T.C. İstanbul Anadolu 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2020/706 Esas
KARAR NO: 2025/75
DAVA: Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 25/12/2020
KARAR TARİHİ: 29/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin FETÖ/PDY ceza soruşturması ve davası kapsamında CMK 133 uyarınca kayyımlık yetkisine haiz ---------- atadığı yöneticiler tarafından yönetildiğini, davacı şirkete----------- D. İş sayılı ve 17-11-2015 tarihli kararı ile kayyım atandığını, harç muafiyetinin bulunduğunu, Bankacılık Kanun'un 140. madde hükmünün 6758 Sayılı Kanun'un 20. Maddesi uyarınca davacı şirket hakkında da uygulandığını, 04-12-2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 133 üncü maddesi uyarınca kayyım atanan şirketlerin kayyım atanmasından önceki sahipleri, ortakları, yönetim kurulu üyeleri, müdürleri ve diğer sorumlu yetkilileri aleyhine kayyımlar tarafından açılmış veya açılacak şahsi sorumluluk davalarında ilgili tüzel kişiliğin genel kurulunun veya yetkili kurulunun kararının aranmadığını, şirketle ilgili ----------- illiyeti nedeniyle ceza yargılamasının ---------- esas sayılı davasıyla devam ettiğini, davacı şirkette ----------- Şirketi'nin 689,23 oranında payı bulunduğunu, ----------- bağlı şirketleri olan ----------Ş.'nin, ----------Ş.'nin ve ----------Ş.'nin tüzel kişi olarak davacı şirkette yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptıklarını, davacı şirketin yönetim kurulunun kâğıt üzerinde tüzel kişi üyelerden oluştuğunu, ancak davacı şirketi tüzel kişi yönetim kurulu üyelerinin temsilcilerinin yönettiğini, davalı ------------ Nisan — 2013 ile 17-11-2015 tarihleri orasında ------------Ş.'nin temsilcisi olarak Yönetim Kurulu Başkanı sıfatıyla görev yaptığını, diğer davalı ---------- -----------Ş.'nin temsilcisi olarak Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı sıfatıyla görev yaptığını, yine diğer davalı ---------- da ----------Ş.'nin temsilcisi olarak Yönetim Kurulu sıfatıyla görev yaptığını, TTK madde 553 uyarınca davalıların kusurları sebebiyle ve esasen kasıtlı olarak ortak amaca hizmet etmek maksadıyla davaya konu zararlara sebebiyet verdiklerini, kusur sorumluluk ölçütünün TTK madde 369 ve 557'de belirtildiğini, davalı ---------- Şirketi'nin hayvan yetiştiriciliği konusunda faaliyet gösterdiğini, şirketin ---------- Beldesi'nde 4.488.632 metrekare yüzölçümlü araziyi küçükbaş ve büyükbaş yapmak üzere Maliye Hazinesi'nden kiraladığını, yatırımlarda bulunduğunu, şirketin besi danası alımlarını 2013 — 2014 yıllarında ---------- üreticilerden gerçekleştirmiş olmasına rağmen şirkete kayyım atandığı 17-11-2015 tarihinden çok kısa bir süre önce ----------- ve ----------- besi danası alındığına dair fatura kayıtları girerek Yurt dışına yüksek tutarlı paralar gönderdiğini, söz konusu alımlar dışında 2015 senesinde başkaca dana alındığına ilişkin kayıtların bulunmadığını, ---------- menşeili ----------- davacı ----------- 30-07-2015 /03-10-2015 arası dönemde “besi danası” satışı olarak 536.700.- Euro toplamında faturalar kestiğini, ayrıca yine aynı firmanın “pazar araştırması, nakliye organizasyonu, evrak hazırlanması, ithalat gümrükleme işlemleri” açıklamasıyla 347.339.- Euro toplamında faturalar düzenlediğini, bu faturalardan ötürü davacı şirket tarafından----------- menşeili firmaya 884.039.- Euro tutarında banka transferi yolu ile ödemeler yapıldığını, bunun haricinde ----------menşeili ----------- de 2015 senesinin Kasım ayı başında davacı şirkete “besi danası” satışı olarak 258.257.- Euro toplamında faturalar kestiğini, yine aynı firmanın “hayvan hijyen hazırlama masrafi, nakliye bedeli, pazar araştırması organizasyonu” açıklamasıyla 75.189.- Euro toplamında faturalar da düzenlediğini, söz konusu faturalardan ötürü ------------ menşeili firmaya toplam 333.446.- Euro tutarında banka transferi suretiyle para ödendiğini, besi danası alımı sebebiyle Yurt dışına gönderilen ödemelerin 1.217.485.- Euro'ya ulaştığını, faturalara göre 253.757 kg. besi danası alındığını, besi danalarının hayvan yetiştiriciliğinde kullanılmadığını, karkas et olarak iç piyasaya satıldığını, daha önce besi danası alımlarının Yurt içinden yapıldığı halde 2015 senesinde kayyım atanmasından kısa bir süre önce sadece Yurt dışından alınmasının şaibeli olduğunu, kayıtların elverişsiz olması sebebiyle gerçekten alınıp alınmadığının incelenmesi gerektiğini, besi danasının Yurt içinden daha düşük bedelle alınmasının mümkün olduğunu, Yurt dışından alınarak şirketin zarara uğratıldığını, piyasa rayiç bedelleri ile karşılaştırıldığında durumun ortaya çıkacağını, bu şekilde davacının nihai zararının hesaplanacağını iddia ederek bedel artırımında bulunmak kaydıyla davacının 375.000. TL zararının mahkemece tespit edilecek kusur oranlarına göre hesaplanarak, zarar tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı ------------- vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacı şirkette tüzel kişiliğin temsilcisi olarak yönetim kurulunda görev yaptığını, aynı zamanda 08-05-2013 tarihinden 18-07-2016 tarihine kadar davacı şirkette çalıştığını, ------------- D. İş sayılı ve 17-11-2015 tarihli kayyım atama kararından sonra da atanan kayyımlar ile birlikte davacı şirkette çalışmasının 18-07-2016 tarihine kadar devam ettiğini, atanan kayyımlar tarafından müvekkilinin çalışmasının takdir edildiğini, davaya konu edilen iş ve işlemlerin kayyım atanmasından sonra da sürdüğünü, dava dilekçesinde belirtilen ceza dosyalarının müvekkili ile bir ilgisinin bulunmadığını, zamanaşımı yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, huzurdaki davanın şüpheye dayanarak açıldığını, hayvancılık alanında uzman kişiden görüş alınmadığını, alınmış olması halinde davaya gerek bile kalmayacağını, davacının dana ithalatı ile şüphelerin giderebilmesi için ------------ 2015 yılı Kırmızı Et Üretim / Tüketim bilgilerinin ve Bakanlığın bu konuda almış olduğu tedbir ve uygulamaların bilinmesi gerektiğini, Yurt dışından dana ithal etmesinin hem zorunlu olduğunu ve hem de bu durumun şirketin kâr etmesine yol açtığını, müvekkilinin atanan kayyımlar tarafından görevlendirilerek 2016 yılının Mart ve Nisan aylarında 350 civarında besi danasının ithal edilmesini sağladığını, davacı şirketin zarar etmediğini, davacı şirketin 253.757 Kg. canlı besi danası ithal ettiğini ve bunun için 1.217.485.- Euro ödeme yaptığını, | Kg. canlı besi değerinin 4,80 Euro'ya geldiğini, bunun karşılığının 14,78 Türk Lirası olduğunu, aynı dönemde ----------- Borsası incelendiğinde besi fiyatının 20 T.L.'sına çıktığının görüleceğini, davacı şirketin yatırım harcamalarının piyasa şartlarına uygun olduğunu, taşıt ve demirbaş satışlarının gerektiği için ve piyasa şartlarına uygun gerçekleştiğini savunarak; davacının haksız davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ----------- vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin kuruluş tarihinin 06.02.2008 olduğunu, davaya konu olan ve davacı şirketi zarara uğrattığı iddia edilen yönetim kurulu kararları ve şirketi temsilen yerine getirilen diğer tasarrufların ise 2013 yılı başından davacı şirkete kayyım ataması yapılan tarihi olan 17.11.2015 tarihleri arasında gerçekleşen eylemler olduğunu, asla kabul anlamına gelmemekle birlikte bu fiiller davacı şirketi zarara uğratmak yad a iddia edildiği gibi şirket kasasındaki paranın yurt dışına çıkarılması için işlenen fiiller olsa dahi TTK 560 maddesinin açıkça bu duruma değirmekte ve süre yönünden kesin bir düzenleme getirdiğini, kayyımlı yetkisini kullanan kişilerin şirketi zarara uğrattığını iddia ettikleri kararları ve eylemleri öğrenmesi için gerekli özen gösterilseydi ve şirket gerçekten zarara uğramış bir halde olsaydı süresi içinde dava açılması gerekirdi, davacı vekilinin dava şartı arabuluculuğa başvuru tarihinin 17.11.2020 olduğunu, süre yönünden davanın reddi gerektiğini, davacı tarafın zaman aşımına uğramış hukuka, usule, yasaya aykırı ve hukuki dayanaktan yoksun tüm taleplerinin zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, esas yönünden ise davalı müvekkili hakkında müvekkili ----------- 4 Nisan 2013 yılında 3 yıllığına şirketin yönetim kuruluna seçildiğini, -----------, ------------ bünyesinde yer alan ve -----------Ş.'de hisseleri bulunan ------------Ş.'nin temsilcisi olarak -----------Ş.'de yönetim kurulu başkan yardımcılığı görevini şirkete kayyım atanan tarih olan 17/11/2015 tarihine kadar sürdürdüğünü, ----------- D.İş sayılı kararı ile kayyım ataması yapılan şirkette görevine son verildiğini, davacı şirket kayyım yetkisindeyken önceki yönetim kurulunun birtakım faaliyet ve politikalarını devam ettirdiğini, davalı ----------- da ifade ettiği üzere kendisinin görevine son vermediğini, hatta davacı şirket yurtdışı hayvan ticareti ile şirket kasasındaki paranın yurt dışına kaçırıldığını iddia etmekte ancak kayyım yönetiminde de yurt dışından hayvan ticaretine devam etmekte olduğunu, bunu davacı şirket vekilinin beyanlarından ve davalı ----------- beyanlarında açıkça görüldüğünü, davacı şirketin zarara uğratıldığı iddiasının ana dayanağı haline gelen bu iddianın gerçeklikten yoksun bir iddia olduğunun kayyım yönetiminde devam eden bu fiilden anlaşıldığını, gerek müvekkilinin yönetim kurulunda bulunduğu dönem içerisinde gerekse kayyım yönetiminde bulunulan dönemde yurt dışından hayvan ticaretinin uygun ve fiyatlı olduğu dönemler muhakkak olduğunu, bu dönemlerde yurt dışı satıcılardan hayvan alımının yapılmasının şirketi zarara uğratmakla nasıl bir ilgisi olabilir anlaşılamadığını, dava dilekçesi ekinde sunulan Mali raporun içeriğinde; ---------- Bankası'ndan alınan hisse payları ve huzurdaki davanın konusu olan yurt dışı hayvan alımları gibi harcamalar yer aldığını, ---------- Bankası hisse paylarından satın almak da şirketin ilerleyen dönemlerde kâr elde etmek için yaptığı hamlelerden bir tanesi olduğunu, zira şirketlerin amaçlarının kâr elde etmek olduğunu, bir dönem ülkemizde spor liglerine, müsabakalara ve televizyon kanallarına sponsorluk yapmış bir bankadan alınmış hisselerin zarar edeceği ya da bankanın milyonlarla hesap edilen müşterilerinin yargılanacağı ve bankanın terör gibi adi bir suçla anılacağı tahminden uzak bir yaklaşım olduğunu, hisse alımlarının yapıldığı dönemde ülkemizin itibarlı bir bankası olan bu banka hakkında da kapatma ya da aleyhine bir yargı kararı olmadığını, meselenin buraya geleceğinin tahmin edilmesi hisselerin alındığı dönem itibariyle imkansız olup kâr amacı taşıyan tüzel kişinin bu hamlesi amacı itibariyle döneminin stratejik bir hamlesi olduğunu, davacı vekili, dava dilekçesi ekindeki mali rapora atıfta bulunularak, 2015 yılında yurt dışından gerçekleştirilen besi danası alımları ile ilgili olarak Yurt içinden alma imkanı varken neden ithalatın tercih edildiğini, ithal edilen besi danalarının hayvan yetiştiriciliğinde kullanılmayıp alımı müteakip dana karkas et olarak iç piyasaya sürüldüğünü, hatta hiç alım yapılmadığı, bu nedenle şirketin mal varlığının yurt dışına çıkarılmış olabileceği konusundaki şüphelerinden başka dayanakları olmaksızın huzurdaki davayı açtıklarını, yüzeysel hazırlanmış ve davacı şirketin faaliyet konusu hakkında bilgisiz bir denetçi tarafından hazırlanmış bir rapora dayanılarak açıldığını, anılan mali inceleme raporu hayvancılık alanında bilgi sahibi bir kimse tarafından, en azından böyle bir uzmanın görüşü alınarak hazırlanmış olsa idi, böyle bir davanın açılamayacağını, şirket yönetimi 18.11.2015 tarihinden sonra kayyımlara devredilmiş olduğundan kayyım yönetimi de ithalat konusunu incelemiş ve yapılan işin doğru, mantıklı ve ekonomik olduğunu kabul ederek ithalata devam edilmesine karar verdiğini, bu durumun şirketin 2016 yılı defter ve kayıtlarının incelenmesinde ortaya çıkacağını, şirket kayyım yönetiminde iken de yurt dışından hayvan ithalatına devam ettiğini, kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte eğer yurt dışından hayvan ithalatında şirketin zararına sebebiyet verecek bir durum söz konusu ise, neden şirkete atanan kayyımlar da yurt dışından hayvan ithal edilmesi yolunu tercih ettiklerinin anlaşılamadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ---------- usulüne uygun olarak tebligat yapılmış ancak davaya cevap verilmemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE; Dava; davacı şirketin yönetim kurulu üyelerinin şirketi zarara uğrattıkları iddia edilerek şirkete ödenmek üzere tazminat istemine ilişkindir. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları resen belirlenerek, kanıtlar toplanmak ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle sonuçlandırılmıştır.Düzenlenen bilirkişi raporu gerekçeli ve denetime elverişli bulunmakla kısmen hükme esas alınmıştır.Bu itibarla toplanan deliller, mahkememizce kısmen benimsenen bilirkişi raporu, tarafların iddia ve savunmaları hep birlikte değerlendirildiğinde; davacı ---------- Şirketi, -----------Ticaret Sicili Müdürlüğü'nde ---------- sicil numarasıyla kayıtlıdır. Şirket, hayvan yetiştiriciliği, et ve süt ürünlerinin pazarlanması konularında faaliyet göstermek üzere 06-02-2008 tarihinde tescil edilerek kurulmuştur.Davacı şirkete ----------- ceza soruşturması ve davası kapsamında kayyım atanmış ve yönetimi --------- atadığı yöneticilere devredilmiştir. Davacı şirketin 15.000.000.- T.L. sı olan sermayesi, 21-01-2014 tarihinde tescil edilen ana sözleşme tadili ile 30.000.000. T.L. sı nakden artırılmak suretiyle 45.000.000 TL. sına çıkarılmıştır. Bu husus 24-01-2014 tarihli ve ---------- sayılı ---------- ilân edilmiştir. Daha sonra davacı şirketin 26-08-2015 tarihine yapılan genel kurul toplantısında 45.000.000. T.L. sı olan sermayesinin, 22.500.000. T.L. sı azaltılarak, 22.500.000.- T.L. sına indirilmesine karar verilmiştir. Buna ilişkin alacaklılara çağrı ilânları ----------- yayımlanmıştır. Davacı şirketin 26-08-2015 tarihli genel kurul toplantısında alınan sermayenin azaltılmasına dair karar 14-12-2015 tarihinde tescil edilmiş, 18-12-2015 tarihli ve ---------- sayılı ---------- ilân edilmiştir. Söz konusu oranlar Türk Ticaret Kanunu'nun 198 inci maddesine istinaden 17-02-2014 tarihli ve ----------- sayılı ---------- ilân edilmiştir.
Davacı şirketin 02-03-2013 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında;
1) ---------- Şirketi'nin,
2) ---------- Şirketi'nin,
3) --------- Şirketi'nin üç yıl süreyle göre yapmak üzere seçilmelerine oy birliğiyle karar verilmiştir.
Genel kurulda seçilen yönetim kuruluna seçilen;
------------ Şirketi, gerçek kişi temsilcisini----------- olarak belirlemiştir.
------------ Şirketi, gerçek kişi temsilcisini ------------- olarak belirlemiştir.
------------- Şirketi, gerçek kişi temsilcisini ------------ olarak belirlemiştir.
Davacı şirketin yönetim kurulu 04-03-2013 tarihli ve ----------- karar sayılı toplantısında;
Yönetim Kurulu Başkanlığı'na ----------- Şirketi'nin ,
Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı'na ------------ Şirketi'nin ,
Yönetim Kurulu Üyeliği'ne ------------ Şirketi'nin getirilmesine oy birliğiyle karar verilmiştir.
Yönetim kurulu üyeleri birinci dereceden imza yetkilileri olarak belirlenmiş ve üç üyeden herhangi ikisinin müşterek imzaları ile şirketin temsil edilmesi kararlaştırılmıştır. Genel kurulda ve yönetim kurulunda alınan kararlar 29-03-2013 tarihinde tescil edilmiş, 04-04-2013 tarihli ve---------- sayılı ------------ yayımlanmıştır.
---------- D. İş sayılı dosyasından 17-11-2015 tarihli karar ile şirketin yönetim organının tüm yetkilerini kullanmak ve yeni yönetim kurulunu oluşturmak üzere kayyım atanmasına karar verilmiştir. Bu husus 18-11-2015 tarihinde resen tescil edilmiş, 18-11-2015 tarihli ve ----------- sayılı ---------- ilân edilmiştir.Davacı şirkette 02-03-2013 ile 17-11-2015 tarihleri arasında;--------- Şirketi, ----------- Şirketi,----------- Şirketi yönetim kurulu üyesi olarak görev yapmıştır. Ancak, davacı şirketin yönetim kurulu üyeleri tüzel kişilik olmasına rağmen, huzurda görülmekte olan tazminat konulu dava, o şirketler tarafından belirlenen gerçek kişilere karşı açılmıştır.6102 sayılı TTK'ya göre tüzel kişilerde Anonim Şirketin yönetim kurulu üyesi olabilirler. Bir tüzel kişi yönetim kurulu üyeliğine seçildiği takdirde tüzel kişinin adeta kişiliğinde somutlaştığı, ancak onu temsil etmeyen ( yani onun temsilcisi olmayan ) bir gerçek kişi, seçilen tüzel kişi ile birlikte tescil ve ilan olunacaktır. Tüzel kişi bu üyeliğini, fiilen bu kişi vasıtasıyla yerine getirecektir. Temsilcinin kuruldaki varlığı tüzel kişinin varlığı, onun görüşü tüzel kişinin görüşü ve onun oyu tüzel kişinin oyu olarak kabul olunacaktır. Tüzel kişi o gerçek kişide kendisini somutlaştırmakta tüzel kişi ile o gerçek kişi, üyelikle sınırlı olarak aynı kabul olmaktadır. Buna göre tüzel kişinin sorumluluğu kanundan doğmakta, üçüncü kişinin gerçek kişiye tüzel kişinin yönetim kurulu üyeliği sebebiyle başvurması hiç bir sebeple ve hiç bir şart altında söz konusu olmamaktadır. Tüm bu açıklamalara göre; yönetin kurulu üyeliği yapan davalıların temsil ettikleri dava dışı şirketler nedeniyle sorumluluklarına gidilemeyeceği kanaatine varılmakla davanın tüm davalılar yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-PASİF HUSUMET YOKLUĞU NEDENİYLE DAVANIN USULDEN REDDİNE,
2-KARAR HARCI
Alınması gereken 615,40 TL TL maktu karar harcının davacı taraftan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3-AVUKATLIK ÜCRETLERİ
Davada avukatla temsil edilen davalılar yararına belirlenen 30.000 TL avukatlık ücretinin
4-ARABULUCULUK ÜCRETİ
6325 Sayılı Kanunun 18/A maddesi gereği Arabuluculuk sürecinde düzenlenmiş sarf kararında yer alan 1.140,00 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
5-DİĞER YARGILAMA GİDERLERİ
a-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
b-Davalı ----------- tarafından yatırılan 8,50 TL vekaletname harcı ile yapılan 49,00 TL yargılama giderinin davacı taraftan tahsili ile davalı ---------- verilmesine,
c-Davalı ----------- vekili tarafından yatırılan 60,00 TL vekaletname harcının davacı taraftan tahsili ile davalı ---------- verilmesine,
d-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,
Dair, hazır olan taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile ---------- Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 29/01/2025