T.C. İstanbul Anadolu 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/886 Esas
KARAR NO: 2024/867
DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ: 12/03/2018
KARAR TARİHİ: 31/10/2024
Mahkememizde görülmekte olan itirazın iptali (haksız eylemden kaynaklanan zarar nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket nezdinde ------------- poliçe no.lu "Makine Kırılması Poliçesi" kapsamında sigortalı olan -----------Ş.'ye ait elektrik motoru zarar gördüğünü, müvekkili tarafından yapılan ekspertiz çalışması neticesinde makinenin bozulmasından 20 gün önce davalı şirket tarafından onarıldığının anlaşıldığını, ekspertiz çalışmasında motor/rotor yüzeyinde sürtme gerçekleştiğini, stator pabuçları ve sargılarında deformasyon meydana geldiğinin tespit edildiğini, aldırılan bilirkişi raporu ile ekspertiz çalışmaları neticesinde sigortalıya ait makinenin zarar görmesine davalı şirketin eksik/hatalı onarımının sebebiyet verdiğinin anlaşıldığını, hasara istinaden 30.320 TL tutarındaki tazminatın 11.05.2017 tarihinde sigortalıya ödendiğini, söz konusu toplam 30.320 TL hasara ilişkin davalı şirkete rücu mektubu gönderildiğini, rücu mektubunun davalı şirkete 18.07.2017 tarihinde tebliğ edildiğini, rücu mektubuna herhangi bir yanıt verilmemesi üzerine --------- İcra Müdürlüğü'nün ----------- E. Sayılı dosyası ile davalı şirkete karşı icra takibi başlatıldığını belirterek; davalı tarafından yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, söz konusu alacağın likit olduğu dikkate alınarak hükmolunacak borç miktarının %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalı borçludan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; anlaşmazlığa konu olan motorun müvekkilinin ----------- tesislerinde üretildiğini, müvekkilinin bu ürünlerin ---------- tek yetkili satıcısı olduğunu, aynı zamanda teknik servis hizmeti de verdiklerini, dava konusu motorun ilk olarak 27.04.2011 tarihinde davacı şirketin sigortalısının tedarikçisi olan ----------Ş'ye satıldığını, bu tarihten 01.06.2016 tarihine kadar herhangi bir talep veya şikayetin bulunmadığını, motorun-----------Ş. Tarafından 01.06.2016 tarihinden önce davacının sigortalısına satıldığının anlaşıldığını, dava dışı ----------Ş. Tarafından motorun ne şekilde kullanıldığını, hangi koşullarda nasıl muhafaza edildiğinin müvekkilince bilinmediğini, davacının sigortalısı nezdinde makine kurulumunun müvekkilince yapılmadığını, ilk defa 01.06.2016 tarihinde arıza bildiriminde bulunulduğunu, müvekkilin ---------- yetkili servis personeli ile yaptığı görüşme sonucunda rotorun değiştirilmesi gerektiğinin bildirildiğini, ancak acil siparişleri yetiştirmek için rotor değişikliğine vakit olmadığını belirtilmesi üzerine ürünün müvekkilince tamir edilebileceğinin, ancak tamir neticesinde sürücünün veya makinenin zarar görebileceğinin hatırlatıldığını, bu risk davacının sigortalısı tarafından kabul edilmesi halinde tamir edilebileceğinin bildirildiğini, riskin üstlenilmesi üzerine 02.06.2016 tarihinde tamiratın yapıldığını, 27.07.2016 tarihinde yeniden arıza bildiriminde bulunulduğunu, müvekkilince arızaya ilişkin tespitlerin ve yapılması gereken işlerin rapor olarak iletildiğini, motorun üretici firmadan gelecek teknik uzman tarafından incelenmesinin doğru olduğunun bildirildiğini, ancak teknik uzmanın hemen gelmesinin mümkün olmaması ve ilgili firmanın da yine yetiştirmesi gereken siparişleri nedeniyle motoru hızlı bir şekilde devreye sokmak istemesi nedeniyle tamiratın müvekkili tarafından yapılacağının, daha önce olduğu gibi garantisinin bulunmadığının kabulü halinde yapılacağının 29.06.2016 tarihinde bildirildiğini, verilen onay üzerinde hizmet tamamlanarak 13.07.2016 tarihli faturanın düzenlendiğini, müvekkili tarafından verilen hizmetin normal şartlarda altı aylı süre için garanti kapsamında iken tavsiye edilen parça değişimi yapılmadığı için tamiratın garanti kapsamı dışında kaldığını, yapılan işlemlerin davacının sigortalısının bilgisi ve onayı dahilinde yapıldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Hukuki Nitelendirme, Delillerin Değerlendirilmesi ve Netice:Dava, İİK nun 67/1 maddesine dayalı itirazın iptali davasıdır.İtirazın iptali davası, takip borçlusunun ödeme emrine süresi içinde itiraz etmesi halinde, takibin devamını sağlamak amacıyla, takip alacaklısı tarafından 2004 sayılı Yasanın 67 nci maddesine göre, itirazın kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde açılan ve genel hükümler çerçevesinde incelenen bir eda davasıdır.Borçlunun itirazı, icra dairesi tarafından alacaklıya tebliğ edilmiş olmadıkça bir yıllık süre işlemeye başlamaz; yüksek mahkeme kararlarına göre alacaklı, itirazın kendisine tebliğinden önce de itirazın iptali davası açabilir . Alacaklı bir yıllık süresi içinde itirazın iptali davası açmaması halinde takip düşer ise de alacağı zamanaşımına uğramadığı sürece genel hükümlere göre alacağını dava edebilir.Davanın kabul edilmesi halinde, borçlu tarafından yapılan itiraz iptal edildiğinden, itiraz üzerine duran takibe (haciz) devam edilebilir. İtirazın iptali davası devam ettiği sürece, bir yıllık haciz talebi süresi işlemez.
İspat yükünün -kural olarak- davacıda olduğu itirazın iptali davasında, alacaklı (normal bir alacak davasında olduğu gibi) alacağının varlığını usul muhakemesinde caiz olan her türlü delil ile ispat edebilir. Davanın reddi halinde, itiraz ile duran takip iptal edilmiş sayılır ve ilam kesin hüküm teşkil ettiğinden takip alacaklısı tarafından konusu aynı olan bir dava tekrar ikame edilemez. Ayrıca borçlunun talep etmesi halinde, mahkeme, alacaklının kötüniyetle icra takibinde bulunduğu kanısına varırsa alacaklıyı yüze yirmiden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum eder (67/II). Kötüniyet olgusunu ispat yükü, tazminat talep eden davalı borçludadır. Tazminatın, asıl alacak üzerinden hesaplanması gerekir.
Davanın kabulü halinde, itiraz üzerine duran takibe devam edilir; (varsa) ihtiyati haciz, kesin hacze dönüşür. Ayrıca, alacaklı tarafça talep edilmesi halinde, takip konusu alacağın belirlenebilir (likit) olduğu durumlarda davalı (takip borçlusu) alacak miktarının asgari yüzde yirmisi oranında inkar tazminatına mahkum edilir. Yüksek mahkemenin yerleşik uygulamasına göre hüküm altına alınacak inkâr tazminatının asıl alacak üzerinden hesaplanması gerekir.Kaldırma İlamı ÖncesiÖn inceleme duruşmasını müteakip tarafların ilgili ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve"... Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu, bilirkişi raporu ile de tespit edildiği üzere, davalı tarafça verilen hizmetin ayıplı olduğu, yapılan incelemede elektrik motorunun rotor ve statoru arasında bariz eksenel kaçıklık tespit edildiği, kaçık nedeniyle sürtünme olmuş rotorda, yüzeysel mıknatıslarda, stator demir çekirdeğinde ve sargı yalıtımında aşınma olduğu, dosyada mevcut e-posta yazışmalarında davacı sigorta şirketinin sigortalısı tarafından motor gövdesinde aşırı sıcaklık görülmesinin stator sargıları arasında kısa deve olabileceğini işaret ettiğinin belirtildiği, ancak davalı tarafça sargılarda açık devre olabileceğinin, kısa devre olmasının mümkün olmadığının belirtildiği, ancak yapılan inceleme sonucunda kısa devre bulgusunun tespit edildiği, her ne kadar davalı tarafça yapılan onarım işleminin davacının onayı ile yapıldığı savunulmuş ise de, verilen onarım hizmetinin ayıplı olarak verildiği, davacı tarafından sigortalısına yapılan ödemenin piyasa koşullarına göre uygun bulunduğu, sigortalıya yapılan ödemenin kadri maruf bulunduğu ve rücu koşullarının oluştuğu kanaatine varılmıştır.Takip ile talep edilen işlemiş faiz alacağı yönünden ise; her ne kadar bilirkişi raporunda icra takibi ile talep edilen işlemiş faiz miktarına ilişkin herhangi bir tespitte bulunulmamışsa da, davacı sigortanın ödeme tarihinden itibaren faiz isteminde bulunabileceği, davacı sigorta şirketi tarafından sigortalısına 11/05/2017 tarihinde ödeme yapıldığı, yapılan ödeme miktarı ve tarihi, takip tarihi ve talep edilen faiz oranı dosya kapsamında belirli olmakla, işlemiş faiz hesabının basit bir matematik hesaplamasını gerektirdiği kanaatiyle; bu hususta yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılması yargılamanın uzamasına sebebiyet vereceğinden mahkememizce aşağıdaki formül ile belirtilen şekilde hesaplama yapılmıştır.İşlemiş Faiz=(Takip Tarihi İle Ödeme Tarihi Arasındaki Gün Sayısı)x(Faiz Oranı)x(Ödeme Tutarı)
100x360
Buna göre;
Ödeme Tarihi
Takip Tarihi
Gün
Faiz Oranı
Ödeme Miktarı
İşlemiş Faiz
11.05.2017
12.12.2017
217
9,75
30.320,00 TL
1.781,93 TL
Yapılan hesaplama ışığında davacının talep edebileceği işlemiş faiz miktarının 1.781,93 TL olduğu, ancak davacı tarafça 1.741,32 TL'nin talep edildiği, bu nedenle taleple bağlılık ilkesi uyarınca davacı tarafça talep edilen işlemiş faiz miktarı üzerinden takibin devamına karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
Tarafların ve davacının sigortalısının tacir olduğu, davalı ile davacı sigortalısı arasında yapılan işin ticari iş olduğu anlaşılmakla; icra takibi ile talep edilen avans faizinin yerinde olduğu kanaatine varılmıştır. Ancak davacı tarafça takip talebinde ve ödeme emrinde asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %9,75 oranında avans faizi isteminde bulunmuştur. Bu hali ile davacının talebi HMK md. 26 uyarınca aşılamayacağından ; taleple bağlılık ilkesi gereğince; asıl alacağa takip tarihinden itibaren artan azalan oranlarda uygulanacak ve yıllık %9,75 avans faizi oranını aşmayacak şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.Takibe konu alacağın miktarının yargılama sonucunda belirlenecek olması nedeniyle alacak likit olmadığından, davacının icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir." denilmek suretiyle asıl davanın kabulüne, karşı davanın ise sübut bulmadığından reddine karar verilmiştir.Kararın istinaf edilmesi üzerine -----------sayılı ilamı ile; "(...) Mahkemece dava konusu makinenin kırılması yoluyla meydana gelen hasarın sigorta poliçesi kapsamında kaldığı değerlendirilerek alınan bilirkişi raporuna göre davanın kabulüne karar verilmiş ise de bu rapor hüküm kurmaya elverişli değildir. Zira raporda makine kırılma sigortası genel şartlarının birinci maddesine göre bu hasarın ani, beklenmedik ve harici bir etkiden veya süre gelen bir durumdan kaynaklanıp kaynaklanmadığı yönünde herhangi bir tespit yapılmadığı gibi raporu tek bir teknik bilirkişinin düzenlediği, heyette sigorta bilirkişinin bulunmadığı bu haliyle dosyanın aydınlatılmasını sağlayıcı nitelikte olmadığı görülmüştür.Bu kapsamda mahkemece öncelikle davaya konu sigorta poliçenin dosyada sadece 1. sayfasının bulunduğu diğer sayfalarının olmadığı görülmekle bu eksikliğin giderilerek dosyanın, aralarında sigorta uzmanı bilirkişinin de bulunduğu yeni bir bilirkişi heyetine tevdisi ile davaya konu edilen hasarın makine kırılma sigortası genel şartlarının birinci maddesinde belirtildiği üzere ani ve beklenmeyen bir durum sonucunda veya süregelen kullanım sırasında meydana gelen hasar niteliğinde olup olmadığı ve yapılacak bu tespite göre hasarın sigorta teminatı kapsamında kalıp kalmadığı, sigorta teminatı kapsamında olması halinde davacının gerçek zararının sigorta poliçesindeki muafiyet şartları ile makine kırılması genel şartları da değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerekmektedir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir" denilmek suretiyle Mahkememiz kararı kaldırılmıştır.Kaldırma SonrasıMahkememizce 18/04/2024 tarihli (bozma sonrası) ilk celsede, kaldırma ilamındaki eksiklik dikkate alınarak dosyanın bir sigortacı ile bir makine/elektrik mühendisi oluşan bilirkişi heyetine tevdii edilerek sigorta poliçesindeki muafiyet şartları ile makine kırılması genel şartları birlikte değerlendirilmek suretiyle, hasar tazminatı ödenmesine neden olan hasarın, makine kırılma sigortası genel şartlarının birinci maddesinde belirtildiği üzere ani ve beklenmedik bir durum sonucunda veya süregelen kullanım sırasında meydana gelen bir hasar niteliğinde olup olmadığı ve yapılacak bu tespite göre hasarın sigorta teminatı kapsamında kalıp kalmadığı,sigorta teminatı kapsamında olması halinde davacının gerçek zararının tespit edilmesinin istenilmesine ilişkin rapor alınmasına karar verilmiştir. 03/10/2024 tarihli raporda,"... Dosyadaki bilgi, belgeler ile ----------- alınmış inceleme raporu, eksper raporu ve bilirkişi raporunun incelenmesi sonucu, yapılan tamir işleminin hatalı olduğu, motordaki hasarın muhakkak rotor değişmesi ile giderilebileceği, tamir işleminin riskler içerdiği ve söz konusu risklerin yol açtığı sebeplerle motorun durumunu kısa devre sonucu sargıların kavrulması ile ciddi şekilde hasarlandığı kanaati oluşmuştur.Sigorta süresi dahilinde meydana gelen hasar açısından, Makine Kırılması Genel Şartlarınca teminat kapsamında olduğu, Rücu açısından; Türk Ticaret Kanununun 1472 Maddesinin 1 Fıkrasında halefiyet “Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir.” olarak düzenlenmiş olduğu, davacı tarafın ilgili davayı işbu sebeplerle açtığı,Davacının sigortalısının, üretici firma tavsiyeleri dışında Ticari Risk alarak tamirat faaliyetlerine onay verdiği için birincil dereceden sorumlu, diğer taraftan davalı şirketin vermiş olduğu servis hizmetinde teknik raporlardan anlaşılacağı üzere teknik açıdan kusurlarının bulunması nedeni ile ikincil dereceden sorumlu (tali) olduğu,Davacının, sigortalısının sorumlu olduğu hususlar açısından davalı tarafa rücu talebinde bulunamayacağı, Saygıdeğer Mahkemenin kanaat getireceği ikincil dereceden (tali) sorumluluk/kusur oranına göre davacının rücu talebinin değerlendirilebileceği,Öngörümüze göre davalının tali kusurunun %40 olarak taktir edilmesi durumunda rücu edilebilecek tutarın (30.320 TL x %40) 12.128.-TL olabileceği sonucuna ulaşılmıştır" belirlemelerine yer verilmiştir. Tüm dosya kapsamı ve rapor içerikleri birlikte değerlendirildiğinde; davanın davacı sigorta şirketinin sigortalı (dava dışı) müşterisine yaptığı ödemenin, hasara neden olan davalıdan tahsili amacıyla başlatılan takibe itiraz üzerine açılan itirazın iptali davası olduğu; davacı sigorta şirketinin özetle, araçtaki hasarın, davalının arızanın gerçekleştiği günden 20 gün öncesindeki hatalı onarımından kaynaklandığını iddia ederek halef sıfatıyla kendi sigortalısına ödediği tutarın iadesini talep ettiği; davalı tarafça yapılan tamir işleminin hatalı olduğu, tamir işleminin riskler içerdiği ve söz konusu risklerin yol açtığı sebeplerle motorun durumunu kısa devre sonucu sargıların kavrulması ile ciddi şekilde hasarlandığı; hasarın poliçe teminatı kapsamında kaldığı, dava dışı sigortalı firmanın üretici firmanın tavsiyeleri dışında onarıma onay vermesi nedeniyle birinci derecede sorumlu olmasına rağmen, davalı firmanın vermiş olduğu hizmetin kusurlu ve ayıplı olduğu; Mahkememizce de teknik raporda değinildiği üzere tali kusurun %40 olarak kabul edilebileceği, buna göre dava dışı sigortalı firmaya davacı sigorta şirketi tarafından ödenen hasar tazminatının %40 ının, ödeme tarihi olan 18/7/2017 tarihinden itibaren avans faizi birlikte talep edilebileceği anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, alacak likit olmadığından davalı aleyhine inkar tazminatına hükmedilmemiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere :
1.-Davanın kısmen kabulü ile, davalı tarafın ----------İcra Müdürlüğü’nün ------------ sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin, 12.128,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa, ödeme tarihi olan 18/7/2017 tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, aşan talebin reddine,
Likit olmadığı anlaşıldığından davalı aleyhine inkar tazminatına hükmedilmesine dönük talebin reddine,
2-HARÇLAR
Alınması gerekli 828,46 TL harcın davacı tarafından dava açılışı sırasında yatırılan 387,53 TL harçtan mahsubu ile, eksik bakiye 440,93 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3-VEKALET ÜCRETİ
a-Avukatlık asgari ücret tarifesine göre davacı vekili için takdir olunan 12.128,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
b-Avukatlık asgari ücret tarifesine göre davalı vekili için taktir olunan 19.933,32 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-YARGILAMA GİDERLERİ
a-Davacı tarafından harç olarak yatırılan 428,63 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
b-Davacı tarafından sarf edilen 7.100 TL Bilirkişi ücreti ve 195,00 TL Posta ücreti olmak üzere toplam yargılama gideri olan 7.295,00 TL'nin davanın kabul ve red oranı gözetilerek 2.759,70 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan 4.535,30 TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına,
c-Davalı tarafından sarf edilen 100,10 TL yargılama giderinden davanın kabul ve red oranı gözetilerek 62,06 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalan 38,04 TL'nin davalı üzerinde bırakılmasına,
d-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğden itibaren iki hafta içerisinde-----------Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu. 31/10/2024