T.C. İstanbul Anadolu 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/367 Esas
KARAR NO: 2025/121
DAVA: Ticari Şirket (Fesih İstemli)
DAVA TARİHİ: 08/05/2024
KARAR TARİHİ: 05/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Fesih İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA, SAVUNMA ve DOSYA KAPSAMI:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirketin 10.06.2009 tarihinde tescil edildiğini, davacı 22.12.2011 tarihinde ortak olduğunu, zamanla ortaklar ortaklıktan çıkmış ve güncel şirket ortakları davacı ... ve dava dışı üçüncü şahıs---------- olarak kaldığını, davacı ----------- yaşamadığını, --------- yaşadığını, davacı şirketin halihazırdaki diğer ortağı ---------- ve davalı şirketle ilgili hiçbir haber alamadığını, vergi dairesinden yapılan araştırmalarda şirketin hiçbir faaliyet göstermediğinin anlaşıldığını, şirket faal olmamasına rağmen, şirket nedeniyle davacıya ---------- ve Vergi Dairesinden borçlar çıktığı ve mecburen kendi payına düşen kadarını ödediğini, faal olmayan şirket nedeniyle hala --------- primi tahakkukuna muhatap olduğunu, şirketin sadece kağıt üzerinde var olması ve fiilen aktif olmaması, şirketin devamı mümkün olmaması, şirketin devamının davacı açısından çekilmez haline gelmesi, şirket organlarının kurulmaması, şirketin genel kurul toplantılarının yapılmamış olması nedenleriyle; haklı yasal nedenlerin varlığından dolayı öncelikle TTK md 636 gereği ortaklıktan çıkmasına, yada şirketin feshine ve tasfiyesinin istendiğini, davanın kabulü ile; öncelikle davacının --------- Şti' deki ortaklıktan çıkmasına, bu talebimiz kabul görmez ise terditli olarak ----------- Şti'nin fesih ve tasfiyesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesi talep ve dava etmiştir. Davalı yasal süresi içerisinde herhangi bir cevap dilekçesi sunmamıştır.
İNCELEME ve GEREKÇE :Dava, hukuki niteliği itibariyle; davacının davalı şirketten haklı nedenle çıkmasına ilişkin davadır. Limited şirketlerde ortakların ortaklıktan doğan şahsi ve mali hakları söz konusudur. Ortakların pay hakkı, şirket kârına katılma hakkı gibi mali haklarının yanı sıra, oy kullanma hakkı, ortaklığı yönetim ve idare hakkı gibi şahsi hakları mevcuttur. Limited şirketlerde ortağın şahsi haklarından biri de dava tarihinde yürürlükte olan ve somut olaya uygulanması gereken 6102 sayılı TTK’nın 638. maddesinde düzenlenen, ortağın ortaklıktan çıkma hakkıdır. Çıkma hakkı, ortağın özgür iradesi ile ortaklıktan çıkma istemini içerir. Çıkma hakkını kullanarak ortaklıktan ayrılan ortağın, ortaklığa ait bütün hak ve mükellefiyetleri sona ererek şirketle arasındaki bütün ilişkisi kesilmiş olacaktır.Limited şirketlerde ortakların tek yanlı iradeleriyle şirketten ayrılmaları kural olarak mümkün değildir. Bunun için ortağın çıkma iradesinin bir hukuki temele dayanması gereklidir. Bu temel 6102 sayılı TTK’nin 638. maddesi gereğince ya esas sözleşmeye dayalı ya da kanuni olabilir. Başka bir deyişle bu temel, ya şirket sözleşmesinin ortağa şirketten tek yanlı irade ile çıkma hakkı veren bir hükmü ya da kanunun ortaklara belirli koşullarda çıkma hakkı tanıyan düzenlemesidir.
Limited şirkette ortaklara şirketten çıkma hakkı tanıyan bir diğer durum ise 6102 sayılı TTK’nin 638/2. maddesinde yer alan “Her ortak, muhik sebeplere dayanmak suretiyle şirketten çıkmasına müsaade edilmesini veya şirketin feshini mahkemeden talep edebilir” şeklindeki düzenlemedir. Buna göre ortak, haklı bir sebebin varlığı hâlinde, diğer ortakların rıza ve muvafakatlerine lüzum olmaksızın şirketten çıkmasına müsaade edilmesini mahkemeden talep edebilmekte ve mahkeme kararı ile şirketten çıkabilmektedir. Böylece ortaklar, esas sözleşmede şirketten çıkma hususu düzenlenmiş olsun ya da olmasın şirketten çıkmalarını haklı gösterecek bir sebebin varlığı hâlinde her zaman bu hakkı kullanabileceklerdir.Limited şirket ortağı tarafından açılan haklı sebebe dayalı çıkma davası ileriye etkili hüküm ifade eden bozucu yenilik doğuran bir dava olup, bu davada çıkmayı gerçekleştiren irade mahkeme kararıdır. Mahkemenin çıkmaya ilişkin kararı şirketle ortak arasındaki hukuki ilişkiyi sona erdirir ve sonuçlarını dava tarihinden değil kararın kesinleştiği tarihte doğurur.
TTK 638/2.maddelerinde her ortağın haklı sebeplerin mevcudiyeti halinde mahkemeden ortaklıktan çıkmasına karar verilmesini isteme hakkı bulunduğu belirtildiği halde, haklı sebeplerin ne olduğu konusunda herhangi bir tanım yapmamıştır. Bu konuda kanun koyucunun haklı sebepten ne anladığının tespiti için kollektif şirketlere ilişkin TTK'nın 245.maddesinden yararlanılabilir. Buna göre haklı sebep, şirketin kuruluşuna yol açan fiili veya kişisel sebeplerin şirketin işletme konusunun elde edilmesini imkansız kılacak veya güçleştirecek şekilde ortadan kalkmış olmasıdır. Bu tanım genel bir tanım olup, Kanun'un "haklı sebep"e sonuç bağladığı tüm hallerde bu tanımdan yararlanılabilir. Doktrinde ve emsal içtihatlarda "şirketin kötü yönetilmesi ve ortaklar arasında ciddi anlaşmazlıklar bulunması”, “fiili veya manevi güç veya baskı uygulanması", "ortaklar arasında güven ilişkisinin zedelenmesi”, “ortakların bir araya gelemeyecek derecede husumetin oluşması” ortaklıktan çıkmak açısından haklı sebep olarak örnek olarak sayılmıştır.
Bu açıklamalar ışığında davacının çıkma istemi şirketin gayri faal olması, ortakların bir araya gelmesinin mümkün olmadığı, şirketin vergi borçlarının olduğu, kendisinin yıllardır bunları ödediği ancak diğer ortağın --------- yaşamadığı ve yetkilisi olduğu şirketle ilgilenmediği hususlarına dayandırılmış, haklı sebeple şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesi, bu mümkün değilse şirketin feshi istenmiştir. Davacının iddialarının somutlaşması için Vergi ve ----------- müzekkere yazılmış, gelen cevaplardan 230.538,70 TL vergi aslı, 410.569,40 TL gecikme cezası olduğu anlaşılmıştır. Yine yazı cevabından gayri faal olduğu anlaşılmaktadır.Bir muhasip bilirkişi görevlendirilmiş, bilirkişi 10/12/2024 tarihli raporunda şirketin ticari bir faaliyetinin olmadığını, 12/11/2018 tarihinden bu yana yetkilisinin olmadığını, şirketin son tescilini 25/08/2014 tarihinde yaptırdığını, davacının %8, dava dışı yetkili --------- %92 oranında paydaş olduğunu, ortakların bir araya gelemediğini ve davacının çıkma isteminin haklı görüldüğünü, bu mümkün olmazsa davacının fesih isteminin de koşullarının mevcut olduğunu mütalaa etmiştir.Bilirkişi raporu taraflara tebliğ olmuş, itiraz eden olmamıştır. Eldeki dava, dava dışı ----------- de (23/10/2024 tarihli tebliğle) ihbar edilmiş ancak duruşmalara katılım olmamış, beyan sunulmamıştır. Tüm dosya kapsamından ortaklar arasında bir araya gelme imkanının kalmadığı, devam eden ticari bir faaliyetin olmadığı, şirketin tek ortaklı olarak devamında yasal bir sakınca olmadığı, ortakların tekrar aynı faaliyet amacı ile bir araya gelme ihtimallerinin de olmadığı, her hangi bir karlılığın olmadığı, davacının çıkma taleplerinin haklı olduğu kanaatine varılmış, davacının ilk talebi olan çıkma istemi yerinde görülmüştür.Hemen belirtilmelidir ki, ortak tarafından açılan haklı sebebe dayalı çıkma davasında davacının ortaklık sıfatının kararın kesinleştiği tarihe kadar devam etmesi gerekmektedir. Zira haklı sebebe dayalı çıkma davasında verilen çıkma kararı, sonuçlarını kararın kesinleştiği tarih itibariyle doğuracağından davacının bu tarihte ortak olması gerekmektedir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜNE;
2-Davacı ...’un davalı ---------- sicil numurası ile kayıtlı ...'nin ortaklığından çıkmasına izin verilmesine;
3-Davacının ortaklıktan çıkma payı talebi bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
4-Karar kesinleştiğinde bir suretinin ---------Ticaret Sicili Müdürlüğüne bildirilmesine,
5-Alınması gerekli 615,40-TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 427,60-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 187,80-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
6-Davacı tarafından dava açılırken yatırılan 427,60-TL başvurma harcı, 427,60-TL peşin harcın toplamı olan 855,20-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından sarfedilen toplam 6.440,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
9-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştikten sonra talep halinde yatırana iadesine,
10-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T.ye göre hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere e duruşma ile bağlanan davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda oy birliği ile verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 05/02/2025