T.C. İstanbul Anadolu 2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO: 2019/81 Esas
KARAR NO: 2019/41
DAVA: Marka (Tecavüzün Giderilmesi İstemli)
DAVA TARİHİ: 04.09.2013
KARŞI DAVA TARİHİ : 27.09.2013
KARAR TARİHİ: 23/05/2019
Davacı - karşı davalı vekili tarafından davalı-karşı davacılar aleyhine açılan markaya tecavüzün önlenmesi ve ref'i davası ile davalı-karşı davacılar tarafından davacı-karşı davalı aleyhine açılan markanın hükümsüzlüğü karşı davasının yapılan açık yargılaması sonucunda;
İ D D İ A / Davacı - karşı davalı vekili dava dilekçesini duruşmada tekrarla; müvekkili şirketin ------------alan adları üzerinden yayın yapan internet siteleri vasıtasıyla iş ve işçi bulmaya yönelik online aracılık hizmetleri alanında faaliyet gösterdiğini ve ---- tarih ve ----------- no ile tescil edilmiş ----------- markasının sahibi olduğunu, davalıların müvekkili şirketin söz konusu tescilli markasını iziniz olarak ----------- isimli alan adında kullandıklarını, müvekkilinin markasına söz konusu internet sitesinde logo ve başlık olarak yer verdiklerini ve bu sitede müvekkilinin internet sitesinin tasarımını ve içeriğini bire bir taklit ederek müşterilerini yanılgıya düşürdüklerini, davalıların ayrıca sosyal paylaşım sitesi olan -------- üzerinden --------adlı bir grup kurarak markaya tecavüz eylemini genişlettiklerini, --------- özel istihdam bürosu izni almak için yaptıkları başvurularda
dahi taklit içerikli -------- enternet sitesini kullandıklarını, müvekkil şirketin bu markaya tecavüz eylemleri sebebiyle ciddi miktarda maddi kayba uğradığını ve müvekkilinin markasının güvenirliğinin ve pazardaki itibarının olumsuz etkilendiğini, davalıların müvekkili şirketin markasına tecavüz oluşturan bu eylemlerinin ayrıca suç teşkil ettiğinden şikayet üzerine İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ------------ sayılı dosyası ile davalılar hakkında soruşturma açıldığını,bu sebeplerle marka hakkında tecavüzün önlenmesine ve ref'ine, marka tecavüzüne konu olan ----------- alan adı üzerinde müvekkili lehine mülkiyel hakkı tesis edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
K A R Ş I İ D D İ A / Davalı-karşı davacılar vekili cevap ve karşı dava dilekçesini duruşmada tekrarla; müvekkillerinden ...'nun pasif husumet ehliyetine sahip olmadığını, davacının markasının 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun'un 7/1(a) ve 7/1(c) maddelerine aykırılık sebebiyle ----sınıfta kısmi olarak tescil edildiğini, bu sebeple markanın tescilinin -----.sınıfta yer alan personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetlerini kapsamadığını, --------- ibaresinin özel istihdam bürosu faaliyetleri alanında jenerik bir ibare olduğunu ve bu alanda marka olarak tescil edilmesinin mümkün olmadığını, dava konusu markanın müvekkillerinden ... tarafından ilk kez ----- yılında alan adı olarak kullanıldığını, söz konusu alan adının sadece -----yılında ------arafından internet sitesinin kapatılması istenmesi üzerine geçici olarak inançlı temlik niteliğinde devredildiğini, müvekkillerinden -------------marka başvurularında bulunduğunu, müvekkillerinin önceye dayalı hak sahibi oldukları bu markayı kullanmaktan men edilemeyeceğini, ---- alan adının ilk kez müvekkillerinden ... tarafından tescil edildiğini, ancak-- tarafından internet sitesinin kapattırılması üzerine yeni şirket kuruluncaya kadar bu web sitesinde------ firmasının özel istihdam bürosu belgesi altında hizmet verilmesi ve bu fırma tarafından işletilmesi için inançlı olarak devredildiğini, bu anlaşmaya göre internet sitesinin işletilmesine ilişkin ortaklık paylarının .------- sahibi --------- ve diğer iki kişi arasında eşit olarak paylaşılmasının öngörüldüğünü, ancak daha sonra taraflar arasında uyuşmazlık çıktığını, davacının-----------no ile tescilli olan -------- markasının, personel işe yerleştirme, işe aşma, personel seçimi, personel temini alanında 556 sayılı KHK'nın 5. maddesinin kapsamına girmemesi ve --------- ibaresinin cins ve vasıf belirtmesi ve jenerik bir ibare olması nedeniyle davacının markasının 556 sayılı KHK'nın 42.maddesinin yaptığı atıfla aynı düzenlemenin 7/1-a ve 7/ı-c maddeleri uyarınca hükümsüz kılınması gerektiği, yine müvekkillerinden ...'nun söz konusu markayı 2004 yılında alan adı olarak kaydettirmesi ve kullanarak maruf hale getirmesi dolayısıyla gerçek hak sahibi olması sebebiyle davacının markasının aynı zamanda 556 sayılı KHK'nın 8/III-V maddelerine aykırılıktan dolayı hükümsüz kılınması gerektiğini, bu sebeplerle asıl davanın reddine, karşı davanın kabulü ile davacıya ait markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
D E L İ L L E R V E G E R E K Ç E / Dava davacı-karşı davalı tarafından açılan, davacı-karşı davalıya ait markanın davalı-karşı davacılar tarafından internet sitesi ve alan adı olarak kullanılmak suretiyle meydan geldiği iddia edilen tecavüzün önlenmesi ve ref'i ile davası ile davalı-karşı davacılar tarafından açılan gerçek hak sahipliği nedeniyle davacı-karşı davalıya ait markanın hükümsüzlüğü davasıdır.
Celp olunan-------gazeteleri, ------kayıtları, bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamından; davacı adına ---- nolu markanın - Sınıfta------------------- tarihinde tescil edildiği, davacı şirketin --------- ibareli ticarî ünvanıyla ----- tarihinde, davalı şirketin "--------- ibareli ticarî ünvanıyla ---------- tarihinde ------------- gazetesinde tescil edildiği anlaşılmış olup;
556 sayılı KHK'nın 61/a maddesi kapsamında maddenin ihlali marka hakkına tecavüz sayılır. Markanın tescil kapsamına giren aynı mal ve hizmetlerle ilgili olarak, tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin kullanılması MarkaKHK 'nun ihlali anlamına gelir ve böylesi bir kullanım marka sahibinin marka hakkına tecavüz niteliği taşımaktadır. 556 sayılı KHK'nın 9.maddesine göre tescilli bir marka ile aynı veya benzer olan ve bu tescilli markanın kapsadığı hizmetlerin aynı veya benzeri hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk üzerinde, işaret ile tebdili marka arasında bağlantı olduğu ihtimali de dahil, karıştırılma ihtimali olan herhangi bir işaretin kullanılması marka sahibi tarafından yasaklanabilir. Maddede marka sahibinin yasaklayabileceği faaliyetler sayılmış olsa da, bu sayım tahdidi nitelikte değildir. Genel kabul gören kanaate göre, başkasına ait bir markanın aynısı veya benzerinin aynı veya benzer hizmetler için ticari bir amaçla iş evrakları ve tabelalarda kullanması marka sahibinin hakkına tecavüz niteliği taşımaktadır. KHK'nın 9. maddesi genel olarak, marka sahibinin tescilli markası ile iltibasa neden olacak ibaretlerin kullanılmasını yasaklamaktadır. Madde metninden de anlaşılacağı üzere tescilli marka ile aynı veya benzer olan hir işaretin tescilli markanın kapsadığı mal ve hizmetlerde kullanılarak halk tarafından karıktırılma ihtimaline yol açılması, marka hakkına tecavüz olarak nitelendirilmektedir. Ayrıca işaret ile tescilli marka arasında halk nazarında ------- olduğu ihtimali de "------- kavramına dahil sayılmıştır. Karıştırılma ihtimalinde, halkın iki ibaret arasında herhangi bir şekilde, herhangi bir sebeple bağlantı kurması yeterlidir. Alıcıların aldıkları ürünlerin veya hizmetlerin başka bir işletmeye ait olduğunu bilmelerine rağmen, iki işletme arasında ekonomik veya organik bir bağlantı olduğu yanılgısına düşmeleri halinde, karıştırılma ihtimali vardır ve işaretler arasında iltibasın mevcut olduğu kabul edilmektedir. Bir kelimenin veya işaretin markasal olarak kullanılması, bu işaretin belirli bir işletme tarafından piyasaya sunulan mal veya hizmetlerle doğrudan ilişkili olarak, söz konusu mal veya hizmetleri, diğer işletmelerin mal veya hizmetlerinden ayırt edecek şekilde kullanılması anlamına gelmektedir. Bir işaretin markasal olarak kullanımından söz edebilmek için, mal veya hizmetle doğrudan bağlantılı olarak ilgili çevrenin ürün ile markayı ilişkilendirmesine olanak verecek şekilde kullanılması gerekmektedir. Bu çerçevede ibarenin internet sitesinde ilgili ürün veya hizmeti nitelemek için kullanımı da, markasal bir kullanım olarak değerlendirilmektedir. Aynı zamanda başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya ticaret işletmesiyle iltibaslar meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtalarıyla iltibasa meydan verebilecek surette, ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları kullanmak veyahut iltibasa meydan veren malları, durumu bilerek veya bilmeyerek, satışa arz etmek veya şahsi ihtiyaçtan başka her ne sebeple olursa olsun elinde bulundurmak TTK'nun 57/5 maddesine muhalefet olarak nitelendirilmektedir.
Dava dosyamıza konu olayda; davacı ve davalı markalarının esas unsurlarının ve iş koşullarının birebir aynı olduğu, davalının başka bir marka ve farklı bir site tasarımı seçme özgürlüğü bulunmasına rağmen davacı adına tescilli markanın ve ve internet site tasarımının bire bir aynısını kullanmasının hem 556 sayılı KHK'ya hem de TTK'nun 57/5 maddesine uygun düşmediği ve iktibas oluşturduğu, davacı adına tescilli markanın iktibas yolu ile taklit edildiği hizmetlerin sıradan kullanıcılar tarafından ayırt edilemeyeceği, bu kişiler üzerinde iltibasa yol açacağı ve aldatıcı nitelikte olduğu anlaşıldığından, davacı-karşı davalının açmış olduğu davanın kabulüne,
556 sayılı KHK'nın 42/ I-a maddesinde belirtilen haller markanın hükümsüzlük nedenleri olarak sayılmıştır. 556 sayılı KHK'nın 7/Ia ve 5. maddenin kapsamına girmeyen işaretlerin tescil edilemeyeceği öngörülmüştür. 5.maddenin hükmü ise "Marka, bir teşebbüsün mal veya hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlaması koşuluyla, kişi adları dahil, özellikle sözcükler, şekiller, harfler,sayılar malların biçimi veya ambalajları gibi çizimle görüntülenebilen veya benzer biçimde ifade edilebilen, baskı yoluyla yayınlanabilen ve çoğaltılabilen her türlü işaretleri içerir." şeklindedir. Bir işaretin, marka olarak tescil edilebilmesi için öncelikle 5. maddedeki koşulları sağlayarak şekli anlamda markaya elverişli bir işaret olması gerekir. Bu kapsamda, marka olarak tescili istenilen şekil ve işaretlerin özgün dizayn ve renk kompozisyonu yönünden bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini ayırt etmeyi sağlaması gerekir. 556 sayılı KHK'nın 7/l-c maddesi uyarınca, markanın, ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin yapıldığı zamanı gösteren veya malların ve hizmetlerin diğer karakteristik özelliklerini belirten işaret ve adlandırmaları münhasıran esas unsur olarak içermesi bir mutlak red ve hükümsüzlük sebebi olarak sayılmıştır. Bu hüküm çerçevesinde, bir hükümsüzlük nedeninin varlığından bahsedebilmek için, markanın, tescil edildiği mal veya hizmet grubu açısından tasvir edici niteliğe sahip olması gerekir. Somut olayda hükümsüzlüğü istenen------- ibareli markanın ----- sözcüklerinin bir araya getirilmesinden oluştuğu, bu ibarenin, 5.madde kapsamında şekli anlamda marka olarak tescil edilebilmesi için gerekli niteliğe sahip olduğu, ancak bir işaretin marka olarak tescil edilebilmesi için, sadece 5.madde anlamında şekli anlamda marka olabilmesinin yetmediği, aynı zamanda 7.maddede belirtilen mutlak red sebeplerinden birinin olmaması gerektiği, davalılar, karşı dava dilekçelerinde davacının --------- no ile tescilli markasında yer alan -----------ibaresinin personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini alanları açısından tasviri nitelikle olduğunu iddia etmiş ise de, davacının söz konusu markasının ---- nezdinde ---- sınıfın alt sınıflarındaki "reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler (Ticari ve reklam amaçlı sergi vc fuar organizasyonu hizmetleri dahil) büro hizmetleri, ticari ve sınai ürünler için eksperlik hizmetleri, açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri, müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşilli malların bir araya getirilmesi hizmetleri sınıfında tescilli olduğu, bu markanın tescilli olduğu hizmetler arasında davalılar tarafından ------- ibaresinin jenerik ad olduğu iddia edilen hizmetlerin de yer aldığı,----------- ibaresinin, markanın tescil edildiği söz konusu hizmet grupları açısından ise cins, çeşit vasıf kalite gibi tasvir edici niteliklere sahip olmadığı, bu kapsamda davacının markasının tasviri işaret olduğundan bahisle hükümsüzlüğünün talep edilmesinin mümkün olmadığı, Türk Hukuk sisteminde her ne kadar marka hakkının kazanılmasında tescil ilkesi ana kural olsa da bir işareti ilk defa kullanıp bilinir hale getirerek ona ekonomik değer kazandıran kişinin de o işaret üzerinde bazı markasal korumaları talep etme hakkına sahip olacağının kabul edildiği, gerçek hak sahibi olarak nitelendirilen bu kişi adına yapılan tescilin kurucu değil açıklayıcı mahiyette olduğu, bu çerçevede, gerçek hak sahibi, işareti tescil ettirmemiş olsa dahi 8/II.maddeI uyarınca onun üzerinde sonraki kullanıcılara göre öncelik hakkına sahip olabileceği, önceye dayalı hak sahibinin sonraki markanın tesciline itiraz ederek onun sicile tescil edilmesini engelleyebileceği, önceye dayalı hak sahibi itirazda bulunmamışsa veya bulunmasına rağmen marka tescil edilmişse, bu marka aleyhine 42/l-b maddesi uyarınca hükümsüzlük davası açabileceği, dosyaya sunulan delillerden ve her iki taraf vekillerinin beyanlarından ------- alan adının ilk defa -- yılında davalı ... adına tescil edildiğinin sabit olduğu----------- ... arasında ------ tarihinde imzalanan --------- çerçevesinde ---------- adlı websitesinin kullanım ve mülkiyet hakkının, söz konusu websitesinin sayfa görüntü ve tasarımları, format, grafik imajları, e-posta hesapları, domain hak ve yetkileri ve şifreleri ile birlikte 10.000,00 TL karşılığında --------- devredildiği, bu bedelin ----tarafından ...'ya ödendiği,------------ Müdürlüğü'nün ---- tarihli ...'ya yöneltilmiş davet yazısı ve --------faaliyetlerinde bulunan işyerinin tespiti" konu başlıklı tutanağa göre davalıların---------alan adlı websitesini özel istihdam izni olmadan kullanmasını engelleyici bir hukuki durumun oluştuğu, ---------- alan adının devrinden sonra davalılardan ... ve dava dışı ------ tarafından söz. konusu websitesinin idaresi görevinin üstlenildiği, alan adının bazı yıllık ücretlerinin ... tarafından ödendiği, davacı ...'ın iddiası söz konusu hizmetlerin ücret karşılığı verildiği yönünde iken, davalılardan ... ve diğer iki dava dışı kişinin iddiasının bu hizmeti websitesinin işletilmesi konusunda oluşturulan adi şirketin ortakları olarak verdikleri şeklinde olduğu, her ne kadar satış sonrasında davalılardan ... ile davacı ... arasında ----------websitesinin işletimi konusunda ilişkinin devam ettiği anlaşılıyor ise de, dosyadaki delillerin taraflar arasındaki devrin inançlı devir olarak yapıldığını kanıtlama konusunda yetersiz kaldığı, bu nedenle ispat külfetini yerine getirmeyen davalıların---------- adresi üzerindeki hak sahipliği iddialarının kabul edilemeyeceği, kaldı ki davalıların devrin inançlı işlem olarak yapıldığı iddiası kabul edilse dahi bu durumun ------------ alan adının mülkiyetinin davalılara ait olduğu anlamına gelmediği, inaçlı devir, bir hakkı devralan kimsenin bu hakkı devredenle aralarında kararlaştırılan amaca göre kullanmayı ve gerektiğinde bu hakkı devredene veya bir üçüncü kişiye devretmeyi taahhüt etmesini ve devredenin de bu taahhüde güvenerek mülkiyeti devretmesini ifade ettiği, buna göre inançlı devrin, devredilen malvarlığı değerinin yönetimi amacıyla da yapılabildiği, marka olarak tescil edilmiş bir işaret üzerinden 8/III.madde anlamında marka sahibine göre önceye dayalı bir hak ekle edebilmek için, tescilsiz işaretin ilk defa ticaret sırasında kullanmış olması gerektiği, ticaret sırasında kullanımın, işaretin marka hukukunu özgü olarak, yani markasal kullanımını gerektirdiği, işaretin hak sahibi tarafından bir şekilde ticari evrak, tabela, ilan veya reklamlarında ve somut olayda olduğu gibi alan adında kullanılmış olması halinde, m.8/III anlamında markasal kullanımın mevcut olduğunun söylenebileceği, davalı ... tarafından ---------- ibaresinin markasal kullanımının, esas itibariyle iş arayanlarla işçi arayanların bir araya getirildiği --------- websitesinin kurulup işletilmesi şeklinde gerçekleştiği, bu websitesi dışında davalıların ---------ibaresini ciddi bir markasal kullanımının olmadığı websitesinin tüm tasarım ve grafîk haklarıyla birlikte davacıya devredildiği, dolayısıyla söz konusu devir ile birlikte --------ibaresine ilişkin markasal kullanımın da davacı ...'a devredildiği, 556 sayılı KHK'nın m.8/III kapsamında gerçek hak sahipliğine dayanılarak bir işarete ilişkin önceye dayalı bir hakkın ileri sürülebilmesi için söz konusu ibareye ilişkin markasal kullanımın, aynı veya benzer mal veya hizmetlere ilişkin olmasının gerektiği, mal ve hizmetlerin aynı veya benzer olup olmadığının kural olarak Marka Tescil Başvurularına
Ait Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ'e göre belirlendiği, ancak bu sınıflandırmanın mutlak olmadığı, aynı sınıfta yer alan mal ve hizmetler farklı nitelikle değerlendirilebileceği gibi farklı sınıflardaki mal ve hizmetlerin aynı veya benzer kabul edilebileceği, dava konusu "------------web sitesinin ilk defa kullanımı sebebiyle davalıların ------------ibaresi üzerinde bir hak sahipliğinin varlığı kabul edilse dahi bu kullanımın, davacının aynı ibareli markasına göre önceye dayalı bir hak oluşturabilmesi için markanın tescil edildiği mal veya hizmetler ile aynı veya benzer mal veya hizmetlere ilişkin olması gerektiği, davalılar tarafından gerçek hak sahipiliği iddiasının ----. sınıfın bir alt sınıfında yer alan personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temim hizmetlerine ilişkin olduğu, davacının --------- ibareli markasının tescil başvurusunun söz konusu alt sınıfla yer alan hizmetler için reddedildiği, markanın tescilinin kabul edildiği diğer hizmet sınıfları açısından ise davalıların markasal kullanım sonucu önceye dayalı bir hak elde ettiğini gösterir herhangi bir delilin bulunmadığı, bu nedenle davalıların, m.8/III kapsamında önceye dayalı bir hakkın varlığına dayanarak davacının-----------ibareli markasının hükümsüzlüğünü talep etmesinin mümkün olmadığı, davalılar m.8/V kapsamında davacının ----------tescil nolu ----------- markasının hükümsüzlüğünü talep etmiş olup, söz konusu hükümde "tescil için başvurusu yapılmış markanın, başkasına ait kişi ismi, fotoğrafı, telif hakkı veya herhangi bir sınai mülkiyet hakkını kapsama hali" bir nisbi red sebebi ve m.42/I-b atfıyla bir hükümsüzlük nedeni olarak kabul edildiği, alan adlarının ---------ibaresine dahil olabileceği kabul edilse dahi, ----------- alan adının hali hazırdaki malikinin davacının olması sebebiyle bu kişiye ait olan -----------" ibareli markanın, m.8/V kapsamında hükümsüzlüğünün talep edilemeyeceği, davacının --------- tescil nolu-----------markasının, şeklen marka olarak tescil edilebilir bir işaret olması ve tescil edildiği hizmet grubu açısından tasviri işaret niteliği taşımaması sebebiyle hükümsüzlüğünün istenemeyeceği, davalılardan ...'nun---------- alan adını, içerik ve domain yetkileri ile birlikle davacı ...'a devrettiği, bu devrin inançlı olarak yapıldığı konusunda davalılar tarafından yeterli delillerin sunulmadığı, söz konusu devrin inançlı devir olduğu kabul edilse dahi bunun ------------ alan adının mülkiyetinin ---------- tarafından kazanıldığı gerçeğini değiştirmediği, bu devir ile ------- ibaresine ilişkin markasal kullanımın da ------ devredildiğinin kabulünün gerektiği, her halükârda davalıların kendilerine ait olduklarını iddia etlikleri markasal kullanımın---- Sınfın bir alt sınıfı olan personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetlerine ilişkin olduğu, bu hizmet grubunun markanın tescil edildiği hizmetler arasında yer almadığı, dolayısıyla davalıların m.8/III çerçevesinde gerçek hak sahipliğine dayanarak davacının markasının hükümsüzlüğünü talep edemeyeceği, --------- alan adının mülkiyetinin davacıya ait olması sebebiyle m.8/V uyarınca da davacının markasının hükümsüzlüğüne karar verilemeyeceği anlaşıldığından, davalı-karşı davacıların açmış olduğu hükümsüzlük davasının reddine karar verilmiştir.
Davalılar - Karşı davacılar tarafından karar temyiz edilmiş ve Yargıtay 11.
Hukuk Dairesinin----------- K sayılı------------- tarihli kararı ile ; Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar-karşı davacılar vekilinin karşı davaya yönelik tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. Asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, davacının ----------sayılı ---- ibareli markası - sınıf “Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler (ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri dahil). Büro hizmetleri. Ticari ve sınai ürünler için eksperlik hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri. Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir)” için tescillidir. 556 sayılı KHK’nın 9. ve 61. maddeleri uyarınca marka hakkı koruması markayı oluşturan işaretler ile mal ve hizmetlerin izinsiz olarak başkaları tarafından aynı ya da benzer türden mal ve hizmetler üzerinde kullanımının önlenmesine ilişkindir. Somut uyuşmazlıkta, davalı tarafça uyuşmazlık konusu --------- alan adının “personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri” hizmetlerinde kullanıldığı belirlendiğine göre, davacının-------- ibareli markası söz konusu hizmetleri kapsamadığı halde asıl davanın kabulüne karar verilmesi yerinde görülmemiş, kararın bu nedenle temyiz eden davalılar yararına bozulmasına karar verilmiştir.
İddia, savunma, bilirkişi raporları, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin -----------tarihli kararı ilamı ile birlikte değerlendirildiğinde; davalı-karşı davacının ------- alan adındaki kullanımım personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri alanında kullanıldığı, davacı-karşı davalının ----Sınıfta bir kısım hizmetler bakımından tescilli olan -------------- markasının ise TPMK kayıtlarına göre, davalı-karşı davacının kullanımında olan sınıflarda tescilli olmadığı anlaşıldığından asıl davanın reddi ile karşı dava açısından karar kesinleşmekle yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M /Yukarıda açıklanan nedenlerle ;
1) Davacı-karşı davalının açmış olduğu asıl davanın REDDİNE,
Alınması gereken 44,40 TL harçtan peşin alınan 24,30 TL harcın mahsubu
ile bakiye 20,10 TL harcın davacı-karşı davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
Davalı- karşı davacı kendisini vekille temsil ettiğinden; Karar tarihinde
yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, 3.931,00 TL vekalet ücretinin davacı - karşı davalıdan tarafından alınarak davalı - karşı davacıya verilmesine,
Davacı-karşı davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı- karşı
davalı üzerinde bırakılmasına,
2) Davalı-karşı davacıların açmış olduğu hükümsüzlük davasında;
Karşı dava yönünden hükümsüzlük davasına yönelik olarak verilen red kararı kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına,
Karşı dava yönünden verilen 14/07/2015 tarihli mahkememiz hükmü, harç, yargılama gideri ve vekalet ücreti yönüden kesinleştiğinden, yeniden karar verilmesine yer olmadığına,
Dair davacı- karşı davalı vekili ile davalı-karşı davacı vekilinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Yargıtay yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 23/05/2019