T.C. İstanbul Anadolu 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2016/224 Esas
KARAR NO: 2025/155
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 15/02/2016
KARAR TARİHİ: 06/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle,; davalı -----------Ş.'nin Kadın Doğum uzmanı ----------, davalı -----------Ş.'nin ise Kadın Doğum Uzmanı ---------- Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçelerini tanzim ederek maddi ve manevi sorumluluklarını üstlendiğini, müvekkili ----------- hamileliği boyunca davalıların sigortalıları doktorlar tarafından takip edildiğini ancak doktorların genel olarak tıbbi kötü uygulaması sonucu down sendromunun hamilelikte teşhis edilmediğini ve küçük ---------- down sendromlu olarak doğduğunu, down sendromlu ------------ hayat boyu devam eden bir işgöremezlik hali nedeniyle maddi zarara uğradığı ve bizzat acıyı yaşam boyu çekecek olması nedeniyle de manevi zarara uğradığını, müvekkilleri anne ve babanın hayat boyu çocuklarını down sendromlu olarak görerek acı çekmeye devam edeceklerini iddia ile müvekkili küçük ----------- için 10.000 TL işgöremezlik (bakıcı ücreti dahil maddi) tazminat ve 60.000 TL manevi tazminat, müvekkili anne ----------- için 30.000 TL manevi tazminat ve müvekkili baba ---------- için 30.000 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 130.000 TL tazminatın davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı ----------Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle dava tarihinden önce sigortalıya başvuru veya ceza kovuşturması mevcut ise bu hususların tespiti, eğer poliçe vadesinden önce riziko gerçekleşmiş ise müvekkil şirketin sorumluluğu doğmayacağından davanın reddi gerektiğini, sigorta sözleşmesinin konusuna ilişkin olarak sigortalının kendisine tazminat talebinde bulunulduğunu öğrendiği ya da zarar görenin doğrudan doğruya sigortacıya başvurduğu anda rizikonun gerçekleşmiş sayılacağını, dava dilekçesinin müvekkiline 04.03.3016 tarihinde yani poliçe vadesi sona erdikten sonra tebliğ edildiğini, Hazine Müsteşarlığınca düzenlenen yukarıdaki madde gereğince sigortacının sorumluluğu hasar tarihinde değil hasar talebinin ulaştığı tarihe göre belirlendiğinden sigortacının, zarar görenin talebinin poliçe vadesi içerisinde ulaşmış olması halinde teminatı işletebileceğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, poliçe kapsamına girseydi dahi olayda sigortalının bir sorumluluğu bulunmadığını, müvekkilinin sorumluluğundan da bahsolunamayacağını, kaldı ki talebin zamanaşımına uğradığını, zararın yapılan tıbbi işleme bağlı olduğunu iddia eden davacının iddiasını ispatı, ayrıca varsa kusurun oranının belirlenmesi gerektiğini savunarak haksız davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Davalı -----------Ş. Vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu talebin zamanaşımına uğradığını belirterek zamanaşımı nedeniyle davanın reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydı ile, hamileliğin en başından sonuna kadar dizenli periyotlar halinde sigortalı olan ------------- tarafından muayene ve takibinin yapıldığını, davacının düzenli olarak muayeneye gittiğini belgelerle ispat etmesi gerektiğini, sigortalının kusurunun olduğunu ve iddia edilen zararın sigortalı tarafından yapıldığını, iddia edilen zararın tıbbi işlem ve uygulamalardan kaynaklı olduğunu yani illiyet bağını ispat etmesi gerektiğini, bir an için hamileliğin sigortalı tarafından düzenli olarak takibinin yapıldığının davacı tarafça ispatı halinde dahi sigortalının ve dolayısıyla müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğu ve tazminat ödeme yükümlüğünün bulunmadığını, down sendromunun hamilelik döneminde gerekli tüm testler yapılsa dahi tam olarak tespitinin mümkün olmadığını, tespiti tam olarak mümkün bulunmayan down sendromu hastalığının bir an için tespit edildiği varsayılsa dahi bu hastalığın anne karnında tedavisinin tıbben mümkün olmadığının tartışmasız olduğunu, down sendromunun kötü tıbbi müdahale nedeniyle oluşan bir hastalık olmayıp doğuştan olan bir hastalık ve önlenmesi, tedavisi de mümkün olmadığını, davacı tarafın işgöremezlik zararı ile ilgili olarak bu tazminata hak kazanabilme için çalışma gücünde daha önce bir eksikliğin bulunmaması, başkasının kusurlu hareketi ile var olan çalışma gücünün azalması veya yitirilmemesi koşullarının bir arada bulunması gerektiğini, oysaki down sendromu rahatsızlığı olan kişinin çalışma gücü kaybından bahsedilemeyeceğinden olmayan bir şeyin azalması veya yitirilmesinin de söz konusu olmadığını, manevi tazminat taleplerinin poliçe teminatı kapsamında olmadığını, ayrıca manevi tazminat şartlarının oluşmadığını ve talep edilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, davanın sigortalı ------------ ihbar edilmesini talep etmiştir.Dava ihbar olunan ------------- vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin hukuken bir sorumluluğunun bulunmadığını, ---------- müvekkili ---------- ile ----------- tarafından eş zamanlı olarak muayene edildiğini, bu süreç içerisinde gerekli tüm gebelik tetkiklerinin yapıldığını, yapılan tetkiklerden biri olan dörtlü tarama sonucunda bebekte down sendromu açısından bir risk durumu saptanmadığını, ancak hasta tarafından ilk kez yapılmayıp ikinci kez istendiğinde yaptırılan ayrıntılı gebelik ultrasonunda bebekte kalp soluk borusu ve burun kemiği anomalileri tespit edilmiş, bunun üzerine yapılması istenen genetik analiz tetkikleri hasta tarafından ; “...bebekte bir problem varsa dahi gebeliği sonlandırmayı düşünmediği,..” söylenerek yaptırılmadığını, mevcut raporlar ile sabit olunduğu üzere down sendromunun hamilelik sürecinde tespit edildiğini, davacının hamilelik sürecinde bu durumdan haberdar olmasına rağmen kendi isteği ile gebeliğe devam ederek bebeğini dünyaya getirdiğini, gerek müvekkili gerekse ------------ görevlerini ifa ederlerken gerekli özen ve ihtimamı gösterdiklerini belirterek mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE : Dava hukuki niteliği itibariyle teşhis ve tedavi kapsamında uğranılan maddi ve manevi tazminata hükmedilmesine ilişkindir. Usulünce duruşma açılarak; tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip ihtilaflı ve ihtilafsız konular ön inceleme duruşmasında resen belirlenerek uyuşmazlığın çözümü doğrultusunda tarafların tüm delilleri tahkikat duruşmalarında toplanıp bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda; uyuşmazlığın, Davacı ----------- gebeliğinin takibinde ve bebeğinin down sendromunun teşhis edilememesinde hekimlerin kusurunun bulunup bulunmadğı, var ise davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunup bulunmdağı şeklinde olduğu anlaşılmıştır.Tarafların delilleri toplanmış, dosya perinatoloji ve tıbbi genetik uzmanlığı ve biyokimya konusunda uzman hekimlerden oluşan 6 kişiden oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilerek rapor alınmıştır. Bilirkişi heyetinden ------------- tarafından sunulan raporda; ------------ hekimi ------------ tarafından epikriz olarak dosyaya not edilen yukarıdaki ayrıntlar dikkate alındığında, ----------- doğru bilgilendirildiği ve doğru yönlendirildiği sonucu çıkmaktadır. Ancak bütün bu ayrıntılara ilişkin somut belge gereklidir. ---------- imzalı bilgilendirilmiş “onam belgesi” nin de dosyada olması beklenir. Bu belgeler olmadığından “e-Nabızda” bu ayrıntıların olup olmadığı araştırılmalıdır. Ultramed kayıtları da (10.12.2014- 11.12.2014 tarihli kayıtlar) araştırılmalıdır. Diğer bir hususta 12.12.2014 tarihinde ------------ telefonla arandığı ve kendisinin ------------ Üniversitesi Hastanesinde olduğu ibaresi mevcuttur. Bu telefon konuşmasının da gerçekleşmiş olduğu Yüce Mahkemece araştırılmalıdır. Eğer bu hususlar doğrulanırsa davalı hekimlerin taksiri olmadığı kanaatine varıldığını bildirmiştir.Bilirkişi ------------ dışındaki bilirkişi heyeti raporunda; mahkeme dosyasında bulunan davacı dilekçeleri, davalı cevap dilekçeleri, ekleri incelenmiş olup; bilirkişi heyetimizde yer alan ---------- Mahkemenize sunduğu 15/11/2017 tarihli tek kişilik bilirkişi raporu da göz önüne alınarak kanaatimizce 10/12/2014 tarihli Ultramed kayıtları, 12/12/2014 tarihli ---------- Üniversitesinde tedavisine devam ettiği telefon konuşmasıyla anlaşılmasına rağmen; ------------ Üniversitesi'ne ait poliklinik muayene kayıtları dosyada mevcut olmadığından bu belgeler dosyaya eklendiğinde; hekim kötü uygulamasının söz konusu olup olmadığına dair kanaatlerinin sunulacağını bildirmişlerdir.
Dosya Adli Tıp Kurumuna gönderilerek rapor alınmıştır. ----------- Kurulu raporunda; ------------ maluliyet oranının ve bakıcı bakımına muhtaç olup olmadığı sorulması üzerine küçüğün kendisinde mevcut Down Sendromu hastalığı nedeniyle, 11.10.2008 tarih ve ----------- sayılı ------------- yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak ve mesleği bildirilmemekle Grup1 kabul olunarak: Gr1 I(10A……….65)A %100 E cetveline göre %100 (yüzdeyüz) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, başka birisinin sürekli bakımına muhtaç durumda olduğunun mütalaa olunduğu bildirilmiştir.
Dosya kusur yönünden rapor alınmak üzere Adli Tıp Kurumuna gönderilmiştir.---------- Kurulu raporunda; ------------ hakkında düzenlenen adli ve tıbbi belgelerin değerlendirilmesinde; Kişinin 16/09/2014 tarihinde -------------- Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniğine başvurduğu, ----------- tarafından muayene edildiği, USG çekildiği, VDRL, Anti HBs, Anti HIV, Anti Tox IgM, Anti CMV IgM, Anti Rubella IgM tetkikleri yapıldığı, ‘Normal gebeliğin gözlemi, Anemiler’ tanıları ile değerlendirildiği, 20/10/2014 tarihinde muayene edildiği, ‘Normal poliklinik muayenesi’ tanısı ile değerlendirildiği, 21/10/2014 tarihinde ----------- Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniğine başvurduğu, ----------- tarafından çekilen USG’sinde 17 hafta ile uyumlu erkek fetüs saptandığı, amniyon sıvısının yeterli olduğu, fetal kalp atışının pozitif olduğu, dörtlü test, anomali taraması ve 2. düzey ayrıntılı USG yaptırmasının önerildiği, 23/10/2014 numune alma tarihli dörtlü testinde trisomi 21 açısından düşük riskli grupta olduğunun tespit edildiği, 02/12/2014 tarihinde ------------ Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniğine başvurduğu, ------------- tarafından muayene edildiği, USG çekildiği, ‘Normal poliklinik muayenesi’ tanısı ile değerlendirildiği, 10/12/2014 tarihinde --------- Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniğine başvurduğu, ------------- tarafından çekilen USG’sinde 23-24 hafta ile uyumlu erkek fetüs saptandığı, amniyon sıvısının yeterli olduğu, fetal kalp atışının pozitif olduğu, fetal sırt üstte olduğundan kalp, yüz ve beyin değerlendirilmesi yapılamadığı, anomali taraması ve 2. düzey ayrıntılı USG önerildiği, 11/12/2014 tarihinde ---------- çekilen 2. düzey obstetrik USG’sinde ventriküler septal defekt, aberran trakea, fasiyal prefrontal mesafede daralma, nazal hipoplazi olduğunun tespit edildiği, 11/12/2014 tarihinde --------- Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniğine başvurduğu, ------------- tarafından genetik analiz önerildiği, kişinin bebekte problem varsa da gebeliği sonlandırmak istemediğini belirttiği, kişinin gebelik takiplerini ------------ Üniversitesi Hastanesinde sürdürdüğü, 10/03/2015 tarihinde normal vajinal doğum ile 2450 gr, APGAR skoru 9-10, erkek bebek doğurtulduğu, bebeğin sendromik yüz görünümü ve antenatal subaortik ventriküler septal defekt olması nedeni ile gözlem amaçlı yenidoğan yoğun bakım ünitesine yatırıldığı, 20/03/2015 tarihinde çekilen ekokardiyografisinde subaortik ventriküler septal defekt, sekundum atrial septal defekt olduğunun tespit edildiği, kontrole önerilerek taburcu edildiği, 21/04/2016 tarihinde Down Sendromu, geniş subaortik ventriküler septal defekt, ağır pulmoner stenoz, patent foramen ovale, hafif pulmoner yetmezlik tanıları ile katater anjiografi yapıldığı, 01/06/2016 tarihinde ventriküler septal defekt kapatılması, outflow trakt büyütülmesi ameliyatları yapıldığı, küçüğün 17/07/2022 tarihinde ---------- Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Sağlığı İzlem Polikliniğinde yapılan değerlendirmesinde; Down Sendromu görünümü, sağ kulak önünde skin tag mevcut olduğu, kişisel sosyal gelişiminin 2,5 yaş ile, ince motor becerilerinin 4 yaş ile, dil becerisinin 2 yaş ile kaba motor becerisinin 2,5 yaş ile uyumlu olduğunun tespit edildiği anlaşılmakla; Genel tıbbi bilgiye göre, vücut hücrelerindeki kromozom sayısındaki fazlalıktan kaynaklanan genetik bir anormallik olan Down Sendromunda tarama testlerinin ------------ tarafından uygulanması zorunlu bir tetkik olarak bildirilmediği, bu testlerin tarama niteliğinde olduğu, risk değerlendirmesi yapılan bu testler ile doğacak bebekte Down Sendromu vardır veya yoktur şeklinde kesin bir sonuca gitmenin mümkün olmadığı, tarama testlerinde annenin yaşı, hormonal değerleri ve testin özelliğine göre sonografik görüntüleme sonuçları göz önüne alınarak bir risk oranı belirlendiği, test sonuçlarının risk sınırı üzerinde çıkmasının bebekte mutlaka Down Sendromu olduğu anlamına gelmeyeceği gibi, risk sınırının altında olduğu durumlarda dahi bebekte Down Sendromu görülebileceğinin bilindiği, test sonucunun söz konusu hastalığın kaç gebenin birinde karşılaşılabileceğini gösterdiği, oranın istatistikler ışığında risk sınırının üstünde bir değer göstermesi durumunda amniyosentez gibi ileri tetkikler önerilebileceği, tanı koydurucu olan bu ileri girişimsel tetkiklerde %1 oranında düşük riski bulunduğu, bebekte doğumdan sonra tespit edilen Down Sendromu’nun intrauterin rutin yapılan obstetrik ve/veya ilgili uzmanlar tarafından yapılabilen ikinci düzey ultrasonografi tetkiklerinde de tespit edilemeyebileceğinin tıbben bilindiği, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; 31 yaşındaki kişinin gebeliğinin yaklaşık 12. haftasında 16/09/2014 tarihinde ---------- Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniğine başvurduğu, ikili testin 11-14 haftalık gebeliklerde anlamlı olduğu, dolayısıyla; bu gebelik haftasında ikili testin istenilebileceği, 23/10/2014 tarihinde yapılan dörtlü testte trisomi 21 riski açısından düşük riskli grupta olduğunun tespit edildiği, 11/12/2014 tarihinde ----------- çekilen 2. düzey obstetrik USG’sinde ventriküler septal defekt, aberran trakea, fasiyal prefrontal mesafede daralma, nazal hipoplazi olduğunun tespit edildiği, genetik analiz önerildiği, kişinin gebeliği sonlandırmayı düşünmediğini belirttiği, mevcut tıbbi belgelere göre; kişinin 31 yaşında olması ve yapılan dörtlü test tetkikinin cut-off değerinin altında saptanması hususları birlikte değerlendirildiğinde; kişinin gebelik takiplerinde yer alan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanları ---------- ve ---------- eylemlerinin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğunun oy birliğiyle mütalaa olunduğu bildirilmiştir.
Davalı sigorta şirketleri tarafından sigortalı bulunan dava dışı doktorların tıbbi uygulamaları ve takibi ile davacı ----------- down sendromlu bebek doğurması arasında illiyet bağı olmadığı, down sendromunda tarama testlerinin ---------- tarafından uygulanması zorunlu bir tetkik olarak bildirilmediği, bu testlerin tarama niteliğinde olduğu, risk değerlendirmesi yapılan bu testler ile doğacak bebekte down sendromu vardır veya yoktur şeklinde kesin bir sonuca gitmenin mümkün olmadığı, tarama testlerinde annenin yaşı, hormonal değerleri ve testin özelliğine göre sonografik görüntüleme sonuçları göz önüne alınarak bir risk oranı belirlendiği, test sonuçlarının risk sınırı üzerinde çıkmasının bebekte mutlaka down sendromu olduğu anlamına gelmeyeceği gibi, risk sınırının altında olduğu durumlarda dahi bebekte down sendromu görülebileceği, test sonucunun söz konusu hastalığın kaç gebenin birinde karşılaşılabileceğini gösterdiği, oranın istatistikler ışığında risk sınırının üstünde bir değer göstermesi durumunda amniyosentez gibi ileri tetkikler önerilebileceği, tanı koydurucu olan bu ileri girişimsel tetkiklerde %1 oranında düşük riski bulunduğu, bebekte doğumdan sonra tespit edilen down sendromunun ilgili uzmanlar tarafından yapılabilen ikinci düzey ultrasonografi tetkiklerinde de tespit edilemeyebileceğinin tıbben bilindiği, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; mevcut tıbbi belgelere göre; dava dışı doktorların bir kusuru, özen eksikliği bulunmadığı belirlenmekle davanın reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Davacı tarafça yapılmış yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
3-Davalı -----------Ş. tarafından yapılmış 50,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ----------Ş.'ye verilmesine,
4-Davalı --------Ş. tarafından yapılmış 810,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ------------Ş.'ye verilmesine,
5-Maddi tazminat davası yönünden; Avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca 10.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılara verilmesine,
6-Manevi tazminat davası yönünden; Avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılara verilmesine,
7-Alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin olarak ödenen 444,02 TL harcın mahsubu ile bakiye 171,38 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
8-Taraflarca yatırılmış gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
Dair, davalı ----------Ş. Vekilinin yüzüne karşı, davacılar vekili ile diğer davalının yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile ------------ Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi. 06/03/2025