T.C. İstanbul Anadolu 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/934 Esas
KARAR NO : 2025/163
DAVA: Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 25/11/2022
KARAR TARİHİ: 20/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında 09.04.2021 tarihinde 925 m3, 10.11.2021 tarihinde 250 m3 ve 06.06.2022 tarihinde 200 m3 olmak üzere toplamda 1.375 m3 hazır beton satın alımını içeren 3 ayrı Hazır Beton Sözleşmesi'nin yapıldığı, davacı tarafından 09.04.2021 tarihli sözleşme için 4 adet çek ile 237.944 TL ödemenin, 10.11.2021 tarihli sözleşme için 2 adet çek ile 115.000 TL ödemenin, 06.06.2022 tarihli sözleşme için 2 adet çek ile 224.000 TL ödemenin yapıldığı, davacı tarafından davalıya verilen çeklerin, davalı tarafından 3.kişilere ciro edilerek ticarette kullanıldığı, davacı tarafın edimini gereği gibi yapmasına rağmen davalı tarafın ikinci sözleşmenin bakiye 104 m3 ve üçüncü sözleşme kapsamında 200 m3 hazır betonu teslim etmediği; davalı tarafın beton fiyatlarının artmasından kaynaklı borcunu eksik ifa etmediği iddiasının yersiz olduğu; davalı tarafın, davacıdan aldığı çekler ile hammadde alarak nakde çevirdiği; hammaddeler ile ürettiği hazır betonu önceki birim fiyatından çok yukarıya davacı tarafa sattığı; davalının sözleşmeye aykırı hareket ettiği; hukuki imkanların kullanılmasına rağmen davalı tarafından borcun ödenmediği; 3 ayrı sözleşme ile toplamda 1.375 m3 hazır beton satın alımı hususunda anlaşılmasına rağmen toplamda 1.071 m3 hazır betonun teslim edildiği; 304 m3 hazır betonun davacıya teslim edilmemesi ile davacının ihtiyaç duyduğu hazır betonun 90 m3'ünü birim fiyatı 1.250 TL * KDV olacak şekilde piyasadan muadili ile satın aldığı; 214 m3 hazır beton alacağının devam ettiği; davalı tarafın 90 m3 betonun bedelini ve 214 m3 hazır beton borcunu ödemesi gerektiği öne sürülerek davanın kabulüne karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettikleri görülmüştür.Davalıya dava dilekçesi ile duruşma davetiyesinin tebliğine rağmen cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava hukuki niteliği itibariyle; tazminat davasıdır.Taraflar arasındaki uyuşmazlık ise; taraflar arasında beton alım sözleşmesi kapsamında davacının davalıdan bakiye beton alacağının olup olmadığı, betonun metreküp fiyatının hangi kısım için hangi fiyattan anlaşma yapıldığı, davalının teslim etmediği iddia olunan 90 metreküp beton için davacının üçüncü kişilerden temin ettiği betondan dolayı ne kadar zararının olduğu, davalının teslim etmediği iddia olunan 214 metreküp beton alacağının tesliminin mümkün olup olmadığı veya güncel piyasa değerinin talep edilip edilemeyeceği hususlarında uyuşmazlık olduğu tespit edilmiştir.Taraflarca bildirilen tüm belge ve dokümanların toplandığı, davacı vekilince delil olarak gösterilen noter evrakının celp edildiği, mahkememiz 06/04/2023 tarihli 2 nolu ara kararı gereği tarafların 2021-2022 yıllarına ilişkin defterleri üzerinde inceleme yapılmasına karar verildiği, dosyanın mali müşavir bilirkişiye verilerek rapor düzenlenmesinin istenildiği, 23/06/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "İnceleme gün ve saatinde ticari defter ve kayıtlarını incelemeye sunmayan davalı tarafın, yerinde inceleme yapılmasına ilişkin bir talebi de dosyada bulunmadığından davalı taraf ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılamadığı; dava konusu tazminat talebinin dayanağı hesap ilişkisinin 2021 ve 2022 yıllarındaki faturalar ve ödemelerden oluştuğu; toplam 615.924,60 TL tutarındaki 10 adet fatura karşılığında davalı tarafından davacıya mal veya hizmet verildiğinin anlaşıldı; davacı tarafından toplam 576.944,00 TL tutarındaki çeklerle ödeme yapıldığı: ayrıca 19.812,20 TL tutarındaki iade faturasının davalı tarafça BA formu ile beyan edildiği: böylece ödemeler ve iade faturası toplamının 596.756,20 TL olduğu: davacı tarafından düzenlenen 08.08.2022 tarihli ve toplam 293.932,10 TL tutarlı 7 adet iade faturasının, davalı taraf BA formlarında yer almaması ve bahsi geçen iade faturalarının, davalı tarafından en son düzenlenen 19.07.2022 tarihli faturadan 20 gün sonra düzenlenmesi nedenleriyle hesaplamada dikkate alınmadığı; diğer taraftan taraflarca akdedilen sözleşmelerde fiyat değişikliği durumunda, müşterinin yeni fiyat üzerinden ödeme yapması gerekeceği hususunun açıkça düzenlendiği sonuç ve kanaatine varıldığı.." şeklinde rapor sunulmuştur.
Raporun taraflara tebliğ edildiği, davacı vekilince rapora karşı itiraz dilekçesi sunduğu, mahkememiz 12/10/2023 tarihli 2 nolu ara kararı gereği, ve 27/12/2023 tarihli ara kararığımız gereği dosyanın rapor sunan bilirkişi ile birlikte 1 borçlar hukuku alanında uzman ve bir inşaat mühendisi bilirkişiden oluşan heyete tevdi edilerek rapora karşı itirazların değerlendirilmesi ve özellikle taraflar arasındaki sözleşmelere göre davalının fiyat değişikliği yapmasının mümkün olup olmadığı, her bir sözleşme yönünden ayrı ayrı değerlendirilerek fiyat değişikliği yapılmasının mümkün olup olmamasına göre seçenekli hesaplama yapılmasının istenilmesine karar verildiği, dosya bilirkişilere tevdi edildiği, 01/02/2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; "19.02.2021 tarihli Sözleşme'de bağlantı miktarı kadar fiyatın geçerli olduğunu, sözleşmede 925 m3 ve 237.947 TL tutar bakımından bağlantı yapıldığı, 10.11.2021 ve 06.06.2022 tarihli Sözleşmelerde fiyat artışının açıkça öngörüldüğü, ancak fiyat değişikliğinin müşteriye bildirim ile sonuç doğuracağının kararlaştırıldığı, müşteriye bildirim yapıldığına dair bir belgeye rastlanılmadığı, Davalı beton tedarikçisinin davacıya 33m3'lük C20 beton, 1.011 m3 “lük C830 beton olmak üzere toplam 1.044m3 beton teslim etmiş olduğu; davacının, davalı tedarikçi yapmış olduğu 3 adet beton alım sözleşmesi karşılığında alması gereken ----------- beton miktarının -----------— 1.375 m3 olarak hesap edildiği; davacının aradaki 331m3 beton kadar alacağı olduğu, Dosyaya sunulan faturalara göre, davacının adı geçen dava dışı şirketlerden toplam aldığı beton tutarının 90 m3 olduğu: ---------- beton sınıfı için ödemiş olduğu m3 rayiç bedeli olan 1.250,00TL4KDV haddi layıkında bulunmasıyla davacının davalıdan 112.500 TL alacaklı olduğu.." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.Bilirkişi raporunun taraflara tebliğ edildiği, taraf vekilince rapora karşı itiraz vebeyan dilekçesi sunulduğu, mahkememiz 13/06/2024 tarihli duruşmasında davacı vekili beyanında "Bilirkişi raporuna karşı itiraz ve beyan dilekçemizi tekrar ederiz, bilirkişi raporunda terditli talebimiz olan betonun rayiç değeri belirlenmemiştir, bu hususta ek rapor alınmasını talep ediyoruz, ayrıca dava dilekçesinde her ne kadar ilk talebimiz 214 metre betonun aynen teslimi talebine ilişkin ise de, müvekkilimizin yapmış olduğu inşaat dava sürecinde bitmiştir, bu nedenle aynen ifanın müvekkilimiz yönünden her hangi bir menfaati kalmamıştır, bizim şuanki talebimiz terditli olarak talep ettiğimiz 214 m2 betonun güncel piyasa değerinin tahsiline ilişkindir, ayrıca 90m3 piyasadan tedarik edilen betonun değerinin ödenmesine ilişkindir" şeklinde beyanda bulunduğu, imzasının alındığı görüldü.Mahkememiz 13/06/2024 tarihli 1 nolu ara kararı gereği, dosyanın rapor sunan bilirkişi heyetine tevdi edilerek Taraflar arasında 1.375 m3 hazır beton satımına ilişkin sözleşme kurulduğu konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, dava dilekçesinde teslim edilen beton miktarının 1.071 m3 olarak beyan edildiği, bilirkişi raporunda ise teslim edilen beton miktarının 1.044 m3 olarak belirlendiği, davacının kabulünde olduğuna göre teslim edilen beton miktarının 1.071 m3 olarak dikkate alınması gerektiği, 90 m3 betonun da başka bir şirketten tedarik edildiği anlaşıldığından bakiye 214 m3 betonun kaldığı, bu kısım yönünden davacının bu celse de ki beyanı da dikkate alınarak aynen teslim iddiasından vazgeçtiği, rayiç bedelini istediği anlaşıldığından 214 m3 betonun dava tarihindeki rayiç fiyatının belirlenmesi hususunda bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasına karar verildiği, 14/10/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Beton fiyatlarının genel olarak malzeme, enerji (elektrik ve akaryakıt) ve işçilik giderlerine doğrundan bağlı bulunması nedeniyle, enerji giderlerine bağlı değişen beton fiyatları göz önüne alınarak 25.11.2022 dava tarihi itibarıyla 1m3 ---------- beton rayiç bedeli KDV hariç 1.290,00TL olarak takdir edildiğini, Davacı talebi olan 214m3 ----------- Beton bedeli tutarı (KDV hariç): 214m2 x 1.290,00TL/m3:………. 276.060,00 TL tutarında hesaplandığı.." şeklinde rapor sunulmuştur.Bilirkişi raporunun taraflara tebliğ edildiği, taraf vekillerince rapora karşı itiraz ve beyan dilekçesi sunulduğu, mahkememiz 14/11/2024 tarihli 1 nolu ara kararı ile davalı vekilinin rapora karşı itirazlarının reddine karar verildiği, davacı vekili 18/11/2024 tarihinde ıslah dilekçesi sunduğu, dava değerini 388.560,00 TL olarak belirlediğini, ıslah dilekçesini davalı tarafa tebliğ edildiği, ıslah dilekçesine karşı itiraz dilekçesi sunduğu görülmüştür.Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; taraflar varasında hazır beton dökümü konusunda eser sözleşmesi ilişkisi olduğu, davacının iş sahibi davalının ise yüklenici olduğu anlaşılmıştır. Somut olayda, davalı beton tedarikçisi ile davacı ... arasında 19.02.2021 (09.04.2021) tarihli, 10.11.2021 tarihli ve 06.06.2020 tarihli muhtelif beton sınıfları üzerinden Hazır Beton Sözleşmeleri imzalanmıştır.Taraflar arasında imzalanan 19.02.2021 (09.04.2021) tarihli sözleşmede beton miktarı 925m3 olup, ------------ beton sınıfı 218,004*KDV (KDV dahil 257,24TL/m3)'dür. Davacı sıralı 4 adet çek karşılığı toplam 237.944,00TL ödemede bulunmuş, bunun da ------------ beton sınıfı karşılığı beton miktarı takribi 925m3 olmaktadır.Taraflar arasında imzalanan 10.11.2021 tarihli sözleşmede beton miktarı 250m3 olup, ----------- beton sınıfı 390,004KDV (KDV dahil 460,20TL/m3)'dür. Davacı sıralı 2 adet çek karşılığı toplam 115.000,00TL ödemede bulunmuş, bunun da ----------- beton sınıfı karşılığı beton miktarı takribi 250m3 olmaktadır.Taraflar arasında imzalanan 06.06.2022 tarihli sözleşmede beton miktarı 200m3 olup, ------------ beton sınıfı 950,004KDV (KDV dahil 1.121,00TL/m3)'dür. Davacı 2 adet çek karşılığı toplam 224.000,00TL ödemede bulunmuş, bunun da ----------- beton sınıfı karşılığı takribi 200m3 olmaktadır.Bu duruma göre davacı, beton tedarikçisi davalıya 3 adet sözleşme karşılığı 576.944,00TL ödemede bulunmuştur. Yukarıda da açıklandığı üzere her sözleşmede ----------- beton sınıfı için belirlenen birim fiyat değişmiştir. Taraflar arasında imzalanan 3 adet sözleşmede ----------- beton sınıfı için ek bir katkı ürünü de belirtilmemiştir.Bu duruma göre, davacı beton tedarikçisi davalıdan sözleşmede belirtilen ---------- beton sınıfına göre alacağı beton miktarı: 19.02.2021 (09.04.2021) tarihli sözleşmeye göre; 925m3, 10.11.2021 tarihli sözleşmeye göre; 250m3 ve06.06.2022 tarihli sözleşmeye göre de; 200m3 beton olmak üzere toplam 1375 m3 beton alması gerekmektedir. Buna karşın davalı beton tedarikçisi davacıya dosya kapsamına göre 10 adet arşiv fatura düzenlemiş, bu faturalar yukarıda incelenerek davalı beton tedarikçisinin davacıya 33m3'lük ----------- beton, 1.011 m3 lük ----------- beton olmak üzere toplam 1.044m3 beton teslim etmiş olduğunun tespit edildiği, ancak dava dilekçesinde davalı tarafından 1.071 m3 beton tesliminin yapıldığının kabul edildiği dikkate alınarak davalının teslim etmediği beton miktarının (1375-1071 =214 m3) olduğu kabul edilmiştir.Sözleşmede belirtilen birim fiyatların, fiyatlarda meydana gelen değişik sonucu güncellenip güncellenemeyeceğinin tespiti uyuşmazlığın temelini oluşturmaktadır.
19.02.2021 tarihli sözleşmenin genel işlem şartları kısmındaki 3. maddede, Sipariş formundaki fiyatlar . A. B. fiyat listesini istinaden yapılmıştır. Müşteri herhangi bir ihtara gerek kalmaksızın meydana gelecek fiyat değişikliklerinden aynen sorumlu olacaktır. Müşterinin sorumluluğu, fiyat değişikliğinin yapıldığı tarihte başlayacaktır. İş bu paragrafta boş bırakılan bölümde başkaca bir tarih yazılı değil ise birinci sayfada (sözleşmenin ön yüzünde) belirtilen tarih geçerli olacaktır. Şeklinde düzenleme yer almaktadır. Bu hükme göre, müşterinin herhangi bir ihtara gerek olmadan fiyat değişikliğinden sorumlu olacağı düzenlenmiştir. Ancak sözleşmenin ilk sayfasında, “not” olarak “Bu sözleşmede müşterinin yaptığı ödeme tutarı kadar sipariş kabul edilecektir. Bu fiyatlar yapılan bağlantı miktarı kadar geçerlidir. Gelebilecek muhtelif zamlar bir sonraki yapılacak bağlantı miktarına yansıtılır" şeklinde ifadeye rastlanmaktadır. Sözleşmeye bakıldığında sipariş miktarının 925 m3 ve 237.947 TL tutarın dört adet çek ile bağlantı yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu sözleşme hükmünden anlaşılan bağlantı miktarı kadar belirtilen fiyatlar üzerinden beton verileceği yönündedir. Diğer bir deyişle, 237.947 TL tutarındaki betonun sözleşmede belirtilen fiyatlar üzerinden verileceği anlaşılmaktadır. Yine not kısmında gelebilecek muhtelif zamlar bir sonraki yapılacak bağlantı miktarına yansıtılacağı ifade edilmiştir. Buna göre, 237.947 TL tutarına karşılık gelen beton miktarının sözleşmede kararlaştırılan fiyatlar üzerinden verileceği sonucu varılmıştır. Bu tutardan sonra yeni bir bağlantı yapılsaydı bu durumda fiyat güncellemesi yapılabilirdi ve müşteriye ihtar edilmeden uygulamaya konulabilirdi.10.11.2021 ve 06.06.2022 tarihli her iki sözleşmede, fiyat artışına ilişkin aynı hüküm öngörülmüştür. İlgili hüküm şu şekilde düzenlenmiştir: *...Belirtilen fiyatlar sözleşme tarihindeki cari fiyatlar olup satıcının hazır beton maliyetine giren ham madde akaryakıt işçilik vesaire giderleri ve cari piyasa koşullarında meydana gelecek fiyat artışına paralel olarak yeniden düzenlenecek ve tespit edilen yeni hazır beton fiyatları değişikliği yapıldığı tarihten itibaren alıcıya faks veya elektronik postayla bildirilerek uygulamaya sokulacaktır.
Bu hükümden de anlaşılacağı üzere, fiyat değişiklinin müşteriye uygulanabilmesi için fiyat değişikliğinin faks veya e posta ile bildirimi gereklidir. Müşteriye bildirim yapılmadan fiyat değişikliğinin uygulanması sözleşmeye uygun olmayacağı kanaatine varılmıştır.Talep sonucunda, ihtiyaç duyulan hazır betonun 90 m3'ünün dışardan temin edildiğini bu nedenle zararın tazmini, kalan kısım için de ifa talebi olduğu tespit edilmektedir. Taleplerin değerlendirilebilmesi için öncelikle taraflar arasında ilişkinin belirlenmesi önemlidir.
Taraflar arasındaki sözleşmelerde, karşı tarafın yani betonu tedarik eden kişinin müşterinin talebine göre, belirli özellikteki betonu hazırlayıp bunu bir yere dökmesi şeklinde yükümlülüğü oluğunu anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasındaki ilişki eser sözleşmesi niteliğindedir. Aşağıdaki kararlarda da Yargıtay eser sözleşmesi olarak nitelendirmektedir.Eser sözleşmesi, iş sahibinin ödemeyi borçlandığı bir bedel karşılığında yüklenicinin bir eser meydana getirip teslim etmeyi üstlendiği sözleşmedir (TBK m. 470). Eser sözleşmesinin tarafları iş sahibi ve yüklenicidir. İş sahibi bir eser meydana getirmeyi başkasına tevdi eden kişidir. Yüklenici de, eser meydana getirip teslim etmeyi borçlanan kişidir Eser sözleşmesi, eserin meydana getirilmesi uzunca bir gerektirse de ani edimli bir sözleşmedir. Eser sözleşmesinde yüklenicinin başlıca borçları, bir eser meydana getirme, eseri teslim etme ve özen gözetme borçlarıdır. İş sahibinin en önemli borcu ise meydana getirilen eserin bedelini ödeme borcudur. Bedel ödeme borcu, iş sahibinin sözleşme ile üstlendiği asli edimidir.Eser sözleşmesi kapsamında, edimin üçüncü kişiye yaptırılması halinde, iş sahibi yüklenicinden talepte bulunabilir mi? Bu kapsamda nama ifanın ve şartlarının açıklanması gerekir.Davacının üçüncü kişiye yaptırdığı işler bakımından nama ifa hükümlerine dayalı olarak talepte bulunması belli koşullarda mümkündür. Eser sözleşmesi yönünden (TBK m. 113/1 hükmüne nazaran) özel hüküm niteliğinde olan TBK m.473/lII uyarınca; “Meydana getirilmesi sırasında, eserin yüklenicinin kusuru yüzünden ayıplı veya sözleşmeye aykırı olarak meydana getirileceği açıkça görülüyorsa, İş sahibi bunu önlemek üzere vereceği veya verdireceği uygun bir süre içinde yükleniciye, ayıbın veya aykırılığın giderilmesi; aksi takdirde hasar ve masrafları kendisine ait olmak üzere, onarımın veya işe devamın bir üçüncü kişiye verileceği konusunda ihtarda bulunabilir.”
TBK m.113/1'den farklı olarak, TBK m.473/11 uyarınca işi üçüncü kişiye yaptırmak için hâkim iznine gerek yoktur. Böylece bu düzenleme sayesinde eserin ayıplı veya başka bir şekilde sözleşmeye aykırı olarak meydana getirileceği önceden açıkça öngörülebiliyorsa, iş sahibi bu durumu derhal engellemek imkânına sahip olacaktır. Bu hüküm eser meydana getirme şeklinde ortaya çıkan iş görme borcunun kötü ifası sonucunda doğan nama ifa hakkını düzenlemektedir. Borçlunun kötü ifasına rağmen aynen ifa yükümlülüğünün devam ettiği hallerde alacaklının nama ifa yoluna başvurabilir.Nama ifa talep edebilmek için öncelikle borçlunun temerrüde düşürülmesi gerekir. Bu nedenle iş sahibi ayıbı veya sözleşmeye aykırılığı gidermesi için yükleniciye öncelikle uygun bir süre verilmesi gerekir. Yüklenici verilen bu sürenin sonunda yükümlülüğünü yerine getirmezse temerrüde düşmüş olacaktır. Bu durumda hasar ve masraflar yükleniciye ait olmak üzere, onarım veya işin üçünü bir kişiye devredebilir.TBK m. 473/1l uyarınca nama ifa yoluna başvurabilmek için iş sahibinin yükleniciye süre verirken, vereceği süre sonunda yükleniciyi nama ifa yoluna başvurabileceği hususunda ihtar etmesi gerekir.Nama ifa kapsamında, işin bir üçüncü kişiye yaptırılması durumunda, borçlunun yükümlü olacağı ana masraf kalemi, işin üçüncü kişiye yaptırılmasından doğan masraf miktarıdır. Borçlunun kural olarak üçüncü kişiye ödenecek miktarın tamamını karşılaması gerekir. Borçlu her ne kadar alacaklının üçüncü kişiye ödeyeceği miktarın tamamını nama ifa masrafı ödemekle yükümlü olsa da somut olayın durumuna göre bu miktardan bazı sebeplerle indirim yapılması söz konusu olabilir. Alacaklı üçüncü kişiye yaptırılan iş için ödemesi gerekenden fazlasını ödemesi halinde, fazla ödeme borçluya müracaatı mümkün değildir. Diğer bir deyişle, borçlu yüklenici, üçüncü ki: yapmış olduğu gereksiz masraflardan sorumlu değildir. Alacaklı iş sahibi nama ifa kapsamında üçüncü kişiye yaptıracağı işe ilişkin masrafları makul sınırlar içinde tutma ve bunları artırmama yükümü bulunmaktadır. Bu bağlamda, alacaklı iş sahibi daha sonra işin yönetimi borçlu yüklenici ile olan anlaşmaya aykırı olarak tamamen veya kısmen değiştirmiş ve üçüncü kişiyle borçluyla kararlaştırıldığından daha lükse ve pahalı bir yöntem kararlaştırılmışsa, buna bağlı olarak fazla masraflar borçlu yüklenicinden talep edilemez. Ancak hemen belirtelim ki, alacaklı iş sahibinin sonradan üçüncü kişiye yaptırdığı işin yüklenici ile yaptığı anlaşmadan daha fazla maliyetli olması da olağan bir durumdur. Zira yarım veya eksik kalmış ya da gereği gibi yapılmamış işlerin normal bir şekilde yerine getirilmesi daha maliyetli olabilmektedir. Ancak bu maliyet makul düzeyde kalmalıdır.
Burada, üçüncü kişiye yaptırılan işin masrafların makul sınırlarını aşıp aşmadığı hususunun değerlendirilmesinde;
1) Somut olaydaki piyasa şartları,
2-) Zamansal zorunluluklar,
3-) Nama ifa çerçevesinde yapılacak işin kapsamı ile bu işin tamamlanmasının zorluk
derecesi ve
4-) Son olarak üçüncü kişinin üstleneceği risk dikkate alınmalıdır.
Davacı vekili tarafından ----------- Noterliğinin 28.07.2022 tarihli ve ------------yev. Nolu ihtarnamesi ile, 1875 m3 beton alımı konusunda anlaşmaya varıldığını, 1071 m3 betonun teslim edildiğini, bakiye 304 m3 betonun tesliminin ihtar edildiğini, öncelikle 50 m3 betonun beş gün içerisinde teslimi talep edildiği, ihtiyaç duyulan 304 m3 betonun piyasadan muadili ile temin edileceği ve sözleşmeye aykırı davranışın sebebiyle müvekkilinin uğradığıuğrayacağı tüm zararın tahsili adıma hukuksal yollara başvurulacağı ihtar edilmiştir.
Davacının 13/06/2024 tarihli duruşmadaki beyanında "... Bilirkişi raporuna karşı itiraz ve beyan dilekçemizi tekrar ederiz, bilirkişi raporunda terditli talebimiz olan betonun rayiç değeri belirlenmemiştir, bu hususta ek rapor alınmasını talep ediyoruz, ayrıca dava dilekçesinde her ne kadar ilk talebimiz 214 metre betonun aynen teslimi talebine ilişkin ise de, müvekkilimizin yapmış olduğu inşaat dava sürecinde bitmiştir, bu nedenle aynen ifanın müvekkilimiz yönünden her hangi bir menfaati kalmamıştır, bizim şuanki talebimiz terditli olarak talep ettiğimiz 214 m2 betonun güncel piyasa değerinin tahsiline ilişkindir, ayrıca 90m3 piyasadan tedarik edilen betonun değerinin ödenmesine ilişkindir" şeklinde beyanda bulunduğu, bu beyanı dikkate alınarak 14/10/2024 tarihli ek bilirkişi raporu alındığı, ek raporda özetle; 214 m3 betonun dava tarihi itibariyle rayiç değerinin 276.060,00 TL olduğunun bildirildiği anlaşılmıştır. Davacı tarafından 18/11/2024 tarihli ıslah dilekçesi sunarak 90 m3 hazır beton için ödenen 112.500,00 TL ve davalı tarafından eksik verilen 214 m3 hazır betonun bedeli olan 276.060,00 TL olmak üzere toplam 385.560,00 TL'nin davalıdan tahsilini talep ettiği, yukarıda izah edildiği üzere davalı tarafın sözleşemeler kapsamında 1375 m3 hazır beton vereceğini taahhüt ettiği, buna karşın toplam 1071 m3 hazır beton teslim ettiği, davacının eser sözleşmesi kapsamında nama ifa yetkisini kullanarak 90 m3 hazır betonu 3. bir kişiden tedarik ettiği, bu bedelin talep edilebileceği, davacının ıslah dilekçesi ile bakiye 214 m32 hazır betonun tesliminden vazgeçerek bedelini talep etti, bu talebinin yerinde olduğu anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile; 5.000,00 TL’sine 01.08.2022 tarihinden itibaren, 383.560,00 TL’sine ıslah tarihi olan 18.11.2024 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte toplam 388.560,00 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Alınması gerekli 26.200,98 TL harçtan davacı tarafça peşin olarak yatırılan 85,39 TL harç ile 6.550,25 TL tamamlama harcının toplamı olan 6.635,64 TL'nin mahsubu ile kalan 19.565,34 TL 'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL başvurma harcı, 85,39 TL peşin harç ve 6.550,25 TL tamamlama harcının toplamı olan 6.716,34 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından sarfedilen toplam 6.639,25 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Tarafların artan gider avansı bulunması ve talep etmeleri halinde ilgili tarafa iadesine,
6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre davacı vekili için takdir olunan 62.169,60 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-6325 sayılı Kanun'un 18-A/13. bendi uyarınca ----------- tarafından karşılanan 1.560,00 TL zorunlu arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazineye gelir olarak kaydedilmesine,
Dair, gerekçeli kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okundu usulen anlatıldı. 20/02/2025