T.C. İstanbul Anadolu 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2017/1034 Esas
KARAR NO: 2023/298
DAVA: Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 27/08/2020
KARAR TARİHİ: 04/04/2023
Mahkememizde görülmekte olan alacak (acentelik sözleşmesinden kaynaklanan), tazminat (acentelik sözleşmesinden kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
ASIL DAVA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının davayı belirsiz alacak davası olarak açtığını, davacının taleplerinin miktarını bilinebilecek durumda olduğunu, -------- Noterliği'nden keşide edilen ve dosyada mübrez 07.05.2015 tarih ve ---------- yevmiye numaralı ihtarname ile 504.000,00 TL prim alacağı olduğunu belirterek ihtarname gönderildiğini, ayrıca 280.000 TL dönem ve 70.000 TL sene sonu prim alacağının olduğunu belirttiğini, davacının, ihtarnamesinde belirttiği talep miktarı üzerinden davasını açmak zorunda olduğunu, müvekkili şirketin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, davacının hak ettiği bütün bedellerin ödendiğini, taraflar arasındaki ilişkinin müvekkil şirket tarafından sonlandırıldığını, davacının, fon mutabakatını yapamadığı gibi, müvekkil şirketin bütün bayilere aynı şekilde uyguladığı peşinat iskontosunun uygulamasına da itiraz ettiğini, davacının, kendi kusuruyla sözleşmenin feshine sebebiyet verdiğini, davacının, TTK madde 122/3 acente denkleştirme isteminde bulunamayacağını, davacı tarafından müvekkili şirkete yeni müşteriler kazandırıldığı iddiasının hangi müşterilerin kazandırıldığı ve gerçekten önemli bir kazanç sağlayıp sağlamadıklarının belirtilmediğini, bölgedeki müşteri portföyünün davacı tarafından oluşturulmadığını, başka bayiler ile müvekkili şirket tarafından önceden oluşturulan portföyün davacının devraldığını, davacı tarafından çeşitli yatırımlar yapılması, araç satın alınmasının, ya da kiralanmasının denkleştirme tazminatına hak kazanıldığına ilişkin nedenler olarak ileri sürülemeyeceğini, sözleşmenin müvekkili şirketçe haklı nedenle feshedildiğini, müşteri çevresinin tamamen veya önemli ölçüde davacı tarafından oluşturulmadığını, müşterilerin müvekkili şirkete devredildiğini ve bu müşterilerden bir kazanç elde edilmediğini, davacının talebinin hakkaniyetle bağdaşmadığını, yetki itirazının kabulüne ve esasa girildiği takdirde haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 19/03/2018 havale, 05/03/2018 muhabere tarihli ıslah dilekçesinde özetle; davanın tam ıslahı yoluna, dava dilekçesinden itibaren bütün usulü işlemlerin yapılmamış sayılmasına, davalarının kabulü ile yatırım zararlarının şimdilik, fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 5.000,00.-TL sinin, yoksun kalınan kar zararının şimdilik, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 200.000,00.-TL sinin, müşteri portföy tazminatlarının eldeki verilerle kesin olarak belirlenemediğinden belirsiz alacak davası olarak davalıdan sözleşmeyi fesih tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile davalıdan alınmasına, şimdilik 5.000,00.-TL nin tahsiline, 70.000,00.-TL dönem sonu prim alacaklarının davalıdan tahsiline ve bütün alacaklarının dava açılma tarihi itibari ile reeskont faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve ıslah etmiştir.
BİRLEŞEN DAVA:Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin sahibi ve yetkilisi olan -------- uzun yıllardır --------Şti şirketi adı altında -------- ilinde muhtelif markaların tek satıcılığını yapmakta olan tanınmış ve sektöründe güvenilir bir şirket olduğunu,davalı şirket daha önce yaklaşık yedi yıldır tek satıcısı olan dava dışı üçüncü şirket olan Servis -------- şirketi ile çalışma verim ve iş ahlakından memnun olmaması nedeniyle --------- ile iletişime geçerek en az 5 yıl süre ile---------- Yakası Ofis/Kurum müşterilerin tek satıcılığını yapma işini teklif etmiş ve --------- davalı şirketin ürünlerinin--------- yakasında tek satıcılığını yerine getirmek üzere müvekkil şirketi kurarak 01.03.2013 tarihinden 27.04.2015 tarihine kadar ---------- yakası Ofis/Kurum müşterileri tek satıcılığını yaptığını, davalı, müvekkilin yeni satış koşullarını kabul etmemesi üzerine müvekkilin geçtiği siparişleri gününde teslim etmeyerek müvekkili müşteriler karşısında zor durumda bıraktığını belirterek yatırım zararlarının, müşteri portföy tazminatının ve yoksun kalınan kar zararlarının eldeki verilere kesin olarak belirleyemediklerinden HMK m.107 uyarınca belirsiz alacak olarak davalıdan, sözleşmeyi fesih tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile davalıdan alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin asıl dosyaya sunduğu 30/09/2020 tarihli birleşen--------- esas sayılı dosyası dava dilekçesine karşı sunduğu cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin müvekkili şirket nezdinde bakiye herhangi bir prim alacağının bulunmadığını, davacının prim alacakları talebi için kısmi dava açmasının mümkün olmadığını, bu taleplerinin hukuki yarar yokluğundan reddinin gerektiğini, davacının tam ıslah dilekçesinde prim alacağının 70.000,00.-TL olduğunu, ve tam alacak davası açtığını belirttiğini, davacının prim alacağı miktarını daha önce keşide ettiği ihtarnameler ile kesin olarak belirlediğini, taleplerinin kısmi alacak davası olarak ileri sürülemeyeceğini, tek satıcılık sözleşmesine acenta hükümleri kıyasen uygulandığından davacının kısmi olarak talep ettiği yoksun kalınan kar ve prim alacağının zaman aşımına uğradığını, acentelik sözleşmesinden doğan taleplerin 5 yıllık zaman aşımı süresine tabi olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının yoksun kalınan kar tazminatı ve prim alacağı olduğunun kabul edilse dahi, alacağın zaman aşımı tam ıslaha istinaden dava tarihi itibariyle ancak dava konusu yapılan miktar bakımından kesildiğini, dava konusu edilmeyen alacaklar bakımından zaman aşımı süresinin işlemeye devam ettiğini, davacının ek dava dilekçesine konu taleplerinin zaman aşımı nedeni ile reddine karar verilmesi gerektiğini; davacının alınan kök bilirkişi raporuna göre ek dava açtığını, kök bilirkişi raporuna karşı itirazlarının karşılanmadığını, davacının prim alacağı yönünden talep ettiği miktar sabitken bu taleple bağlı kalmayan bilirkişinin fahiş hesaplamalar yaptığını ve davacının hatalı bilirkişi raporuna istinaden ek dava açtığını, davacının taleplerine dayanak olarak gösterdiği kök raporun alınan ek bilirkişi raporu ile çelişmesinden dolayı davacının taleplerinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının müvekkili şirket nezdinde herhangi bir prim alacağının bulunmadığını, kısmi davalarda faiz başlangıcının ıslah tarihi olduğunu, prim alacağına konu sözleşmenin taraflar arasında sona ermiş bulunan tek satıcılık sözleşmesinden bağımsız olduğunu dikkate almaksızın, tek satıcılık sözleşmesi dönemine ait prim faturalarının prim alacağı hesaplamasında kullanılmasının hatalı olduğunu, davacının yeni iş aldığının sabit olmasına karşı gerçek süreye esas alınmaksızın takdiri süreye göre hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, davacının mevcut durumda yeni iş alabiliyor ve kar edebiliyor olmasında müvekkili şirketin yıllar boyunca piyasada var olmasından kaynaklı itibar ve güven ve ayrıca müvekkili şirketin önceki bayisinden devralınan müşteri portföyünün sayesinde oluşturulan çevrenin sonucu olduğunu, sözleşme ilişkisi devam ederken ihalesi kazanılan ürünlerin tedariğinin davacı şirkete yapılmaya devam edilmesinden bahisle, davacı şirketin yoksun kaldığı bir karın olduğunun kabul edilmesinin mümkün olmadığını, sözleşmenin feshedilmeme durumunda davacı şirketin satışını yapabileceği ürünlerin müvekkili şirket tarafından geri satın alındığını, davanın hukuki yarar yokluğu nedeni ile usulden, aksi kanaatte olunması halinde davacının tüm talepleri yönünden esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Hukuki Nitelendirme, Delillerin Değerlendirilmesi ve Netice:Dava,davacının prim alacağı, yoksun kalınan kar, yatırım zararı ve portföy alacağı tazminatı istemine ilişkindir. Davacı vekili özetle taraflar arasındaki tek satıcılık sözleşmesinin davalı tarafça tek taraflı olarak haksız yere feshedildiğini, bundan kaynaklı yatırım harcamaları, yoksun kalınan kar ve portföy tazminatı taleplerinin bulunduğunu, feshin haksız olduğunu, önel kullandırılmadığını, feshin asıl amacının müvekkilinin piyasadan silinmesi olduğunu, asıl gerekçesinin ise davalı tarafın sözleşme şartlarını müvekkil aleyhine tek taraflı olarak değiştirmek istemesi ve müvekkilinin bu durumu kabul etmemesi olduğunu belirterek belirsiz alacak istemlerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiş;Davalı vekili ise, sözleşmenin haksız olarak değil, davacının çağrılara rağmen satış koşullarına uyum sağlamaması ve fon mutabakatı yapmaması nedeniyle müvekkili şirket tarafından haklı nedenle feshedildiğini, ayrıca e postalardan da görüleceği üzere davacı şirketin, müvekkilinin diğer bayilere aynı şekilde uyguladığı peşinat iskontosu uygulamasına da itiraz ettiğini ve kendi kusuruyla feshe sebebiyet verdiğini, 6102 122/3 e göre denkleştirme (portföy) tazminatı bakımından yasal şartların gerçekleşmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Dava, önce ---------Asliye Ticaret Mahkemesinde ikame edilmiş, mahkemesince yetki itirazı kabul edilerek -------- E. ------- K.numaralı karar ile yetkisizlik kararı verilmiş ve talep üzerine dosya Mahkememize tevzi olunmuştur.... vekili, "devralan" sıfatıyla verdiği 9/1/2018 tarihli dilekçesi ile, -------Grubu'nun; -------- şirketi, ---------- şirketi unvanlı kuruluşlarının, 6102 sayılı Yasanın 136, 155/1-b hükümleri çerçevesindeki tüm aktif ve pasifleriyle birlikte kül halinde birleştiklerini; birleşme kararının 29/12/2017 tarihinde tescil edildiğini bildirmiş, işbu dosyadaki davalı ------- şirketi yerine devralan şirketin taraf olarak eklenmesini talep etmiştir.Davanın Tamamen IslahıDavacı --------Şti vekili 5/3/2018 (ilk) havale tarihli dilekçesi ile davayı tamamen ıslah ettiğini belirterek yatırım zararına karşılık 5000,00 TL, yoksun kalınan kâra dayalı olarak 200000,00 TL, müşteri portföy tazminatı olarak 5000,00 TL ve dönem sonu prim alacağı olarak 70000,00 TL maddi tazminat alacaklarının, dava tarihi itibariyle işletilecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Taraflar ıslah (dava) ve cevap dilekçelerini müteakip delillerini bildirdikleri dilekçelerini de dosyaya sunmuşlardır.Mahkememizce, 6/3/2018 tarihli ilk celsede ön inceleme duruşması yapılmış ve uyuşmazlık, Taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafça feshinin haksız olup olmadığı, davacının kusuru ile fesihe sebep olup olmadığı, fesih dolayısıyla davacının yatırım zararlarını, yoksun kaldığı karı ve müşteri portföyü tazminatının talep hakkının bulunup bulunmadığı var ise miktarı ayrıca davacının fesihten sonraki dönem ile ilgili 70.000 TL prim alacağının bulunup bulunmadığı şeklinde belirlenmiştir.Dosya önce, uyuşmazlık konularında rapor tanzim edilmek üzere 22/3/2019 tarihinde heyete tevdi edilmiş, 26/11/2019 tarihli raporda özetle;"(...) - Taraflara ait tiçari defterlerin TTK.m. 64 hükümleri gereğince açılış ve kapanış tasdiklerinin tanzim edildiği ve defter kayıtlarının birbiri ile uyumlu olduğu,- Taraflar arasında gerçekleştirilen anlaşmanın tek yetkili satıcılık sözleşmesi olarak kabul edileceği,- Tek yetkili satıcılık sözleşmesinin haksız olarak feshedildiği,- Bu haksız fesih sonrası, davacının denkleştirme tazminatıra hak kazanacağı,Davacının haksız fesih sonrası yoksun kalınan kazanç talebinde bulunacağı,- Her ne kadar haksız fesih nedeni ile portföy tazminatı talep etmeye hak kazanılacağı değerlendirilmişse de ilgili Kanun ve Yargıtay kararları çerçevesinde Portföy Tazminatı hesaplamasına esas teşkil eden önemli fayda kriteri'nin oluşmadığı görüldüğünden hesaplama yapılmasının mümkün olmadığı,- Yoksun Kalınan Kar yönünden yapılan hesaplamada ise talep edilebilecek tutarın azamıi 382.356,17.-TL olarak hesaplandığı,- Davacı şirket tarafından oluşturulan iş organizasyonun diğer iş kanallarına yönelmek suretiyle şirketin karlılığının devam ettirildiği anlaşılmakla söz könusu yatırımlar sebebi ile davacı firmanın zarar etmiş olduğuna dair hesaplama yapılamadığı,- Prim alacağı yönünden İse davacı şirket tarafından yapılan satışlarda uygulanan prim oranlarının davalı şirket tarafından belirlenen prim oranları ile uyumlu olduğu görülmekle talep edilebilecek tutarın 128.526,46.-TL olarak hesaplandığı" belirlemelerine yer verilmiştir.Her iki taraf vekili de rapora karşı yazılı beyan ve itirazlarını sunmuş, Mahkememizce dosyanın (7) numaralı celse ara kararı gereği, önceki bilirkişiler ile yeni belirlenecek sektör konusunda uzman bir bilirkişiden oluşan heyete tevdi ile taraf vekillerinin itirazları ile birlikte davacının sözleşmenin feshi tarihinden itibaren yeni bir iş alıp almadığı, almadı ise yeni bir iş alabilmesi için gereken sürenin tespiti ile bu süre için talep edilebilecek yoksun kalınan kar miktarının hesaplanması ve uyuşmazlık konularına ilişkin ek rapor alınması talep edilmiştir.24/6/2020 tarihli heyet ek raporunda,"(...) 3.1 Davacı tarafın kök rapora itirazında, portföy tazminatı konusunda TTK m.122 gereği müvekkilin müşteri sayısını önemli ölçüde artırması kıstasın esas alınması gerektiği, oysa kök raporda hesaplamanın sadece gerçekleşen satış miktarı ele alınarak yapıldığı ifade edilmiştir. Bu bağlamda itirazı değerlendirdiğimizde, TTK m. 122/1'de yer alan portföy tazminatının talep edilmesine ilişkin şartların birlikte aranacağı kanaatine Madde gerekçesi ve Yargıtay kararları doğrultusunda varılmıştır. Dolayısıyla portföy tazminatı talebi için sadece elde edilen yeni müşteri sayısı yeterli kabul edilmemiştir.3.2 Taraflar arasında hukuki ilişki, tek yetkili satıcılık ilişki olarak nitelendirilmiş olup dosya kapsamında haklı olarak feshedildiğine dair bir kanaate ulaşılamamıştır.3.3 Dosya münderecatında fesih sonrası davalının yeni iş aldığına (yada fesihten ne kadar süre sonra iş aldığına) ilişkin somut veri olmamakla birlikte, 26.11.2019 tarihli kök raporda davacı yanın ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede, “,2014 yılı dönem net karı 723.926,00.-TL iken 2015 yılında 712.410,25.-TL olarak kaydedildiği, 2016 yılında 347.992,58.-TL ve 2017 yılına gelindiğinde ise dönem net karının 1.268.490,98.-TL olarak kaydedildiği görülmekle davacı şirket tarafından kurulan söz konusu iş organizasyonun diğer iş kanallarına yönelmek suretiyle şirketin karlılığının devam ettirildiği” tespitlerinin yapıldığı,3.4 Bu noktada karlılığına arttıran, davacı yanın fesihten bir süre sonra, yeni iş aldığına kanaat getirilebileceği, yeni bir iş alabilmesi için gereken sürenin ise, işin muhteviyatı, özellikleri, davacı yanın davalı ile çalışırken kazandığı deneyim ve kurumsal kimlikte dikkate alındığında, takdiri bir (1) ila üç (3) ayın makül süre olabileceği kanaatine tarafımızdan varılmıştır.3.5 Davacı yanın sözleşmenin ayakta kaldığı dönemde ise; Bir aylık ortalama kazancının 63.726,03 TL olduğu, tarafımızdan hesaplanmıştır. 3.6 Yukarıda belirtilen “Yoksun Kalınan Kar değerlendirmeleri” dışında 26.11.2019 tarihli kök raporda değiştirecek bir husus bulunmamaktadır" belirlemelerine yer verilmiştir.Birleştirme KararıBu aşamada --------- E.sayılı dosyası işbu dosya ile birleştirilmiştir. Anılı dosyada tarafların aynı olduğu, davacının ilk davasında kısmen talep ettiği tazminat tutarlarının bakiye kısımları bakımından talepte bulunduğu anlaşılmıştır. Birleştirme kararı, --------- Ticaret Mahkemesi'nde dilekçeler teatisi aşaması tamamlanmadığından (dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu) verildiğinden davalıya cevap dilekçesi sunmak üzere imkan tanınmış, davalı şirket vekili tarafından verilen 30/9/2020 tarihli dilekçede, davanın öncelikle hukuki yararın bulunmaması nedeniyle usulden, değilse esastan reddine karar verilmesi talep edilerek esas davadaki savunma vasıtaları ileri sürülmüştür.İzleyen celsede birleşen dava dosyası bakımından ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin davalı tarafça haksız olarak fesh edilip edilmediği, davacının asıl dava ile talep edilmeyen yoksun kalınan kar ve prim alacağı istemlerinin yerinde olup olmadığı şeklinde belirlenmiştir. Dosya ikinci kez ek rapor tanzim olunmak üzere heyete tevdi edilmiş, 13/5/2021 tarihli raporda,"(...) 3.1 Taraflar arasında gerçekleştirilen anlaşmanın tek yetkili satıcılık sözleşmesi olarak kabul edileceği, Tek yetkili satıcılık sözleşmesinin haksız olarak feshedildiği, bu haksız fesih sonrası, davacının denkleştirme tazminatına hak kazanacağı, davacının haksız fesih sonrası yoksun kalınan kazanç talebinde bulunacağı,3.2 Her ne kadar haksız fesih nedeni ile portföy tazminatı talep etmeye hak kazanılacağı değerlendirilmişse de ilgili Kanun ve Yargıtay kararları çerçevesinde Portföy Tazminatı hesaplamasına esas teşkil eden önemli fayda kriteri'nin oluşmadığı görüldüğünden hesaplama yapılmasının mümkün olmadığı,3.3 Davacı şirket tarafından oluşturulan iş organizasyonun diğer iş kanallarına yönelmek suretiyle şirketin karlılığının devam ettirildiği anlaşılmakla söz konusu yatırımlar sebebi ile davacı firmanın zarar etmiş olduğuna dair hesaplama yapılamadığı, (Davacı vekili tarafından karlılığın artmadığı, stokların iadesiyle artmış gibi gözüktüğü gerekçesiyle rapora itiraz edildiği, tarafımızdan görülmüştür. Stok iadesi karı arttıran bir unsur değildir. Şöyle izah edilebilir, kar * (gelir — gider) olarak düşünülürse stoklar maliyetiyle ticari defterlerde kayıt altına alındığından, stokların iade edilip bedellerin tahsil edilmesinin kara etkisi (0) sıfırdır.)3.4 Bu noktada karlılığına arttıran, davacı yanın fesihten bir süre sonra, yeni iş aldığına kanaat getirilebileceği, yeni bir iş alabilmesi için gereken sürenin ise, işin muhteviyatı, özellikleri, davacı yanın davalı ile çalışırken kazandığı deneyim ve kurumsal kimlikte dikkate alındığında, takdiri bir (1) ila üç (3) ayın makul süre olabileceği kanaatine tarafımızdan varılmıştır.3.5 Davacı yanın sözleşmenin ayakta kaldığı dönemde ise; Bir aylık ortalama kazancının 63.726,03 TL olduğu, tarafımızdan hesaplanmıştır. (01.02.2013- 27.04.2015 tarihleri arasında elde edilen toplam 1.784.328,83.-TL/28 ay: 63.726,03.-TL Aylık Ortalama Kazanç)3.6 Prim alacağı yönünden ise davacı şirket tarafından yapılan satışlarda uygulanan prim oranlarının davalı şirket tarafından belirlenen prim oranları ile uyumlu olduğu görülmekle talep edilebilecek tutarın 128.526,46.-TL olarak hesaplanmıştır" belirlemelerine yer verilmiştir. Taraf vekillerince anılı rapora da itiraz ileri sürülmüş, aynı şekilde takip eden celsede dosya, itirazlarla sınırlı değerlendirme yapılmak üzere heyete tevdi edilmiştir. 15/11/2021 tarihli bu üçüncü ek heyet raporunda,"(...) 4.1 Taraflar arasında gerçekleştirilen Tek yetkili satıcılık sözleşmesinin davalı yan tarafından haksız olarak feshedildiği,4.2 Davacı yan tarafından dosyaya hesaplamaya elverişli somut veri sunulmadığından tarafımızdan Portföy Tazminatına ilişkini hesaplama yapılamadığı,
4.3 Davacı yanın fesihten bir süre sonra, yeni bir iş alabilmesi için gereken sürenin ise, işin muhteviyatı, özellikleri, davacı yanın davalı ile çalışırken kazandığı deneyim ve kurumsal kimlikte dikkate alındığında, takdiri bir (1) ila üç (3) ayın makul süre olabileceği,4.4 Davacı yanın sözleşmenin ayakta kaldığı dönemde ise; Bir aylık ortalama kazancının 63.726,03 TL olduğu (01.02.2013- 27.04.2015 tarihleri arasında elde edilen toplam Gelir 1.784.328,83.-TL/28 ay: 63.726,03.-TL Aylık Ortalama Kazanç)4.5 Prim alacağı yönünden ise davacı şirketin davalı yandan Prim alacağının bulunmadığı, Prim alacağı iddiasının İspata Muhtaç olduğu" belirlemelerine yer verilmiştir.Taraflar bu son ek rapora karşı da beyan ve itirazlarını sunmuşlar, ayrıca davacı vekili birleşen dosyada delillerini ıslah ettiğini bildirdiği dilekçe sunmuştur. (14) numaralı celsede, kök ve ek raporlar arasında çelişki oluştuğundan dosya yeni seçilecek bir mali müşavir, bir sektör bilirkişisi ve nitelikli hesaplama uzmanından oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilerek, mevcut raporlar arasındaki çelişkiler giderilerek ve tarafların itirazları da değerlendirilerek uyuşmazlık konularına ilişkin rapor alınmasına karar verilmiştir.19/7/2022 tarihli heyet raporunda özetle;"(...) Taraflar arasında akdedildiği iddia edilen tek satıcılık sözleşmesine dosya içerisinde rastlanılmadığı, bununla birlikte yargılama süreci boyunca sözleşmenin varlığından hareketle tespitlerde ve beyanlarda bulunulduğu için sözleşmenin var olduğu ve tarafların kabulünde olduğu gerçeğinden hareketle tespitlerde bulunulduğu,Taraflar arasında akdedilen sözleşme dosyaya sunulmadığı için fesih yönünden değerlendirmelerin genel hükümler çerçevesinde gerçekleştirildiği,Davalı tarafın “olağanüstü fesih hakkını” kullandığı ve haklı sebeplere dayandığı ve usulüne uygun bir şekilde fesih ihbarında bulunduğu,Bununla birlikte haklı sebep olarak ileri sürülen satış koşullarına uyum sağlanılmaması, muhtelif görüşmelerin sonuçsuz kalması, edimlerin ifasındaki gecikmelerin süreklilik arz etmesi gibi hususları ispata yarar bilgi ve belgeler sunulmadığı, söz konusu ifadelerin genel olduğu ve bu haliyle feshin haklı sebebe dayanmadığı,
Taraflar ve dava dışı servis -------- şirketi firmasına ait ticari defter ve belgelerin incelenmesi sonucunda davacı şirketin her ne kadar müşteri sayısını 266 adetten 640 adete çıkarsa da bu artışı davalı şirketten aldığı mal alımına yansıtamadığı heyetimizce görüldüğünden, davacı şirketin davalı şirketten portföy tazminatı talebi yönünden hesaplama yapılmayacağı,
Davacı vekilinin 2015 yılı karının iadelerden kaynaklandığına ilişkin itirazı heyetimizce değerlendirilmiş, alım ve iadenin aynı fiyattan olması nedeni ile mal iadelerinin davacının karında bir değişikliğe yol açmayacağı muhasebesel anlamda değerlendirilmiştir. Muhasebesel anlamda kar, gelir-giderdir. Aynı fiyattan alınan malın iadesi karda bir değişikliğe yol açmayacağı,
Davacı ve davalı prim hesabında sözleşme döneminde aynı yöntemle hesap ettikleri ve hesap farkı olmadığı,------- ve ---------işlerinin sözleşme fesih tarihi sonrasında davacının kendi nam ve hesabına hareket ederek davalıdan alınan mallarla gerçekleştirildiği görüldüğünden prim alacağı hesap edilmediği,Davacının 2014 yılı karı 723.926,00 TL, 2015 yılı karı 712.410,25 TL, 2016 yılı karı 347.992,58 TL, 2017 yılı karı 1.268.490,98 TL olarak davacı tarafından kaydedilmiştir. Heyetimizce yapılan incelemede davacının organizasyon şeklini koruyarak karlılığının devam ettirdiğini ve diğer iş kanallarına yönelerek işletmenin sürekliliğini sağladığı görüldüğünden, yatırım zararı hesabında bulunulmayacağı" belirlemelerine yer verilmiştir.Uyuşmazlığın Geneli ve Tetkik Edilmesi Gerekli DurumlarDavacı vekili, taraflar arasındaki tek satıcılık sözleşmesinin haklı bir neden olmaksızın davalı tarafından feshedildiğini, bu haksız feshe dayalı olarak portföy tazminatı, kâr mahrumiyeti, bakiye prim alacağı ve yatırım zararlarını talep ettiğine göre, bu alacak feshin haklı olup olmadığı hususuyla birlikte bu alacak kalemlerine dair taleplerin de ayrı ayrı tetkik edilmesi gerekir.Tek satıcılık sözleşmesi, taraflardan birinin sürekli olarak ürünlerinin tamamını veya belli bir kısmını kararlaştırılan bölgede münhasır yetkili olarak diğer satıcıya göndermeyi, münhasır yetkili diğer tarafın da buna karşılık sözleşmeye konu ürünleri kararlaştırılan bölgede rakipsiz olarak kendi nam ve hesabına satmayı taahhüt ettiği sözleşmedir ve isimsiz bir sözleşme olduğundan şekli bakımından herhangi bir geçerlilik şartı bulunmamaktadır. Dosyaya ibraz edilen yazılı bir sözleşme olmasa da varlığı noktasında taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.Taraflar Arasındaki Sözleşmenin Feshi Bakımından Yapılan Değerlendirme Davalı taraf haklı bir sebebe dayanarak sözleşmeyi feshettiğini iddia etmektedir. Haklı sebebe dayanan fesihler hukukumuzda “olağanüstü fesih” olarak adlandırılmaktadır."... Tek satıcılık sözleşmesi belirli süreli olsa da belirsiz süreli olsa da haklı bir nedenin varlığı halinde fesh edilebilir. Haklı bir nedenin varlığı halinde sürekli bir borç ilişkisi meydana getiren tek satıcılık sözleşmesini, taraflar hiçbir sürenin dolmasını beklemeksizin ve ileriye etkili olacak şekilde son verebilirler.Haklı nedenle olağanüstü fesih bildirimi, karşı tarafa ulaştığı andan itibaren sonuç doğurur ve taraflar arasındaki ilişki bildirimin hakkın muhatabı olan tarafın eline geçtiği anda son bulurTek satıcılık sözleşmesinin haklı nedenle feshi için esas olarak önemli bir nedenin varlığı gerekir. Bu önemli neden, somut olaya ve taraflar arasındaki ilişkiye göre belirlenir, önemli nedenin salt sübjektif karakterde olmasından ziyade objektif olarak da feshi haklı kılıyor olabilmesi gerekir. Önemli nedenin varlığı, tarafların tek satıcılık sözleşmesine devam etmesini engelleyecek mahiyette olması da gerekir. Tek satıcı ile yapımcı arasındaki güven ilişkisinin zedelenmesi veya tamamen ortadan kalkması da taraflar arasında önemli bir neden olarak kabul edilmelidir" ---------, Tek Satıcılık Sözleşmesi, Yüksek Lisans Tezi, ---------, s.148 vd.
6102 sayılı Yasanın 18/3 hükmünde yer alan bildirim şekilleri geçerlilik değil, ispat şartıdır. Dolayısıyla feshin geçerliliği bakımından herhangi bir şekil sınırlaması yoktur; fesih hakkı, fesih bildiriminin tek taraflı olarak karşı tarafa iletilmesiyle kullanılmış olur. Fesih bildiriminde bulunulurken haklı sebeplerin de bildirilmesi gerekir.Nihai heyet raporunda da belirtildiği gibi, davalı tarafın fesih ihbarında bulunduğu, ancak haklı sebep olarak ileri sürülen satış koşullarına uyum sağlanılmaması, muhtelif görüşmelerin sonuçsuz kalması, edimlerin ifasındaki gecikmelerin süreklilik arz etmesi gibi hususları ispata yarar bilgi ve belgeler sunmadığı, söz konusu ifadelerin genel olduğu, haklı sebeple feshe son çare olarak başvurulduğunu ifade etmiş olsa da bu durumu son çare olarak kullandığına yönelik bilgi ve belgeler sunmadığı, davalı yanın feshi haklı nedenle yaptığına dair savunmasını ispatlamaya yarar bir bilgi ya da belgenin olmadığı, bu haliyle feshin haklı nedenle yapıldığı savunmasına itibar edilmemesi gerektiği anlaşılmıştır.Portföy Tazminatı Bakımından Yapılan Değerlendirme6102 sayılı Yasanın "Denkleştirme istemi" başlıklı 122 nci maddesine göre, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra;a) Müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa,b) Acente, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa vec) Somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa, acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir.Anılı maddenin beşinci fıkrasında da hükmün, hakkaniyete aykırı düşmedikçe, tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi hâlinde de uygulanacağı belirtilmiştir.Heyet raporunda da belirtildiği üzere, portföy tazminatı için temel kriter, sözleşmenin sona ermesinden sonra acentenin (tek satıcının) bulduğu müşteri çevresinin, müvekkil tarafından kullanılmış olması, bir diğer ifadeyle 122/f.1-a da belirtildiği şekliyle (yapımcının) sözleşme ilişkisi sona erdikten sonra da önemli bir menfaat temin etmesidir. Taraflar ve dava dışı servis -------- şirketi firmasına ait ticari defter ve belgelerin incelenmesi sonucunda davacı şirketin her ne kadar müşteri sayısını 266 adetten 640 adete çıkarsa da bu artışı davalı şirketten aldığı mal tedarikine yansıtamadığı anlaşıldığından portföy tazminatı talep edemeyeceği anlaşılmıştır.Kâr Mahrumiyeti Bakımından Yapılan DeğerlendirmeHükme esas alınan nihai raporda her ne kadar kar mahrumiyeti bakımından "Davacı vekilinin 2015 yılı karının iadelerden kaynaklandığına ilişkin itirazı heyetimizce değerlendirilmiş, alım ve iadenin aynı fiyattan olması nedeni ile mal iadelerinin davacının karında bir değişikliğe yol açmayacağı muhasebesel anlamda değerlendirilmiştir. Muhasebesel anlamda kar, gelir-giderdir. Aynı fiyattan alınan malın iadesi karda bir değişikliğe yol açmayacağı" tespitlerine yer verilmişse de 24/6/2020 tarihli heyet raporu ve bunu takip eden iki ek (heyet) raporunda da belirtildiği üzere, sözleşme ilişkisi sürecinde davacı şirketin aylık ortalama kazancının 63726,03 TL olduğu, feshin haklı olduğunun davalı tarafça ispat edilememesi nedeniyle fesih sonrası 3 aylık makul dönem için kar mahrumiyetinin oluşacağı, ortalama kâr üzerinden yapılan hesaplamada davacı şirketin, (63726,03 TL x 3) toplam 191178,09 TL kâr mahrumiyetine bağlı maddi tazminat alacağının oluştuğu anlaşıldığından talebin kabulüne karar verilmiştir.Prim Alacağı Bakımından Yapılan Değerlendirme Davacı ve davalı prim hesabında sözleşme döneminde aynı yöntemle hesap ettikleri ve hesap farkı olmadığı, --------ve ------- işlerinin sözleşme fesih tarihi sonrasında davacının kendi nam ve hesabına hareket ederek davalıdan alınan mallarla gerçekleştirildiği görüldüğünden prim alacağı oluşmadığı anlaşılmıştır.
Yatırım Zararları Bakımından Yapılan Değerlendirme Yatırım zararları bakımından ise, yine heyet raporunda belirtildiği gibi, davacının 2014 yılı kârının 723.926,00 TL, 2015 yılı kârının 712.410,25 TL, 2016 yılı kârının 347.992,58 TL, 2017 yılı kârının 1.268.490,98 TL olarak tespit edildiği, davacının organizasyon şeklini koruyarak kârlılığını devam ettirmesi göz önünde bulundurulduğunda, diğer iş kanallarına yönelerek işletmenin sürekliliğini sağladığı, bu ticari faaliyetinin devamlılığında yatırım maliyeti kalemleri kullandığı anlaşıldığından yatırım zararı talebinde bulunamayacağı anlaşılmıştır.Tüm dosya kapsamı dikkate alındığında, yukarıda tek tek açıklanan tazminat taleplerinden yoksun kalınan kârın dışında kalan kalemler bakımından davacının tazminat alacağının oluşmadığı anlaşıldığından asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın ise reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1.-Asıl dava bakımından;
1-Davanın kısmen kabulü ile,
a.)191.178,09 TL yoksun kalınan kârın, ıslah tarihi olan 5/3/2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
b.)Yatırım zararı, portföy tazminatı ve prim alacağı taleplerinin ayrı ayrı reddine,
2-Alınması gerekli karar ve ilam harcı olan 13.059,38.-TL'nin davacı tarafça dava açılırken peşin olarak yatırılan 256,17.-TL harç, 1.196,00.-TL tamamlama harcı, 4.782,00.-TL ıslah harcı, ve 80,70.-TL ıslah harcı olmak üzere toplam, ın mahsubu ile bakiye kalan 6.314,87.-TL harcın mahsubu ile bakiye 6.744,51.-TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafça yatırılan 29,20-TL başvurma harcı, ve toplam 6.314,87.-TL toplam harç olmak üzere toplam 6.344,07.-TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafça yapılan 8.550,00.-TL bilirkişi ücreti, 416,40.-TL tebligat gideri olmak üzere toplam 8.966,40.-TL yargılama giderinin davada haklı çıktığı oranda olmak üzere 6.097,15.-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan 2.050,00.-TL bilirkişi ücreti, 6,50.-TL posta gideri olmak üzere toplam 2.056,50.-TL yargılama giderinin davada haklı çıktığı oranda olmak üzere 658,08.-TL sinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, bakiye kalan kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre belirlenen 29.676,71.-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen kısım için karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 10/2 maddesine göre belirlenen 14.211,51.-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
2.-Birleşen dava bakımından;
1.-Davanın her iki alacak kalemi bakımından reddine,
2.-Alınması gerekli karar ve ilam harcı olan 179,90.-TL'nin davacı tarafça dava açılırken peşin olarak yatırılan 4.113,68.-TL harçtan mahsubu ile bakiye , 3.933,78.-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3.-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen kısım için karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 10/2 maddesine göre belirlenen 36.723,57.-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
4.-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca 1.320,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5.-Karar kesinleştiğinde bakiye gider avansının yatırana iadesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğden itibaren iki (2) hafta süre içerisinde ---------Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu. 04/04/2023