T.C. İstanbul Anadolu 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/59 ESAS
KARAR NO : 2025/237
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 20/01/2023
KARAR TARİHİ : 18/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı alacaklı ... tarafından 01.05.2022 tanzim 01.10.2022 vade tarihli 204.000,00-TL bedelli bonoya istinaden müvekkili ... aleyhine ---------- İcra Dairesi'nin ------------ Esas Sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığını, müvekkiline usulüne uygun yapılmış herhangi bir tebligat bulunmadığından, müvekkilinin söz konusu takipten ancak ----------- İcra Dairesi'nin ------------- Talimat Sayılı dosyası ile 18.01.2023 tarihinde yapılan fiili haciz sonucu haberdar olduğunu, bu sebeple müvekkil tarafından süresi içerisinde takibe itiraz edilmesi elde olmayan sebeplerle mümkün olamadığından cebri icra tehdidi altında olan davacı müvekkilinin davalı alacaklı görünen şahısla ilgisi ve bu şahısa karşı borcu bulunmadığının tespiti için huzurdaki davanın açılması zorunluluğu hasıl olduğunu, söz konusu icra takibinin dayanağı olarak gösterilen senedin üzerinde üzerinde ... adına atılmış olarak görünen imzaların sahte ve müvekkile ait olmadığını, buna ilişkin olarak imza beyannamesi ile bildirilecek kurumlardan celbi lazım gelen imza örneklerinin karşılaştırmalı olarak teknik incelenmesi ile de açıkça görüleceği üzere senet üzerindeki imzaların "paraf" şeklinde imza olmaktan uzak bir şekilde atılmış olup müvekkilinin elinin ürünü olmadığını, kaldı ki; bu imzaların müvekkilinin el ürünü olduğunu ispat yükünün de alacaklı görünen davalıya ait olduğunu, takip dayanağı senedin sadece davalı/alacaklı vekili tarafından "aslı gibidir" şerhi düşülerek "örneği" (fotokopi) olarak ön yüzü dosyaya sunulduğunu, davalı alacaklı görünen yetkili hamil olup olmadığı ve ciro silsilesinin tespiti açısından takibe konulan bononun arka yüzünün de incelenmesi gerektiğini, Türk Ticaret Kanun'un 686. maddesi gereğince, bonoyu elinde bulunduran kimsenin hak sahibi olabilmesi için fiili zilyetliği yeterli olmayıp, aynı zamanda hakkını müteselsil ve birbirine bağlı cirolarla tevsik etmesi gerektiğini, Bonoda ilk cironun lehtara ait olmasının zorunlu olduğunu, ciroların birbirine bağlı olması, her şeyden önce, ilk cironun lehtar tarafından yapılmasıyla mümkün olduğunu, ilk ciro lehtara ait değilse, ciro zinciri düzensiz demek olduğunu, ancak lehtarın cirosundan sonra senedi devralan hamillerin yetkili hamil olacağını, bu sebeple arka yüzü dosyaya sunulmamış ve taraflarına tebliğ edilmemiş olan bonoyu elinde bulunduran davalı/alacaklının yetkili hamil olup olmadığı hususunun tespiti gerektiğini beyan ederek müvekkilinin borcu olmadığının tespitine, ---------- İcra Dairesi'nin ----------- Esas Sayılı dosyası 01.05.2022 tanzim, 01.10.2022 vade tarihli 204.000,00-TL bedelli bonoya istinaden başlatılan icra takibinin iptaline, ----------- İcra Dairesi'nin ------------ Esas Sayılı dosyasından başlatılan icra takibinin teminatsız olarak, kabul görmemesi halinde uygun görülecek bir teminat mukabilinde durdurulması yönünden ihtiyati tedbir kararı verilmesine, kötü niyetle başlatılan takip sonucu davacı alacaklının %20 den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini taleple dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'e 01/05/2022 tanzim tarihli, 01/10/2022 vade tarihli, 204.000,00-TL bedelli senetten dolayı borçlu bulunan davacı borçluya karşı---------İcra Dairesi'nin -----------Esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, davacı borçlunun işbu davaya konu senedin üzerine atılan imzanın sahte olduğunu kendisine ait olmadığını iddia ettiğini, davacı borçlunun usulüne uygun yapılmış tebligatlara süresinde itiraz etmediğini bu sebeple takibin kesinleştiğini, davacı tarafın dava dilekçesi ile sunduğu beyanlarının haksız ve mesnetsiz olduğunu, her ne kadar davacı tarafın dava dilekçesinde bonoda ilk cironun lehtara ait olmasının zorunlu olduğu belirtilmişse de bunun doğru olmadığını, müvekkili davalı lehtarın senedi devir iradesi olmadığından davaya konu senede ciro atmasının da bir amacının olmayacağını, senedi tedavüle çıkarma amacı olmayan müvekkilinin senede ciro atmadan da yetkili hamil olacağını, bu sebeple senedi devretme amacı olmayan müvekkilinin senedin arkasına ciro atmadan da senedi icra takibe koymasına engel teşkil edecek bir sebep olmadığını, kıymetli evrakta mücerretlik ilkesi gereğince senette yer alan hak ile bu hakkın oluşumuna neden olan temel borç ilişkisi arasındaki bağ ortadan kalkmakta olduğunu, senedin temel borç ilişkisinden soyutlanmış, bağımsız bir varlık kazanmış olacağını, bu sebeple davacı tarafın davalı müvekkili ile arasındaki temel borç ilişkisini kabul etmemesinin senedin geçerliliğini etkilemeyeceğini, davacı borçlunun takip dayanağı senedin asıl borçlusu olduğunu, senetteki imzanın davacının dava dilekçesinde belirttiğinin aksine paraf şeklinde alelade bir imza olmadığını, davacı tarafın dosyaya sunmuş olduğu vekaletnamedeki imzası incelendiğinde bu imzanın da aynı şekilde olduğu anlaşılacağını, davacı tarafından " paraf şeklinde imza olmaktan uzak" olduğu iddia edilen bu imza aynı şekilde dosyaya sunulan vekaletnameye de atıldığını, buradan dahi davacı tarafın iddialarının haksız olduğu ve süreci uzatma amacıyla hareket edildiğinin anlaşılacağını, davacı tarafın icra takibini uzatmak ve sürüncemede bırakmak maksadıyla kötü niyetli olarak imzayı inkar ettiğini, davacı tarafın dosyaya sunduğu vekaletnameye attığı imza incelendiğinde dahi davaya konu senetteki imzanın davacı borçluya ait olduğu anlaşılacağını, dava dilekçesinde belirtilen sahte imza iddialarının gerçek olmadığını, davacı borçlunun iddiasının aksine senet ve imzanın gerçek olduğunu, davacı borçlu tarafından resmi dairelere atılmış imzalara ve yazı örneklerine bakıldığında davacı borçlunun imzalarının benzerlik göstereceği aşikar olduğunu, davacı aleyhine yapılan icra takibine konu senetteki imzanın davacıya ait olduğunu, davacıya ait imza örneklerinin ilgili kurumlardan celbini talep ettiklerini, söz konusu imza örnekleri geldiğinde icra takibine konu senetteki imza ile karşılaştırılarak bilirkişi incelemesi sonucunda da imzanın davacıya ait olduğunun anlaşılacağını, davacı tarafın tanık dinletmesine muvafakat etmediklerini, senede karşı tanıkla ispat yasağı gereğince davacı tarafın tanık dinletmesi mümkün olmadığını, senede karşı olan iddiaların kural olarak yalnız senet (kesin delil) ile ispat edilebileceğini beyan ederek davacı tarafından haksız ve kötü niyetli bir şekilde ikame edilmiş olan bu davanın reddine karar verilmesini ve karşı tarafın güncel faiz ve masraflarla birlikte tüm alacak miktarı üzerinden %20 'den aşağı olamamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesi talep etmiştir.
DELİLLER ve GEREKÇE: Dava, ---------- İcra Müdürlüğü'nün ------------ Esas sayılı dosyasında menfi tespit istemine ilişkindir. ---------- İcra Müdürlüğünün ----------- Esas sayılı dosyasının Uyap sureti ve davacının ıslak imzalarının bulunduğu 01.10.2022 ödeme tarihli 204.000,00 TL bedelli senet aslı , ---------- Noterliği'nin 31.03.2022 tarih ----------- yevmiye numaralı vekaletname aslı, ---------Noterliği'nin 17.05.2023 tarih ----------- yevmiye numaralı vekaletname aslı, ----------- Bankası davacı asile ait kredi kartı başvuru belge aslı, Araç satış sözleşmesi ---------- Noterlik tarafından tasdik edilmiş olan 17.05.2019 tarih ----------- yevmiye numaralı işlem aslı ve 20.08.2019 tarih ve ----------- yevmiye numaralı işlem aslı, --------- Noterlik vekaletname aslı 06.04.2022 tarih ------------ yevmiye sayılı ------------ Noterlik vekaletname aslı, 31.03.2022 tarih ---------- yevmiye sayılı, Davacı asil imza örnek asıllarının dosyamız arasına alındığı görülmüştür. Dosya konusunda uzman Grafoloji alanında uzman bilirkişiye verilerek, rapor alınmıştır. Bilirkişi 03/01/2025 tarihli raporunda:" Alacaklısı ..., borçlusu ... olan, 01.05.2022 düzenleme ve 01.10.2022 vade tarihli, 204.000 (ikiyüzdörtbin) T.L. bedelli emre muharrer senetin incelenmesinde: Davacı ... mukayese imzalarının, herhangi bir harf ihtiva etmeyen, sağa doğru meyilli olarak genelde tek el hareketiyle el kaldırılmadan tersim edilen, düşük presyonlu, polimorf (çok değişkenli) yapıda imzalar oldukları, senetteki iki adet inceleme konusu borçlu imzasının, herhangi bir harf karakteri bulunmayan, tek el hareketiyle oluşturulan, düşük presyonlu, kendi aralarında da görsel farklılıklar göstermekle birlikte ana dönüş el hareketleri bakımından benzer yapıda, tereddüt unsurları göstermeyen, işlek imzalar oldukları; mukayese imzalarıyla inceleme konusu iki adet borçlu imzasının karşılaştırılmasında: Polimorf (çok değişkenli) yapıdaki mukayese imzalarında olduğu üzere, inceleme konusu imzalar kendi arasında da farklılıklar göstermekle birlikte, eğim, cesamet, itiyatlar, kalem yürütme alışkanlıkları gibi kaligrafik ve grafolojik özellikler bakımından, mukayese imzalarıyla aralarında uyum ve benzerlikler bulunduğu, senedin ön yüzündeki el yazılarının ve borçlu imzalarının, yazı karakterleri, kullanılan mürekkep renk tonu ve kalem ucu kalibresi ile presyon gibi özellikler bakımından doküman inceleme cihazı altında yapılan incelenmesinde: a) Senette sol alt bölümde “İsim” ve “T.C.Kimlik No:” karşısındaki “...” ve “...” ibareleri ile borçlu imzalarının mürekkep renk tonu ve kalemucu kalibresi ve yazı karakterleri bakımından kendi aralarında uyumlu oldukları ve İR ışınlarında görüntü verdikleri, Bu gruptaki el yazıları ile rakamların davacı ...'a ait mukayese el yazıları ve rakamlarla, harflerin ve rakamların tipik tersim tarzları alışkanlıklar gibi özellikler bakımından tam bir uyum ve benzerlik österdikleri ve“...” ve “...” ibarelerinin davacı ... eli mahsulü olduğu, b) Senet üzerindeki diğer el yazıları borç miktarı, düzenleme ve ödeme tarihi ile borçlunun adres bölümündeki el yazılarının tamamının kendi aralarında uyum ve benzerlik gösterdikleri, IR ışınları altında örüntü vermeyen, diğer kalemden farklı bir kalemle davacı dışında tek bir kişi tarafından yazılmış oldukları Adres bölümünün sağ tarafındaki “-----------” ibarelerinin sol tarafındaki diğer el yazılarına nis etle daha küçük boyutta ve borçlu imzasına temas etmemek amacıyla yukarı doğru dönüş yapılarak yazılmış olduğu, teknik, grafolojik ve kaligrafik bulguları birlikte değerlendirdiğimizde: a) İnceleme konusu Senette borçlu ad soyadı ve TC kimlik no.su ile polimorf yapıdaki iki adet borçlu imzalarının davacı ... eli mahsulü olduğu, b) Borçlu imzalarından sol taraftaki imzanın yanındaki adres bölümündeki el yazılarının imzaya yakın bölümlerde küçültülerek ve hafif yukarı doğru dönüş yapılarak yazılmış olması, senetteki bu bölümlerin, borçlu ad soyadı yazılı ve borçlu imzalarının atılı bulunduğu senet üzerine sonradan doldurulmuş olduğunu gösterdiği, sonucuna varılmıştır." şeklinde raporunu sunmuştur. Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, taraf vekilleri bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazlarını içeren dilekçe ibraz etmiştir. Bilirkişi raporu denetime açık, karar vermeye yeterli ve elverişli mahiyettedir.Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; Dava, bonodan kaynaklanan icra takibiyle ilgili borçlu olmadığının tespiti davasıdır.Eldeki davada; davacısının davaya konu icra takibinin borçlusu, davalısının ile alacaklısı olduğu, dava konusunun takibe konu bono altındaki imzanın davacıya ait olup olmadığı hususunda olduğu anlaşılmış, Mahkememizce benimsenen raporda dava konusu bono altındaki imzanın davacının eli ürünü olduğunun tespit edildiği analaşılmıştır.Rapor denetime elverişli olduğu için hükme esas alınmış, davacı tarafın imzanın kendisine ait olmadığı iddiasına itibar edilmemiştir. Sonuç itibariyle davacının davasını ispat edemediği anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir. Özel nitelikteki İİK.nun 72/4 maddesine göre, dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kalkar. Açık yasal düzenleme karşısında, tedbirin HMK.nun 397/2 maddesine göre kararda aksi belirtilmedikçe kesinleşmeye kadar devam ettiğini söylemek mümkün değildir Bu nedenle kararla birlikte, mahkememizin 03/03/2023 tarihli ara kararı ile İİK.nun 72/3 maddesine göre konmuş tedbirin kendiliğinden kalktığı, bunun için ayrı bir karar verilmesine gerek de bulunmadığı görülmüştür.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Davalının yasal şartları oluşmayan icra inkar ve kötüniyet tazminat taleplerinin reddine,
3-Alınması gerekli 615,40-TL harçtan davacı tarafından yatırılan 179,90-TL peşin harç, 3.303,91-TL tamamlama harcı toplamından oluşan 3.483,81-TL harçtan mahsubu ile artan 2.688,5 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
4-Davacı tarafça yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama giderleri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davalı kendini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre davalı taraf için takdir olunan 32.640,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Tarafların artan gider avansı bulunması ve talep etmeleri halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta süre içinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 18/03/2025