T.C. İstanbul Anadolu 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2021/421 Esas
KARAR NO: 2024/825
DAVA: İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 16/06/2021
KARAR TARİHİ: 22/10/2024
Mahkememizde görülmekte olan İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 2014 yılında kurulan ----------- Şirketi' nin kurucu ortağı ve diğer ortak ---------- ile birlikte şirket müdürü olduğunu, söz konusu şirketin müvekkilinin de ortağı olduğu dönemde, finansman ihtiyacını karşılamak üzere, davalı ----------Bankası ile kredi ilişkisine girdiğini , şirkete 200.000.-TL kredi limiti tahsis edildiğini , müvekkilinin söz konusu Genel Kredi Sözleşmesine kefil olduğunu ve sözleşme kapsamında düzenlenen 03.06.2015 tanzim tarihli ve 200.000. TL bedelli bonoyu imzaladığını, söz konusu Genel Kredi Sözleşmesi kapsamında o dönemde kullandırılan kredilerin ödendiğini, müvekkilinin ----------Noterliği'nin 15.02.2017 tarih ve --------- sayılı hisse devir sözleşmesi ile şirketteki tüm hisselerini diğer ortak ---------- devrederek şirket ortaklığından ve şirket müdürlüğünden ayrıldığını, bu hususun --------- 27.02.217 tarih, ------- Sayılı -------- Sayfa' da yayınlandığını, müvekkilinin ortaklığı döneminde kullandırılan kredilerin ödenmiş olduğu , müvekkilinin şirket ortaklığından ayrıldığı tarihte --------- Şirketi' nin davalı bankaya herhangi bir borç ve sorumluluğunun kalmadığını, bu bağlamda munzam olarak alınan senedin iadesi gerekirken, müvekkilinin sehven senet iadesini istemediğini , senedin bankada kaldığını, müvekkilinin ortaklıktan ayrıldığı 15.02.2017 tarihi sonrasında kullandırılan (yeni Genel Kredi Sözleşmesine konu) kredilerin ödenmemesi sebebi ile davalı bankanın, daha önceden almış olduğu ve müvekkilinin de imzası bulunan munzam senede 13.07.2020 tarihini yazarak ----------- D.İş Sayılı dosyasından İhtiyati Haciz Kararı aldığını ve ------- E. Sayılı dosyası ile icra takibine başlandığını bu icra dosyasından müvekkilinin hesaplarının bulunduğu bankalara gönderdiği haciz ihbarnamelerine istinaden işlenen blokeler sebebi ile icra dosya borcunu müvekkili tarafından borçlu olmadığı halde ödendiğini, kredi ilişkisinin 03.06.2015 tarihinde başlamış olması, o tarihlerde kullanılan kredilerin ödenmiş olması, müvekkilinin 15.02.2017 tarihi itibarı ile şirket ortaklığından ayrılmış olması ve takibe konu bono üzerinde 13.07.2020 vade tarihi yazılmış olması hususları değerlendirildiğinde de senedin bedelsiz olduğunu açıklanan nedenlerle davanın kabulü ile müvekkilinin borçlu olmadığı halde ödemek zorunda kaldığı 210.000.-TL’nin ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte istirdatına, davalı bankanın %40' tan aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının müvekkili ----------Ş.den kullanmış olduğu kredinin geri ödenmemesi sebebiyle müvekkili ile akdettiği genel kredi sözleşmesinde de belirtilen alacağın tazmini amacıyla müvekkiline tevdi edilen bonoya istinaden ----------- İcra Müdürlüğünün ----------- Esas sayılı dosyasından kambiyo senetlerine mahsus yolla icra takibine geçildiğini, davacının icra takibine başlanılmasından sonra müvekkili bankaya dosya borcunu haricen ödemiş olup dosyanın işlemden kaldırıldığını, davacı tarafın ödenen borcun davacı tarafça kefil sıfatıyla imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi kapsamında olan borç olduğunu , sözleşme kapsamında kullanılan kredilerin borçlularca ödenmemesi üzerine kredilerin teminatı olarak alınan bononun icra takibine konulduğunu ve takip neticesinde tahsilat yapıldığını, icra takibi ve banka kayıtları incelendiğinde görüleceği üzere müvekkili bankanın haksız para talebinde bulunduğu hususu ciddiye dahi alınmaması gereken iddialardan başka bir şey olmadığını, yasal takibe konu edilen bono incelendiğinde TTK uyarınca aranan tüm şekil şartlarına haiz olup davacı---------- tarafından bilgisi dahilinde imzalandığını, bankacılık gibi önemli bir faaliyet alanında kredi çeken müşterilerin borcu ödemesine rağmen sehven senedi iade almayı unuttuğu iddiası ticari hayatın olağan akışına aykırı olup davacı borçtan kaçmak için söz konusu davayı ikame ettiğini açıklanan nedenlerle davanın reddine, yargılama giderlerinin ve ücreti vekaletin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Genel Kredi Sözleşmesi: Dava dışı Asıl borçlu Firma ----------- Şti. ile Davalı Banka arasında ; 03.06.2015 Tarihli Genel Kredi Sözleşmesi (GKS) akdedilmiş olup, sözleşme kapsamında 250.000,00 TL limitli, kredi açılması için taraflar anlaşmaya varmıştır. İmzalanan Genel Kredi Sözleşmesini Davacı ------- ve Dava dışı --------- 250.000 TL müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladıkları,Taraflar arasında akdedilen sözleşmelere istinaden, Banka tarafından Dava dışı firma adına banka sistemlerinde Kuyubaşı şubesinde, Vadesiz hesap açıldığı ve ticari kredi ürünleri kullandırımı yapıldığı, anlaşılmaktadır.
Bono: Dava konusu olup dosyaya sunulan 03.06.2015 tarihinde tanzim edilmiş, 13.07.2020 vade tarihli, Emre Muharrer Senet üzerinde Ödeyecek Borçlu olarak; --------- Şti., -------- ve Dava dışı --------- imzalarının olduğu, görülmüştür. İcra Takibi: Davalı banka,----------- İCRA DAİRESİ ----------- E. sayılı dosyası ile; 1- ----------, 2- ---------- Şirketi, 3- ------- Şti., --------, ---------- 183.000,00 TL Asıl Alacak 275,75 TL İşlemiş Faiz 549,00 TL Komisyon 183.824,75 TL Toplam Alacağın tahsili tarihine kadar 9613,75 avans faizi masraf ve vekalet ücreti ile tahsili, kısmi ödemelerde BK.100 e göre yapılmasını talep ederim. 200.000,00 TL Miktarlı 03/06/2015 Tanzim Tarihli, 13/07/2020 Vade Tarihli Senet için Kambiyo senetlerine (çek, poliçe ve emre muharrer senet) özgü haciz yolu ile yapılacak takipte ödeme emri ile Örnek No:10 ile 17.07.2020 tarihinde takibe geçtiği, görülmüştür.Bilirkişi Raporu: Mahkememizce alınan 22/09/2023 tarihli raporun sonuç kısmında,"Dava dışı Asıl borçlu Firma ------------ Şti. ile Davalı Banka arasında 03.06.2015 Tarihli Genel Kredi Sözleşmesi (GKS) akdedilmiş olup, sözleşme kapsamında 250.000,00 TL limitli, kredi açılması için taraflar anlaşmaya vardığı, İmzalanan Genel Kredi Sözleşmesini Davacı --------- ve Dava dışı --------- 250.000 TL müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladıkları, Taraflar arasında akdedilen sözleşmelere istinaden, Banka tarafından Dava dışı firma adına banka sistemlerinde --------- şubesinde, Vadesiz hesap açıldığı ve ticari kredi ürünleri kullandırımı yapıldığı, incelemelerimizden anlaşılmaktadır.
Dava konusu olup dosyaya sunulan 03.06.2015 tarihinde tanzim edilmiş, 13.07.2020 vade tarihli,Emre Muharrer Senet üzerinde Ödeyecek Borçlu olarak; --------- Şti.--------- ve Dava dışı ---------- imzalarının olduğu,Davalı bankanın ----------- İCRA DAİRESİ --------- E. sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile 17.07.2020 tarihinde takibe geçtiği, takip dayanağının incelenen bono olduğu, bu bonoda davacının müşterek borçlu olarak borç altına girdiğinin anlaşıldığı, davacı tarafından yapılan--------- Esas -------- Asliye Ticaret Mahkemesi Bilirkişi Heyet Raporudur. ödemelerin bu bonoya istinaden ve temel ilişki bakımından genel kredi sözleşmesinden doğan dava dışı banka borcunu ortadan kaldırma amacıyla yapıldığı, Yapılan mali değerlendirme neticesinde: Dava dışı Asıl borçlu firmanın bankadan kullandığı ürünler için Davacı Bankanın KEFİL’den 129.896,18 TL alacaklı olduğu, Davalı bankanın takip tarihinden itibaren borç tamamen ödeninceye kadar takipte yıllık % 13,75 Reeskont faizi ve faizin gider vergisini talep edebileceği, Davacı tarafından takip sonrası farklı tarihlerde 4 seferde toplam 210.000 TL ödeme yaptığı, yapılan ödemeler dikkate alınarak yapılan hesaplamada bankanın kefilden 78.542,82 TL fazla tahsilat yaptığı, Dosyada yer alan bilgiler ışığında, ihtiyati hacız kararı ile icra takibinden kaynaklanan, harç, masraf ve vekalet ücretlerine yönelik hesaplama neticesi 31.582,18 TL alacak tahsilatının bu kapsamda değerlendirilebileceği, bu haliyle 78.542,82 – 31.582,18 = 46.960,64 TL fazla ödemenin bulunduğu"
Yönünde görüş bildirmiştir.Dava; hukuki niteliği itibariyle davacının Genel Kredi Sözleşmesine kefalet nedeniyle ödenen bononun bedelinin istirdatı davasıdır.
TBK.nun 589.maddesi uyarınca kefil, asıl borcun yanı sıra asıl borçlunun kusur veya temerrüdünün yasal sonuçlarından ancak kefalet limiti ile sorumludur. TBK'nu 586/1. fkrası uyarınca kefil, müteselsil kefil sıfatıyla yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse, alacaklı borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir, bunun için muaccel olmuş esas borcun ifa edilmemiş olması ve esas borçlunun ihtar edilmesi yeterlidir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir."“Sorumluluğun kapsamı” başlıklı TBK m. 589 hükmü şöyledir:
“Kefil, her durumda kefalet sözleşmesinde belirtilen azami miktara kadar sorumludur.
Aksi sözleşmede kararlaştırılmamışsa kefil, belirtilen azami miktarla sınırlı olmak üzere, aşağıdakilerden sorumludur:
1. Asıl borç ile borçlunun kusur veya temerrüdünün yasal sonuçları.
2. Alacaklının, kefile, onun borcu ödeyerek yapılmalarını önleyebileceği uygun bir zaman önce
bildirmesi koşuluyla, borçluya karşı yönelttiği takip ve davaların masrafları ile gerektiğinde rehinlerin kefile tesliminin ve rehin haklarının devrinin sebep olduğu masraflar.
3. İşlemiş bir yıllık ve işlemekte olan yıla ait akdi faizler ile gerektiğinde tahvil karşılığında ödünç verilen anaparanın işlemiş bir yıllık ve işlemekte olan yıla ait faizleri.
“Kefaletten dönme” başlıklı TBK m. 599/1 hükmü şöyledir: “Gelecekte doğacak bir borca kefalette, borçlunun borcun doğumundan önceki mali durumu, kefalet sözleşmesinin yapılmasından sonra önemli ölçüde bozulmuşsa veya mali durumunun, kefalet sırasında kefilin iyiniyetle varsaydığından çok daha kötü olduğu ortaya çıkmışsa, kefil alacaklıya yazılı bir bildirimde bulunarak, borç doğmadığı sürece her zaman kefalet sözleşmesinden dönebilir.”Tüm Dosya Kapsamına göre; Dava dışı Asıl borçlu Firma --------- Şti. ile Davalı Banka arasında 03.06.2015 Tarihli Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiği, sözleşme kapsamında 250.000,00 TL limitli, kredi açılması için taraflar anlaşmaya vardığı, İmzalanan Genel Kredi Sözleşmesini Davacı --------- ve Dava dışı-------- 250.000 TL müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladıkları, Taraflar arasında akdedilen sözleşmelere istinaden, Banka tarafından Dava dışı firma adına banka sistemlerinde ---------- şubesinde, Vadesiz hesap açıldığı ve ticari kredi ürünleri kullandırımı yapıldığı anlaşılmıştır. Taraflar arasında akdedilen sözleşmelere istinaden dava dışı Asıl borçlu firmaya Borçlu Cari Hesap kredisi, Taksitli Ticari Kredi kullandırıldığı, kredili mevduat hesabı (KMH) ve Çek karnesi tahsis edildiği, Banka alacakları için 17.07.2020 tarihinde bono/senet üzerinden takibine geçtiği, 13.07.2020 Bono vadesine kadar kullandırılan kredilerin Akdi ve Temerrüt faizinin; 17.07.2020 Takip tarihi itibariyle Ticari Taksitli Krediler kaynaklı banka alacağı toplam 93.236,25 TL olduğu,Dava dışı asıl borçlu hesabına Kredili Mevduat Hesabı tanımlandığı, hesap hareketlerinde Kredili Mevduat Hesabının 02.07.2020 tarihinde hesaba yapılan son işlem itibariyle bakiyesi 10.498,95 TL olduğu, bu tarihten takip tarihine kadar hesapta hareket olmadığı,17.07.2020 takip tarihi itibariyle banka alacağı; toplam10.632,57 TL olduğu, Bankalar, 5941 sayılı Çek Kanunu çerçevesinde Çek kullandırdıkları müşterilerinin keşide etmiş oldukları ancak karşılığı bulunmayan veya yetersiz kalan her bir Çek yaprağı için, keşideci dışındaki hamile, kanunun 3. Maddesi gereği, her yıl --------- tarafından belirlenen miktarlarda ödeme yapmak zorunda oldukları, Her bir çek başına belirlenen bu yasal garanti miktarı davaya konu 2019 yılı için 2.030 TL, 2020 yılı için 2.225,00 TL olarak belirlenmiştir olduğu, Çekin Garanti Bedelinin Bankadan Talep Edilebilmesi için, çekin yasal süresi içerisinde muhatap bankaya ibraz edilmesi ve karşılığının bulunmaması gerektiği, Davaya konu olan Çek Hesabında, zorunlu karşılık tutarı ödenen 11 adet Çek bulunduğu, bankanın ödemiş olduğu bu meblağı ödemiş olduğu tarihten itibaren davalılardan Anapara ve Temerrüt faizi ile birlikte talep hakkının oluştuğu, ödenen Çek yasal garanti bedeli ve ödeme tarihinden itibaren işleyen temerrüt, reeskont faizi ile Takip tarihi itibariyle banka alacağı; toplam 26.045,10TL olarak hesaplandığı,
Davalı Asıl borçlu firma ve Davalı kefilden, bankaya iade edilmemiş Çek yaprakları için 37.630,00 TL depo talebinde bulunduğu, Davalı kefil, imzalamış olduğu sözleşmedeki kefalet limitleri ile sorumludur. Kefilin kefalet limitleri ile sorumluluğunun doğduğu an temerrüt tarihidir. Banka tarafından ödeme yapılmayan Gayri Nakdi Meri Risk tutarı için Kefil'den depo talebinin uygun olmadığı kabul edilmiştir.Davacı Kefil --------- tarafından, Dava dışı Asıl borçlu firma ----------- TL hesabına 22.07.2020 tarihinde 52.500,00 TL, 21.08.2020 tarihinde 52.500,00 TL, 25.09.2020 tarihinde 52.500,00 TL, 23.10.2020 tarihinde 52.500,00 TL, olarak, farklı tarih ve tutarlarda 4 adet Toplam 210.000,00-TL para girişi olduğunun görüldüğü, takip sonrasında yapılan son ödeme itibariyle banka alacağının ise, 17.07.2020 Takip tarihi itibariyle bulunan banka alacağına banka talebi gibi %13,75 faiz işletildiğinde ve takip sonrasında davacı tarafından yapılan ödemeler ödeme tarihinde bulunan tutardan TBK 100'e göre düşüldüğünde, davacı tarafından yapılan son ödeme 23.10.2020 tarihi itibariyle davacının 78.542,82 TL fazla ödeme yaptığının anlaşıldığı, Taraflar arasında kurulan dört sözleşme kapsamında davalının kefalet limiti 250.000,00-TL olduğu, Sözleşmede açıkça kararlaştırılmamışsa kefil, borçlunun sadece kefalet sözleşmesinin kurulmasından sonraki borçlarından sorumlu olduğu, " Kefilin, asıl borç ilişkisinin hükümsüz hâle gelmesinin sebep olduğu zarardan ve ceza koşulundan sorumlu olacağına ilişkin anlaşmalar kesin olarak hükümsüzdür.” maddesinin düzenlenmiş olduğu, Davacı kefil tarafından dosyaya sunulan alacaklıya bildirilen yazılı kefillikten ayrılma bildiriminin bulunmadığı, dava dışı firma ile davalı banka arasında 03.06.2015 tarihinden sonra imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi görülmediğinden, 03.06.2015 tarihli sözleşmenin takip tarihi itibariyle geçerli olduğu anlaşılmaktadır.Davacı vekilinin dava konusu bononun bankada kullandırılan kredilerin teminatını teşkil etmek üzere bono alındığını ileri sürdüğü, Taraflar arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi Madde 4.7 Teminat olarak verilmiş olan senetlerin vadeleri henüz gelmemiş bulunsa bile banka, alacağının kısmen veya muacceliyet kazanması halinde her zaman Müşteri'ye karşı haciz veya İflas yolu ile takibe geçebilir. Ayrıca Banka muaccel olsun veya olmasın her türlü alacağı için İhtiyati haciz veya ihtiyati tedbir kararı alabilir ve uygulatabilir. Müşteri bu hususlara hiçbir itirazı olmayacağını kabul ve taahhüt eder." şeklinde düzenlendiği, Kambiyo senedini düzenleyenin ve senet üzerinde aval verenler ile banka ile yapılan genel kredi sözleşmesindeki tarafların aynı olduğu gibi yine bono üzerindeki düzenleme tarihi ile genel kredi sözleşmesinin tarihinin de aynı olduğu görüldüğünden mahkememizce bononun teminat için verildiği kabul edilmiştir. Dava konusu 03.06.2015 tarihinde tanzim edilmiş, 13.07.2020 vade tarihli, Emre Muharrer Senet üzerinde Ödeyecek Borçlu olarak; --------- Şti., --------- ve Dava dışı --------- imzalarının olduğu, Davalı bankanın --------- İcra Dairesi --------- E. sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile 17.07.2020 tarihinde takibe geçtiği, takip dayanağının incelenen bono olduğu, bu bonoda davacının müşterek borçlu olarak borç altına girdiğinin anlaşıldığı, davacı tarafından yapılan ödemelerin bu bonoya istinaden ve temel ilişki bakımından genel kredi sözleşmesinden doğan dava dışı banka borcunu ortadan kaldırma amacıyla yapıldığı,Dava dışı Asıl borçlu firmanın bankadan kullandığı ürünler için davacı bankanın kefilden 129.896,18 .TL alacaklı olduğu, davalı bankanın takip tarihinden itibaren borç tamamen ödeninceye kadar takipte yıllık % 13,75 Reeskont faizi ve faizin gider vergisini talep edebileceği, ihtiyati hacız kararı ile icra takibinden kaynaklanan, harç, masraf ve vekalet ücretlerine yönelik hesaplama neticesi 31.582,18 TL alacak tahsilatının bu kapsamda değerlendirilebileceği, bu haliyle 78.542,82 — 31.582,18 = 46.960,64 TL fazla ödemenin bulunduğu, Davaya konu, -------- İcra Müdürlüğünün --------- Esas sayılı dosyasında; Dosyada başvuru sırasında alınan harçların: Başvurma Harcı: 54,40 TL, Peşin Harç: 919,12 TL, Vekalet Suret Harcı: 7,80 TL olmak üzere Toplam : 981,32 TL olduğu,İhtiyati Haciz kararından 151,80 TL harç alacağı bunulduğu, bunun ödeme emrine işlenmediği, harici tahsil edilen miktarların icra dosyasına bildirilerek tahsil harcı ödenmediğinin anlaşıldığı, İcra takibine geçen alacaklı tarafından borçludan haricen tahsilat gerçekleştirilmişse, söz konusu tahsilatın icra müdürlüklerine bildirilmesi ve buna bağlı olarak tahsil harcı ödenmesi gerekeceği, Harçlar Kanunu’nda :"İcra takibinden vazgeçme: Madde 23 – Her ne sebep ve suretle olursa olsun, icra takibinden vazgeçildiğinin zabıtnameye yazılması için vazgeçilen miktara ait tahsil harcının yarısı alınır. Ancak haczedilen mal satılıp paraya çevrildikten sonra vazgeçilirse tahsil harcı tam olarak alınır." Aynı Kanunun 28. Maddesinde harcın on beş gün içinde ödeneceği belirtildiği, Ancak alacaklı tarafından icra dosyasına bildirimde bulunulmadığından, söz kousu harcın ödenmediği görüldüğü, bu miktarın davalıya yansıtılması olanağı bulunmadığı, belirtilen gerekçe ile harici tahsil edilen bedelden dolayı davalının davacıya başvurma ve fazla aldığı bedelden söz konusu harcı mahsup etme imkanının olmadığı kabul edilmiş, Davacının 46.960,64-TL fazladan ödemeyi talep edebileceği anlaşılmakla davacının davasının kısmen kabulüne; 46.960,64 TL' nin son ödeme tarihinde 23.10.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacının ispatlanamayan Kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KISMEN KABULÜ ile;
1-46.960,64 TL' nin 23.10.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Fazlaya ilişkin talebin Reddine,
2- Davacının ispatlanamayan Kötü niyet tazminatı talebinin reddine,
3-Alınması gereken 3.207,88-TL harcın davacı tarafından peşin olarak yatırılan 3.586,28-TL harçtan mahsubu ile artan 378,40-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
4-Davacı tarafından yatırılan 3.207,88-TL peşin harç, 59,30-TL başvuru harcı olmak üzere toplam 3.267,18-TL harç giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından harç dışında harcanan 9.101,20-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan (%22,36 Kabul, %77,64 Ret) 2.035,02-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafça masraf yapılmadığında bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
9-6325 Sayılı Kanun'un 18-A/13. bendi uyarınca ----------- tarafından karşılanan 3.120,00-TL zorunlu arabuluculuk ücretinin kabul ret oranına göre hesaplanan 697,63-TL'sinin davalıdan 2.422,37-TL'sinin davacıdan alınarak Hazineye gelir olarak kaydedilmesine,
10-Tarafların artan gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde kendilerine iadesine,
Dair, Gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalı vekilinin yokluğunda verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 22/10/2024