T.C. İstanbul Anadolu 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/54
KARAR NO : 2026/404
DAVA : Ticari Şirket (Bilgi Alma Ve İnceleme Hakkı İhlali)
DAVA TARİHİ : 19/01/2026
KARAR TARİHİ : 04/05/2026
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Bilgi Alma Ve İnceleme Hakkı İhlali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA, SAVUNMA ve DOSYA KAPSAMI:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ---- Şirketi' nin eski yönetim kurulu üyesi ve ortağı olan davacının, şirkette gerçekleştirdiğini iddia ettiği usulsüz para aktarımları ve fiktif işlemler nedeniyle şahsen 300 milyon TL' yi aşan bir kamu borcu yüküyle karşı karşıya kalması üzerine; Türk Ticaret Kanunu' nun 392. Maddesi uyarınca engellenen bilgi alma ve inceleme hakkını kullanmak amacıyla, şirketin tüm ticari defter belge ve mali kayıtlarının incelenmek belgelerinin, mali denetim raporlarının, bilançosunun, elde bulunan nihai ürünlerin ve stok miktarlarını gösteren verilerin, alacaklı olunan şirket ve sözleşme kayıtlarının, cari alacak kayıtlarının, şirketin mal varlığına ilişkin bilgi ve belgelerin, mali yükümlülüklerin, diğer kamu kuruluşları ile olan ilişkilerini gösteren belgelerin, şirketin aktif ve pasifini gösteren belgelerin, iştirak, müşteri, bayi, tedarikçi, temsilci ve acentelerin, mevcut sözleşmelerin, raporların, taslakların, toplantı notlarının ve sair tüm diğer ticari kayıtların bilgi ve belge alma hakkı kapsamında tarafımıza birer nüshalarının alınmasına ve inceleme yapılmasını dava ve talep etmiştir.
Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; Davanın daha önce dava ehliyeti yokluğu nedeniyle usulden reddedilmesi gerektiğini savunduğunu, savunmanın temel dayanağının Türk Ticaret Kanunu' nun 392. Maddesinin bilgi alma hakkını sadece görevde olan yönetim kurulu üyelerine tanıması olduğunu, davacının üyeliğinin ise 18 Kasım 2024 tarihli ----- ilanıyla resmen sona erdiğini, davalı taraf; davacının eski üye sıfatıyla bu özel hakka sahip olmadığını, ayrıca hangi belgeleri ne amaçla incelmek istediğinin belirsiz olduğunun ileri sürdüğünü, şirket vekili; talep edilen belgelerin "100 metrekarelik bir depoyu dolduracak kadar" devasa boyutta olduğunu, bunların bu şekilde tesliminin şirketin ticari hayatını felç edeceğini ve davacının bu incelemede hukuki bir yararının bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE :
Dava, davacının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 392. maddesi uyarınca davalı şirkete yönelik bilgi alma ve inceleme hakkının tesisi istemine ilişkindir.
Davacı, TTK.nun 392. Maddesine göre davalı şirkette yönetim kurulu üyesi sıfatıyla şirketin iş ve işlemleri hakkında bilgi alma ve inceleme talebinde bulunduğunu, şirkete çektiği ihtarın da sonuçsuz kaldığını ileri sürerek mahkeme aracılığıyla bilgi alma ve inceleme hakkının tesisini talep etmiştir.Davalı şirket ise davacının talebinin yasal koşulları taşımadığını, artık yönetim kurulu üyesi olmadığı için talebin reddi gerektiğini savunmuştur.6102 sayılı TTK'nın 392. maddesi uyarınca bilgi alma ve inceleme hakkı, münhasıran yönetim kurulu üyelerine tanınmış bir haktır. Bu hak, yönetim kurulu üyesinin şirket yönetimine etkin şekilde katılabilmesi ve görevini gereği gibi yerine getirebilmesi amacıyla düzenlenmiş olup, üyelik sıfatının devamına bağlıdır. Dolayısıyla bu hak, eski yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya üçüncü kişiler tarafından ileri sürülemez.Bunun yanında TTK m. 392/3 ve 392/4 hükümlerine göre, yönetim kurulu üyesinin mahkemeye başvurabilmesi için öncelikle yönetim kurulu başkanına başvurması, bu istemin reddedilmesi halinde konunun iki gün içinde yönetim kuruluna getirilmesi ve kurul tarafından da istemin reddedilmesi yahut sonuçsuz bırakılması gerekir. Bu usul, kanunda özel ve zorunlu bir başvuru yolu olarak düzenlenmiştir. Şirket içi başvuru yolları tüketilmeden doğrudan mahkemeye başvurulması mümkün değildir.Somut olayda sicil kayıtlarından davacının davalı şirketteki yönetim kurulu üyeliğinin 18/11/2024 tarihi itibarıyla sona erdiği anlaşılmaktadır. Bir davada talep hakkının ve dava şartlarının yargılama süresince, en geç hüküm anına kadar mevcut olması gerekir. Davacının yönetim kurulu üyeliği sona erdiğinden, TTK m. 392 kapsamında sahip olduğu bilgi alma ve inceleme talep hakkı da ortadan kalkmıştır. Bu nedenle davacının dava tarihi itibariyle bu dava yönünden aktif dava ehliyeti yoktur.Sonuç olarak, davacının hem yönetim kurulu üyeliğinin sona ermiş olması sebebiyle TTK m. 392 kapsamında aktif dava sıfatı yokluğundan davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın aktif husumet yokluğundan REDDİNE,
2-Alınması gerekli harç dava açılırken peşin olarak alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
5-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştikten sonra talep halinde yatırana iadesine,
6-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.
Full & Egal Universal Law Academy