T.C. İstanbul Anadolu 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/208 Esas
KARAR NO: 2024/544
DAVA: Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 16/03/2017
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan), İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle : Müvekkili ile davalı şirket arasında ticari ilişki bulunduğunu, işbu ticari ilişki dolayısıyla davalı şirket tarafından 31.10.2016 tarihli ve 68.611.10 TL tutarlı fatura liğini, müvekkili şirket tarafından kesilen fatura bedellerinin çeşitli tarihlerde tahsilat makbuzları ile ödeyerek işbu faturadan doğan borcunun tamamını ödediğini, ancak davalı tarafından işbu fatura bedelinin 9.654,00 TL'lik kısmının ödenmediği bahsiyle müvekkili aleyhine 14.02.2017 tarihinde --------- İcra Müdürlüğünün -------- Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını iddia ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkili açısından takibin tedbiren durdurulmasına, yapılan icra takibinde müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile icra takibinin iptaline, yargılama masrafları ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava dilekçesi davalı şirkete 10.04.2017 tarihinde tebliğ olunmuş, usulüne uygun yapılan tebligata rağmen davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşılmıştır.
Birleşen dosyada davacı vekili dava dilekçesinde özetle : müvekkilinin ambalaj, oluklu mukavva, karton kutu imalatı yaptığını, faaliyetine devam ederken davalı ... -------- aleyhine 31.10.2016 tarihli fatura bakiye alacağı için --------- İcra müdürlüğünün ---------- Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, borçlunun süresinde itiraz etmediğini ve takibin kesinleştiğini, davalılar ... ve ... vekilleri aracılığı ile ---------- İcra Müdürlüğünün ---------- Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, daha önceki dosyalarda ... vekili olarak dosyaları takip etmelerine rağmen müvekkilinin faaliyette olmadığı--------- adresine TK 35.maddesine göre tebligat yapılarak dosyanın , takip kesinleştikten sonra bankalara gönderilen hacizler nedeniyle müvekkilinin takipten haberdar olduğunu, dosyaya vekalet konulduğunu ve dosya borcunun ödenmek zorunda kalınıldığını, müvekkilinin icra takibinde alacaklı görülen ... ve ... borcunun olmadığını, dayanak olarak belge sunulmadığını, sadece takip talebine 30.09.2019 tarihli alacak diye beyanda bulunulduğunu, müvekkilinin davalılardan sadece -------- ambalaj kutu sattığını ve karşılığında 31.10.2016 tarihli fatura düzenlediğini, bakiye alacağın tahsili için başlatılan icra takibinin kesinleştiğini, işbu davaya konu ---------- İcra Müdürlüğünün -------- Esas sayılı dosyası için müvekkilinin bir borcunun bulunmadığını, icra takibine dayanak bir evrakın da mevcut olmadığını, haksız ve dayanaksız bir şekilde icra takibi sonucu ödenmek zorunda kalan 16.371,44 TL bedel için borçlu olmadıklarının tespitine, ödenmek zorunda kaldıkları bu bedelin iadesi istirdadı için işbu davanın açıldığını iddia ederek, müvekkili aleyhine yapılan ---------- İcra Müdürlüğünün ---------- Esas sayılı dosyasından dolayı borçlu olmadığının tespitine, bu icra takibi sonucu ödenmek zorunda kalan 16.371,44 TL'nin ödeme tarihinden yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak müvekkiline ödenmesine (istirdadına) karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili 18.11.2021 tarihli cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını, davacının --------- Esas sayılı dosyasında yapılan bilirkişi incelemesi raporuna göre müvekkilinden alacaklı olmadığını bilmesine rağmen icra dosyasında bulunan 11.299,29 TL'lik teminatını aldığını, davacının ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede borçlu olmadıklarının tespit edildiğini, davacının haksız bir şekilde tahsil ettiği 11.299,29 TL'nin geri iadesi için icra takibi başlatıldığını, dosyanın infaz ile kapatıldığını, davacının haksız bir şekilde icra dosyasından çektiği parayı geri almak için --------- İcra Müdürlüğünün ----------- Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını ve davacının haksız bir şekilde müvekkilinden tahsil ettiği paranın geri alındığını savunarak, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava;inceleme duruşmasında asıl davada taraflar arasındaki uyuşmazlığın, Davalı şirket ile davacı şirket arasında ticari ilişki sebebiyle 31.10.2016 tarihli 68.611,10 TL tutarındaki fatura bedelinin 9.654,00 TL'lik kısmı ödenmediği için --------- İcra Müdürlüğünün ---------- Esas sayılı dosyasında başlatılan takipten dolayı davacının davalıya borçlu olup olmadığı, birleşen davada taraflar arasındaki uyuşmazlığın; “---------- İcra Müdürlüğünün ----------- Esas sayılı dosyasında davacının davalıya borçlu olup olmadığı ve ödenen meblağın istirdadı istemine ilişkindir. Mahkememizce tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilmek üzere dosya mali müşavir bilirkişiye tevdii edilerek, rapor alınmıştır. 03/07/2018 tarihli bilirkişi raporunda özetle: Somut olayın incelenmesinden ve dosyaya sunulan malzemelerin bir bütün olarak değerlendirilmesinden taraflar arasında bir ticari ilişkinin tesis edilmiş olduğu görülmüştür. Tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan incelemede davalı tarafından davacıya toplam 94.430,37 TL bedelli 6 adet fatura kesildiği, davalının kayıtlarında davacı tarafından toplam 45.000,00 TL tutarında tahsilat yapıldığı görülmüştür. Belirtmek gerekir ki tarafımıza sadece 2016 yılı defterleri üzerinde inceleme yetkisi verilmiş olup, tarafların defter ve kayıtlarına ilişkin tespitlerimiz 2016 yılına aittir. Bununla birlikte dava dosyasında mübrez belgeler incelendiğinde ise 2017 yılına ait toplam 37.403,00 TL tutarlı 2 adet çeke ilişkin olarak davalı tarafça tahsilat yapıldığını gösterir tahsilat makbuzuna rastlanılmıştır. Çeklerin davalı tarafından teslim alındığı ve herhangi bir itirazın olmadığı görülmektedir. Dava dilekçesinde anılan ve yukarıda bilgileri belirtilen 2016 yılına ait iade faturasına gelince; söz konusu iade faturası her iki tarafın defter ve kayıtlarında görülmemiştir. Dolayısıyla yapıları incelemede işbu iade faturası göz önünde bulundurulmamıştır. Tüm bu bilgi ve belgeler ışığında nihai takdir sayın mahkemeye ait olmak üzere; dava dosyasında mübrez tahsilat makbuzları da göz önünde bulundurulduğunda ve bu makbuzlar uyarınca davalı tarafça tahsilat yapıldığı varsayımında; 94.430,37 TL - (45.000,00 TL * 37.403,00 TL) - 12.027,37 TL tutarında davacının davalıya borçlu olduğu, başka bir deyişle davalının 12.027,37 TL alacaklı olduğu, şeklinde raporunu sunmuştur. Mahkememizce tarafların itirazları değerlendirilmek üzere ek rapor alınmıştır. 05/08/2019 tarihli ek bilirkişi raporunda: “Tarafların 2016-2017 yılı ticari defter ve belgeleriyle dosyaya sunulan bilgiler, belgeler, davacının itirazları birlikte değerlendirildiğinde; davalı tarafından davacıya toplam 94.430,37 TL bedelli 6 adet fatura kesildiği, davacı tarafından da 1 adet 11.829,50 TL tutarlı iade faturası kesildiği, davalının kayıtlarında davacı tarafından (2016’da 45.000,00 TL + 2017’de 37.403,00 TL olmak üzere) toplam 82.403,00 TL tutarında tahsilat yapıldığı ve taraflar arasında cari hesaba göre davalının 197,87 TL cari hesap alacağının bulunduğu, 94.430,37 TL – (11.829,50 TL + 82.403,00 TL) =197,87 TL tutarında davacının davalıya borçlu olduğu, başka bir deyişle davalının 197,87 TL alacaklı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.” tespitinde bulunmuştur.
İLK KARAR: Mahkememizin 19/09/2019 gün, -------- Esas, ----------- Karar sayılı ilamında: TTK kapsamında düzenlenen ticaret şirketlerinin aksine adi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmamaktadır. Üçüncü kişilerle ilişkilerinde bağımsız varlığa sahip olmayan adi ortaklık kendi adına hak veya borç iltizam edemez. Davacı veya davalı olamaz. Ortaklık aleyhine açılacak dava veya yapılacak takiplerde tüm ortaklara husumet yöneltilmesi gerektiği gibi ortaklık lehine açılacak dava veya yapılacak takiplerde tüm ortakların katılımıyla hareket edilmelidir. Belirtilen sebeplerle adi ortaklığın bir dava veya takipte taraf ehliyeti bulunmadığından davanın HMK 114/b ve 115/2 uyarınca usulden reddine karar verilmiştir.
Mahkememiz kararı davacı tarafça istinaf edilmiştir.---------- sayılı ilamında: Taraf ehliyeti, bir davada taraf olabilme yeteneğini ifade eder. Taraf ehliyeti, medeni (maddi) hukuktaki medeni haklardan yararlanma ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekil olarak anlaşılmalıdır Buna göre; medeni haklardan yararlanma ehliyeti bulunan her gerçek yada tüzel kişi davada taraf ehliyetine sahip kabul edilmelidir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 620 ve devamı maddelerinde düzenlenen adi ortaklığın taraf ehliyeti yoktur. Bu nedenle, adi ortaklığa ilişkin davalarda, adi ortaklığı oluşturan kişilerin taraf olarak hep birlikte hareket etmeleri gerekir. Adi ortaklık tarafından açılacak davaların iştirak halinde mülkiyet hükümleri gereği bütün ortaklar tarafından birlikte açılması gerekir. Adi ortaklığa karşı açılacak davaların da davanın bütün ortaklara karşı birlikte açılması (mecburi dava arkadaşlığı) gerekir. Birlikte dava açılmadığı takdirde ise diğer ortaktan davaya muvafakat alınması, muvafakat vermeyen ortak olursa onun hakkında da dava açılması ve bu suretle taraf ehliyetinin tamamlanması gerekir. Aksi takdirde davanın dinlenme imkânı yoktur . Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince, iş bu dava adi ortaklık adına açılmış ise de, dava dilekçesi ekinde adi ortaklığı oluşturan ortaklar ... ve ... adına da vekaletname sunulduğu görülmüştür. Bu durumda davada taraf ehliyetinin sağlanmış olduğu kabul edilerek davaya adi ortaklar adına devam edilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bununla birlikte icra dosyası incelendiğinde ödeme emrinde borçlu --------- unvanı ile bu adi ortaklığın vergi kimlik numarası belirtilmiş olduğuna göre takibin ... hakkında başlatıldığı anlaşılmıştır. Ne var ki adi ortaklığın tüzelkişiği ve kendisine ait malvarlığı bulunmadığından ve icra hukuk mahkemelerince takibin iptaline dair verilen bir karar da verilmediğine göre, söz konusu icra takibine devam edilmesi halinde davacı ortakların icra tehdidi altında kalacakları açık olmakla, davacıların iş bu davayı açmakta hukuki yararlarının olduğu kabul edilmelidir.Bu itibarla mahkemece işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, gerekçesiyle Mahkememiz hükmü kaldırılmıştır.Dosya Mahkememiz yukarıdaki esasına kaydı yapılarak, yargılamaya devam olunmuştur.
Mahkememizce tarafların itirazları değerlendirilmek üzere ek rapor alınmıştır. 14/12/2022 tarihli ek bilirkişi raporunda önceki rapordaki tespitlerle bağlı kalındığı bildirilmiştir.
Mahkememizce tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilmek üzere dosya mali müşavir bilirkişiye tevdii edilerek, rapor alınmıştır. 23/01/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle:Asıl Dava Yönünden: Davacı ... şirketinin 14.02.2017 icra takip tarihi itibariyle takip konusu faturadan kaynaklı olarak 25.002,25 TL tutarında borcunun bulunduğu, ancak davalı şirketin 9.654,00 TL asıl alacak yönünden icra takibi başlatmış olduğu, bu sebeple davalının takip talebinin yerinde olduğu, davacının menfi tespit talebinin yerinde olmadığı, Birleşen Dava Yönünden: Davacı ... adına vekili Av. ... hesabından 05.07.2017 tarihinde --------- E. sayılı işbu icra dosyasına yatırılan 1.900,00 TL tutarlı teminat bedelinin, 30.09.2019 tarihinde dosya alacaklısı ...-------- şirketi tarafından 11.299,29 TL olarak tahsil edilmesinin yerinde olmadığı, mükerrer tahsilat olduğu, dolayısıyla ... yetkilileri ... ve ... tarafından, ... -------- şirketi adına, ...-şirketinin haksız tahsil ettiği tutarın iadesi talepli olarak başlatılan ----------İcra Müdürlüğü'nün ---------- Esas sayılı icra takibinin yerinde olduğu, dolayısıyla bu dosyanın kesinleşmesi nedeniyle, ... şirketi tarafından yapılan 16.371,44 TL tutarın istirdadı talebinin yerinde olmadığı, tespitinde bulunmuştur.Bilirkişi raporu denetime açık, karar vermeye yeterli ve elverişli mahiyettedir.Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; Taraflar tacir olup HMK 222/2. maddesinde, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayı yaptırılmış, defter kayıtlarının birbirini doğrulaması koşulu ile tarafların ticari defterlerinin ticari davalarda delil olabileceği, 3. ve 4. fıkrasında; diğer tarafın aynı şartlara uygun tutulmuş defterlerindeki kayıtların aykırı olmaması koşulu ile sahibi lehine delil olacağı, asıl davada davalı/ birleşen davada davacı ... tarafından asıl davada davacı/ birleşen davada davalı ... ----------- adına toplam 94.430,37 TL bedelli 6 adet fatura düzenlendiği, Asıl davada davacı/ birleşen davada davalı ... tarafından asıl davada davalı/ birleşen davada davacı ... adına 11.829,50 TL’lik bir adet iade faturası düzenlendiği, aıl davada davalı/ birleşen davada davacı ... tarafından asıl davada davacı/ birleşen davada davalı ... adına çeşitli tarihlerde toplamda 82.403,00 TL’lik tahsilat makbuzu düzenlendiği anlaşılmıştır. Davacı vekili tarafından, davalı şirkete yapılan ödemelere ilişkin sunulan belgelerin incelenmesinde, ödemelerin hangi faturaya karşılık yapıldığının açıkça belirtilmemiş olduğu, bu sebeple ticari ilişkide ödemenin mevcut bir borç için yapılacağı kuralı ile öncelikle ilk düzenlenen faturalara karşılık yapıldığının kabulünün gerektiği, bu doğrultuda 14.02.2017 icra takip tarihli davalı şirket tarafından düzenlenen 6 adet 94.430,37 TL tutarlı faturaya karşılık, davacı şirket tarafından düzenlenen 11.829,50 TL tutarlı iade faturasının düşümü yapıldığında, kalan 82.600,87 TL tutarlı faturalardan ilk önce düzenlenen faturalara mahsup edilerek ödemelerin yapıldığı kabul edilerek, takip konusu fatura yönünden davalı şirketin ne kadar alacağının bulunduğunun tespit edilmesi gerektiği, davacı şirket tarafından, 10.11.2016 tarihli --------- no.lu makbuz ile 45.000,00 TL çek ile ödeme yapıldığı ve bu ödemenin davalı şirket defterlerinde de kayıtlı olduğu, yapılan 45.000,00 TL tutarlı ödemenin ilk olarak davalı şirket tarafından davacı şirket adına düzenlenen, 22.09.2016 tarihli 362,14 TL ve 25.10.2016 tarihli 1.029,01 TL tutarlı olmak üzere toplam 1.391,15 TL tutarlı faturalara karşılık yapıldığı, bakiye kalan 43.608,85 (45.000-1.391,15) TL'nin ise takip konusu 68.611,10 TL tutarlı faturaya karşılık yapıldığının kabul edildiği, 68.611,10 TL tutarlı faturadan 43.608,85 TL'nin düşümü yapıldığında, davalı şirketin takip konusu faturadan kaynaklı olarak 25.002,25 TL (68.611,10-43.608,85) tutarında alacağının bulunduğu, ancak davalı şirket tarafından kendi aleyhine olacak şekilde 9.654,00 TL asıl alacak üzerinden icra takibi başlattığı, bu tespite göre asıl dava konusu bakımından, davacı şirketin 14.02.2017 icra takip tarihi itibariyle borcu bulunduğundan, menfi tespit talebinin yerinde olmadığı, yapılan kapak hesabında, 14.02.2017 takip tarihi itibariye davalı şirketin 9.654,00 TL asıl alacak yönünden icra takibi başlatmasının yerinde olduğu, takip öncesi 275,14 TL tutarlı işlemiş faiz ile birlikte toplam 9.929,14 TL üzerinden icra takibinin kesinleştiği, icra takibinden bir hafta sonra 21.02.2017 tarihinde, davacı şirket tarafından davalı şirkete 37.403,00 TL tutarında ödeme yapılmış olduğu, 21.02.2017 ödeme tarihi itibariyle yapılan kapak hesabında davalı şirketin 11.339,59 TL tutarında alacağının hesaplandığı, yapılan ödeme ile takip borcunun ödenmiş olduğu, davacı ... adına vekili hesabından 05.07.2017 tarihinde ---------- İcra Müdürlüğü'nün ---------- E. sayılı işbu icra dosyasına yatırılan 11.900,00 TL tutarlı teminat bedelinin, 30.09.2019 tarihinde dosya alacaklısı ...--------- şirketi tarafından 11.299,29 TL olarak tahsil edilmesinin yerinde olmadığı, mükerrer tahsilat olduğu, bu nedenle --------- İcra Müdürlüğünün ----------- Esas sayılı dosyasında ...---------- şirketi tarafından yapılan ferileri dahil 16.371,44-TL ödemenin yerinde olduğu, istirdat talebinin yerinde olmadığı anlaşılmakla tarafların alacak borç durumunun sona erdiği gözetilerek asıl ve birleşen davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Asıl ve birleşen davanın REDDİNE,
Asıl Dava Yönünden;
2-Alınması gerekli 427,60-TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 169,57-TL harçtan mahsubu ile eksik yatan 258,03-TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3- Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yargılama gideri yapılmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
5-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştikten sonra talep halinde yatırana iadesine,
6-Davalı kendini vekil ile temsil ettiğinden AAÜT gereğince 9.929,14-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Birleşen Dava Yönünden;
7-Alınması gerekli 427,60-TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 279,59-TL harçtan mahsubu ile eksik yatan 148,01-TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
8-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
9- Davalı tarafından yargılama gideri yapılmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
10-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştikten sonra talep halinde yatırana iadesine,
11-Davalılar kendini vekil ile temsil ettiğinden AAÜT gereğince 16.371,44-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara eşit oranda verilmesine,
Dair, kararın davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 02/07/2024