T.C. İstanbul Anadolu 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/519
KARAR NO : 2025/966
DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 08/07/2024
KARAR TARİHİ : 09/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasındaki ticari ilişki sebebi ile davalı şirketin davacı şirkete borcunun bulunduğunu, taraflar
arasında yapılan ticari işlerin tümünde davacı şirketin davalı şirkete fatura keserek borçlandırdığını,
ancak işbu faturaların ödeme zamanı gelmesine rağmen davalı tarafça ödenmediğini, davacı tarafın davalının faturaları ödememesine rağmen iyi niyetli olarak ---. Noterliği'nden
12.08.2022 tarihinde ---- yevmiye nolu ihtarname ile davalı şirkete ihtarname çektiğini, bu
ihtarnameye rağmen davalı tarafın borcunu ödemediğini, davalı şirketin davacı tarafından kesilen faturalara itiraz etmediğini, faturaya itiraz süresi içerisinde
itiraz edilmediğinden davacının fatura alacağının sabit olduğu ve icra takibine itiraz eden borçlunun
kötü niyetli olduğunun kabulünün gerekli olduğunu, alacağın likit alacak olduğunu, bu nedenlerle fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı kalması kaydıyla şimdilik davalı adına
kayıtlı menkul ve gayrimenkul mallar ile 3. kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyati haczine, davanın
kabulü ile ----. İcra Dairesi ---- Esas sayılı dosyasına borçlu davalı tarafından
yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, dava konusu borç adına şimdilik 100,00 TL borç miktarı
paranın ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, davalının takibe haksız olarak itiraz etmesi ve
dava konusu alacağın likit alacak olması gözetilerek davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra
inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine
bırakılmasına karar verilmesini taleple dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın somutlaştırma yükümlüğünü yerine getirmediğini, davacının talep sonucunun belirsiz
olduğunu, davanın dayanağı olan vakıaların soyut olarak gösterilmesinin yetmeyeceğini, bu vakıaların
ispata elverişli şekilde zaman, mekân ve içerik olarak somutlaştırılmasının zorunlu olduğunu, davacı tarafça taraflar arasında ticari ilişki olduğunu iddia etmişse de bu ilişkinin içeriği hakkında bilgi
verilmediğini ve ne iş yapıldığının açıklanmadığını, davacının dava dilekçesinde dava konusu iddialarını
dayandırdığını fatura ve içeriklerini, satış sözleşmesini yahut hizmet ya da teslime dair sevk irsaliyelerini
sunamadığını, davacının iddialarının doğru olmadığı gibi soyut ve belirsiz olduğunu, somutlaştırma
yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacının davasının reddinin gerektiğini, davacı dava konusunu itirazın iptali ve alacak davası olarak belirttiğini, yine talep sonucunda 100,00TL
alacaklı olduğunu ve borca konu bu tutarı faizi istediğini ve ayrıca --- İcra
müdürlüğünün ----- Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptalini talep ettiğini, halbuki alacak
davasının ve itirazın iptali davasının ispat yöntemleri ve hukuki sonuçları bakımından farklılık
gösterdiğini, itiraza konu tutarın icra takibiyle sabit olduğunu, belirli olan bir alacak iddiası yönünden
belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yararın olmadığını, bu nedenle hukuki yarar yokluğundan
davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, hak düşürücü 1 yıllık süre içerisinde davanın açılmaması
sebebiyle de davanın reddinin gerektiğini, davacının fatura alacağı nedeniyle alacaklı olduğunu iddia ettiği, tek taraflı davacı yanca düzenlenen,
altında davalı şirketin imzası ya da kaşesi olmayan, tarih bulunmayan adi nitelikteki kâğıt parçasına
dayandığı, yine ilgili evrakta satış faturası açıklamasına yer verdiği, satış sözleşmesine dayalı alacak
iddiasında bulunduğunu, ancak dava dilekçesi ekinde ilgili sözleşmeyi sunamadığını, takipte talep edilen
dışında başkaca bir alacağın dava konusu edilmesine imkân bulunamayacağını, davacının alacak iddiasının dilekçe ekinde sunduğu evraktan anlaşıldığı üzere satış faturasına haliyle,
ürün ya da hizmet teminine, satış sözleşmesine ve irsaliyelere dayandığını, ne var ki davacının alacak
iddiasını tevsik edici ne bir fatura ne satışa konu ürün ya da hizmete dair sözleşme, böyle bir hizmet
verdiğine ya da ürün teslim ettiğine dair bir belge yahut sevk irsaliyesi sunamadığını, bir an için aksi
düşünülse ve davacının iddialarına itibar edilse dahi davacının tek yanlı iradesi ile her zaman
düzenleyebileceğini fatura ya da sevk irsaliyesinin, tek başına akdin varlığına delil teşkil etmeyeceğini, kaldı
ki bahse konu fatura ve irsaliyenin davalı tarafa tebliğ edilmediğini, dava dilekçesi ekinde dava dosyasına
sunulmadığını, salt fatura düzenlenmesinin, adına fatura düzenlenen kişiyi borçlu kılmayacağını, adına
fatura düzenlenen kişinin fatura düzenleyene borçlu sayılabilmesi için bir seçenek olarak düzenlenen
faturayı tebliğ aldığı tarihten itibaren 8 gün içinde fatura ve münderecatına itiraz etmemiş olması
gerektiğini, kaldı ki bu da faturanın mutlaklığı anlamına tam olarak gelmeyeceği ve sadece fatura
mündericatının doğru olmadığını ispat yükünü faturaya itiraz etmeyenin omuzlarına yükleyeceğini, davacının öncelikle akdin varlığını, faturadan kaynaklı alacaklı olduğunu, fatura ve içeriklerini ve iddia
ettiği satış faturasına konu hizmet ya da ürünleri teslim ettiğini ispat etmesi gerektiğini, ayrıca varsa
hizmete dair belgeler ile yine varsa ürün teslimine dair irsaliyeler dosyaya sunulmadığından altında
imza ya da tarih olup olmadığını, imzalı ise imzaların kim tarafından atıldığını, imzalayanların davalı
şirketin çalışanı olup olmadıklarının bilinmediğini, bu açıdan hizmete dair belge ya da irsaliye altında
varsa imzaların davalı şirket çalışanlarına ait olup olmadıklarının tespiti açısından Sosyal Güvenlik
Müdürlüğünden sorulmasının gerekeceğini, aksi halde ispat olunamayan davanın reddine karar
verilmesi gerektiğini, davacının ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, davalı şirketin yaş ve meyve
sektöründe Türkiye’nin en büyük firması olduğunu, davacının açacağı davada haklı çıkması halinde
hükmolunacak bedeli her zaman ödeyebilecek durumda olduğunu, davalı şirketin kendi iş sektöründe
ülkemizin en büyük firmalarından biri olup, tanınmışlığı sebebiyle böyle bir haczin uygulanmasının
davalı şirketi, haczin kendisinden daha çok yıpratacağı ve yıllarca uğraşılıp çalışılarak elde edilen ticari
itibarını yerle bir edeceğini, ayrıca davacının ihtiyati haciz talebi sınırsız ve belirsiz olduğunu, oysa dava
konusu iddialarını aşabilecek şekilde talepte bulunmasının davalı şirketin mülkiyet hakkını ihlal eder
nitelikte olacağından kabul edilemeyeceğini, davalı şirketin iddiaya konu edilen fatura sebebiyle böyle bir borcu olmadığından haklı
olarak ödeme emrine itiraz ettiğini, bu nedenlerle davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet
ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesinin talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE: Dava; Hukuki niteliği itibariyle ----. İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67 maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.
Mahkememizce taraflara usulüne uygun tebligat yapılmış, -----İcra Müdürlüğünün ---- dosyası dosyamız arasına alınmıştır.
Dosya konusunda uzman mali müşavir bilirkişiye verilerek rapor alınmıştır. Bilirkişi tarafından hazırlanan 18/03/2025 tarihli raporda: "Davacı----- 2021 ve 2023 yıllarına ticari defterlerinin ve e-defterlerinin zamanında ve usulüne uygun olarak Noter/GİB (Gelir İdaresi Başkanlığı)
tasdik/e-berat onaylarının yapıldığı, ticari defterlerdeki muhasebe kayıtlarının V.U.K. madde 215-219
hükümleri ve Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğleri’ne uygun şekilde tutulduğu ve kayıtların
birbirleriyle ve davacı şirketin sunduğu cari hesap muavini ile uyumlu olduğu, nihai takdir Sayın
Mahkemenizin olmak üzere davacı şirketin 2021 ve 2023 yılına ait ticari defterlerinin kendi lehine delil
niteliğine sahip olabileceği, davacı şirketin 2022 yılına ait Yevmiye defterinin yapılması zorunlu olan
noter kapanış tasdikinin yapılmamış olması sebebiyle, nihai takdir Sayın Mahkemenizin olmak üzere
davacı şirketin 2022 yılına ait ticari defterlerinin kendi lehine delil niteliğine sahip olamayacağı,
Davalı ----- 2021-2022-2023 yıllarına ticari defterlerinin ve e-defterlerinin
zamanında ve usulüne uygun olarak Noter/GİB (Gelir İdaresi Başkanlığı) tasdik/e-berat onaylarının yapıldığı, ticari defterlerdeki muhasebe kayıtlarının V.U.K. madde 215-219 hükümleri ve Muhasebe Sistemi Uygulama
Genel Tebliğleri’ne uygun şekilde tutulduğu ve kayıtların birbirleriyle ve davacı şirketin sunduğu cari hesap
muavini ile uyumlu olduğu, nihai takdir Sayın Mahkemenizin olmak üzere davalı şirketin 2021-2022-
2023 yıllarına ait ticari defterlerinin kendi lehine delil niteliğine sahip olabileceği,
Taraflar arasında 2022 yılında davacı şirketin davalı şirket adına düzenlediği fakat davalı şirketin
kendi lehine delil niteliğine sahip olabileceği kanaatine varılan 2022 yılına ait ticari defterlerinde
kayıtlı olmayan uyuşmazlık konusu 4 adet fatura işlemi bulunduğu, davalı şirketin bu faturaları ticari
defterlerine kaydetmemesi sebebiyle 2022 yıl sonu, icra takip tarihi (11.04.2023) ve 2023 yıl sonu
itibariyle davacı şirkete borçlu durumda olmadığı, Sayın Mahkemenizin gerekli görmesi halinde, bu
uyuşmazlığın çözümü için davacı tarafça uyuşmazlık konusu bu faturaların ve faturalara konu malların
davalı şirkete teslim edildiğine ilişkin (davalı taraf imzalı irsaliye gibi) belgelerin dosyaya sunulması
gerektiği,
Davacı şirketin kapanış tasdiki yapılmayan 2022 yılına ait ticari defterlerine göre davacı şirketin
davalı şirketten 13.996,80TL alacaklı olarak 2022 yılını kapattığı, işbu davaya konu T.C. ---İcra Dairesi’nin ----- Esas sayılı dosya ile işleme konan 11.04.2023 tarihli icra
takibinden önce davacı şirketin 2023 yılı ticari defterlerine göre, 01.04.2023 tarihli ----- nolu yevmiye
fiş kaydıyla davacı şirketin, davalı şirketten olan 13.996,80TL’lik alacağının 13.966,80TL’lik kısmını
ortaklara borçlar hesabına -----ortaklar hesabına) virman kaydı yaparak
kapattığı, 30TL’lik kalan kısmın materyal bir bedel olarak dikkate alınmaması durumunda, davacı
şirketin davalı şirketten olan tüm alacağını ortaklar hesabıyla kapatarak davalı şirketten alacaklı olma
durumunu 11.04.2024 tarihli icra takibi öncesi sonlandırdığı ve bu virman kaydından sonra başka bir
kayıt gerçekleşmediği, " şeklinde raporunu sunmuştur.
Bilirkişi raporu taraf vekillerine usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, taraf vekilleri beyan ve itiraz dilekçesi sunmuşlardır.
Davacı vekilinin celse arasında yemin metnini sunduğu, davalı şirket yetkilisinin 09/12/2025 tarihli celseye katılarak yemin ettiği görülmüştür.
Bilirkişi raporu denetime açık, karar vermeye yeterli ve elverişli mahiyettedir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; Taraflar tacir olup HMK 222/2. maddesinde, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayı yaptırılmış, defter kayıtlarının birbirini doğrulaması koşulu ile tarafların ticari defterlerinin ticari davalarda delil olabileceği, 3. ve 4. fıkrasında; diğer tarafın aynı şartlara uygun tutulmuş defterlerindeki kayıtların aykırı olmaması koşulu ile sahibi lehine delil olacağı, fatura alacağının likit olduğu, davacı şirketin ticari defterlerinde, davacı tarafın 2022 yıl sonu itibariyle davalı şirketten 13.996,80TL alacaklı olduğu,
davalı şirketin 2022 yılına ait ticari defterlerine göre, davalı tarafıın davacı şirketten 86,40-TL
alacaklı olduğu, dava dilekçesinin ekinde yer alan dava konusu faturanın teslim alan kısmının boş olduğu, söz konusu faturaların içeriğinin davalıya teslim edildiği irsaliye ve benzeri yazılı delille ispat edilemediği görülmekle faturası düzenlenen malın teslim edildiğinin davacı tarafından ispatlanamadığı görülmüştür.
Davacı vekilinin, dava dilekçesinde yemin deliline de dayanması nedeniyle davalıya yemin teklif edip etmeyeceği hususunda beyanda bulunması için kendisine süre verilmiştir. Davacı vekili, beyan dilekçesi ile yemin teklifinde bulunduklarını belirtmiştir.
Davalı şirketin imza sirküleri dosyamız arasına alınmış, davalı şirketin ortağının ve münferiden yetkilisinin ------ olduğu görülmüştür. Yemin eda etmek üzere davalı şirket yetkilisine tebligat çıkarılmıştır.
Davalı şirket yetkilisi --- 09/12/2025 tarihli duruşmadaki beyanında; "Davacı -----Şirketi'nin tarafımıza karşı açmış olduğu ----. İcra Dairesi'nin-----Esas sayılı icra dosyasının haksız ve mesnetsiz olduğuna, davacı tarafa geçmiş tarihve ve güncel olarak herhangi bir borcum bulunmadığına namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ederim." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davacı vekili, yemin deliline dayanmış, davalı şirket yetkilisi davacıya borcu olmadığına dair yemin eda etmiştir. Bu itibarla, takip konusu alacak ispatlanamamış olup, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş, kötüniyet tazminatı yönünden ise; olayın özelliğinden davacının takipte kötü niyetli olduğu anlaşılamamaktadır. Davalı da davacının takipte kötü niyetli olduğunu ispatlayamamıştır. Bu nedenle şartları oluşmadığından kötü niyet tazminatı talebine hükmedilmemiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Reddedilen tutar yönünden tazminat talebinin reddine,
3-Alınması gerekli 615,40-TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 427,60- TL peşin harcın mahsubu ile eksik kalan 187,8-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafça yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından sarfedilen toplam 600,00-TL yargılama giderlerinin davacıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Tarafların artan gider avansı bulunması ve talep etmeleri halinde yatıran tarafa iadesine,
7-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden reddedilen kısım yönünden A.A.Ü.T.ye göre hesaplanan 100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-6325 sayılı Kanun'un 18-A/13. bendi uyarınca Adalet Bakanlığı tarafından karşılanan 3.600,00TL zorunlu arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir olarak kaydedilmesine,
Dair, kararın davacı vekilinin, davalı şirket yetkisili ve davalı vekilinin yüzüne karşı miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.