T.C. İstanbul Anadolu 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/122 Esas
KARAR NO : 2026/69
DAVA : Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 13/06/2024
KARAR TARİHİ : 14/05/2026
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ..., uzun yıllardır dövme sektöründe “---------” markası ile faaliyet gösterdiğini ve bu markanın --------- tescil numarasıyla Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli olduğunu belirtmiştir. davacı, bu markasıyla sektörde tanınmışlık kazandığını, “-----------” ibaresinin ise kendi ismi olduğunu, davalı ...'ın ise aynı sektörde “-----------” ibareli markayı --------- tescil numarası ile tescil ettirdiği, müvekkil markasıyla ayırt edilemeyecek derecede benzerlik taşıyan bu markanın müvekkilin tanınmış ismini kötü niyetle kullandığı ve bu durumun marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu ileri sürüldüğünü, davacı, davalının markasının SMK 5/1-ç, 6/1, 6/3-6 ve 6/9. maddeleri uyarınca hükümsüz kılınmasını, ayrıca markanın üçüncü kişilere devrinin önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiği, markaların sektörde aynı hizmet alanında kullanıldığı, tüketici nezdinde iltibasa yol açtığı ve müvekkilin önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği nedeniyle hükümsüzlük şartlarının oluştuğu, ayrıca davalıya gönderilen mesajlar ve internet kullanımları üzerinden de karıştırılma ihtimalinin fiilen gerçekleştiği ifade edildiği, davalının franchise yöntemiyle şubeleştiği, bu nedenle HMK 22 ve SMK 151 uyarınca tazminat taleplerine delil oluşturmak üzere davalının ve şubelerinin ticari defterlerinin bilirkişi marifetiyle incelenmesi talep ettiği anlaşıldı.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı ... vekili, davacının açmış olduğu kötüniyetli olduğunu davalı adına tescilli olan “----------” markasının tescil sürecinin Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde usulüne uygun olarak tamamlandığını ve marka tescilinin ilan edildiği bültende davacı tarafından herhangi bir itirazda bulunulmadığını belirttiği, davacının, davalının sosyal medya alan adı kullanımı nedeniyle karışıklık oluştuğunu iddia ettiği, ancak davalı markasını uzun süredir dövme sektöründe aktif olarak kullandığı ve 3 şubesi ile bilinir bir marka haline geldiği, davacının ise sosyal medya ve sektörde bilinirliğinin bulunmadığı, ayrıca güzellik ve estetik sektörüne yöneldiği, davalının marka tescilinde kullandığı ibarenin ve logosunun davacının markasıyla benzerlik taşımadığı, davalının isminin de “----------” olduğu ve marka tescilinde kendi adını kullandığı ifade edildiği, davalının markasının davacının markasıyla iltibas yaratmadığı, tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, marka görsellerinin farklı olduğu ve sektörde müvekkilin daha bilinir durumda olduğu savunulduğu, davalı taraf, davacının tescilli markasını aktif olarak kullanmadığını, markasının ciddi kullanım şartlarını yerine getirmediğini, bu nedenle davalı lehine süre verilerek davacının markanın iptali için dava açılmasını talep ettiği, davalı ticari itibarı zedelendiği için maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuş, verilen tedbir kararının kaldırılması ile davanın reddini istediği anlaşıldı.
DELİLLERVEGEREKÇE : Dava, davalı adına tescilli ---------- numaralı ----------- markasının davacıya ait ----------- numaralı ---------- ibareli markasına iltibas, gerçek hak sahipliği kötüniyetli tescil sebebiyle hükümsüzlüğünü, ayrıca davalı kullanımlarının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil edip etmediğinin tespiti konusuna ilişkin davadır.Mahkememizde aldırılan 22/07/2025 tarihli bilirkişi raporunda; Davalı tarafa ait “-----------” adındaki instagram hesabının Eylül 2020'de oluşturulduğu, 123 Bin --------- hesabı tarafından takip edildiği, 25 ----------- hesabını takip ettiği ,1671 Gönderi yaptığı, davalı tarafa ait olan “-----------”internet sitesinin ilk arşivinin 18 Ağustos 2022 tarihli olduğu, bu internet sitesinin alan adının 8 Ağustos 2020 tarihinde alındığı, davacı tarafa ait “-----------” adındaki ------------- hesabının Aralık 2012'de oluşturulduğu, 4330 ---------- hesabı tarafından takip edildiği,1678 --------- hesabını takip ettiği 3233 Gönderi yaptığı, davacı tarafa ait “------------” adındaki instagram hesabının Ekim 2015'de oluşturulduğu, 2220-------- hesabı tarafından takip edildiği,5 --------- hesabını takip ettiği ,561 Gönderi yaptığı, davaya konu markalar arasında benzerlik seviyesi, mal veya hizmetler arasındaki benzerlik seviyesi ve taraf markalarında marka sahibi gerçek kişilerin adlarının kullanılmış olması da dikkate alınarak yukarıda gerekçeleriyle tespit edildiği üzere hükümsüzlüğü talep edilen davalı markası ile davacı markasının ayırt edilemeyecek düzeyde benzer olmadığı ve karıştırma ihtimali doğmayacağı, dolayısı ile davacının davalı markasının hükümsüzlüğünü istemeyeceği gibi tecavüz koşullarının da oluşmadığı şeklinde rapor sunulduğu görüldü. Mahkememizde aldırılan 09/01/2026 tarihli bilirkişi raporunda; Davalı tarafa ait “----------” adındaki ---------- hesabının Eylül 2020'de oluşturulduğu, 123 Bin ---------- hesabı tarafından takip edildiği, 25 ----------- hesabını takip ettiği ,1671 Gönderi yaptığı,----------- portali tarafından mavi tik ile alınmasına izin verildiği dolayısı ile --------- portali tarafından gerçekliğinin kontrol edildiği ve doğrulandığı, davalı tarafa ait “----------” adındaki instagram hesabının takipçisi sayısı ile beğeni sayısı arasında beklenen değerin çok altında bir fark olduğu bu farkın takipçilerin bot hesap olduğu anlamına kesin olarak gelmediği, ancak birden fazla resimde aynı durumun olması bot hesap olma olasılığını yüksek olarak gösterdiğini düşük ihtimal de olsa beğeniltakipçi oranının az olması durumunu durumun nedeninin bot hesap olmanın dışında hizmet verilen alanlardan kaynaklı müşteri kitlesinin benzer gönderilere ilgi göstermemesinden de kaynaklanmış olabileceği sonuç olarak bu konu hakkında kesin bir bilirkişi değerlendirmesinin mümkün olmadığı, davalı tarafa ait olan “-----------”internet sitesinin ilk arşivinin 18 Ağustos 2022 tarihli olduğu, bu internet sitesinin alan adının 8 Ağustos 2020 tarihinde alındığı, davacı tarafa ait “---------” adındaki ---------- hesabının Aralık 2012'de oluşturulduğu, 4330----------- hesabı tarafından takip edildiği,1678 ----------- hesabını takip ettiği 233 Gönderi yaptığı, davacı tarafa ait “---------” adındaki ------------ hesabının Ekim 2015'de oluşturulduğu, 2220 ---------- hesabı tarafından takip edildiği,S ---------- hesabını takip ettiği ,561 Gönderi yaptığı, davaya konu markalar arasında benzerlik seviyesi, mal veya hizmetler arasındaki benzerlik seviyesi ve taraf markalarında marka sahibi gerçek kişilerin adlarının kullanılmış olması da dikkate alınarak yukarıda gerekçeleriyle tespit edildiği üzere hükümsüzlüğü talep edilen davalı markası ile davacı markasının ayırt edilemeyecek düzeyde benzer olmadığı ve karıştırma ihtimali doğmayacağı, dolayısı ile davacının davalı markasının istemeyeceği gibi tecavüz koşullarının da oluşmadığı yönündeki kök raporda yer alan kanaatimizde herhangi bir değişiklik olmadığı şeklinde rapor sunulduğu görüldü.
İncelenen dosya kapsamı, mevcut deliller, bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; dava davalı adına tescilli ---------- numaralı ---------- markasının davacı markasına iltibas, gerçek hak sahipliği ve kötüniyetli tescil sebebiyle hükümsüzlüğü ile marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespitine ilişkin olup davalı tarafından davanın reddinin talep edildiği, aldırılan 22/07/2025 tarihli bilirkişi raporunda taraflar arasındaki markaların benzer olmadığı ve karıştırılma ihtimali olmadığı yönünde görüş bildirildiği, daha sonra aldırılan 09/01/2026 tarihli ek raporda ise kök rapordaki görüşlerin muhafaza edildiği, karıştırılma ihtimalinin olmadığının belirtildiği, buna göre dosya kapsamı değerlendirildiğinde davacının --------- ibareli -------- numaralı markanın 44. Sınıfta tescilli sahibi olduğu, davalının ise davaya konu ----------- ibareli ----------- numaralı markanın 35 ve 44. Sınıfta tescilli sahibi olduğu, tarafların ortak olarak dövme alanında faaliyette bulunduğu bilirkişi raporunda yer alan sektör ve marka bilirkişisinin değerlendirilmesi ne göre davacı markasında davacının adı ve soyadının yer aldığını, davalı markasında ise davacının adı olan ---------- ibaresinin yer aldığı, bütünsel olarak bakıldığında markaların karıştırılma ihtimalinin olmadığının değerlendirildiği, mahkememizce de bu görüşlere itibar edildiği, davalı markası ile davacı markasında ----------- ibaresi ortak ise de davalının ve davacının isimlerinin ---------- olduğu, davacı marka tesciline kendi soyadı ve şekil unsurları ayrıca ---------- ibaresini eklemek suretiyle farklılaştığı salt ----------- ibaresinin yer almasını iltibas olarak değerlendirilemeyeceği, tarafların ticari faaliyet alanı olan dövme sektöründe tarafların ortak kullanımı olan ---------- ibaresinin karışıklığa sebebiyet vermeyeceği yönündeki sektör bilirkişisinin tespitleri de dikkate alınarak SMK 6/1 ve 6/3. Maddeleri uyarınca hükümsüzlük talebi bakımından talebin reddine karar vermek gerekmiş SMK 6/9. Maddesi uyarınca kötüniyetli tescil iddiasında bulunulmuş ise de davalı markasının esas unsurunun davalının adı olan ---------- ibaresinin oluşturduğu şekil ve diğer ibareler yönünden davacı markası ile farklılaştığı, davalının davacının markasından faydalanmaya yönelik tescilde bulunduğuna dair tespit yapılamadığı gibi buna yönelik bir delilde sunulmadığı buna göre SMK 6/9. Maddesi uyarınca da koşulları oluşmayan hükümsüzlük talebinin reddine karar vermek gerektiği, markalar arasında karıştırılma ihtimali olmayacağı yönünde kabule varıldığından marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetten de vazgeçilemeyeceği zira davalının kullanımlarının tescilli marka kapsamı içerisinde kaldığı bu kullanımları aşacak davacı markasına benzer şekilde kullanım tespit edilemediğinden tecavüz ve haksız rekabet yönünden de davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
HÜKÜM:
Davanın REDDİNE,
1-Alınması gereken 732,00 TL harçtan alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile kalan 304,40 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 2-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 3-Hükümsüzlük yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince takdir olunan 55.000,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 4-Marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince takdir olunan 55.000,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 5-Kullanılmayan ve artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine, Dair davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.14/05/2026 Full & Egal Universal Law Academy