T.C. İstanbul Anadolu 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/230 Esas
KARAR NO: 2026/38
DAVA: Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ: 12/03/2025
KARAR TARİHİ: 15/01/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Yukarıda adı ve adresi yazılı davacı tarafından açılan hukuk davasının 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9. Maddesi gereğince Türk Milleti adına yargılama yapmaya görevli ve yetkili -------- Asliye Ticaret Mahkemesince yapılan yargılaması sonucunda aşağıda gerekçesi yazılı hükme ulaşılmıştır.
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesi özetle ; Müvekkile şirket ile davalı arasında oluşturulan --------- işçisi --------- tarafından ---------- Esas sayılı dosyası ile müvekkil şirket ve davalı aleyhine işçilik alacağı talepli olarak alacak davası ikame edildiğini, neticeten ---------- sayılı ilamı ile davanın kabulüne karar verildiğini, Akabinde işçi tarafından müvekkil şirket ve davalı aleyhine icra takibi açılmış olup müvekkil şirket tarafından haciz tehdidi altında ödeme yapıldığını, Huzurdaki dava ise konu kısmında belirtilmiş olan ödemenin davalı --------Ş.‘ye rücu edilerek tazmin edilmesi amacıyla ikame edildiğini, Taraflarınca her ne kadar ödemesi yapılan bedel için dava şartı arabuluculuk başvurusu yapılmış, davalı taraf usulüne uygun şekilde arabulucu tarafından toplantıya davet olunmuş ve görüşme gerçekleşmişse de anlaşmanın sağlanamadığını, Hâl böyle iken, müvekkil şirket tarafından Adi ortaklık işçisine 30.03.2023 tarihli protokol uyarınca, 04.04.2023 tarihinde ödenen 52.337,15 TL bedelin ödeme tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek ticari temerrüt faiziyle davalı taraftan rücuen tahsili talepli olarak huzurdaki alacak davasının ikame edilme zarureti hasıl olduğunu, adi ortaklık anlaşması uyarınca ödemesi yapılan tüm işçilik alacaklarından davalı tarafın sorumlu olduğunu, işbu sebeple müvekkili şirket tarafından ödenen bedellerin rücuen tazminine karar verilmesini talep ettiklerini,--------- Esas sayılı dosyasından verilen Konkordato Kararı öncelikle yapılan istinaf incelemesi sonucunda kaldırıldığını, akabinde ise ---------- Esas sayılı dosyasından verilen karar ile konkordatonun tasdik edildiğini, tedbirlerin kaldırıldığını ve konkordato komiserlerinin görevine son verildiğini, neticeten dosyanın Yargıtay incelemesi sonrasında kesinleştiğini, arz ve izah edildiği üzere, müvekkil şirket tarafından Adi ortaklık işçisine 30.03.2023 tarihli protokol uyarınca, 04.04.2023 tarihinde ödenen 52.337,15 TL bedelin ödeme tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek olan ticari temerrüt faizi ile davalıdan rücuen tahsiline karar verilmesini
YargılamaYargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini vekaleten arz ve talep ederiz.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesi özetle ; huzurdaki dava ile --------- E. sayılı dosyası arasında tarafların ve dava konusunun birebir aynı olduğunu, bu nedenle HMK’nın 166. maddesi uyarınca dosyaların birleştirilmesini talep ettiği, zira davaların aynı hukuki ilişkiden kaynaklandığını, verilecek kararların birbirini etkileyeceği ve bu durumun açık bir dava bağlantısı oluşturduğunu, davacı tarafın iddialarına değinilerek, taraflar arasında adi ortaklık sözleşmesi bulunduğu, bu ortaklık kapsamında çalışan -------- işçilik alacakları nedeniyle -------- Asliye Hukuk Mahkemesi’nde dava açtığını ve bu davanın kabul edilmesi üzerine davacı şirketin işçiyle anlaşarak ödeme yaptığını, ardından da bu bedelin ticari faiziyle birlikte davalı müvekkilden tahsilini talep ettiğini ancak davalı taraf bu taleplerin haksız olduğunu, zira davacının müvekkilin şantiyeye girişini engellediğini, projeyi tamamlamasını fiilen önlediğini ve ayrıca taraflar arasında yapılan yazılı mutabakattan bilinçli şekilde bahsetmediğini, taraflar arasında ---------- Noterliği’nde 01.08.2016 tarihinde adi ortaklık sözleşmesi imzalandığı, daha sonra 17.11.2016 tarihli tadil sözleşmesiyle bazı değişiklikler yapıldığı, sözleşmenin --------- İşine ilişkin olduğu ve işin büyük oranda tamamlanmasına rağmen davacı tarafın müvekkile ihtar göndererek projeyi bitirmesini talep ettiği, ardından ise adi ortaklığın tasfiyesine gidileceğini, bunun üzerine davacı tarafından adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi amacıyla dava açıldığını, dosyanın görev yönünden farklı mahkemelere gönderildiğini, ancak bu davanın kesinleşmediği ve adi ortaklığın halen ayakta olduğunu, ayrıca davacı şirketin 12 Eylül 2018 tarihli ihtarnamesiyle Türk Borçlar Kanunu’nun 629. maddesine dayanarak müvekkilinin adi ortaklıktaki tüm yönetim, sevk ve idare yetkilerini kaldırdığını, bundan sonra şantiyenin ve projenin tamamen davacı tarafından yürütüleceğini bildirdiğini, dolayısıyla bu tarihten sonra yapılan tüm işlemlerden, ödemelerden ve özellikle işçilik alacaklarından davalı müvekkilin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, Bu hususun ---------- kayıtlarından da teyit edilebileceği belirtilirken, davacının bugün huzurdaki davada, bizzat kendi üstlendiği yönetim döneminde yaptığı işçi ödemelerini müvekkile yüklemeye çalışmasının hukuka ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, adi ortaklık tasfiye edilmeden ve proje tamamlanmadan tarafların karşılıklı hak ve alacaklarının değerlendirilemeyeceği açıkça kararlaştırıldığı, nitekim projenin henüz tamamlanmadığı ve adi ortaklığın tasfiye edilmediği, bu nedenle davacının mevcut davayı açmasının sözleşmeye ve mutabakata aykırı olduğunun savunulduğu, bununla birlikte davacı şirketin, projeyi 2018 yılı Ekim ayından itibaren tek başına sevk ve idare ettiğini, masrafların, işçilik ve malzeme giderlerinin tamamen kendisine ait olduğunu kabul ettiğini, bu kabul karşılığında ise fesih ve tasfiye davasından feragat ettiğini, öte yandan davacı tarafın müvekkili şirkete ait şantiyeye erişimi engellediği, muhasebe kayıtlarını ve ticari defterleri aldırdığı, --------- ve muhasebe sistemlerine erişimi kestiği ve bu olaylar nedeniyle ceza soruşturması ve ceza davası açıldığını, tüm bu süreçler birlikte değerlendirildiğinde, davacının adi ortaklık ilişkisini fiilen sona erdiren ve yönetimi tamamen devralan taraf olduğunu, buna rağmen yaptığı ödemeleri müvekkilden talep etmesinin hukuki dayanağının bulunmadığını, sonuç olarak gerek adi ortaklık sözleşmesi hükümleri, gerek davacının kendi ihtarnamesiyle yönetim yetkisini devralmış olması, gerek taraflar arasında imzalanan mutabakat ve gerekse fesih ve tasfiye davasının kesinleşmemiş olması birlikte değerlendirildiğinde, davacının huzurdaki davada talep edebileceği herhangi bir alacağının bulunmadığı, bu nedenle davanın reddine ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesi gerektiği talep edilmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE :Dava hukuki niteliği itibariyle; adi ortaklık sözleşmesinden doğan alacağın sorumlu olan taraftan tahsili için açılan alacak davasıdır.
Taraflarca delil olarak dayanılan, icra dosyaları, rücuen tazminat istemine ve dolayısıyla icra takiplerine dayanak---------Asliye Hukuk Mahkemesinin dosyaları, -------- E sayılı dosyası ve dava dışı işçilere ait -------- kayıtları celp edilmiş ve sunulan ihtarname suretleri, adi ortaklık sözleşmesi, tadil sözleşmesi ve mutabakat protokolü ve diğer deliller ile birlikte incelenmiştir. Dava konusu uyuşmazlık, davacı ile davalının oluşturduğu adi ortaklık bordrosunda çalışan dava dışı işçi ---------- tarafından işçilik alacaklarının tahsili için açılan davalarda verilen hükümlere istinaden davacı tarafından yapılan ödemelerden davalının sorumlu olup olmadığı, sorumlu ise miktarı ile taraflar arasındaki adi ortaklığın devam edip etmediği, bu kapsamda davacının söz konusu işçilere yapmış olduğu ödemeyi davalıdan tahsili isteminde bulunup bulunmayacağı noktalarında toplanmaktadır.Tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında "---------" yapım işine ilişkin --------- Noterliği'nin 01/08/2016 tarih ve ---------- yevmiye numarası ile tasdikli adi ortak sözleşmesi kurulduğu, akabinde söz konusu sözleşmenin aynı noterlikçe 18/11/2016 tarih ve ---------- yevmiye numaralı ek sözleşme ile tadil edildiği, her iki sözleşme kapsamında tarafların eşit oranda ortak olduğu ancak sözleşmeden doğan yükümlülüklerden davalının sorumlu olacağı yönünde anlaştıkları, projenin uygulanma sürecinde yaşanan aksaklıklara dayalı olarak davacı tarafından adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine ilişkin açılan dava verilen görevsizlik kararı sonrasında ----------- Asliye Ticaret Mahkemesi'nde devam etmekteyken anılan mahkemece adi ortaklığa kayyım atandığı, yönetim yetkisinin kayyıma devredildiği, ihale eden tarafından projedeki eksikliklerin tamamlanması için yazılan yazılar sonucunda tarafların yeniden bir araya gelerek fesih için açılan davadan feragat edilerek adi ortaklığın devam ettirilmesi ve adi ortaklığın tüm yönetim ve yetkisinin davacı şirkete verilmesi, bunun yanında projenin kalan kısmının tamamlanması akabinde ortaklığın tasfiye edilmesi aşamasında tarafların hak ve yükümlülüklerinin değerlendirilmesi hususunda 17/07/2020 tarihli mutabakat protokolü tanzim edildiği, bu hususun TBK m.644 hükmüne uygun olduğu, aykırı hüküm içermediği, TBK m.639 hükmünce adi ortaklığın sona erme sebeplerinden birinin bulunmadığı gibi dava tarihi itibariyle de ortaklığın devam ettiği, tasfiye aşamasına girdiği yönünde de bir iddianın da bulunmadığı, dava dışı işçi tarafından açılan davada her iki tarafın da davalı olarak yer aldığı ve toplanan deliller kapsamında işçilik alacaklarının davacı tarafından ödenmiş ise de bir kişinin dava hakkına sahip olmasının dava açabilmesi için yeterli olmadığını, ortaklığın hala derdest olması ve anılan protokol hükümleri kapsamında ödenen tutarın ancak tasfiye sonrasında talep edilebileceği, davacının ortaklık derdest iken rücuen tazminine ilişkin dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı, kanaatine varılarak davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere :
1-Açılan davanın HMK m.114/1, h ve HMK m.115/2 hükümleri uyarınca hukuki yarar dava şartı noksanlığı yönünden usulden REDDİNE,
2-HARÇLAR
Alınması gerekli 732,00 TL harcın davacı tarafından dava açılışı sırasında yatırılan 893,79 TL harçtan mahsubu ile, artan 161,79 TL'nin karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine,
3-VEKALET ÜCRETİ
Avukatlık asgari ücret tarifesine göre davalı vekili için takdir olunan 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-ARABULUCULUK ÜCRETİ
6325 Sayılı Kanunun 18/A maddesi gereği Arabuluculuk sürecinde düzenlenmiş sarf kararında yer alan 4.600,00 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
5-YARGILAMA GİDERLERİ
Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde talep halinde yatırana iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ----------- BAM nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 15/01/2026