T.C. İstanbul Anadolu 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/75
KARAR NO : 2024/198
DAVA : Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 29/03/2023
KARAR TARİHİ : 05/12/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
İ D D İ A /Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ---- tescil numaralı ----" ve--- sayılı "-----" markasının sahibi olduğu, davalının----sayılı ---- markasının SMK madde 5 ve 6 gereği mutlak ve nisbi red sebeplerinin varlığına rağmen tescil edildiği ve davacı markaları ile iktibas ve/veya iltibasa sebep olduğu, markaların ve tescil edildiği sınıfların benzer olduğu, davalının "----" markasında yer alan kelimelerden "-----" kelimesinin markaya hiçbir ayırt edicilik sağlamadığı, ----- kelimesinin ---- bir kelime olup ----, anlamına geldiği, SMK 5/1 -b'e göre hiçbir ayırt ediciliği olmadığından marka olarak tescil edilemeyeceği, ayrıca --- (şehir) kelimesi bu alanda faaliyet gösteren herkesin kullanabileceği ifadelerden olduğu, ticaret alanında herkes tarafından kullanılabilen "------" kelimesi SMK md.5/-d'e göre münhasıran veya esas unsur olarak marka olarak tescil edilemeyeceği gibi markaya herhangi bir ayırt edicilik de katmadığı, ----- markasının yeni ve orijinal bir marka olmadığı, davalının markasını tescil ettirdiği şekilde kullanmadığı, iki ayrı kelime olarak kullandığı, davalı " ----" markasıyla geçici konaklama alanında hizmet verdiği, davalının kullandığı "-----" ibaresinin davacının tecilli markasının aynısı olduğu ve aynı hizmetlerde markasal olarak kullanıldığı, bu durumun davalıya ait "-----/" internet sitesinde de defalarca tekrar edildiği, site ana sayfasının ortasına "-----" kelimesi 12 punto ile yazılmış ise, "----" kelimesi en az 50 punto ile yazılarak, davacı adına tescilli "-----" markası açık ve net bir şekilde vurgulanmaya çalışıldığı, markaların karıştırılma ihtimalinin çok yüksek olduğu, halk nezdinde iki marka arasındaki farkın anlaşılamayacağı ve birbirinin şubesi, serisi olarak algılanmasının kuvvetle muhtemel olduğu, davacının “---- markasını tanınır hale getirdiği, internette yapılan aramada markanın ilk sırada yer aldığı ve belli bir tıklanma sayısına ulaştığı, buna göre internet aramasında alt sırada davalıya ait marka ile karşılaşan tüketicilerin davalı adına tescilli markanın davacıya ait olduğunu, aynı markanın farklı şubesi (örneğin ---- Şubesi gibi) veya uzantısı olduğunu veya davacının davalıya lisans verdiğini veya davalıyla iş yaptığını vs. düşünme ve karıştırma ihtimallerinin bulunduğunu, davacının adına tescilli "-----" markası, başvuru tarihinden itibaren ve davalının kullanımından çok önce Türkiye'de ticari etki oluşturacak şekilde ciddi olarak kullandığı, davacı tarafından ---- gibi Türkiye'nin en kalabalık ve turistlere en çok ev sahipliği yapan bir şehirde kendi adına tescil ettirdiği markasının tanınır hale getirildiği, sonuç olarak Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde davalı adına tescilli --- tescil numaralı ve 21.06.2018 tescil tarihli "----” markasının 43.sınıftaki tüm hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
K A R Ş I İ D D İ A / Davalı vekili özetle; Davalıya ait ----- markasının 43. Sınıf yönünden tescilli olduğu ve bu hizmetler yönünden kullanıldığı, 43. Sınıftaki hizmetlerin karşılığı olan ücretlerin düşük olmaması ve aynı zamanda konaklama hizmeti alınırken temizlik, güvenlik, konum ve benzeri hususların önemi nedeniyle tüketicilerin uzun bir düsürecinden geçtiği, bu nedenle hizmetleri sunan markalar arasındaki farkı ayırt edebildikleri, eldeki davada potansiyel tüketici sınıfi olarak belirlenecek grubun “özenli ve dikkatli halk” olarak değerlendirilmesi gerektiği, davalıya ait markanın esaslı unsurunun markanın tamamı olan "----" ibaresi olduğu, davacıya ait markaların esaslı unsurunun sadece "----" ibaresi olduğu, -----" ibaresinin davacı markalarında mevcut olmadığı, davalının markasında "---" ibaresinin yanına "----" kelimesini ekleyerek tüketici nezdinde farklılık yarattığı, bununla birlikte dikkatli ve özenli tüketici nezdinde görsel benzerliği ortadan kaldırdığı, bu farklılıkların taraf markaları görsel olarak farklı kıldığı, potansiyel tüketicinin her iki işareti gördüğünde iki işletmeyi birbiri ile ilişkilendirmeyeceği ve karıştırmayacağı, sözel olarak davalıya ait markanın "----" veya --- olarak "----" şeklinde telaffuz edilir iken, davacı ---- ait markaların "---" olarak okunduğu, Şu halde, davalıya ait markaya eklenen “---” veya İngilizce telaffuzu olarak “-----” ibaresi markaları işitsel açıdan farklı kıldığı, kavramsal olarak markalar incelendiğinde, davalı markasının iki kelimenin birleşiminden oluştuğu, markadaki ---- kelimesinin sözlük anlamı “-----” olup aynı zamanda -----” kelimesinin kısaltması şeklinde de kullanılabildiği, davalının ---- markası ile ---- ilinde faaliyet gösterdiği, bu nedenle potansiyel tüketicinin "----" ibaresini gördüğünde davalıya ait işletmenin yerinin ---- olduğunu düşünmesi kuvvetle muhtemel olduğu, İngilizce şehir anlamına gelen ---- ibaresinin davalının ---- ibareli markasının ikinci kelimesini oluşturduğu ve Markaya ayırt edicilik sağladığı, taraf markaları arasında her ne kadar tescil sınıfları aynı/benzer olsa da herhangi bir şekilde görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunmadığı, davalı ve davacının tescilli markaları ile aynı hizmet sektöründe hizmet verdiği, davacının basietli bir tacir olarak 8 yıldır ----- markasının kullanımından haberdar olmamasının olağan hayatın akışına uygun düşmediği, aynı sektörde faaliyette bulunmaları nedeniyle davalının marka kullanımının davacı tarafından kolayca tespit edilebileceği, marka hükümsüzlüğü açma hakkını kaybetmesi bakımından gerekli iki temel unsurundan ilki meydana geldiği, davalıya ait ---- markasını bir fiil kullanan davalı ...'a ait -----. Şirketinin 12.06.2015 tarihinde kurulduğu ve bu tarihinden itibaren 8 yıldır eylemli olarak kullanıldığı, bu hususun -----. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi -----esas numaralı dosyadan alınan 11.06.2023 tarihli bilirkişi raporu ile de tespit edildiği, anılan raporda “-----” ibaresinin kullanıma başlangıç tarihlerinin sırasıyla 18.01.2016, 30.01.2016 ve 20.06.2016 tarihleri olduğunu, -----alan adının tescil tarihinin 19.08.2015 olduğunu ancak kullanımların 20.06.2016 tarihinde başladığını haber verdiğini, bu halde davacının davalının kullanımından haberdar haberdar olmasına karşın yaklaşık 8 yıl boyunca herhangi bir şekilde bahsi geçen kullanıma itiraz etmediği, karşı koymadığı aksine davalının bu markaya yatırım yapmasına sessiz kalarak onun nezdinde güven yarattığı, davacı ----- aradan geçen yaklaşık 8 yılın sonunda ----- markasının hükümsüzlüğünü talep etmesinin hem hakkın kötüye kullanımı teşkil ettiği, hem de SMK m.25/6'da düzenlenen sessiz kalma yoluyla hak kaybına sebebiyet verdiğini, davacının 16.10.2020 tarihinde ----- Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'ne başvurarak delil tespiti talep etmiş, delil tespiti esnasında müvekkil şirketten ve markasından haberdar olduğu, ancak yaklaşık 2.5 yıl geçtikten sonra eldeki davayı açtığı, bunun da davacının kötü niyetli olduğunu gösterdiği, sonuç olarak davanın reddini talep etmiştir.
D E L İ L L E R V E G E R E K Ç E / Dava, davalı adına tescilli davaya konu ---- numaralı ----- ibareli markanın 43. Sınıfta tescilli olması sebebiyle davacının 43. Sınıfta tescilli ----- numaralı ---- esas unsurlu markalara yönelik iltibas ve karıştırılma ihtimali sebebiyle hükümsüzlük taleplidir.
Mahkememiz dosyasından aldırılan 09/07/2024 tarihli bilirkişi raporunda sonuç olarak: ----- sitenin internette yayına daha önce başlamış olması muhtemel olmakla birlikte ----- sitesindeki veriler belirli bir süre sonra arşivlenmeye başlanmaktadır. Sitenin kayıt tarihi olan 19 Ağustos 2015 ile ----- sitesindeki ilk kayıt tarihi 20/06/2016 tarihlerinin uyumlu olduğu değerlendirilmektedir. --- ile ilgili ----- platformunda ilk sosyal medya paylaşımını 18 ocak 2016 tarihinde son paylaşımın 14 Şubat 2019 tarihinde yapıldığı anlaşılmaktadır. ---- ile ilgili ----- platformunda ilk sosyal medya paylaşımını 9 Şubat 2016 tarihinde son paylaşımın 14 Şubat 2019 tarihinde yapıldığı anlaşılmaktadır. ---- arama sonuçlarına göre -------- platformlarına kayıt olduğu tespit edilmektedir. 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu md.6. hükmü uyarınca davalının --- sayılı “-----” ibareli markası ile davacının ---- sayılı markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu, davalının ---- sayılı markasının hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, SMK md. 25/6 hükmü uyarınca somut olayda sessiz kalma yoluyla hak kaybın koşullarının oluşmadığı sonuç ve kanaatine ulaşıldığına dair raporunu sunmuşlardır.Tarafların gösterdikleri deliller toplanmış, tüm usuli eksiklikler giderilmiştir.
İncelenen dosya kapsamı, mevcut deliller, bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde; Dava, davalı adına tescilli ---- numaralı ----- ibareli markanın iltibas nedeniyle hükümsüzlüğüne ilişkin olup, aldırılan 09/07/2024 tarihli bilirkişi raporunda, taraf markalarının benzer olduğu yönünde görüş bildirildiği, buna göre tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde, davacı şirketin ---- numaralı ---- şekil ibareli markanın 43. Sınıfta, ---- numaralı ----- ibareli markanın 28,32 ve 43. Sınıfta tescilli sahibi olduğu, davalının ise davaya konu ---- numaralı ----- ibareli markanın 43. Sınıfta tescilli sahibi olduğu, taraf markaları karşılaştırıldığında, markalarda yer alan ----- ibaresinin birebir aynı olduğu, herne kadar davalı markasında ---- ibaresi yer almakta ise de ----- ibaresinin şehir anlamına gelip zayıf bir ibare olması da dikkate alındığında, davalı markasının esas unsurunun davacı markalarında olduğu gibi ----- ibaresi olduğu yine markaların tescil sınıflarının da 43. Sınıfta tescilli olması sebebiyle hem kelime yapısı itibariyle hem de sınıfsal olarak markaların benzediği, bu durumun ortalama tüketici nezdinde davalı markasının davacı markasının devamı veya seri markası gibi algılanabileceği ve karışıklığa sebebiyet verebileceği, davacı markasının tescil tarihleri de dikkate alındığında, ----- ibaresi yönünden davacının davalıya nazaran gerçek ve üstün hak sahibi olduğu bu nedenle hükümsüzlük talebinde haklı olduğu, davalı markasının 31/07/2018 tarihinde ----- gazetesinde yayınlandığı, 5 yıllık hak düşürücü sürenin bu tarihten itibaren hesaplanması gerektiği, bu nedenle dava tarihi itibariyle 5 yıllık hak düşürücü sürenin de dolmadığı anlaşıldığından davanın kabulü ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜ K Ü M /Yukarıda açıklanan nedenlerle ;
Davanın KABULÜ ile, davalı adına tescilli ----- numaralı markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE,
1-Alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan, 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 247,70 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
2-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiline davacıya ödenmesine,
3-Davacı tarafından yapılan ve 179,90 TL harç, 7.756,50 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 7.936,40 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,
5-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgililere iadesine,
Dair davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.