T.C. İstanbul Anadolu 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2018/249 Esas
KARAR NO: 2023/983
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 27/02/2018
KARAR TARİHİ: 05/12/2023
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ...Ş.'nin 16/03/2016-01/01/2017 tarihleri arasında ----------- poliçe nolu Nakliyat Aracısı Yasal Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile davacı .... nezdinde sigortalı olduğu, fakat davalının söz konusu sigorta poliçesinden doğan prim borcunu ödeme yükümlülüğünü yerine getirmeyerek davacıyı zarara uğrattığı, davalının poliçeden doğan toplamda 8.311,22Euro tahsil olunamayan prim borcu bulunduğu, davacı şirketin haklı alacağının tahsili amacıyla davalı aleyhine icra takibi başlattığı, davalının haksız ve kötü niyetli itirazı neticesinde takibin durdurulduğu, davacı şirketin ticari defterlerinde dava dışı---------- Sigorta adına açılmış alt hesapta raporlanan bakiye içerisinde davalı şirketin bakiye borcunun yer aldığı, bunun sebebinin dava dışı ------------ Sigorta'nın, davacının broker şirketi olduğu, davacı ... temsil yetkisine haiz olduğu, ticari defterlerin incelemesi sonucu davalının takip konusu talep konusunda sorumluluğunun bulunduğunun ortaya çıkacağı açıklanan nedenlerle söz konusu takibe borçlu/davalı tarafından yapılan haksız itirazın iptali ile takibin devamına, takip konusu alacağın likit olması nedeniyle alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, dava masrafları ve vekalet ücretinin davalının tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.Usulüne uygun çağrı kağıdı tebliğine rağmen davalı taraf davaya cevap vermemiş, davalı vekili duruşmadaki beyanlarında davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava; hukuki niteliği itibariyle davacı ile davalı arasında akdedidiği iddia edilen sigorta poliçesi kapsamında, ödenmeyen prim borcuna yönelik başlatılan --------- E. Sayılı icra dosyasının davalı tarafça yapılan itirazın İİK 67 kapsamında iptali ve icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.Mahkememizce her iki tarafın ayrıca dava dışı -------- şirketini defterleri üzerinde inceleme yapılmasına karar verilmiş, alınan 03/04/2020 tarihli raporun sonuç kısmında,"Hem davacı şirketin hem de dava dışı şirketin 2016, 2017 ve 2018'de davalı ile olan ticari işlemlerinin gerçekleştiği dönemlere ait e-defterlerinin/defterlerinin berat/tasdik onaylarının zamanında ve usulüne uygun şekilde GİB/noter üzerinden yapıldığı, buna göre söz konusu ticari defterlerin davacı şirket lehine delil niteliğine sahip olduğu tespit edilmiştir.Davalı şirketin bilirkişi incelemesine katılımının olmaması ve yerinde inceleme talebinde bulunmaması sebebiyle, davalı şirket defterleri incelenememiştir. Bu nedenle davalı şirketin defterleriyle, davacı ve dava dışı şirket defterlerinin karşılaştırması yapılamamıştır.İnceleme sonucu, davacı şirket ---------Ş.'nin davalı şirketten icra ve dava tarihi itibariyle gecikme faiziyle birlikte toplam 39.110,23TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir.Alacağa ilişkin davalı ile yapıldığı belirtilen ana poliçe ve zeyilnamede davalı şirkete ait imzalarınbulunmadığı tespit edilmiştir. (EK-1) Davacı ve dava dışı şirket tarafından, davalının bu poliçelere ilişkin olarak yaptığı belirtilen ödemeye ait bir adet dekont sunulmuştur. (Tespitler bölümünde görüntüsü bulunmaktadır.)Yönünde rapor tanzim edilmiştir.Mahkememizce davalının 2016-2018 yılları arasında tüm yasal ticari defterleri üzerinde bilirkişi inceleme yapılması için ---------- Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne talimat yazılmasına karar verilmiş, alınan 17/09/2021 tarihli raporun sonuç kısmında,"Dosyada ----------- Şirketine ait 2016 yılı Defter-i Kebir (Büyük Defter) bulunmaktadır. Türk Ticaret Kanunu gereği (TTK. MAd.64) tutulması zorunlu olan diğer ticari defterlerin ibraz edilmediği görülmüştür. Mahkemeye ibraz edilen 2016 Büyük defteri --------- Noterliğince ---------Yevmiye No ile 18 Aralık 2015 tarihinde 1250 tek sahife olarak açılış tasdiki yapıldığı görülmüştür. Ancak mahkemeye şirket yetkilileri tarafından 1- 474 sayfaları arası ibraz edilmiştir. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. Maddesine göre Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Buna göre söz konusu Ticari defterin davalı şirket lehine delil niteliğine sahip olmadığı "Yönünde görüş bildirmiştir.Raporlar taraflara tebliğ edilmiş, davalının rapora itirazları, yapılan ödemenin poliçe açıklamasının dava dosyası ile uyumlu olmaması sebebiyle dosyanın mali müşavir bilirkişiye ek sigortacı bilirkişiden oluşan bilirkişi heyetine tevdine karra verilmiş, alınan 25/05/2022 tarihli raporun sonuç kısmında," 1. Huzurdaki davaya konu ---------- numaralı poliçede ve zeyilnamesinde Davalı ... --------Ş’nin sigortalı, Davacı ... ise sigortacı olarak görüldüğü; poliçenin, sigorta sözleşmesinin varlığını ve taraflarını ispatlayan bir belge olduğu da dikkate alındığında taraflar arasında sigorta sözleşmesinin mevcudiyeti hususunda takdirin Sayın Mahkemede olduğu, Taraflar arasında uyuşmazlık konusu --------- numaralı poliçe bakımından geçerli bir sigorta sözleşmesinin kurulduğunun kabulü halinde; bu sözleşme kapsamında kararlaştırılan primin ilk taksidi, TTK m.1434/2 uyarınca muacceliyet gününden itibaren üç ay içinde dava veya takip yoluyla istenmemiş olduğundan sözleşmeden cayılmış olunacağı, dolayısıyla sözleşme geçmişe etkili olarak sona ereceğinden prim talep edilemeyeceği" Yönünde görüş bildirmiştir.2.Rapora da yapılan itirazlar sonucu 3.kez ek rapor alınmıştır.02.10.2023 tarihli bu raporada da özet olarak taraflar arasında geçerli bir sigorta sözleşmesinin olup olmadığının değerlendirme yetkisinin mahkemeye ait olduğunu, geçerli bir sözleşmenin varlığının kabulü halinde dahi TTK 1434/2 maddesi uyarınca davacı tarafça muacceliyet gününden itibaren 3 ay içerisinde talep ve dava edilmeyen prim alacaklarının artık istenemeyeceğini, sözleşmeden caymak için gerekli son tarihin 18.06.2016 olduğu ve bu sürenin geçtiğini davacının talebinin terinde olamadığı belirtilmiştir.Taraflar arasındaki uyumazlık --------- numaralı poliçeden kaynaklanmaktadır. Davacı taraf böyle bir poliçenin olduğunu buna rağmen davalı tarafça prim borcunun ödenmediğini iddia etmektedir. Davalı taraf dava cevap vermeyerek davacının tüm iddialarını inkar etmiş sayılmıştır. (HMK 128/1) Bu halde davacı tarafça böyle bir sözleşmenin olduğu kanıtlanmalıdır. Dosyaya sunulan poliçe örneğinde davalı şirket veya yetkilisinin kaşesi veya imzası bulunmamaktadır. Davacı taraf her ne kadar bunlar olmasa da davalı tarafça bir takım ödemelerin yapıldığını iddia etse de dosyada bulunan ödeme dekontunun da davalı şirketle ilgili olmadığı, burada başka bir poliçeden bahsedildiği ve ayrıca ödemeyi yapanın da "----------" isimli başka bir şirket olduğu anlaşılmaktır. Davacı tarafça ihtilaf konusu poliçeye istinaden davalı tarafça başkaca bir ödemenin yapıldığına dair kayıt ve belge de sunulmamıştır.TTK nın 1424 maddesine göre sigorta sözleşmesinde sigorta ettirenin imzsonın bulunması şart değilse bile sigorta sözleşmesinin yapıldığı tarihten itibaren en geç 15 gün içerisinde sigortacı tarafından sigorta ettirene verilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Davacı taraf poliçeyi sigorta ettiren verdiğini de kanıtlayamamıştır. Diğer taraftan taraflar arasında geçerli bir sigorta sözleşmesi kurulsa dahi ----------- numaralı poliçe ve zeyilnameden ilk prim taksidinin vadesinin 18/03/2016 olarak belirtilmiştir. Dolasıyla ilk prim taksitinin alacağı 18/03/2016 tarihinde muaccel hale gelmiştir. TTK 1434/2 maddesine göre ilk prim taksitinin muacceliyet tarihinden itibaren 3 ay içerisinde dava veya takip yolu ile istenmemiş ise sözleşmeden cayılmış sayılır hükmünü içermektedir. Dava konusu alacağa ---------- E sayılı takip 03.01.2018 tarihinde başlatılmıştır. Bu halde 3 aylık süre de dolmuştur. Davacı taraf her ne kadar bu 3 aylık sürenin sigortacı açısından geçerli olduğunu ve sigortacıya tanınan bir hak olduğunu iddia etse de rizikonun gerçekleşmesi halinde davacı bu hakka dayalı olarak ödememe yapmamasını kabul edip, rizikonun gerçekleşmemesi halinde ise prim alacığının belirsiz bir süre devem edeceğini kabul etmek maddenin düzenleniş amacına aykırı olduğu gibi taraflar arasındaki dengenin sigorta şirketi lehine haksızlık oluşturacağı da açıktır. Sonuç olarak davacının davalı isteği talimatı ile sigorta poliçesi düzenlendiğinin davacı tarafça kanıtlanamadığı gibi TTK 1434/2 maddesinde belirtilen sürelerin geçtiği ve var olsa bile davacının poliçe sözleşmesini fesh etmiş sayılacağı ve feshinde geçmişe etkili sonuç doğuracağı, davacının bu durumda prim alacağı talep edemeyeceği değerlendirterek davanın reddine karar vermek gerekmiştir.Davalı her ne kötü niyet tazminatı talebinde bulunmuş ise de davacı tarafın kötü niyeti davalı tarafça kanıtlanamadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin de reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Davalı tarafın kötü niyet tazminat talebinin reddine,
3-Alınması gerekli 269,85-TL harçtan davacı tarafça peşin olarak yatırılan 667,91-TL harcın mahsubu ile artan 398,06-TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından masraf yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Tarafların artan gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, Gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 05/12/2023