T.C. İstanbul Anadolu 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/335 Esas
KARAR NO : 2025/824
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 26/04/2024
KARAR TARİHİ : 16/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket 1978 yılından bugüne iş makinaları yedek parça ithalatı ihracatı ve üretimi alanında uzmanlaştığı, ------- genelinde sektörün önde gelen ve tercih edilen firmalarından birisi olduğu müvekkiliyle, davalı şirket arasında enjektör, su tankı, piston ve benzeri ürün ve hizmetlere ilişkin alım-satın ilişkisi kurulduğu, bu ürün ve hizmetlere ilişkin gerekli tüm edimlerin yerine getirildiği, faturaların keşide edildiği ve ticari defterleri işlendiği, devam eden süreçte davalının, müvekkilinin cari hesap ekstresinde görünen borcunu ödemediği, bunun üzerine tahsil edilemeyen alacakla ilgili olarak -------- İcra dairesinde takip başlatıldığı, borçlu borcunu ödemekten kaçınmak ve takibi durdurmak için borca ve tüm ferilerine kötü niyetle itiraz ettiği, ara buluculuk sürecinde davalı ile anlaşma sağlanamadığı, davalının itirazının haksız olup huzurdaki davayı açma zorunluluğunun hasıl olduğu, davalının itirazının iptaline ve takibin devamına, davanın itirazı haksız ve kötü niyetli olduğundan davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak kaydıyla icra-inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili davalı --------- Şirketi 1965 yılından bugüne büyük ölçekli genel müteahhitlik projeleri, metro ve raylı sistemleri, köprüler, viyadükler, kat otoparkları, turizm tesisleri, konutlar ve entegre endüstri tesisleri projelerinin yapımı yanında ülkemizde ve yurt dışında bayındırlık hizmetlerinde önemli görevler üstlendiği ve bu görevleri başarı ile tamamladığı, inşaat sektöründe ciddi bir saygınlığı olan ---------- dergisi tarafından 1998 yılından beri yer aldıklarını, davacı tarafından müvekkil şirkete karşı ikame edilen huzurdaki davada faturanın düzenlenip karşı tarafa gönderilmesi ve karşı tarafın bu faturanın içeriğine itiraz etmemiş olması, alacak hakkını doğurmadığını, karşı tarafı borç altına sokmak için yeterli olmayacağı Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında tebliğ edilen faturaya süresi içerisinde itiraz edilmemiş olmasının yalnızca fatura içeriğini kabul anlamına geleceği fakat fatura konusu mal veya hizmetin sağlanıp sağlanmadığı hususunda mal veya hizmeti temin ettiğini iddia eden tarafça ispat edilmesi gerektiği yönünde olduğu bu doğrultuda faturaya 8 gün içerisinde itiraz edilmemiş olması faturaya konuğu mal veya hizmetin alındığını ortaya koymak adına tek başına yeterli olmadığı, bu nedenle faturaya itiraz edilmemesi sebebiyle faturaya alacak iddiasını ispat ettiğinin düşünülemeyeceğini, davacı tarafından bir takım faturaların keşide edildiği ve bu faturalardan kaynaklı bir alacağın mevcut olduğunu iddia etmişse de faturalara konu mal ve hizmetlerin sağlandığına dair hiçbir somut delil sunulmadığı gibi dava dilekçesi ekinde sunulan faturalardan hangilerinin dava konusu cari hesap kapsamında olduğunun dahi anlaşılamadığını, bu doğrultuda huzurdaki davanın açıklamadan yoksun bir dava dilekçesiyle ikame edilmiş ve dava dilekçesindeki iddiaların ispatlanamadığını, davacının vade farkını talep edebilmesi için bu hususun yazılı bir sözleşmede kayıtlı olması veya taraflar arasında bu doğrultuda oluşmuş bir tahammülün bulunması gerektiği aksi takdirde vade farkının talep edebilmesinin mümkün olmadığını, somut olayda taraflar arasında bir sözleşme olmadığı veya vade farkı uygulamasının taraflar arasında sürekli uygulama şeklini almadığı müvekkilinin takibe itiraz etmesindeki haklılığını ortaya koyar nitelikte olduğu, huzurdaki davada icra inkâr tazminatına hükmedilmesi için gerekli şartların oluşmadığını, haksız ve hukuki mesnetten yoksun şekilde ikame edilen davanın tüm talepler yönünden reddine, şartları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine, davacı aleyhine takip tutarının %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini vekaleten talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:İncelenen tüm dosya kapsamına, tarafların iddia ve savunmalarına göre davanın, davacı tarafından davalı aleyhine-------- İcra Müdürlüğünün-------- E. sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalı tarafından yöneltilen itirazın iptaline ilişkin olduğu, dava konusu icra dosyasının incelemesinde takip alacaklısının mahkememiz dosyasının davacısı, takip borçlusunun mahkememiz dosyasının davalısı olduğu, toplam 372.826,50 TL tutarlı ilamsız icra takibine davalı borçlunun süresinde itirazı doğrultusunda takibin durduğu, davanın itirazın iptali ve takibin devamı istemi ile açıldığı görülmüştür. Mahkememiz 10/10/2024 tarihli ara kararı gereği, davacının 2021-2022-2023 yılları ticari defterlerinin incelenmesi için --------- ATM ye talimat yazılmasına karar verildiği, talimat mahkemesince alınan bilirkişi raporunda özetle; "..davacı şirket ticari defter ve belgelerine göre davalı olan ticari ilişki çerçevesinde taraflardın cari hareketlerinin düzenlendiği ve tamamen davacı ticari defter kayıtlarında var olan hesap işlemlerine göre icra takip tarihi itibariyle davalı şirketten 372.826,50 TL alacağı olduğu belirlendiği, davalının cari hesap hareketlerinin sonucuna ve düzenlenen tüm faturalara ne sistem üzerinden ne de farklı bir yoldan itiraz etmediği davacı kayıtlarından anlaşıldığını, davalı şirket her ne kadar vade farkı faturalara itiraz etmekte ise de faturaların davalı adına düzenlenmesinden sonra her hangi bir itirazının olmadığı ve ayrıca taraflar arasında oluşturulan yazışma örneklerinden de herhangi bir itiraz ve çelişkiden bahsedilmediğinden dolayı davacı şirketin davalı şirket aleyhine-------- İcra Dairesi -------- E. Sayılı dosyası yürüttüğü icra takibinin de talepte belirtildiği gibi 372.826,50 TL üzerinden devamının uygun olduğu düşünüldüğü, davacı şirketin icra inkar ile davalı şirketin kötü niyet tazminatları ile ilgili talebi hukukî nitelikte olduğundan bu konuda beyandan kaçınılmıştır. (372.826,50x%20=74.563,30 TL.).." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.Talimat mahkemesince alınan bilirkişi raporunun taraflara tebliğ edildiği, taraflarca bilirkişi raporuna karşı itiraz ve beyan dilekçesi sunulduğu anlaşılmıştır.
Mahkememiz 23/01/2025 tarihli 2 nolu ara kararı gereği, davalı tarafın 2021/2022/2023 tarihli defterlerinin incelenmesi için dosyanın mahkememizce resen seçilen mali müşavir bilirkişiye tevdi edildiği, 15/05/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "..davacı tarafından düzenlenen faturaların şekil şartlarına uygun olarak düzenlendiği, şubat ayına ait faturalar için ödenecek çeklerin vadesinin 7 ay (yaklaşık 210 gün) olması nedeniyle davacı ile davalının aralarında %2 vade farkı hesaplanmasında mutabık kaldıkları ve vade farkı faturalarının proje bazında düzenlendiği, e-posta yazışmalarından anlaşıldığı, davalı yan, davacı tarafından düzenlenen faturalara 8 gün içinde itiraz etmediği faturalardaki malların kendisine teslim edilmediğine dair ispat yükü davalı yan üzerinde olup dava dosyasına iddialarını ispatlayacak herhangi bir bilgi ve belge sunmadığı, davacının, davalıdan 21.03.2024 icra takip tarihi itibariyle 372.826,50 TL alacaklı olduğu, davacı yan icra takibinde asıl alacağa işleyecek yıllık Reeskont avans faizi talebinde bulunmuş olup 210.183,53 TL tutarında faiz alacağı hesaplandığı, davacının, davalıdan anapara * faiz olmak üzere toplam 583.010,03 TL alacaklı olduğu mali yönden tespit edildiği.." şeklinde rapor sunulmuştur.Bilirkişi raporunun taraflara tebliğ edildiği, taraf vekillerince bilirkişi raporuna karşı itiraz ve beyan dilekçesi sunduğu, mahkememizce bilirkişi raporunun denetime elverişli olması nedeni ile itirazların reddine karar verildiği görülmüştür.
Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, bu kapsamında davacının davalıdan 372.826,50 TL alacağının bulunduğunun her iki tarafın defterlerinde sabit olduğu, davalının ticari defterlerinde de borcun kayıtlı olduğu, davacının alacağını ispat ettiği, davalı tarafından ödeme yapıldığına dair herhangi bir belgenin dosyaya sunulmadığı anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilmiş, alacak likit olduğundan %20 icra inkar tazminatına hükmedilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile; davalının -------- İcra Müdürlüğünün --------- Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile, takibin aynen devamına,
2-Alacak likit olduğundan kabul edilen 372.826,50 TL üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Alınması gerekli 25.467,78 TL harçtan davacı tarafından yatırılan 4.502,82 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 20.964,96 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
4-Davacı tarafından dava açılırken yatırılan 4.502,82 TL peşin harç ve 427,60 TL başvuru harcı toplamı olan 4.930,42 TL 'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından harcanan toplam 10.472,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı kendini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 59.652,24 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Tarafların artan gider avansı bulunması ve talep etmeleri halinde ilgili tarafa iadesine,
8-6325 sayılı Kanun'un 18-A/13. bendi uyarınca --------- tarafından karşılanan 3.600,00 TL zorunlu arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazineye gelir olarak kaydedilmesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İSTİNAF yolu olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 16/10/2025