T.C. İstanbul Anadolu 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/57 Esas
KARAR NO : 2025/340
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 21/01/2022
KARAR TARİHİ : 07/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA; Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ..., küçük ...'in annesi olup, gebelik takibi dava dışı Dr. ... tarafından yapıldığını, Dr. ...'ın Tıbbi Kötü Uygulama İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile 02.02.2021 -02.02.2022 tarihlerinde geçerli olmak üzere ---------- nolu davalı ... tarafından düzenlendiğini, sigortalı doktor gebelik takibinde davacı anneyi down sendromunu tespit eden testler, doğruluk oranları, alternatif tespit seçenekleri ve bunların reddedilmesi halinde başta down sendromu olmak üzere, ortaya çıkacak riskler konusunda usulünce aydınlatmayarak küçük ...'in down sendromlu olarak doğmasına sebebiyet verdiğini. oysa down sendromu gebelikte tespiti mümkün olan, tespiti halinde de 2827 SK'na göre gebeliğin sonlandırılmasına izin verilen bir özür olduğunu, sigortalı doktorun davacıları aydınlatmaması nedeniyle down sendromlu doğumdan sorumlu olduğu iddiasına dayandığını, davanın sigortalı doktorun davacıları aydınlatmaması sebebiyle down sendromlu doğumdan sorumlu olduğu iddiasına dayanmaktadır. --------- Hukuk Dairesi'nin bu konudaki ilke kararı; anomaliyi tespit imkanları konusunda aydınlatma yapılmamasının hekimin sorumluluğunu gerektirdiği ve aydınlatma konusunda da ispat yükünün davalı sigortacıya ait olduğu yönünde olduğunu, davalı eğer davacıları aydınlatılmış onayını aldığını ispat edemeyeceğini, davanın yasal dayanağının TTK'nun 1483. vd. düzenlenen “zorunlu sorumluluk sigortaları” olduğu ihtilafsız olduğunu, görev kamu düzenine ilişkin olup Yargıtay incelemesi dahil davanın her aşamasında resen dikkate alınır. Yukarıda sunulan -------- Esas ve yine --------H.D'nin ---------- Esas sayılı dosyaları da Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülen davalar olup 28/11/2019 tarihli bozma kararları kapsamında Yargıtay denetiminden geçtiğini, dava açılmadan önce, uyuşmazlığın dava şartı arabuluculuk kapsamında olması nedeniyle tarafımızca ----------- Arabuluculuk Bürosuna 10/12/2021 tarihinde müracaat edildiğini, Corona Virüs salgını sebebiyle telekonferans yöntemi ile arabuluculuk görüşmesi yapıldığını, ancak tarafların anlaşamadıklarını belirterek ... için 430.000 TL iş göremezlik ( bakıcı ücreti dahil maddi ) tazminat, 40.000 TL manevi tazminat, ... için 20.000 TL manevi tazminat, ... için 20.000 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 510.000 TL tazminatın 10.12.2021 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı süresinin 2 yıl olduğunu, süresinde açılmayan davanın zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini, Hekim - Hasta arasındaki ilişkiden doğduğu iddia edilen zarar gerekçesiyle, davanın doğrudan Sigorta Şirketine yöneltilmesi savunma hakkını kısıtlamakta ve hak ihlali teşkil ettiğini, davanın Sigorta Şirketine yöneltilmesine husumete ilişkin itirazları olduğunu, davanın sigortalı hekim ...'a ihbarını talep etiklerini, davanın sigortalı hekimin uygulamalarına istinaden davalı şirkete yöneltildiğini, davanın konusu ve hukuki menfaat ilişkisi gereği konunun aydınlatılması ve hukuki incelemenin isabetli yapılabilmesi için işbu davanın ilgili hekime ihbarı gerektiğini, davanın dava hekim uygulamalarında hata ve ihmal bulunduğu iddiası ile hekimin sigorta poliçesine istinaden doğrudan Sigorta Şirketine yöneltildiğinden 6100 Sayılı HMK m. 61/2 uyarınca dava neticesinden etkilenecek olan, dava konusu ile hukuki menfaat ilişkisi bulunan, Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanı olarak görev yapan sigortalı hekim ...'a davanın ihbarını talep ettiklerini, Dr. ...'ın ameliyat/doğum tarihi olan 19.05.2018 tarihinde tıbbi kötü uygulamaya ilişki zorunlu mali sorumluluk poliçesi bulunmadığını belirterek davanın reddine karar erilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE; Dava; tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesine dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları resen belirlenerek, kanıtlar toplanmak suretiyle sonuçlandırılmıştır.Bu itibarla toplanan deliller, tarafların iddia ve savunmaları, hep birlikte değerlendirildiğinde;20.07.2010 yürürlük tarihli Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin ZMMS Sigortası Genel Şartlarında; " bu sigorta poliçesinin 1219 sayılı kanunun Ek 12. Maddesi çerçevesinde, serbest yada kamu veya özel sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışan tabipler, diş tabipleri ve tıpta azmanlık mevzuatına göre uzman olanların poliçe kapsamındaki mesleki faaliyeti ifa ederken, sözleşme tarihinden önceki on yıllık dönemdeki veya sözleşme süresi içinde mesleki faaliyeti nedeniyle verdiği zararlara bağlı olarak, sözleşme süresi içinde kendisine yapılan tazminat taleplerine, bu taleple bağlantılı yargı gideri ile faize ve sigortalı aleyhine ileri sürülen tazminat talebine ilişkin makul giderlere karşı poliçe limiti dahilinde teminat sağlayacağı, ancak on yıllık dönemin başlangıcının 30.07.2009'u geçemeyeceği ve bir aydan fazla sigortasız kalınan dönemlerde meydana gelen olaylara bağlı olarak sigortalı dönemlerde yapılan ihbarlar için sigorta korumasının bulunmadığı " düzenlenmiştir. 02.02.2021 - 2022 tarihlerini kapsayan sigortalı ..., " Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile davalı ...Ş'nin ihbar olunan sigortalı ...'ın lehine sigorta teminatı verdiği görülmüştür. 20.07.2010 yürürlük tarihli Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin ZMMS Sigortası Genel Şartlarının B.5. maddesinde; zarar görenin uğradığı zararın sigorta bedeline kadar olan kısmının tazminini doğrudan sigortacıdan isteyebileceği açıkça hüküm altına alınmış olmakla davacılar tarafından doğrudan davalı ... şirketine karşı iş bu dava açılmıştır. " Hekim ile hasta arasındaki ilişki vekalet akdi mahiyetinde olup, 6098 Sayılı Kanun'un 502 nci ve devamı maddeleri uyarınca , vekil vekalet görevine konu işi görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı işlemlerin, eylemlerin ve davranışların özenli olmayışından doğan zararlardan dolayı sorumludur. Vekilin sorumluluğu, genel olarak işçinin sorumluluğuna ilişkin kurallara bağlıdır. Vekil işçi gibi özenle davranmak zorunda olup en hafif kusurundan bile sorumludur. O nedenle doktorun meslek alanı içinde olan bütün kusurları, hafif de olsa sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir. Doktor, hastasının zarar görmemesi için mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumun gerektirdiği önlemleri eksiksiz biçimde almak, uygun tedaviyi de yine gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır. Asgari düzeyde dahi olsa bir tereddüt doğuran durumlarda bu tereddütünü ortadan kaldıracak araştırmalar yapmak ve bu arada da koruyucu tedbirleri almakla yükümlüdür. Gerçekten de müvekkil ( hasta) , mesleki bir iş gören doktor olan vekilden tedavinin bütün aşamalarında titiz bir ihtimam ve dikkat göstermesini beklemek hakkına sahiptir. Gereken özeni göstermeyen vekil, 6098 Sayılı Kanun'un 510 uncu maddesinin birinci fıkrası hükmü uyarınca vekaleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır. Tüm bu hususlar birlikte gözetilerek Mahkememizce sigortalı doktorun meslek ve sanatı arasındaki ihmal ile davacı küçüğün down sendromlu doğması arasında nedensellik bağının bulunup bulunmadığı, dava dışı doktorun mesleki bakımdan yeterli olup olmadığı, küçüğün down sendromlu olup olmadığının tespiti bakımından gerekli testlerin yapılıp yapılmadığı, yapıldı ise sonuçları ve bu sonuçların doktor tarafından ne şekilde değerlendirildiği, hekimin bilgilendirme sorumluluğunu ne şekilde yerine getirdiğinin, kusurunun bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi" için ---------- Kurulundan rapor alınmıştır.
Düzenlenen 17.03.2025 tarihli rapor ile; "Kişinin 23.11.2017 tarihinde ---------- Hastanesinde yapılan muayenesinde son adet tarihine göre 11 hafta 6 günlük gebe olduğu, NT: 1,4, burun kemiği izlendiği, down sendromu için ikili test istendiği, PAPP-A değeri 186.0, MoM değeri 0.19 olduğu, down sendromu: risk oranı: 1/1310, sınır değer: 1/250 olduğu, down sendromu ve trizomi 18/13 risk değerlerinin sınır değerlerin altında olduğu, kişinin 21.12.2017 tarihinde son adet tarihine göre 15 hafta 6 günlük gebe olduğu, 4 lü tarama testi istendiği, down sendromu risk değerlerinin (1/128) sınır değerlerin (1/270) üzerinde olduğu, 15.01.2018 tarihli başvurusunda 4 lü testte down sendromu riski yüksek olan kişiye amniyosentez önerildiği anlaşılmakla;
Genel tıbbi bilgiye göre vücut hücrelerindeki kromozom sayısındaki fazlalıktan kaynaklanan genetik bir anormallik olan Down Sendromunda tarama testlerinin --------- tarafından uygulanması zorunlu bir tetkik olarak bildirilmediği, bu testlerin tarama niteliğinde olduğu, risk değerlendirmesi yapılan bu testler ile doğacak bebekte ‘Down Sendromu vardır veya yoktur’ şeklinde kesin bir sonuca gitmenin mümkün olmadığı, tarama testlerinde annenin yaşı, hormonal değerleri rutin gebelik takiplerinin yapıldığı anlaşılan --------- Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniğinde düzenlenen tıbbi belgelerde; ilgili hekim tarafından 23.11.2017 tarihinde ikili ve 21.12.2017 tarihinde dörtlü tarama testinin yaptırıldığı, dörtlü test sonucunda Down Sendromu riskinin yüksek olması sonrası kişiye amniyosentez önerilmesinin tıbben uygun olduğu, taraf ifadelerinden kişinin amniyosentez yaptırmadığının anlaşıldığı, dolayısıyla; Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanı Dr. ...’ın eylemlerinin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu" belirtilmiştir.
Dava dışı ihbar olunan sigortalı ...'ın davacı ...'in gebelik izlemesi sırasında kusur atfedilecek bir özen ve ihmal eksikliğinin olmadığı, davacı ...'in down sendromlu olarak dünyaya gelmesine yönelik takip ve doğum sürecinde bir kusurunun bulunmadığı belirlenmekle koşulları oluşmayan maddi ve manevi tazminat davasının reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-KANITLANAMAYAN MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT DAVASININ REDDİNE,
2-KARAR HARCI
Maddi tazminat davası yönünden alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcının ve manevi tazminat davası yönünden alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcının 1.741,91 TL 'lık bölümü dava açılırken peşin olarak alınmış olduğundan ayrıca karar harcı alınmasına yer olmadığına, fazla alınan 511,11 TL'nin karar kesinleştiğinde ve istem halinde davacı tarafa yada yetkili vekillerine iadesine,
3-AVUKATLIK ÜCRETİ,
a-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/4 madde hükmü gereğince maddi tazminat davası yönünden davalı yararına belirlenen 30.000 TL maktu avukatlık ücretinin davacılardan tahsili ile davalı tarafa verilmesine,
b-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10/3 madde hükmü gereğince manevi tazminat davası yönünden davalı yararına belirlenen 30.000 TL maktu avukatlık ücretinin davacılardan tahsili ile davalı tarafa verilmesine,
5-DİĞER YARGILAMA GİDERLERİ,
a-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına,
b-Davalı tarafından yapılan 378,80 TL yargılama gideri ile 60,80 TL vekaletname harcının davacılardan tahsili ile davalı tarafa verilmesine,
c-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider ve delil avanslarının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
6-ARABULUCULUK ÜCRETİ
6325 Sayılı Kanunun 18/A maddesi gereği Arabuluculuk sürecinde düzenlenmiş sarf kararında yer alan 1.600,00 TL'nin davacılardan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Dair, hazır olan davacı vekili ve ihbar olunan------------ vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile --------- Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 07/05/2025