T.C. İstanbul Anadolu 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/255 Esas
KARAR NO: 2026/41
DAVA: Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ: 20/03/2025
KARAR TARİHİ: 15/01/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Yukarıda adı ve adresi yazılı davacı tarafından açılan hukuk davasının 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9. Maddesi gereğince Türk Milleti adına yargılama yapmaya görevli ve yetkili -------- Asliye Ticaret Mahkemesince yapılan yargılaması sonucunda aşağıda gerekçesi yazılı hükme ulaşılmıştır.
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesi özetle ; Müvekkil şirket ile davalı arasında oluşturulan --------- işçisi -------- tarafından ---------- Esas sayılı dosyası ile müvekkil şirket ve davalı aleyhine işçilik alacağı talepli olarak alacak davası ikame edildiğini, neticeten ---------- sayılı ilamı ile davanın kabulüne karar verildiğini, Akabinde işçi tarafından müvekkil şirket ve davalı aleyhine icra takibi açıldığını, müvekkil şirket tarafından haciz tehdidi altında icra dosyasına -------- İcra Müdürlüğü ---------- Esas sayılı dosyasına, 16.02.2024 tarihinde 28.062,21 TL ödendiğini, söz konusu bedelden fazla ödenmiş olan 947,38 TL iade alındığını, dosyanın infaz edildiğini, Buna göre neticeten ödenen 27.114,83 TL ödendiğini, huzurdaki dava ise konu kısmında belirtilmiş olan ödemelerin davalı ---------Ş.‘ye rücu edilerek tazmin edilmesi amacıyla ikame edildiğini,Taraflarınca her ne kadar ödemesi yapılan bedeller için dava şartı arabuluculuk başvurusu yapılmış, davalı taraf usulüne uygun şekilde arabulucu tarafından toplantıya davet olunmuş ve görüşme gerçekleşmişse de anlaşma sağlanamadığını, Hâl böyle iken, müvekkili şirket tarafından --------- İcra Müdürlüğü--------- Esas sayılı dosyasına, 16.02.2024 tarihinde ödenen 27.114,83 TL bedelin ödeme tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek olan ticari temerrüt faizi ile davalı taraftan rücuen tahsili talepli olarak huzurdaki alacak davasının ikame edilme zarureti hasıl olduğunu, adi ortaklık anlaşması uyarınca ödemesi yapılan tüm işçilik alacaklarından davalı tarafın sorumlu olduğunu, işbu sebeple müvekkili şirket tarafından ödenen bedellerin rücuen tazminine karar verilmesini talep ettiklerini,------- Esas sayılı dosyasından verilen Konkordato Kararının öncelikle yapılan istinaf incelemesi sonucunda kaldırıldığını akabinde ise -------- Esas sayılı dosyasından verilen karar ile konkordato tasdik edildiğini,, tedbirlerin kaldırıldığını ve konkordato komiserlerinin görevine son verildiğini, neticeten dosyanın Yargıtay incelemesi sonrasında kesinleştiğini, arz ve izah edildiği üzere,------- İcra Müdürlüğü --------- Esas sayılı dosyasına, 16.02.2024 tarihinde ödenen 27.114,83 TL bedelin ödeme tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek olan ticari temerrüt faizi ile davalıdan rücuen tahsiline karar verilmesini yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesi özetle ; taraflar arasında --------- Noterliği’nde düzenlenen adi ortaklık sözleşmesi ile --------- yapım işinin birlikte üstlenildiği, sözleşmenin daha sonra tadil edildiği ve adi ortaklığın hukuken sona ermediği, bu kapsamda aynı taraflar ve aynı dava konusuna ilişkin olarak --------Asliye Ticaret Mahkemesi’nde görülmekte olan dosya ile huzurdaki dava arasında açık bir hukuki ve fiili bağlantı bulunduğu, bu nedenle HMK 166. madde uyarınca dosyaların birleştirilmesinin zorunlu olduğunu, davacının iddialarının aksine adi ortaklığın feshedilmediği ve tasfiye edilmediği, projenin henüz tamamlanmadığı, buna rağmen davacının müvekkilin şantiyeye girişini engellediği ve 2018 yılı Eylül ayından itibaren sevk ve idare yetkilerini tek başına üstlendiğini kendi ihtarnameleriyle açıkça beyan ettiği, bu süreçten sonra işçilerin işe alınması, çalıştırılması ve işten çıkarılmasının tamamen davacının yönetiminde gerçekleştiği, dolayısıyla davacının kendi yönetiminde çalıştırdığı ve çıkardığı işçilere ödediği işçilik alacaklarını müvekkilden talep etmesinin hukuka aykırı olduğu, zira müvekkilinin işveren sıfatının fiilen ve hukuken ortadan kaldırıldığını, ayrıca Türk Borçlar Kanunu’nun adi ortaklığa ilişkin hükümleri gereğince yönetim yetkisinin haklı sebep olmaksızın kaldırılamayacağını, ancak davacının ihtarnameleriyle bu yetkiyi kendisine aldığını kabul ettiğini, buna rağmen sonradan müvekkili sorumlu tutmaya çalışmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, taraflar arasında imzalanan yazılı mutabakatla adi ortaklığın tasfiyesinin projenin tamamlanmasından sonraya bırakıldığının kararlaştırıldığı ve bu mutabakat yürürlükteyken davacının tasfiye öncesi alacak iddiasında bulunamayacağı, ayrıca davacının müvekkil şirkete ait muhasebe kayıtları, ticari defterler, belgeler ve şifreleri ele geçirerek erişimi engellediği, bu fiiller nedeniyle ceza soruşturması ve ceza davasının da derdest olduğu, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davacının iddia ettiği işçilik alacakları ve tazminat taleplerinin hukuki dayanağının bulunmadığı, müvekkilin davacıya karşı herhangi bir borcunun olmadığı ve davanın tamamen haksız olduğu ifade edilerek huzurdaki davanın reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE :Dava hukuki niteliği itibariyle; adi ortaklık sözleşmesinden doğan alacağın sorumlu olan taraftan tahsili için açılan alacak davasıdır.
Taraflarca delil olarak dayanılan, icra dosyaları, rücuen tazminat istemine ve dolayısıyla icra takiplerine dayanak--------Asliye Hukuk Mahkemesinin dosyaları, -------- E sayılı dosyası ve dava dışı işçilere ait --------- kayıtları celp edilmiş ve sunulan ihtarname suretleri, adi ortaklık sözleşmesi, tadil sözleşmesi ve mutabakat protokolü ve diğer deliller ile birlikte incelenmiştir. Dava konusu uyuşmazlık, davacı ile davalının oluşturduğu adi ortaklık bordrosunda çalışan dava dışı işçi --------- tarafından işçilik alacaklarının tahsili için açılan davalarda verilen hükümlere istinaden davacı tarafından yapılan ödemelerden davalının sorumlu olup olmadığı, sorumlu ise miktarı ile taraflar arasındaki adi ortaklığın devam edip etmediği, bu kapsamda davacının söz konusu işçilere yapmış olduğu ödemeyi davalıdan tahsili isteminde bulunup bulunmayacağı noktalarında toplanmaktadır.
Tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında "---------" yapım işine ilişkin ---------Noterliği'nin 01/08/2016 tarih ve ---------- yevmiye numarası ile tasdikli adi ortak sözleşmesi kurulduğu, akabinde söz konusu sözleşmenin aynı noterlikçe 18/11/2016 tarih ve ---------- yevmiye numaralı ek sözleşme ile tadil edildiği, her iki sözleşme kapsamında tarafların eşit oranda ortak olduğu ancak sözleşmeden doğan yükümlülüklerden davalının sorumlu olacağı yönünde anlaştıkları, projenin uygulanma sürecinde yaşanan aksaklıklara dayalı olarak davacı tarafından adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine ilişkin açılan dava verilen görevsizlik kararı sonrasında --------- Asliye Ticaret Mahkemesi'nde devam etmekteyken anılan mahkemece adi ortaklığa kayyım atandığı, yönetim yetkisinin kayyıma devredildiği, ihale eden tarafından projedeki eksikliklerin tamamlanması için yazılan yazılar sonucunda tarafların yeniden bir araya gelerek fesih için açılan davadan feragat edilerek adi ortaklığın devam ettirilmesi ve adi ortaklığın tüm yönetim ve yetkisinin davacı şirkete verilmesi, bunun yanında projenin kalan kısmının tamamlanması akabinde ortaklığın tasfiye edilmesi aşamasında tarafların hak ve yükümlülüklerinin değerlendirilmesi hususunda 17/07/2020 tarihli mutabakat protokolü tanzim edildiği, bu hususun TBK m.644 hükmüne uygun olduğu, aykırı hüküm içermediği, TBK m.639 hükmünce adi ortaklığın sona erme sebeplerinden birinin bulunmadığı gibi dava tarihi itibariyle de ortaklığın devam ettiği, tasfiye aşamasına girdiği yönünde de bir iddianın da bulunmadığı, dava dışı işçi tarafından açılan davada her iki tarafın da davalı olarak yer aldığı ve toplanan deliller kapsamında işçilik alacaklarının davacı tarafından ödenmiş ise de bir kişinin dava hakkına sahip olmasının dava açabilmesi için yeterli olmadığını, ortaklığın hala derdest olması ve anılan protokol hükümleri kapsamında ödenen tutarın ancak tasfiye sonrasında talep edilebileceği, davacının ortaklık derdest iken rücuen tazminine ilişkin dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı, kanaatine varılarak davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere :
1-Açılan davanın HMK m.114/1, h ve HMK m.115/2 hükümleri uyarınca hukuki yarar dava şartı noksanlığı yönünden usulden REDDİNE,
2-HARÇLAR
Alınması gerekli 732,00 TL harcın davacı tarafından dava açılışı sırasında yatırılan 615,40 TL harçtan mahsubu ile, eksik bakiye 116,60 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-VEKALET ÜCRETİ
Avukatlık asgari ücret tarifesine göre davalı vekili için takdir olunan 27.114,83 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-ARABULUCULUK ÜCRETİ
6325 Sayılı Kanunun 18/A maddesi gereği Arabuluculuk sürecinde düzenlenmiş sarf kararında yer alan 4.600,00 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
5-YARGILAMA GİDERLERİ
Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde talep halinde yatırana iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ----------- BAM nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 15/01/2026