T.C. İstanbul Anadolu 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/144
KARAR NO : 2026/679
DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 01/03/2023
DAVA : Haksız Rekabetin Tespiti ve Meni, Manevi Tazminat
DAVA TARİHİ : 01/03/2023
KARAR TARİHİ : 01/07/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
ASIL DAVA
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesi özetle ; davacının 2006 yılından bu yana GSM, sabit hat operatörleri, TV ve radyo kanalları, servis sağlayıcıları gibi müşterilerine kule hizmeti sunduğu, Avrupa’nın 3. Büyük kule operatörü olduğu, davalının ---- gazetesinde yayımlanan haberlerle davacıyı kötülediği, söz konusu haberlerden 16.02.2023 tarihli olanda ----taleplerini reddettiği, ilgili düzenlemenin iptali için -----dava açtığı, ---- BTK onayı olmadan---- ile kuleleri bilanço dışına çıkardığı gibi iddialara yer verildiği, 21.02.2023 tarihli haberde davacının sektörde haksız rekabet oluşturacak eylemlerde bulunduğu, davalı-- yazılarındaki iddiaları ulusal televizyon kanallarında da dile getirdiği, davalının ---- bağlı şirketleri hakkında da yalan beyanlar içeren yazılar kaleme aldığı, 28.12.2022 tarihli “---’- -başlıklı yazıda ----ticari faaliyetlerini kötüleyici ifadeler kullandığı, 16.09.2022 tarihli “---- ithal ürün dayatması” başlıklı yazıda yine davacının kötülendiği, 30.09.2022 tarihli ---başlıklı yazıda davacının ticari faaliyetlerinin kötülendiği, 20.10.2022 tarihli---- istasyonu kullanılmasının önüne geçmek için usulsüzlükler yaptığı, 11.11.2022 tarihli “--- ve ----” başlıklı yazıda benzer şekilde davacının kötülendiği, 16.02.2023 tarihli ---- kanalında yayımlann ---- isimli programda bu iddiaların yinelendiği, iddiaların gerçeği yansıtmadığı ve bu itibarla haksız rekabet teşkil ettiği ileri sürülerek haksız rekabetin tespiti, men’i ve manevi tazminat talebinde bulunulmuştur.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesi özetle ; haberlerde yer alan bilgi ve yorumların, telekomünikasyon sektörünün hem özel hem de devlet ayağının depremdeki başarısızlığına ve sebeplerine ilişkin olduğu, 6 Şubat’ta yaşanan depremde felaketinde, GSM şirketlerinin haftalarca iletişimi sağlayamadığı, kurdukları alt yapını tamamen çöktüğü, yaşanacak felaketlere ilişkin hiçbir tedbir alınmadığının ortay acıktığı, afet sonrasında dahi GSM şirketlerinin iletişimi sağlamak için işbirliği içinde bulunmadığı konularının ele alındığı, davacının bu yorumların salt kendisine yönelikmiş gibi algıladığı, davaya konu haberlerde yer alan yorumların tüm sektöre yönelik olduğu, mevzuattaki eksiklikleri gideremeyen, ulusal dolaşım protokolünü düzenleyemeyen, gerekli denetimleri yapamayan kamu otoritelerine, BTK’ya ve Bakanlığa yönelik eleştirilere yer verildiği, bu eleştirilerin sadece davalı tarafından değil, birçok kişi tarafından da farklı mecralarda dile getirildiği, nitekim GSM operatörlerinin bu konudaki zafiyeti nedeniyle BTK tarafından soruşturma açıldığı, yapılan haberlerin bilgilendirme kapsamında yer aldığı, Sayıştay’ın denetim raporu ve diğer GSM operatörlerinin açıklamaları göz önünde bulundurulduğunda yazıların hukuka uygun olduğunun ortaya çıkacağı, pazardaki diğer GSM operatörlerinin yöneticilerinin de davacıya sağlanan asimetrik rekabet ortamından ve hukukun dolanılması sonucunu doğuran eylemlerden duydukları sıkıntıları dile getirdiği, davalının yaptığı haberin Sayıştay raporundaki ve diğer GSM operatörlerinin açıklamalarına dayanan bir haber olduğu, davaya konu yayınlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde güncel, doğru ve kamu yararını taşıyan ölçülü yayınlar olması sebebiyle hukuka uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi talep edilmiştir.
BİRLEŞEN DAVA
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesi özetle ; davalıya ait internet sitesinde davacı hakkında haberler yaptığı, bu haberlerde davacı şirketin kötülendiği, söz konusu haberlerden 14.02.2023 ve 16.02.2023 tarihli haberde davacının --- anlaşması ile ilgili düzenlemenin iptali için BTK’ya dava açtığı ve deprem esnasında --- için almış olduğu tavrın işbirliğine engel olduğu iddialarına yer verildiği, sadece davacı tarafından değil --) tarafından ilk olarak davanın açıldığı, bu davada alınan kararın ---- tarafından açılan davada kullanılarak karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, haberde yer alan iptal kararının ----- tarafından açılan davada alınan karar olduğu, kesinleşmiş mahkeme kararları mevcut olduğundan hukuka aykırı bir durumun da mevcut olmadığı, ulusal roaming ile ilgili yapılan haberlerde kafa karışıklığı yaşatılarak davacının kötülendiği, 21.02.2023 tarihli haberde ----- haksız rekabete neden olduğu usulsüz işlemler yaptığı iddialarına yer verildiği, , 28.12.2022 tarihli “------ ticari faaliyetlerini kötüleyici ifadeler kullandığı, 16.09.2022 tarihli “----- ithal ürün dayatması” başlıklı yazıda yine davacının kötülendiği, 30.09.2022 tarihli ----başlıklı yazıda davacının ticari faaliyetlerinin kötülendiği, 20.10.2022 tarihli “----neden başarılı olamadı?” başlıklı yazıda-----baz istasyonu kullanılmasının önüne geçmek için usulsüzlükler yaptığı, 11.11.2022 tarihli ---- başlıklı yazıda benzer şekilde davacının kötülendiği, 16.02.2023 tarihli ---- kanalında yayımlanan ---- isimli programda bu iddiaların yinelendiği, iddiaların gerçeği yansıtmadığı ve bu itibarla haksız rekabet teşkil ettiği ileri sürülerek haksız rekabetin tespiti, men’i ve manevi tazminat talebinde bulunulmuştur.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesi özetle ; haberlerde yer alan bilgi ve yorumların, telekomünikasyon sektörünün hem özel hem de devlet ayağının depremdeki başarısızlığına ve sebeplerine ilişkin olduğu, 6 Şubat’ta yaşanan depremde felaketinde, GSM şirketlerinin haftalarca iletişimi sağlayamadığı, kurdukları alt yapını tamamen çöktüğü, yaşanacak felaketlere ilişkin hiçbir tedbir alınmadığının ortay acıktığı, afet sonrasında dahi GSM şirketlerinin iletişimi sağlamak için işbirliği içinde bulunmadığı konularının ele alındığı, davacının bu yorumların salt kendisine yönelikmiş gibi algıladığı, davaya konu haberlerde yer alan yorumların tüm sektöre yönelik olduğu, mevzuattaki eksiklikleri gideremeyen, ulusal dolaşım protokolünü düzenleyemeyen, gerekli denetimleri yapamayan kamu otoritelerine, BTK’ya ve Bakanlığa yönelik eleştirilere yer verildiği, bu eleştirilerin sadece davalı tarafından değil, birçok kişi tarafından da farklı mecralarda dile getirildiği, nitekim GSM operatörlerinin bu konudaki zafiyeti nedeniyle BTK tarafından soruşturma açıldığı, yapılan haberlerin bilgilendirme kapsamında yer aldığı, Sayıştay’ın denetim raporu ve diğer GSM operatörlerinin açıklamaları göz önünde bulundurulduğunda yazıların hukuka uygun olduğunun ortaya çıkacağı, pazardaki diğer GSM operatörlerinin yöneticilerinin de davacıya sağlanan asimetrik rekabet ortamından ve hukukun dolanılması sonucunu doğuran eylemlerden duydukları sıkıntıları dile getirdiği, davalının yaptığı haberin Sayıştay raporundaki ve diğer GSM operatörlerinin açıklamalarına dayanan bir haber olduğu, davaya konu yayınlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde güncel, doğru ve kamu yararını taşıyan ölçülü yayınlar olması sebebiyle hukuka uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi talep edilmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE :
Asıl dava ve birleşen dava; haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve manevi tazminatın tahsili talebine ilişkindir.Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları resen belirlenerek, kanıtlar toplanmak ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle sonuçlandırılmıştır.
Düzenlenen bilirkişi raporu gerekçeli ve denetime elverişli bulunmakla hükme esas alınmıştır.
Bu itibarla toplanan deliller, mahkememizce benimsenen bilirkişi raporu ve bilirkişi ek rapor, tarafların iddia ve savunmaları, takip dosyası hep birlikte değerlendirildiğinde;
---- Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ---- Esas sayılı dosyasının Mahkememiz dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiş olup yargılamaya işbu dava üzerinden devam edilmiştir.
TTK m.54/2’de bir davranış veya ticari uygulamanın haksız rekabete neden olup olmadığının tespitinde istifade edilebilecek genel ilke ortaya konmuştur. Bu hükme göre, rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır.
Kanun koyucu TTK m.54/2’de genel ilkeyi belirledikten sonra TTK m.55’te başlıca haksız rekabet hallerini örnekleyici şekilde saymıştır. Bir davranış veya ticari uygulama TTK m.55’te sayılan hallerden birisinin kapsamına giriyorsa haksız rekabet teşkil eder; bu davranış veya ticari uygulama için TTK m.54/2’ye göre ayrıca bir inceleme yapılması gerekmez.
Somut olayda davacı, davalı tarafından yapılan haberlerin TTK m. 55/1,a-1 hükmü uyarınca kötüleme haksız rekabet eylemini oluşturduğunu ileri sürmektedir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 55’de sayılan haksız rekabet hallerinden olan kötüleme hükümde “a) Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar ve özellikle; 1. Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek…” şeklinde tanımlanmaktadır.
İlgili açıklamanın hangi vasıtayla yapıldığının bir önemi bulunmaz. Dolayısıyla açıklamanın sözlü, yazılı veya internet ortamında yapılması, açıklamanın haksız rekabet teşkil etmesini önlemeyecektir. Bununla birlikte ilgili açıklamanın tüm piyasa katılımcıları tarafından algılanabilir olması, rekabet ortamını etkileme imkanına sahip olması gerekmektedir.
Bir açıklamanın yanıltıcı veya gereksiz yere incitici olup olmadığının tespitinde ise kullanılacak ölçüt, açıklamanın orta yetenekteki olağan muhatabının algılama şeklidir. Haksız ve Ticari Uygulamalar Yönetmeliği’nin 4. Maddesi ile “j) Ortalama tüketici: Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden, tüketici işlemi ya da tüketiciye yönelik uygulamaların her aşamasında makul düzeyde bilgiye sahip olan gerçek veya tüzel kişiyi,” şeklinde ortalama tüketici tanımı getirilmiştir. Buradan hareketle, makul düzeyde bilgiye sahip tüketicinin algısı ölçüt olarak kabul edilecektir.
Haksız rekabet hukuku rekabet piyasasının katılımcılarının kötüleme teşkil eden açıklamalara karşı korurken 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 28 ise basın yayın kuruluşlarına bu bağlamda geniş bir özgürlük alanı bahşetmekte ve basın özgürlüğünü güvence altına almaktadır. Kötüleme suretiyle haksız rekabetin basın yayın yoluyla işlenmesinin esasen yanıltıcılık veya gereksiz yere inciticilik noktasında toplandığı görülmektedir.
Basın hürriyeti Anayasa m. 28’de düzenlenmekle birlikte sınırlandırılabilir bir hak olması dolayısıyla sınırlama sebepleri “Basın hürriyetinin sınırlanmasında, Anayasanın 26 ve 27 nci maddeleri hükümleri uygulanır.” Şeklinde gösterilmiştir. Buradan hareketle Anayasanın 26. Maddesinin 2. Fıkrası “Bu hürriyetlerin kullanılması, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir.” şeklinde düzenlenmiştir.
Davaya konu yazılar incelendiğinde bunların, ---- merkezli depremde yaşanan iletişim sıkıntıları, Yerli ve milli baz istasyonu projesi kapsamında kurulan ---- şirketinin desteklenmediği yönündeki eleştirilerden oluştuğu görülmektedir. Bu yönüyle haberlerin kamu yararı ve toplumsal ilgiyi haiz güncel konulardan oluştuğu düşünülmektedir.
Somut olayda, davalı tarafça ileri sürülen eleştiriler sadece davacıya yöneltilmemiş olmakla birlikte, sektörün en büyük GSM operatörü olduğu belirtilen -- ve onun iştiraki olan ---eleştirilerin odağında olduğu açıktır. Davalı taraf özellikle---- yapılması planlanan ihale süreciyle ilgili davacı ---’ yönelik eleştirilerde bulunarak bunun üzerinden----baz istasyonlarında yerliliği desteklemediği iddia edilmiştir. Ayrıca davacının nihai olarak devlete ait olan alt yapı yatırımlarının halka arz edilmesinin de hukuka uygun olmadığına yönelik eleştirilerde bulunduğu görülmektedir.
Davalı tarafından yapılan haberlerin içerik itibariyle ---- projesinin desteklenmemesi ve hatta ----- tarafından kötülenmesi çevresinde toplandığı görülmektedir. Davalı ---- projesinin destek görememesinden sadece davacıyı sorumlu tutmamakta diğer GSM operatörleri ile bürokrasinin de gereken desteği vermediğini iddia etmektedir. Elbette ----- sektördeki konumu itibariyle bu eleştirilere en fazla maruz kaldığı görülmektedir. Davalı tarafından yapılan haber içeriklerinde bir takım bilgilere yer verildiği, bunların bir kısmının davalının kişisel düşünce ve çıkarımlarını yansıttığı, bir kısmının ise somut olayların aktarımından ibaret olduğu görülmektedir. Davalı taraf bu bilgilerden hareketle---- kimi davranış ve kararlarını eleştirerek, baz istasyonlarının yerlileşmesine yeterli desteği vermediği sonucuna varmaktadır. ---- sektörün öncü kuruluşu olması, bunun yanında --- şirketin halka açık olmayan kısmının en büyük ortağı konumunda olması, davalının haberlerinde ısrarla üzerinde durduğu yerli ve milli baz istasyonu projesine destek vermediği iddialarının merkezine oturmaktadır. Bu itibarla davalının belirli bir konuya parmak basmak kamuoyunun dikkatini çekme amacında olduğu, Davacı ---- bu özel konumu itibariyle, kendisine yöneltilen eleştiriler bakımından daha geniş bir yorum yapılması gerektiği, açıklanan nedenlerle, haksız rekabet hukuku boyutuyla davalı tarafından yapılan haberlerin eleştiri sınırları içinde kalabileceği,
Kaldı ki yapılan teknik değerlendirmede; değerlendirmelerin tamamının açıkça gerçek dışı, teknik olarak imkânsız veya bütünüyle dayanaksız olmadığı, bununla birlikte, yazılarda yer alan her bir somut iddianın doğruluk derecesi, ancak ilgili döneme ait şebeke verileri, BTK kayıtları, operatörler arası protokoller ve saha performans kayıtlarıyla karşılaştırmalı olarak incelenmesi halinde kesin biçimde ortaya konulabileceği belirlenmiştir. Bu itibarla davaya konu haberlerdeki ifadelerin gerçeğe aykırı olduğu tespit edilemediği,
Dava konusu yazılarda kullanılan üslubun bazı bölümlerde sertleştiği, teknik bazı hususların gazetecilik diliyle sadeleştirildiği ve yer yer genelleyici ifadeler kullanıldığı,
Bununla birlikte, dosyada mevcut teknik ve sektörel bilgiler çerçevesinde, yazılarda dile getirilen ulusal roaming hazırlığı, afet döneminde operatörler arası koordinasyon, baz istasyonu/--- yapılanması, --- ve yerli/milli haberleşme teknolojileri konularındaki değerlendirmelerin tamamının açıkça gerçek dışı, teknik olarak imkânsız veya bütünüyle dayanaksız olduğu sonucuna varılamayacağı, Özellikle ulusal roaming bakımından, bu mekanizmanın teknik olarak mümkün olmakla birlikte önceden hazırlanmış, test edilmiş, düzenleyici kurum koordinasyonunda işletilebilir hale getirilmiş bir afet protokolü gerektirdiği; buna karşılık dosya kapsamındaki mevcut bilgiler itibarıyla 6 Şubat 2023 depremleri öncesinde tüm mobil işletmecileri kapsayan, sabit şebekeleri afet anında karşılıklı kullanıma açacak, ülke çapında uygulanabilir ve operasyonel olarak test edilmiş bir acil durum --- düzeninin bulunduğunun açık biçimde ortaya konulamadığı,
Bu nedenle, dava konusu yazılarda yer alan “afet ve acil durumlar için---- hazırlığı yapılmadığı” yönündeki eleştirinin teknik bakımdan bütünüyle mesnetsiz olduğunun söylenemeyeceği,
Sonuç olarak, yukarıda belirtilen teknik bilgiler ve dosyadaki mevcut veriler çerçevesinde; dava konusu yazılarda yer alan değerlendirmelerin, yer yer sertlik derecesi artmış ve gazetecilik diliyle sadeleştirilmiş olmakla birlikte, genel olarak kamuoyunu ilgilendiren afet haberleşmesi,- altyapı paylaşımı ve telekomünikasyon sektörünün düzenlenmesi konularına ilişkin gazetecilik faaliyeti kapsamında değerlendirilebilecek teknik ve sektörel görüş oldukları--- sektörün öncü kuruluşu olması, bunun yanında ---- şirketin halka açık olmayan kısmının en büyük ortağı konumunda olması sebebiyle özel bir konumunun bulunduğu, davacı ---- bu özel konumu itibariyle, kendisine yöneltilen eleştirilere daha tolerans göstermesi gerektiği, bu itibarla davalı tarafından yapılan haberlerin, bilirkişi raporunun teknik kısmında haberlerin tamamının açıkça gerçek dışı, teknik olarak imkânsız veya bütünüyle dayanaksız olmadığı, davalı ---- tarafından yazılan ve dava konusu edilen yazıların haksız rekabet hukuku boyutuyla eleştiri sınırları içinde kalabileceği, davalının bu eleştirilen karşısında toleranslı olması gerektiği, davalının objektif habercilik esaslarına ve meslek etiğine aykırı davrandığının tespit edilemediği, davacıların ticari itibarına ve kişilik haklarına saldırı niteliğinde olmadığı, haksız rekabet koşullarının oluşmadığı belirlenmekle asıl ve birleşen dava yönünden tüm taleplerin reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere :
1-ASIL ve BİRLEŞEN DAVANIN REDDİNE,
2-HARÇLAR
a-Asıl dava yönünden ; alınması gerekli 732,00 TL harcın davacı tarafından dava açılışı sırasında yatırılan 17.077,50 TL harçtan mahsubu ile, fazla yatırılan 16.345,50 TL'nin karar kesinleştikten sonra talep halinde davacıya iadesine,
b-Birleşen dava yönünden ; alınması gerekli 732,00 TL harcın davacı tarafından dava açılışı sırasında yatırılan 17.077,50 TL harçtan mahsubu ile, fazla yatırılan 16.345,50 TL'nin karar kesinleştikten sonra talep halinde davacıya iadesine,
3-VEKALET ÜCRETİ
a-Asıl dava yönünden ;Anayasa Mahkemesi'nin 25/12/2024 tarihli ---- sayılı kararı uyarınca davalı vekili lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
b-Birleşen dava yönünden ; Anayasa Mahkemesi'nin 25/12/2024 tarihli --- sayılı kararı uyarınca davalı vekili lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
4-YARGILAMA GİDERLERİ
a-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
b-Davalı tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,
c-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,Dair, hazır olan taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile ---- Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.