T.C. İstanbul Anadolu 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/925 Esas
KARAR NO : 2025/392
DAVA : Alacak (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 26/12/2023
KARAR TARİHİ : 22/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Yukarıda adı ve adresi yazılı davacı tarafından açılan hukuk davasının 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9. Maddesi gereğince Türk Milleti adına yargılama yapmaya görevli ve yetkili----------- Asliye Ticaret Mahkemesince yapılan yargılaması sonucunda aşağıda gerekçesi yazılı hükme ulaşılmıştır.
DAVA :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: ------------ Ve müvekkilinin ticaret yapan iki firma olduğunu, davalının müvekkilinden 2019 yılında nalbur malzemesi aldığını, ceza dosyasında fatura örnekleri bulunduğunu,------------ şirketiyle ortak iş aldığından faturaları bu firma üzerinde kesildiğini, davalının alış veriş için şahsi ve oğluna ait senetle verdiğini, 2019 yılı Haziran ayında 90.000 TL senet verdiğini, senetleri ödemediğini, bu kez kendisinin başka bir mal almak için o aşamada 10.000 TL 3 adet, 15.000 TL 1 adet senet verdiğini, bu aşamada da müvekkiline alacağını toplu ödeyeceğini söylediğini, ardından ödemediği gibi kumpas kurarak tefeci olarak müvekkiline geldiğini, 14.000 TL, 12.000 TL ve 8.500 TL aldığını, 7.500 TL 12 senedi zorla imzalattırdığını beyan ederek şikayetçi olduğunu, haksız şikayetin amacının tahsilden kaçıp borcu ödememek olduğunu, şikayet üzerine senetlere el konulduğunu ve 4 yıldan fazla süredir alacağını alamayan müvekkilinin savcılık ve ceza dosyalarıyla yıprandığını, mağdur olduğunu, dava seyrinde de alacaktan vazgeç bende şikayetten vazgeçeyim diyerek borcu sildirme peşinde olduğunu, davalının müvekkiline borcu olduğu halde, tehdit edildiği, tehditle senet alındığı, tefecilik yaptığı iddialarıyla dilekçeye ekli aramaya el koyma tutanaklarına göre alacak senetlerine el koydurduğunu, borcunu ödememek için iftira attığını, alacak senetlerine el konulduğunu, 31/01/2023 tarihinde ceza dosyasından beraat kararı verildiğini, müvekkilinin aklandığını, müvekkilinin çevresinde tefecilikten dolayı aşağılandığını ve ticaretinin ve kişiliğinin rencide edildiğini, tüm bu nedenlerle öncelikle --------- ----------- ada parselde kayıtlı halen adına kayıtlı gayrimenkulüne tedbir konulmasını, alacaklar dahil, suçlamadan dolayı esnaf olan müvekkilinin ekonomik zarar kaybı için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 90.000 TL alacağının dava tarihindeki gerçek değerinin tespitiyle şimdilik 90.000 TL alacağı hükmedilmesini ve olay tarihinden itibaren faiziyle birlikte tahsilini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı tarafa usulüne uygun tebligata rağmen cevap dilekçesi sunulmamıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE :Dava, davacının düzenlemiş olduğu bonolar sebebi ile alacak davasıdır.Mahkememizce; tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları resen belirlenerek; taraf vekillerinin vermiş olduğu dilekçeler, ibraz ettikleri tüm deliller, ----------- Esas sayılı dosyası, tüm kayıt ve belgeler tek tek incelenmiştir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nun 3. maddesi hükmüne göre bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılmazlar.Ticari davalar ise aynı Kanunun 4/1 maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanunu’nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez.Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nun 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nun 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nun 19/2.maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.6335 sayılı Türk Ticaret Kanunu İle Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 2. maddesi ile değişik TTK’nun 5/1. maddesinde, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın, asliye ticaret mahkemesinin tüm ticarî davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu belirtilmiştir. Buna göre, asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki hukuki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir. Bu nedenle, asliye ticaret mahkemesinin bakması gereken davalarda, asliye hukuk mahkemesi görevli sayılamaz. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olup mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtayca re'sen dikkate alınır. Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanun’un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı TTK'nun 5/4. maddesinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre, yargı çevresinde ayrı bir asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde, asliye hukuk mahkemelerine açılan davalarda görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmez.Görev hususu kamu düzenine ilişkin olup, dava şartı olması sebebiyle davanın her aşamasında mahkemece resen gözetilmesi gerekir. Mahkememizce görev husus öncelikli olarak incelenmiştir. Somut olayda tarafların gerçek kişi tacir olmadığı, gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığı, dava tarihi itibari ile işletme hesabına göre defter tuttukları Vergi Dairesi Müdürlüğü,------------ Ticaret Sicil Müdürlüğü ve -------------- Başkanlığı'nın müzekkere cevapları ile sabittir.
TTK 778(1)-h maddesi atfı ile uygulanması gereken TTK 749 maddesinde zamanaşımının vade tarihinden itibaren üç yıl olduğu, 750(1) madde de ise zamanaşımının dava açılması, takip talebinde bulunulması, davanın ihbar edilmesi veya alacağın iflas masasına bildirilmesiyle kesileceği, 751(2) maddede ise zamanışımı kesilince süresi aynı olan yeni bir zamanaşımı işlemeye başlayacağı düzenlenmiştir.Yapılan tüm bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere, davaya konu edilen bonoların tümünün davacı tarafından takibe konulmadığı, bu durumda takip ile zamanaşımının kesildiğinden bahsedilemeyeceği, kanunda zamanaşımını kesen diğer sebeplerinde eldeki somut davanın açılması haricinde bulunmadığı, bu durumda zamanaşımı araştırmasının tek başına dava tarihi baz alınarak yapılması gerektiği, eldeki davanın 26/12/2023 tarihinde açıldığı, alacağa dayanak bonolar incelendiğinde en erken vade tarihinin 08/01/2020 olduğu bu durumda dava tarihi itibarı ile tüm bonolar yönünden 3 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, bu hali ile davanın dayandığı bonoların kambiyo vasfını yitirdikleri, böylece davanın TTK.nun 4. maddesi kapsamında mutlak ticari dava olmadığı, dosyanın taraflarının da tacir olmadığı, bu nedenle davanın nispi ticari dava olarak da nitelenemeyeceği, buna göre davanın genel hükümlere göre Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından görülüp sonuçlandırılması gerektiği mahkememizce anlaşılmış ve tarafların tacir olmadığı, bu durumda mutlak yahut nispi ticari dava şartları sağlanmamakla genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesinin davaya bakmakla görevli olduğu mahkememizce değerlendirilmiş ve açılan davanın görev dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Göreve ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan HMK'nun 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca DAVANIN USULDEN REDDİNE,
2-Yasal sürede başvurulması halinde dosyanın görevli ----------- Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
3-HMK'nun 331/2 madde gereğince süresi içerisinde müracaat yapıldığı takdirde yargılama giderlerine gönderilen mahkemece dikkate alınmasına,
4-Kararın kesinleşmesinden itibaren HMK'nun 20/1-son cümle gereği dosyanın iki haftalık süre içerisinde görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin istenilmemesi halinde DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verilmesi için dosyanın yeniden ele alınmasına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ------------- BAM nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.22/05/2025