T.C. İstanbul Anadolu 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/810 Esas
KARAR NO : 2025/391
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 16/11/2023
KARAR TARİHİ : 22/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Yukarıda adı ve adresi yazılı davacı tarafından açılan hukuk davasının 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9. Maddesi gereğince Türk Milleti adına yargılama yapmaya görevli ve yetkili ----------- Asliye Ticaret Mahkemesince yapılan yargılaması sonucunda aşağıda gerekçesi yazılı hükme ulaşılmıştır.
DAVA :Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkilleri aleyhine---------İcra Dairesi ------------ E. sayılı dosyası ile 250.000-TL lik tutar için kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlatıldığını, icra takibi öncesinde ise ------------ No'lu dosyası ile müvekkillerinin mal varlığı üzerinde ihtiyati haciz kararı alındığını, bu ihtiyati haciz işlemine karşı taraflarınca itiraz edildiğini, takibe ve ihtiyati haciz talebine dayanak gösterilen senedin müvekkili tarafından, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 2019 senesinin sonu 2020 senesinin başında yapılan ticari işe (iskele kiralama) istinaden imzalı fakat boş olarak 2020 senesinde verildiğini, o tarihte müvekkili şirket tarafından davalı şirketçe kendilerine fatura edilen her bedelin ödendiğini ve tarafların karşılıklı olarak cari hesaplarını kapattıklarını, yani ihtiyati haciz kararının ve anılan icra takibinin dayanağı olarak sunulan bono suretiin, müvekkilleri ile alacaklı olduğunu iddia eden şirketin arasında 2020 senesinde yapılan işe istinaden boş olarak verilmiş, müvekkilleri tarafından alacaklı olduğunu iddia eden şirkete sunduğu işin karşılığı olan tüm bedelin ödendiğini ve taraflar arasındaki alacak verecek ilişkisi cari hesapların karşılıklı olarak mutabakat ile sona erdirildiğini, ancak o dönem alacaklı olduğunu iddia eden tarafın kötü niyetli olarak müvekkillerinin ödemelerini yapmasına rağmen sadece imzalı ancak içeriği boş olarak verilen bonoyu müvekkillerine teslim etmediğini, üzerinden 3 sene geçtikten sonra senedi hem meblağ hem de tarih bakımından kendi isteğine göre gerçek bir borçtan kaynaklanmayan bir şekilde doldurduğunu ve işleme koyduğunu, somut olay bakımından ise davalıların --------- D.İş sayını dosyasına sundukları dilekçede "Borçluların müvekkilleri olan şirkete borcundan dolayı 08.05.2023 vade tarihli 375.000-TL bedelli bono verdikleri" şeklinde beyanları olduğundan davalı yan zaten verilen bononun taraflar arasındaki borç ilişkisinden kaynaklı olarak verildiğini beyan ettiklerini, bono aslı üzerinde yaptırılacak yazı(mürekkep) incelemesi neticesinde takibe konu senet üzerindeki imzanın 2020 tarihinde atıldığı, bonoda yer alan diğer ibarelerin ise 2023 senesinde doldurulduğu, tarafların ticari defterleri üzerinde yapılacak incelemede ise taraflar arasında 2020 senesinden sonra bir ticari ilişki olmadığı, 2020 senesindeki ticari ilişki bakımından ise taraflar arasındaki cari hesapların kapatıldığı ve tüm borçların ödendiği ortaya çıkacağını, davalının bizzat bononun müvekkili şirketin davalı şirkete dair borcu nedeni ile verildiğine ilişkin mahkeme önünde ikrarı da bulunduğundan başkaca bir iddia ileri sürülmesinin mümkün olmadığını, arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, ancak anlaşma sağlanamadığını, bu nedenlerle İİK m.72 hükmü gereğince ihtiyati tedbir talebiplerinin kabulüyle, müvekkilinin mağdur olmaması ve geri dönülmez zararlara uğramaması için, açıkça kötü niyetli olarak başlatılan icra takibinde ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi hususunda tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların İİK 62/5 maddesi gereği imzalarını inkar etmediği gibi aksine senetteki imzalarını kabul ettiklerini, davacıların senedin ticari ilişkiye istinaden verildiğini ve bilahare ödendiğini, senetteki imza haricindeki kısımların da sonradan doldurulduğunu iddia ettiğini, bu iddiaları kabul etmediklerini, kaldı ki imzası inkar olunmayan senedin boş olan kısımlarının sonradan doldurulmasının hem TTK hem de Yargıtay'ca cevaz verilen bir durum olduğunu, davacıların müvekkiline olan borçlarını ödemediklerini, müvekkilinin davacılardan alacağı olduğunu, müvekkili şirketin inşaat iskelesi kiralama işi ile iştigal ettiğini, bu minvalde davacılar ile ''İskele Kiralama Sözleşmesi'' imzalandığını, bu sözleşmeye göre davacılara iskele malzemesinin teslim edileceğini, davacıların da bu malzemeleri kullanacağı, kullanma bedeli olarak aylık kira ödeyecek ve sonrasında da aldıkları şekilde müvekkiline aynen iade edeceklerini, muhtelif iskele malzemelerinin tutanaklarla teslim edildiğini, davacıların kendilerine imza mukabili teslim edilen bu malzemeleri kullanmasına rağmen kira bedelinin bir kısmını ödemediği gibi iade aşamasında bir kısmını iade etmediklerini, müvekkilinin iskele davalının elinde zayi olduğunu, müvekkilinin bu şekilde zarara uğradığını, müvekkilinin sözleşmeden kaynaklı hem kira alacağı, hem zayi olan iskele malzemesinin maddi değerinin hem de zayi olan bu iskele malzemesinin kiralanamamasından kaynaklı mahrum kaldığı kira alacağı oluştuğunu, ayrıca müvekkili şirket muhasebecilerinin maddi hatası sonucu davalıya ait sözleşmede imzalanan bedelin altında ücret hesaplaması yaptığından şirket zararı oluştuğunu, davalı şirketle yapılan görüşmelerde bu hususun dile getirildiğini ve davalı tarafından kabul edildiğini, yine bu süreçte iskelelerin demir malzemeden olması ve dolar kurundaki artış nedeni ile müvekkilinin zayi olan malzemeyi tekrar satın alıp yerine koyabilmesi noktasına kurdaki artış sebebi ile de zararı oluştuğunu, müvekkilinin bu yönden uğradığı zararın en az 50.000 TL olduğunu, vekilinin davacılardan 386.098,20 TL alacağı bulunduğunu, tüm bu nedenlerle haksız ve mesnetsiz davanın reddine, davacıların takip miktarının %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE :Dava, ----------- İcra Dairesi'nin ----------- Esas sayılı dosyasında takibe konu 375.000,00 TL bedelli bono nedeniyle davacıların davalıya borçlu olmadığının tespitine ilişkin menfi tespit davasıdır. Mahkememizce; tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları resen belirlenerek; taraf vekillerinin vermiş olduğu dilekçeler, ibraz ettikleri tüm deliller, ----------- İcra Müdürlüğü'nün ------------ Esas sayılı dosyası, tüm kayıt ve belgeler tek tek incelenmiştir.
----------- İcra Müdürlüğü'nün ------------ Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davalı tarafından davacılar aleyhine 250.000,00-TL'nin tahsiline yönelik icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davacılara 13/11/2023 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından 22/07/2020 tarihinde icra takibine itiraz edildiği, davanın yasal 1 yıllık süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde açılan davanın; davacıların dava konusu bonoların davalı ile yapmış oldukları iskele kiralama sözleşmesi çerçevesinde imzalı fakat boş olarak davalıya vermiş olduğu bono sebebi ile bononun anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğundan bahisle menfi tespit talepli olduğu , dava konusu bononun nakden düzenlendiği, davalı tarafından düzenleme nedeninin talil edilmediği, ispat yükünün davacılar üzerinde olduğu, dava konusu bononun miktarı itibariyle HMK'nun 201 maddesinde düzenlenen senede karşı senetle ispat kuralı gereğince davacıların bononun teminat amaçlı verildiği iddiasının senetle ispat etmesi gerektiği, 6102 Sayılı TTK'nun 778/2. Fıkra ve 680. Maddeleri gereği açığa bono düzenlenmesi mümkün olup, dava konusu bonoların anlaşmaya aykırı doldurulduğu yolundaki iddiasını da davacıların yazılı delille ispatlaması gerektiği ancak davacıların iddialarını yazılı belge ile kanıtlayamadığı, delilleri arasında yemin deliline dayanan davacıların yemin delilini de kullanmadıkları belirlenmekle kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Kanıtlanamayan davanın REDDİNE,
2-Davacının kötü niyeti ispat olunamamakla kötü niyet tazminatı talebinin reddine,
3-Alınması gerekli 615,40 TL harcın davacı tarafından yatırılan 4.269,38 TL peşin harç ve 2.150,00 TL tamamlama harcı toplamı 6.419,38 TL harçtan mahsubu ile arta kalan bakiye 5.803,98TL'nin karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine,
4-Avukatlık asgari ücret tarifesine göre davalı vekili için takdir olunan 60.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Arabuluculuk sürecinde düzenlenmiş sarf kararında yer alan 1.920,00 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
6-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı tarafından sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
8-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ----------- BAM nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 22/05/2025