T.C. İstanbul Anadolu 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2017/426 Esas
KARAR NO : 2025/392
DAVA : Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 11/04/2017
KARAR TARİHİ : 08/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında imzalanmış bulunan 01.01.2014 tarihli Distribütörlük Sözleşmesinin 31.03.2016 tarihinde karşılıklı olarak fesh edildiğini, fesih sonrasında müvekkilinin yaptığı araştırmalarda müvekkiline münhasırına distribütörlük verilen bölgelerde davalının sözleşme hükümlerine aykırı davrandığı, müvekkili şirketin herhangi bir yazılı veya sözlü onayı alınmaksızın distribütörlük sözleşmesine aykırı davranarak üçüncü kişiler ile ticari faaliyetler içerisine girerek sözleşmeyi ihlal ettiğinin ve böylece müvekkili şirketi zarara uğrattığının tespit edildiğini, davalının, sözleşme hükümlerine aykırı davranarak müvekkili şirkete tanıdığı pazarı diğer üçüncü kişiler ile aynı konuda iş görerek müvekkilinin zararına sebebiyet verdiğini, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin müvekkili aleyhine ağır şartlar oluşturduğunu, müvekkili şirketin davalı şirket yanında zayıf olması nedeniyle mağdur olması halinde haklarını düzenleyen maddenin sözleşmede yer almadığını, sözleşmenin aşırı yararlanmaya giden hükümler içerdiğini, sözleşmenin eşit şartlarda hazırlanmadığını, davalının, müvekkili şirkete münhasıran vermiş olduğu distribütörlük bölgelerinden bazılarında sözleşme süresi dahilinde açıkça aksini taahhüt etmiş olmasına rağmen 3.kişiler ile ticari ilişki içerisine girerek distribütörlük faaliyetlerini bu kişiler üzerinden yürüttüğünü, toptan satışlar yaptığını ve böylece müvekkili şirketin zarara uğramasına sebebiyet verdiğini, distribütörlük sözleşmesini ihlal ederek --------- Şti.'ne --------- bölgesinde distribütörlük verdiğini, ayrıca ---------- Bölgesinde -------, -------- ve-------- firmalarına ve başka firmalara da bu şirket aracılığı ile satış yaptığının tespit edildiğini, Mahkemenin takdiri ile atanacak olan bilirkişi marifetiyle davalı şirket defter ve belgeleri üzerinde yapılacak olan incelemelerde o dönemde hangi bölgelerde, hangi şirketler ile çalıştıklarının, ne miktarda mal verdiklerinin, ne kadar ödeme yaptıklarının, bölgesel cirolarının, kazançları ve bu şirketlerin ne kadar kazanç sağladıklarının ortaya çıkarılarak müvekkilinin mağduriyetinin tespit edilebileceğini iddia ederek, talep konusu ticari İlişkilerin tespiti ile müvekkili şirketin uğramış olduğu ticari zarar miktarının zararın kaynaklandığı tarihten başlayacak işlemiş reeskont avans faizi ile birlikte saptanarak; fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000 TL'nin faiz, yargılama giderleri ve vekalet ücreti ile birlikte davalı şirketten alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, 03.03.2016 tarihinde fesh olunan sözleşmenin 01.01.2014 tarihli sözleşme değil 03.03.2015 tarihli sözleşme olduğunu, müvekkilinin sözleşme hükümlerine aykırı hiçbir harekette bulunmadığını, bu nedenle açılan davanın reddi gerektiğini, davacının 1987 yılından beri büyük çapta distribütörlük anlaşmaları imzalayan bir şirket olduğunu, gerek davacı şirketin gerekse de müvekkili şirketin tacir olduklarını, sözleşmenin eşit şartlarda hazırlanarak tarafların karşılıklı mutabakatı ile imzalandığını, davacının sözleşmenin eşit şartlarda imzalanmadığı iddialarının basiretli bir tüccar açısından hukuki olmayan bir savunma olduğunu, sözleşme hükümlerinin eşit olarak düzenlendiğini, taraflar arasında düzenlenen 03.03.2015 tarihli sözleşmede davacının iddialarının aksine -------- ve --------- Bölgelerinin sözleşme kapsamında olmadığını, işbu sözleşmenin ayrılmaz parçası olan EK-B Bölge Listesinde “-------, ----------, ----------, --------- ve -----------” ile sınırlandırıldığını, görüleceği üzere --------- ile ---------- Bölgesinin sözleşmeye dahil olmadığını, tarafların karşılıklı mutabakat ile sözleşmeyi sona erdirdiklerini, fesih işleminden sonra müvekkili şirketin davacıya herhangi bir borcunun kalmadığını savunarak, davacının kötü niyetli ve hukuka aykırı taleplerinin reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Cevaba cevap dilekçesinde özetle; Dava dilekçesinde de iddia olunduğu üzere tarafların ticari defterlerinin incelenmesinde dava dilekçesinde belirtilen şirketler ve varsa bu bölgelerde faaliyet gösteren şirketler ile ilgili distribütörlük sözleşmesinin hükümlerine aykırı olarak faaliyet gösterdiğinin tespit edileceğini, davalı taraf her ne kadar cevap dilekçesinde taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin yine taraflar arasında düzenlenen fesih protokolü ile sonlandırıldığını ve davalının müvekkili şirkete herhangi bir borcunun kalmadığını iddia etmiş ise de, bahsi geçen fesih protokolü incelendiğinde müvekkilinin ilgili fesih protokolünde haklarını ve alacaklarını saklı tuttuğunu protokole işlediğini, protokol çerçevesinde davalı tarafın iddia ettiği gibi davalının müvekkiline tüm borçlarını ödemediğini, müvekkilinin alacaklarının mevcut olduğunu, fesih sözleşmesi imzalanmış olmasına karşın o tarihte davalının müvekkiline yaklaşık 7.948.033,17 TL borcunun bulunduğunu, bu borcun ödenmesinin defalarca talep edilmesine rağmen ödeme yapılmaması üzerine davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından işbu borcun 1.763.072,40 TL'lik kısmının kabul edilerek ödendiğini, bakiye tutarın ise ödenmeyerek itiraz edildiğini, ancak itiraz etmesine rağmen ara ödemelerle borcun toplam 6.500.000,00 TL'lik kısmını ödediğini, kalan yaklaşık 1.400.000 TL'lik kısmın ödenmemesi üzerine ----------- Esas sayılı dosyası üzerinden itirazın iptali istemli dava açıldığını, işbu davanın devam ettiğini, davacı tarafından müvekkili şirkete verilen bilgide distribütörlük sözleşmesinin yenileneceğinin, bu nedenle 01.01.2014 tarihli distribütörlük sözleşmesinin yerine 03.03.2015 tarihli distribütörlük sözleşmesinin imzalanacağının söylendiğini, müvekkiline, kendisine münhasıran verilmiş olan bölgelerde bir değişiklik yapılacağı, bölge sayısının azaltılacağı gibi bir bilgi de verilmediğini, davalı vekilinin bahsettiği “EK-B BÖLGE LİSTESİ 'nin” müvekkili şirket tarafından imzalanmış bir belge olmadığını, çünkü müvekkili şirkete 01.01.2014 tarihli sözleşme kapsamındaki bölgelerin azaltılacağı gibi bir bilgi verilmediğini ve bu yönde bir mutabakat da sağlanmadığını, müvekkili şirketin böyle bir bilgiyi içeren dokumanı imzalamadığını ve o dönemdeki şartlarda imzalamasının da mümkün olmadığını, müvekkilinin böyle bir değişiklikten haberi olmuş olması halinde o bölgelerde depo tutmak, ek eleman istihdam etmek ve araç kiralamak gibi yatırımlarda bulunmayacağını beyanla, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava hukuki niteliği itibariyle; tazminat davasıdır.Taraflar arasındaki uyuşmazlık ise; davacı ile davalı arasında imzalanan ve 31/03/2016 tarihinde karşılıklı olarak feshedilen distribütörlük sözleşmesinin geçerli olduğu tarihlerde davalı tarafından davacıya verilen taahhütlere aykırı hareket edilmiş olduğu ve aynı bölgelerde davacıdan başka şirketlere distribütörlük vermiş olduğu iddiası ile davacının davalıdan tazminat talep etme şartlarının bulnup bulunmadığı ve sözleşmenin başlangıç tarihinin ve tazminata konu hükümlerin uygulama tarihlerinin 01/01/2014 tarihinden itibaren mi 03/03/2015 tarihinden itibaren mi olduğu hususunun tespiti, taraflar arasındaki sözleşmenin eki olan EK-B Bölge Listesindeki imzanın davacıya ait olup olmadığı, bu liste ile davacının yetki alanının “---------, ---------,----------, ---------- ve---------” ile sınırlandırılıp sınırlandırılmadığı noktasında toplandığı tespit edilmiştir.Taraflarca bildirilen tüm belge ve dokümanların toplandığı, noter evrakları, kurum ve kuruluşlara yazılan müzekkere cevapları ile vergi dairesi müzekkere cevapları dosyaya eklendiği, tarafların bildirmiş olduğu tanıklara davetiye çıkarıldığı, tanıkların duruşma günleri ve saatlerinde duruşma salonunda hazır bulunduğu anlaşılmakla;Tanık ---------- beyanında; "..ben davalı şirketin Kozmetik bölümünün 2013 mart ayından 2016 nisan ayına kadar --------- bölge müdürü olarak çalıştım. Davacı şirket -------- , --------,--------- ,---------- bölgesinde davalı şirketin kozmetik bölümünün distiribütörlüğünü yapıyordu. 2015 şubat ayında ---------- ünvanlı tam ünvanını hatırlamıyorum bir şirketle anlaştık. -------- ve ---------- bölgesinde distiribütörlük yapma hakkını bu şirkete verdik. Bu tarihten sonra davacı şirket ----------ve ---------- bölgesinde distiribütörlük yapamadı iki şirket aynı anda aynı bölgede distiribütörlük yapamazdı. Davacı şirket başka bir distiribütörle anlaşıldıktan sonra kalan bölgelerde çalışmaya devam etti. Ancak ----------bölgesi davacı şirketin olmasına rağmen satış direktörü ----------- talimatı ile distiribütörlük verdiğimiz ---------- üzerinden--------- da satış yapmaya başladık. Davacı şirket neden bizden bu bölgeyi aldınız diye sordu ancak şirket öyle istedik dedi. Ben 2016 nisan ayında davalı şirketten ayrıldım. Bu şekilde çalışmaya devam ediliyordu, ben ayrıldıktan sonra aralarındaki sözleşmenin feshedildiğini duydum. Biz --------- ile anlaşamadan davacıya herhangi bir soru sormadık. Onayını istemedik. sözleşmeyi ben imzalattım. Eklerine kadar hatırlamıyorum. Sözleşmede hangi bölgelerin yazdığını hatırlamıyorum.." şeklinde,Tanık ---------- beyanında "..Ben davalı şirkette 2009 yılından beri çalışıyorum. Şuanda ki görevim ---------- Bölge Müdürlüğüdür. Bizim --------- bölgesi olarak tanımladığımız kısım --------- ----------- kadar olan bölgedir. ---------- dahildir. --------- ----------- gibi iller dahil değildir. Davacı ile davalı arasında imzalanan sözleşme bu marmara bölgesinde distribütörlük için imzalanan sözleşmedir. 2014 ün sonunda ---------- bölgesi olarak tanımladığımız ---------, ---------, ----------, ---------, ---------- yer aldığı bölge davacı şirketin sahibi ---------- kardeşi ---------- sahibi olduğu--------- devredildi. Bu devir davacı -----------ile karşılıkla anlaşarak yapıldı. Hatırladığım kadarı ile 2015 nisan da ----------- ile anlaşma yapılarak-------- ve ---------- distribütörlük verildi. Ben bu distribütörlük anlaşmasına davacı tarafın onay verdiğini biliyorum. Onun dışında bir bilgim yok. ----------- ile distribütörlük anlaşması yapıldıktan sonra belirtilen illerde davacı taraf distribütörlük yapmayı bıraktı o illerde sadece ------------ distribütörlük yapmaya başladı. 2016 yılı Mart ayında --------- ile olan sözleşme feshedildi, davacı şirketin çalıştığı bölgede ---------- adında bir distribütör ile çalışmaya devam ettik. Sözleşmenin kimin tarafından ve nasıl feshedildiği hakkında bir bilgim yoktur. Şirket merkezinden yapılan anlaşmalarda aynı zamanda yürürlükte oluyordu. Bizim anlaşma yaptığımız yerlere distribütör aracı olmadan doğrudan merkezden ürün gönderiyorduk. ---------- ile anlaşma yapılmadan önce davacı şirket ile bir sözleşme yapılıp yapılmadığı ya da yazılı bildirim yapılıp yapılmadığı hususunda bir bilgim yoktur.." şeklinde,Tanık ----------- Beyanında; "Ben davalı şirkette 08/04/2014 ten beri çalışıyorum. Önce bölge müdürü olarak çalışmaya başladım şu anda tüm --------- distribütörlerden sorumlu satış müdürü olarak çalışıyorum. Davacı şirket bildiğim kadarıyla 2014 başından itibaren davalı şirket ile çalışmaya başlamış. --------- bölgesinden ---------- kadar olan bölgede distribütörlük yapıyordu. Davacı bu bölgedeki tek distribütördü. 2015 yılı başında --------- ve -----------bölgesi için ---------- adında bir şirket ile anlaşıldı. Şirketimizde bölge daraltılması ve benzeri işler bölgede faaliyet gösteren distribütör ile anlaşılarak öncesinde sözlü olarak oturarak konuşularak yapılır. Burada kriter genelde bizim açımızdan satış performansı olur, distribütör açısından bölgeden çıkmak istemesi ya da para kazanamaması olur. Ben --------- --------- ve---------- bölgesinden çıkması ile ilgili talebin ------- mı, --------- mi geldiğini bilmiyorum. Buna neden lojistik olabilir. Oradaki müşterilere daha iyi hizmet sağlama olabilir ya da distiribütörün oradaki müşterilerin vade sürelerini kabul etmemesi olabilir. Bu süreçte hem ---------- hem ---------- ile sözleşmeler yapıldı. --------- sahibinin kardeşi olduğunu bildiğim --------- da ---------- bölgesinde faaliyet göstermeye başlamıştı. Tam hatırlamamakla birlikte 2015 Mart gibi başlamış olabilir. Ben yeni bölge belirlenmesi konusunda davacı taraf ile sözlü olarak görüşüldüğünü biliyorum. Yazılı iletişim de mail yolu ile yapılmıştır. Sonrasında sözleşme yapıldı.Ayrıntılı bilgim yok. 2016 yılının başında davacı ----------- tarafından satışlarla ilgili bazı talepler ileri sürüldü. Bu talepler kar marjının yükseltilmesi ve buna yönelik olarak bazı destekler verilmesi yönünde taleplerde bulunuldu. Bu görüşmeler yaklaşık 3 ay sürdü. 2016 yılı Mart sonunda karşılıklı anlaşılarak sözleşme feshedildi. Davalı şirket özellikle toptan mal alan müşterilerin vadesinin çok uzun olması sebebiyle ve marjının düşük olması nedeniyle bize başvurarak bu şirketler ile çalışmak istemediğini söyledi, yazılı bir anlaşma olup olmadığını bilmiyorum, biz de bu şirketlere --------- üzerinden satış yaptık. Bunun sürekli bir satış olup olmadığı hususunda defterlere bakmak lazım ancak satış yapıldı, davacı tarafın fesihten önceki görüşmelerde taleplerinden biri de stoğun azaltılması oldu ancak bu talep Şirketçe kabul edilmedi. Davalının davacıdan gizli bir işi yapabilmesi mümkün değildir, bu sektörde çok kısa sürede ortaya çıkar, herşey açık yapılmıştır.." şeklinde beyanda bulunmuşlardır.
Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; öncelikle incelenmesi gereken husus raflar arasındaki sözleşmenin eki olan EK-B bölge listesindeki imzanın davacı şirket yetkililerine ait olup olmadığının incelenmesi gerekmektedir. Zira davalı taraf bu belge ile davacının distribütörlük alanın sınırlandığını, sınırlanan bu alanda davalı şirketin başka şirketlerle distribütörlük ilişkisinin olmasının sözleşmeye aykırı olmadığını savunmakta, davacı taraf ise sözleşmenin eki olan belgedeki imzanın kendilerine ait olmadığını bu nedenle davalının savunmasının yersiz olduğunu iddia etmektedir. Davacı şirket yetkilileri ---------, --------- ile ----------- yazı ve imza örneklerinin alınması için bulunmuş olduğu il nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne talimat yazıldığı, talimat gereği yerine getirilerek imza ve yazı örneklerinin alındığı anlaşılmıştır.Mahkememiz 15/09/2020 tarihli, 2 nolu ara kararı gereği, imza incelemesi yapılması için dosyanın ATK ya gönderildiği, 04/02/20222 tarihli ATK raporunda; "...İnceleme konusu belgelerde atılı imzalardan sağdaki imzalar ile --------- mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından söz konusu imzaların mevcut mukayese imzalarına kıyasla ----------- eli ürünü olmadığı, Söz konusu imzalar atan şahsın tanı unsurlarını ---------, ----------- açısından teşhise yeter oranda yansıtmadığından -------, --------eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediği hususlarını bildirir kanaat raporudur..." şeklinde rapor tanzim edilmiştir. Alınan rapor doğrultusunda taraflar arasındaki sözleşmenin eki olan distribütörlük alanın sınırlayan belgedeki imzanın davacı şirket yetki,lilerine ait olmaması nedeniyle davacı şirketin bu belgedeki sınırlamadan sorumlu olmadığı, davalının bu sınırlar içerisinde sözleşme dönemi içerisinde sözleşmeye aykırı satışlarının sözleşmeyi ihlal edecek nitelikte olduğu kanaatine varılmıştır.
Mahkememiz 30/06/2022 tarihli 2 nolu ara kararı gereği, dosyanın bir mali müşavir ve bir ticaret hukuku alanında nitelikli hesaplama uzmanı ve bir dava konusu uyuşmazlık hususunda uzman sektör bilirkişisinden oluşan heyete tevdi edildiği, 14/06/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "...Davalı şirkete ait 2014 yılı ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında yapıldığı, 2015- 2016 yıllarına ilişkin ticari defterlerinin GİB onaylı beratlarının süresinde alındığı, TTK ve VUK hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, davalı kayıtlarında ---------- Hesabın ana hesap şeklinde tutulduğu, detayların yer almadığı, dijital ortamda programdan talep edildiğinde “...satış datalarının tutulduğu sistemlerin geçtiğimiz dönemlerde zorunlu olarak yenilenmesi uyarınca satış listelerin temin edilmesinin mümkün olmadığını...” şeklindeki beyanlarıyla detaylı incelenemediği, sözleşmenin başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirlenerek bu süreler arasında davalının sözleşmeye aykırı davranıp davranmadığı: Taraflar arasında huzurdaki davaya konu geçerli tek satıcılı distribütörlük sözleşmesinin 01.01.2014 tarihinde imzalanıp 31.03.2016 tarihinde karşılıklı feshedilen sözleşme olduğu, davalı tarafından 03.05.2015 tarihli sözleşmede davacı şirket yetkilisi ---------- el ürünü olmadığının adli tıp raporu ile belirlendiğinden değerlendirme dışı tutulduğu, davalının sözleşme süresi içinde 2015 ve 2016 yılında Distrübütör sözleşmesine aykırı olarak --------- bölgesinde faaliyet gösteren --------- firmasına satış yapmakla sözleşmenin ihlal edildiğinin söylenebileceği, davacı Şirketin Tazminat Talepleri Yönünden: Finansman Giderleri Talebi Yönünden: Sayın mahkemenin davacı lehine, davacının katlanmış olduğu finansman maliyetinin davalı tarafından karşılanması gerektiği yönünde hüküm tesis etmek istemesi durumunda, 2014-2015-2016 yıllarında toplam net satışların içindeki ---------- ürünleri satış payının ilgili yıllardaki sırasıyla 938,79, 9024,87 ve 9012,77'sini oluşturması, toplam finansman giderlerinin aynı satış hacmine göre oranlanması ile sırasıyla 336.001,61 TL, 331.938,41 TL, 131.409,15 TL olmak üzere ----------- yatırımları kaynaklı finansman giderleri toplamı 799.349,17 TL olarak hesaplandığı, (Bkz. Sayfa 11) Kâr Kaybı Yönünden : Sayın Mahkemenin davacı lehine hüküm tesis etmek istemesi halinde davacının -------- Bölgesinde başka firmaya yapmış olduğu satış kaynaklı 2.243.331,60 TL brüt kâr marjlı satışın zorunlu faaliyet giderleri tenzil edildiğinde 48.007.30 TL'lik kâr kaybına uğradığının hesaplandığı (sayfa 14) --------- Bölgesinde satışı yapılan başka firma olup olmadığı: Davacı taraf, davalının distribütörlük sözleşmesini ihlal ederek --------- Şti.'ne ---------- bölgesinde distribütörlük verdiğini, ayrıca--------- Bölgesinde --------,------ ve --------- firmalarına ve başka firmalara da bu şirket aracılığı ile satış yaptığını iddia etmiştir. Davalı ----------- kayıtlarının saklama süresi tamamlandığından imha edildiği, dijital kayıtlarının da bulunmadığı beyanıyla bu hususta detaylı inceleme yapılamamış, sadece --------- satışları temin edilebildiği, --------- vergi dairesi olan Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı ----------- VEN no'lu hesabına 2014-2015 ve 2016 ilk üç aylık dönemde vermiş olduğu BS Formlarını talep edilerek satışın yapıldığı firmalardan varsa ---------- bölgesinde faaliyet” gösterenlerin ayrıştırılmasının yapılabileceği, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 31/03/2016 tarihi itibariyle fesih olması nedeniyle oluşacak maddi tazminat ve kusur durumunun hukuki mütalaasının mahkemede olacağı.." şeklinde rapor sunulmuştur.
Bilirkişi raporunun taraflara tebliğ edildiği, taraflarca bilirkişi raporuna karşı itiraz ve beyan dilekçesi sunulduğu, tarafların itiraz ve beyan dilekçeleri doğrultusunda ve BA ve BS formlarında davalının sözleşme konusu bölgede hangi şirketlere ne kadar satış yaptığının belirlenmesi ( eksen, aydinç, çiçekler ve Anpa şirketleri) ayrıca defter kayıtlarındaki karlılık oranı ile reel karlılık oranı arasındaki fark konusunda çelişkinin giderilmesinin ve sektörel anlamda dava konusu distribitörlük ilişkisinde karlılık oranını ne kadar olacağının net olarak belirlenmesi ve bu belirlemeler dikkate alınarak hesaplama yapılması hususunda ek rapor alınmasına karar verildiği, dosyanın bilirkişi heyetine tevdi edildiği, 26/09/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "..kâr marjı ve yatırım amortisman olarak kalacak net karın elzem olduğu bu bağlamda muhakkak suretle hem davacı ve hem de davalı firmanın normal koşullarda bürüt karın “ %11 bölüşülmesi ile takribi %5,5 net kar marjını tüm masraflar çıkarıldıktan sonra yani işçilik, taşıma nakliye, depolama, amortisman vb. kalan kar bölüşerek net kara ulaşacakları ortadadır. Bir üst satırda ayrıntılı olarak ve kök raporda belirtildiği haliyle yapılan hesaplamanın ve reel olarak kalacak 48.007,30 TL'lik kâr kaybına uğradığının hesaplandığı kâr marjının yerinde olduğu, tarafların itirazları üzerine yapılan incelemede kök rapor kanaatlerini değiştirecek bir hususun bulunmadığı.." şeklinde rapor sunulmuştur.
Raporun taraflara tebliğ edildiği, rapora karşı taraflarca itiraz ve beyan dilekçesi sunulduğu, mahkememiz 16/01/2025 tarihli 1 nolu ara kararı ile bilirkişi raporunun denetime elverişli olması nedeni ile itirazların reddine karar verildiği, davacı vekiline ıslah dilekçesi sunması için 2 haftalık süre verildiği ancak ıslah dilekçesi sunulmadığı anlaşıldı.
Taraflar arasında huzurdaki davaya konu geçerli tek satıcılı distribütörlük sözleşmesinin 01.01.2014 tarihinde imzalanıp 31.03.2016 tarihinde karşılıklı feshedilen sözleşme olduğu, davalı tarafından 03.05.2015 tarihli sözleşmede davacı şirket yetkilisi---------- veya şirket ortaklarının eli ürünü olmadığının adli tıp raporu ile belirlendiğinden dolayı değerlendirme dışı tutulduğu, davalının sözleşme süresi içinde 2015 ve 2016 yılında distrübütör sözleşmesine aykırı olarak ----------- bölgesinde faaliyet gösteren ---------- firmasına satış yapmakla sözleşmenin ihlal edildiği, davalı her ne kadar dava dışı --------, -------- VE ---------- şirketlerine de satış yapıldığını iddia etmiş ise de, davalı şirketin BA- BS formlarının incelenmesinde bu şirketlere herhangi bir satış yapıldığının tespit edilemediği, ayrıca davalı şirket tarafından dava dışı bu şirketlere satış yapıldığında ilişkin herhangi bir bilgi ve belgenin davacı tarafından da sunulamadığı, bu nedenle davacının bu iddialarını ispat edemediği, dava dışı ----------- şirketine yapılan satışlar ile ilgili sektör bilirkişi incelemesinde belirlendiği üzere %11 net karın davacı ile davalı arasında eşit şekilde paylaşılması gerektiği, bu nedenle davacının %5,5 satış karı yapması gerektiği, davalının sözleşmeye aykırı davranarak ---------- şirketine yapmış olduğu satışlardan %5,5 karın 48.007,30 TL olarak hesaplandığı, davacının bu miktarda tazminat talep edebileceği anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile; 48.007,30 TL’nin 11.04.2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Alınması gerekli 3.279,38 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 853,88 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 2.425,50 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından dava açılırken yatırılan 31,40 TL başvurma harcı, 853,88 TL peşin harç toplamı olan 885,28 TL 'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından sarfedilen toplam 17.494,15 TL yargılama giderlerinin davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan (%96,01 Kabul %3,99 Ret) 16.796,94 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan150,00 TL yargılama yargılama giderlerinin davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan (%96,01 Kabul %3,99 Ret) 15,98 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına
6-Davacı kendini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre takdir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı kendini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre takdir olunan 1.992,70 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Dair, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 08/05/2025