T.C. İstanbul Anadolu 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2021/42 Esas
KARAR NO: 2023/799
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 30/01/2016
KARAR TARİHİ: 24/10/2023
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;
Olay günü olan 23.06.2010 tarihinde saat 21.30 sıralarında sürücü ... sevk ve idaresindeki motosiklet ile seyir halinde iken karşı yönden gelen sürücü --------- idaresindeki ----------plaka sayılı ------- --------- marka araç ile çarpışması neticesinde trafik kazası meydana geldiğini, --------- plaka sayılı araç sürücüsü kaza sonrasında olay yerinden kaçtığını, ... TC kimlik numaralı, ----------- doğum tarihli ... trafik kazasında yaralandığını, kaldırıldığı ---------- Hastanesinde, 28.06.2010 tarihinde vefat ettiğini, Müvekkili ... bu kazada oğlunu kaybettiğini Ve Müvekkili, ... kaybetmesi nedeniyle destekten yoksun kaldığını belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, Davacıya ödenmesi gereken destekten yoksun kalması sebebiyle 1.000,00 TL daimi destekten yoksun kalma tazminatının Dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte Davalı şirketten alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 19/06/2023 tarihli dava değeri artırım dilekçesinde, "
Davacı müvekkil ... için toplam 175.00,00 TL'nin; temerrüt tarihi olan 30.01.2016'dan itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı müvekkile ödenmesine" karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davayı kabul anlamına gelmemek üzere öncelikle davacının müvekkili sigorta şirketine sigortalı aracın sürücüsünün kusurlu olduğunu ispatlaması gerektiğini, --------- Asliye Ceza Mahkemesinde yargılanan sürücü ---------- kusursuz olduğu, davacı murisinin ise asli ve tam kusurlu olduğunun ----------- Başkanlığı tarafından verilen 02/05/2011 tarihli kusur raporu ile tespit edildiğini, ayrıca --------- tarafından davacıya ödeme yapılmışsa bununda dikkate alınmasının gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; hukuki niteliği itibariyle davacı murisinin çift taraflı trafik kazası sonucu ölümü nedeniyle karşı aracın trafik sigortası olan davalı şirket aleyhine ölümü nedeniyle açılmış destekten yoksunluk tazminat talebinden ibarettir.
Mahkememizin -------- E. ---------- K. Sayılı dosyasından verilen kararın istinaf edilmesi üzerine, ---------- Sayılı dosyasından yapılan inceleme sonucu;"Somut olaya bakıldığında; ceza soruşturmasında trafik bilirkişinin düzenlediği raporda davalıya sigortalı araç sürücünün kusursuz ve davacının desteğinin şerit tecavüzü kuralını ihlalden kusurlu bulunduğu; ceza yargılaması sırasında ve mahkemece -------- Dairesi tarafından düzenlenen raporda ise, iki ihtimalli kusur tespiti yapıldığı buna göre;"Kazanın meydana geldiği yolun tek yönlü olduğu, çarpışmanın araçların ön kısımları ile ve karşılıklı olduğu da dikkate alındığında kazaya karışan sürücülerden birinin bu tek yönlü yolun ters istikametinde ilerlediği sonucunun çıktığı, ancak dosya kapsamı mevcut verilerle hangi sürücünün ters yönde ilerlediğinin kesin olarak anlaşılamadığı, bu nedenle, kararı Mahkemeye ait olmak üzere olayın alternatifli olarak değerlendirilmesinin uygun olacağını düşünen heyetimiz aşağıdaki şekilde rapor tanzimi cihetine gitmiştir. Buna göre;1.durumda; minibüs sürücüsünün ters yönde seyrettiğinin kabulü halinde;A-Sürücü ---------- sevk ve idaresindeki minibüsle tek yönlü bölünmüş yolun ters istikametinde seyrederek, karşıdan gelmekte olan müteveffa idaresindeki aracın önünü kapatıp neden olduğu olayda asli ve tam kusurludur.B-Müteveffa sürücü ... sevk ve idaresindeki motosikletle kendi yol bölümünde seyri sırasında, beklenmedik şekilde, ters yönde seyrederek önüne çıkan diğer sürücü idaresindeki araçla çarpışması olayında alacak bir önlemi olmadığı, ayrıca olayda etkenlik arzedecek herhangi bir trafik kural ihlali de görülmediğinden atfı kabil kusuru yoktur.2.durumda; motosiklet sürücüsü müteveffanın ters yönde seyrettiğinin kabulü halinde;A-Sürücü-------- sevk ve idaresindeki minibüsle kendi yol bölümünde seyri sırasında, beklenmedik şekilde, ters yönde seyrederek önüne çıkan diğer sürücü idaresindeki araçla çarpışması olayında alacak bir önlemi olmadığı, ayrıca olayda etkenlik arzedecek herhangi bir trafik kural ihlali de görülmediğinden atfı kabil kusuru yoktur.B-Müteveffa sürücü ... sevk ve idaresindeki motosikletle tek yönlü bölünmüş yolun ters istikametinde seyrederek, karşıdan gelmekte olan müteveffa idaresindeki aracın önünü kapatıp neden olduğu olayda asli ve tam kusurludur."Tespitleri yapıldığı ceza mahkemesi tarafından, sanığın (davalı sürücünün) beraatine karar verildiği ve bu kararın ... tarafından temyiz edilmekle ve -------- sayılı kararla kusur yönünden bozulmasına, bozma sonrası yapılan yargılama sonunda sanık hakkında ---------- sayılı kararı ile sanığın kusurunun bulunmaması nedeniyle beraatine karar verildiği (bozma sonrası yine -------- alınan raporun önceki ile aynı doğrultuda olduğu) ve beraat kararının temyiz edilmeksizin 08/08/2016 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. Ceza mahkemesi tarafından, davaya konu kazada ters yönde seyreden tarafın, yani maddi olgunun tespitinin tam olarak yapılamadığı, sanığın kusursuz olduğu kabul edilerek beraat kararı verildiğine göre; kusur temelinde verilen ceza mahkemesi kararının, hukuk hakimini bağlamayacağı açıktır O halde İlk Derece Mahkemesince ceza mahkemesinin kusura ilişkin kesinleşmiş kararı ile bağlı olunmadığının gözetilmesi; gerekirse mahallinde, konusunda uzman bilirkişi heyetiyle keşif yapılması ve taraflara tanık bildirmek üzere mehil verilmesi, bildirildiği taktirde tanıklarının keşif mahallinde dinlenilmesi suretiyle kazanın nasıl gerçekleştiği ve kazadaki tarafların kusur durumlarının belirlenmesi konusunda ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmelidir. açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen ilk derece mahkemesi kararının hmk'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA"Karar verilmiş olmakla dosya mahkememizin --------- Esas sırasına kaydedilmiştir.Mahkememizce dosyada kusura ilişkin keşif yapılmak üzere ---------- Asliye Hukuk Mahkemesi'ne talimat yazılmasına karar verilmiş, alınan 11/05/2022 tarihli raporun sonuç kısmında,"Şahitlerin ifadeleri dikkate alınırsa minibüsün ters yönde, motorun doğru yönde gittiği ifade edilmiştir. Kazanın meydana geldiği nokta ...ile -------- petrol istasyonu arasında motorla ---------- petrolden çay almak için gitmiş olduğu ifade edilmekte minibüsün ise köydeki kaldığı eve kestirmeden ulaşmaya çalıştığı ifade edilmiştir. Fakat kaza sırasında her ikisinin de hızları oldukça düşük olduğu anlaşılmaktadır.Kafa kafaya çarpışmada hızların yönlerinin zıt olmasıyla ortaya çıkacak çarpışma şiddeti çok büyük olacaktır. Yani aracın hızları toplamı kadar bir çarpışma şiddeti meydana gelir çarpışma hasarıda ciddi anlamda büyür. Çarpışmadan sonra maktulün motorun yanında bulunması çarpışmanın şiddetinin az olduğunu ve bu da çarpışma sırasındaki iki aracın motor ve minibüsün hızlarının oldukça düşük olduğu ve koruyucu kaskın olmamasının da ciddi yaralanmanın olabileceği düşünülmektedir.Çarpışma kazası bu şekilde meydana geldiğinde minibüsün ters yöndeolabileceği, motosikletin ise doğru yönde olabileceği ve iki aracın da hızlarının düşük olduğu ancak motosiklet sürücüsü ... kasksız olmasıyla kaza yerinde ciddi yaralanmaya maruz kaldığı kanaati oluşmuştur. ... ve minibüsün köye kestirme olabilecek yoldan gitmesi ihtimali yanında, ... doğru yönde olduğu anlaşılmaktadır. Minibüs sürücüsünün ------- köy girişi doğrultusunda ana yola ters yönde hareket etmesi ihtimali daha kuvvetli görülmüştür."Yönünde rapor tanzim edilmiştir.Dosyanın mahkememizce resen seçilecek aktüerya konusunda uzman bilirkişiye tevdi edilerek taraflar arasındaki iş bu davanın ön inceleme duruşmasında tespit edilen uyuşmazlık ile tarafların iddiaları ve savunmaları, toplanan deliller göz önünde bulundurularak denetime elverişli ve kusurun % 0 ve % 100 olma ihtimaline göre ikili hesap yapılmış şekilde rapor tanzim edilmesine karar verilmiş, alınan 24/04/2023 tarihli raporun sonuç kısmında,"---------- Dairesince düzenlenen 27.11.2017 tarihli raporda kusur durumunun 2 SEÇENEKLİ olarak tespit edildiği ve bu nedenle işbu hesap raporunun da zorunlu olarak 2 SEÇENELİ düzenlendiği ve buna göre; 1. SEÇENEK: Davalı ... Şirketince ZMSS poliçesi ile sigortalanmış olan ---------- plakalı aracın dava dışı sürücüsünün bölünmüş yolda ters yönde seyir halinde olduğu ve %100 kusurlu olduğu durumda davacı ... talep edebileceği maddi zararının teminat limitiyle sınırlı ve 175.000,00 TL olduğu, b) 2. SEÇENEK: Müteveffa motosiklet sürücüsü ... bölünmüş yolda ters yönde seyir halinde ve %100 kusurlu olduğu durumda davacı anne ... davalı ... Şirketinden talep edebileceği maddi zararı bulunmadığı, Temerrüt başlangıcının 30.01.2016 dava tarihi ve faiz nev’inin yasal faiz olduğu"Yönünde görüş bildirmiştir.Dava destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir. Davacı 23/06/2010 tarihli meydana gelen kazada oğlu ... vefat ettiğini, kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusurunun olmadığını, kusurun karşı yönden gelen -------- sevk ve idaresinde ki -------- plaka sayılı ------- --------- marka aracın kusurundan kaynaklandığını, bu aracın ZMMS sigortacısının davalı davalı ... olduğunu iddia ederek destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunmuş, davalı ... ise kendi sigortalısının kusursuz olduğunu, nitekim ----------- Asliye Ceza Mahkemesi'nin yargılaması ile sürücü --------- kusursuzluğunun -------- -------- tarafından verilen 02/05/2011 tarihli raporu ile tespit edildiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkememizce yapılan yargılama neticesinde mahkememizin ------- tarih ve -------- Esas --------- Karar sayılı ilamı ile meydana gelen kazada tüm kusuru davacının oğlu olan ---------- ait olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, mahkememizce verilen bu karar -------- sayılı ilamı ile hukuk mahkemesinin, ceza mahkemesinin kusura ilişkin kesinleşmiş kararı ile bağlı olmadığı, bu nedenle mahallinde konusunda uzman bilirkişi heyetinden oluşturulacak bir heyetten yeniden rapor aldırılması gerekçesiyle kaldırılmış ve mahkememizin yukarıda belirtilen esasına kaydı yapılmıştır. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle “Destekten yoksun kalma zararı” ile “Destekten yoksun kalma tazminatı” kavramalarının incelenmesinde yarar vardır. Trafik kazası, bir kişinin ölümü sonucunu doğurabilir. Böyle bir durumda, bazı kişiler onun ekonomik desteğinden, malî yardım ve bakımından yoksun kalabilirler. İşte; ölenin destek ve yardımından yoksun kalanlarının uğradıkları bu zarara, destek kaybından doğan zarar denir.
Destekten yoksun kalma zararı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 53. maddesinde yer almaktadır. Anılan madde aynen;
“Ölüm hâlinde uğranılan zararlar özellikle şunlardır:
1. Cenaze giderleri.
2. Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar.
3. Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar.”şeklinde düzenlenmiştir.
Görüldüğü gibi destek zararları sayılırken “özellikle şunlardır” demekle madde metninde sayılan zararlar ile sınırlandırılmamıştır. Madde de çok dar kapsamlı sayılan zararların ne tanımı ne de şartları yer almıştır. Desteğin ölümünden önce kurulmuş olan veya destek yaşasaydı, kurulması muhtemel olan bir bakım ilişkisinin tespit edilmesi, ardından bu bakım ilişkisinin destek yaşasaydı gelecekte göstereceği değişim neticesinde, destekten yoksun kalanın uğradığı zarar miktarının ve ödenecek tazminat miktarının tespit edilmesi, tahminlere ve varsayımlara dayalıdır. Türk Borçlar Kanunu’nun 53. maddesinin öngörmüş olduğu hâl, ölüm sonucu vukua gelen bir kısım zararların tazminini hükme bağlamaktır. Bu hükme göre, ölenin yardımından faydalananlar, bu yüzden yoksun kaldıkları faydayı, tazminat olarak, sorumludan isteyebilirler. Buna “destekten yoksun kalma tazminatı” denir. Destekten yoksun kalma tazminatı, bir şahıs öldüğünde, ölenin sağlığında destek olduğu veya ileride destek olacağı kimseleri korumayı, desteklerinin ölümünden önceki sosyal ve ekonomik durumlarına uygun hayat sürdürebilmeleri için, ölüm sebebiyle mahrum kaldıkları yardımı, ölüme sebebiyet verenden tazmin edebilmelerini amaçlayan bir tazminat türüdür. Kanun metninden de anlaşılacağı gibi destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Yani haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse TBK’nın 53. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. Davalı destekten yoksun kalmadan ileri gelen somut zararı gidermek zorundadır. Bu nedenle tazminat hesabından önce zarar tutarını belirlemek gerekir. Bunun yanında amaç zarar görenin malvarlığındaki eksilmeyi giderme olduğuna göre, ölüm nedeniyle desteğini yitirenin elde ettiği çıkarlar varsa, bunların da zarar tutarından indirilmesi gerekir. Aksi hâlde zarar görenin malvarlığında olaydan önceki duruma göre bir artış meydana gelmiş olur. Buradaki amaç zarar görenin malvarlığını zenginleştirmek değil, desteğini yitiren kişiye ölümden önceki yaşam düzeyini sürdürebilme imkânı tanımaktır. Destek zararından bahsedebilmek için destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. Genel olarak bakım ihtiyacı, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli imkânlardan yoksun kalmayı anlatır. Eğer ölenin eylemli olarak baktığı davacı, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa, ihtiyaç bulunma şartı gerçekleşmiş sayılır. Burada önemli olan, davacının ve ailesinin temsil ettiği sosyal ve ekonomik düzeye göre normal karşılanan giderlerdir. “Destekten yoksun kalanların meydana gelen zararlarını tazmin hakkı ölenden intikal eden bir hak olmayıp doğrudan doğruya desteğini yitiren kişinin kendisinde doğan, asli ve bağımsız nitelikte bir haktır. Ölenle ya da mal varlığı ile bir bağıntısı bulunmadığı için bağımsız bir talep hakkı yaratır, Bu nedenledir ki ölen kimse ile destekten yoksun kalan arasında kanuni veya akdi bir bakım yükümlülüğü, mirasçılık ya da akrabalık ilişkisi bulunması gerekmemektedir. Destekten yoksun kalma tazminatı talebi miras yoluyla kazanılan, mirasçılık sıfatına bağlı bir hak olmadığından desteğin veya mirasçılarının da herhangi bir tasarruf hakkı bulunmamaktadır”. ---------- sayılı kararında destekten yoksun kalma tazminatı; "Destekten yoksun kalma tazminatının eylemin karşılığı olan bir ceza olmayıp, ölüm sonucu ölenin yardımından yoksun kalan kimsenin muhtaç duruma düşmesini önlemek ve yaşamının desteğin ölümünden önceki düzeyde tutulması amacına yönelik sosyal karakterde kendine özgü bir tazminattır” şeklinde tanımlanmıştır.--------- sayılı kararında da aynı esaslar benimsenmiştir. Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse TBK’nın 53. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. Ancak, destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi için öncelikle, ölen ile destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı gerekir. Burada sözü geçen destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de yasanın nafaka hakkındaki hükümlerine dayanır; sadece eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden ve olayların olağan akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır. O hâlde destek sayılabilmek için yardımın eylemli olması ve ölümden sonra da düzenli bir biçimde devam edeceğinin anlaşılması yeterli görülür. Bununla birlikte destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. Genel olarak bakım ihtiyacı, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli olanaklardan yoksun kalmayı anlatır. Eğer ölenin eylemli olarak baktığı davacı, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa, ihtiyaç içerisinde bulunma koşulu gerçekleşmiş sayılır. Burada önemli olan, destekten yoksun kalan kimsenin ve ailesinin temsil ettiği sosyal ve ekonomik düzeye göre normal karşılanan giderlerdir . Destekten yoksun kalma tazminatı talep edilebilmesi için destekten yoksun kalma zararı yanında zarar ile haksız fiil arasında uygun illiyet bağının da bulunması gerekir. Somut olayda gerçekleşen türden bir sonucu, olayların normal akışına ve hayat tecrübelerine göre, mahiyeti ve ana temayülü itibariyle meydana getirmeye genel olarak elverişli olan veya bu türden bir sonucun gerçekleşme ihtimalini objektif olarak artırmış bulunan zorunlu şartla söz konusu sonuç arasındaki bağa uygun illiyet bağı denir. Hukukî sorumluluğu doğuran şartlar arasında illiyet bağı büyük bir önem taşır. İlliyet bağı, sorumluluğun aslî şartı, tazminat hukukunun temel ilkesi olarak görülür. Bu şart olmaksızın bir şahsın sorumluluğu düşünülemez. İnsan düşüncesinin bir kanunu olan illiyet kavramı, zararlı sonuçla sorumluluğu doğuran davranış veya olay arasında bir sebep-sonuç bağının bulunmasını gerektirir. Hukukta, gerçekleşen zararla sorumluluğu doğuran olay veya davranış arasındaki sebep-sonuç ilişkisine, genel anlamda illiyet bağı denir. İlliyet bağı, hukukî sorumluluğun sadece kurucu bir şartı olmayıp, aynı zamanda tazminatın kapsamını tâyininde de büyük bir rol oynar. İlliyet kavramı, hukuka özgü bir kavram olmayıp, bütün bilim dallarının yararlandığı ortak bir kavramdır. Sebeple zarar arasında uygunluğun yokluğu, sebeple zararlı sonuç arasında tabii illiyet bağı bulunmaktadır, ancak bu bağ, uygun illiyet bağının kabulü için gerekli kriterleri taşımadığından, hukuken nazara alınmamakta, sorumluluğu doğurmamaktadır. Başka bir deyimle, uygunluğun yokluğunda, söz konusu sebep, hayat tecrübelerine ve olayların normal akışına göre gerçekleşen türden bir zararı meydana getirmeğe elverişli değildir. Sebeple zararlı sonuç arasındaki bu elverişsizlik başlangıçtan itibaren mevcuttur.Yukarıda belirtilen yasal mevzuat ve yargı kararları ışığında somut olay değerlendirildiğinde, mahallinde keşif yapılmak suretiyle akademisyen bilirkişi heyetinden alınan rapora göre de kaza yerinin ---------- istikameti yönünde --------- köyü kavşağı yakınında yolun sağ emniyet şeridi üzerinde petrol istasyonu ile köy çıkış yolu arasında meydana geldiği, keşif sırasında ifadesi alınan tanık beyanlarına göre de kazanın oluşumuna --------- yönünde ters yönde giden -------- plakalı aracın neden olduğu, bu nedenle kazanın oluşumunda asli kusurlu olduğu anlaşılmıştır.Destekten yoksun kalınan miktarın hesaplanması için dosya aktüerya konusunda uzman bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen dosyamız arasında mevcut 24/04/2023 tarihli raporda, seçenekli olarak hesaplama yapılarak davacının oğlu olan müteveffanın ters yönde gitmesi halinde asli kusurlu olacağı, bu durumda davacının herhangi bir tazminat talep edemeyeceği ancak davalı ... şirketince sigortalanan araç sürücüsünün ters yönde gitmiş olması halinde ise davacının talep edebileceği maddi zararının 175.000-TL olduğu belirlenmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere mahkememizce kusur durumuna ilişkin aldırılan bilirkişi heyet raporuna göre davalı ... şirketince sigortalanan araç sürücüsünün ters yönde gittiği kabul edildiğinde kazanın oluşmasına tam kusurlu olarak neden olduğu değerlendirilmiştir. Diğer tarafta kaza sırasında vefat eden motosiklet sürücüsü ... de kaza sırasında kask kullanmadığı, bu nedenle ölüm sonucunun meydana gelmesinde mütefarik kusurunun bulunduğu anlaşıldığından belirlenen tazminat miktarından % 20 oranında mütefarik kusur indirimi yapılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE, 140.000-TL destekten yoksun kalma tazminatının talepte dikkate alınarak dava tarihi olan 30/01/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Alınması gerekli 9.563,40-TL harcın davacı tarafından yatırılan 29,20-TL peşin harç, 600,00-TL tamamlama harcı toplamı olan 629,20-TL harçtan mahsubu ile bakiye 8.934,20-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan 29,20-TL peşin harç, 29,20-TL başvuru harcı, 600,00-TL tamamlama harcı, 571,90-TL keşif harcı olmak üzere toplam 1.230,30-TL harç giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından harç dışında harcanan 6.945,80-TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan (%80,00 Kabul, %20,00 Red) 5.556,64-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafından masraf yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Davacı kendini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre hesaplanan 22.400,00 -TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Dair, Gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 24/10/2023