T.C. İstanbul Anadolu 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/576
KARAR NO : 2025/1025
DAVA : Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak)
DAVA TARİHİ : 04/11/2020
KARAR TARİHİ : 23/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Şirket yetkilisi ---- Noterliği'nin 21.09.2015 tarih ve ---- yevmiye
numaralı düzenlenme şeklindeki vekâletnamesi ile "Çek Hariç Kambiyo Senetlerini
Düzenleme" yetkisi ile şirketin bir takım işlemlerini takip etmek üzere ---- vekâletname verdiğini, ----- çek düzenleme yetkisi bulunmadığını, yetki
olmamasına rağmen, ----- imzasıyla şirket adına keşide edilmiş çeklerden dolayı
üçüncü şahıslara toplamda 15.000 TL tutarında ödeme yapıldığını, şirket büyük derecede zarara
uğratıldığını, vekaleten bir çekin keşidesi halinde, ödemede bulunacak olan muhatap bankanın,
öncelikle bu yetkiyi araştırmasının zorunlu olduğunu, davalı bankaya ----Noterliğinin
----- yevmiye numaralı, 16.12.2016 tarihli ihtarnamesi gönderildiğini, sonuç alınamadığını,
arabulucuya başvurulduğunu, uzlaşma sağlanamadığını, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak
kaydıyla 15.000 TL'nin şirkete iadesine, çeklerin ödenme tarihi itibariyle avans faizi
işletilmesine karar verilmesini taleple dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirketin Bankanın ------ Şubesi müşterisi olduğunu, firma
hakkında kredi borçlarının temerrüdü sonucu ----. İcra Dairesi -----. Sayılı
dosyasından genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi başlatıldığını, davacının yetkisiz
mahkemede dava ikame ettiğini, çeklerin keşide edildiği yerin ----- Mahkemeleri olduğunu,yetkisizlik kararı verilerek dosyanın ----- Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesini talep
ettiklerini, davacının iddiasının haksız olduğunu, ------
davacıya karşı Banka tarafından yapılan ilamsız takip dosyası incelendiğinde davacının yetkisiz
temsilci eliyle düzenlenen çeklerden kaynaklı herhangi bir zararı bulunmadığını, davacının
hukuki yararının bulunmadığını, davacı şirketin faaliyetinde devam ederken birden gayri faal
pozisyona geçtiğini, 11.10.2016 tarihinde iki adet, 18.10.2016 tarihinde ise bir adet olmak üzere
toplam üç adet çekin arkasına ----- Şubesince karşılıksız şerhi düşüldüğünü,
24.10.2016 tarihinde şirket yetkilisi ------ vekâletten azledildiğine ilişkin
azilnamenin Şubeye tebliğ edildiğini, Davacı şirketin altı bankadan ayrı ayrı çek karnesi
kullandığı tespit edildiğini, altı banka nezdinde 11.10.2016 tarihinde itibaren 162 adet çeki
ödediği görüldüğünü, ödenen çeklerin toplam bedelinin 2.953.000,00 TL olduğunu, şirket
temsilcisinin yetkisiz temsilci olmasından haberdar olmadığı hususunun hayatın doğal akışına
aykırı olduğunu, davacıların herhangi bir zararının bulunmadığını, diğer bankalara yüksek
ödemeler yapıldığını, görevsizlik kararı verilmesine, görev itirazının reddi halinde davanın
reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER ve GEREKÇE: Dava; davacı şirket tarafından dava dışı ----- verilen vekaletnamede çek keşide etme yetkisi verilmemiş olmasına rağmen, ---- tarafından keşide edilen çeklerin davalı banka tarafından ödenmiş olması nedeniyle, davacının davalıdan uğradığı zararların tazminini istemesi şartlarının bulunup bulunmadığının tespitine ilişkindir.
Mahkememizce taraflara usulüne uygun tebligat yapılmış, --- Noterliğine, ---- Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne yazılan müzekkere cevapları, ---- İcra Dairesinin -----Esas sayılı dosyası, ----.İcra Ceza Mahkemesi'nin---- Esas sayılı dosyası incelenmek üzere dosyamız arasına alınmıştır.
Mahkememizce --- ATM'ye talimat yazılarak mali müşavir ve bankacı bilirkişi vasıtasıyla davacı şirketin ticari defterleri ve davalı banka şubesinin kayıtları incelenmek suretiyle alınan 26/07/2024 tarihli raporda özetle; " Davacı ----- firmasının; Ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme yapılamadığı, bu sebeple 2015 ve 2016 yılı resmi defterlerinin kanun ve ilgili maddelerine
uygun olup olmadığı tespit edilemediği, davacı ticari defterlerine ulaşılamadığı için inceleme yapılamadığı sadece dava dosyası
üzerinde yapmış olduğum inceleme sonucunda; taraflar arasında imzalanmış olan Kredi
Sözleşmesi ve eklerinde yer alan Çek Taahhütnamesinin 25. Maddesinde -----
davacı adına çek keşide edebileceği, açıkça belirtildiği, davacı taraf 21.09.2015 tarihinde ----- vekâletname ile yetki verdiği, çek
taahhütnamesinin tarihi ise 14.10.2015 tarihidir. Dosya kapsamında daha önce 18.09.2023
tarihinde rapor tanzim eden Bilirkişi SMMM ------ görüş ve tespitleri yerinde olduğu, sonuç olarak; takdir ve kararın mahkemenizde olması kaydı ile defter ve belge ibraz
etmeyen davacının, dava kapsamındaki belge ve bilgiler ışığında, davalıdan talebinin uygun
olmadığı," tespitinde bulunmuştur.
Mahkememizce ------ ATM'ye yeniden talimat yazılarak alınan 13/01/2025 tarihli ek raporda özetle; " Dosya üzerinde yaptığımız inceleme, değerlendirme ve diğer hususların
değerlendirilmesi yüce mahkemenin takdirinde olmak üzere; Ticari defterlerin incelenmesinden sadece kesilen çeklerin davacı ile ticari
faaliyetinin olup olmadığı davacıdan alacaklı olup olmadıkları tespit edilebilir. Ancak davacı
defter ve belgelerini ibraz etmediğinden kesilmiş olan çekler karşılığında davacının borçlu olup olmadığı tespit edilememiştir.2- Vekâlette yer alan ibarelere göre açıkça çek düzenleme yetkisinin
verilmediği, ancak taraflar arasında akdedilen sözleşmeye istinaden dava dışı-----
yetki verildiği," tespitinde bulunulduğu görülmüştür.
Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, davacı vekili beyan ve itiraz dilekçesi sunmuştur.
Bilirkişi raporu gerekçeli ve denetlemeye açık hazırlanmış olup mahkememizce hükme esas alınmıştır.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından;
Dava; yetkisiz temsilci tarafından keşide edilmesine rağmen davalı banka tarafından ödenen çeklerden ötürü uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Davacı şirket tarafından dava dışı ----- verilen vekaletnamenin; banka işlemleri bölümünün; "T.C. Hudutları dahilinde bulunan bilcümle banka ve finans kurumlarının bütün şubelerinemüracaat ederek adıma yeni hesaplar açmaya, (...) her ne nam altında olursa olsun bilcümle hesaplarımdan dilediği zamanlarda dilediği miktarlarda paralar çekmeye (...), her ne nam altında olursa olsun tüm evrak ve belgeleri tanzim ve imzalamaya, hesapları kontrol etmeye, mevcut olan ve bundan sonra açılacak hesapları kapattırmaya (...), T.C. Hudutları dahilinde bulunan bilcümle banka şubeleri ile diğer bilcümle özel ve tüzel kurum ve kuruluş vezne ve makamlarına müracaatla çek karnesi almak için müracaatlarda bulunmaya, çek karnelerini almaya, çek taahhütnamesi imzalamaya, gerekli evrak ve belgeleri tanzim ve imzalamaya (...), T.C. Hudutları dahilinde bulunan bilumum banka merkez ve şubelerinden şirketimiz adına ithalat, ihracat, makine, teçhizat ve her türlü ihtiyaçlar için dış ve iç kredi, döviz kredileri ile tüketici kredileri, araç kredileri, konut kredileri talep ederek tahsislerini yaptırmaya, sözleşme, taahhütname, beyanname, rehin, ipotek, muvafakat, ek ve tadil işlemleri ile belgelerini imzalamaya,beni borçlandırmaya, bu krediler ile ilgili adıma hesaplar açtırmaya, açılmış ve açılacak alacaklı veya borçlu cari hesaplarımdan dilediği miktarda para çekmeye, virman yaptırmaya, çek hariç kambiyo senetleri düzenlemeye, kambiyo taahhüdünde bulunmaya (...) poliçeleri kabule veya kabul etmemeye, iştira ve iskonto yaptırmaya, (...) üçüncü kişilere ödeme talimatı vermeye, (..) T.C. Hudutları dahilinde bulunan bilcümle banka şubeleri ile diğer kurum ve kuruluşlara müracaatla borç ve kredi taleplerinde bulunmaya (...)," şeklinde olduğu, 6098 Sayılı TBK'nun 504/son fıkrasının; "Vekilin, özel olarak yetkili kılınmadıkça dava açamaz, sulh olamaz, hakeme başvuramaz, iflas, iflasın ertelenmesi ve konkordato talep edemez, kambiyo taahhüdünde bulunamaz, bağışlama yapamaz, kefil olamaz, taşınmazı devredemez ve bir hak ile sınırlandıramaz." hükmünü amir olduğu, vekaletnamede temsilciye kambiyo taahhüdünde bulunmaya ilişkin yetkinin açıkça çek hariç tutularak verilmiştir.6102 sayılı TTK'nın 812. maddesinde yer alan; "sahte veya tahrif edilmiş bir çeki ödemiş olmasından doğan zarar muhataba ait olur; meğerki, senette düzenleyen olarak gösterilen kişiye, kendisine verilen çek defterini iyi saklamamış olması gibi bir kusurun yüklenmesi mümkün olsun" şeklindeki düzenleme uyarınca öğreti ve yerleşik Yargıtay uygulamasında, muhatap bankanın bu maddede öngörülen sorumluluğunun kusur aranmayan bir sorumluluk olduğu, muhatap bankanın sahte çek nedeniyle ödeme yapması durumunda, kusursuzluğunu ispat etse bile bu sorumluluktan kurtulamayacağı, muhatap bankanın sahte imza nedeniyle ödeme yapmamasının kanunun bankaya yüklediği bir yükümlülük olduğu kabul edilmektedir. Bu durum da muhatap banka çekteki imzanın keşideciye ait olup olmadığını incelemek durumundadır ( Bkz. emsal Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun -----karar sayılı; Yargıtay ----. Huku Dairesi'nin; 12/03/2018 tarihli, ---- esas ve ----- karar sayılı; Yargıtay ----- Hukuk Dairesi'nin 14/10/2015 tarihli, ---- esas, ------ karar sayılı kararı).
Somut olayda davalı yan, davacının dava konusu ettiği çeklerin yetkisiz temsilci tarafından keşide edildiğini ve tüm işlemlerin davacı bilgisi dahilinde gerçekleştiğini savunmaktadır. Dava dışı yetkisiz temsilcinin davacı şirket adına ve davacı bilgisi dahilinde çek keşide etmesi, yetkisiz temsilcisinin işlemine icazet mahiyetinde olup, davalı bankanın TTK'nun 812 maddesi kapsamında sorumluluğuna gidilmesini engeller. Davacı tarafın delil olarak dayandığı soruşturma dosyasının kamu davasına dönüştüğü ve dava dışı ------ aleyhine ---/ Ağır Ceza Mahkemesi'nin ----- esas sayılı dosyasında kamu davası açıldığı, açılan davada müşteki ve katılan sıfatıyla beyanı alınan davacı şirket yetkilisinin, "Benim ---- vardı, şirkette muhasebeci olarak çalışan------- isimli şahsı 2015 yılının Ekim aylarında şirketin sorumlu müdürlüğüne getirdim, daha sonra kendisi yetkisi olmamasına rağmen bir çok çek imzalayarak şirket adına bankalar aracılığı ile ödemeler yapmış, yaklaşık olarak 2.000.000 TL (İki milyon Türk Lirası) civarında bu kullandığı çekler ile banka aracılığı ile ödemeler yapmış, çek imzalama yetkisi olmamasına rağmen sahte çekler ile şirketimin batmasına sebep olmuştur, 2016 yılının Ekim ayı civarında kendisinin yurt dışına kaçtığını duydum, sanıktan şikayetçiyim, davaya katılmak istiyorum." beyanında bulunduğu, sanık ---- ise; " ---- ile ----- isimli firmada ben gayri resmi ortaklık yaptım, benim şirkette %30 hissem vardı ancak resmiyette bu gözükmüyordu. Kendime ait iki farklı şirketim daha olduğu için ve bu şirketler aynı yapı içerisinde olduğu için ------ ile gayri resmi ortak olmuştum. Suça konu çeki ben düzenledim ve ben imzaladım ancak bundan ---- haberi vardır. ---- firmasının bütün çeklerini ben kestim ve ben ödedim. Ben tüm yetkileri kapsayan genel bir vekaletname aldığımı düşünüyordum ancak vekaletnamede çek düzenleme yetkisi hariç bırakılmış. Biz bunu sonradan fark ettik. Aslında düzenlenen çeklerin tamamından ----- haberi vardır, ben kendisinin muhasebecisi değildim zaten benim mali durumu iyi olan iki farklı şirketim daha vardı. ------ yanında muhasebeci olarak çalışmaya ihtiyacım yoktu" savunmasında bulunduğu anlaşılmıştır.
---- Ağır Ceza Mahkemesi'nin ----esas sayılı dosyasının akıbeti UYAP sistemi üzerinden araştırılmış olup, ----- Ağır Ceza Mahkemesi'nin ---- Esas ----- karar sayılı dosyasının anılan ceza davası ile birleştirilmiş olduğu, birleşen ceza davasının soruşturma dosyasında iş bu davada davacı şirketin yetkili temsilcisi ------ hakkında da, eldeki davaya konu olmamakla beraber, yukarıdaki vekaletnameye dayalı olarak keşide edilen çeklerden ötürü ----- ile birlikte "bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının aracı olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık" ve "resmi belgede sahtecilik" suçlarından soruşturma başlatıldığı, ancak ---- hakkında ek takipsizlik kararı verildiği, nihayet asıl ve birleşen ceza davalarında sanık ------ hakkında yapılan kovuşturmada, yukarıdaki vekaletnameye istinaden keşide edilen ve kovuşturma konusu olan ve olmayan çeklerle ilgili bankalar nezdinde gerekli araştırmaların yapıldığı, sanık ---- çeklerdeki keşideci imzasının kendisine ait olduğunu kabul etmekle birlikte, çeklerin---- bilgisi ve rızası dahilinde keşide edildiklerini, önceden bu şekilde imzalanıp bedeli ödenen çeklerin de bulunduğunu savunması karşısında, bankalara gönderilen yazı cevapları kapsamından, suça konu çeklerle aynı imzayı taşıyan ------ keşidecisi olduğu çeklerden bedeli ödenen çekler olduğu bildirildiği hususlarının tespit edildiği anlaşılmıştır. --- Ağır Ceza Mahkemesi tarafından; ---- sanık ---- Noterliği'nin 21/09/2015 tarihli ------ yevmiye numaralı vekaletnamesi ile şirketi adına çek ciro etme yetkisi verdiği, çek düzenleme yetkisini saklı tuttuğu, 14/10/2020 tarihli ----- Noterliği'nin --- yevmiye numaralı düzenleme şeklinde azilnamesi ile sanık ------ yetkisinin sonlandığı, suça konu çeklerin ise alışveriş karşılığında katılan şirkete verildiği, katılan şirketin ticari kayıtlarının dosyaya sunulduğu, sanık ----- imzasını taşıyıp alacaklı taraflara ödenmiş farklı bankalara ait çeklerin bulunması, çekler karşılığında alınan malların katılan şirkete teslim edilmiş olması, çeklerin karşılığının bulunmamasından sonra çekleri sanık ----- imzaladığı hususunun ileri sürülmüş olması karşısında dosya kapsamındaki tüm deliller ile birlikte değerlendirildiğinde ---- sanığın keşide ettiği çeklerden bilgisi ve rızasının olduğu, sanık ------- savunmalarına itibar edilerek, sanığın üzerine atılı resmi evrakta sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından kasta dair kusurunun bulunmadığı, gerekçesi ile sanık ------ her iki suçtan CMK nın 223/2-c maddesi uyarınca ayrı ayrı beraatine karar verildiği, ayrıca sanık ---- verdiği vekaletnamede katılan -/---- çek keşide etmek yetkisini saklı tutmakla birlikte çek keşide etmek yetkisinden daha geniş yetkileri sanık ---- verdiği, şirketin keşidecisi olduğu sanık ------ imzasını taşıyan başkaca ödenen çekler bulunmasına karşın şirketine ait çeklerin karşılıksız çıkmasından sonra vekaletnamede saklı tuttuğu çek keşide etme yetkisinden kaynaklı imzaların kendisine ait olmadığını, sanık ------ buna yetkisinin bulunmadığını ileri sürmek suretiyle hakkındaki takiplerin sonuçsuz kalmasını sağladığı kanaatine varıldığından katılan ------ hakkında TCK'nın 158/1-f maddesi kapsamında gereğinin takdir ve ifası için suç duyurusunda bulunulmasına karar verildiği, anlaşılmıştır. ---- tarafından bu karara karşı yapılan istinaf başvurusu, ---- Bölge Adliye Mahkemesi ------. Ceza Dairesi'nin ------ karar sayılı 07/06/2024 tarihli ilamı ile kesin olarak reddedilmiştir.
Yapılan tüm bu saptamalar karşısında, davacı şirket yetkilisi tarafından, dava dışı ----- verilen ve çek karnesini teslim almak, çek hariç kambiyo senedi tanzim etmek ve çek ciro etmek yetkilerini de içeren vekaletnameye istinaden düzenlenen dava konusu çeklerde yer alan keşideci imzasının davacı şirket yetkilisine ait olmadığı hususunda uyuşmazlık bulunmadığı, diğer ifade ile dava dışı ----- yetkisiz temsilci olduğu, ancak dava konusu edilen on adet çekten sekizinin ibraz edildiklerinde ödendikleri, bir adedinin karşılıksız çıkması nedeniyle sorumluluk bedelinin ödendiği, ----Ağır Ceza Mahkemesi'nin --- esas,----- karar sayılı ceza dava dosyasına konu çeklerin ve gerek eldeki davaya, gerekse ceza davasına konu olmayan, ancak davacı şirket adına yetkisiz temsilcinin imzasını taşıyan çok sayıda çekin ibraz edildiklerinde ödendiklerinin dosya kapsamı ile sabit olduğu, öte yandan gerek eldeki dava dosyasına, gerekse ceza dava dosyasına konu çeklerin büyük çoğunluğunun davacı şirket ile müşterileri arasındaki ticari ilişki kapsamında tanzim edildiklerinin sabit olduğu, yine kesinleşmiş ceza mahkemesi ilamı ile, ------ anılan vekaletname kapsamında olmasa dahi davacı şirket yetkilisi ------ bilgisi ve rızası dahilinde çek keşide ettiğinin ortaya konulduğu, eldeki davaya konu on adet çekin dokuzunun ibrazında davacı şirketin muhatap banka nezdindeki hesabından ödenmesine dava şirket tarafından ödeme tarihleri itibariyle herhangi bir itiraz ileri sürülmemiş olması da nazara alındığında, davacı şirketin TBK'nun 46/1 fıkrası uyarınca yetkisiz temsilcinin çek keşide etmesine icazet verdiğinin kabulü gerektiği (---- BAM ---- HD. ----Esas,----Karar sayılı ilamı) anlaşılmakla davanın tümden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gerekli 615,40-TL harçtan davacı tarafça peşin olarak yatırılan 256,17-TL harçtan mahsubu ile 359,23 -TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan 100,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davalı kendini vekille temsil ettirdiğinden davalı yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 15.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştikten sonra yatıran tarafa iadesine,
7-6325 Sayılı Kanun'un 18-A/13. bendi uyarınca Adalet Bakanlığı tarafından karşılanan 1.320,00-TL zorunlu arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta süre içinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.