T.C. İstanbul Anadolu 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/85 Esas
KARAR NO: 2025/104
DAVA: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 23/04/2024
KARAR TARİHİ: 12/06/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
İSTEM / Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili şirketin her ne kadar ------ tarihinde kuyumculuk sektöründe faaliyet göstermeye başlamışsa da şirket yetkilisi ---- yılları arasında --- inşaat alanında hizmet verdiğini, Müvekkil şirket tarafından kuyumculuk ve inşaatla ilişkili gruplarda gerçek hak sahibi olunan --- markanın davalıya ait ---- markasından önce kullanılmaya başlanması, ------- markanın kuyumculuk ve inşaat hizmetleri alanında müvekkil şirket tarafından marka ve ticaret unvanı olarak kullanılıyor olması, hükümsüzlüğü talep edilen markadaki üstün ve gerçek hak sahipliğinin müvekkile ait olması nedeniyle davalının kötüniyetli şekilde tescil ettirdiği ---- markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVAYA CEVAP / Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil, uzun yıllardır ----- isimli aile şirketi uhdesinde ticaret ile uğraşmaktadır. ---- yılında ailesi ile yürütmekte olduğu ticari faaliyetlerin yanı sıra serbest piyasa ortamında muhtelif kollardan ticaret yapabilmek için kendi soyadı olan ----- kodları için ---- tescil numarası ile başvuruda bulunmuş ve gerekli araştırmanın yapılmasının akabinde başvurusu uygun görülerek ---- markası müvekkil adına tescil edildiğini, ---- yılında diğer sınıflar için de başvuru yapmış ve----- tescil numarası ile başvurusu uygun görülerek tescil edildiğini, davacı tarafın müvekkil tarafından tescil edilen -----markasını tescil tarihinden sonra,------ tarihinde açması dolayısıyla müvekkilin marka hakkını ihlal ettiğini, SMK madde 4 hükmüne göre kişi adları marka olarak kullanılabilir ve tescil edilebilebilir olduğu açıkça hükme bağlandığını, davacı tarafın dava dilekçesinde beyan ettiği -----markasının uzun süredir kullanıldığı iddiası gerçeğe aykırı olduğunu,------ değil müvekkilin soyismi olup Müvekkil, bu kapsamda kendi soy ismini tescil ettirdiğini belirterek; Haksız ve kötü niyetli olarak açılan DAVANIN REDDİNE, Davacı tarafın haksız ve yasaya aykırı olarak kullanmakta olduğu ---- markasının kullanımına son verilerek bu ibareyi taşıyan tüm tanıtım ve reklam ürünler ile tabelaların kaldırılmasına, karar verilmesini talep etmiştir.
D E L İ L L E R V E G E R E K Ç E / Dava, davalı adına tescilli ---- numaralı markanın gerçek hak sahipliği ve kötüniyetli tescil nedeniyle hükümsüzlüğü davasıdır.Mahkememizden aldırılan ----- tarihli raporunda sonuç olarak; Davalı tarafa ait ----ibareli markanın başvuru tarihinin --- olduğu göz önünde bulundurulduğunda her ne kadar davacı taraf ----ifadesini davalıdan daha önce kullandığını ileri sürse de dosyada deliller ışığında davacı şirketin ------- losyasına intikal eden tek sicil kaydının ----- tarihinde olduğu ve bu yıldan öncesine yönelik kullanımına ilişkin herhangi bir delil dosyada mevcut bulunmadığından Taraf marka kullanımları arasında davalı tarafa ait -----tescil numaralı markasının davacının marka kullanımından daha önce tescil olduğu tespit edilmiş olup, bu nedenle davalının ----- markasının -----sınıfta yer alan tescilli hizmetler açısından SMK'nın 6/3 , 6/6 ve 25/1 maddeleri gereğince yukarıda ifade edilmiş olan Mal ve hizmetler açısından markanın eskiye dayalı, önce kullanıcısı hükümsüzlük koşullarının mevcut olmadığına dair raporunu sunmuşlardır. İncelenen dosya kapsamı, mevcut deliller, bilirkişi raporları birliktedeğerlendirildiğinde; Dava, davalıya ait------- ibareli markanın gerçek hak sahipliği ve kötü niyetli tescil sebebiyle hükümsüzlüğüne ilişkin olup davalı tarafından davanın reddinin talep edildiği, aldırılan ---- tarihli bilirkişi raporunda hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı yönünde görüş bildirildiği buna göre tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde, davacı şirketin-----kuyumculuk alanında faaliyette bulunmak üzere kurulduğu, davaya konu davalı adına tescilli ----ibareli markanın şirket yetkilisinin aile soyadı olması sebebiyle davacı şirket yetkilisinin daha önce faaliyette bulunduğu ---- isimli etüt, proje ve danışmanlık hizmeti şirketi tarafından ----- yıllarında kullanıldığını, kullanımın markasal olduğu belirterek gerçek hak sahipliği iddiasında bulunmuş, davacı şirket ile davaya konu markanın ortak olarak ----Sınıftaki emtialar bakımından kesiştiği, davacı ticaret unvanı ile davalının davaya konu markasının esas unsurunun -----ibaresi olduğu bu nedenle davacı ticari unvanı ile davalı markasının benzer olduğunun anlaşıldığı fakat davacı şirketin ----- yılında kurulduğu, kuruluş tarihinin dava konusu marka tescilinden daha sonraki bir tarihte olduğu, şirket tescil tarihine göre gerçek hak sahipliği iddiasının bu yönüyle ispatlanamadığı, davacı şirket ortağı ve yetkilisi olan dava dışı ---- daha önce faaliyette bulunduğunu iddia ettiği-----unvanının bildirilmesi halinde kayıtların istenmesi için davacı vekiline iki hafta kesin süre verildiği, buna yönelik de herhangi bir beyanda bulunulmadığı kaldı ki davacı------ nedeniyle şirket ortağı ve yetkilisinin önceki kullanımlarının şirketin tüzel kişiliğinin farklı olması sebebiyle davacı şirket yönünden de herhangi bir etkisinin olmayacağı yine ticaret unvanı yönünden hükümsüzlük talep edilmiş ise de davacı şirketin tescil tarihinin davaya konu ----- numaralı markanın tescil tarihinden daha sonra olduğu anlaşıldığından bu yönüyle de hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı kötü niyetli tescil yönünden ise asıl olan iyi niyet olup kötü niyeti iddia edenin ispat etmesinin gerektiği davacı tarafından kötü niyete delil olarak ---- soyadının bir tarikat liderinin soyisminden alınmak suretiyle aile tarafından kullanıldığı bu nedenle bu soyadının marka olarak tescil edilemeyeceği iddia edilmiş ise de soyadlarının da marka olarak tescil edilebileceği, SMK 4. Maddesinde açıkça belirtildiği kötü niyete dair başkaca delil de sunulmadığı, kötü niyet iddiasının ispatlanamadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm oluşturulmuştur.
HÜKÜM:Davanın REDDİNE,
1-Alınması gereken 615,40 TL harçtan alınan peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile eksik alınan 187,80 TL harcın karar davacıdan tahsiline hazineye gelir kaydına,
2- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, takdir olunan 40.000,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Kullanılmayan ve artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgililere iadesine,
Dair davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.12/06/2025