T.C. İstanbul Anadolu 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/714 Esas
KARAR NO: 2025/512
DAVA: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 02/10/2024
KARAR TARİHİ: 03/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan itirazın iptali (eser sözleşmesinden kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında ----- tarihli sözleşme ile ------ alanda müvekkili tarafından yapılması planlanan davalı tarafından konser organizasyonu yapılacağının kararlaştırıldığını sözleşme bedeli olarak kararlaştırılan----- lirasının müvekkili şirket tarafından davalıya ---- aracılığıyla davalının hesabına gönderildiğini, davalının da müvekkili şirkete -------- numaralı faturayı kestiğini ancak planlanan konserin yoğun yağmur ve hava muhalefeti nedeniyle ertelenmesinin istenildiğini, erteleme talebine karşı davalı şirketin herhangi bir dönüş yapmadığını, konserin icra edilemediğini, müvekkili şirket tarafından -------- mücbir sebepler nedeniyle ----- tarihine ertelenmesi kararı alındığını bu hususun davalıya ve------ bildirildiğini, davalı tarafından iade edilmeyen avansın tahsili için başlatılan takibe davalı tarafça itiraz edildiğinden takibin durdurulduğunu, sonuç olarak; itirazın iptalini ve icra takibinin devamını, alacağın likit olması nedeni ile dosya alacağı üzerinden %20 den az olmamak kaydıyla müvekkiline ödenmek üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. Davalı şirkete dava dilekçesi ve ekleri 16/10/2024 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından yasal süresi içinde cevap dilekçesi sunulmadığından HMK md. 128 uyarınca, davadilekçesindeki vakıaların inkar edildiği kabul edilmiştir.Hukuki Nitelendirme, Delillerin Değerlendirilmesi ve NeticeDava, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında düzenlenen faturalardan kaynaklı alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.İtirazın iptali davası, takip borçlusunun ödeme emrine süresi içinde itiraz etmesi halinde, takibin devamını sağlamak amacıyla, takip alacaklısı tarafından 2004 sayılı Yasanın 67 nci maddesine göre, itirazın kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde açılan ve genel hükümler çerçevesinde incelenen bir eda davasıdır.Borçlunun itirazı, icra dairesi tarafından alacaklıya tebliğ edilmiş olmadıkça bir yıllık süre işlemeye başlamaz; yüksek mahkeme kararlarına göre alacaklı, itirazın kendisine tebliğinden önce de itirazın iptali davası açabilir ------- Alacaklı bir yıllık süresi içinde itirazın iptali davası açmaması halinde takip düşer ise de alacağı zamanaşımına uğramadığı sürece genel hükümlere göre alacağını dava edebilir.İspat yükünün -kural olarak- davacıda olduğu itirazın iptali davasında, alacaklı (normal bir alacak davasında olduğu gibi) alacağının varlığını usul muhakemesinde caiz olan her türlü delil ile ispat edebilir. Davanın reddi halinde, itiraz ile duran takip iptal edilmiş sayılır ve ilam kesin hüküm teşkil ettiğinden takip alacaklısı tarafından konusu aynı olan bir dava tekrar ikame edilemez.-------- esas sayılı dosyasının tetkikinde; davacı tarafından davalı aleyhine, asıl alacak ve faiz olmak üzere toplam 692.089,05 TL alacağın davalıdan tahili için ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalıya 14/08/2024 tarihinde tebliğ edildiği, davalının 13/08/2024 tarihinde borca itiraz dilekçesi sunulduğu, itiraz dilekçesinin davacı yana tebliğ edilmediği, davanın yasal bir yıllık süresi içerisinde açıldığı görülmüştür.Mahkememizce tensiple birlikte, dava/takip konusu icra dosyası dosyamız arasına alınmış, davacı tarafından taraflar arasında bulunan sözleşme, takip konusu faturalar ve ilgili kayıtların sunulması istenilmiştir.Ön inceleme duruşmasında, uyuşmazlığın, taraflar arasında imzalanan 14/8/2023 tarihli sözleşme nedeniyle davacı tarafından “avans” adıyla yapılan ödemenin iadesi şartlarının bulunup bulunmadığı, davalının takibe yaptığı itirazın haklı olup olmadığı, haklı ise inkâr tazminatı şartlarının bulunup bulunmadığı noktalarında toplandığı belirlenmiş, aynı celse tahkikat aşamasına geçilerek davacı tarafça delil olarak ticari defter ve kayıtların incelenmesi yönünde bilirkişi raporu alınması talep edildiğinden ve davacı şirketin adresi de gözetilerek öncelikle davacının 2023-2024 yılı ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için ----------- talimat yazılmasına, talimat evrakında ayrıntıların belirtilmesine ve özellikle davacı tarafından işbu davaya konu olarak yapılan ödemeler8 ile ilgili kayıtların yer alıp almadığı hususlarının mahkememizce resen seçilecek bir mali müşavir ile incelemesinin yapılması istenilmiştir. ------- talimat sayılı dosyadan temin edilen 16/05/2025 tarihli bilirkişi raporunda;"... Davacıya, davalı tarafınca 21.08.2023 tarihinde yapılan 500,000,00 TL ödemenin defter ve kayıtlara göre geri iade edilmediği tespit sonuç ve kanaatine varılmıştır. Davacı -------- Yevmiye ve Kebir defterlerinin Kağıt ortamında fiziki olarak tutulduğu TTK madde 64-66 ve VUK madde 220-226 uyarınca noter tasdiklerinin yasal süresinde ve usulüne uygun şekilde yaptırıldığı, ve 2024 yılına ait Yevmiye ve Kebir defterlerinin e-defter olarak tutulduğu ve e-defter beratlarının süresinde oluşturulduğu ve ----------- sistemine süresinde yüklendiği, ----- yılları ticari defterlerinin, ticari defter kayıt nizamının VUK madde 215-219 ve Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğleri hükümlerine ve usulüne uygun olduğu ticari defterlerin birbirini doğruladığı ve 6100 sayılı HMK'nin 222. Maddesi uyarınca açılış, kapanış tasdiklerinin usulüne uygun olduğu, defterlerin birbirini teyit eder nitelikte, usulüne uygun tutulduğu ve sahibi lehine delil olarak kabul edilebileceği" belirlemelerine yer verilmiştir.Sözleşmenin kuruluşundan sonra tarafların sözleşme ile düzenledikleri menfaatlerini etkileyen durumlarda değişiklik (“önemli değişiklik”) olabilir. Sözleşme içeriği (sözleşme muhtevası) ve önemli değişiklikler arasındaki uyumsuzluk sözleşme riski olarakadlandırılır----------- Maddi imkânsızlık niteliğinde olan ve Türk Hukuk Lûgatı’ndaki tanıma göre öngörülemeyen ve bunun sonucu olarak önlenemeyen, giderilmesi olanağı bulunmayan ve bir dış etkiden ileri gelen mücbir sebep (zorlayıcı neden) bir yönüyle sözleşme riski sorunudur. Zira, mücbir sebep sürekli nitelikteyse borcun ifası imkânsızlaşır ve borçlunun sorumlu olmadığı sonraki imkânsızlık ------meydana gelir -------- Bu hâlde taraflar arasında risk dağılımı yapılması gerekir. Bir başka deyişle, mücbir sebebin meydana getirdiği ifa imkânsızlığına kimin katlanacağı belirlenmelidir -----------------Mücbir sebebin en önemli unsuru kaçınılmazlık unsuruna değinmek gerekirse; mücbir sebep, mutlak ve kaçınılmaz olarak borcun ihlâline sebep olmalıdır. Kaçınılmazlık, objektif ve mutlak bir kavramdır. Sözleşmeye bağlılık ilkesine göre, sözleşmenin tarafları dürüstlük kuralı (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 2/1) gereği borçlarını ifa etmek için gerekli her tür çabayı göstermelidir. Mücbir sebepte, mevcut her türlü tedbirin alınmasına ve her türlü imkân ve araca rağmen mücbir sebebin doğurduğu sonuçlar önlenememektedir---------Mücbir sebebin varlığı için gereken diğer unsur olayın doğuracağı sonuçların öngörülemez olmasıdır. Bir olayın varlığı sözleşmenin kurulduğu sırada öngörülebiliyorsa ve buna rağmen sözleşmede gerçekleşmesi muhtemel o olaya ilişkin bir hüküm yoksa bunun riskini borçlu üstlenmiş demektir. Öngörülemezlik, sözleşmenin kurulduğu sıradaki durum esas alınarak belirlenir. Borçlu, sözleşmenin kurulduğu sırada olayın doğuracağı sonuçları öngörebiliyorsa mücbir sebebe dayanarak borcun ifasından kurtulamaz.Öngörülemez olay “oluşumuna ve biçimine nazaran hayatın normal akışından çıkması beklenebilecek tesadüfi olaylar sınırını açık bir şekilde aşan olay”, “ansızın gerçekleşen olay” olarak ifade edilebilir. Bu tanımlara göre, hayatın normal akışına göre gerçekleşmesi olağan olaylar mücbir sebep değildir."... Taraflar arasında gerçekleştirilen sözleşme, tacirler arası hizmet alım sözleşmesidir. Uyuşmazlığın çözümünde, öncelikle sözleşme hükümlerinin gözönünde tutulması gerekir. Sözleşmenin kurulması, 6098 sayılı TBK’nun 1.maddesinde, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamaları ile kurulacağı şeklinde tarif edilmiştir. Sözleşmenin yorumu, aynı yasanın 19.maddesinde düzenlenmiş ve bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradelerinin esas alınacağı ifadelerine yer verilmiştir. Bir Sözleşmenin uygulanmasında ve münferit hükümleri üzerinde uyuşmazlık çıkması halinde, bu hükümlerin o sözleşmenin bütünü içinde ve amacına göre yorumlanması gerekir. Somut olayda, sözleşmenin 4. maddesinde dava konusu edilen 7.000 TL yatırılan iş avansı olarak tanımlanmıştır. İktisadi anlamda avans, ilerde tahakkuk edecek ve ödenecek bir alacak için önceden yapılan ödeme olarak tanımlanmıştır. Ayrıca vaktinden önce yapılan bu ödemelerin daha sonra kesin hesaplaşma sırasında alacaktan indirileceği ve aradaki farkların ödeneceği belirtilmiştir. Bu anlamda iktisadi anlamdaki iş avansının 6098 sayılı TBK 177.maddede düzenlenen bağlanma parası -------benzer nitelikte olduğunun kabulü gerekecektir. Çünkü 177/2. fıkrada, aksine sözleşme veya yerel adet olmadıkça, bağlanma parasının esas alacaktan düşüleceği belirtilmiştir. Yani, davacının ödediği sözleşmedeki tanımlamada da ifade edildiği gibi iş avansı, ön ödemedir. Davacının mail yazısındaki milli yasın mücbir sebep olduğu anlaşılmaktadır. Ancak, taraflarca düzenlenen sözleşmenin mücbir sebeplere ilişkin 6.maddesinde, taraflara sözleşmeyi feshetme yetkisi verilmesine rağmen iş avansının iadesine dair bir düzenleme yapılmadığı gibi, davalı şirketin mücbir sebeplerden dolayı oluşabilecek olumsuzluklardan sorumlu tutulamayacağına yer verilmiştir. Sözleşmenin feshi ise 9. maddede düzenlenmiş, maddede davacı şirkete belli şartlarda sözleşmeyi feshetme hakkı tanınmış olmasına rağmen, bu takdirde davacının ön ödemeyi geri talep etmeyeceği açıkça düzenlenerek, bu şekilde davalının mağduriyetinin önüne geçilmek istendiği anlaşılmaktadır. Zira, basiretli hiçbir tacir bu şekilde bir risk üstlenerek aksine bir sözleşme yapmayacaktır. Çünkü, verilen hizmetin niteliği itibarıyla zaten organizatör davalı şirketin böyle bir ödemeyi peşin almasının işin doğası olduğu anlaşılmaktadır. Yukarıda ifade edildiği gibi, Sözleşmenin bütünü içinde ve amacına göre yorumlanması gerekir. Her iki tarafın serbest iradeleri ile düzenledikleri sözleşme hükümlerinin taraflar yönünden bağlayıcı olduğunu kabul etmek gerekir. Sözleşmenin feshi halinde, mücbir sebep ayrık tutulmaksızın yatırılan ön ödemenin davacı tarafından geri talep edilmeyeceği de zaten yoruma gerek kalmaksızın açıkça düzenlenmiştir.Açıklanan tüm nedenler, TBK’nun sözleşmeye ilişkin yasal düzenlemeleri ve özellikle taraflar arasında gerçekleştirilen sözleşme hükümleri uyarınca, davalıya peşin olarak verilen iş avansının, ön ödemenin, Sözleşmenin feshi halinde iadesi mümkün olmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerekmiştir" -------------Tüm dosya kapsamı birlikte diğerlendirildiğinde; uyuşmazlığın hava muhalefeti nedeniyle ertelenen konser için davacının avans ödemesi adı altında davalıya ödediği tutarın (sözleşme hükümleri çerçevesinde) iadesi şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği, ödemenin mahiyeti ve haklılık durumu noktalarında toplandığı, ödeme yapıldığı noktasında bir ihtilafın bulunmadığı anlaşılmaktadır. Konserin yapılacağı planan tarihlerde hava muhalefeti olması muhtemel ve tahmin edilebilir olacağından bu durum mücbir sebep sayılamaz. Dolayısıyla “yağış” mücbir sebep olmadığından ve sözleşmenin 3.i) ikinci paragrafı hükmüne göre “organizatörün kanunun belirlediği mücbir sebeplerden biri dışında herhangi bir sebeple konserin gerçekleştirilememesi hallerinde sözleşmeyi sona erdirme hakkına sahip olacağı” na ve “böyle bir durumda organizatörün, o tarihe kadar Rakun’a ödediği/ödemesi gereken bedelleri talep edemeyeceği” kararlaştırıldığından davacının anılı tutarı ödeme yükümlülüğünün bulunmadığı anlaşılmış ve davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Yasal şartları oluşmayan davanın REDDİNE,
2-HARÇLAR
Alınması gerekli 615,40 TL harcın davacı tarafından dava açılışı sırasında yatırılan 8.358,71 TL harçtan mahsubu ile, fazla yatırılan 7.743,31 TL'nin karar kesinleştikten sonra talep halinde davacıya iadesine,
3-VEKALET ÜCRETİ
Avukatlık asgari ücret tarifesine göre davalı için takdir olunan 107.813,36 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-ARABULUCULUK ÜCRETİ
Davadan önce gidilen arabuluculukta devletçe karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, bu nedenle bu miktar yönünden de harç gibi tahsil müzekkeresi hazırlanmasına,
5-YARGILAMA GİDERLERİ
a-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
b-Davalı tarafından sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
c-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğden itibaren ili (2) hafta içerisinde----------- Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu.03/07/2025