T.C. İstanbul Anadolu 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/182 Esas
KARAR NO: 2024/705
DAVA: Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen)
DAVA TARİHİ: 09/03/2023
KARAR TARİHİ: 24/09/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının sahibi olduğu, davalı sigorta şirketinin kasko sigortası teminatı altındaki --------- plakalı aracın 22.10.2017 tarihinde, şehirler arası yolda karıştığı tek taraflı kazada hasar gördüğü; kazadan hemen sonra sigorta şirketine kazanın ve hasarın ihbar edildiği ancak yaklaşık 5 yıl sonra 08.03.2022 tarihinde 63.500 TL ödendiği, ödenen tazminatın ( veya ödenmesi gereken daha fazlasının ) 5 yıl önceki alım gücü ile ödeme tarihindeki alım gücünün aynı olmadığı; temerrüt faizinin alım gücünün korunması için yeterli olmadığı, davacının farklı şehirlerde iş yaptığı ve şirket araçları ile sürekli seyahat edildiği, sigorta şirketinin zamanında ödeme yapmaması nedeniyle şirket yetkililerinin bir süre kendi özel araçlarını kullandıktan sonra başka bir iş için ayırdıkları bütçenin yeni araç alımı için kullanıldığı; yeni aracın ruhsat bilgilerinin mahkemeye sunulduğu ve
incelendiğinde sigorta şirketinin ödeme yapması gerektiği zaman diliminde alındığının anlaşılacağı (yeni aracın ruhsat bilgileri sunulmamıştır) açıklanan nedenlerle --------- plakalı aracın kazaya karışması nedeniyle ödenmesi gereken tazminatın alım gücü korunmuş karşılığının (munzam zararın) 1.000 TL kısmının faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 11/06/2024tarihli dava değeri artırım dilekçesinde, 1.000,00- TL alacak talebinin 141.233,23-TL olarak artırdıkları beyan etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Kazaya karışan ---------- plakalı aracın kasko teminatları altında olduğu, 22.10.2017 tarihli kaza nedeniyle 63.500 TL hasar tutarının ödendiği ve başkaca borçlarının kalmadığı; kasko poliçesinde doğrudan zararların teminat altına alındığı ancak munzam zararlar doğrudan zarar olmadığı için kasko teminatı altında olmadığı; zararın bilirkişi tarafından belirlenmesi gerektiği açıklanarak davanın reddi talep edilmiştir.
DELİLLER:Genişletilmiş Kasko Poliçesi, ZMMS Poliçesi, ----------- Noterler Birliği Araç Tescil KAydı, ---------- Tramer Kaydı, Kaza Tespit Tutanağı, İfade Tutanakları, -------- Kayıtları
Bilirkişi Raporu: Mahkememizce dosyanın hesap bilirkişisine tevdi edilerek rapor düzenlenmesine karar verilmiş, alınan 14/12/2023 tarihli raporun sonuç kısmında,
"1) Dosya kapsamından, sürücü --------- idaresindeki ---------- plakalı kamyonet ile 22.10.2017 tarihinde tek taraflı, yaralanmalı ve maddi hasarlı kazaya karıştığının anlaşıldığı; kasko sigortası yönünden, teminat dışı hallerden biri yoksa sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olmasının öneminin olmadığı; araç sürücüsü tam kusurlu olsa dahi kasko sigortası teminatından yararlanmasında engel olmadığı; bu nedenle kusur yönünden değerlendirme yapılmadığı; dosya kapsamında, teminat dışı hallerden birinin mevcut olduğu yönünde herhangi bir iddia veya tespit olmadığı; 2) Dava konusu araç, ----------- plakalı, ----------- marka tipi, ------------ model, 20.10.2017 tarihinde, yaklaşık 52.000 km.saat değerinde kazaya karışmış, --------- Şti. adına tescilli kamyonetin,
a)Teknik ve ticari yönden pert durumunda olduğu;
b) Kaza öncesindeki hasarsız rayiç değerinin 99.000 TL, kaza sonrasında hasarlı sovtaj değerinin 4.000 TL ve pert hasar tutarının 99.000 – 4.000 = 95.000 TL olduğu;
c) Davalı ------------Ş. tarafından 08.03.2022 tarihinde ödenen 63.500 TL tutarın mahsubundan sonra bakiye ödenmemiş pert hasar tutarının 95.000 – 63.500 = 31.500 TL kaldığı;
3) Davacı tarafından talep edilen faiz türü belirtilmediği için yasal faiz uygulanabileceği;
4) ---------Ş.’nin Kasko sigortası genel şartlarının B.3.3.4.1 maddesi gereğince 16.12.2017 tarihinde temerrüde düştüğü;
5) --------- plakalı kamyonetin 31.500 TL bakiye ödenmemiş pert hasar tutarının temerrüt tarihi 16.12.2017 itibariyle yasal faizi ile talep edilebileceği;
6) Davalı ----------Ş.’nin --------- numaralı Genişletilmiş Kasko Sigortası Poliçesi ile ------------- plakalı kamyonetin 24.02.2017 – 24.02.2018 tarihleri arasında, kazanın meydana geldiği 22.10.2017 tarihini kapsayacak şekilde rayiç değeri ile sigorta teminatı altına alındığı; a) Genel Şartların A.1 maddesi gereğince ---------- plakalı kamyonetin
doğrudan uğrayacağı zararların rayiç değerine kadar kasko teminatı altında olduğu;
b) Bakiye ödenmemiş pert hasar tutarı doğrudan zarar olduğu için 31.500 TL tazminatın kasko teminatından talep edilebileceği;
c) Munzam zararlar aracın doğrudan uğradığı zarar olmadığı için kasko sigortası teminatı altında olmadığı;
d) Kasko sigortası genel şartlarının ek sözleşme ile teminat kapsamına dahil edilebilecek zararlardan A.4.8 maddesinin munzam zararları kapsadığının düşünülebileceği ancak sigortalı tarafından ilave prim ödenerek A.4.8 maddesi ek sözleşme ile teminata dahil edilmediği için munzam zararın kasko teminatından talep edilemeyeceği;
7) Sigorta şirketinin hasar tazminatını sigortalıya zamanında ödememesi nedeniyle sigortalının uğradığı munzam zararın sigorta şirketinden borçlar kanunu gereğince talep edilebileceğinin mahkemenin takdirinde olduğu;
8) Dava konusu --------- marka tipi kamyonete eşdeğer aracın sigorta şirketinin hasar tutarını ödemesi gerektiği temerrüt tarihi 16.12.2017 ile kısmi ödeme yaptığı 08.03.2022 tarihi arasında ki fiyat farkının munzam zarar olarak değerlendirilebileceği ve 339.050 TL olduğu;
9) Munzam zarar 339.050 TL tazminatın sigortalıya kısmi ödeme tarihi 08.03.2022 itibariyle yasal faizi ile talep edilebileceği"Yönünde rapor tanzim edilmiştir.
Dosyaya mali müşavir ve makine mühendisinden oluşturulacak heyete tevdi edilerek rapor alınmasına karar verilmiş, alınan 22/03/2024 tarihli raporun sonuç kısmında,
"-------- 119.427,92
,--------- 213.739,76
, Mevduat faizi 65.923,16
,Dolar 154.512,52
,Euro 138.355,40
Tahvil Faizi 36.666,00
,Altın 223.884,10
,Asgari Ücret 177.356,96
,Ortalama 141.233,23
Yönünde rapor tanzim edilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava; hukuki niteliği itibariyle davacı tarafa ait ---------- plakalı aracın 22/10/2017 tarihinde yapmış olduğu kaza nedeniyle oluşan munzam zararın davalı sigorta şirketinden tahsili istemli tazminat davasıdır.6098 sayılı TBK'nın 122/1. maddesinde, "Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı gidermekle yükümlüdür." düzenlemesine yer verilmiştir.Munzam Zararın İspatında Yargıtay'ın Tarihsel Yaklaşımı Değerlendirildiğinde;Munzam zarar, borçlunun temerrüdü ile oluşmaya başlayan asıl borcun ifasına kadar zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız yeni bir borç olup bu hukuki niteliği ve karakteri itibariyla, asıl alacak ve faizleri yönünden icra takibinde bulunulması veya dava açılmasıyla sona ermeyeceği gibi, icra takibi veya dava açılması sırasında asıl alacak ve temerrüt faizi yanında talep edilmemiş olması halinde dahi takip veya davanın konusuna dahil bir borç olarak kabul edilemez. Bu nedenle asıl alacağın faizi ile birlikte tahsiline yönelik icra takibinde veya davada munzam zarar hakkının saklı tutulduğunu gösteren bir ihtirazî kayıt dermeyanına da gerek bulunmamaktadır. Ayrı bir dava ile on yıllık zamanaşımı süresi içerisinde her zaman istenmesi mümkündür.Munzam zararın ispatın somut olarak ispatının gerekip gerekmediği hususu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Özel Dairelerinin birbirinden farklı uygulamaları ile süregelmiştir. Yargıtay uygulamalarındaki bu iki farklı görüş, munzam zararı ispatının sıkı ispat kurallarına bağlanıp bağlanmaması; maruf ve meşhur olayların “karine” olarak kabul edilip, edilemeyeceği ve maddi zararın belirlenmesi yöntemlerinde yoğunlaşmaktadır.Yargıtay'ın eskiden beri ağırlıklı olarak uyguladığı birinci görüşe göre; munzam zarar talep eden-davacı, temerrüde uğrayan alacağın varlığını, bu alacağın ödenmemesi sebebiyle temerrüt faizini aşan zararı bulunduğunu somut olarak ve yasal delilerle ispatlamak zorundadır. Olumsuz ekonomik veriler (yüksek enflasyon, döviz kurlarındaki artış, piyasa yüksek faiz oranları) davacı-alacaklıyı ispat yükünden kurtarmaz. Geç tahsil edilen alacağın, iştigal konusu ticarette kullanılmasının tabiî olduğu varsayımı yeterli kabul edilip hüküm kurulamaz. Alacaklının, munzam zararını yasal delillerle kanıtlaması halinde borçlu; ya alacaklının bir zarara uğramadığını ya da borç zamanında ifa edilmiş olsaydı bile, alacaklının değeri düşmeyecek bir yatırım yapmayacağını ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir.İkinci görüşe göre; munzam zarar alacaklısı, öncelikle temerrüde uğrayan asıl alacağın varlığını, bu alacağın geç veya hiç ifa edilmemesinden dolayı temerrüt faiziyle karşılanmayan zarar miktarını; zarar ile borçlu temerrüdü arasındaki uygun illiyet bağını kanıtlamalıdır. Munzam zarar alacaklısı, normal durumlar ve fiili karineler ile maruf ve meşhur olaylara dayanıyorsa bunun ispatı istenmemeli, munzam zarar davalarında davacı-alacaklının ispat yükümlülüğü çok sıkı kurallara bağlanmamalı, enflasyonist ortamda, bireyin parasının değerini sabit tutmak ve kazanç sağlamak için bir çaba ve girişimlerde bulunması; örneğin, en azından vadeli mevduat veya kurları devamlı yükselen döviz yatırımlarında değerlendirilmesi, olayların normal akışına, hayat tecrübelerine uygun düşen bir karine olarak kabul edilmelidir. Bu karinenin aksini, kusursuzluğunu ve sorumsuzluğunu ispatlamak borçlunun yükümlülüğündedir.Yargıtay Daireleri arasında bu yolda oluşan içtihat aykırılığının giderilmesi istemi, ------------ reddedilmiştir.
Başından beri birinci görüşü uygulayan ---------, daha sonra ikinci görüşü benimsemiş, 2021 ve 2022 yıllarında verdiği kararlar incelendiğinde ise somut ispat kuralına geri döndüğü görülmüştür.İbranamenin Munzam Zararı Sona Erdirip Erdirmeyeceği Değerlendirildiğinde;--------sayılı Kararında;
"Ayrıca sigortacının ibrası ister taraflar arasında akdedilmiş bir sulh sözleşmesi ile ister bağımsız bir ibra sözleşmesi ile kararlaştırılmış olsun, sözleşmede aksine hüküm yoksa sigorta tazminat borcu ile birlikte gecikme faizi ve munzam zarar gibi borçlar da ibra ile sona erer. Sigorta tazminat borcuna ilişkin sulh-ibra sözleşmesi yapılırken iradesi sakatlanan (hata, hile, ikrah) sigorta ettiren, sigortalı bu sözleşmeyi iptal hakkına sahiptir.Ancak sigortalı hata,hile, ikrah ile iradesinin sakatlandığını ispat etmek zorundadır. Aksi halde sigortalı “tazminat makbuzu-ibraname” “mutabakatname-ibraname”, “ibraname” başlıklı belge ile tespit edilen sulh ve ibra sözleşmesi ile bağlıdır." şeklindeki kararı ile aksine düzenleme bulunmadıkça ibranamenin munzam zarar borcunu da sona erdireceğine hükmedilmiştir.Ekonomik Olumsuzluklar Karine Yönünden Değerlendirildiğinde;Gerek 818 sayılı mülga BK'nın 105.maddesinde ve gerekse 6098 sayılı TBK'nın 122/1. Maddesinde "FAİZ"den değil, "ZARAR"dan bahsedilmektedir. "Günümüz ekonomik koşullarıyla geçmişdeki ekonomik veriler değerlendirildiğinde; ekonomi düzeni içinde yer alan yatırım araçlarının hiçbir zaman istikrarlı gelir getirmediği ve dolayısıyla munzam zararın ispatında “karine” oluşturmadıkları sonucuna varılmaktadır. Örneğin, belli bir zamanda getirisi olan döviz, başka bir zamanda zarar oluşturmaktadır. Borsalardaki yatırımlarda kâr sağlayabildiği gibi, zarara da sebebiyet vermektedir. Enflasyon oranı düştükçe, banka mevzuat faizi de düşmektedir. O halde, ikinci görüşü benimseyen Yargıtay kararları ve hukuksal öğretideki görüşler, “karine” yönünden hukuksal dayanaktan yoksun kalmaktadır." Yakın bir tarihte yüksek döviz kurlarının bir gecede neredeyse yarı yarıya kadar düştüğü dikkate alındığında, dövize yatırımın her zaman gelir getirmeyeceği, bu nedenle olumsuz ekonomik verilerin karine sayılamayacağı görülmektedir.-----------sayılı kararında;"Yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu davacıyı ispat yükünden kurtarmaz. Davacı para alacağını zamanında alması halinde ne şekilde kullanacağını, uğradığı zararın kendisine ödenen temerrüt faizinden fazla olduğunu ispat etmek zorundadır." şeklindeki kararı ile somut ispatı aramıştır.----------sayılı kararında;"Uğranılan zarar, yetkili merciin belirlediğinden fazla ve bu nedenle 105. maddeye dayanılarak munzam zarar istenecek ise, artık o merciin, zararın oranını belirlemek için kullandığı/dikkate aldığı/değerlendirdiği ölçülere ve bunların “maruf ve meşhur” oldukları olgusuna değil, davaya özgü somut vakıalara dayanılması gerekir. Bunlar da, elverişli ve geçerli delillerle kanıtlanmalıdır."---------sayılı kararında;
"Davacı tarafından ileri sürülen, ülkemizdeki belirli dönemlerde mevcut olan ekonomik olumsuzluklardan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı aşkın (munzam) zarar talebi, zarar olgusunun delili olarak kabul edilemez. Zira ülkemizdeki belirli dönemlerde var olan ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, tek başına davacının temerrüt faizi dışında bir zararının varlığının ispatı değildir. Dolayısıyla ekonomik şartlar sebebiyle ortaya çıkan yüksek enflasyon, döviz kurlarındaki dalgalanma, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma gibi olumsuzluklar, bir karine olarak kabul edilip davacıyı, kendi somut durumuna özgü vakıalarla oluştuğu iddia olunan zararı ispat yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi davacıya bu yönde herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz. Hâl böyle olunca, TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın (munzam) zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir."
Dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde, 22/10/2017 tarihinde meydana gelen kaza sonucu davacıya ait --------- plakalı araçta oluşan hasar zararının davalı kasko sigortacısından talep ettiği, davacıya ait aracın davalı sigorta şirketi tarafından 24/02/2017-24/02/2018 tarihlerini kapsayacak şekilde Genişletilmiş Kasko sigortası ile teminat altına alındığı, davalı sigortaya 22.10.2017 tarihinde ---------- dosya numarası ile başvuru yapıldığı, Sigorta tarafından 08/03/2022 tarihinde 63.500 TL hasar bedeli ödemesi yapıldığı anlaşılmıştır.Davacı; talep ettigi hasar bedeli tazminatının, davalı şirketin temerrüde düştüğü tarihteki alım gücü ile tahsil edildiği tarihteki alım gücünün aynı olmadığı, ülkedeki enflasyon ve alım gücünün düşmesi durumu göz önüne alınarak aşkın zararı oluştuğunu ileri sürmektedir. Davacının, salt olumsuz ekonomik verilere dayanarak munzam zarar talebinde bulunduğu, somut olarak zarara uğradığına dair vakıa ve delil ibraz etmediği, Yargıtay'ın son dönemdeki kararlarına göre, munzam zararın somut olarak ispatının gerektiği, olumsuz ekonomik verilere üzerinden varsayıma dayalı hesap yapılamayacağı anlaşılmakla, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının davasının REDDİNE,
2-Alınması gerekli 427,60-TL harcın davacı tarafça yatırılan 2.591,82-TL harçtan mahsubu ile artan 2.164,22-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan giderlerin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafça masraf yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 22.598,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-6325 Sayılı Kanun'un 18-A/13. bendi uyarınca ----------- tarafından karşılanan 3.120,00-TL zorunlu arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
7-Davacı tarafça yatırılmış olan gider avansının artan bakiyesinin, karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair, Gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalı vekilinin yokluğunda verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 24/09/2024