak üzere toplam 18.345,94 TL. üzerinden icra takibinin devamı gerektiği, Davacı - alacaklı ----- tarafından dosya borçlusu ----- aleyhine olarak 11.07.2014 tarihinde yapılan icra takibinde, davalı ----- % 25 oranındaki kusur sorumluluğuna göre, ----- İcra Müdürlüğü ----- Esas sayılı dosyasından yapılan icra takibinde, dosya borçlu tarafından asıl alacağa ve faize yapılan itirazın kısmen iptali ile 5.838,89 TL. asıl alacak 276,43 TL. işlemiş yasal faizi olmak üzere toplam 6.115,31 TL. üzerinden icra takibinin devamı gerektiği, kanaati bildirilmiştir.Taraf vekillerinin itirazı üzerine dosya itirazların karşılanması için dosya ek rapora gönderilmiş 26/01/2023 tarihli ek bilirkişi raporunda özetle; 18.11.2012 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu vefat eden -----ölümü sonucunda geride kalan hak sahiplerine davacı sigorta kuruluşu tarafından hak sahiplerine yapılan ödemenin rücuan tazmini için davalılar aleyhine olarak açılan iş bu davada, Yargıtay ----. Hukuk Dairesi’nin 25.12.2014 tarih ve ----- Esas, ----Sayılı bozma kararında, hak sahibi -----bakımından talebin Güvence Hesabı’na yöneltilmesi gerektiği gerekçesi ile bozma karar verilmiştir. Bozma kararı kapsamında yapılan yargılama sonucunda, Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti’nin 16.09.2015 tarih ve----- sayılı karara göre, hak sahibi ----- değil, dava dışı Güvence Hesabı’ndan talep hakkının bulunmasına bağlı olarak davanın reddedildiği, bu nedenle davacı ---- hak sahibi ----- yapılan ödemeyi, hak sahibi ------veya Güvence Hesabına talep etme hakkı bulunduğundan, iş bu davada davalılardan rücuan talep edemeyeceği, 1) Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti’nin 14.10.2013 tarih ve ------ sayılı kararda kesinleşen miktarlara göre, davacı yanın davalılardan rücuan tazminat talep etme hakkının bulunduğunun kabulü halinde: a) Davalı Karayolları Genel Müdürlüğü’nün %40 kusur sorumluğuna göre, Davacı - alacaklı ----- tarafından dosya borçlusu Karayolları Genel Müdürlüğü aleyhine olarak, -----. İcra Müdürlüğü ----- Esas sayılı dosyasından başlatılan icra takibinde, dosya borçlu tarafından asıl alacağa ve faize yapılan itirazın kısmen iptali ile 9.342,22 TL. asıl alacak 442,28 TL. işlemiş yasal faizi olmak üzere toplam 9.784,50 TL. üzerinden icra takibinin devamı gerektiği, b) Davalı ----- % 60 oranındaki kusur sorumluluğuna göre, Davacı - alacaklı ----. tarafından dosya borçlusu-----aleyhine olarak 11.07.2014 tarihinde yapılan icra takibinde, davalı -----% 60 oranındaki kusur sorumluluğuna göre,----- İcra Müdürlüğü ----- Esas sayılı dosyasından yapılan icra takibinde, dosya borçlu tarafından asıl alacağa ve faize yapılan itirazın kısmen iptali ile 14.013,32 TL. asıl alacak 663,43 TL. işlemiş yasal faizi olmak üzere toplam 14.676,75 TL. üzerinden icra takibinin devamı gerektiği, 2) Davacı vekilinin talebi doğrultusunda değerlendirme yapılması gerektiğinin kabulü halinde ise : a) Davalı ----% 60 oranındaki kusur sorumluluğuna göre: Davacı alacaklı---- tarafından dosya borçlusu ---- aleyhine olarak----- İcra Müdürlüğü -----Esas sayılı dosyasından yapılan icra takibinde, dosya borçlusu tarafından asıl alacağa ve faize yapılan itirazın kısmen iptali ile 58.677,00 TL. asıl alacak 482,92 TL. işlemiş yasal faizi olmak üzere toplam 59.159,92 TL. üzerinden icra takibinin devamı gerektiği, b) Davalı Karayolları Genel Müdürlüğü’nün % 40 kusur sorumluğuna göre: Davacı - alacaklı -----. tarafından dosya borçlusu Karayolları Genel Müdürlüğü aleyhine olarak ---- İcra Müdürlüğü ----- Esas sayılı dosyasından yapılan icra takibinde, dosya borçlu tarafından asıl alacağa ve faize yapılan itirazın kısmen iptali ile 39.118,00 TL. asıl alacak 321,95 TL. işlemiş yasal faizi olmak üzere toplam 39.439,95 TL üzerinden icra takibinin devamı gerektiği, kanaati bildirilmiştir.Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde: açılan davanın davacının sigorta tahkim komisyonu kararı doğrultusunda dava dışı desteklere ödemiş olduğu bedeli kazada kusurlu olduğunu iddia ettiği davalılardan tahsiline yönelik itirazın iptali talepli olduğu, dava dışı ---- sevk ve idaresindeki ----- plakalı minibüsün 18/11/2012 tarihinde seyir halinde iken çakıllı/mıcırlı yolda direksiyon hakimiyetinin kaybedilmesi sebebiyle tek taraflı kaza yaptığı, kaza sonucunda dava dışı ------ vefat ettiği, kaza yapan aracın ZMMS poliçesini düzenleyen şirketin davacı olduğu, davacının vefat sebebiyle müteveffanın geride kalan hak sahiplerine sigorta tahkim komisyonunun kararı doğrultusunda 31/12/2013 tarihinde 87.675,00-TL, 04/02/2014 tarihinde de 10.120,00-TL olmak üzere toplam 97.795,00-TL ödemede bulunduğu, yapmış olduğu bu ödeme ile sigortalısına halef olan davacının halefiyet ilkesi gereğince kazada kusurlu olan davalılara rücu etmek istediği, davalı idarenin yoldaki bakım/onarım sebebiyle ,diğer davalının da aracın maliki/işleteni olması sebebiyle sorumluluklarına gidilmek istendiği, davalı ---- her ne kadar cevap dilekçesinde ve aşamalarda minibüsü 20/10/2010 tarihinde ----- sattığını ancak devrini araçta rehin olduğundan yapamadığını beyan etmiş ise de motorlu araçların satışının ve mülkiyetinin devrinin noterlik kanununun ilgili hükümleri gereğince noterde yapılacak düzenleme şeklindeki araç satış sözleşmesi ile olabileceği, dolayısıyla davalı-----meydana gelen kazada işleten olarak mahkememizce kusuru oranında sorumlu tutulduğu, davaya konu taşımanın ----- ilinden ----- ilçesine giderken kazanın meydana geldiği, dosyada mevcut olan Güvence Hesabının 14/03/2013 tarihli ve ---sayılı yazılarında 28/06/2010 tarihinde yayımlanarak, 01/07/2010 tarihinde yürürlüğe giren-----sayılı genelge ile 01/07/2010 tarihinden itibaren taşıma mesafesine bakılmaksızın il içindeki yolcu taşımalarında Karayolları Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortasının yaptırılmasının zorunlu olmadığının anlaşıldığı, somut olayda da kaza yapan ----- plakalı aracın bu sigorta poliçesinin de bulunmadığı, hak sahipleri tarafından sigorta tahkim komisyonuna aracın ZMMS düzenleyeni olan davacı aleyhine başvurulmuş olmakla Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetinin 14/10/2013 tarihli ve ----- sayılı kararı ile tazminat talebinin kabul edildiği, davacı tarafından da yukarıda zikredilen bedellerin ödendiğinin dosya kapsamında sabit olduğu, Sigorta Tahkim komisyonu kararının temyizi üzerine Yargıtay -----Hukuk Dairesinin 25/12/2014 tarihli ve -----sayılı ilamıyla sigorta tahkim kararının hak sahipleri ------yönünden temyiz sınırının altında kalmakla bu kişiler önünden temyiz talebinin reddine, hak sahibini ----- yönünden ise sıralı sigorta yaptırılması zorunluluğuna göre davaya konu minibüsün Karayolları Taşımacılığı Mali Mesuliyet Sigortası yaptırmak zorunda olmasına rağmen yaptırılmaması sebebiyle zarardan Güvence Hesabının sorumlu olduğundan bahisle tahkim kararının bozulmasına karar vermiş, bozma üzerine tahkim komisyonunca da bozmaya uyularak hak sahibi ------ yönünden davanın reddine karar verilmiş olduğu, mahkememizce davaya konu kaza sebebiyle kusur raporu alındığı, 25/11/2015 tarihli kusur raporunda davalı idarenin %75 , diğer davalı malik/işletenin ise %25 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, ancak davaya konu kaza ile alakalı başka mahkemelerden aldırılmış olan birden fazla kusur raporu bulunmakla bu raporların ve mahkeme dosyalarının da dosyaya celbedildiği bu yönde gerek ----İdare Mahkemesinin-----Esas sayılı dosyası, gerek ----- Asliye Ticaret Mahkemesinin ------Esas sayılı dosyası ve gerekse -----Asliye hukuk Mahkemesinin -----Esas sayılı dosyalarında ---- Trafik İhtisas dairesinden aldırılan 28/03/2014 tarihli raporda davalı idarenin %40 , dava dışı sürücü -----ise %60 oranında kusurlu olduğu rapor edilip mezkur mahkemelerce bu oran üzerinden yargılamaların yapılarak hüküm tesis edildiği ve kararların kesinleştiği dikkate alınmakla mahkememizce de usul ekonomisi gereğince yeniden rapor alınmayıp bu oranlar üzerinden kusur ayrımına gidilmiş ve bu oranlar üzerinden hesaplama yapan 26/01/2023 tarihli ek rapor gerekeli, bilimsel ve denetime uygun olmakla mahkememizce de hükme esas alınmış, bu doğrultuda Yargıtay -----Hukuk Dairesinin 25/12/2014 tarihli mezkur kararı ile hak sahibi -----yönünden hasıl olacak tazminatın sıralı sorumluluk ilkesi gereğince Güvence Hesabından talep edilmesi gerektiğinden sebeple verilen bozma kararı doğrultusunda davacının hak sahibi----- yaptığı ödemeyi dosyamızda davalılardan talep edemeyeceği, esasen hak sahibi----- davacı tarafından yapılan ödemenin mahiyetinin davacının ödememesi gereken bir tazminatı hak sahibi ----- ödemekle sebepsiz zenginleşme kapsamında kaldığı, davacının hak sahibi ----- için yaptığı ödemeyi sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde bizzat hak sahibinden talep etmesi gerekeceği mahkememizce değerlendirilmekle hak sahibi ----- için yapılan ödemenin rücuan davalılardan tahsili talebi reddedilmiş, ancak diğer hak sahipleri yönünden ise sigorta tahkim kararının Yargıtayca kesinlik sınırının altında kaldığından dolayı onandığı ve davacının -----dışındaki hak sahipleri yönünden yapmış olduğu ödemenin davalılardan kusurları oranında rücuan tahsil edilebileceği mahkememizce değerlendirilmekle bu kısım yönünden davanın kabulüne karar verilmiş, neticeten davalı idarenin %40 oranındaki kusuru sebebiyle 9.342,22-TL asıl alacak ve 442,28-TL işlemiş yasal faiz olmak üzere toplam 9.784,50-TL, diğer davalı ---- ise %60 oranındaki kusuru sebebiyle 14.013,32-TL asıl alacak ve 663,43-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 14.676,75-TL yönünden davacıya karşı sorumlu oldukları değerlendirilmekle bu bedeller üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, alacak likit olmayıp yargılama neticesinde sarahiyet kesbetmekle icra inkar tazminatı talebi de reddedilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Açılan davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile,
---- İcra Müdürlüğü'nün-----Esas sayılı dosyasına davalılar tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin davalı Karayolları Genel Müdürlüğü yönünden 9.342,22 TL asıl alacak ve 442,28 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 9.784,50 TL üzerinden, diğer davalı -----yönünden ise 14.013,32 TL asıl alacak ve 663,43 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 14.676,75 TL üzerinden devamına,Asıl alacak kalemlerine takip tarihinden itibaren yasal faizi işletilmesine,Alacak likit olmayıp yargılama neticesinde sarahiyet kesbetmekle icra inkar tazminatı talebinin reddine,Fazlaya ilişkin talebin reddine,
KARAR HARCI
2-Alınması gerekli 1.670,94 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 1.670,10 TL harcın mahsubu ile artan 0,85 TL'nin davalılardan tahsili ile hazineye irat kaydına,
AVUKATLIK ÜCRETLERİ
3-Davanın davalı Karayolları Genel Müdürlüğü yönünden kabul edilen kısmı bakımından Avukatlık asgari ücret tarifesine göre davacı vekili için takdir olunan 9.784,50 TL vekalet ücretinin davalı Karayolları Genel Müdürlüğünden alınarak davacıya verilmesine,
4-Davanın davalı ---- yönünden kabul edilen kısmı bakımından Avukatlık asgari ücret tarifesine göre davacı vekili için taktir olunan 14.676,75 TL vekalet ücretinin davalı ----alınarak davacıya verilmesine,
5-Davanın davalı Karayolları Genel Müdürlüğü yönünden reddedilen kısmı bakımından Avukatlık asgari ücret tarifesine göre davalı Karayolları Genel Müdürlüğü vekili için takdir olunan 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı Karayolları Genel Müdürlüğü'ne verilmesine,
6-Davanın davalı ---- yönünden reddedilen kısmı bakımından davalı ----- vekili için takdir olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı -----verilmesine,
DİĞER YARGILAMA GİDERLERİ
7-Davacı tarafından dava açılırken harç olarak yatırılan 25,20 TL başvurma harcı, 1.670,10 TL peşin harç olmak üzere toplam 1.695,30 TL harcın davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davacı tarafından sarfedilen 4.200,00 TL bilirkişi ücreti ve 390,30 TL posta ücreti olmak üzere toplamda 4.590,30 TL'nin davanın kabul ve red oranı gözetilerek 688,90 TL'nin davalılardan (275,56 TL'sinin Karayolları Genel Müdürlüğü'nden, 413,34 TL'sinin ----- ) alınarak davacıya verilmesine, kalan 3.901,10 TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına,
9-Davalılar tarafından sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
10-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ----BAM nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.