T.C. İstanbul Anadolu 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/642 Esas
KARAR NO : 2025/458
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 10/09/2024
KARAR TARİHİ : 19/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan tazminat (haksız fiilden kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı kişi tarafından yapılan ve davalı şirket tarafından yayınlanan haberler sebebiyle aslı bulunmayan iddialarla hedef gösterildiğini, davalı kişinin sunduğu davalı şirket tarafından yayınlanan 23.03.2024 tarihli ---------- isimli programda gazete başlıklarının değerlendirildiği bölümde --------- manşetleri okunurken ''rüşvet havuzu'' kuruldu iddialarıyla müvekkil şirketi zan altında bıraktığını, davalı kişi haberleştirdiği bu içerikle müvekkilinin itibarını karalamaya çalıştığını, kamuoyunu yanılttığını, davanını kabulünü, dava konusu haber kapsamında 100.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan haber tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak müvekkiline verilmesini, yargılama masrafı ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı --------- Şirketi ve davalı -------- vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu haberin yayınlandığı --------- Televizyon Kanalı'nın yayıncı şirketinin --------- Şirketi olduğunu, davanın "-------- Şirketi"ne karşı açılması gerekirken "--------- Şirketi"ne karşı açıldığını, bu nedenlerle, öncelikle davalı müvekkili --------- Şirketi'ne karşı açılan işbu davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesini talep ettiklerini, yazıda kamu yararının bulunduğunu, haberin objektif sınırlar içerisinde olduğunu, dava konusu yazının düşünce özgürlüğü ve haber alma hakkı kapsamında olduğunu, talep edilen tazminat miktarının fahiş olduğunu, sonuç olarak; öncelikle -------- Şirketi yönünden davanın husumet yokluğu sebebiyle reddini, açılan davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
Hukuki Nitelendirme, Delillerin Değerlendirilmesi ve NeticeDava, basın yoluyla kişilik haklarının ihlal edildiği iddiasına dayalı olarak açılan maddi tazminat davasıdır.
Davacı vekili dilekçesinde; davanın, davalı şirkete ait olan ---------- isimli haber kanalında 23.03.2024 tarihinde yayınlanan --------- isimli, sunuculuğunu davalı kişinin gerçekleştirdiği programda müvekkili şirketin adını kullanarak yapılan gerçek dışı, müvekkilinin manevi haklarını ve ticari itibarını toplum nezdinde rencide eden açıklamalar dolayısıyla 100.000,00 (yüz bin) Türk Lirası manevi tazminatın 23.03.2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi talebi hakkında olduğunu belirtmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesi gereğince kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat talep edebilir
İfade özgürlüğü, haber ve bilgilere, başkalarının fikirlerine serbestçe ulaşabilme, düşünce, tavır ve kanaatlerinden dolayı kınanmama ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilme, anlatabilme, savunabilme, başkalarına aktarabilme ve yayabilme imkânlarına sahip olma anlamlarına gelir. Düşüncelerin her türlü araçla açıklanması, açıklanan düşünceye paydaş sağlanması, düşünceyi gerçekleştirme ve bu konuda başkalarını ikna çabaları ve bu çabaların hoşgörüyle karşılanması çoğulcu demokratik düzenin gereklerindendir. Dolayısıyla toplumsal ve siyasal çoğulculuğu sağlamak, her türlü düşüncenin barışçıl bir şekilde ve serbestçe ifadesine bağlıdır. Bu itibarla düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü demokrasinin işleyişi için hayati önemdedirİfade özgürlüğü; Aynı zamanda demokratik toplumun temelini oluşturan, toplumun ilerlemesi ve bireyin gelişmesi için gerekli temel unsurlardan olup bu özgürlük, sadece toplum tarafından kabul gören, zararsız veya ilgisiz kabul edilen bilgi ve fikirler için değil; incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerlidir. İfade özgürlüğü; Yokluğu hâlinde demokratik bir toplumdan söz edemeyeceğimiz çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereğidir
Ancak belirtmek gerekir ki ifade açıklama özgürlüğü sınırsız değildir. İfade özgürlüğünün, kişilerin itibarına zarar verecek boyuta ulaşmaması gerekir. Bu gereklilik, temel hak ve hürriyetlerin; kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva ettiğini belirten Anayasa'nın 12. maddesinin ikinci fıkrasından doğan bir zorunluluktur. Bu itibarla, Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci fıkrasına göre ifade özgürlüğünün sınırlandırılma sebeplerinden biri de başkalarının şeref ve itibarının korunmasıdır. Davalının dava konusu paylaşımda davacı hakkında sarf ettiği söz ve ifadelerin, ifade özgürlüğünün sınırlarını aştığını tespit ederken mahkemece ortaya konulan gerekçenin, bu özgürlüğü sınırlamak için yeterli ve ilgili olmasının yanında, ifade özgürlüğüne getirilecek sınırlamanın, demokratik bir toplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacın karşılanması amacına yönelik, ölçülü, orantılı ve istisnai nitelikte olması gerekir. Buna göre, ifade özgürlüğüne yapılan bir müdahale, zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa ya da zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamakla birlikte orantılı değil ise demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun bir müdahale olarak değerlendirilemezİfade özgürlüğünün sınırı, kişilerin şeref ve itibarının korunması hakkıdır. Çatışan bu iki hak arasında dengeleme yapılırken öncelikle dava konusu paylaşımın davacıya ilişkin bölümünün, kamuoyunu ilgilendiren ve kamunun yararına ilişkin bir tartışmaya katkı sağlayıp sağlamadığına bakılmalıdır.Ön inceleme duruşmasında uyuşmazlığın; ilgili görsel kayıtlarda geçen ifadelerin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında kalıp kalmadığı, davacının kişilik haklarına saldırı mahiyetinde olup olmadığı, manevi zarardan kaynaklı tazminat talebinin yerinde olup olmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmakla aynı celsede tahkikata geçilerek dosyaya sunulu görsel kayıtların (video-fotoğraf vs.) yazıya aktarılması ve çözümlemesinin yapılması için dosyanın ilgili uzman bilirkişiye tevdiine, rapor alınmasına karar verilmiştir.
Göresel kaydın bilirkişi tarafından dökümü yapılmış metinde;"... olmuyor bu işler bedava olmuyor, bedava olmuyor, bakın efendim işte --------- kirli para organizasyonu diyor ---------, değil mi? bu gazetenin sermayesi kirli para, sermayesi kirli para, 630 milyon dolarlık rüşvet havuzu kuruldu bu gazete alınırken, kalyon grubu tarafından alınırken, 630 milyon dolarlık rüşvet havuzu kuruldu ve devletle iş yapan firmalar, yüzer milyon dolar attılar, hani şu eserleri yapanlar var ya cumhurbaşkanı diyor ya eserler diyor köprüler yollar işte tüneller, o yolları yapanlar yüzer milyon dolar attılar, peki o yüzer milyon dolarlar nereden çıktı, ihalelerden çıktı geri aldılar, geri aldılar sonra, o işi yapan 100 milyon dolarları atanlara -------- bir bölümü bir bölümüne verildi bir bölümü diğerlerine verildi ve hiçbir zaman bu paralar yok olmadı, geri geldi bir şekilde, geri geldi, hatta on müteahhitlerden bir tanesi --------- en çok kazanan mütahitlerden o yıllarda o yıllarda kredilimitesi yoktu, Yani düşüktü 100 milyon doları yoktu gitti -------- Bankası'ndan rüşvet kredisi çekti ve onu götürdü rüşvet havuzuna yatırdı ve bu gazete alındı, yani şimdi kalkmış kirli para organizasyonu diyor kirli para sizin temeliniz de var temelinizde, Bütçenizde var her şeyiniz de var hangi kirli paradan bahsediyorsunuz, 630 milyar milyon doların neresi temizdi, Düpedüz rüşvetti, Hangi savcı araştırdı ----------- gitmiş ---------- oğlu, İfade vermiş verecekler tabi çünkü söyleyecek sözleri var niye kaçsınlar, Ortada bir alım satım var zaten" ibareleri yer almaktadır.Tüm dosya kapsamı, denetime ve hüküm tesisine elverişli olduğu değerlendirilen bilirkişi raporları göz önünde bulundurulduğunda; "---------- tarafından alınırken, 630 milyon dolarlık rüşvet havuzu kuruldu ve devletle iş yapan firmalar, yüzer milyon dolar attılar" şeklindeki söz ve ifadelerde matufiyetin bulunmadığı, doğrudan davacıya yönelik ve davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olmadığı anlaşıldığından yasal şartları oluşmayan davanın reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın yasal şartları oluşmadığından REDDİNE,
2-HARÇLAR
Alınması gerekli 615,40 TL harcın davacı tarafından dava açılışı sırasında yatırılan 1.707,75 TL harçtan mahsubu ile, fazla yatırılan 1.092,35 TL'nin karar kesinleştikten sonra talep halinde davacıya iadesine,
3-VEKALET ÜCRETİ
Avukatlık asgari ücret tarifesine göre davalılar için takdir olunan 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-ARABULUCULUK ÜCRETİ
Davadan önce gidilen arabuluculukta devletçe karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, bu nedenle bu miktar yönünden de harç gibi tahsil müzekkeresi hazırlanmasına,
5-YARGILAMA GİDERLERİ
a-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
b-Davalılardan ------- Şirketi tarafından sarf edilen 500,00 TL posta ücretinin davacıdan alınarak davalı --------- Şirketine verilmesine,
c-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğden itibaren iki (2) hafta içerisinde ---------- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu.19/06/2025