T.C. İstanbul Anadolu 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/564 Esas
KARAR NO: 2024/539
DAVA: Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 11/08/2023
KARAR TARİHİ: 02/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan tazminat (özel sigorta sözleşmesinden kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
Davacı vekili dilekçesinde özetle; müvekkilinin maliki bulunduğu aracın 27/3/2016-28/3/2016 gecesi çalındığını, olay tarihini kapsayan davalı sigorta şirketi tarafından tanzim olunan ---------- numaralı “genişletilmiş mavi ticari kasko poliçesi” kapsamında davalı sigorta şirketine tüme evrakıyla birlikte yapılan başvurunun reddedildiğini, araç bedelinin tahsili amacıyla --------- E.sayılı davanın ikame edildiğini, aracın riziko tarihindeki değerinin 28000,00 TL olduğunun belirlendiğini, davanın kabul edildiğini, davalı şirketin istinaf talebinin --------sayılı ilamı ile esastan reddedildiğini, --------- İcra Müdürlüğünün ----------- sayılı takip dosyası ile ilamın takibe konulduğunu, 25/5/2022 tarihinde 28000,00 TL araç bedeli ve 11644,00 TL faiz olmak üzere toplam 39644,00 TL tahsilat yapıldığını, munzam zararın ödenmesi için 7/6/2023 tarihinde sigorta şirketine başvuru yapıldığını ancak ödemenin yapılmadığını, 20/6/2023 tarihinde munzam zarar bakımından davalı şirketin temerrüde düştüğünü, arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığını, sigorta şirketinin poliçe kapsamında yapması gereken ödemeyi 6 yıl sonra yaptığını, faizle karşılanamayan zararlarının bulunduğunu belirterek çalınan aracın ticari araç olduğu da göz önünde bulundurularak şimdilik 1000,00 TL munzam zararın icra dosyasına ödeme yapıldığı tarih olan 25/5/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Tüketicinin korunması hakkında Kanun Md. 3/1-1 hükmü gereği davada görevli mahkeme tüketici mahkemeleri olup davanın görev yönünden reddine karar verilmesini, Davalı şirket yönünden yetkili yer mahkemesi İstanbul Mahkemeleri olup davanın yetki yönünden de reddine karar verilmesini. Huzurdaki davaya konu uyuşmazlığın -------- E. Sayılı dosyası ile kesin olarak hükme bağlandığını, sigortalının munzam zarar iddiası, sigorta ve tazminat hukukunun temel prensibi olan zarar tarihi itibariyle gerçek zararın karşılanması ilkesine aykırı olup müvekkil şirket yönünden ileri sürülen munzam zarar iddiasının haksız ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu, davalı şirketin yalnızca poliçe genel ve özel şartları gereği hasar araştırması gerçekleştirdiğini, ve talebin beyan yükümlülüğüne aykırılığını değerlendirerek talebinin red edildiğini, davacının hırsızlık iddiası kapsamında araştırma raporu alındığını, olup araştırmalar kapsamında hazırlanan Araştırma Raporu'nda aşağıdaki hususların tespit edildiğini, "---------- plakalı sigortalı aracın 28.03.2016 günü tahmini gece saatlerinde --------- Mahallesi-------- Sokak No:--------- --------- bulunan ikamet adresinin ön kısmında yer alan boş arazide park halinde iken çalınması ile ilgili olarak tarafımızdan yapılan araştırma ve incelemelerde; Sigortanın 01/08/2015-2016 vadeli devam eden poliçesi olduğu görülmüştür. Sigortalı araçta ---------- cihazı olmadığı, olaydan sonra herhangi bir ------- ve -------- geçiş kaydı olmadığı görülmüştür. Sigortalı araç üzerinde herhangi bir ağır hasar kaydı ve maddi hasarlı trafik kazasının olmadığı görülmüştür. Sigortalı aracın orijinal 2 adet anahtarları istenmiş, ancak tarafımıza tek anahtar (merkezi kilit sistemi olmayan) gösterilmiştir. Diğer -----------anahtar istenmiş, ancak ev taşıma esnasında kaybolduğu gerekçesi ile tarafımıza gösterilmemiştir. Sigortalı aracın ekteki tutanaklarda belirtildiği gibi çalınmadığı, orijinal anahtarının ortada olmaması sebebiyle, kontak anahtarı üzerinde çalınmış olabileceği kanaatine varılmış." şeklinde değerlendirmeler mevcut olduğunu, Anılı rapor dikkate alınarak davacının hasar başvurusunun reddine karar verildiğini, Davacı tarafından tazminat taleplerine, muacceliyet tarihinden itibaren işleyecek avans faizine hükmedilmesinin talep olduğunu, aracın ticari olarak kullanıldığına dair bir belge sunulmadığını beyan ederek Görev ve yetki itirazlarının kabulü ile öncelikle davanın görev ve yetki yönünden reddine, kesin hüküm itirazlarının kabulü ile davanın kesin hüküm gereği dava şartı yokluğu nedeniyle reddine, her halükarda sigortalının amir yasa ve genel şart hükümleri ile yerleşik Yargıtay içtihatlarına aykırı fiilleri sonucu usul ve yasaya uygun şekilde reddedilen başvurusu nedeniyle davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Hukuki Nitelendirme, Delillerin Değerlendirilmesi ve Netice:Dava, davacının borçlunun sigorta hukukundan kaynaklı borcunu zamanında ödememesi nedeniyle 6098 sayılı Yasanın "Aşkın zarar" başlıklı 122 nci maddesi gereğince tazminat isteminden ibarettirTensip doğrultusunda, hasar dosyası ve ilgili poliçeyi sigorta şirketinden, --------- plakalı aracın tescil kayıtlarını noterler birliğinden, --------- E.sayılı dava dosyasını ---------- sayılı takip dosyasını -----------İcra Müdürlüğünden, 1/6/2016 - 1/6/2022 tarihleri arasına ait ana harcama gruplarına dair aylık enflasyon oranları-------- ve ------- bankasından temin edilerek dosyamız arasına alınmıştır.Dolayısıyla uyuşmazlıkta irdelenecek olan husus, 6098 sayılı Yasanın 122 nci maddesi gereği munzam (aşkın) zararın şartlarının oluşup oluşmadığıdır.Mahkememizce, ön inceleme ile birlikte tahkikat aşamasına geçilerek dosya hesap uzmanı bilirkişiye tevdi edilmiştir; tanzim olunan 16/4/2024 tarihli raporda özetle, "Temerrüt ve ödeme tarihi dikkate alınarak, temerrüt tarihinden tahsil tarihine kadar geçen süredeki enflasyon verilerini gösterir Tefe, Üfe, altın, Usd, Euro ve asgari ücretteki değişimlere göre davacının 162.126,08 TL (195.791,45 - 23.655,37) munzam zararının oluştuğu,
Davacının munzam zarar ile ilgili talebinin 07.06.2023 tarihinde davalıya tebliğ edildiği, davacı tarafından verilen 8 günlük ödeme süresi dikkate alındığından, ilgili tutarın 15.06.2023 tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan talep edilebileceği" belirlemelerine yer verilmiştir.6098 sayılı Yasanın 122 nci maddesine göre, "Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür". Kanun söz konusu hükmü ile, alacaklının zarannın temerrüt faizinden fazla olması halinde, bu zararını borçludan talep etme imkânı tanımıştır. Borçlar Kanunu'nun bu hükmünde yer alan zarar doktrinde "munzam zarar" olarak adlandırılmaktadır. Buna göre, alacaklının malvarlığında iradesi dışında meydana gelen ve temerrüt faizinin üzerinde bulunan zarara munzam (ek) zarar denir. Zararın temerrüt faizinin üzerinde kalan kısmı munzam zaran oluşturur. Munzam zarann değişik şekilleri söz konusudur. Bunlar arasında en önemlisi; borçlunun temerrüdü tarihinden borcunu ödediği tarihe kadar, para değerindeki kaybın yasal temerrüt faizi oranından fazla olmasıdır.
Borçlunun temerrüde düşmesi halinde, munzam zarardan sorumlu tutulabilmesi için aşağıdaki şartların gerçekleşmesi gerekir;
- Borçlunun para borcunun ifasında temerrüde düşmüş olması
- Alacaklının munzam zararının bulunması
- Borçlunun kusuru
- Borçlunun temerrüdü ile munzam zarar arasında illiyet bağı
Anılı hükümde belirtilen şartlar irdelemek gerekirse; öncelikle madde ile para borçlarında temerrüde düşen borçlunun, munzam zarardan sorumluluğu düzenlenirken, borcun kaynağı belirtilmediğini ifade etmek gerekir. Bununla birlikte, hükmün bir borç ilişkisine uygulanabilmesi için borcun para borcu olması gerekir. Gerçekten de, munzam zarar, borçlunun ifada temerrüde düştüğü her türlü borç ilişkisinde değil, yalnız para borçlarında söz konusu olabilir. Munzam zararın tazmininde borcun, para borcu olması yeterli olup, kaynağı önemli değildir. Bu nedenle, borçlunun temerrüde düştüğü borç, sözleşme, haksız fiil, sebepsiz zenginleşme veya vekâletsiz iş görmeden doğmuş olabilir. Borçlunun munzam zararın tazmini ile yükümlü olması için onun temerrüde düşmüş olması gerekir.Bir borç ilişkisinde munzam zararın söz konusu olabilmesi için, alacaklının temerrüt faizinden fazla bir zararın ortaya çıkması gerekir. Buradaki zarar, alacaklının, borçlunun temerrüdü tarihinden fiilî ödeme gününe kadar geçen süre içerisindeki zararını kapsar. Munzam zararın düzenlendiği hüküm, hem kanunî temerrüt faizini hem de akdi temerrüt faizini kapsayacak şekilde kaleme alınmıştır. Madde, alacaklının temerrüt faiziyle karşılanmayan zararının tazminini öngördüğünden, munzam zararın hesabında temerrüt faizinin düşülmesi gerekir.Temerrüt faizi dışında bir zararın olduğunu iddia eden alacaklı, bunun varlığını ve miktarını ispat etmek zorundadır.
Munzam zararının tazmini için borçlunun kusurlu olması gerekir. Gerçekten de Borçlar Kanunu, yasal temerrüt faizi oranı bakımından kusur aramazken, munzam zararının tazmini için, borçlunun kusurlu olması şartını aramıştır. Borçluya bu sorumluluktan kurtuluş imkânı tanınmıştır. Borçlunun, alacaklının iddia ettiği munzam zararın tazmini yükümlülüğünden kurtulabilmesi için, hiçbir kusurunun olmadığını ispat etmesi gerekir. Başka bir deyişle munzam zararın tazmininde alacaklı borçlunun kusurlu olduğunu değil, borçlu kendisinin kusursuz olduğunu ispat etmek zorundadır. Borçlu temerrüt faizini aşan zararın doğmasında kusuru olmadığını ispat ettiği takdirde, söz konusu zararı tazmin yükümlülüğünden kurtulur
Munzam zararın tazmininin diğer bir şartı da, temerrüt faizini aşan zarar ile borçlunun temerrüdü arasında illiyet bağının bulunmasıdır. Buna göre, alacaklının uğradığını iddia ettiği temerrüt faizi dışındaki zarar ile borçlunun temerrüdü arasında illiyet bağının hiç bulunmaması veya salt mantıkî illiyetin bulunması halinde, borçlu, söz konusu zarardan sorumlu tutulamaz. Alacaklı, temerrüt faizini aşan zarar ile borçlunun temerrüdü arasında uygun illiyet bağının bulunduğunu bütün yönleriyle ispat etmek zorundadır
Yukarıda da belirtildiği gibi, munzam zarann varlığını ispat, böyle bir zararının olduğunu iddia eden alacaklı üzerindedir. Buna göre alacaklı, temerrüt faizini aşan zarannı, inanılır, kesin ve net bir şekilde ispat etmelidir. Bu sonuç doktrinde oybirliği ile kabul edilmektedir. Meselâ, alacaklı para alacağı zamanında ödense idi, elde edeceği para ile karşılayacağı bir ihtiyacı için temerrüt faizinden daha yüksek bir oranla başkasından ödünç almak zorunda kaldığını ispat etmelidir. Aynı sonuç alacaklının, vaktinde ifa edilmeyen borç yüzünden, kendi alacaklısına cezai şart ödediğini ispat etmesi halinde de geçerlidir.--------- ve-----------doktrininde, enflasyon nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalmaların, alacaklı bu yüzden bir zarara uğradığını somut olarak ispat etmediği sürece, munzam zarar olarak talep edilemeyeceği kabul edilmektedir.Doktrinde munzam zararın ispatı konusunda varılan sonuçlar yargı içtihatlarında da kabul edilmektedir. Hatta, Yargıtay kararlarında, munzam zararın ispatı konusunda çok titiz davranıldığı, bunun için alacaklının bazı somut olguları ispat etmesinin arandığı görülmektedir. Gerçekten de Hukuk Genel Kurulu, enflasyonu munzam zarar olarak kabul etmemektedir. Buna göre, 122 nci maddede yer alan munzam zararın tazmini için, varlığı ve miktarının alacaklı tarafından ispat edilmesi gerekir.Gerçekten de bu kararda aynen "... para değerinin ... enflasyon sonucu % 77,2 oranında düşmüş olduğu iddiası, davacının munzam zararı olarak kabul edilemez. ...Yalnız toptan eşya fiyat endeksine göre belirlenen enflasyon olgusu, para borçlarında alacaklının munzam zarara uğradığını ispata yeterli sayılamaz ..." ifadeleri yer almıştır. Aynı şekilde --------- bir içtihadına göre, bilirkişi raporunda en yüksek mevduat faizi oranına göre hesap yapılması ve mahkeme tarafından bu rapora göre tazminata hükmedilmesi yanlıştır. En yüksek mevduat faizi ile kanuni temerrüt faizi arasındaki farkın munzam zarar olarak istenmesi ve mahkeme tarafından bu miktarın hükmedilmesi mümkün değildir .Ülkede yüksek enflasyon bulunması munzam zararın varlığı için yeterli değildir. Her şeyden önce, ülkede yüksek enflasyonun bulunması, temerrüt faizi dışında bir zararının olduğunu ispat anlamına gelmez. Munzam zararda alacaklı, zararının, kendisine ödenen temerrüt faizinden fazla olduğunu ispat etmek zorundadır. Bu durum -------- bir kararında: "...Mücerret enflasyonun ya da bankalarda mevduat için ödenen faizin, temerrüt faizinden yüksek oranda olması munzam zararın gerçekleştiği ve kanıtlandığı anlamına gelmez. Burada davacının kanıtlaması gereken husus; enflasyon veya mevduat faizinin yüksekliği gibi genel olgular değil, kendisinin şahsen ve somut olarak geç ödemeden dolayı zarar gördüğü keyfiyetidir..." biçiminde açıkça ifade edilmiştir. Buna göre alacaklı, munzam zaran konusunda sadece yüksek enflasyona dayanmışsa, kendisinin uğradığı ve temerrüt faizi ile karşılanmayan zaran konusunda somut olgulan ispat etmiş değildir.Davacı, temerrüt faizi dışında bir zarannın olduğunu net, inanılır bir şekilde ispat edemediği, yani iddiasını sadece enflasyona dayandırdığı durumlarda, davacının ileri sürdüğü hakkı doğuran olgulara karşı tarafın (davalının) itiraz etmiş olması, onu yani davacıyı ispat yükünden kurtarmaz. Başka bir deyişle, karşı ispata girişmek veya hakkı doğuran olgulara itiraz etmek, ispat yükünün yer değiştirmesine neden olmaz.Öte yandan borçlunun para borçlarının ifasında temerrüde düşmesi halinde alacaklıya, başka bir hususu ispat etmeden enflasyon oranında munzam zararının tazminini talep edebileceğini kabul etmek hukuk tekniği bakımından da mümkün değildir. Çünkü, alacaklının somut olarak herhangi bir zarara uğradığını ispat etmeksizin enflasyon oranında bir zarara uğradığını kabul etmek, yasal temerrüt faizi oranını enflasyon oranına çıkarmak anlamına gelir ki, bu yetki sadece kanun koyucuya aittir.Son olarak belirmek gerekirki, yargılamadaki herhangi bir gecikmeden dolayı munzam zarar doğmaz. Başka bir deyişle, yargılamanın gecikmesi nedeniyle borçluya munzam zarar tazmin ettirilemez.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1.-Yasal şartları oluşmayan davanın REDDİNE,
2.-Alınması gerekli 427,60.-TL karar ve ilam harcının, davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 269,85.-TL peşin harç ve 2.752,00.-TL tamamlama harcı toplamı 3.021,85.-TL den mahsubu ile bakiye 2.594,25.-TL nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3.-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4.-Davalı tarafından yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
5.-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre belirlenen 25.940,00.-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
6.-Arabuluculuk sürecinde düzenlenmiş sarf kararında yer alan 3.120,00.-TL'nin 6325 Sayılı Kanunun 18/A maddesi uyarınca, davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
7.-Kararın kesinleşmesi halinde kullanılmayan gider avansının ilgili tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğden itibaren iki (2) hafta içerisinde --------- Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu. 02/07/2024