T.C. İstanbul Anadolu 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/902
KARAR NO: 2025/1007
DAVA: Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen)
DAVA TARİHİ: 18/11/2024
KARAR TARİHİ: 17/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA, SAVUNMA ve DOSYA KAPSAMI:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili sigorta şirketi nezdinde ----- numaralı ------Şirketi adına sigortalı işyeri sigorta himayesi altına alındığını, sigortalı işyerinde 22/01/2024 tarihinde meydana gelen yangın hadisesi sonucunda sigortalı işyerinin hasara uğradığını, hasar sebebiyle müvekkili sigorta şirketi tarafından sigortalısına 17/04/2024 tarihinde 1.546.989,88 TL ve 24/04/2024 tarihinde 479.400,00 TL olmak üzere toplam 2.023.389,88 TL hasar tazminatı ödendiğini, hasarın ödenmesi ile mukavele şartlarına ve poliçe genel şartlarına göre müvekkili sigorta şirketi sigortalısının yerine kaim olduğunu, sigortalının zararına sebebiyet verenler aleyhine mevcut her türlü haklarının müvekkili şirkete intikal ettiğini, davalıların müvekkili sigorta şirketi tarafından ödenen hasar tazminatından müştereken ve müteselsilen sorumluluğunun bulunduğunu, müvekkili şirketin sigortalısı,----- bölümde 22/01/2024 tarihinde başlayan yangın müvekkili şirketin sigortalısının faaliyet gösterdiği binaya sıçradığını, ----- Büyük Şehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı ----- İtfaiye Şube Müdürlüğü tarafından hazırlanan 29/01/2024 tarihli raporunun tespitinde, yangına 1 numaralı davalı -----Tarafından sebebiyet verildiğinin anlaşıldığı, şirket ortaklarından ----- şirketteki hissesini yine aynı isimli idğer şirket ortağına kötü niyetle ve mal kaçırma gayesiyle devrettiğinden meydana gelen hadiseden sorumlu olduğunu, ekspertiz raporunda ise,----- firmasının da işbu yangın hadisenden kaynaklı sorumluluğunun bulunduğunu bu sebeplerle aynı zamanda teminatsız olarak da ihtiyati haciz konulmasını dava ve talep etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı olarak eklenen şahıs şirketleri hiçbir zaman davaya konu olayın meydana geldiği adreste faaliyet göstermediklerini, şirketlerin yangından çok önce bir tarihte kurulmuş olduğunu, beyan edilen adresle fiili veya fiziki bağının bulunmadığını, TTK hükümleri gereğince şirket yetkilileri tüzel kişiliğinin faaliyetlerinden sorumlu olmayıp tüzel kişiliğin faaliyetleri sebebiyle şirket ortaklarına gidilemeyeceğini, dolayısıyla kanun tarafından düzenlendiği üzere ortaklar yalnızca taahhüt ettikleri sermaye payı ile sorumlu olmakla birlikte, bu borç da yalnızca limited şirket ortaklığına karşı olacağını, davacının davaya konu edilen olayşla ilgi fiziki hiçbgir bağı bulunmayan şahıs firmalarının dava dilekçesinde mal kaçırma sebebiyle kuruldukları iddiası ile dahil ederek, şirket temsilcisi/ ortağı/ hissedarını da sorumlu tutmaya çalışması hukuka ve usule aykırı olmakla birlikte kötü niyetli olduğunu, davalı şirket----İle eklenen şahıs firması olan ------ isimli firmalar yönünden husumet itirazlarının bulunduğunu, yangın sonrasında itfaiye birimi tarafından 29/01/2024 tarihli düzenlenen raporda yangının çıkış sebebinin tespit edilemediğinin beyan edildiğini, davacı şirket ile davalı şirket arasında fiziki bağ ve komşuluk ilişkisinin bulunmadığını, davacı tarafından açılan davanın, davacı şirket ile davalı şirket arasında bulunan ------ Firması eklenmeden açıldığını, yine 29/01/2024 tarihli raporda, zarara sebebiyet veren eylemden kimlerin sorumlu olduğunun ve kusur oranlarının tespit edilemediğini, bu sebeple haksız fiilin varlığından söz edilemeyeceğini, davacının ihtiyati haciz talebinde bulunabilmesi için öncelikle davalı şirketlerin meydana gelen zarardan kusurlu olduğunun ispatının gerektiğini, muaccel bir alacağa dayanması, ihtiyati haciz talebinin haklı gerekçelere dayanmasının gerektiğini ancak davacı şirkete karşı muaccel bir borcunun bulunmadığını, davalı şirketin kusurlu olduğuna dair herhangi bir somut delilin bulunmadığını, bu sebeple davacı şirketin ihtiyati haciz talebinin reddini talep etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE :
Dava; hukuki niteliği itibariyle, davacı sigortacının dava dışı sigortalısına yaptığı hasar ödemesinin----- arasında süper kombin paket sigorta poliçesi düzenlendiği, 22/01/2024 tarihinde meydana gelen yangın olayı sebebiyle sigortalının işyerinde oluşan hasardan ötürü davacının sigortalısına 17/04/2024 tarihinde 1.546.989,88 TL, 24/04/2024 tarihinde 479.40000 TL olmak üzere toplam 2.026.389,88 TL ödediği sabittir.Uyuşmazlık davalıların bu hasardan sorumlu olup olmadıkları , sorumlu iseler yapılan ödemenin poliçe kapsamında olup olmadığı davalıların ne kadarından sorumlu olduklarıdır.
Hasar dosaysı ve poliçe celp edilmiş, ilgili ---- CBS ---- soruşturma sayılı dosay celp edilmiştir. Bir yangın uzmanı, bir inşaat mühendisi, bir makina mühendisi ve bir sigorta uzmanı seçilerek bilirkişi heyeti oluşurulmuş rapor alınmıştır. Bilirkişiler, 14/10/2025 tarihli raporlarında özetle, davacı sigortacının sigorta poliçesi kapsamında ödeme yaptığını, yapılan ödemenin hasara göre kadri maruf olduğunu ancak yangının çıkış sebebinin ortaya konulamadığını ve hasar ödemesinin davalılara rücu edilemeyeceğini mütalaa etmişlerdir.Davacı sigorta çıkış sebebinin önemli olmadığını çıkış yerinin davalılara ait işletme olduğunu belirterek itiraz etmiş, davanın kabulünü talep etmiştir.Davaya konu somut olan olayda ispat külfeti davacı sigorta şirketine ait olup, meydana gelen hasarda davaların kusurlu olduğunun ispatlanması gerekir. İtfaiye yangın raporu, ekspertiz raporu, D. İş dosyasında düzenlenen rapor ve dosyada mevcut bilirkişi heyeti raporları bir bütün olarak birlikte değerlendirildiğinde, yangın sebebinin ve çıkış yerinin net olarak ortaya konulamadığı, yangının davalı tarafın kusurlu eylemi ile başladığının ispatlanamadığı anlaşılmaktadır. Nitekim itfaiye yangını raporu da yangına sebebiyet verecek bulgu ve görüntüye rastlanılmadığı, ------ nolu---- işyerinin üst katındaki oto lastikleri ile ---- sayılı ----- orman ürünlerinin suntalarının istiflendiği yerin yangın odak noktası olduğu belirtilmiş ise de bu tespitler bir tahmin olarak ifade edilmiş olup, yangının başlama ve kusur durumunu ispatlamaya yeterli değildir. İtfaiye raporunda da "yangın çıkış sebebi tarafımızca tespit edilemememiştir" denmiştir. İş bu nedenle, yangının kesin olarak davalının kusuruyla çıktığı ve davalının eylemiyle yangının başlaması arasında illiyet bağı bulunduğu şüpheye mahal bırakılmaksızın ispatlanamadığı anlaşılmıştır.
TBK 69. Maddesi uyarınca, binanın veya diğer yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksiklerden doğan zararı gidermekle yükümlüdür. Bina veya yapı eserlerinden doğan sorumluluğun doğması için; kişinin bina veya sair inşaa eserinin maliki olması ve zararın bina veya sair inşaa eserinin yapımındaki bozukluk veya bakımındaki bir noksanlıktan meydana gelmesi gerekir. Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre TBK’nın 69. Maddesindesindeki sorumluluk, objektif özen yükümlülüğüne aykırılıktan doğan “Ağırlaştırılmış” bir kusursuz sorumluluk halidir. Bir bina veya yapı eserinin malikinin TBK 69. Maddesine göre sorumlu tutulabilmesi için zararın yapım bozukluğu veya bakım eksikliğinden doğduğu ispatlanmalıdır. Buradaki ispat yükü zarar görene düşer bununla birlikte zararla, yapım bozukluğu veya bakım eksikliği arasında uygun illiyet bağının bulunması yani zararın yapımındaki bozukluktan veya bakımdaki eksiklikten dolayı meydana gelmiş olması gerekmektedir. Bu sorumlulukta zarar gören zararın, yapım bozukluğu veya bakım eksikliğinden doğduğunu ispatlamakla yükümlü ise de yapı malikinin kusurunu kanıtlamak zorunda değildir. Zira TBK 69. Maddesine dayalı sorumluluk, kusursuz sorumluluk halidir. Bu nedenle yapı maliki ise, kusurunun bulunmadığı savunmasının ötesinde uygun illiyet bağının kesildiği kanıtlamalıdır. Kusursuz sorumluluk illiyet bağının kesilebilmesi için zarar görenin ağır kusurunun olması üçüncü bir kişinin illiyet bağını kesebilmek nitelikle ağır kusurunun olması, veya zararlandırıcı sonucun meydana gelmesinde öngörülmeyen bir halin bulunması şartlarından birinin gerçekleşmesi gerekmektedir.
Bozukluk/ bakım eksikliği ayrımının bir önemi bulunmamaktadır. Zira malikin sorumlu olması için bakım eksikliği veya yapılışındaki bozukluktan herhangi birinin varlığı yeterli görülmektedir. Her iki olasılıkta da yalnızca malikin sorumluluğu söz konusu olmaktadır. Buradaki ispat yükü zarar görene düşer. Ne var ki davacı sigortacı yangının davalıların eylemi ile yahut davalıların taşınmazlarındaki eksiklik veya ayıp sebebiyle çıktığını ispatlayamamıştır. Yangın alarmının olmaması binanın ayıbı sayılmamıştır. Nıtekim dava dışı sigortalının da yangın alarmı yoktur. Çıkış yerinin davalının taşınmazı olduğu hususu bile net değil ihtimal olarak kalmış, çıkış sebebi ise tümüyle belirsiz kalmıştır. Yapının yapımındaki bozukluktan veya bakımındaki eksiklikten dolayı meydana geldiği ispatlanamayan zarar sebebiyle TBK’nun 69. Maddesi kapsamında da davalıların sorumluluğundan söz edilemez. Kusursuz sorumluluk maddelerinin uygulama alanı bulmadığı durumda da TBK nun 49. Maddesine göre kusurun ortaya konulması gerekir. Ancak davalıların kusurlu bir davranışı ortaya konamamıştır. Savcılık soruşturma dosyasında da takipsizlik kararı verilmiş, davaya dayanak olabilecek bir tespit yapılmamıştır.
Benzer nitelikteki davalara ilişkin (Y, ----HD------) irdelenmiş, benzer olaylarda aynı sonuca varıldığı görülmekle, eldeki davada da ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. Dava tazminat davası olması sebebiyle (AAÜT m.13/4) davalı ---- lehine maktu vekalet takdir edilmiştir.
Dava dilekçesinde davalı --- Yapının, şirket ortağı olup ortaklığını olaydan sonra devrettiği ve hasardan sorumlu olması gerektiğinin ileri sürüldüğü, yine davalı -----şahıs şirketi) ekspertiz raporuna göre aynı adreste olup hasardan sorumlu olması gerektiği ileri sürülmüşse de, yangın olayında sigortalının işyerine yakın olan -----nolu işyerinde davalı ------ faaliyet göstermekte olup diğer iki davalının bu adresle bağlantısı veya husumetleri ortaya konamamıştır. Bu davalılar yönünden husumet itirazı yerinde olup red sebebi farklı olduğundan davalılar lehine ayrıca (AAÜT m.3/2) maktu vekalet vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere;
1-Her üç davalı yönünden açılan davanın ayrı ayrı REDDİNE;
2-Alınması gerekli 615,40 TL harcın davacı tarafından yatırılan toplam 35.033,28 TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 34.417,88 TL 'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
5-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştikten sonra talep halinde yatırana iadesine,
6-Davalı, ------- Şirketi kendisini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T.ye göre hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Davalılar,-----Şirketi kendisini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T.ye göre hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-6325 Sayılı Kanun m. 18/A-13 uyarınca Adalet Bakanlığı tarafından karşılanan 3.800,00-TL zorunlu arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir olarak kaydedilmesine,Gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere e-duruşma yolu ile davacı vekili ile davalılar vekilinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.