T.C. İstanbul Anadolu 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/305 Esas
KARAR NO: 2025/137
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 10/06/2021
KARAR TARİHİ: 27/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Yukarıda adı ve adresi yazılı davacı tarafından açılan hukuk davasının 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9. Maddesi gereğince Türk Milleti adına yargılama yapmaya görevli ve yetkili --------- Asliye Ticaret Mahkemesince yapılan yargılaması sonucunda aşağıda gerekçesi yazılı hükme ulaşılmıştır.
DAVA :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: 08.03.2020 günü saat 07:10 sıralarında sürücü -----------, sevk ve idaresindeki ------------, plakalı kamyoneti ile ----------- istikametinden ----------- istikametine seyrederken kilometre otuz ikiye ------------ önüne geldiğinde direksiyon hakimiyetini kaybetmek sureti ile aracının ön kısımlarını kaldırıma çarparak kaldırım arkasında park halinde bulunan ----------- plakalı çekicinin sol kupa ve tekerlek kısmına çarparak ileri savrulması neticesinde yine kaldırım arkasında bulunan --------- plakalı kamyonun da arka tampon ve kasa kısımlarına ön kupa kısımlarını çarpması neticesinde, --------- plakalı araçta yolcu konumunda bulunan müvekkilinin de yaralanmasına neden olan, çok araçlı, yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, olayla ilgili olarak kaza mahallinde görevli memurlarca tutulan kaza tespit tutanağına göre işbu kazanın oluşumunda --------- plakalı araç sürücüsü --------- asli, tek ve en kusurlu olduğu tespit edildiğini, aynı olayla ilgili olarak ----------- Sor esası ile soruşturma başlatıldığını ve şikayet olmaması ile -------- Esas nurharası ile kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğini, işbu kaza neticesinde, müvekkilinin malul kalacak derecede yaralandığını, müvekkilinin sağ femur şaft kırığının olduğu tespit edildiğini, kaza tarihinde cari Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik uyarınca ----------- Başkanlığı'nca 05.03.2021 tarihinde düzenlenen raporda, müvekkilinin %12 oranında sürekli iş göremezlik halinde bulunduğu, 6 ay boyunca geçici iş göremezliğinin bulunduğu ve 30 gün süre boyunca da bakıma muhtaç olduğu tespit edildiğini, olaya karışan--------- plakalı aracın trafik poliçesi davalı ----------Ş. tarafından yaptırıldığını, Başvuru tarihi itibarıyla davalı şirket, kaza tarihinde geçerli poliçe limiti ve kusur nispetinde hükmedilecek tazminattan sorumlu olduğunu, tüm bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla iş göremezlik tazminatı olarak HMK 107 anlamında şimdilik 10.000 TL geçici iş göremezlik tazminatı olarak, HMK 107 anlamında 500,00 TL; bakıma muhtaç olduğu süre zarfında hasıl olan bakıcı gideri olarak HMK 107 anlamında şimdilik 500,00 TL ve Adli tıp masrafı olarak 1.200,00 TL olmak üzere şimdilik toplam 12.200,00 TL. maddi tazminatın davalı -----------Ş'den tahsili ile müvekkile verilmesine, hükmedilecek tazminatlara davalı tarafa yapılan başvuru tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, tüm yargılama giderleri ile ücret-i vekaletin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;öncelikle usule ilişkin yetki, işbölümü, zamanaşımı, hak düşürücü süre, görev, hukuki yarar ve dava şartı yokluğu yönünden itirazları olduğunu, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 97. maddesinde yapılan değişiklik ile trafik sigortalarına ilişkin açılacak maddi tazminat davalarına ilişkin düzenlemeler yapıldığını, yeni düzenlemeye göre zarar görenlerin doğrudan dava açma hakkı ortadan kaldırılmış; dava öncesinde sigorta kuruluşuna başvuru zorunluluğu getirildiğini, oysaki yapılan hasar başvurusunda genel şartlar gereği sunulması zorunlu evraklar sunulmadığını, davacının tetkik ve tedavisine ilişkin tıbbi bilgiler baz alınarak yapılan değerlendirmelerde sağlık kurulu raporunda bildirilen arazlar ile trafik kazası arasında nedensellik bağının kurulabilmesine yönelik olarak somut delil niteliğinde hiçbir tıbbi belge ya da raporun sunulmaması nedeniyle müvekkili şirketçe başvuru sahibine ödeme yapılamadığını, dolayısı ile davacı tarafından yapılmış geçerli bir başvuru söz konusu olmayıp, mahkeme huzurunda ikame edilen davanın başkaca hiçbir incelemeye gerek duyulmaksızın reddi gerektiğini, esasa ilişkin olarak davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte; müvekkili şirket, karayolları trafik kanunu’nun 91. maddesi ve zorunlu mali mesuliyet sigortası (ZMMS) uyarınca, sigortalısının kusuru ile 3. şahıslara verdiği zararı poliçe teminat limiti ile sınırlı olmak üzere tazmin etmekle mükellef olduğunu, müvekkilinin Geçici iş göremezlik giderleri ve geçici iş göremezlik dönemine tabi geçici bakıcı tazminat talepleri 01.06.2015 tarihli Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları gereği teminat dışı olduğunu, söz konusu Genel Şartlar'ın yürürlüğe girmesi itibariyle geçici iş göremezlik tazminat talepleri tedavi giderleri kapsamında olup; 6111 sayılı yasa uyarınca müvekkili Şirketin’in tedavi giderleri ve geçici iş göremezlik talepleri nedeniyle herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, tüm bu nedenlerle, öncelikle gerekçeli itirazları dikkate alınarak mahkeme nezdinde görülen olan haksız ve hukuka aykırı davanın usulden reddine, bu talepleri kabul görmemesi halinde yapılan yargılama sonucu esastan reddine, harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE : Dava, trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle, olaya sebebiyet veren aracın ZMMS sigortacısına yönelik açılan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkememizce; tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları resen belirlenerek; taraf vekillerinin vermiş olduğu dilekçeler, ibraz ettikleri tüm deliller, kusur ve maluliyet raporları, tüm kayıt ve belgeler tek tek incelenmiştir.Dava öncelikle ---------- Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılmış mahkemece yetkisizlik kararı verilerek dosya mahkememizin esasına tevzi olunmuştur.6100 sayılı HMK'nın genel yetkiyi düzenleyen 6/1.maddesinde, genel yetkili mahkemenin davalı gerçek veya düzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğu, 7. Maddesinde davalı birden fazla ise davanın, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabileceği, ancak dava sebebine göre kanunda davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme belirtilmişse, davaya o yer mahkemesinde bakılacağı, birden fazla davalının bulunduğu hallerde, davanın davalılardan birini sırf kendi yerleşim yeri mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amacıyla açıldığı deliller veya belirtilerle anlaşılırsa, mahkemenin ilgili davalının itirazı üzerine, onun hakkındaki davayı ayırarak yetkisilik kararı vereceği, aynı Yasa'nın 16.maddesinde haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesinin de yetkili olduğu, haksız fiilin işlendiği yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesinin de yetkili olduğu, diğer taraftan 2918 sayılı KTK'nun 110. Maddesi ve ZMSS Genel Şartlarının C.7.maddesi ile de motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davaların sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği düzenlenmiştir. Bir davada birden fazla genel ve özel yetkili mahkeme vars,a davacı bu mahkemelerden birinde dava açmak hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. Davacı, davasını bu genel ve özel yetkili mahkemelerden hiçbirinde açmaz ve yetkisiz bir mahkemede açarsa o zaman seçme hakkı davalıya geçer. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; uyuşmazlığın davalı sigorta şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacının uğradığı zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olduğu, 6100 sayılı Kanun’un “Genel yetkili mahkeme” başlıklı 6 ıncı maddesinin birinci fıkrası şöyledir:“Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir.” 6100 sayılı Kanun'un “Davalının birden fazla olması hâlinde yetki” başlıklı 7 nci maddesinin birinci fıkrası şöyledir:“Davalı birden fazla ise dava, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir. Ancak, dava sebebine göre kanunda, davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme belirtilmişse, davaya o yer mahkemesinde bakılır.”6100 sayılı Kanun’un “Haksız fiilden doğan davalarda yetki” başlıklı 16 ncı maddesi şöyledir:“Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir.”2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun “Görevli ve yetkili mahkeme” başlıklı 110 uncu maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:
“Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir.”Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın “Sigortacıya Başvuru ve Yetkili Mahkeme” başlıklı C.7. maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:“Sigortacının başvuru tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi kısmen veya tamamen karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde ya da tazminat tutarında anlaşma sağlanamadığı hallerde sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinde, kazanın meydana geldiği yer mahkemesinde ya da zarar görenin ikametgâhının bulunduğu yer mahkemesinde dava açılabileceği gibi uyuşmazlığın çözümü için ---------- da başvurulabilir.Kesin yetki halinin bulunmadığı ve birden fazla yetkili mahkemenin bulunduğu hallerde yetkili mahkemeyi seçme hakkının davacıda olduğu, eğer davacı kesin yetki kuralının bulunmadığı bir davayı yetkisiz bir mahkemede açmışsa bu kez seçme hakkının itiraz eden davalıya geçeceği ve davalının bildirdiği yetkili mahkemede davanın görüleceği, dosya kapsamında dava konusu uyuşmazlıkta kesin yetki halinin bulunmadığı hususunda ihtilaf olmadığı, haksız fiilin işlendiği kazanın ----------- ilçesinde meydana geldiği, davalı şirketin merkezinin ------------ olduğu, sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yerin ----------- olduğu, zarar gören davacının adresinin de ----------- olduğu, davalı poliçeyi düzenleyen sigorta şirketinin ------------ ilinde bölge müdürlüğünün bulunduğu, Sigorta Şirketleri ve Reasürans Şirketlerinin Kuruluş ve Çalışma Esaslarına İlişkin Yönetmelik’in 10. maddesinde, şirketlerin bölge müdürlükleri ve şube açmak suretiyle yurt içinde teşkilatlanmasının, yurt dışında şube veya temsilcilik açması ilgili diğer mevzuat hükümleri saklı kalmak kaydıyla serbest olduğu, ancak bu şekilde faaliyete başlanmasını ve faaliyetin sona erdirilmesini müteakip bir ay içinde şirketçe Müsteşarlığa bildirimde bulunulması gerektiği düzenlenmiştir. Mevcut bu düzenleme dikkate alındığında Sigorta Şirketleri ve Reasürans Şirketlerinin Kuruluş ve Çalışma Esaslarına İlişkin Yönetmelik hükümleri uyarınca bölge müdürlüğü yapılanmasına izin verilmiş, genel müdürlük ile şube ve acenteler arasında bölge müdürlüğü adında bir yapılanmanın kurulabileceği kabul edildiği, aynı ilkeler ----------- sayılı kararında da benimsendiği, merkez veya şubenin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemeleri, Kanun (2918 s. KTK) uyarınca yetkili kabul edildiğine göre, acente ve şubeyi denetleyen üst mercii olan, genel merkezin emir ve talimatı doğrultusunda çalışan ve yetkisi şubeye göre daha fazla olan bölge müdürlüğünün bulunduğu yer mahkemesinin de yetkili olduğunu kabul etmek gerekir. dolayısı ile davacının birden çok mahkemenin yetkili olduğu ve kesin yetki kuralının bulunmadığı bu davada 2918 sayılı Kanun'un 110 uncu maddesindeki seçimlik hakkını, sigorta sözleşmesini yapan sigorta şirketinin bölge müdürlüğünün bulunduğu --------- ilinde dava açarak kullanmasının genel yetki kurallarına uygun olduğu, tüm bunlardan başka 6100 sayılı HMK'nın 19. Maddesinde yetki itirazının ileri sürülmesi başlığında,"..(2)Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz.(4)Yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı, süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle gelir. hükümlerinin bulunduğu, davalının cevap dilekçesi incelendiğinde sadece yetki itirazında bulunduklarının belirtildiği, yetkili mahkemenin belirtilmediği, bu durumda kanunen usulüne uygun yetki itirazının varlığından bahsedilemeyeceği ve olmayan yetki itirazının kabulü ile dosyanın yetkisizlikle mahkememize gönderilmesinin açıkça kanuna aykırı olduğu, ilk davanın açıldığı yerin yetkili hale geldiği, davalının usulüne uygun yetki itirazında bulunmadığı, yetkinin kamu düzenine ilişkin olmadığı ve kesin yetkinin bulunmadığı ve usulüne uygun bir yetki itirazı olmadığı durumlarda davanın ilk açıldığı mahkemenin yetkili hale geleceği anlaşılmakla mahkememizce karşı yetkisizlik kararı verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1.Mahkememizin YETKİSİZLİĞİ nedeni ile davanın USULDEN REDDİNE,
2.Davaya konu uyuşmazlığı inceleme görevinin ----------Asliye Ticaret Mahkemesine ait olduğundan MAHKEMEMİZİN YETKİSİZLİĞİNE,
3.---------- Asliye Ticaret Mahkemesi ile mahkememiz arasında yetki uyuşmazlığı çıktığından karar istinaf kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleştiğnide yetki uyuşmazlığının çözümü için dosyanın YARGITAY İLGİLİ HUKUK DAİRESİNE gönderilmesine,
4.Yargılama gideri ve vekalet ücreti hususunun yetkili mahkemece hüküm altına alınmasına,
Dair, taraf vekillerinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ------------ Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 27/02/2025